Yara

Bir hasar sonucu meydana gelen ve doku bütünlüğünün bozulması yara olarak adlandırılır. Yara debridmanı, ilaç tedavisi, pansuman gibi türüne göre birden fazla tedavi yöntemi vardır

Yara Nedir?

Doku bütünlüğünün bozulması yara olarak adlandırılır. Yara bir hasar sonucu meydana gelir. Doku hasarı sonrası yara iyileşmesi evreleri ile yeni doku oluşturularak hasar onarılmaya çalışılır. Büyüme faktörleri gibi proteinler ve çeşitli hücreler yara iyileşmesinde görevlidir. Yara iyileşmesi doku hasarından sonra saniyeler içinde başlar, yeniden şekillenme ve olgunlaşma evresi aylarca/ yıllarca sürebilir. Yaranın yeri ve boyutu, açık veya kapalı olması, yaranın oluşum nedeni, uygulanan tedavi yöntemi, hastanın yaşı ve genetik faktörler, yara enfeksiyonu yara iyileşmesini etkiler. 

Yara cilt bütünlüğünün bozulup bozulmamasına göre açık ve kapalı yara olarak sınıflandırılabilir. Açık yaralarda kanama ve enfeksiyon riski bulunur. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle yara oluşabilir. Sıcak- soğuk, kimyasal maddeler, travmalar yara oluşumuna yol açabilir. Yara kullanılan aletlere göre delici, kesici, batıcı, ateşli silah yaralanmaları (kurşun yarası) sonucu oluşabilir. Kesici bıçak yarasında olduğu gibi aniden oluşan, akut bir yara olabilir veya yatağa bağımlı hastalarda görülen dekübit ülseri (bası yarası) gibi devam eden/ kronik bir hal alabilir.  

Yaranın akut veya kronik olması uygulanan tedaviyi ve iyileşmeyi etkiler. Yaralanmanın şiddetine bağlı olarak değişmekle birlikte akut bir yara erken ve etkili bir tedaviyle sorunsuz iyileşebilir. Örneğin derinin sadece üst tabakasının bütünlüğünü bozan bir kesik yarası başarılı bir şekilde iyileşir. Kronik yaralar ise devam ettikleri için kişilerin yaşam kalitelerini bozarlar ve kronik yaralar için düzenli bir takip ve tedavi süreci gerekir. 

Yara Tipleri Nelerdir? 

Yara oluşumuna/ devamlılığına göre akut veya kronik nitelikte olabilir. Fiziksel ve kimyasal nedenlerle yara oluşabilir. Sıcak- soğuk, travmalar yara oluşumuna yol açabilir. Yara; travmaya neden olan alete göre ateşli silah yaralanmaları delici, kesici, batıcı, ezici yaralanmalar şeklinde görülebilir. 

Sık görülen yara çeşitlerinden bazıları şunlardır:

  • Kontüzyon (Ezik): Kontüzyon, ezik olarak da bilinen yumuşak doku yaralanmalarıdır. Künt travma sonucu oluşur, cilt bütünlüğü bozulmaz. Travma sonucunda damarlarda hasar oluşur, kan bölgeye yayılır. Bölgede renk değişikliği, morarma görülür; şişlik ve ağrı oluşabilir. Spor sırasındaki yaralanmalar, düşme, tekme gibi darbeler alma kontüzyon oluşum nedenlerindendir. 
  • Abrazyon (Sıyrık): Derinin dış katmanının sürtünme sonucu oluşan cilt yaralarıdır. Derinin dış katmanının bir bölümü soyulmuştur. Düşme ile çocuklarda sık görülür. Çoğunlukla ağrıya neden olur, pembe renklidir. 
  • Laserasyon (Yırtık): Travmatik yaralanmalar (künt travma) sonucunda dokunun yırtılmasıdır. Düzgün bir kesik hattı bulunmayan yaradır. Sinir ve damar köprüleri gözlenebilir.  
  • Termal yara: Donuk ve yanıklar termal yaralar arasında yer alır. Yanıklar şiddetine göre birinci, ikinci ve üçüncü derece yanıklar olarak ayrılabilir. Yanığın kapladığı alan ve şiddetine göre durumun ciddiyetini artabilir. Birinci derece yanıklar derinin üst katmanına etki eder. En hafif yanıklardır, deri kızarmıştır ve ağrılıdır. İkinci derece yanıklarda derinin en üst katmanı ve alt tabakası zarar görmüştür. Deride kızarma ve içi su dolu kabarcıklar görülür. Üçüncü derece yanıklar derinin bütün tabakalarını etkileyen ve hayatı risk edebilecek ciddi yaralanmalardandır. Sinir hasarından dolayı ağrı hissedilmez. Yanık bölgede siyah renkte lekeler olabilir. 
  • Kesik: Kesici / sivri aletler ile oluşan yaradır. Kesici cam, cam eşyalar, çakı, bıçaklar bu yaralanmaya sebep olur. Hafif veya ciddi bir yara oluşabilir. Derin yaralarda damar, sinir, kas, tendon hasarı oluşabilir. 
  • Delinme: Delici, sivri uçlu bıçak, makas, iğne gibi aletlerle oluşan yaradır. Yaralanmanın şiddetine, kesici- delici alete bağlı olarak hafif veya ciddi bir yara oluşabilir. 
  • Bası yarası (Dekübit ülseri): Bası/ basınç yaraları yatağa bağımlı hastalarda görülür. Yatak yarası olarak da anılır. Bası yaralarının sık görüldüğü bölgeler: kemik çıkıntılar, kalça, bacakların arkası, kolların arkası, kürek kemiği, topuk, kuyruk sokumudur. Bası yaraları derecelerine göre birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü evreye ayrılabilir. 1. Evre bası yarası ciltte kızarıklık mevcuttur. Yatağa bağımlı hastaların bakımında kemik çıkıntılar üzerindeki kızarıklıklara dikkat edilmelidir. 2. evre bası yarasında yüzeyelde, yatağı pembe renkte olan ülser bulunur. 3. evre bası yarasında ciltte tam kat kayıp söz konusudur. 4. evre bası yarasında ise tam kat doku kaybı oluşmuştur. Kemik, ve kaslara kadar etkilenim söz konusudur. Bası yarası tedavisi yaranın evrelerine göre zorlaşmaktadır. 3. ve 4. derece bası yaraları hastanın hayatını tehdit edebilir.
  • Diyabetik ayakDiyabet hastalığı sonucu zaman içinde gelişen ayaktaki kronik yara diyabetik ayak olarak adlandırılır. Halk arasında şeker yarası olarak da anılır. Ayak yaraları şeker hastalarında sık görülür. Diyabet hastalarının ayak bakımına, ayakta, ayak parmaklarında yaralara çok dikkat etmesi gereklidir. Küçük yaralar ülserlere dönüşebilir, enfekte olabilir. Bunun neticesinde ayağın ampütasyonu dahi gerekebilir. 
  • Venöz ülserBacak toplardamarlarında yetmezlik sonucu ayak bileği etrafında ve bacakta oluşan yaralardır. Şeker hastalığı, obezite, yaşlılık, kalp yetmezliği venöz ülser oluşma riskini arttıran durumlardandır. Ayak bileğinde, bacak önünde ödem ve kaşıntı gibi belirtileri vardır. Ağrı görülebilir. Çoğunlukla yara kenarı düzensizdir, yara akıntılıdır.
  • Aft: Kırmızı kenarlara sahip içi beyaz, ağrılı yaralardır. Özellikle ağızda çıkan beyaz yaralar vücut direncinin düşmesi, bağışıklık sistemini bozan hastalıklar, hormonal bozukluklar, vitamin ve mineral eksiklikleri sonucunda oluşabilir. Behçet hastalığında ağızda (oral aft) ve genital bölgede aft görülür. 

Yaranin Belirtileri Nelerdir?

Yaradaki belirtiler yaralanmanın şiddetine, yaranın özelliklerine göre hafif veya şiddetli olabilir. Yaralar açık yara, kanama veya çürüklerle kendini belli eder. Ağrı ve ödem birçok yara sonucunda oluşur.  

Yara belirtileri kısaca şöyle sıralanabilir:

  • Çürük (ekimoz): Yaralanma sonucu doku aralığına kan ve sıvı sızması çürüğe (ekimoz) neden olur. Cilt rengi mavi, siyaha döner; ciltte morluk oluşur.
  • Deride açılma / yara kenarlarının açılması: Açık yaralarda deri bütünlüğü bozulmuştur, enfeksiyon riski bulunur. 
  • Kanama: Yaralanma sonucu kan damarları zarar görür ve kanama meydana gelebilir. Derin ve açık yaralarda kanama fazla olabilir.
  • Hematom (kan toplanması/ göllenmesi): Hasar gören kan damarlarından dışarı çıkan kanın doku boşluklarında birikmesidir. Düşme, çarpma, künt yaralanmalar bölgede kan göllenmesine sebep olabilir. 
  • Ödem: Yara çevresinde sıvı birikimi sonucu şişlik, hassasiyet ve ağrı oluşabilir. 
  • Ağrı: Yaralanma sonucunda ağrı sık görülür.

Yaranın Nedenleri (Risk Faktörleri) Nelerdir?

Yara travma, termal etkenler veya hastalıklar sonucu oluşabilir. Diyabet hastaları, yatağa bağımlı hastalar yara gelişimi için daha fazla riskli grupta yer alır.  

  • Yaralayıcı aletler: Delici, kesici, batıcı vb. özellikteki çeşitli aletler yaralanmalara neden olur. Bıçak, makas, jilet, ustra, kırık cam eşyalar yaralanmalara sebep olur. 
  • Isırılma, tırnak yarası: Hayvan ısırıkları hafif veya ciddi yaralanmalara sebep olabilir. Sivri tırnaklar çiziklere sebebiyet verebilir. 
  • Darbe alma, düşme: Vücudun çeşitli bölgelerine alınan darbeler ve yaralanmaya sebep olur. Nörolojik bozukluğu olan kişiler düşme ve bunun sonucunda yaralanma için risk altındadır. 
  • Termal etkenler: Soğuk ve sıcak, donuk ve yanığa sebep olur. 
  • Ameliyat: Ameliyat için gerekli bölgede kesi (insizyon) oluşturulur. Ameliyat yaralarının bakım ve pansumanları ihmal edilmemelidir. 
  • Kronik durumlar: Bazı kronik hastalıklar yaralanma riskini arttırabilir. 

Diyabet hastaları yara iyileşmesi açısından riskli hastalardır. Diyabet hastalarında yaralar geç iyileşir. Hastaların azımsanamayacak bir kısmında diyabetik ayak gelişir. Yatağa veya tekerlekli sandalyeye bağımlı kişiler, yoğun bakım hastaları yatak yaraları için risk altındadır. Mental problemlere sahip kişiler de yaralanmalar açısından daha risklidir. 

Bunların yanı sıra enfeksiyon ve kortizol kullanımı, kanser hastalığında kullanılan ilaçlar, radyasyon, yaşlılık, alkol ve sigara kullanımı yara iyileşmesini olumsuz etkileyen durumlardır.

Yara Teşhisi

Yara teşhisi için hastalık hikayesi alınır, fiziksel muayene yapılarak yara değerlendirilir.   

  • Hastalık hikayesinin alınması: Doktor, kendisine başvuran hastadan hastalık hikayesini alır. Hasta şikayetlerini, bunların ne zaman başladığını, nasıl tetiklediğini doktorla paylaşmalıdır. Hasta hangi besinden şüpheleniyorsa bu besinden ne zaman ve ne kadar yediğini doktora söylemelidir. Alerjik hastalıklara sahip olmak yara için risk faktörlerinden biridir. Bu sebeple hastalar kendilerinin ve ailelerinin alerjik hastalıklarını doktorla paylaşmalıdır. Kullandığı ilaçlar hakkında doktoru bilgilendirmelidir.  
  • Fiziksel muayene: yaranın açık veya kapalı tipte oluşu, şekli, sınırları, boyutu çevresi ve kanama varlığı gözlemlenir. Yaradan sızan sıvı, yaranın kokusu, rengi ve enfeksiyonlu yara olup olmadığı değerlendirilir.  
  • Doppler Ultrasonografi: Venöz ülserlerin teşhisinde doppler ultrasondan sıkça yararlanılır. Bacak damarlarındaki tıkanıklıklar doppler ultrasonla incelenir. 
  • Yara değerlendirme ölçekleri: Özellikle kronik yaraların değerlendirilmesinde yara değerlendirme ölçeklerinden yararlanılabilir. Yara değerlendirme ölçekleri yara iyileşmesinin, yara ve çevresindeki değişiklerin takip edilmesine olanak verir. Yara durumunun değerlendirmesinde kullanılan ölçekler yara tipine uygun olarak da geliştirilmektedir. Örneğin bası yaralarının takibi için bası ülseri iyileşme ölçeği (PUSH), bası ölçeği durum aracı (PSST) gibi ölçeklerden yararlanılmaktadır. 

Yara Tedavisi

Yara tedavisinin amacı yara iyileşmesi sürecini desteklemektir. Yaranın açık veya kapalı, temiz veya enfekte, akut ve kronik olmasına, etkilediği bölgeye ve şiddetine göre çeşitli tedaviler uygulanır.  

Yara için uygulanan bazı tedavi yöntemleri şunlardır:

  • Yara debridmanı: Yara üzerindeki ölü dokuların uzaklaştırılması işlemidir. Enfeksiyon oluşumunu önlemek amacıyla açık yaranın üzeri temizlenir. Abse içeriği, yara kabuğu, deri döküntüleri, iltihaplı dokular vb. ölü dokular debridman ile temizlenir. Amaç yara iyileşmesini hızlandırmaktır.
  • Pansuman/ yara örtüleri: Yara oluşumundan sonra iyileşmeyi desteklemek için pansuman yapılır, yara örtülerinden yararlanılır. Pansuman iyileşme için uygun bir bölge oluşmasına yardımcı olur. Hidrofil pamuk, bandaj, gazlı bezler, sargı bezleri yara tedavisinde kullanılan klasik örtülerdendir. Bunların yanı sıra yaranın özelliklerine göre modern yara örtüleri de tercih edilir. Islak pansumanlar nemli bir bölge sağlayarak iyileşme süreçlerini hızlandırmayı hedefler. Hidrojeller, film, alginat, köpük ve hidrokolloid örtüler yara tedavisinde kullanılır. Gümüş veya iyodin içeren yara örtüleri enfeksiyon riski olan yaralarda kullanılır.
  • İlaç tedavisi: Enfeksiyon riski bulunan yaralarda antibiyotik tedavisi uygulanır. Antibiyotikler enfekte olmuş, iltihaplı yaradaki bakterilerin öldürülmesini sağlar. Delici- batıcı yaralanmalarda, kirli yaralarda tetanoz aşısı uygulanır. 
  • Elektroterapi: Elektroterapi yöntemleri yara iyileşmesini desteklemek ve ağrı ile ödem kontrolünü sağlamak için sıkça kullanılır. Elektromagnetik tedavi, elektrik stimülasyonundan faydalanılan yara iyileşmesi için faydalanılabilir. 
  • Ultrason: Terapatik ultrason ses dalgalarının tedavide kullanılmasıdır. Ultrason kronik, iyileşmeyen yaraların tedavisinde kullanılır. Düşük yoğunluklu ultrason sık uygulanan bir yöntemdir.
  • Lazer: Yara iyileşmesinde ve yara izi tedavisinde lazerden faydalanılır. Özellikle jilet yarası, sivilce yarası gibi istenmeyen izlerin giderilmesi için lazer kullanılır.
  • Fototerapi: Yara bölgesi belli dalga boyundaki ışıkla tedavi edilir. Ultraviyole ışın kullanılır. Bası yarasının tedavisinde fototerapi kullanılabilmektedir.  
  • Ozon tedavisi: Oksijen atomlarından oluşan ozon gazının tedavide kullanılmasına ozon tedavisi denir. Ülserler, bası yarası, yanıklar, enfekte yaralar için ozon tedavisi uygulanabilmektedir. 
  • Hiperbarik oksijen tedavisi: Dokulara taşınan oksijen düzeyini arttırarak yara dokusunun beslenmesini destekler. Kronik yara tedavisinde hiperbarik oksijen tedavisinden yararlanılır. Yara iyileşmesini hızlandırmada destekleyicidir. 
  • Bandaj/ bası çorabı: Venöz ülser bulunan hastalara kompresyon bandajı uygulanır veya bası çorabı önerilir. Bandaj uygulamasıyla veya bası çorabı (varis çorabı) ile uygun kompresyon sağlanır.  
  • Bitkisel yağlar: Yara bakımında aloe vera, sarı kantaron yağı gibi bitkisel yağlardan ve antiseptik özelliğinden dolayı baldan yıllardan beri yararlanılmaktadır. 
  • Yara bakımı: Yara bakımı yara iyileşmesi için oldukça önemlidir. Hastalar pansumanlarını ihmal etmemeli, yara bölgesini temiz tutmalıdır. Kronik yarası olan hastalar, şeker hastaları yara bakımına çok daha fazla özen göstermelidir. Kronik yarası olan hastalara sağlıkçılar yara bakımı eğitimi verirler. Diyabet hastalarının ayak bakımına özen göstermeleri, ayağı sıkan veya yaralayan ayakkabılardan uzak durmaları, ayaklarını sık sık kontrol etmeleri gereklidir. Yatağa bağımlı hastalar ise yatak yarasından korunmak için yatak içinde pozisyonlanmalı ve pozisyonları sık sık değiştirilmelidir. Cildin kuru kalmasını önlemek için nemlendiriciler kullanılmalıdır. Çarşaf katlamalarına dikkat edilmeli, hastayı çekerek hareket ettirmek gibi sürtünmeye yol açacak durumlar önlenmelidir. Kemik çıkıntılardaki kızarıklıklara dikkat edilmelidir. Yatak yarası oluşan hastalarda yatak içindeki pozisyonu normalden daha sık, mümkünse yarım saatte bir değiştirilmelidir. 

Yara Tedavi Edilmezse Ne Gibi Komplikasyonlara Yol Açar?

Doku bütünlüğü bozulduktan sonra yara iyileşmesi süreciyle yeni doku oluşturularak hasar onarılmaya çalışılır. Yara tedavisinin amacı yara iyileşmesi sürecini desteklemektir. Tedavi gerektiren bir yara tedavi edilmezse iyileşme gecikebilir. Açık yaralar enfeksiyon açısından risk oluşturur. Enfeksiyon tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Ağrılı, kötü kokan ve iyileşme belirtileri göstermeyen yaralar tedavi altına alınmalıdır.

Yara hijyenine önem verilmemesi, kirli yaralar, çivi batması gibi durumlar clostridium tetani toksininin bulaşmasına ve tetanoza neden olabilir. Tetanoz vücutta kasılmalarla seyreden ve hayatı tehdit edebilen bir hastalıktır. Bu sebeple özellikle delici yaralanmalar sonucu hastaneye başvuran kişilere tetanoz aşısı uygulanır. Ciltteki yaraların enfekte olmuş hayvanla temas etmesi sonucunda şarbon yarası oluşabilir. Kabarcık şeklinde ve kaşıntılı yaralar görülür.

Yaraların bir kısmı kesici- delici- batıcı alet yaralanmaları sonucu oluşur. Kesici yaralanmalar tendon, damar, sinir hasarına neden olabilir ve tedavi edilmezse fonksiyonal kayıplara yol açabilir.

Kronik yaralar erken dönemde tedavi edilmezse tedavisi daha zor ve uzun olur. Kronik yaralar hastaları sadece fiziksel olarak etkilemez. Aynı zamanda psikolojik ve sosyal olarak da etkiler, yaşam kalitelerini düşürür, ekonomik kayba sebep olabilir. Bazı yaralar ağrılı ve rahatsız edici olabilir. Vajinada, peniste yara, makatta yara, vajina içi veya vajina dudaklarında yaraların birçoğu ağrılıdır ve kişinin yaşam kalitesini düşürür.

Vücuttaki yaralar bazı hastalıklar sonucu oluşabilir, hastalığa işaret edebilir. Başta çıkan yaralar, kafa derisinde/ saç derisinde yara, saç diplerinde kabuk bağlayan yara seboreik dermatit (kepek), egzama gibi hastalıklara işaret edebilir. Ağızda oluşan geçmeyen yaralara dikkat edilmelidir. Dil ucu yarası, dilde beyaz yara, dudak yarası, damak- diş eti yarası gibi yaralar geçmiyorsa, tekrarlıyorsa bir doktora başvurulmalıdır. Bağışıklık sistemini bozan hastalıklar, vitamin ve mineral eksiklikleri, hatalı yeme ve diş fırçalama alışkanlıkları ağızdaki yaralara sebep olabilir. Ayrıca geçmeyen ağız yaraları ve genital bölgede yaralar (aftlar) Behçet hastalığının belirtileri arasında yer alır. Ağız ve boğaz yaraları kansere de işaret edebilir. Rahim ağzı yarası, rahimde yara, mide yarası, yemek borusunda yara, bağırsak yarası ise ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken yaralardır.

Yara İlaçları

Yara için uygun pansuman materyalleriyle pansuman yapılır. Yaranın temizlenmesi için solüsyonlar kullanılabilir. Bunun yanı sıra hastanın ihtiyaçlarına uygun olarak çeşitli ilaçlar reçete edilebilir. 

Yara tedavisinde kullanılan ilaçlardan bazıları şunlardır:

  • Tetanoz aşısı: Delici- batıcı yaralanmalarda, kirli yaralarda tetanoz aşısı uygulanır. 
  • Antibiyotikler: Kontamine olmuş yaralarda, ısırıklarda enfeksiyona karşı antibiyotik tedavisi  uygulanır. Klavulonik asit sık kullanılan antibiyotiklerdendir.
  • Ağrı kesiciler: Yaralanma sonrasında kişiye ağrı kesici ve sedatifler uygulanabilir. 
  • Solüsyonlar: Yara için temizleyici olarak kullanılan solüsyonlar serum fizyolojik, laktatlı ringer ve betadin solüsyonudur. 
  • Nemlendiriciler: Kronik yaraları olan, yatak yarası için risk altında bulunan hastalar cildi uygun nemlendiricilerle nemlendirmelidir.  

Hastalar yara tedavisinde kullanacakları ilaçlar için doktorlarına danışmalı, bilinçsizce ilaç kullanmamalıdır. Bilinçsiz ilaç kullanımının faydadan çok zararı dokunabilir.  

Çocuklarda Yara

Bebekler ve çocuklarda da yaralanmalar oluşabilir. Çocukluk döneminde düşme, oyun sırasında yaralanmalar görülebilir. Sıyrıklar, çizikler, kesikler çocukluk döneminde sık görülen yaralanmalardandır.  

Çocukta yara oluştuğunda kanamanın durması için baskı uygulanmalı, durduysa su altında yara bölgesi yıkanmalıdır. Kanamanın durmaması, derin kesikler, iyileşme belirtileri göstermeyen yaralar, yüksek ateşin eşlik etmesi durumunda bir doktora başvurulmalıdır. 

Yara için Hangi Doktora Gidilir?

Yara açık veya kapalı, temiz veya enfekte, akut ve kronik olmasına, etkilediği bölgeye ve şiddetine göre tedavi edilir. Bu sebeple yara tedavisini yürütecek bölümler de değişiklik göstermektedir.

Geçmeyen yaraların tedavisinde plastik cerrahlar veya dermatologlar yer alır. Enfekte yaraların tedavisinde enfeksiyon hastalıkları uzmanı yer almalıdır. Kas ve tendon yırtığına sebep olan bir kesici alet yaralanmasının tedavisi ortopedi ve travmatoloji branşında uzmanlaşmış bir doktor tarafından yapılır. Kronik yaraların tedavisi ve takibi tek bir branştaki doktordan ziyade plastik cerrah, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, dermatolog gibi birçok branştan hekim ve yara bakım eğitimine sahip sağlıkçılardan oluşan bir ekip tarafından yapılır.    

İyileşme belirtileri göstermeyen, kontrol altına alınamayan, derin kesiler, kanamanın devam ettiği, kirli veya enfekte, fonksiyonel kısıtlılığa sebep olan travmatik yaralar için doktora başvurulmalıdır. Bunun yanı sıra diyabet hastalarının yaraları, yatağa bağımlı hastaların kemik çıkıntılarında oluşan yaralar ihmal edilmemeli ve doktora başvurulmalıdır.

Yaralanma bazen durdurulamayan kanamaya sebep olur ve hayatı tehdit edebilir. Durdurulamayan bir kanama mevcutsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Yara ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yarayı temiz tutmak, yara bakımına önem vermek, pansumanları düzenli yaptırmak dikişli yaranın iyileşmesine yardımcı olur. Bunun yanı sıra sağlıklı beslenmek, bol su içmek, sigaradan ve alkolden uzak durmak da yara iyileşmesini hızlandırır.

Sulanan yara için doktorun önereceği pansumanları düzenli yaptırılmalıdır. Günümüzde akıntının emilmesinde etkili modern pansuman materyalleri bulunmaktadır. Ayrıca sağlıklı yara iyileşmesini destekleyici niteliktedir.