Kalp Yetmezliği

Kalbin vücuda yeterli kanı pompalayamaması durumu kalp yetmezliği ya da kalp yetersizliği olup tedavisi için hastalığa yol açan faktörlerin tedavi edilmesi gerekmektedir

Kalp Yetmezliği Nedir?

Kalp, dolaşım sisteminin merkezi konumunda olan, güçlü kas ve bağ yapısına sahip, yaşam boyu hiç durmadan çalışan, hayati bir organdır. Kalbin, dolayısıyla da dolaşım sisteminin bulunmadığı bir insan yaşamı mümkün değildir. Dolaşım sisteminin esas görevi ise, vücut dokularındaki oksijenden fakir (kirli) kanı akciğere getirip temizlemek ve oksijenden zengin (temiz) kanı ve beraberinde besinleri, proteinleri, mineralleri kısacası vücut için gerekli bütün maddeleri ihtiyacı olan vücut dokularına ulaştırmaktır. Fakat kalbin bu konuda bir dezavantajı vardır ki kalp hücrelerinin sayılarını arttırma yeteneği yoktur. Bu sebepten kısa süreli durumlarda vücutta ihtiyaç artışı olduğunda atım hızını arttırmak, damarları kasarak kalbe dönüşü arttırmak, vücutta fazla su tutmak gibi geçici çözümlerle ihtiyacı karşılayabilir ama uzun süre bunları sürdürmesi mümkün değildir. Kalp yetmezliği de bu nedenle ortaya çıkar.

Kalp yetmezliği ya da kalp yetersizliği, kalbin sonradan edinilen ve ya doğuştan gelen nedenlere bağlı olarak vücudun bu yaşamsal ihtiyaçlarını sağlayamadığı tıbbi bir sendromdur. En sık ortaya çıkan belirtileri nefes darlığı (dispne) ve yorgunluktur.

Çocuklar ve bebekler dahil her yaşta ortaya çıkabilen bir tablodur. Fakat küçük yaşlarda genelde yapısal ve anatomik problemlerden kaynaklanır.

Kalp yetmezliğinin yetişkinlerde ise pek çok sebebi olabilir; geçirilmiş kalp krizleri, tıkalı kalp damarları, hipertansiyon, romatizmal kalp hastalıkları gibi. Tedavisi de aslında altta yatan hastalığın tedavisiyle mümkündür. Bu sağlanamazsa yalnızca semptomları gidermeye yönelik geçici tedaviler uygulanabilir.

Bunların yanı sıra her kalp yetmezliği aynı ciddiyete değildir ve ya aynı ciddiyet düzeyinde kalmaz. Dolayısıyla kalp yetmezliğinin şiddeti de evrelemeye tabi tutulur.

Kalp Yetmezliği Evreleri

  • Evre 1: Hastanın fiziksel aktivitesinde kısıtlama yoktur.
  • Evre 2: Ağır efor sarfederken zorlanma meydana gelir
  • Evre 3: Günlük işleri yaparken ve ya hafif efor sarf ederken zorlanma olur.
  • Evre 4: Hasta istirahat halindeyken bile belirtiler ortaya çıkar.

Kalp yetmezliği, mutlaka tedavi edilmesi gereken çok ciddi bir hastalıktır ve hastaların çoğunda giderek ağırlaşma eğilimi gösterir. Tedaviyi, kontrolleri, ilaçları aksatmamak ve yaşam tarzını hekim önerilerine göre düzenlemek hastalar için yaşamsal öneme sahiptir.

Kalp Yetmezliği Çeşitleri Nelerdir?

Kalp yetmezliği, çeşitli özelliklerine göre 3 farklı kategoride değerlendirilir:

Debiye (kalbin pompaladığı kan miktarı) göre

Düşük debili kalp yetmezliği veya yüksek debili kalp yetmezliği olarak iki çeşittir.

Debi, kalbin 1 dakikada pompaladığı toplam kan miktarıdır.

Yüksek debili kalp yetmezliği: Aslında bir kalp yetmezliği tablosu değildir. Daha doğrusu problem kalbin pompalayamamasından değil vücudun ihtiyacının artmasından kaynaklanır. Belirtileri kalp yetmezliğine benzese de çözümü genel olarak daha basittir. Yüksek debili kalp yetmezliği sebeplerinin bazıları, anemi (kansızlık), hipertiroidi (tiroit hormonu fazlalığı), çeşitli vitaminlerin eksiklikleri ve gebeliktir.

Düşük debili kalp yetmezliği: Gerçek kalp yetersizliklerini kapsayan gruptur. Kalp yeterli kanı pompalayamaz. Sebepleri arasında, koroner arter hastalığı, hipertansiyon, kardiyomyopatiler (kalp kası hastalıkları), kalp kapak hastalıkları ve ya çeşitli anatomik bozukluklar bulunur.

Yetmezliğin Yerine Göre

Sol kalp yetmezliği veya sağ kalp yetmezliği olarak iki çeşittir.

Sol kalp yetmezliği: Kalbin son karıncığının kasılmasında yetersizlik sonucu oluşur ve nefes darlığı, öksürük gibi solunum sistemi semptomlarına sık yol açar. Zamanla sol kalpteki yetersizlik sağ kalbi de etkileyecek ve yetersizliğe götürecektir. En sık sebepleri, koroner arter hastalıkları, hipertansiyon ve kapak hastalıklarıdır.

Sağ kalp yetmezliği: Sağ kalbin pompalama fonksiyonunun bozulması sonu oluşur. En sık görülme sebebi, sol kalbe bağlı bozulmalar ve akciğer hastalıklarıdır. KOAH, yalnızca sağ kalp hastalığı varsa (izole sağ kalp yetmezliği) en sık görülen sebeptir. Semptomları ise daha sistemiktir, vücutta ödem, karın ağrısı, karında asit sıvısı birikimi, bulantı, kusma, sağ üst karında ağrı gibi.

Yetmezliğin Zamanına Göre

Sistolik (kasılma sırasında oluşan) kalp yetmezliği veya diyastolik (gevşeme sırasında oluşan) kalp yetmezliği olarak iki çeşittir.

Sistolik kalp yetmezliği: Kalbin kasılma gücünde azalmaya neden olur. Kapak yetmezlikleri, hipertansiyon, kalp kası hastalıkları gibi sebeplerle oluşur.

Diyastolik kalp yetmezliği: Kalp duvarlarının kalınlaştığı, esnekliğini kaybettiği ve gevşediği sırada yeterince kanı alamadığı durumlarda görülür. Ayrıca sistolik yetmezlikler bir süre sonra diyastolik yetmezliğe de neden olabilir.

Kalp yetmezlikleri bu kategorilerin hepsi içinde bir kısımda yer alır. Yani, örneğin hipertansiyona bağlı kalp yetmezliği düşük debili, sistolik bir sol kalp yetmezliğidir. Buna göre tüm yetmezlikler tüm kategorilerden bir özelliğe sahiptir.

Kalp Yetmezliği Belirtileri Nelerdir?

Kalp yetmezliği belirtileri kalp yetmezliğini ortaya çıkaran sebebe göre değişebilir ve hastalara göre de farklılık gösterebilir.

Fakat genel olarak şu belirtiler en sık görülenlerdir:

  • Yorgunluk, Halsizlik: Yorgunluk ve halsizlik, kalp yetmezliklerinde en sık ortaya çıkan ve en yaygın görülen semptomdur. Neredeyse tüm hastalarda görülür. Başlangıçta daha hafif başlar giderek ağırlaşır. Aynı zamanda halsizlik ve yorgunlukta kalp yetmezliğinde de payı olan anemi de önemli bir rol oynar.
  • Nefes darlığı (dispne): Nefes darlığı da yorgunluk gibi en sık semptomlardan biridir. Hızlı ve derin olmayan nefesler alınır, kalp çarpıntısı eşlik edebilir, boğulma hissi yaşanabilir. Başlangıçta yalnızca ciddi efor sarf edince ortaya çıkar giderek günlük işler esnasında hatta dinlenme konumundayken bile ortaya çıkmaya başlar. Nefes darlığının ortaya çıkış sebebi özellikle sol kalp yetmezliğinden dolayı akciğerlerde oluşan su toplanmasıdır.
  • Baş dönmesi, bayılma: Vücuda pompalanan kanın azlığı bazı hastalarda beyin kanlanmasının da etkilenmesi sonucu baş dönmesine ve bayılmaya sebep olabilir. Ayrıca bu belirtilerin altında da derin bir anemi (kansızlık) olabilir.
  • Ortopne: Oturur pozisyonda yaşanan nefes darlığıdır ve kalp yetmezliğinin biraz daha ileri evrelerinde görülür. Daha dik konuma geçmek ve ya sırta yastık almakla azalır. Sık atlanan bir semptomdur.
  • PND (paroksismal noktürnal dispne): Terim olarak göze ürkütücü ve ender gelebilir fakat kalp yetmezliği hastalarının çok sık deneyimlediği bir belirtidir. Gece hasta uyumak için yatağa yattıktan kısa bir süre sonra ciddi nefes darlığı, boğulur gibi olma hisleriyle telaş içinde uyanır ve pencere açma ihtiyacı duyar. Pencereyi açıp hava alarak ve ayakta durarak yavaş yavaş rahatlar.
  • Gece sık idrara çıkma: Gece uyku esnasında, yatay pozisyonda, böbreklere gün içinde yeterli derecede gidemeyen kan daha fazla gitmeye başlar. Bunun neticesinde böbrekler daha hızlı ve etkin çalışır sonuç olarak daha çok idrar üretir. Hasta da sık sık tuvalete çıkma ihtiyacı hisseder.
  • İdrar miktarında azalma: Böbrek, vücutta en çok kanlanan organlardan biridir. Vücuttaki tüm kan sürekli böbreklerden geçerek süzülür, idrar oluşturulur ve gerekli maddeler tekrar emilerek dolaşıma geri verilir. Kalp yetmezliği ile birlikte böbreklere giden kan miktarı da oldukça azalır ve gün içinde idrar oluşumu azalır. Bu durumda gerekli miktarda su vücuttan atılamaz ve ödem oluşur.
  • El ve ayak parmaklarında siyanoz: El ve ayak parmaklarının uçlarında mavi-mor renk değişikliği olur, buna siyanoz adı verilir. Sebebi oksijen miktarı düşük kanın vücutta birikmesidir.
  • Akciğer ödemi: Akciğerde ödem oluşumu daha çok sol kalp yetmezliklerine bağlı olarak görülen acil bir problemdir. Akciğerler göndermesi gereken kanı kalbe göndermekte zorlanır çünkü kalp de içinde biriken kanı vücuda göndermekte zorlanır. Bu durumda akciğerler şişer ve su toplar ve bu da solunumu oldukça negatif etkiler. Hastalarda ani boğulma hissi, öksürük, ciddi bir nefes darlığı başlar bir an önce müdahale edilmesi gereken çok önemli bir sağlık problemidir.
  • Boyunda dolgunluk: Sistemik (tüm vücutta) meydana gelen toplardamarlarda basınç artışına bağlı olarak boyundaki büyük toplardamarda şişkinlik ve dolgunluk görülür. Dışarıdan gözle görülebilen bir tablodur.
  • Asit: Asit, toplardamarda basınç artışına bağlı olarak vücut sıvılarının damar dışında, karın boşluğunda birikmesi sonucu oluşan şişliktir. Siroz hastalarında da benzer şekilde ve mekanizmada gelişir. Sağ üst karında ağrıya, şişkinliğe, hareket kısıtlılığına neden olabilir.
  • Ödem: Ödem de toplardamarlarda basınç artışı sebebiyle gelişen bir belirtidir. Özellikle alt bacaklarda ve ayaklarda sıvı birikimi olur. Şişlik, ağrı ve hareket kısıtlılığı yaratır.
  • Bulantı, kusma, karında doygunluk hissi: Bağırsaklardan kan toplayan toplardamarlarda daralma sonucu bacaklarda ve karında olduğu gibi ödem meydana gelir. Bağırsaklar şişer, bu da bulantı-kusma ve karında doygunluk, çabuk doyma, şişkinlik, hazımsızlık gibi belirtilere yol açar.

Bu belirtilerden, yorgunluk, halsizlik, baş dönmesi, bayılma, siyanoz, gece sık idrara çıkma, idrar miktarında azalma, kalbin vücuda yetersiz kan pompalamasından ve oksijen dağıtımında eksiklikten kaynaklanır.

Nefes darlığı, ortopne, PND, akciğer ödemi gibi belirtiler, akciğer içindeki kılcal damarlarda ve doğal olarak akciğerlerin tümünde basınç artışı neticesinde ortaya çıkar.

Boyunda dolgunluk, asit birikimi, ödem, bulantı-kusma, dolgunluk hissi ise tüm vücutta toplardamar basıncının artması neticesinde ortaya çıkar.

Kalp Yetmezliği Nedenleri Nelerdir?

Kalp yetmezliğinin pek çok yapısal ve sonradan kazanılmış sebebi olabilir. Bütün kalp yetmezliği tablolarının altında ise ortak olarak kalbin kasılabilme gücünde azalma yatar. Bu sonucu ortaya çıkarabilecek faktörler şunlar olabilir:

  • Koroner arter hastalıkları: Kalbi besleyen damarlarda (koroner arterlerde) yağlı plakların birikimi (ateroskleroz) en sık olmak üzere, koroner damarlarda meydana gelen her türlü tıkanıklık ve daralma koroner arter hastalıkları olarak değerlendirilir. Bunların neticesinde gelişen kalp krizi (myokard infarktüsü) de bir koroner arter hastalığıdır.
  • Kalp kapak hastalıkları: Kalpte 4 adet kapakçık yapısı bulunur. Bunlardan ikisi kalbin karıncıkları ve kulakçıkları arasında (mitral ve triküspit kapaklar), 2si vücuda kan pompalayan büyük damarlar ve kalp arasındadır (aort ve pulmoner kapaklar). Bu kapaklarda yaşanan darlıklar, yetmezlikler ve ya yapısal bozukluklar sonucu kalp daha fazla çalışmak zorunda kalır. Kalp bazı yardımcı mekanizmalarla kapasitesini arttırabilmektedir fakat bunlar kısa süre idare edilebilen mekanizmalardır. Bir süre sonra kalp vücudun ihtiyacını karşılayamaz ve yetmezlik başlar.
  • Hipertansiyon: Hipertansiyon kanın damarlara yaptığı basıncın fazla yükselmesiyle karakterize bir hastalıktır. Vücuttaki tüm damarlara ve çıkış noktaları olan kalbe oldukça zarar veren bir durumdur. Hipertansiyon sınırı yetişkinlerde 140/90’ın ( ya da 14/9) üzerinde olmasıdır.
  • Kardiyomyopati (kalp kası hastalıkları): Genel olarak, kalp kasının, genetik ve ya bir takım hastalıklara bağlı olarak kalınlaşıp esnekliğini yitirerek kan pompalamakta zorlanması ya da kas yapısının yerini sıkı bağ dokusunun aldığı ve kalbin esnemekte, kanı almakta, pompalamakta zorlanması şeklinde seyreden hastalıkların genel adıdır. Vücuda yeterli kan gitmez ve kalp yetmezliği gelişir.
  • Ritm bozuklukları: Kalp ritminde uzun dönemler süren yavaşlama ve ya hızlanmalar da kalpte yetmezlikle sonuçlanabilir.
  • Enfeksiyonlar: Vücutta ortaya çıkan ciddi enfeksiyonlar da yatkınlığı olan kişilerde kalp yetmezliği oluşmasına sebep olabilir.
  • Anemi (kansızlık): Anemi sebebiyle kanda oksijenin miktarı azalır ve kalp bu sebepten daha çok çalışmak zorunda kalır. Bir yerden sonra anemi derinse ve tedavi alınmıyorsa kalp yetmezliği gelişebilir.
  • Metabolik bozukluklar: Tiroit hormonu fazlalığı, B1 vitamini eksikliği, aşırı tuz ve su alımı gibi sebepler farklı mekanizmalarla kalp çalışmasını arttırabilir. Gerçek kalp yetmezliğine sebep olmazlar fakat semptomatik olarak çok benzerler. (yüksek debili kalp yetmezlikleri)
  • Tedaviyi ihmal etme: Kalp yetmezliklerinin diğer hastalıklara bağlı gelişmesi ya da var olan kalp yetmezliklerinin ilerlemesinin en sık görülen sebeplerinden biri de hekim önerilerini uygulamamak ve ilaç tedavilerini yanlış, eksik ve ya düzensiz almaktır. Kalp yetmezliği sonuçları açısından geri dönülmez ve ölümcül olabilir. Tedaviye uyum göstermek her durumda hasta lehine olacaktır.

Kalp Yetmezliği nedir, neden olur, evreleri nelerdir, nasıl anlaşılır ,öldürür mü, ve tedavisi nedir gibi soruların cevabı uzman kalemiyle Uzmandoktor.Net'te

Kalp Yetmezliği için Hangi Doktora Gidilmeli?

Kalp yetmezliği tedavisine teşhis koyan, tedaviye başlayan ve yöneten bölüm Kardiyoloji (Kalp ve Damar Hastalıkları) bölümüdür. Kalp yetmezliği genelde kronikleşen ve uzun süre yönetilmesi gereken, aynı zamanda da yaşamsal risk oluşturan tehlikeli bir hastalıktır. Sebebi bilinemeyen nefes darlığı, daha önce zorlanmadan gerçekleştirilen fiziksel aktiviteler esnasında çabuk yorulma, tükenme belirtileri başta olmak üzere belirtiler başlığında detaylı söz edilenlerden herhangi biri hastada bulunduğu takdirde zaman kaybetmeden bir kardiyolojik muayeneden geçmesi gerekir.

Bunun yanı sıra kalp yetmezliği özellikle ilerlediği takdirde, akciğerleri ve solunum sistemini de etkileyecektir. Dolayısıyla tedaviye Göğüs Hastalıkları bölümü de dahil olabilir hatta ilk teşhisi koyabilir.

Kalp yetmezliği sebebiyle, geçirilecek operasyonlar, müdahaleler olabilir, girişimsel tanı yöntemlerine başvurulması gerekebilir. Bu durumlarda devreye Kalp ve Damar Cerrahisi (Kardiyovasküler Cerrahi) bölümü girer.

Tedaviyi esas yöneten hekim olan kardiyolog gerekli durumlarda sizi gereken bölümlere yönlendirecek ve bilgilendirecektir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
7
0
Makeleyi Paylaşın

Kalp yetmezliği ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Kalp yetmezliği tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabilen bir hastalıktır. Kalp hayatın sürdürülmesi için en önemli organlarımızdan biridir. Bazı hastalarda maalesef tedaviye dirençli olup tedaviye rağmen ilerleyebilir.

Ani gelişen kalp yetmezliklerinin geri dönüşü de kolaydır. Kronik hale geldikçe kalp yapısında meydana gelen bozulmalardan dolayı geri dönüşü zorlaşır. Ayrıca düzeltilebilir anatomik bozukluklar ve ya çeşitli hastalıklardan dolayı oluştuysa geri dönüşü mümkündür. Fakat bu tablolar kalp yetmezliği sebepleri arasında oldukça düşük oranda kalmaktadır.

Kalp yetmezliği yaşlanmayla artış gösteren bir hastalık olması sebebiyle, yaş ilerledikçe eklenen diyabet, hipertansiyon, kalp krizi, kolesterol, böbrek ve karaciğer yetmezlikleri gibi sebepler de hastalığa katkıda bulunur ve ömrü kısaltır.

Kalp yetmezliği teşhisi zor ve zahmetli olan bir hastalık değildir. Çok sık görülmesi sebebiyle hekimler açısından da zorlayıcı değildir. Teşhis koymanın ilk aşaması hastanın şikayetlerini ve tıbbi hikayesini dinlemektir. Ardından fizik muayene yapılır. Kalp yetmezliği şüphesi oluştu ise hasta EKO’ya yönlendirilir. EKO kalp ultrasonudur. Kolay uygulanabilen, anlık görüntü veren oldukça pratik bir yöntemdir. EKO kalbin çalışma performansını ölçer. Normal insanlarda (%70-50) arasında değişen performans değeri (EF) kalp yetmezliğinde genelde %40’ın altındadır. 

Göğüs röntgeni ve solunum fonksiyon testleri ise, akciğer hastalıklarını dışlamak için istenir. Ayrıca röntgende kalbin büyümüş olarak görünmesi de önemli bir bulgudur. 

Çeşitli kan testleri de hastalığın sebebini aydınlatmada ve ya ayırıcı tanı yapmak için kullanılabilir. Bunlardan en önemlisi BNP ölçümüdür. BNP değeri kalp yetmezliğinde artar. Hemogram, hormon testleri, tiroit ölçümleri gibi rutin sayılabilecek değerler de kalp yetmezliği açısından uyarıcı olabilir.

Bunların dışında rutin olarak kalp yetmezliği hastalarına efor testi uygulanmaz fakat ileri aşamalarda evreleme ve nakil kararı vermek için başvurulabilir.

Kalp yetmezliği öksürük yapar. Hem de bu konuda 2 farklı mekanizma çalışır.

Birincisi, hastalığın kendisinden kaynaklanır. Özellikle sol kalp yetmezlikleri akciğer belirtilerine neden olur. Bunların en önemlilerinden biri akciğerde ödem gelişmesidir. Akciğerde ödem geliştikçe nefes darlığı da artar. Ödem aynı zamanda hastada öksürük gelişmesine de neden olur. Öksürükle beraber kan görülmesi de olasılık dahilindedir.

İkinci mekanizma ise tedaviden kaynaklıdır. ACE inhibitörleri adı verilen gruptan bir ilaç kullanılıyorsa (kaptopril, enapril, lizinopril) bu da öksürük sebebi olabilir. Bu ilaçlar vücutta öksürük yapıcı bir maddenin miktarını arttırarak buna sebep olurlar. En sık kullanılan ve en değerli ilaç gruplarından biri olduğu için de hastaların çoğunda tercih edilir. Öksürük ve diğer yan etkiler hasta tarafından tolere edilemiyorsa, ARB grubu ilaçlara geçilebilir. Hekiminize şikayetlerinizi anlattığınız takdirde gereken düzenlemeyi yapacaktır.

Kalp yetmezliği her yaşta görülebilir. Elbette 40 yaşından sonra artar ve 70 yaşından sonra toplumun %15-20'sini hafif ya da belirgin etkileyecek düzeye gelir. Bu bilinen ve insan doğasına uygun bir istatistiktir. Fakat kalp yetmezliği yenidoğan bebeklerde bile görülebilen bir durumdur. Yaştan çok yetmezliğe zemin hazırlayan faktörler etkilidir.

Kalp yetmezliği çok nadir durumlarda geçici olabilir. Bebeklerde ve çocuklarda görülen damar yapısı bozuklukları, kapak bozuklukları, kalpte delik olması gibi sebeplere bağlı geliştiyse düzelebilir. Gebelik içinde oluşan peripartum kardiyomyopati de hastaların önemli bir kısmında kendiliğinden düzelir.

Fakat maalesef çoğu durumda kalp yetmezliği kalıcı hale gelmekte ve ilerlemektedir. Geçmesinden ziyade verilen tedavilerin amacı aslında daha fazla ilerlemesini durdurmaktır. Yaşamı kalp yetmezliğine göre düzenlemek ve hekim önerilerine sıkı bir şekilde uymak yapılabilecek en iyi şeydir.