Şeker Hastalığı

Şeker hastalığı, yeterli insülinin salınamaması veya salınan hormonun kullanılamaması sonucu ortaya çıkan bir hastalık olup; tedavisinde öncelik, basit şekerin yasaklanmasıdır.

Şeker Hastalığı Nedir?

Çağımızın en büyük sorunlarından biri olan şeker hastalığı (diyabet), ölümcül birçok hastalığın zeminini oluşturmakta ve dünya çapında yaygın olarak görülmektedir. Dünya üzerinde hastalığın görülme oranı %2 iken, Türkiye’de nüfusun yaklaşık olarak %8’i diyabet hastasıdır. Tıbbi olarak tam adı diabetes mellitus olan hastalık, Yunanca’da şekerli idrar anlamına gelmektedir.

Vücudumuzun temel enerji kaynağı karbonhidratlardır. Karbonhidratların emilebilmesi için öncelikle glikoza dönüşmesi gerekir. Glikoz, başta beyin olmak üzere hayati birçok organımızın besin kaynağıdır. Glikozun kandan alınıp kaslar, dokular ve organlarda kullanılmasını sağlayan ise insülin hormonudur. Bu hormon, kanda bulunan glikozun hücre içine girmesini sağlar ve midenin arka yüzeyinde yerleşik olan pankreastan salgılanır. Hücre içerisine giren glikoz, hücrelerde yakıt olarak kullanılır. Eğer glikoz miktarı ihtiyaçtan fazla olursa, karaciğer ve yağ dokumuzda depolanmaktadır.

Diyabet hastalığı, pankreastan yeterince insülin salınamaması veya salgılanan insülin hormonunun yeterince kullanılamaması sonucu ortaya çıkar. Böylece kandaki glikoz miktarı artar ve hiperglisemi görülür. Sağlıklı bir birey açken kanındaki glikoz miktarı 60-100 mg/dl arasında olmalıdır. Bu değer aralığının üstünde çıkıyorsa şeker hastalığının varlığı anlamına gelir.

Şeker hastalığının 2 çeşidi vardır; tip 1 diyabet ve tip 2 diyabet. Tip 1 diyabette, pankreastan yeterince insülin hormon salgılanmaz. Tip 2 diyabette ise insülin hormonu salgılanmasına rağmen, vücut bu hormona karşı direnç gösterir. Bunlara ek olarak şekersiz şeker adıyla da bilinen diabetes Insipidius hastalığın söz edilebilir. Bu hastalıkta kan şekeri yüksek değildir. Fakat idrar böbreklerde yoğunlaştırılamaz. Bunun sonucunda hasta belirgin şekilde fazla idrara çıkar ve su içer.

25 yaşından küçük insanların erişkin tipi şeker hastalığına yakalanmasına ise MODY tip diyabet denir.

Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Bu hastalık, yıllar boyunca belirti vermeyebilir ve tesadüfen yapılan testler ile hastalık teşhis edilebilir. Özellikle sürekli susama, doymama ve sık idrara çıkma durumları söz konusu olduğunda vakit kaybetmeden hastaneye gidilmesi gerekmektedir.

  • Polidipsi: Susama hissi olmaksızın sürekli olarak veya alışkanlık haline gelen normalden fazla su içme isteği.
  • Polifaji: Normalden fazla besin tüketimi ve bu tüketime rağmen doymama hissi. Glikozun hücre içerisine girmemesi sonucu ortaya çıkmaktadır.
  • Poliüri: Yüksek miktarda idrar üretimi ve atılımının olması.
  • Halsizlik ve yorgunluk hissi: Glikozun yeterince değerlendirilememesine bağlı olarak ortaya çıkar ve gündelik aktiviteleri engelleyebilecek seviyelere ulaşabilir.
  • Hızlı ve istemsiz kilo kayıpları yaşanır.
  • Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma şeklinde rahatsız edici hisler meydana gelir.
  • Yaraların normal zamandan daha geç iyileşmesi,
  • Bulanık görme,
  • Ciltte kuruluk ve kaşıntı hisleri,
  •  Ağızda aseton kokusu benzeri koku oluşmasıdır.

Şeker Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Şeker hastalığı, kanda bulunan glikoz seviyesinin yükselmesi ile görülen metabolik bir hastalıktır. 

Kan şekerinin yükselmesi ise şunlar nedeniyle oluşabilir:

  • Sağlıklı bireylerde vücudu dışarıdan gelebilecek tehditlerden koruyan immun sistem (bağışıklık sistemi) bulunmaktadır. Bu sistem kimi durumlarda (virüsler, ilaçlar, fiziksel veya psikolojik stres gibi) kendi vücut hücrelerine saldırır ve insülin üreten pankreas beta hücrelerini etkiler. Bu durum sonucunda şeker hastalığı meydana gelir.
  • İnsüline duyarlı olan reseptörlerin (glikozun hücre içine girmesini sağlayan almaçlar) bir şekilde duyarsız hale gelmesi,
  • İnsülin etkinliğinde genetik bir mutasyon oluşması sonucu, insülinin etkisi kaybetmesi,
  • İnsülinin üretiminden sorumlu pankreas beta hücrelerinde bir genetik bozulma ve değişim oluşması,
  • İnsülin salgısından sorumlu pankreasın kendi hastalıkları, pankreatit (pankreasın iltihabi hastalığı) gibi,
  • Obezite gibi hastalıklardan dolayı insüline direnç oluşması,
  • Enfeksiyonel bazı hastalıklar (kızamık, kızamıkçık, kabakulak),
  • Bazı genetik hastalıklar (Down sendromu),
  • Bazı ilaçların kullanımı (Glukokortikoid vb.),
  • Genetik olarak yatkınlık,
  • Glikozun ulaştığı hedef organda veya hücrede glikoza karşı duyarsızlık,
  • Yoğun stres,
  • Yaşın ilerlemiş olması,
  • Hareketsiz yaşam tarzı ve
  • Gebelik sırasında gestasyonel diyabet oluşumu nedeniyle görülür.

Bu durumlar genel olarak glikoza duyarsızlaşmaya, insülin hormonunun az salınmasına veya insülin hormonuna karşı duyarsızlaşmaya neden olur. Böylece kandaki glikoz seviyesi artış gösterir.

Şeker Hastalığının Teşhisi Nasıl Koyulur?

Diyabet tanısında temel de iki test kullanılmaktadır. Birincisi açlık anında ölçülen kandaki glikoz değeridir. İkinci yapılan test ise OGTT’dir (oral glikoz tolerans testi).

Açlık kan şekeri: Açlık anında sağlıklı bir bireyin kanındaki glikoz seviyesi 60-100 mg/dl değerleri arasındadır. Bu değer açlık anında ki ölçümce 126 mg/dl ve üzerine çıkmış ise diyabet tanısı konulabilmektedir. Eğer bu değer 100-126 mg/dl arasında olursa ikinci test olan OGTT uygulanılarak bireyin diyabet hastalı olup olmadığı araştırılır.

Tokluk kan şekeri: Bunların dışında bireylerde tok iken yapılan ölçümlerde glikoz seviyesi 200 mg/dl üzerinde olması diyabet tanısı koymaya yardımcı olurken, bu değerin 140-199 mg/dl arasında olması pre-diyabet (gizli şeker) tanısı koydurmaktadır.

Ek olarak 120 günlük ortalama şeker seviyesinin (HbA1c) %6,5 dan büyük olması da tanı koydurmaktadır.

OGTT uygulama şekli: 75 gr glikoz 300cc suya karıştırılarak hastaya içirilir. Ve hastalın 0,1,2,3’üncü saatteki kan glikoz değerleri ölçülür. Özelikle 2.ci saatteki glikoz düzeyi 200 mg/dl den fazla ise tanı kesinleşir.

Şeker Hastalığının Tedavisi

Birinci basamakta hastalara diyet uygulanmaktadır. Basit şekerler yasaklanır. Eğer hastanın obezite durumu mevcut ise hastanın kilo vermesi istenir, bu yönde fiziksel aktiviteler ve diyetler verilir.

Hastanın diyeti uygulanacak insülin dozuna göre doktor ve diyetisyenler tarafından titizlikle ayarlanır, ve hastalara karbonhidrat sayımı öğretilir. Bu sayımı öğretmekteki amaç alınan karbonhidrat miktarına göre insülinin dozunu hastanın kendisinin ayarlayabilmesine yardımcı olmaktır.

Diyet ve yaşam tarzı değişikliğinden sonuç alınamayan hastalara anti diyabetik ilaçlar uygulanmaktadır. Ağızdan alınan anti diyabetik ilaçlar pankreastan insülin salgılanmasını artıran veya insülin duyarlılığını artıran özelliklere sahiptir. Obezite hastalarında özellikle insülin duyarlılığını artıran ilaçlar tercih edilir. Bunların dışında da birçok ilaç türü tedavide kullanılır. İnsülin iğne tedavisinde hastaya dozu öğretilerek iğnelerini karbonhidrat sayımından sonra doz ayarlayarak yapması istenilir. Tip 2 diyabet için bazı durumlarda diyabet cerrahisi gerekebilir. Bu ameliyat obezite ameliyatlarıyla benzerdir.

Şeker Hastalığı Tedavi Edilmezse Ne Olur? (Komplikasyonları)

Tedavi edilmeyen şeker hastalarında ölümcül sonuçlar doğurabilecek olumsuzluklar meydana gelmektedir. En sık görülen olumsuzlukların başını kalp rahatsızlıkları çekmektedir. Hastada kontrol edilmeyen glikoz düzeyleri vücuttaki kan damarlarına ve sinirlere zarar verebilmektedir.

Böbrek hastalıklarına en sık sebeplerden biri de şeker hastalığıdır. Vücutta oluşan herhangi bir yaranın iyileşme süreci normalinden çok daha fazla uzaya bilmektedir. Bu iyileşmesi geciken yaraların dış ortamla etkileşimi sonucu iltihaplanma riski artmaktadır. Bu iltihaplanma yayılmalar göstererek bazen bir parmağın, ayağın ve ya bacağın kesilmesine kadar gidebilmektedir.

Uzun dönem kontrol altına alınmamış şeker hastalığında vücut hücreleri glikozu kullanamayacağı için yağları kullanamamaya başlayacaklardır. Bunun sonucunda yağların kullanım ürünü olan keton vücutta ve kanda miktar olarak artacaktır. Yüksek miktarda keton zehir etkisi oluşturabilmektedir. Bu duruma diyabetik ketoasidoz da denilmektedir.

Gözdeki damarları etkileyerek körlüğe kadar ilerleye bilen olumsuzluklar görülebilmektedir.

Şeker Hastalığına Ne İyi Gelir?

Şeker hastalarına günlük fiziksel aktiviteleri arttırmaları önerilmektedir. Diyetisyen ve doktorları tarafından hazırlanmış diyetlere uyumlulukları önem arz etmektedir. Hastalardan ilaçlarını düzenli şekilde ve zamanında kullanılmaları istenilir.

Şeker hastası olan bireylere yulaf ezmesi, badem ceviz, yoğurt, zerdeçal, tarçın, balık, kuru baklagiller gibi besin öğelerini tüketmeleri tavsiye edilebilir.

Şeker Hastalığına Ne İyi Gelmez?

Hareketsiz kalmak, diyetlere uymamak, ilaçlarının dozlarına ve zamanlarına dikkat etmemek gibi davranışlar şeker hastalığına iyi gelmemektedir. Hastanın beslenmesine ayrıca önem göstermesi gerekir. Şekerli, nişastalı besinlere daha az yer vermesi önerilir.

Şeker Hastalığı İlaçları Nelerdir?

Oral antidiyabetik dediğimiz ilaçlar ve insülin iğneleri şeker hastalığının başlıca ilaçlarıdır.

Bazı oral antidiyabetik ilaçlara örnek olarak; sülfanilüreler, biguanidler, thiazonlidinedionlar gösterilebilir.

Hamilelikte Şeker Hastalığı

Gebelik diyabeti olan gestasyonel diyabet olarak adlandırdığımız şeker hastalığında, gebelik öncesi diyabet hastalığı yoktur. Bu durum ilk defa gebelik sırasında yüksek olarak saptanmış olan kan şekeri yüksekliği olup özellikle Tip 2 Diyabet gelişimi açısından riskli bir durumdur.

Gestasyonel diyabet özellikle gebeliğin 24. haftasından sonra hızlanarak artar ve görülme oranı %3-4 arasında olduğundan her gebeye, 24. ve 28. haftalarda tarama testleri uygulanılmaktadır.

Tarama testi eritilen 75 gr şekerin suya karıştırılarak gebeye içirilmesi ile uygulanır. İçirilen şekerli sudan sonra 2. saatte kan şekeri değerlerine bakılmaktadır. Gebenin ölçülen değerleri 200 mg/dl üzerinde ise diyabet teşhisi konulmaktadır.

Bebeğin sağlıklı doğumu, büyümesi ve gelişimi için gestasyonel diyabet titizlikle takip edilmelidir. Bu durum bebeğin doğum ağırlığının çok fazla olması veya çok az olması, bebeğin de şeker hastalığına yakalanma riski artışı, sezeryan doğum, doğum esnasında travmalara sebep olabileceği gibi annede de preeklamsi (gebelik zehirlenmesi) tarzı olumsuz sonuçlara neden olmaktadır.

Annenin tedavisi diyet düzenlemeleri, insülin iğne tedavileri ve oral (ağızdan) antidiyabetik ilaçlar ile doktorları tarafından düzenlenir. Bu düzenlemelere ek olarak sık sık kan şekeri kontrolleri yapılır.

Çocuklarda ve Bebeklerde Şeker Hastalığı

Diyabet hastalığı genelde yetişkin bireylerde görülmesine rağmen farkındalık ve taramaların artması ile çocuklar ve bebeklerde de karşılaşılan bir durum halini almıştır. Çocuklarda bu hastalığın kontrol edilmemesi durumunda erken yaşlarda böbrek yetmezliği, görme kayıpları, sinir hücrelerinde zedelenme, kalp damar hastalıkları görülebildiğinden geciktirilmeden tedavi edilmesi gerekmektedir.

Eğer çocuğunuz dikkat çekici şekilde sıkça tuvalete gidiyor, çok fazla su tüketiyorsa ve geceleri idrarı normal iken gece idrar ihtiyacı artmışsa gecikmeden doktora başvurunuz.

Şeker Hastalığı için Hangi Doktora Gidilir?

Şeker hastalığı için belirtilerden şüphelenilir şüphelenilmez Dahiliye (İç Hastalıkları) bölümüne başvurulması gerekmektedir. Hastalığın olumsuz çok fazla olumsuz ve sistemik sonuçlar doğurabileceği unutulmamalı ve bu nedenle ihmal edilmemelidir.

Belirtiler görülmeye başlandığında doktora gitmek gerekir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Şeker hastalığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Diyabet teşhis edilirken 2 temel test kullanılır. Birincisi açlık anında ölçülen kandaki glikoz değeridir ve açlık kan şekeri olarak bilinir. İkinci yapılan test ise oral glikoz tolerans testidir.

Açlık anında sağlıklı birinin kanındaki glikoz seviyesi 60-100 mg/dl değerleri arasındadır. Bu değer açlık şekeri ölçümünde  126 mg/dl ve üzerine çıkmış ise diyabet tanısı konulabilmektedir. Eğer bu değer 100-126 mg/dl arasında çıkarsa ikinci test olan oral glikoz tolerans testi (OGTT) uygulanarak bireyin diyabet hastalı olup olmadığı araştırılır

Açken sağlıklı birinin kanındaki glikoz seviyesi 60-100 mg/dl değerleri arasındadır. Eğer bireyin açlık anında kan şekeri 126mg/dl üzerinde olursa veya oral glikoz testinde 2. saatte 200 mg/dl üzerinde ise diyabet olduğu anlaşılır. Ek olarak tokluk anındaki kan şekeri düzeyi 200 mg/dl üzerinde ise veya 120 günlük ortalama kan şekeri(HbA1c)  %6,5’dan fazla ise de diyabet tanısı konur.

Vücudumuz da pankreas adındaki salgı bezi olan organımızın yeterince insülin salgılayamaması veya salgıladığı insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması sonucu oluşan ömür boyu süren hastalıktır. Genetik faktörler, bozukluklar, mutasyonların yanı sıra düzensiz beslenmeler, obezite durumları, ileri yaş, hareketsiz yaşam gibi birçok durum da diyabete sebebiyet verebilmektedir.

Diyabet hastalarının kan şekeri değerleri sürekli olarak korunmalıdır. Bu nedenle ilaçlarını ve iğnelerini zamanında ve düzenli şekilde yapmaları gerekmektedir. Bu rutin düzenin bozulmasına sebep olacak durumlardan bireyin kaçınması gerekmektedir.  Bu nedenle hastaların oruç tutmaları, sağlık açısından uygun olmaz.

Eğer çocuğunuz dikkat çekici şekilde sıkça tuvalete gidiyor, çok fazla su tüketiyorsa ve gündüzleri idrarı normal iken gece idrar ihtiyacı artmışsa gecikmeden doktora başvurunuz. Diyabet ömür boyu bireyi etkileyeceğinden erken tanısı ve teşhisi önem arz etmektedir.