Aft

Aft adı verilen ağız yarası, merkezi beyaz ve etrafı kırmızı olarak ağız içinde oluşan ülser yarasıdır. En önemli olan faktör ağız hijyenidir gargaralara kullanılır.

Aft (Ağız Yarası) Nedir?

Aft mikrobiyolojik faktörler, beslenme ilgili faktörler, stres ve travma gibi nedenlerle meydana gelen ülser şeklindeki ağız yaralarıdır. Ağızda en sık görülen yaralardan biridir. Toplumda her 4 kişiden 1 kişi mutlaka geçirilmiş veya geçirilmekte olan bir aftla karşı karşıyadır.

Bu yaralar ağız kaynaklı olabileceği gibi sistemik bir rahatsızlığın ağız bulgusu olarak da kendini gösterebilir. (örn: behçet hastalığı, çölyak hastalığı, crohn hastalığı, AIDS, marshall sendromu, reiter sendromu, siklik nötropeni, liken planus)

Aftöz ülserlerin minör, major, herpetiform olmak üzere 3 tipi vardır.

  • Minör form: Aftların en sık görülen tipidir (%80). Genellikle 0,5 cm’ den küçük yaralardır. 7-10 gün içinde yara izi kalmadan iyileşir. Tekrarlama ihtimali kişiden kişiye göre değişebilir.
  • Major form: Sık görülen bir tip değildir (%10). Hastalığın en şiddetli seyreden formu bu formdur. Yaralar 0.5 cm’den büyüktür. Hastalığın bu formu minör formdan daha ağrılı seyreder. İyileşmesi birkaç ay sürebilir. Derin yaralar oldukları için iyileştikten sonra yara izi kalabilir. Tekrarlama ihtimali vardır.
  • Herpetiform aftöz ülserler: Sık görülen bir tip değildir (%10). Birden fazla (onlarca) topluluk halinde görülen küçük ülserlerdir. Ağrılıdır ve iyileşmesi 1-2 hafta sürer. Tekrarlama ihtimali vardır.

Bu üç form haricinde görülebilecek olan rekürrent aftöz stomatitis formu vardır. Bu form en sık erken erişkin dönemde görülür. Dişsiz ve yaşlı hastalarda görülmesi oranı azdır. Vakaların çoğunluğu sigara içmez. Tekrarlama oranı yüksektir. Hastalık belirtilerin azaldığı veya hiç görülmediği dönemleri de içerir.

Aft (Ağız Yarası) Belirtileri Nelerdir?

Aft ağız içinin herhangi bir bölgesinde tek veya çok sayıda görülebilir. Etrafı kızarık merkezi beyaz veya tamamen kırmızı yaralar şeklinde görülür. Bu yaralar oval veya yuvarlak şekilli olabilir.

Ağrı, vakanın şiddetine göre farklı düzeylerde görülebilir. Hasta yeme, içme sırasında yanma ve ağrıdan şikayet edebilir.

Aft (Ağız Yarası) Nedenleri Nelerdir?

Aftların oluşumunda farklı faktörler etkilidir.

Bu faktörler şu şekildedir;

Predispozan (yatkınlaştıran) faktörler: Kalıtım, yaş ve cinsiyet, diyet (beslenme) alışkanlıkları ve gıdalara karşı aşırı duyarlılık (fındık, çikolata, gluten), immunolojik faktörler, hormonal değişiklikler (kadınlarda menstüel dönem öncesinde arttığı bilinir), ilaçlar, hematinik yetmezlikler (B12 vitamin yetersizliği, demir yetersizliği, folat yetersizliği)

Çevresel faktörler: Travma, stres, tütün ve tütün ürünleri kullanımı (Bazı araştırmacılar tütün ürünlerinin kullanımının ağızdaki derinin kalınlaşmasını sağladığını bu nedenle aftların görülme sıklığını azalttığını düşünmektedir.).

Mikrobiyolojik faktörler: Bu faktör iki çeşit olarak incelenebilir.

Aft (Ağız Yarası) Teşhisi

Aftlar yalnız ağız içi muayene ile teşhis edilebilir. Aftların teşhisi koyulurken aftın sistemik bir hastalık kaynaklı mı yoksa ağız içi nedenlerle mi geliştiği iyice sorgulanmalıdır.

Aftöz ülserin tiplerine göre teşhiste kullanılacak faktörleri değişiklik gösterir;

  • Minör form: Tek, ağrılı, oval, üzeri sarımsı fibrinöz tabaka ile kaplı çevresi eritematöz (kızarık) ülser ile karakterizedir.
  • Major form: Krater şeklinde, tek, ağız içinin hareketli kısımlarında görülmesiyle karakterizedir.
  • Herpetiform aftöz ülserler: Sayısı birden fazladır. Onlarca olabilir. Öncelikli olarak ağız içinin hareketli bölümlerini etkilemesine rağmen, damak ve diş etinin sabit kısımlarını da etkileyebilir.

Sistemik (diğer hastalıklardan ayırıcı) teşhisinde ağızda aft ile bulgu veren hastalıklar da değerlendirilmelidir.

Bu hastalık ve sendromlarda aftöz ülser görülme sıklığı artar:

  • Behçet hastalığı: Çoklu sistem tutulumu vardır. Genelde erkeklerde görülen bir hastalıktır. Oral aftöz ülserler, genital bölgedeki ülserler, gözde oluşan doku bozuklukları (üveit gibi), deride oluşan doku bozuklukları, artirit (eklem iltihabı) olmak üzere 5 majör bulgusu vardır. Behçet hastalarının %40 ’ında majör aftlar görülür.
  • Reiter sendromu: Genellikle seksüel temasla tetiklenen bir sendromdur. Sıklıkla otuzlu yaşlardaki erkeklerde görülür. AIDS’li bireylerde görülme sıklığı artar. Ağız içi bulgularında nispeten ağrısız aftöz tip ülserlerdir. Ayrıca dudak ve damak bölgesinde kızarık aftlar görülebilir.
  • Liken planus: Stres gibi faktörlerin neden olduğu iyi huylu olan bir cilt hastalığı.
  • Siklik nötropeni: Üç hafta arayla tekrarlayan nötropeni (kanda nötrofil), major aftlar, periodontitis (diş çevresi dokuların iltihaplı durumu) gibi durumlar göze çarpar.
  • AIDS: Major aftlar görülür.
  • Marshall sendromu: Periyodik ateş, aftlar, üretrit (idrar kanalı iltihabı), faranjit, lenfadenit (lenf düğümü iltihabı) görülür.

Aft (Ağız Yarası) Tedavisi

Aftların tedavisi günümüzde beklenilen sonuçları vermemektedir. Tedavi genelde deneme-yanılma yöntemleri şeklinde gerçekleştirilir.

Aft tedavisi 4 ana hedefi gerçekleştirmeyi hedefler.

Bun hedefler şu şekildedir:

  • Aftların iyileşmesini hızlandırmak ve oluşan lezyonları azaltmak.
  • Aftlar nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı dindirmek.
  • Hastanın alması gereken uygun miktardaki besin ve sıvı dengesini sağlayabilmek.
  • Aftların tekrarlanma sayısı ve oluşan aft sayısının azaltılması şeklindedir.

Tedavinin genel prensibi hastanın sert besinler (kızartılmış ekmek, fındık, fıstık vb.), asidik yiyecek ve içeceklerden (limon, meyve suyu vb.), tuzlu-acı yiyeceklerden uzak durması, gazlı içecek ve alkol kullanımının sınırlandırılmasını sağlama şeklindedir.

Aftın basit bir yara haline getirilmesinde laser ile yapılan müdahaleler de tedavi seçenekleri içerisinde yer almaktadır.

Aft (Ağız Yarası) Tedavi Edilmezse

Aftlar tedavi edilmezse yaralar büyüyecektir. Bu yaraların oluşma sıklığı ve sayısı artacaktır. Hastanın beslenmesi ve konuşması problemli bir hal alacaktır. Hastaya yasaklı yiyecek içeceklerin tüketilmesinin zararlarından bahsedilmeli ve bunların tüketilmemesi hakkında kesin kurallar belirlenmelidir.

Afta (Ağız Yarası) Ne İyi Gelir?

Aft tedavisinde hastanın bu konuda bilinçlendirilmesi yasaklı olan şeylerin tüketilmemesinin anlatılması ve hastanın bu konuda uyum göstermesi büyük oranda başarı getirecektir. Ağız içi hijyene önem vermek aftlara iyi gelir. Ağzı tuzlu su, karbonatlı su ya da başka bir gargara çeşidi ile gargara yapmak ağız yarasına iyi gelebilir. Ayrıca dişler de hijyen açısından düzenli olarak fırçalanmalıdır.

Afta (Ağız Yarası) Ne İyi Gelmez?

Hastanın asitli, sert, tuzlu besinlerle beslenmesi aft iyileşmelerini geciktirebilir.

Stres durumdaki hastalarda aft oluşumu çok fazladır ve stres durumunun devam etmesi durumunda bu aftların iyileşmesi gecikip tekrar etme olasılığı artacaktır.

Aft (Ağız Yarası) İlaçları

Aftta ilaç kullanımı topikal ve sistemik olmak üzere 2 şekilde olur.

Topikal İlaç Kullanımı

Aft tedavisinde sıklıkla bu yöntem tercih edilir. Ucuz, güvenilir ve etkilidir. Bu amaçla gargaralar, pomadlar ve topikal jeller kullanılır. Gargaralardan en sık kullanınanı ise klorheksidin glukonattır. Bu gargaranın ağız içi bakterilerinin yayılımını ve oluşumunu engellediği bilinir. Aynı zamanda tekrarlayan aftların oluşumunu engeller.

Bu gargaraların yanı sıra hidroklorür içeren gargaralar, tetrasiklin gargaraları, minosiklin gargaraları, laktik asid gargaraları, amiloglukosidaz ve glukoz oksidaz içerikli gargaralar, gül ekstraktı içeren gargaralar ve topikal siklosporin gibi gargaralar da kullanılabilir.

Kortikosteroidler iltihap önleyici, alerji önleyici ve ağrı kesici olarak bu aftların tedavisinde kullanılabilir. Özellikle triamsinolonun bu amaçla yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir.

Topikal olarak kullanılan ilaçların ağız içinin kaygan ortamından kaynaklı yaralardan uzaklaşması en büyük dezavantajıdır. Bu durumun önüne geçilebilmesi için ilaç taşıyıcı sistemler kullanılabilir. Diş macunlarında bulunan triklosan maddesinin gargara formunun da aftlar üzerinde olumlu etkisinin bulunduğu bildirilmiştir. Prostaglandin E2 içeren jel kullanımının aft tedavisi için yararlı olduğu bildirilmiştir.

Azelastin kullanımının aft tedavisi için yararlı olduğu bildirilmiştir.

Sistemik İlaç Kullanımı

Sistemik olarak 1 ay süresince 220 mg çinko sülfat alımı ile aft bulunan hastalarda olumlu sonuçlar elde edildiği ve aft tedavisinde çinko sülfatın önerilebileceği belirtilmiştir.

Bireylerdeki siyanokobalamin‐vitamin B12 düzeylerinin yükseltilmesi ile başarılı sonuçlar alındığı belirtilmiştir.

Hamilelikte Aft (Ağız Yarası)

Hamilelikte hormonal dengenin değişmesine bağlı olarak aft vakalarının arttığı bildirilmiştir. Hamilelikte bu aftların hormonal değişimin yanısıra stresli bir süreç olmasından kaynaklanan aftlar olduğu düşünülmektedir.

Çocuklarda Aft (Ağız Yarası)

Özellikle okul döneminde olan çocuklarda okul stresine bağlı olarak aftların görülme sıklığı artmaktadır. Çocukların bu stresi yenebilmeleri için aile desteği çok önemlidir.

Bebeklerde Aft (Ağız Yarası)

Bebeklerde diş çıkarma döneminde çeşitli ağız yaraları görülebilir. Bunlar aft olarak nitelendirilmemelidir. Bebeğin bu dönemde huzursuzluğunun giderilebilmesi için çeşitli pomadlar ile bebeğin ağız içi silinebilir. Soğuk uygulanabilir.

Aft (Ağız Yarası) için Hangi Doktora Gidilir?

Aftlar görüldüğü zaman diş hekimliğinde olan “Oral Diagnoz ve Radyoloji” bölümüne başvurulmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
1
Makeleyi Paylaşın

Aft ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ağız yarası için doktora gidinceye kadar ilk olarak evde yapılması gereken müdahale günde 2-3 kez tuzlu su ile gargaradır. Fakat ağız yarasının birçok sebebi olabilir bu yüzden mutlaka uzman bir doktora danışmak gerekir.

Ceviz, fındık gibi sert yiyeceklerin yenilmesine bağlı olarak ağız yaraları oluşabilir. Ağız yarası olan kişiler böyle sert yiyeceklerden uzak durmalıdır.

Ağız yarasına karbonat uygulamak doğru bir yöntem değildir. Ağız yarasına yararlı değil zararlı bir uygulama olacağından bundan kaçınılmalıdır.

B12 eksikliği nedeniyle ağız yaraları görülebilir. Bu durum doktora bildirilmeli bu konuyla ilgili eksik vitaminler için ilaç kullanılmalıdır. Bu vitaminlerin normal seviyesine dönmesiyle bu yaralar ortadan kaybolur.

Ağız yarası için triklosan içeren diş macunları kullanılabilir. Aynı zamanda klorheksidin içeren gargaralar kullanılabilir. Ancak en doğru seçenek bir hekime başvurmaktır.