Siyanoz

Derinin bazı bölgelerinin, oksijen gitmemesi sonucunda mavi-mor rengini alması durumu olan Siyanoz, altta yatan hastalığa bağlı olarak tedavi edilmektedir.

Siyanoz Nedir?

Halk arasında morarma olarak da bilinen siyanoz, insanda deri ve mukozanın çeşitli sebeplerden dolayı yeterli miktarda oksijenlenememesi sonucunda mavi-mor renk değişimi göstermesidir. Öncelikle bilinmelidir ki siyanoz bir hastalık değil, çeşitli hastalıklar sonucu oluşan bir belirtidir. Hastada meydana gelen morarmalar en iyi doğal ışık altında görülür. Başta tırnak, dil, dudaklarda görülmekle beraber vücudun birçok yerinde görülebilir.  

Klinik olarak siyanoz yani morarma görülebilmesi için redükte hemoglobin miktarının 5 gr/dl’nin üzerinde olması gerekmektedir. Yani kişide oksijen derecesinin düşmesinden çok redükte hemoglobin miktarına göre görülür. 

Hastada 2 tip siyanoz görülebilir. İlk tip santral (merkezi) tip siyanoz, ikinci tip ise periferik (çevresel) siyanoz. Bu tiplerin yanında görüldüğü yerlere göre adlandırılan akral, diferansiyel, sirkümoral tipte siyanozlar da bulunmaktadır. 

Mekanizmasına göre siyanoz tipleri şu şekildedir;

  1. Santral (merkezi) Siyanoz: Kalpten diğer dokulara kan götüren atar damarların içindeki kanın oksijen değerinin düşük olmasına ya da anormal bir hemoglobin (hemoglobin kanda oksijen taşıyan yapı) varlığına bağlıdır. Bu tip siyanozda vücuttaki uzuvlara kan gidişi normaldir. Sadece kanda yeterli miktarda oksijen taşınmaz. Uzuvlara yeterli miktarda kan gittiği için uzuvlara dokunulduğunda sıcaktır. Ancak cilt ve dil ve dudak morarmıştır yani siyanotiktir.
  2. Periferik (çevresel) Siyanoz: Vücuttaki dolaşım hızının yavaşlaması sonucunda kılcal damarlardan geçen kanın yavaşlaması ve bunun sonucunda dokuların normal düzeyden daha fazla oksijen alması neticesinde görülür. Bunun yanında vücuttan kan götüren toplardamarlardaki basınç artışı ve damarlarda gelişen bir tıkanıklık sonucunda da görülebilmektedir. Temel özellik ise atar damarlardaki kanda oksijen derecesi normal iken atar damar ve toplardamar arasındaki oksijen oranı farkı artmasıdır. Hastada uzuvlar, parmak uçları, tırnak dipleri, burun soğuk ve nemli iken dil ve dudak gibi mukozalar normaldir.  
  3. Diferansiyel Siyanoz: Vücudun alt ve üst bölümleri arasında renk farkı olması ile oluşan siyanoz tipidir. Yani morarma sadece alt bölümlerde ya da sadece üst bölgelerde görülür. Temel olarak neden olan etkenler arasında Büyük Arter Transpozisyonu ve Patent Duktus Arteriosus (PDA) yer alır.
  4. Akrosiyanoz: Adından da anlaşılacağı gibi akral yani uç noktalarda görülen siyanoz tipidir. Morarma görülen yerler başlıca parmak uçları, eller ve ayaklardır.
  5. Sirkumoral Siyanoz: Sirkumoral siyanoz ise ağız etrafında ve dudaklarda görülen siyanoz tipidir. Dairesel bir şekilde morarma görülür. 

Siyanoz Nedenleri Nelerdir?

Siyanoz çeşitli hastalıklar sonucu vücutta yeterli oksijenlenememeye bağlı görülen mor mavi renk değişimidir. Buna sebep olan hastalıklar temel olarak kalple ilgili, akciğerle ilgili ve damarsal problemlerle ilgili olabilmektedir. 

Hastada siyanoz görülen bölgeler ve siyanozun başlıca sebepleri şu şekildedir;

  • Dilde morarma nedenleri: ASD (Atrial Septal Defekt), VSD (Ventriküler Septal Defekt), KOAH, Astım atağı, Aşırı ağlamak, PDA (Patent Duktus Arteriozus), Kalp yetmezliği
  • Dudaklarda morarma nedenleri: KOAH, Kronik bronşit, Astım atağı, Pnömotoraks, Yükseklerde yaşama, ASD (Atrial Septal Defekt), VSD (Ventriküler septal defekt), PDA (Patent Duktus Arteriozus), yüksek dozda uyuşturucu kullanımı
  • El ve Ayak Tırnaklarında morarma nedenleri: El ve ayak tırnakları vücudumuzda en uç noktalar olmakla beraber siyanozun en sık görüldüğü yerler arasında yer almaktadır. Bu durum sadece akciğer hastalıkları sonucu olmayıp kalp hastalıkları sonucunda da görülebilmektedir. Siyanoz dokulara taşınan oksijen miktarında azalmaya bağlı görülen bir durum olmakla beraber en belirgin özelliğini tırnaklarda hem şekil hem de renk değişimi yaparak göstermektedir. Tırnaklarda Clubbing (çomaklaşma) olarak adı verilen durum siyanozun en belirgin belirtilerindendir. Tırnaklarda siyanoza yol açabilecek bazı hastalıklar şu şekildedir; Pnömoni, tüberküloz, Amfizem, Pulmoner hipertansiyon, ASD (Atrial Septal Defekt), VSD (Ventriküler Septal Defekt), Akciğer apsesi, Kistik fibrozis
  • Ellerde ve Parmaklarda morarma nedenleri: SLE (Sistemik Lupus Eritematozus), skleroderma, büyük arter transpozisyonu, pulmoner hipertansiyon, soğuk havada durmak, aşırı stres, çeşitli ilaçların kullanımı, aşırı sigara kullanımı, damar iltihapları, ellere ve parmaklara giden damarlarda pıhtı olması,
  • Kollarda siyanoz morarma nedenleri: Soğuk hava/su maruziyeti, kalp yetmezliği, damar iltihapları, skleroderma, mitral kalp kapağı darlığı, triküspit kalp kapağı darlığı, pulmoner hipertansiyon, kol damarlarında pıhtı olması, kol damarlarında veya kola kan götüren damarlarda pıhtı olması,

Kollardan kan alınması sonucu oluşan morluklar siyanoz ile aynı değildir. Kan alındıktan sonra iğneyi çeker çekmez kan damarı kapanmayacağı için iyi bastırılmaması halinde derinin altına doğru damardan kan geçişi olacaktır. Bu nedenle de orada mor bir alan görülebilir. Bilinenin aksine kolu bükmek morarmayı önlemek yerine morluk meydana getirir. Bu durumu önlemek için kolu düz tutup pamuk ile bası uygulamak gerekmektedir.

  • Memede/göğüste morarma nedenleri: Memede ya da erkekler için göğüste morarma kötü huylu hastalıklar ve travmalarda da (çarpma, ezilme) görülebilecek bir durumdur. Ancak bu durumlar siyanoz tanımına uymaz. Siyanoz denebilmesi için oraya giden kanda azalma ya da kanın içerisindeki oksijen miktarının azalması gerekir. Göğüste siyanoz çok sık görülmez. Çünkü kanlanması pek çok yerden olabilmektedir. Ancak ileri derece damar iltihabı olan bütün damarları etkileyebilecek durumlarda görülebilmektedir.
  • Karında morarma nedenleri: Karında solunumsal ya da kalp hastalıkları kaynaklı siyanozlar az görülmektedir. Morluk oluşmasına ise pankreatit gibi çeşitli sistemik hastalıklar, insülin gibi iğneler ve travmalar (yaralanma, darbe alma) gibi neden olabilmektedir. Ancak daha önceki bölümlerde denildiği gibi bu durumlar siyanozun tanımına uymamaktadır.

Enoxaparin sülfat gibi kan sulandırıcı iğneler kas içine yapılan iğnelerdir. Hastalar bu iğneleri daha çok kol, göbek ve bacak gibi bölgelere uygulamaktadır. Bazı durumlarda ciltte yer alan ince kılcal damarlara zarar verilirse hastada ciddi bir sonuç olmamakla beraber deride morluk alanları olabilir. Bunu önlemek için hafif buz torbaları ile soğuk uygulaması yapılabilir. 

  • Kasıkta ve Bacaklarda siyanoz (morarma) nedenleri: Kasıklarda ve bacaklarda morarma hem siyanoz denebilecek morluklar olabileceği gibi hem de siyanoz sayılamayacak morluklar olabilmektedir. Siyanoz denebilecek nedenler Terse dönmüş PDA (Patent Duktus Aerius), derin ven trombozu, damar iltihapları (Vaskülitler), aort diseksiyonu (Aort Yırtılması) gibi hastalıklardır.

Özellikle hamilelerde ve yatan hastalarda bacaklar ağrı, şişlik, morluk, kızarıklık gibi belirtiler görüldüğü zaman acilen doktora başvurulup ultrasonografi çekilmelidir. Bu durumda derin ven trombozundan şüphelenilmeli akciğerler, beyin ve kalp gibi hayati organlara pıhtı atma riskine karşı dikkat edilmelidir. Bunu önlemek için gebelikte aşırı yatmamaya, aşırı yağlı yemek yememeye ve bol su içmeye dikkat edilmelidir. Pıhtı atması sonucu annenin ve bebeğin hayatı çok büyük tehlikeye girebilir hatta hem anne hem bebek hayatını kaybedebilir. 

Kalp krizi sonrası acil olarak yapılan veya bazı hastalıkların tanısı için yapılan anjiyografi işleminden sonra bazı hastalarda kasıkta morarma görülebilmektedir. Çünkü anjiyografi işlemi büyük boyuta ve güçlü kan akımına sahip damarlardan biri olan femoral arterden (atar damar) yapılmaktadır. Anjiyografiden 6-8 saat sonra işlemde kullanılan materyalin damardan çıkarılması ile orada ciddi ve güçlü bir kan akımı gerçekleşir. Bu kan akımını engellemek için ağır torbalar ile oraya baskı yapılır. Bu sayede o bölgede ciddi kanamaların ve kan birikintilerinin oluşmasının önüne geçilmeye çalışılır. Ancak yine de o bölgede morluklar meydana gelebilir.

Vücutta ayak parmaklarında, ayak bileğinde, el parmaklarında, el bileğinde meydana gelen burkulma, kırık, incinme ya da darbe alınması sonucu zedelenme durumlarında kızarıklık ve morarma gibi renk değişimleri ve şişlikler görülebilmektedir. Bu durum tanım olarak siyanoza uymaz. Ancak bu durumlar da morarmaya örnek verilebilir. 

Bu durumlarla karşı karşıya kalan hastalarda morarma ya da kızarıklık olmasının sebebi orada yer alan derin ya da yüzeysel kan damarlarının hasarlanması sonucu cilt altına kanama olmasıdır. Bu morarmanın daha da büyük bir alanda olmasını önlemek için hastalara soğuk bez ya da buz uygulaması önerilmektedir. Bu sayede orada kanama görülen damarlar soğuk uygulamanın etkisi ile daralacak ve daha kolay kanama durdurulmuş olacaktır. Şişlik görülmesinin sebebi ise; o bölgede yer alan hücreler arası sıvının ve kanın cilt altına geçiş yapmasıdır. 

  • Peniste siyanoz (morarma) nedenleri: Damar iltihapları, penis kanseri, testis kanseri gibi nedenler peniste siyanoz yapabilecek nedenlerdir.

Sünnet, erkekte penisin uç kısmındaki sünnet derisinin kesilip çıkarıldığı ufak bir cerrahi operasyondur. Bu operasyonda sünnet derisindeki damarlar kesilir ve sünnet derisini dikkatlice düzelttikten sonra sünnet işlemi bitirilir. Bu durumun sonrasında genellikle peniste bir morarma olmaz. Ancak yapılan işlem ve iğneler etkisi ile hafif morarmalar olması durumunda kısa süreli buz uygulaması uygulanabilir. Bu morluklar 1-2 hafta içinde genellikle kendiliğinden geçecektir.

Siyanoz Risk Faktörleri Nelerdir?

Siyanoz hastalık değil bir belirti olduğu için belli başlı risk faktörü bulunmamaktadır. Ancak bazı hastalar siyanoza daha yatkın olabilmektedir. 

Genel olarak siyanoza ve morarmaya daha yatkın kişiler temel olarak şu şekildedir;

  • Kronik hastalığı olan hastalar
  • Hemofili hastalığı olan bireyler ve çocuklar
  • Kalp kapakçığında kaçak ya da darlık olan hastalar
  • Doğuştan kalbinde delik olan hastalar
  • Sık olarak KOAH ve Astım atağı geçiren hastalar
  • Polisitemia Vera gibi kan hücrelerinde artış olan kişiler
  • Derisi ince olan damarları daha yüzeyel olan kişiler (travma sonucu kanama daha kolay olur)
  • Kunduracı göğsü gibi akciğer hacmini daraldığı göğüsteki şekil bozuklukları
  • Anemi hastalığı olan hastalar
  • Derin ven tromboz ve pulmoner emboli riski fazla olan hamileler, obez kişiler ve yatalak hastalar
  • Kronik böbrek ve karaciğer hastalığı olan kişiler
  • Demir eksikliği ve vitamin eksikliği olan hastalar

Siyanoz Teşhisi

Siyanoz bir hastalık olmadığı için bir teşhisi ya da tanı yöntemi yoktur. Siyanoz yani morarma hastanın hastaneye geliş şikayetidir. Yani bir hastalık sonucu görülen bir belirtidir. Siyanozun yerine ve hastada eşlik eden diğer belirtilere göre çeşitli tanı yöntemleri ile neden olan hastalık teşhis edilmeye çalışılır. 

Bazı hastalık gruplarına ve tanı yöntemlerine değinmek gerekirse şu şekilde incelenebilir;

Fizik muayene ve tıbbi öykü: Fizik muayene ve tıbbi öykü alma işlemi bir doktorun sanatıdır. Bu şekilde hastaya hiçbir işlem yapmadan acı vermeden hastanın ön tanısı konulabilir. Bu işlemin sonucuna göre de hastayı sadece gereken tetkiklere yönlendirip hastadan gerek olmayan tetkiklerin istenmesinin önüne geçilebilir. Hastanın şikayetleri iyi bir şekilde öğrenilir, kişinin özgeçmişi, soy geçmişi ve bağımlılıkları dikkatlice not edilir. Bu konuda hasta doktora mutlaka doğru bilgiler vermelidir. 

  • Kalp ve Damar Hastalıklarına başvuran hastalar için: Fizik muayene, Tıbbi öykü, Kan tetkiki, EKG, EKO, EFOR Testi, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme), BT (Bilgisayarlı Tomografi), PET-CT (Pozitron Emisyon Tomografi)
  • Göğüs Hastalıklarına başvuran hastalar için: Fizik muayene, tıbbi öykü, SFT (Solunum Fonksiyon Testi), Akciğer Grafisi, Kan tetkiki, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme), BT (Bilgisayarlı Tomografi),
  • Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarına başvuran hastalar için: Fizik muayene, Tıbbi öykü, Kan tetkiki, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme), BT (Bilgisayarlı Tomografi), Böbrek Fonksiyon Testleri, Böbrek sintigrafisi,
  • Yenidoğan Bölümüne başvuran hastalar için: Fizik muayene, Tıbbi öykü, Kan tetkiki, Ultrasonografi (USG),
  • Genel Cerrahiye başvuran hastalar için:  Fizik muayene, Tıbbi öykü, Kan tetkiki, MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme), BT (Bilgisayarlı Tomografi), Direkt Grafi (Röntgen), Ultrasonografi (USG), ERCP (Endoskopik Retrograd Pankreatiko Kolanjiografi)

Siyanoz Tedavisi

Siyanoz çeşitli hastalıklar sonucunda görülen bir belirtidir. Yani hastanın hastaneye başvuru sebebidir. Bu nedenle siyanozu tedavi etmek için altta yatan sebebi yani siyanoza sebep olan hastalığı tedavi etmek gerekir. Bu tedavi gerekirse beklemek ya da ilaç tedavisi gibi daha basit tedavi yöntemleri ile olabilir iken gerekirse de büyük cerrahi ameliyatlar ile yapılmaktadır. Tedaviye başlamak için tanı yöntemleri ile altta yatan hastalık erken evrede ve doğru bir şekilde tespit edilmelidir. 

Siyanoz genellikle akciğerleri, kalbi ve damarları etkileyen hastalıklar sonucunda görülebilen bir belirti olduğu için hastalığın tipine ve hastanın durumuna göre tedavisi değişmektedir. Ancak erken tanı ve tedavi hayati öneme sahiptir.   

Siyanoz Tedavi Edilmezse

Siyanoz önceki bölümlerde değinildiği üzere genellikle kalp, akciğer ve damarları etkileyen hastalıklar sonucunda görülen klinik bir belirtidir. Bu hastalıklar erken dönemlerde siyanoz (morarma) gibi geri dönüşü ve tedavisi olan bir belirti verebilirken erken tedavi olmaz ise hastalığın şiddetine, hastalığın türüne, hastanın yaşı ve hastanın klinik durumuna göre hastanın ölümüne neden olabilecek kritik sonuçlar doğurabilir.

Siyanoz Görülen Hastalar Ne Yapmalıdır?

Siyanoz halk arasında morarma olarak bilinse de o kadar basit tanımı olan bir belirti değildir. Siyanoz genellikle kalp, akciğer, kan damarları ve kan hücreleri ile ilişkili hastalıklar sonucu oluşan bir belirtidir. Bunun için hastaya gelebilecek en iyi ve tek iyi şey kendi vücudunda daha önce olmayan bir morarma, ağrı veya kendiliğinden oluşan bir yara gördüğünde hemen doktoruna danışmaktır. 

Daha basit morarmalar için gene doktor kontrolü hasta için iyi olmakla beraber hafif travmalar sonucu oluşan kızarıklık, ezilme ve morluklar için buz uygulamaları yüzeysel kanamaları önlemede ve daha büyük alanda morarma görülmesini engelleyebilir.    

Bebeklerde ve Yenidoğanlarda Siyanoz

Bebeklerde ya da yenidoğanlarda morarma olması normal bir durum değildir. Morarmalar genellikle dil, dudak, tırnak, kulak memesi gibi bölgelerde görülmektedir. Siyanozun yani vücutta morarmaların görülebilmesi için vücudun kan hücrelerine bağlı olarak dokulara taşınan oksijen miktarında azalma olması gerekir. Buna neden olan temel hastalıklar ise kalp hastalıkları ya da akciğer hastalıklarıdır. 

Çocuklarda ya da bebeklerde görülen siyanoz kalp hastalıkları ya da akciğer hastalıkları kaynaklı olabildiği gibi aralarında bazı farklı özellikler bulunabilmektedir. 

  • Kalp hastalıkları kaynaklı siyanoz;Siyanoza neden olan kalp ile ilgili hastalıklar temel olarak kalp kapakçıklarında hasar, kalpte odacıklar arası delikler ve kalpten çıkan damarlarda hasar olması sonucu görülen hastalıklardır. Bu hastalıkları sıralamak gerekirse; ASD (Atriyal Septal Defekt), VSD (Ventrikülo Septal Defet), PDA (Patent Duktus Arteriozus), Fallot tetralojisi, Ebstein Anomalisi, Büyük Arter Transpozisyonu, Triküspit darlığı.
    • %100 oksijen verilse bile siyanoz (morarma) açılmayabilir. Çocuklarda ve bebeklerde ağlama ile siyanoz artar, solunum sayısı artabileceği gibi daha yavaş ve derin soluk alıp verme görülebilir, kalp dinlendiği zaman üfürümler duyulabilir, kalp ile ilgili bir problem olduğu için EKG genellikle anormaldir.
  • Akciğer hastalıkları kaynaklı siyanoz; Siyanoza neden olan akciğer kaynaklı hastalıklar temel olarak akciğer parankimi (alveollerin bulunduğu iç kısım), akciğer parankimi dışı ve akciğere giren veya çıkan damarlar ile ilgili hastalıklar olarak ayrılır. Bu hastalıklardan bazıları; Aspirasyon (akciğerlere kan, kusma ve süt yutmak), yenidoğanlarda geçici hızlı nefes alma, pnömoni, pulmoner ödem, trakea ösafagial fistül, pnömotoraks, plevral efüzyon, lobar amfizem, pulmoner hipertansiyon…
    • %100 oksijen verilmesi halinde siyanoz açılabilir, ağlama ile bebekte ya da çocukta siyanoz azalır, hastada inleme ve solunumun durması durumu görülebilir, kalpte üfürüm duyulmaz, Hastaya çekilen EKG genellikle normaldir, hastanın akciğer filmi normal değildir.

Siyanoz için Hangi Doktora Gidilir?

Önceki bölümlerde de bahsedildiği gibi siyanoz bir hastalık değil herhangi bir hastalık sonucu oluşan bir belirtidir. Bu nedenle hastalar kendi vücudunda herhangi bir hastalığı yokken ya da bir hastalığı varken bir morarma fark ederse hemen uzman bir doktora başvurmalıdır. Morarmalar bazen çok ciddi olmayan bir hastalık sonucunda olabilse de bazen de çok ciddi bir hastalığın belirtisi olabilmektedir. 

Morarma ile beraber görülen diğer belirtiler kişiyi hangi doktora başvurması gerektiği konusunda yönlendirir. Hastaların temel olarak başvurduğu veya aile hekimine başvuran hastaların yönlendirildiği bölümler şu şekildedir;

  • Deri ve Zührevi hastalıkları - Dermatoloji bölümü (cildiye)
  • Kalp ve damar hastalıkları bölümü (kardiyoloji)
  • Göğüs hastalıkları bölümü
  • Genel cerrahi bölümü
  • Hematoloji bölümü
  • Göz hastalıkları bölümü
  • Çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü
  • Yenidoğan bölümü
  • Kadın hastalıkları ve doğum bölümü
  • Üroloji bölümü
  • Romatoloji bölümü
Makaleyi faydalı buldun mu?
6
0
Makeleyi Paylaşın

Siyanoz ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Kalp krizi kalbe giden damarlarda bir tıkanıklık olması sonucu o damarın beslediği kalp bölgesine kan gidememesi nedeniyle oradaki hücrelerin ölmesi ve kalbin o bölgesinin kan pompalama özelliğini kaybetmesine denir. Bu durumda yeterli kan pompalayamayan kan daha hızlı kasılmaya başlayacak ve en sonunda duracaktır. 

Vücuda kan pompalanamaması nedeniyle oksijende taşınamayacak ve hastada siyanoz meydana gelecektir. Bu durum sadece kalp krizi sonucu ölenlerde değil tüm ölüm durumlarında görülebilen bir durumdur. Vücuda kan pompalanamadığı için ölüler soluk mavi-mor bir renkte olur. 

Olabilir. Sünnet, erkekte penisin uç kısmındaki sünnet derisinin kesilip çıkarıldığı ufak bir cerrahi operasyondur. Bu operasyonda sünnet derisindeki damarlar kesilir ve sünnet derisini dikkatlice düzelttikten sonra sünnet işlemi bitirilir. Bu durumun sonrasında genellikle peniste bir morarma olmaz. Ancak yapılan işlem ve iğneler etkisi ile hafif morarmalar olması durumunda kısa süreli buz uygulaması uygulanabilir. Bu morluklar 1-2 hafta içinde genellikle kendiliğinden geçecektir. 

Yani bu morarmalar çok aşırı derece de büyük olmadığı sürece ufak boyutlarda ise normaldir. Daha büyük alan kaplayan morluklar için mutlaka doktora danışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki sünnet asla kolay ve basite alınabilecek bir operasyon değildir. Kesinlikle uzmanlar tarafından yapılmalıdır. 

Varis toplardamarların yüzeyselleşmesi ve daha belirgin bir hal almasıdır. Bu durum hastanın bacağında şişlik, morarmalar ve ağrıyla karakterizedir. Bununla beraber damarların çatlaması durumunda kan cilt altına geçebilir ve morluk alanları biraz daha büyük olabilir.

Vücutta siyanoz yani morarma görülen yerler farklılık gösterdiği gibi siyanozun düzelme süresi de farklılık göstermektedir. Ancak temel olarak siyanoza neden olan hastalık tedavi edildiğinde ve hastaya oksijen takviyesi yapıldığında siyanoz düzelmektedir. Siyanoz tanımına uymayan morarmalar (kırık, kanama vb.) ise genellikle kısa süre içinde kendiliğinden düzelmektedir. 

Kırmızı kan hücreleri dokulara taşınan oksijeni bağlayan yapılardır. Herhangi bir nedenle kanın dokulara gidişi engellenirse kan gitmeyen bölgede morarma hatta gangren denilen tablo oluşabilir. Buna sebep olabilecek etkenler damarlarda pıhtı olması, damar iltihapları ve damarda yağ dokunun artışı sonucu tıkanıklık olabileceği gibi dışarıdan ip veya başka bir cisimle bağlanma sonucu kan akışının kesilmesi ile de olabilir.