Ülser

Ülser hastalığı, sindirim sisteminde meydana gelen doku hasarlarına ve bozulmalarına neden olan iltihabi yaralar olup; tedavisinde, ilaç ve cerrahi tedavi yöntemi mevcuttur.

Ülser Nedir?

Ülser, sindirim sisteminde mukoza tabakasını aşarak alt tabakalara kadar ilerleyen 5mm’den geniş doku hasarları ve bozulmaları ifade eder. Kısaca mide veya ince bağırsaktaki iltihabi yaralara ülser denilmektedir. Midenin iç kısımlarında oluşan ve mide asidine bağlı olarak gelişen hastalığa ise mide ülseri denilmektedir. Midede mide yüzeyini korumak için savunma yapıları bulunmaktadır. Bunlar mide mukoza katmanı, asidi nötrleştiren hormonlar gibi faktörlerdir. Hastalık genelde bunların azalması nedeni ile oluşmaktadır.

Ülser hastalığı temelde 3 tipe ayrılır. Bunlar peptik ülser, duodenal ülser ve gastrik ülserdir. Mide asidine bağlı olarak gelişebilen ülser hastalığı, mide asidi her insanda farklı miktarlarda üretildiğinden dolayı her bireyde görülmemektedir. 70 yaş civarında görülme sıklığı çok fazla artan ülser sorunu erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülmektedir.

Sindirim alt sindirim sistemi ve üst sindirim sistemi olarak ikiye ayrılır. Üst sindirim sisteminde görülen ülsere mide asidi ve pepsin hormonu ile olan ilişkisinden dolayı peptik ülser denilmektedir. Peptik ülser oldukça yaygın görülen bir hastalık olup yaşam boyu görülme riski %10 civarındadır. Özellikle yaşlı hastalarda tedavi edilmemesi sonucu oluşturduğu olumsuz sonuçlar nedeni ile ölüm riskini arttırmaktadır. Akut peptik ülser sorunlarında durumu daha da kötüleştirebilecek sigara, kahve ve alkol gibi maddelerden uzak durmak gerekir.

Ülser başlangıcı ani ya da yavaş gelişebilir. Genellikle yıllar içinde buna yol açabilecek bir yaşam tarzı sürdürüldüğü görülür. Günümüzde tıptaki ilerlemeler sayesinde tedavisi ve teşhisi çok kolaylaşan ülser hastalığı tedavi edilmediğinde ölümle dahi sonuçlanabilecek olumsuzluklar doğurabilmektedir.

Ülser Türleri

Ülser genel olarak yara oluşumunu ifade eder. Vücudun birçok yerinde farklı nedenlerle yaralar oluşabilir. Bu yazıda genel olarak midede gelişen ülserlerden söz edilmiştir. Fakat diğer sık rastlanan ülser türleri şöyledir:

Genital ülser: Genital bölgedeki yara benzeri oluşumlardır. Buna genellikle cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar yol açar. Genital uçuk ve frengi gibi hastalıklar buna örnektir. Fakat nadiren alerjiler, kanser ve Behçet gibi hastalıklar sonucunda da görülür.

Aftöz ülser: Bunlar ağızda çıkan yara benzeri oluşumlardır. Farklı nedenlere bağlı olarak farklı görünebilirler. Lupus, iltihabi bağırsak hastalığı ve sık görülen ağız aftı buna neden olabilecek hastalıklardır.

Venöz Ülser: Bacaklardaki dolaşım probleminden kaynaklanır. Toplardamar kapakçıklarının çalışmaması nedeniyle oluşan varis ilerlediğinde cilt yaralarına neden olur.

Soliter rektal ülser: Bağırsağın son bölümlerinden olan rektumda görülür. Genellikle anormal dışkılama alışkanlıkları ve pelvik kaslardaki sorunlardan kaynaklanır. Pelvik kaslar mesane, rahim gibi organları tutan kaslardır. Bu tip ülser nadir görülür.

Bulbusta ülser: Sindirim sisteminde oluşan ve sık görülen ülserlerden biridir. Yeme alışkanlıkları ile ilişkili bir yara oluşumudur.

Bağırsakta ülser: Bağırsak ülserlerinin en bilineni onikiparmak bağırsağındaki ülserlerdir ve duodenal ülser olarak bilinir. Ek olarak rektum gibi başka bağırsak bölgelerinde de yaralar görülebilir.

Ülser Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?

Ülser şiddetine ve türüne göre farklı belirtiler verebilir. Fakat genel şikayetler hastaların genelinde benzerdir.

Bunlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Ülser hastaları hastaneye genelde kötü sindirim koşullarıyla başvurur. Bunlar karında rahatsızlık hissi, hazımsızlık, şişkinlik, gaz, karın ağrısı, erken doyma, bulantı, kusma, göğüs çevresinde yanma hissi durumlarını ifade eder. Hastanelere bu şikâyetlerle başvuran bireylerin yaklaşık olarak %10-15’inde peptik ülser saptanmaktadır.
  • Midede ağrı, ülser ağrısı periyodik (ilkbahar ve sonbaharda sık) ve ataklar halinde bir ağrı olup, tekrarlayıcı tarzda bir ağrıdır. Bu ağrı yemek yeme ile ve asit üretimini azaltacak ilaçlar ile azalan, açlık ile artan, gece uykudan uyandırabilen bir ağrıdır. Genelde yemekten 2 saat sonra ortaya çıkar.
  • Geğirme, özellikle duodenal ülserde çok sık görülen bir bulgu ve belirtidir.
  • Göğüs etrafında yanma hissi yaşanabilir.
  • Mide ekşimesi yaşanabilir.
  • Aşırı kilo kayıpları ve iştahsızlık görülebilir.
  • Bulantı ve kusma, bu durumlar özellikle ağrıyla birlikte görülür ve kusunca ağrı genelde azalır veya kesilir.
  • Karın bölgesinde hassasiyet.

Eğer bu tarz şikâyetleriniz mevcut ise en kısa sürede hastanelere başvurunuz.

Ülser Neden Olur?

Ülsere sebep olan birçok koşul vardır. Bunların bir kısmı yaşam tarzı ile alakalıdır.

En sık görülen nedenler şu şekilde sıralanabilir:

  • Helicobacter Pylori bakterisi peptik ülserlerin büyük bir kısmının en önde gelen sebebidir. Asit üretimini arttıran bu bakteri mide iç yüzeyini çevreleyen mukoza tabakasında bulunan hücrelerinin asitten korunma mekanizmalarını zayıflatır. Ve mukozada bütünlüğü bozarak midenin kendi salgıladığı asidin etkisi ile mide yüzeyinde hasar oluşmasına neden olur. Asidi üreten midede bulunan D hücreleri denilen bir hücre topluluğudur. Bu bakteri bu hücre yapılarını bozarak aşırı asit üretimine sebebiyet verir.
  • Midenin koruyucu faktörlerinin (mukozal bariyer gibi) etkisiz hale gelmesi mide asidi etkisi ile mide yüzeyinde hasara ve ülsere sebebiyet verir.
  • Mide asidinin fazla salgılanması, temelde asidin artışı ile ilerleyen bir durumdur ve ülser gelişebilmektedir.
  • İlaçlar, özellikle aspirin ve steroid olmayan antienflamatuar ilaçlar dediğimiz ilaç grupları buna sebep olmaktadır. Bu ilaç grupları mideyi asitten koruyan faktörlerin azalmasına ve zayıflamasına sebep olmaktadırlar.
  • Sigara tüketimi mide asidi üretimini arttırdığı için ülsere sebep olabilmektedir.
  • Çok fazla alkol tüketimi midenin koruyucu tabakası olan mukozal tabakada hasara neden olup mide yüzeyinin asitten etkilenmesine sebep olmaktadır.
  • Uzun süreli aç kalma mide yüzeyinin aside uzun süre maruz kalmasına sebep olmaktadır.
  • Çok aşırı besin tüketimi asit üretimini arttırmaktadır.
  • Sebze meyve tüketiminde azlık benzer şekilde sonuçlanır.
  • Uykusuzluk
  • Stres
  • Dengesiz ve düzensiz beslenmek
  • Kafein ve asitçe zengin içecekler

Ülser Teşhisi Nasıl Koyulur?

Endoskopi en değerli tanı koyma yöntemidir. Endoskopi ile üst sindirim sistemi organları ve yolları görüntülenir. Bu yöntem özellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde aşırı bir karın ağrısı, inatçı ve tekrarlayıcı kusmalar, ağrılı yutma hissi, anemi(kansızlık) mevcut ise uygulanmaktadır. Ve bu yöntem ile iltihaplı alanlardan örnek lezyonlar(parçalar) alınarak kanser şüphesinin uzaklaştırılması sağlanabilir.

Eğer hasta bireye endoskopi uygulanamayacak ise direkt baryumlu röntgen görüntülemesi tekniği uygulanmaktadır. Bu yöntem çok kullanılmamaktadır. Mecburiyet durumunda tercih edilmektedir.

Ülserin Tedavisi

Tedavi iki seçenekte uygulanmaktadır. Birinci seçenek ilaç tedavisidir, ikinci seçenek ise cerrahi tedavi yöntemidir. İlaç tedavisinde kullanılan ilaçlar genel olarak asit salgının azalmasını, asidi nötr hale getirmeyi, bariyeri korumayı veya buna neden olan bakteriyi yok etmeyi amaçlar.

Cerrahi tedavi şu durumlarda uygulanır:

  • Hasta ilaç tedavisine yanıtsız ise
  • 8-12 haftada ilaçlar hastada tedavi sağlamamış ise
  • Ülserin komplikasyonları ve istenmeyen sonuçlar gelişmişse

Cerrahi tedavi istenmeyen sonuçların önlenmesinde ve kanser olasılığını ortadan kaldırmada avantaj sağlar.

Ülser Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Günümüzde gelişen tıbbi teknikler sayesinde ülser hastalığının teşhisinin koyulması ve tedavi edilmesi çok kolaylamıştır. Fakat bu durum tedavi edilmediğinde çok önemli istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir.

Bu istenmeyen sonuçlar şu şekildedir:

  • Kanama: En sık görülen olumsuz ve istenmeyen sonuçtur. Tüm ülser hastalarının yaklaşık olarak %15’inde görülmektedir. Peptik ülser, üst sindirim sistemindeki kanamaların en sık sebebidir. Hastaların %20-25’inde hiçbir belirti olmayabilir. Kanama genelde pis kokulu, siyah renkte dışkı şeklinde bulgu vermektedir. Kanamalar çoğu hastada kendiliğinden durmaktadır. Kanama durumunda ilk yapılan uygulama kanamayı durdurmaya çalışmaktır. Bu hastalar normal hale getirilmeye çalışılır eğer normalleşme sağlanamaz ise hastalar cerrahi operasyona alınmaktadır.
  • Yırtılma: Kanamadan sonra ikinci sıklıkta görülen istenmeyen sonuçtur. Tüm ülserlerin yaklaşık olarak %4-5’inde görülür. En sık kanama görülse de en acil olan olumsuz istenmeyen sonuç sayılabilir.
  • Sıçrama: En sık pankreas organına olmaktadır. Bazen ülser karaciğer sol kısmına da sıçrayabilir. Ülser ağrısı bele, karın bölgesinin sağ üst kısmına vurursa ve anti asidik ilaçlara cevap vermez ise akla sıçrama gelmelidir.
  • Tıkanma: Tüm ülser hastalarının %1’inde görülmektedir. Bu hastalarda öncelikle ağızdan alımlar durdurulur ve hastalara damar yolu tedavisi ile proton pompa inhibitörleri dediğimiz ilaç grupları verilir. Eğer hastada düzelme sağlanamaz ise endoskopik görüntüleme yöntemi ile hastada darlıklar ve tıkanıklıklar balon yöntemi ile açılmaya çalışılır. Bu yöntem ile de başarı sağlanamaz ise hastalar cerrahi operasyona alınmaktadırlar.

Ülsere Ne İyi Gelir?

Ülser hastalığı başladıysa bunun tıbbi tedaviden başka bir kesin çözümü yoktur. Fakat hastalığın kötüleşmesini engellemek ve daha hızlı iyileşmek için şu önlemler alınabilir:

  • Sağlıklı ve düzenli beslenme ile alkol alımının kesilmesi ve sigaranın bırakılması ülsere iyi gelmektedir.
  • Süt ve süt ürünlerinin tüketimi, et balık yumurta gibi hayvansal gıdalar ülsere iyi gelmektedir.
  • Sebzelerin ve meyvelerin püre şeklindeki tüketimleri hazmı kolaylaştırdığından mideyi rahatlatmaktadır ve ülsere iyi geldikleri gösterilmiştir.
  • Ülser hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları, ağır besinler tüketmemeleri, yemekten sonra küçük mesafe yürüyüşleri yapmaları ve yemekten sonra direkt yatmamaları olumlu etki etmektedir.
  • Ülser hastalığına en iyi gelen durum ise düzenli ilaç kullanımıdır.

Ülser Hastalığına Ne İyi Gelmez?

Ülser hastalığına genellikle mideyi kötü etkileyen bir beslenme düzeni sebep olur.

Bu nedenle alınacak önlemler şu şekildedir:

  • Sert, mayalı veya çok fazla eskitilmiş peynir ve türevleri
  • Konserve ürünler
  • Yağlı ve ağır besin tüketimleri
  • Fırından yeni çıkarılmış yiyecekler
  • Kızartılmış besin ürünleri
  • Kafeinden zengin içecekler
  • Aşırı baharatlı besin tüketimleri
  • Lahana, karnı bahar, çiğ biber türü gaz yapacak besinlerin tüketimi
  • Düzensiz ve uygunsuz ilaç kullanımları

Ülser hastalarını aşırı şekilde rahatsız edebilecek etkenlerdir.

Ülser İlaçları

Ülserin ilaçla tedavisi birçok hasta için kısa sürede etki eder ve yeterli olur. İlaçlar genel olarak asit salgısını azaltır, asidi nötr hale getirir, midenin mukoza bariyerini korur veya helicobacter pyloriyi etkisiz hale getirir.

Hamilelikte Ülser

Hamile bireyler bebeğin sağlığı ve kendi sağlıkları açısından titizlikle tedavi edilmelidir. Nadir durumlarda kanama meydana gelebilir ve bu da erken doğum, annenin sağlığının tehdit edilmesi gibi olumsuzluğa sebep olabilecektir. Lakin hamilelik döneminde mide asit salgısı ciddi bir şekilde azalmaktadır ve mukus salgısı oldukça artmaktadır. Bu nedenle gebelerde aktif olarak ülser hastalığı hemen hemen hiç görülmemektedir. Gebelik kısaca bireyi ülserden korumaktadır. Ülser hastası gebeler kadın doğum uzmanları ve dahiliye uzmanlarınca çok yakından takip edilmelidirler.

Çocuklarda ve Bebeklerde Ülser

Büyüme ve gelişme çağındaki çocuklarda ve bebeklerde herhangi bir hastalık, gelişimi olumsuz yönde etkileyeceğinden dolayı ülser tedavisi titizlikle uygulanmalıdır. Aksi takdirde çocuklar ve bebeklerde başta fiziksel ve nörolojik gelişimin durması ve sekteye uğraması gibi çok fazla olumsuzluk meydana gelecektir. Fakat ülser hastalığı bebeklik ve çocukluk çağlarında yaygın görülen bir hastalık değildir. Bu yeme alışkanlıklarının uzun süreli etkisine bağlı olarak gelişen bir durumdur.

Ülser için Hangi Doktora Gidilir?

Belirtiler kısmında yazdığımız şikâyetlerinizin mevcudiyeti durumlarında zaman kaybetmeden hastaneye başvurulması gerekmektedir. Dahiliye (İç Hastalıkları) bölümüne gidilmeli ve dahiliye doktoruna başvurulmalıdır.

Hastaların belirtilerin şiddetlenmesini beklemeden doktora gitmeleri avantajlı olur. Böylece olası komplikasyonlar görülmez ve kısa sürede tedavi edilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Ülser ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Tedavi edilmemiş ülser hastalığı zamanla ülserli alanların etrafındaki hücrelerde değişimlere neden olur. Bu değişimler devam ettiğinde mide kanseri meydana gelebilir. Ayrıca tedavi edilmeyen ülser kendiliğinden geçmez. Şikâyetler devam eder. Bu yüzden hastalar takip altında olmalı ve düzenli şekilde tedavi edilmelidirler. Birçok ülser kısa süreli bir ilaç tedavisi ile tamamen iyileşir.

Hastalığın tek tedavisi tıbbi tedavidir. Fakat daha hızlı iyileşmek ve mideye daha fazla zarar vermemek için önlem alınabilir. Sağlıklı ve düzenli beslenmek, alkol alımının kesilmesi ve sigaranın bırakılması ülsere iyi gelmektedir. Süt ve süt ürünlerinin tüketimi, et balık yumurta gibi hayvansal gıdalar ülsere iyi gelmektedir. Sebzelerin ve meyvelerin püre şeklindeki tüketimleri hazmı kolaylaştırdığından mideyi rahatlatmaktadır ve ülsere iyi geldikleri gösterilmiştir. Ülser hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmaları, ağır besinler tüketmemeleri, yemekten sonra küçük mesafe yürüyüşleri yapmaları ve yemekten sonra direk yatmamaları olumlu etki etmektedir.

Ülser ağrısı için genellikle her evde bulunan ağrı kesiciler içilmemelidir. Çünkü bu ilaçların bir çoğu steroid olmayan antienflamatuar ilaçlardır. Mideyi rahatlatmaktan çok şikâyeti büyütebilirler. Ülser ağrısının kesin çözümü tedavi olmaktır. Tedavi olana kadarki sürede yemekten hemen sonra yatmamak ve hareket etmek, hafif ve kolay sindirilebilir besinler tüketmek faydalı olur.

Endoskopi en iyi tanı koyma yöntemidir. Endoskopi ile sindirim sistemin bir kısmı görüntülenir. Bu yöntem özellikle 50 yaş ve üzeri hastalarda aşırı bir karın ağrısı, inatçı ve tekrarlayıcı kusmalar, ağrılı yutma hissi, anemi(kansızlık) mevcut ise uygulanmaktadır. Bu yöntem ile iltihaplı alanlardan örnekler alınabilir. Endoskopi uygulanamayacak hastalara direk baryumlu röntgen görüntülemesi tekniği uygulanmaktadır.


Midede mide yüzeyini asitten koruyan bazı yapılar vardır. Bunlar katmanlar hormonlar gibi faktörlerdir. Bazı yaşam tarzı özellikleri, helicobacter pylori isimli bir bakteri ve midenin koruyucu yapılarını zayıflatan bazı faktörler midede yaralar açılmasına neden olur. Alkol, sigara, stres, yağlı ve ağır beslenmek, yetersiz beslenmek, besinleri yıkamadan yemek gibi birçok faktör hastalığın oluşumunda etkilidir.