evim.com

Ankilozan Spondilit

Ankilozan spondilit, kuyruk sokumu bölgesini etkileyen ağrılı ve iltihaplı bir romatizma hastalığı olup, tedavisinde; fizik tedavi, ilaç tedavisi ve ileri evrede cerrahi tedavi uygulanır.

Ankilozan Spondilit Nedir?

Ankilozan spondilit, özellikle sakroiliak eklem denen kuyruk sokumu eklemini ve omurgayı tutan, klinik ve radyolojik bulguları dışında eklem dışı tutuluma da sebep olabilen spondilartropatiler olarak adlandırılan bir hastalık grubuna ait, ilerleyici bir romatizmal hastalıktır. Kelime anlamı olarak “ankilozan” yapışıklık; “spondilit” omurganın iltihabı demektir. Hastalık, omurga iltihabı sonucunda oluşan yapışıklık, hareket kısıtlılığı ve fonksiyon kaybını içermektedir. Kronik, sürekli, pek çok sistemi etkileyebilen bir hastalıktır. Erkeklerde, kadınlardan 3 kat fazla görülmektedir.

Ankilozan Spondilit Belirtileri

En baskın belirti belde ağrı ve hareket kısıtlılığıdır. Ağrı ve hareket kısıtlılığı, özellikle kuyruk sokumu bölgesindedir. Bu ağrı inflamatuar nitelikte bir ağrıdır. Genellikle egzersiz ve hareket ile geçen sabah tutukluluğu ile birliktedir. Sabah tutukluğu, travmatik ağrıların aksine yarım saatten uzun sürer ve günün ilerleyen saatlerinde rahatlama gösterir. Ağrı başlangıçta aralıklı iken sürekli bir hal alabilir. Kronik ağrı niteliğinde olması tanı için bir kriterdir ve en az 3 aydır sürüyor olması gerekmektedir.

Bel ve omurga hariç, pek çok vücut bölgesinde gezici ağrı olabilir. Özellikle bağ ve kas tendonlarının eklemlere yapıştığı yerlerin inflamasyonu olan entezit sık görülür ve kendisini ayak arkası aşil tendon bölgesinde topuk ağrısı ile belli eder. Bunları kalça, omuz, boyun ağrısı izler. Yalnızca santral bölge ve omur değil, periferik eklem tutulumu da yapar. Simetrik olmayan artrit şeklinde eklem bulguları çıkabilir. Ancak bunlar, omurgaya göre çok daha nadirdir.

Eklem tutulumu haricinde sistemik belirti de verebilir. Ateş, halsizlik, iştahsızlık ve kilo kaybı gibi genel enflamasyon bulguları sıktır. Gözde anterior üveit (ön üveit) denen, kızarıklık ve ağrıya neden olan, iris ve silier cisim iltihabını içeren bir enfeksiyon görülür. Bu ön üveit, omurga hariç en sık tutulum ve bazen tanı anında da bulunabilir. Genelde tek taraflıdır.

Çok sık olmayan bir şekilde akciğer ve kalp problemleri de görülebilir. Kauda equina adı verilen, idrar ve dışkı (gaita) kaçırmaya kadar gidebilen sfinkter bozukluğu, bacaklarda kas güçsüzlüğü olabilir. Ancak nörolojik bulgular, ileri derecede kötüleşmiş hastalarda görülür ve tedavilerin gelişmesi sonrası oldukça azalmıştır.

İnflamatuar nitelikteki bel ağrısı, 8-10 yaşından 45-50 yaşına kadar her yaşta ortaya çıkabilir ve genelde sinsidir. Eğer bir bel ağrısı 40 yaşından önce başlıyorsa (özellikle 20'li yaşlar) ve bu ağrıya, sabah tutukluğu, gözde kızarıklık ve topuk ağrısı gibi bulgular eşlik ediliyorsa ankilozan spondilit açısından tetikte olmak gerekir.

Bahsedilen bütün bu ağrı ve hareket kısıtlılığı sonunda, tedavi ve takipte geç kalınmış hastalarda bel, boyun, kalça fonksiyon bozukluğu ve eğik postür ortaya çıkabilir. Halk arasında “kamburluk” denen görüntü oluşabilmektedir.

Ankilozan Spondilit Nedenleri Nelerdir?

Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte genetik faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Araştırmalar sonucunda HLA B27 adlı geni taşıyan kişilerde daha çok görüldüğü ortaya konmuştur. Ancak bu geni taşımayan kişilerde de görülebilmektedir. Aynı şekilde bu gen pozitifliği bir tanı yöntemi olmamaktadır, geni taşıyanlarda ömür boyunca hastalık ortaya çıkmayabilir.

Bazı enfeksiyon ajanlarının ankilozan spondilite yatkınlık yaratabileceği ile ilgili çalışmalar mevcuttur. Ancak kesin bir ilişki tanımlanamamıştır. Gribal enfeksiyonlar sonrası, var olan ankilozan spondilit bulguları kötüleşebilir.

Ankilozan Spondilit Teşhisi

Ankilozan spondilit teşhisi aşamalı bir teşhistir. Hastalık öyküsü ve fizik muayene bulguları uyumlu olan hastalara yapılan radyolojik inceleme bir arada değerlendirilerek tanı konur. Ayrıca tanıda yardımcı olan laboratuvar testleri de bulunmaktadır. Aile öyküsü kesin olmasa da olasılığı arttıran bir faktördür.

Özellikle 20-40 yaş öncesi başlayan bel ağrısı ve diğer bulguların eşliği ileri inceleme gerektirmektedir. Ön üveit, topuk ağrısı, sabah tutukluğunun ve ağrıların inflamatuar nitelikte olması tanıya yönlendirir. Uzman doktor, fizik muayene ile göğüs hareketlerini ve beldeki hareket açıklığını ölçerek kısıtlılığın değerlendirmesini yapacaktır. Bunun için Schöber testi uygulanır. Bu test sakroiliak eklemdeki hareket açıklığının sınırlanmış olduğunu göstermektedir. Bunun üzerine yapılan sakroiliak eklem MR incelemesinde sakroileit ve ankiloz denen yapışıklıkların görülmesi ile tanı konur. Laboratuvar incelemelerinden CRP, sedimantasyon yüksekliği ve HLA B27 gen pozitifliği tanıyı desteklemektedir ancak kesin değildir.

Ankilozan Spondilit Tedavisi

Fizik tedavi, ilaç tedavisi ve cerrahi tedavi yöntemleri kullanılmaktadır.

Ankilozan spondilit tedavisi, gerçekleşmiş olan ankiloz durumunu ortadan kaldırmamaktadır. Tedavi, hastalığın ilerlemesini önlemeye ve belirtileri azaltarak hayat standardını arttırmaya yöneliktir. İlk olarak ağrı ve hareket kısıtlılığı ve postür bozukluğu önlenerek iyi bir duruş sağlanmak hedeflenir. Böylece ankilozan spondilitli hastalar, iyi bir fizik tedavi ve doktor kontrolünde gerekli tedaviler sağlanarak normal bir yaşam sürebilir. Kilit nokta, erken tanı ve düzenli takiptir.

Fizik tedavi ve günlük egzersiz tedavinin en önemli kısmını oluşturur ve hareket kısıtlılığını önlemekte büyük bir yere sahiptir. Eklemdeki hareket kısıtlılığı ilerlemeden, erken tanı ile başlanan fizik tedavi, dayanıklılık ve esnekliğe yönelik olmalıdır. Göğüs ekspansiyonu (genişletme), sırt ve boyun germe egzersizleri bir uzman eşliğinde uygulanmalıdır. Ankilozan spondilit hastalarının günlük egzersizlerine özen gösterilmelidir. Hastalık öne eğilmeye neden olur. Bu nedenle egzersizlerde bunu önlemeye yönelik hareketler yapılmalıdır. Özellikle yüzme önerilmektedir.

Ankilozan Spondilit Tedavi Edilmezse

Hastalık seyrinde ağrı, önce aralıklı olarak başlayıp hasta tarafından tolere edilebiliyorken, sonraları sürekli ve dayanılamaz hale gelir. Bel ve boyun hareketlerinde kısıtlılık ortaya çıkar. Eğer tedavi gecikirse ya da ihmal edilirse, postür ve duruş giderek bozulur, kamburluk denen görünüm ortaya çıkabilir.

Tedavi, hastalığın sebep olduğu yapışıklık durumunu ve hasarı ortadan kaldıramaz. Yalnızca hasarın ilerlemesini ve diğer eklem ve organlara yayılmasını önler. Ankilozan spondilit, tedavi gecikmesi sonunda göz, bağırsak, kalp ve akciğerler gibi vücut organlarına zarar verebilmektedir. Hastalarda aort yetmezliği, amiloidoza bağlı kronik böbrek yetmezliği, atlanto-aksiyal subluksasyon ve medulla spinalis basısı ölüm nedenleridir.

Önemli olan hastaların, tedavi ve düzenli takip ile normal bir hayat sürebilmeleridir.

Ankilozan Spondilite Ne İyi Gelir?

Nonsteroid antienflamatuar ilaçlar, ağrının geçmesini sağlayabilir. Ancak bu hastalarda bilinçsiz ağrı kesici kullanımı olumsuz sonuçlara sebep olabilmektedir. Doktorunuza danışmadan ilaç almayınız.

Düzgün bir duruş sağlamak önemlidir. Hastaların, yatarken sert ve düz yatakta, ince bir yastık ile yatmaları önerilmelidir. Bu, omurga bütünlüğünü korumakta ve ağrı, postür bozukluğu gibi problemlerin ilerlemesini durdurmaktadır. Masa başı çalışan hastalarda ise sert bir sandalyede, dik bir oturuş sağlayabilmek önemlidir. Günlük faaliyetlerde öne eğilme minimuma indirilmelidir.

Hastalık, her hastada farklı seyredebilmekte ve bazı durumlarda sıcak, bazı durumlarda soğuk ile tetiklenebilmektedir. Ancak sabahın erken saatlerinde en kötü olan sabah tutukluğu niteliğindeki hareket kısıtlığına sıcak uygulamalarının iyi geldiği kanıtlanmıştır.

Egzersize devam eden hastalarda, belirtiler daha silik olmaktadır.

Ankilozan Spondilite Ne İyi Gelmez?

Unutulmamalıdır ki; ankilozan spondilit, ilerleyici bir hastalıktır. Hastalığın ilerleyen evrelerinde ortaya çıkan kamburluk postürü, günlük aktiviteler sırasında öne eğilme hareketinin sık sık tekrarlanması ile ilerleyebilmektedir. Bu nedenle hastalarda var olan dik vücut pozisyonunu korumak önemlidir. Masa başı işleri sırasında, özellikle bilgisayar başında olan hastalarda, ağrıda da kötüleşme görülür. Gebelik de bu şekilde, ağırlık merkezini öne kaydırarak aynı etkiyi yapmaktadır. Buna rağmen gebe kalan ankilozan spondilit hastaları, doktor kontrolünde problem yaşamadan bebek sahibi olabilmektedir.

Sigara ve alkol, genel sağlığa olumsuz etkilerinin yanı sıra, ankilozan spondilit hastalığının kalp ve akciğer etkilerini şiddetlendirmektedir.

Hastalar egzersizi asla bırakmamalıdır. Ancak vücudu yük stresi altında bırakmayan sporlar olması önemlidir. Bilinçsiz sporlar da faydadan çok zarar verebilir.

Ankilozan Spondilit İlaçları

Ankilozan spondilit tedavisine yönelik pek çok ilaç kullanılabilmektedir. Hastalığın şiddetine ve seyrine göre nonsteroid anti-inflamatuar ilaç (nsaii-indometazin, naproksen, diklofenak), sülfasalazin adı verilen düzenleyici ilaçlar ve anti- TNF ilaçlar (infliximab, etanerceft) ile tedavi denenebilir.

Hangi ilaç, hangi evrede kullanılırsa kullansın, egzersiz ile desteklenmelidir. Egzersiz olmadan ilaç tedavisinin faydası büyük oranda azalmaktadır. Ayrıca hem hastalık, akciğer ve kalp tutulumuna neden olduğundan; hem de anti-TNF ilaç kullanan hastaların, ilaç etkileşimleri ile etkileri değişeceğinden sigara içmemeleri çok önem taşımaktadır. Bu ilaçların faydası olmakla birlikte bulantı, kusma, karaciğer problemi, enfeksiyonlara yatkınlık gibi yan etkileri de olabilmektedir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Ankilozan Spondilit Ameliyatı

İlaçlı tedaviden fayda göremeyen, ileri evredeki hastalarda cerrahi tedaviye başvurulmaktadır. Risklidir ve her hastaya uygulanamaz. Yapılan cerrahi tedavi, öne eğilme postürünü düzeltmeye yöneliktir. Bu operasyona artroplasti denmekte ve bu ameliyat fonksiyonlarını kaybeden bir eklemin cerrahi olarak eski haline döndürülmesini sağlamaktır. Cerrahi tedavi öncesi ve sonrasında da yine fizik tedavi ve egzersiz ile desteklenmelidir.

Hamilelikte Ankilozan Spondilit

Eskiden doktorlar tarafından ankilozan spondilit hastalarına gebelik önerilmemiştir. Ancak ilerleyen tedavi yöntemleri ile normal hayat sürebilen hastaların gebeliklerinde de herhangi bir sakınca görülmemektedir.

Gebelikte, kilo artışı ve bebeğin sebep olduğu ağırlık nedeniyle öne eğilme postürünü desteklemekte ve ankilozan spondilit bulgularını kötüleştirebilmektedir. Bazı hastalarda aksine, tedavi ihtiyacını azaltacak kadar düzelmeler bile ortaya çıkabilir. Ancak toplam hastaların yarısında gebelik sonrası hastalık ağırlaşmaktadır.

Gebelik süresince fizik tedavi ve egzersiz, uzmanlar eşliğinde devam edilmelidir. Antiinflamatuar ilaçların kullanımı bazı farklılıklar gösterir: Düşük doz nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar gebelikte de kullanılabilir, İndometazin ve diğer nonsteroid ajanların uzun süreli kullanımı önerilmemektedir. AntiTNF antikorları uzman doktor eşliğinde, hastalığın şiddetine göre kullanılabilmektedir.

Çocuklarda Ankilozan Spondilit

Ankilozan spondilit, yalnızca erişkinlik döneminde değil, çocukluk döneminde de görülebilen bir hastalıktır. Çocuklarda görüleni juvenil romatoid artrit ya da juvenil idiopatik artrit adını almaktadır. Bu dönemde ortaya çıkan eklem problemlerini göz ardı etmemek gerekir. Çocukluk döneminin erişkinlerden farkı, ağrının omurgada değil, bacak ve bazen kol, kalça eklemlerinden başlamasıdır. Bu nedenle çocukluk çağı büyüme ağrıları ile ayırıcı tanılarının bir an önce yapılıp gerekli önlemlerin alınması gerekir. Erken tanı ve tedavi önemlidir; böylece gelecek hastalığın ilerleyici seyri durdurulmuş olur.

Tedavi erişkinlerdekine benzer ve hasarın ilerlemesini önlemeye yöneliktir. Var olan hasar ortadan kalkmaz ama erken teşhis konan çocuklarda hastalık ilerlemeden, normal bir yaşam da sürdürülebilmektedir. Bunun için düzenli ve sürekli doktor takibi ve egzersiz önem taşır. Çocukların eklemlerine yük bindirmeyen, özellikle yüzme gibi sporlara yönelmesi ve düzenli egzersiz yapması desteklenmelidir.

Ankilozan Spondilit için Hangi Doktora Gidilir?

Ankilozan spondilit, iltihaplı bir hastalıktır. Dahiliye (İç hastalıkları) bölümünün Romatoloji alt dalı tarafından ilgilenilmektedir. Bu tedaviler, SGK tarafından karşılanmaktadır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Ankilozan spondilit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ankilozan spondilit bazı hastalarda ileri derece vücut duruş bozukluğu yaratarak iş gücü kaybı ve hayat standart düşüklüğü yapabilir. Her hastada etkisi farklı olmaktadır. Bu nedenle iş gücü kaybı ve engellilik oranının hesaplanabilmesi için bir Romatoloji uzmanına başvurmak gerekir. Romatoloji uzmanı, gerekli standart cetveller ile eklem açıklığını hesaplayacak ve engellilik oranını belirleyerek raporu düzenleyecektir.

Öne eğilme postür bozukluğunu gidermek ve ağrıların ilerlemesini engellemek için sert ve düz bir yatakta, ince bir yastıkla yatmaları tavsiye edilir.

Boynu yüksekte tutmak omurgayı bozar ve eklem ağrısına neden olabilir. Yapılabilecek en iyi şey yastık kullanmamaktır. Ancak bu şekilde uyumada sorun yaşarsanız ince bir yastık kullanabilirsiniz.

Sırt üstü uyumak ankilozan spondilit hastaları için en doğrusudur. İlk başta uykuya dalmada sorun yaşasanız da zamanla sırt üstü uyumaya alışırsınız.

Bu tavsiyeleri aşamalı bir şekilde uygulamaya çalışarak kendinizi alıştırmalı ve hayat biçimi olarak benimsemelisiniz.

Ankilozan spondilit hareket kısıtlılığı ortaya çıkaran bir hastalık olduğu için askerlik durumunu da etkileyen önemli bir hastalıktır. Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin gerekli maddelerinde ankilozan spondilit ile ilgili muafiyet bilgileri söz konusudur. Hastalık açısından gerekli değerlendirmeler yapıldıktan sonra muafiyet sağlanabilir.

Ankilozan spondilit hastalarının çocuğu olmasında herhangi bir sakınca ya da engel yoktur. Ancak yine de gebelik, vücuda bir ağırlık yüklediği için, kontrol edilmesi gerekmelidir. Gebelik durumunda ortaya çıkan riskler iyice araştırılmalı ve ona göre karar verilmelidir. Ankilozan spondilit hastalığı olan bir kadın gebe kalmadan önce mutlaka bir doktora giderek bilgi ve görüş almalıdır.

Ankilozan spondilit, romatizmal ve inlamatuar bir hastalıktır ve baş ağrısı, ateş, kilo kaybı gibi genel bulguları gösterebilir. Baş ağrısı sık rastlanan bir etki değildir. Ağrı hissi genelde kalça ve bel bölgesinde hissedilir. Hareket kısıtlılığı ve öne eğilme nedeniyle sırt bölgesinde de ağrı hissi oluşabilir.