Yanık

Farklı sebepler sonucu kişinin derisinin hasar aldığı ve deri bütünlüğünün bozulduğu durum olan Yanık, yanığın derecesine göre tedavi edilmektedir.

Yanık Nedir? 

Yanık, elektrik, ateş, soğukluk, kimyasal maddeler, aşırı sürtünme ya da radyasyon gibi etkenler nedeniyle derinin çeşitli katmanlarının hasar aldığı hatta derinin bütünlüğünün kaybolduğu yaralanmadır.

Derinin yandığı tabakalar dikkate alınarak birinci dereceden dördüncü dereceye kadar sınıflandırılmıştır. Bu durum yanıkların şiddetleri ile de doğru orantılıdır. 

Yanıklarda sadece deri ve katmanları zarar görmeyip yanığın şiddetine göre kaslar, kemikler, damarlar ve diğer dokularda hasar alabilmektedir. Ayrıca yanığın şiddetine göre doku ve organ kayıpları hatta ölümler dahi görülebilmektedir. 

Edinilen sayısal verilere göre dünyada her yıl 11 milyon kişi yanıklar nedeniyle hastaneye başvururken yaklaşık 300.000 kişi hayatını kaybetmektedir. Durum bu kadar ciddi olduğu için çoğu ilde ve sağlık merkezlerinde yanık üniteleri kurulmuştur. 

Bu merkezlerde yanıklara daha hızlı ve güçlü müdahale edilmesine rağmen bazı ciddi vakalar ne yazık ki kaybedilebilmektedir. Ancak yanıkların uzun dönemdeki sonuçlarını hastaların yaşları etkilemektedir. 

Yanık Belirtileri Nelerdir?

Yanıklar hastalarda farklı türde ve farklı şiddette belirtilere neden olabilmektedir. Bu durum yanığın derecesine ve yanığa neden olan etkene göre değişmektedir. 

Birinci ve ikinci derece yanıklarda hastalar daha sık olarak acı hissetmek ile beraber ileri derece ve derin yanıklarda acı hissinden ziyade gerginlik ve baskı hislerini hisseder. 

Yani şiddet bakımından en şiddetli olan 4.derece yanık olsa bile en fazla acı hissi ikinci derece yanıklarda hissedilir. Bunlara ek olarak yanıklarda cilt yüzeyi hasar alabileceği için sinirlerinde hasar görmesi halinde o bölgede hissizlik oluşabilir. 

Ayrıca yüzeysel yanıklarda yanık olan bölgede renk değişikliği genellikle kırmızı ya da pembe renkte olurken daha derin yanıklarda siyah, mor ve beyaz bir renk değişimi görülür. 

Unutulmamalıdır ki ağız içinde, damakta, ağız kenarında, burun içinde, burun kıllarında yanık belirtisi olan hastalarda solunum yollarının da etkilenmiş olabileceği akla getirilmelidir. 

Bu hastalarda solunum sıkıntısı, nefes darlığı, hırıltılı ya da hırıltılı nefes alıp verme görülebilmektedir. 

Kısacası yanık vakalarında hastalarda görülen belirtiler şunlardır;

  • Yanık bölgesinde ağrı
  • Yanık bölgesinde kaşıntı, yanık bölgesinde soyulma
  • Yanık bölgesinde hissizlik, karıncalanma, kaşıntı
  • Deride renk değişikliği
  • Deride su dolu kabarcıklar
  • Deride gerginlik, bası hissi
  • Nefes darlığı, hırıltılı solunum
  • Deride iltihaplanma ve şişme (ödem)
  • Deride kuruluk
  • Vücutta kan gitmemeye bağlı doku ölümü

Yanık Nedenleri Nelerdir?

Yanık vakaları birçok etkenden dolayı görülebilmektedir. Isı, elektrik, kimyasal maddeler ve radyasyon yanıklara neden olan temel etkenlerdir. 

Amerika birleşik devletlerinde toplanan veriler ışığında yanık vakalarının en sık nedenleri şu şekilde sıralanmaktadır; alev ya da yangınlar (%44), kaynar ya da aşırı sıcak sıvılar (%33), sıcak nesneler (%9), elektrik (%4) ve kimyasal maddeler (%3). Önemli bir nokta da bu yanık vakalarının 2/3 ünden fazlası evde meydana gelmektedir. Diğer durumlar ise iş kazaları, intihar girişimleri ya da saldırıya maruz kalma sonucu oluşmaktadır. 

Nedenleri daha ayrıntılı olarak sıralamak gerekirse;

  • Isı- Sıcaklık yanıkları: Tüm dünyada yanık vakalarının en sık sebebi yangınlar, alevler, sıcak sıvılar ve sıcak nesnelerdir. Önemli bir ayrıntıdır ki evde gerçekleşen ve ölümle sonuçlanan yanık vakalarında sigaranın rolü %25 civarında iken ev tipi ısıtıcı cihazların ve diğer aletlerinin rolü %22'dir. Evlerde görülen ve genellikle daha küçük yaştaki çocukları etkileyen yanık vakaları sıcak gazlarla, sıcak sıvılarla ya da sıcak buharla haşlanma ve sıcak nesnelere temas etmektir. Bu grup yanık vakalarının en yüksek sayıda olan grubudur ve en çok 5 yaşın altındaki çocukları etkilemektedir. Haşlanmalar genellikle banyoda sıcak su ile, mutfakta buhar, kaynar su, sıcak çay ya da kızgın yağ ile olmaktadır. Hastalara bakıldığı zaman haşlanma vakaları etkenin temas süresine göre değişmekle beraber genellikle birinci ya da ikinci derece yanıklardır. Ancak çok uzun süre bir temas olmuşsa ya da yanık şiddeti çok fazla ise üçüncü derece yanık bile görülebilmektedir. Ayrıca sadece sıcak cisimler ya da sıvılar değil soğuk maddeler de uzun süre temas halinde yanık meydana getirebilir. Kuru buz yanığında olduğu gibi kuru buzlarla ya da soğuk buz uygulamalarında cilde uzun süreli temas olması ciltte kızarıklığa, ağrıya, kaşıntıya ve yanığa sebep olmaktadır.
  • Kimyasal maddeler ile yanık: Kimyasal maddeler sonucu oluşan yanık vakaları tüm yanıkların yaklaşık %2-11’idir. Bu oran hiç de azımsanmayacak bir oran olmakla beraber kimyasal maddeler sonucu oluşan yanıklarda ölüm oranı %30’lardadır. Kimyasal yanıklarda etkilenen yerler genellikle eller, cilt, gözler ve yutulduğu zaman iç organlardır. Kimyasal yanıklara neden olan maddelere bakıldığı zaman 25.000 den fazla madde olduğu görülmektedir. Bu maddelerin %55 kuvvetli bazlar %26’sı ise kuvvetli asitlerdir. Kimyasal yanıklara bakıldığında ölümlerin en fazla yutma ya da içme kaynaklı olduğu görülür. En tipik örneği ise gece karanlıkta su içmeye kalkan kişilerin yanlışlıkla çamaşır suyu ya da benzeri temizlik maddeleri içmesidir. Ayrıca çok yanlış bir davranış da temizlik malzemesi şişelerinin temizlenip su şişesi olarak kullanılmasıdır. Bu yanlış davranış bu vakaların görülme sayısını daha da arttırmaktadır. Kimyasal yanıklar bakımından bebekler, çocuklar, yaşlılar ve engelli bireyler en fazla risk altındaki gruplardır. Dikkat edilmesi gereken ve kimyasal yanıklara neden olan bazı maddeler şunlardır; tuvalet temizliğinde kullanılan sülfürik asit, çamaşır sularının içeriğindeki sodyum hipoklorit ve hidroklorik asit, boya çıkarıcılarının içeriğindeki halojenli hidrokarbonlar, hidroflorik asit, formik asit, amonyak, araba aküsü asidi ve havuz klorlarıdır. Kimyasal madde ile temas eden kişilerde; ciltte tahriş, cilt dokusunda ölüm, uyuşma ağrı, kızarıklık, gözü etkilemişse görme kaybı ya da gözde kızarıklık; yutma vakalarında ise kalpte ritim düzensizliği, baş ağrısı, tansiyon düşüklüğü, kalp durması, nefes darlığı, öksürme, kusma, baş dönmesi, bayılma ve ölüm meydana gelebilir. Bu kadar ciddi bir durum olduğu için kimyasal maddeye maruz kalan kişi ya da yakını 112 acil çağrı numarasını hızlıca aramayı unutmamalıdır. Ve önemli ve hayat kurtarıcı bir diğer nokta da kimyasal maddeyi yutan ya da içen bir kişi asla kusturulmamalıdır. Çünkü tahribata ve yanığa neden olan madde mideden ağza giderken tekrardan hasar verecektir.
  • Elektrik yanıkları: Elektrik yanıkları vakaları da ısı- sıcaklık yanıkları gibi oldukça sık görülmektedir. Kendi içinde yüksek gerilim yanıkları (1000 volt ve üzeri), alçak gerilim yanıkları (1000 volt altı) ve elektrik parlaması yanıkları olarak 3 e ayrılmaktadır. Bunların yanı sıra yıldırım çarpması vakaları da elektrik yanıkları grubuna dahil edilmektedir. Yıldırım çarpması vakaları çok sık görülmese de dağ tırmanışı yapan kişiler, açık sahalarda golf ve benzeri saha sporları yapan sporcular ya da yağmurlu havada görevli işçiler yıldırım çarpması açısından daha risklidir. Çocuklar ele alındığında elektrik çarpması olayları en sık olarak elektrik kabloları daha sonra da elektrik prizleri kaynaklıdır. Elektrik akımı sonucu oluşan yanıklarda sadece cilt yüzeyi etkilenebileceği gibi kaslar, kemikler hatta iç organlar etkilenebilir. Hastalar başvurduklarında künt travmalar ve kırık, çıkıklar görülebilir. Alçak ve yüksek gerilim vakalarında şiddetli bir durum söz konusu ise hastada kalp krizi ve ölüm meydana gelebilir. Çocuklarda elektrik kablolarını çiğneme ya da ısırma sonucu ağızda, burunda, dudaklarda ve ağız içinde yanıklar meydana gelebilir. Ayrıca ısırma ya da çiğneme sonucu vücuda giren elektrik akımı el, kol, ayak, bacak gibi yerle ya da duvarla temas eden yerlerden dışarı çıkar. El, ayak ve bacaklarda çıkış yanıkları görülür. Çıkış yanıkları geniş yüzeyli olsa da pek şiddetli değildir. Ancak akımın giriş yerindeki yanıklar daha şiddetli olup, geç iyileşir, deride büzüşmelere, doku ölümlerine neden olup ciddi izler bırakırlar. Hatta bunların tedavisinde özel protezler ve deri greftleri gerekebilir. Elektrik yanıkları solunum sistemini ve kan dolaşımını durdurabilir ve hastaları öldürebilir. Bu nedenle oldukça dikkat edilmesi gereken bir konudur. 
  • Radyasyon yanıkları: Radyasyon yanıklarına sebep olan etkenler temel olarak şunlardır; güneş ışınları, solaryum, epilasyon lazerleri, ark kaynağı, radyoterapi, röntgen ışınları, nükleer serpintiler, mikrodalga ışınları… Bu kaynaklardan çıkan ışınlara uzun süre maruz kalınması halinde ciltte yanıklar meydana gelmektedir. Radyasyon yanıklarına sebep olan etkenler arasında en sık karşılaşılan vakalar güneş yanıklarıdır. Güneş ışınlarına maruz kalan insanlarda yanıklar kişinin cilt tipine ve maruziyet süresine göre değişmektedir. Bunun dışında iyonize ışınlarda yani radyoterapi, röntgen gibi ışınlarda ışının şiddetine göre belirtilerin şiddeti de artmaktadır. En başlarda saç dökülmesi ve kızarıklık ile başlayan belirtiler ışının radyasyon şiddetinin artışına bağlı olarak ciltte soyulmalara hatta ciltte doku ölümüne neden olabilmektedir.
  • Kasıtlı yanıklar: Kasıtlı olarak meydana gelen yanıklar genellikle intihar, cinayet, yaralama ya da istismar sonucu olmaktadır. Çocuklarda kaynar suyla haşlanma, sıcak cisimlere dokundurma, sigara söndürme gibi çocuk istismarı denilen durumlar görülebilmektedir. İstismara uğrayan çocuklarda yüzde, kollarda, bacaklarda ve kalçada yanık izlerine rastlanabilmektedir. Yetişkinlerdeki istismar vakalarına bakıldığı zaman kızgın yağ ile yakma, kezzap ve asit dökme, sıcak saca ya da sobaya temas ettirme, ateşle yakma gibi vakalar dünyada sıkça görülmektedir. Özellikle Pakistan ve Hindistan gibi ülkelerde kadınların yüzüne kezzap ya da asit gibi maddeler dökerek kadının yüzü yakılmaktadır. Bu olaylarda kadınlar çok ciddi zararlar almaktadır. Bunlara ek olarak bazı kişiler intihar ya da protesto amacıyla kendi kendini ateşe verme girişimde bulunabilmektedir.

Yanık Dereceleri Nelerdir?

Yanık vakaları hastaların ciddiyetine göre çeşitli derecelere ayrılmıştır. Bu derecelendirme yanığa neden olan faktöre göre değil şiddetine ve temas süresine bağlıdır. 

Örneğin haşlanma gibi vakalarda etkenin temas süresine, sıcaklık derecesine ve neden olan maddenin cinsine göre birinci derece olabildiği gibi üçüncü hatta dördüncü derece de olabilmektedir. 

Ayrıca kimyasal yanıklarda, elektrik yanıklarında ve radyasyon yanıklarında hastanın cilt hasarı küçük olsa bile içerde daha ciddi bir hasar olabileceğinden daha hızlı ve acil bir müdahale gerektirir. 

Yanık vakalarının derecelerinden bahsedecek olursak;

  1. Birinci derece yanıklar: Birinci derece yanıklar denildiği zaman genellikle yüzeysel olan ve çoğu zaman tedavi gerektirmeyen yanıklar akla gelir. Evde merhem ve soğuk sular ile tedavi edilip hastaneye pek başvuruda bulunulmaz. Ancak bazı birinci derece yüzeysel yanıklar daha şiddetli olarak hastaneye başvurmayı gerektirebilir. Bu yanıklarda oluşan yanıklar genellikle küçük boyutlarda olup kızarıklık, ağrı ve şişlik gibi belirtiler gösterir. İyileşme süreci birkaç gün ile sınırlı olup iyileşme sırasında ciltte soyulmalar görülebilir. Daha büyük boyutlarda olan birinci derece yanıklar daha ağrılı olabilir ve iyileşme süreci daha uzun sürebilir. Birinci derece yanık sınıfına giren yanıklar genellikle şunlardır; güneş yanıkları, sıcak su haşlanması, sıcak buhar yanıkları ve elektrik yanıkları… Bu yanıklar vücudun her bölgesinde görülebilir iken yüz, kasık, eller ve ayaklarda görüldüğü zaman yara çok büyük olmasa bile tıbbi destek almak önerilmektedir. Ayrıca elektrik yanıklarında hastaların mutlaka acil servise başvurmaları söylenmelidir.
  2. İkinci derece yanıklar: İkinci derece yanıklarda yanığa sebep olan etkenler genellikle birinci dereceye sebep olan etkenlerle aynıdır. Ancak birinci derece yanıklarda olduğu gibi cildin en üst epidermis katmanı etkilenirken ek olarak daha alt katmanlar yani dermis katmanları da etkilenir. Burada temel etken yanığa neden olan etkenden çok, etkenin şiddeti, temas süresi ve temas yüzeyinin genişliği önemlidir. Bu yanıklar daha şiddetli ağrılara sebep olur, cilt yüzeyinde su kabarcıkları oluşur, deri nemlidir ve kızarmıştır. En ağrılı yanıklar ikinci derece yanıklardır. Bu yanıklarda yanık bölgesinde iltihap meydana gelebilir ancak genellikle iz bırakmadan iyileşir. Yanık bölgesindeki yara iyileşmesi düzgün bir tedavi ve yara bakımı ile genellikle 2-3 hafta sürmektedir. Bu yanıklar ellerde, ayaklarda, yüzde, kalçada ve kasık bölgesinde meydana gelmişse acil bir müdahale gerekir. Gerekirse hastaya sağlam bir bölgeden deri grefti yapılabilir.
  3. Üçüncü derece yanıklar: Üçüncü derece yanıklarda hasar yağ ve kas dokuya kadar olan bütün cilt tabakasını içermektedir. Yanık bölgesindeki hasar ciddi boyutlarda olabilmektedir. Ayrıca cilt bölgesi kömür, koyu kahve ya da beyaz renkte olabilmekle beraber cilt bölgesi kayış gibi esnektir. Hasar bu kadar büyük olmasına karşın hastalar genellikle ağrı hissetmez. Çünkü cilt dokusu ile beraber ağrıyı algılayan ve taşıyan sinirlerde harap olmuştur. Bu tür yanıklarda ameliyat bile gerekebilmekle beraber yaranın iyileşme süresi aylar sürebilir. Kesin bir iyileşme zamanı yoktur. Vakanın ciddiyeti gereği yanık bölgesi kesilip çıkarılabilir. Ayrıca bu derece yanığı olan hastalar ya da yakınları hızlıca 112 acil çağrı numarasını aramalıdır. 112 acil servis ekibi gelene kadar hasta soyunmaya çalışmamalıdır, yaraya herhangi bir kıyafetin yapışmadığından emin olunmalıdır ve asla kendi kendine tedavi uygulanmamalıdır.
  4. Dördüncü derece yanıklar: Dördüncü derece yanıklar en şiddetli yanıklar olarak adlandırılabilir. Sadece deri tabakaları değil altındaki kas, yağ ve kemik dokuları da hasar görmüştür. Deri kurumuş, siyahlaşmış ve kömür halini almıştır. Sinirlerin harap olmasından dolayı hastalar acı hissetmez. Tedavi tek başına uygulanmaz, çoğu zaman uzvun amputasyonu yani kesilmesi gerekir. Hastanın durumu çok şiddetli olması halinde ölüm dahi gerçekleşebilir.  

Yanık Teşhisi

Yanık vakalarında hastaneye başvuran hastalar genellikle acil servis polikliniğine ilk olarak başvurmaktadırlar. Hafif vakalarda sadece fizik muayene ve anamnez ile teşhis yeterli olabilirken daha ileri vakalarda yanığın derinliğini sınıflandırmak gerekebilmektedir. 

Yaranın derinliğine ek olarak yaranın genişliği, şekli ve bağlantılı olduğu diğer yaralar dikkate alınmaktadır. Genişlik açısından dokuzlar kuralı ya da lund-browder şeması gibi sınıflamalar kullanılabilmektedir. 

Ayrıca bazı yanıklarda fizik muayene tek başına yeterli olmayabilir hastadan biyopsi örneği alınma ihtiyacı doğabilir.  

  • Yaranın genişliği: Hastanın tam kat ya da kısmi kat yanan vücut bölgelerinin yüzde açısından değerlendirilmesidir. Ancak birinci derece olan ve su toplamayan yanıklarda bu değerlendirme kabul edilememektedir. Bahsedildiği gibi vücut yüzey alanının yanan yüzdesini değerlendirmede dokuzlar kuralı, lund-browder ve avuç içi formülü kullanılmaktadır. Dokuzlar kuralı gayet basit ve sık uygulanan bir formül olmakla beraber 16 yaşından küçük hastalarda kullanılamamaktadır. Lund- browder şeması ise daha doğru tahminler etmekle beraber hem çocuklarda hem de yetişkinlerde kullanılabilmektedir.
    • Dokuzlar kuralında; hastanın kolları %9x2 (%18), bacaklar %18x2 (36), kafa bölgesi %9, gövde %18 ve genital bölge %1 olarak yüzdelendirilmiştir.
  • Yaranın derinliği: Yanığın derinliği değerlendirildiğinde birinci ve ikinci derece yanıklar genellikle derinin sadece en üst tabakası olan epidermis tabakasının hasar aldığı yanıklardır. Ancak bazı ikinci derece yanıkların kısmen dermis tabakasına geçebileceği unutulmamalıdır. Üçüncü ve dördüncü derece yanıklarda ise yanık alanı derinin daha alt tabakalarına hatta kas, kemik ve yağ dokuya inebilir.
  • Yanığın şiddeti: Yanık vakasının şiddeti hastanın durumunun ağırlığını ve hastanın ileri bir yanık birimine sevkini gerek olup olmadığını anlamak için kullanılır. Yanıklar temel olarak hafif, orta ve ağır yanıklar olarak üç gruba ayrılır. Bu sınıflandırma yapılırken kişinin yaşı, etkilenen yüzey alanı ve yanan bölge dikkate alınır. Bu sınıflandırma sonucu hafif yanıklar evde tedavi edilebilirken, orta derece yanıkların hastanede tedavisi, ağır yanık vakalarının ise daha ileri bir yanık birimine sevki gereklidir.
    • Hafif derece yanıklar: Erişkinlerde %15 ya da daha az ikinci derece yanıklar, çocuklarda %10 ya da daha az ikinci derece yanıklar, erişkinlerde- çocuklarda %2 ya da daha az üçüncü derece yanıklar.
    • Orta derece yanıklar:  Erişkinlerde %15-25 arasındaki ikinci derece yanıklar, çocukta %10-20 arasındaki ikinci derece yanıklar, çocuklarda ya da erişkinlerde %2-10 arası üçüncü derece yanıklar, yüksek gerilim kaynaklı yanıklar, solunum yaralanmaları (ihtimali bile), ek sağlık sorunları.
    • Ağır derece yanıklar: Erişkinlerde %25 ten daha fazla ikinci derece yanıklar, çocuklarda %20 den fazla ikinci derece yanıklar, çocuklarda ya da erişkinlerde %10 dan daha fazla üçüncü derece yanıklar, solunum yanıkları, yüksek gerilim yanıkları, yanığa eşlik ek bir hastalık ya da ek travma (kafa travması, kırıklar, iç kanama…), gebelikte yanık vakaları, göz, kulak, el, genital bölge, ayak ve büyük eklem yanıkları.

Yanık Tedavisi

Yanık vakalarında tedavi yanığın şiddetine göre değişmektedir. Birinci derece olan yüzeysel yanıklarda evde merhem ve diğer ev tipi tedaviler yeterli olurken, ikinci derece yanıklarda acil servise başvurmak gereklidir. Daha ileri yanıklarda ise tedavi çok daha ciddi ve önemli bir hal almaktadır. 

  • Birinci derece yanıklarda tedavi: Birinci derece yanıklar genellikle evde tedavi edilebilmektedir. Ancak yanık yarası ciddi duruyorsa ya da yanık alanı büyükse bir uzmana görünmek gereklidir. Birinci derece yanıklarda genel olarak ağrıyı ve şişliği hafifletmek için soğuk su ya da soğuk kompres uygulaması yapılabilir. Ayrıca ağrıyı ve kızarıklığı gidermek için yanık merhemleri de kullanılabilir. Birinci derece yanık vakalarında en sık karşılaşılan durumlar sıcak sıvı ya da buhar haşlanmaları ve güneş yanıklarıdır. Haşlanma yanıklarını ve güneş yanıklarını gidermek için ağrıyı ve iltihabı önleyici antibiyotikli yanık merhemleri kullanılabilir. Ayrıca bu yanıklarda cilt daha kuru olduğu için nemlendirici losyonlarda uygulanabilir. Birinci derece yanıkların iyileşmesi genellikle 3-5 gün sürebilmektedir.
  • İkinci derece yanıklarda tedavi: İkinci derece yanıklar en şiddetli yanık olmasa da en ağrılı yanıklardır. Bu yanıklarda ciltte kızarıklık, şişkinlik ve şiddetli ağrının yanında deri yüzeyinde su kabarcıkları bulunmaktadır. Bu kabarcıklar patlayıp açılarak yanık bölgesinin nemlenmesine neden olur. Ayrıca yanık bölgesinde kabuk benzeri bir görüntü oluşabilir. İkinci derece yanıklarda hasar daha şiddetli olacağı için yara yeri enfeksiyon gelişmesi için uygun bir ortam olmaktadır. Bu nedenle yanık yüzeyini temiz tutmak, uygun bir şekilde antibiyotikli merhem ile sarmak enfeksiyon gelişimini önleme açısından önemlidir. Yanık bölgesinin ciddiyetine bağlı olarak değişmekle beraber iyileşme süreci genellikle 2-3 hafta sürer. Yanık yerinde oluşan su kabarcıkları ne kadar fazla olursa yaranın ciddiyeti o kadar fazladır. Bu durumda iyileşme süreci uzayabilir, tedavi için sağlam bir deri bölgesinden deri grefti yapılabilir. Hafif bir derecede ise yanıklar evde soğuk su uygulamasından sonra antibiyotikli ya da ağrı kesici steroidli kremler kullanılabilir. Ayrıca el, yüz, ayak, kalça, kasık gibi bölgelerde yanık varsa acil olarak tıbbi birime başvurmak gereklidir. İkinci derece yanıklar birinci derece yanıklardan daha şiddetli ve daha ciddi olabileceği için bu yanıklarda çeşitli bitkisel ve ev yapımı karışımlar uygulanmamalıdır. Uzman bir hekimin reçete ettiği ilaçları kullanmak daha sağlıklıdır.
  • Üçüncü ve dördüncü derece yanıklar: Üçüncü ve dördüncü derece yanıklar çok ciddi ve şiddetli yanıklar olmakla beraber sinirlerin hasar görmesi nedeniyle ağrısızdır. Ancak hastalara asla evde müdahale edilmemelidir. Mutlaka 112 acil servise başvurulmalıdır. Bu yanıklarda özellikle dördüncü derece yanıklarda yanık bölgesinin ameliyat ile kesilmesi önerilmektedir. Çünkü o bölgedeki deri hücreleri ciddi derece de hasar görerek kömürleşmiş hatta ölmüştür.
  • Ciddi yanık vakalarına olay yerinde yapılması gereken ilk müdahaleCiddi yanık vakaları hayati risk taşıyabilmektedir. Ayrıca bazı vakalarda özellikle elektrik yanıklarında sadece hastanın hayatı değil çevresindekilerin hatta sağlık görevlilerinin de hayatı da risk altında olabilir.
    1. İlk basamak olarak her zaman hastanın hava yolları, nabzı ve dolaşımı kontrol edilir. Yanık dışında kafa travması, karın yaralanması gibi daha ciddi ek travmalar varsa yanığı unut prensibine uyulur. Yani hayatı tehlikeye atan daha şiddetli travmaya öncelik verilir.
    2. Daha sonraki aşamada hasta yandığı bölgeden uzaklaştırılmalı ve yanma durumu sona erdirilmelidir. Eğer yanık daha az şiddetli bir vaka ise 15-20 dakika civarı soğuk su altında bekletilmelidir. Eğer daha şiddetli başka şekilde bir yanma varsa müdahaleler farklılık gösterir.
    3. Sıcak sıvılarla haşlanma tarzı bir yanma varsa hatanın yanık yarasına bakılarak hafif derecede bir yanma varsa ıslak kıyafetler çıkarılmalıdır. Ancak şiddetli yani üçüncü ya da dördüncü derece bir yanık varsa kıyafetler soyulmamalıdır.
    4. Alev kaynaklı yanıklarda ise hasta alevin olduğu bölgeden çıkarılmalı ve yangın mümkünse söndürülmelidir. Daha sonra duman solunması olabileceği için hastaya %100 oksijen desteği verilir. Hastanın hava yolları gerekirse entübe edilerek açık hale getirilir.
    5. Elektrik yanıkları müdahale ederken  en dikkat edilmesi gereken olaylardan biridir. Öncelikle elektrik akımı kesilmeli ve hasta oradan uzaklaştırılmalıdır. Daha sonra hastanın hava yollarına, nabzına ve dolaşımına bakılır. Gerekirse kardiyopulmoner resüsitasyona başlanır. Hastada ek olabilecek başka bir travmanın olup olmadığı da kontrol edilir.
    6. Kimyasal maddeler sonucu oluşan yanıklarda asla nötrleyici ajanlar kullanılmaz. Kuru bir kimyasal ile yanma olmuşsa fırçalanır, sıvı bir kimyasal varsa ağrı dinene kadar su altında tutulur.
    7. Unutulmamalıdır ki tüm ciddi yanıklarda hastaya venöz damar yolu açılmalıdır. Hastalara verilecek sıvılar ringer laktat solüsyonu olmalıdır. Ayrıca hastanın mutlaka aldığı- çıkardığı kontrol edilmelidir. Yanık sonucunda hastanın vücudunda ödem meydana gelebileceği için hastada bulunan yüzük, kolye, bilezik gibi takılar çıkarılmalıdır. Ayrıca sevk edilecek merkeze hasta ile ilgili gerekli bilgiler verilmelidir.
    8. Hastanede hastanın damar yolu açık tutulmalı, EKG çekilmeli ve monitörize edilmeli,  gerekirse santral venöz katater takılmalıdır. Verilecek sıvıların miktarın hastanın yaşı, ağırlığı ve boyu formüllerde yerine koyularak hesaplanır ve hastaya buna göre sıvı verilir.
    9. Bilinmesi gerekir ki her ciddi yanık vakaları mutlaka adli vaka yönünden değerlendirilmelidir. Çünkü genç kızlarda, çocuklarda, kadınlarda ve yaşlılarda istismar olayları çok sık görülebilmektedir.
    10. Hastanın ağrısını gidermek için yanık bölgesine çeşitli uyuşturucu özellikteki kremler ve pomatlar uygulamak kesinlikle yanlıştır. Yanık bölgesine pansuman yapıldığı zaman hastanın ağrıları azalacaktır. Ayrıca yanık yüzeyi geniş olan hastalarda koruma açısından tetanoz aşısı uygulanmalıdır.  
  • Yanık yaralarının pansumanları ve temizliği: Yanık bölgesinde oluşan yaraların temizliği için odak sıcaklığında ılık sular kullanılabilir. Yara yerini temizlerken dokuya daha da zarar verebilecek fırça kullanımından kaçınılmalıdır. Küçük boyutlu yüzeysel yanıklarda kabarcık oluşumu olmadığı sürece antibakteriyel pomad ve merhem kullanılmasına genellikle gerek yoktur. Bunların yerine parafin ya da yağ bazlı merhem emdirilmiş spançlar (gazlı bez) ile pansuman daha uygundur. Hastalara kullanılan pansuman malzemeleri her hasta için mutlaka ayrı olmalıdır.

Daha geniş ve daha derin yanıklarda ve enfeksiyon varlığında derinin yüzeydeki epitelyum dokusu oluşana kadar gümüş sülfadiazin kullanılmalıdır. Epitelyum dokusunun oluşumu izlendiği andan itibaren gümüş içerikli ilaçların kullanımına son verilmelidir. Yanıkların derecelerine inecek olursak;

Birinci derece yanıklarda, yanık bölgesini sargılarla sarıp kapatmaya ve iltihap önleyici antimikrobiyal merhemlerin kullanılmasına ihtiyaç yoktur. Yağ bazlı merhemler (Nitrofurazon pomad) yeterlidir. Bu şekilde derinin nemlendirilmesi sağlanır ve hastanın acı hissi azaltılmış olur. Pansumana ek olarak hastaya ağrı kesici ilaçlar da verilebilir. 

İkinci derece yanıklarda hastalar çok şiddetli ağrılar hisseder ve yanık bölgesinde su kabarcıkları bulunur. Pansuman için kullanılan gazlı bezler değiştirilirken yara yerinde ağrı meydana getirmesin diye yaraya parafin emdirilmiş gazlı bezlerde koyulabilir. 

Ayrıca pansuman için kullanılan gazlı bezlere yağ bazlı merhemler de emdirilebilir. Su kabarcıkları küçükse ve kontrolsüz bir biçimde patlayacağı düşünülmüyorsa müdahale edilmeyebilir. 

Ancak daha büyük su kesecikleri bulunuyorsa içleri boşaltılmalı ve antibiyotikli kremler ile pansuman takibi yapılmalıdır. Daha derin olan ikinci derece yanıklarda yanık bölgesine antibiyotikli kremler (gümüş sülfadiazin, mupirosin, nitrofurazon) doğrudan ya da parafin emdirilen gazlı bezlerin altına sürülebilir. 

İkinci derece yanıkların iyileşme süreci genellikle 2-3 haftayı bulmaktadır. Ancak 3 haftadan daha uzun süren bir tedaviye rağmen iyileşme görülmemişse hasta daha ileri bir yanık merkezine iletilmelidir. 

Üçüncü ve dördüncü derece yanıklar yanık merkezine yatırılarak tedavi edilir. Yanık bölgesinde oluşan kabuk altında iltihap yoksa kendiliğinden kalkmaz. Ancak alt tarafında bir enfeksiyon gelişmişse o zaman kendiliğinden kalkar.

Bu nedenle iltihap görülüyorsa ona uygun tedaviler ve pansuman yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu hastalara genellikle cerrahi operasyonlar gerekmektedir.    

Yanık İlaçları

Yanık vakalarında kullanılan ilaçlar temelde şöyledir;

  • Antibiyotikli pomad, yağlı kremler: Gümüş sülfadiyazin, Mafenide sülfat, Nitrofurazon, Pavidon iyot, Bacitracin, Polymyxin-B+ Oxytetracycline, Triticum vulgare sulu ekstresi, Gümüş nitrat solüsyonu
  • Damar yolundan verilen destek sıvıları: Ringer laktat

Yanık Ameliyatı

Üçüncü ve dördüncü derece ağır yanık vakalarında yanık bölgesindeki dokular çok ciddi derecede hasar görmüşse ve o bölgedeki dokular ölmüşse ameliyat ile o bölgenin kesilmesi hastanın sağlığı açısından daha faydalıdır. 

Buna ek olarak yanık bölgesinin genişliği fazla ve cilt kendi kendine kapanamayacaksa başka bir bölgeden sağlam deri alınarak yanık bölgesi kapatılabilir. 

Ayrıca yanık izini ortadan kaldırmak için de yağ dokusu enjeksiyonu, lazer uygulaması ve deri grefti gibi yöntemler kullanılır. Bu yöntemlerin yanığın şiddetine göre uygulanıp uygulanamayacağı hekim tarafından belirlenir. 

Hastanın kendi vücudundan alınan kök hücre olarak zenginleştirilmiş yağ dokuları yanık izinin olduğu bölgeye enjekte edilerek o bölgede yumuşamaya ve o bölgede kaybolan dokunun yerini doldurmaya yarar. Yağ doku enjeksiyonuna kombine edilerek ya da tek başına uygulanan lazer tedavileri de tedavide başarı sağlamaktadır. 

Yanıklar Tedavi Edilmezse

Birinci derece yanıklarda genellikle basit tedaviler yeterli olup yarayı kapatmaya bile gerek yoktur. İkinci derece yanıklarda ise tedavi uygulanmadığı takdirde hastalarda dayanılmaz acılar oluşabilir, yanık yerinde enfeksiyon meydana gelebilir ve yara yerinde izler kalabilir.

Ayrıca ikinci derece yanıklarda meydana gelen su kabarcıkları kontrolsüz olarak patlarsa o bölgede enfeksiyon gelişimini tetikleyebilir. Bunların dışında üçüncü ve dördüncü derece yanıklar daha şiddetli yanıklardır. 

Tedavi uygulanmadığı takdirde hastada kan kayıpları, enfeksiyon, sepsis (kana bakteri girmesi), şok, ciddi sıvı kayıpları, uzuv kayıpları ve hasta ölümleri görülebilir. Bunlara ek olarak yanık vakaları sonrasında hastalar tetanoz açısından risk taşırlar.

Yanıklara Ne İyi Gelir?

Yanık vakalarında hastaya gelen en iyi durum bir hekim tarafından yanığın görülmesidir. Uzman görüşü sonrası yanığın derecesine göre ev tedavileri uygulanabilir. Ancak uygulanacak bu tedaviler uzman hekime danışıldıktan sonra uygulanmalıdır. 

  1. Soğuk su uygulaması: Yanık olan bölgeye uygulanabilecek en iyi şeylerden birisi hatta hafif derece yanıklarda ilk yapılması gereken uygulama, soğuk su uygulamasıdır. 15-20 dakika boyunca ılık çeşme suyuyla su tutulmalıdır. Daha sonra ise yanık bölgesi hafifçe sabunlarla yıkanabilir.
  2. Soğuk kompres uygulamaları: Yanık olayından sonra yanık bölgesine ılık bezler ve soğuk kompresler yanık bölgesindeki ağrıyı ve şişmeyi azaltıcı yönde etkilidir. Kompres uzun süre uygulanmamalıdır ortalama 10-15 dakika bir uygulama yeterli olacaktır. Daha uzun süre yapılan uygulamalar yanık bölgesindeki tahrişi daha da arttırabilir.
  3. Antibiyotikli pomatlar, yağ bazlı kremler, yanık jelleri: Yanık bölgesinin nemlendirilmesi, ağrının azaltılması ve yanık yerinde enfeksiyon gelişmemesi için kullanılan ilaçlardır. Ayrıca kullanılan merhemler gazlı bez ya da yanık bantları ile kapatılabilir.
  4. Aloe vera bitkisi ve kantaron yağı: Aloe vera bitkisi halk arasında yanık bitkisi olarak da bilinir. Bu bitkinin yaprağının içindeki jel antienflamatuar özellikte olmasının yanında o bölgedeki dolaşımı destekler ve yaranın iyileşmesine katkı sağlar. Bitkinin yaprağından almak yerine dışarıdan hazır olarak almak isteyenler içeriğine mutlaka dikkat etmelidir. Aksi takdirde yararından çok zararı olabilir. Aloe vera gibi bitkisel yöntemler hafif yanıklarda kontrollü olarak kullanılmalıdır. Ek olarak kantaron yağı ve elma kabuğu için de benzer etkileri olduğu bilinmektedir. Bazı uzmanlar yanık izlerinin giderilmesinde elma sirkesinin ve elma kabuğunun kullanılabileceğini söylemektedir. Ancak herhangi bir bitkiyi ya da bitkisel ilacı doktor onayı olmadan kullanmak durumu daha da kötüleştirebilir. Onun için mutlaka doktor onayı alınmalıdır ve doktorun önerdiği tedaviye uyulmalıdır.  
  5. Güneşten ya da sıcaklardan uzak durmak: Yanık bölgesine güneş, buhar gibi sıcaklık hissi yaratacak etkenlerin teması engellenmelidir. Mümkünse güneşte kalınmamalıdır. Çünkü yanık yerinde kızarıklık ve ağrı artabilir. Ayrıca güneş yanıklarından sonra kaşıntı olabileceği için o bölgeleri sivri cisimlerle kaşımak yara yerindeki tahrişi arttırabilir.
  6. Su kabarcıkları patlatılmamalı: Yanık sonrası oluşan irili ufaklı değişken boyuttaki kabarcıklar rahatsızlık verir ve hastalar tarafından patlatılabilir. Ancak bu durum o bölgedeki iltihap gelişme riskini arttıracağından asla yapılmamalıdır. Bunun yerine en yakın sağlık merkezine giderek sağlıklı bir şekilde kabarcıklar patlatılabilir. Daha sonra pansuman yapılarak hasta rahatlatılabilir.

Yanıklara Ne İyi Gelmez?

Yanıklar basit bir yanık bile olsa dikkat edilmesi gereken klinik vakalardır. Bu nedenle halk arasında efsaneleşmiş bazı yöntemleri uygulamaktan kaçınılmalıdır. 

Bu yanlış yöntemlerden bazıları şunlardır;

  • Yağlar: Zeytinyağı, Hindistan cevizi yağı, tereyağı ve diğer yemeklik yağlar yanık bölgesinde ısı hapsine neden olur ve o bölgede yanma hissinin devamlılığını sağlar.
  • Yumurta akı: Halk arasında bilinen ve uygulanan yanlış yöntemlerden birisi de yanıklara çiğ yumurta akı sürmektir. Yumurta akı yanığa iyi gelmesinin aksine o bölgede enfeksiyon oluşma riskini arttırmaktadır. Ayrıca bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
  • Diş macunu: Yanığa diş macunu sürülmesi büyük bir hatadır ve asla uygulanmamalıdır. Diş macunları içerdikleri kimyasallarla yanık bölgesinde tahrişe neden olabilir ve o bölgede enfeksiyon gelişmesine neden olabilir.
  • Buz: Buzu direkt olarak yanığa uygulamak o bölgedeki tahrişi daha da arttırır ve yanık bölgesinin kurumasına neden olabilir. Hatta uzun süre uygulanması durumunda o bölgede buz yanıkları görülebilir.

Yanıkları Önlemek İçin Ne Yapılmalıdır?

Yanıklar oldukça ciddi sonuçlara neden olabilecek vakalar olabilmektedir. Bu nedenle oldukça dikkatli olunmalıdır. Yanıkları önlemenin en iyi yolu etkenin oluşmasını önlemek ve etkenlerden uzak durmaktır. 

Yanıkları önlemek için dikkat edilmesi gereken noktalardan bazıları şunlardır;

  • Ocakta yemek pişirirken ya da ocağın/sobanın üzerinden sıcak maddeler varsa çocuklar o bölgeden uzak tutulmalıdır. 
  • Su sebili kullanılan evlerde çocuklar varsa ya ılık su olan sebiller tercih edilmeli ya da sıcak su veren bölüm iptal edilmeli. 
  • Yerde emekleyen küçük çocuklar için elektrik kabloları ortada bırakılmamalı, görünmeyen yerlerde olmalıdır. 
  • Prizlere koruyucu aparatlar takılmalıdır ya da kapaklı prizler tercih edilmelidir.
  • Kibritler ve çakmaklar ortada bırakılmamalı, kilitleri varsa kilitlenmelidir.
  • Kimyasal maddeler bulunuyorsa ulaşılamayacak noktalara kaldırılmalı. Kullanım sırasında koruyucu ekipmanlar kullanılmalı, kullanıldıktan sonra tekrar kaldırılmalıdır.
  • Güneş yanıklarını önlemek için öğle saatlerinde güneşe çıkılmamalıdır. Çıkılacaksa bile yüksek korumalı güneş kremleri ve güneş şemsiyeleri kullanılmalıdır.
  • Sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durulmalı. Kullanan kişiler sarhoş ya da uykulu iken kullanmamalıdır.
  • Evlerde mutlaka yangın söndürücü bulundurulmalıdır. 
  • Ev aletleri kullanıldıktan sonra fişleri prizden çekilmeli. Kullanılan uzatmalı prizlerin akım kontrollü olmasına dikkat edilmelidir.

Çocuklarda ve Bebeklerde Yanık    

Çocuklarda ve bebeklerde görülen yanık vakaları genellikle elektrik yanıkları, sıcak su ve sıvılar sonucu haşlanma yanıkları, alev yanıkları gibi birinci ve ikinci derece yanıklar olarak görülmektedir. 

Bu yanık olaylarından bazıları ihmal ve dikkatsizlik sonucu gelişebileceği gibi bazı olaylarda istismar sonucu gelişmektedir. Ayrıca çocuklarda yanık vakaları değerlendirilirken daha hassas davranılmalıdır. 

Yani erişkinlerde orta derece sayılabilecek bir yanık yüzdesi çocuklarda ağır vaka olarak sayılabilir. Aynı şekilde tedavide verilen sıvıların ölçümü de çocuğun yaşına, boyuna ve kilosuna göre farklılık göstermektedir. 

Yani çocuklarda ve bebeklerde dikkat etmek ve gerekli tedbirleri almak oldukça önemlidir. 

Yanık için Hangi Doktora Gidilir?

Yanıklar bazen evde tedavi edilebilecek kadar hafif olabilirken bazen de acil müdahale gerektiren durumlar olabilmektedir. Hastalar yanık vakaları için kendileri ya da acil servis ambulansları ile acil servis polikliniklerine başvurabilmektedirler. 

Acil Servislerde hastanın durumuna göre tedavi uygulanıp uygun görülürse taburcu edilirken durumu daha ciddi olan hastalar ise hastanenin yanık ölümüne sevk edilebilir. Yanık bölümlerinde daha ayrıntılı tedaviler uygulanır. 

Bunun haricinde yanık olaylarından sonra tedavi için Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Dermatoloji Polikliniklerine de hastalar başvurabilmektedir. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
2
0
Makeleyi Paylaşın

Yanık ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yanık vakaları kişilerin bilgi sahibi olması gereken en önemli konulardan birisidir. Yanık hafif derece bir yanık ise sadece ılık su altına tutmak ve bölgesel krem uygulamak yeterli olabilir. İkinci derece ve daha ileri yanıklar daha ciddi olabileceği için mutlaka acil servise başvurmak gerekmektedir. Yanığa neden olan etkenlere göre yaklaşımların farklı olacağı bilinmeli ve evde bilinçsizce müdahalelerde bulunulmamalı.

Yanık olan bölgedeki şişliği ve ağrıyı azaltmak ve o bölgede iltihap oluşumunu önlemek için antibiyotikli merhemler, yağ bazlı merhemler ve bazı nemlendirici losyonlar sürülebilmektedir.

Yanık yaralarında özellikler ikinci derece yanıklarda çok şiddetli acılar hissedilir. Acıyı dindirmek için ise antibiyotikli ya da yağ bazlı nemlendirici kremler, merhemli gazlı bezler yara yerine uygulanabilir. Ayrıca gerek duyuluyorsa ağrı kesici haplar içilebilir. 

Yanık yarasının üzerindeki su kabarcıkları hastaya rahatsızlık verebilmektedir. Kimi hastalar bu baloncukları evde iğne ile patlatmaktadır. Hastalar rahatlama hissetse de bu su kabarcıkları asla patlatılmamalıdır. Çünkü yanık bölgesinde iltihap gelişme riskini arttırırlar. 

Birinci derece yanıklar genellikle 3-5 günde, ikinci derece yanıklar genellikle 2-3 haftada iyileşmektedir. Üçüncü ve dördüncü derece yanıklar ise hastanede yatış gerektiren vakalardır. Bu yanıkların iyileşme süresi aylarla ifade edilmektedir. Ayrıca 3 haftadan uzun sürede iyileşmeyen ikinci derece yanıklar hastaneye yatılarak tedavi edilir. İyileşme süresinin uzamaması ve yaranın bir an önce iyileşmesi için pansumanlara özen göstermeli ve yara yeri temiz tutulmalıdır.