Obezite ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Obezite ile mücadele etmekte en önemli faktör kişinin kilo verme isteği, azmi ve iradesidir. Kişi öncelikle kilo almasına sebep olan faktörleri belirlemeli, eğer bunları bulamıyorsa bir beslenme uzmanından yardım almalıdır. 

Kişiye kilo aldıran sebep ne ise ortadan kaldırılması ile sorun çözülür. Beslenme düzeni oturtmak ve dengeli beslenmek, bunu diyet mantığı ile değil hayatı tatsızlaştırmadan, zevk alma noktasını yemekten başka yere taşıyarak sağlıklı zaman aralığında yapmak gerekir. Şok diyetler, aç kalma ve içeriği belirsiz ilaçlar obezite ile değil sağlıklı metabolizma ile mücadele eder, hastayı hayati tehlikeye sokabilir.

Egzersiz yapmak hem bireylerin ruh sağlığını düzeltmekte hem de diyete uyumu arttırmakta oldukça önemli bir yere sahiptir. Bunların yanında kilo verilmesini de sağlar, vücut hatlarını güzelleştirir.

Obezitenin olası sonuçları oldukça geniştir ve buna bağlı sayısız hastalık meydana gelebilir, şiddeti artabilir ve ya gidişatı kötüleşebilir. 

Bunların başında hayati organlardan olan kalp gelir, kardiyovasküler sistemde, kalp yetmezliği, hipertansiyon, kalp krizi riskinde artış, ateroskleroz (damar tıkanıklığı) buna bağlı inme riskinde artış meydana gelir, bunlar obezitenin en ciddi sonuçlarıdır. Bunların yanında, nefes darlığı, diyabet, metabolik sendrom, polikistik over, kolesterol, eklem ağrıları, ciltte selülit ve çatlaklar, depresyon, benlik saygısında azalma, gebelik problemleri gibi sayısız hastalık oluşabilir.

Obezite hesabının en çok kullanılan yolu vücut kitle indeksi hesaplanmasıdır. Vücut kitle indeksi şu şekilde hesaplanır: vücut ağırlığı (kg cinsinden) / boy2 (metre cinsinden). Eğer bu hesaplama sonucunda, 30 ve üzeri bir değer elde edildiyse bu hastada obezite olduğu anlamına gelir. 25-30 arası olması da hafif kilolu olunduğu ve obeziteye yakın olunduğu anlamı taşır.

Obezitenin önlenmesinde en önemli faktör elbette farkındalıktır. Her kişi ideal kilo aralığını bilmeli, eğer üzerinde ise çözüm yolu aramalı, normal sınırlardaysa da bunu sürdürmek için dengeli bir yaşam düzeni belirlemelidir.

Sağlıklı, ideal kilosunda olan kişilerde, proteinden zengin, kompleks karbonhidratların tüketildiği, yağ tüketiminin sınırlandırıldığı doyurucu ve düzenli bir beslenme ile haftada 5 gün 30 dakika yapılacak egzersiz obezitenin önüne geçmek için yeterlidir.

Obezite, her bireyin boyuna ve kilosuna göre değerlendirilmesi gereken bir faktördür. Herkes için başladığı bir yer ve sınırı yoktur. Bunun yanında vücut kitle indeksi değerlendirilmesi ortalama toplumda olumlu sonuçlar verir. Obezite sınırı vücut kitle indeksine göre 30 ve üzeridir, 35 ve üzeri ağır obezite, 40 ve üzeri olması ise hastalık yapıcı çok ciddi obezite olarak sınıflandırılır.

Bebeklerde obezite değerlendirilmesi büyüme eğrileri (persentiller) üzerinden yapılır. Her bebeğin bulunduğu yaşa (aya) bağlı olarak normal kabul edilen boy ve kilo sınırları uzmanlar tarafından belirlenmiştir. Oldukça geniş aralıklar normal kabul edilir ve bebeklerde obezite yok denecek kadar azdır. Zira bebeklerin kalp atışı bile yetişkinlerin neredeyse 2 katı kadar hızlıdır, her gün boyları uzar, büyür ve gelişirler, buna bağlı enerji kaybı ve anne sütü beslenmesi ile sağlıklı bir bebeğin obez olması mümkün değildir.

Obezite sınıflandırılması vücut kitle indeksine göre yapılır ve şöyledir:

  • 18.5 ve altı: aşırı zayıf
  • 18.5-24.9 arası: sağlıklı aralıkta kişi, risk yok
  • 25-29.9 arası: hafif kilolu, risk başlangıç seviyesinde
  • 30-34.9 arası: obez, risk orta seviyede
  • 35-39.9 arası: ileri obez, risk yüksek seviyede
  • 40 üzeri: morbid (hastalık yapıcı seviyede) obez, risk çok yüksek

Ayrıca vücut kitle indeksinin görünüm ve semptomlarla alakasız kaldığı durumlarda, bel çevresi ölçümü yapılır, kadınlarda 88 cm, erkeklerde 102 cm üzeri artmış risk sınıfında sayılır.

Obezite ile İlgili Makeleler

Obezite

Obezite, aşırı yağlanma sonucunda vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde olması durumu olup, tedavisinde en önemli pay, yaşam tarzı değişikliğidir.

makaleyi incele