Kemoterapi

Kemoterapi, çoğalan kanser hücrelerinin kontrol altına alınması veya kanserli hücrelerin öldürülmesi için uygulanan bir ilaç tedavisidir.

Kemoterapi Nedir?

Kemoterapi, çoğalan kanser hücrelerinin kontrol altına alınması veya kanserli hücrelerin öldürülmesi için uygulanan bir ilaç tedavisidir. Bu tedavide, kanserli hücrelerin tamamen ortadan kaldırılması için bir veya birden fazla anti kanser ilacının kombinasyonu uygulanabilirken, bu ilaçlar aynı zamanda hastanın yaşam kalitesini artırarak ömrünü uzatır. Sık görülen prostat, pankreas veya lösemi kemoterapide kullanılan bu ilaçlarla, kanserli hücrelerin bölünerek çoğalması ve yayılmasının engellenmesi amaçlanır.

Kemoterapi Çeşitleri

Kemoterapi sürecinde verilen kanser ilaçları hastanın genel sağlık durumu, tümörün cinsi, yayıldığı bölgeler, yeri ve evre durumuna göre bir veya birden fazla ilaç kombinasyonlarıyla verilir. Bu faktörler göz önünde tutularak aynı zamanda kemoterapi uygulama sıklığı da belirlenir. Kemoterapide kullanılan 100’den fazla ilaç türü vardır. 7 grup altında toplanan bu ilaçlar birbirleriyle olası etkileşimlerinin ve yan etkilerinin azaltılması için farklı zamanlarda kullanılabilirken, etkinliğinin artması için her hastaya farklı şekilde uygulanır.

Günümüzde sıklıkla uygulanan farklı kemoterapi tedavisi türleri vardır, bu türler şu şekilde sıralanabilir:

Neoadjuvan Kemoterapi 

Neoadjuvan kemoterapi, oluşan bir tümörün tamamı cerrahi olarak alınamayacak durumdaysa, operasyon öncesi bu tümörlerin küçültülmesi için uygulanır. Küçültücü kemoterapi olarak da bilinen bu ameliyat öncesi kemoterapiyle küçültülen tümörlerin alınması daha kolay ve uygun hale gelir.

Adjuvan Kemoterapi

Adjuvan kemoterapi, cerrahi olarak bir tümör alındıktan sonra kalan kanserli hücrelerin temizlenmesi için uygulanan bir kemoterapi çeşididir. Koruyucu kemoterapi olarak da bilinen bu kemoterapinin amacı kanserin tekrarlama olasılığını azaltmaktır.

Palyatif Kemoterapi

Palyatif kemoterapi, kanser hastalarındaki şikayetlerin azaltılması, dolayısıyla hayat kalitelerinin arttırılması için uygulanan bir tedavi yöntemidir. Bu tedavinin amacı kanser hangi evrede olursa olsun kişinin kendisini çok iyi hissetmesini sağlamaktır. Genellikle ciddi ve ilerleyen kanser hastalarında uygulanan bu palyatif kemoterapide, kemoterapi gören hastaların sosyal, psikolojik, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçları ele alınmaktadır.

Hipertermik Intraperitoneal Kemoterapi (HİPEK)

Sıcak kemoterapi olarak da bilinen hipertermik kemoterapi, belirlenen dozajdaki kanser ilaçlarının tıbbi bir cihazla ısıtılarak karın içine verilmesi ve karın içinin yıkanması için uygulanan bir kemoterapi türüdür. Bu işlem bazı ileri evre ve tekrarlayan kanserlerde, cerrahi işlemle bütün tümörler temizlendikten belli bir süre uygulanır.

İnsülinli Kemoterapi

İnsülinli kemoterapi, uygulanan kemoterapinin ve diğer tedavilerin etkilerini arttırmak için uygulanan alternatif bir tedavi yöntemidir. Bu tedavide kemoterapi ilaçlarıyla birlikte insülin kullanılarak kanserli hücrelere daha fazla ilacın ulaşması sağlanırken, kullanılan kemo ilaçları daha azdır. Dolayısıyla daha az ilaçla daha fazla etki yaratılırken kemoterapi sonrası oluşan yan etkileri de azaltır.

Bep Kemoterapi

Bep kemoterapi, testis ve bazı yumurtalık kanserleri tedavisinde üç sıvı formdaki ilacın birleştirilerek damardan uygulandığı bir tedavi yöntemidir. Bu işlem öncesi kan testleri yapılırken sonuçların normal çıkması durumunda damara esnek bir tüp aracılığıyla (kanül) ilaçlar verilir.  Yumurtalık ve testis kanseri kemoterapisi yapılırken bu tedavi, 21 günlük periyotlar halinde farklı yöntemlerle uygulanabilir.

Kemoterapi Uygulama Yöntemleri

Kemoterapinin uygulama yöntemi ve sıklığı, uygulanan kemoterapi çeşidine göre farklılık gösterirken, ilk seansından itibaren planlanmış ilaç kombinasyonları ve kürler hâlinde uygulanır. Uygulanan kemoterapi sayısı veya ilaçların kombinasyonu ise hastanın kemoterapi tedavisine verdiği yanıta göre değişebilir. Kemoterapi uygulama yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

İntravenöz (IV) Kemoterapi Yöntemi

İntravenöz veya IV kemoterapi, ilaçların doğrudan toplar damara enjeksiyonla verilmesi tekniğidir. Uygulama için kolun ön tarafındaki veya el üstündeki toplardamarlar tercih edilirken, ayrıca toplardamar içerisine veya cilt altına yerleştirilen bir port (küçük cihaz) ya da plastik boru şeklinde bir kateter kullanılarak uygulanabilir. Yerleştirilen bu kateter veya port kemoterapi ilaçlarının damardan enjekte edilmesini kolaylaştırır.  Bu tekniğin uygulanması birkaç dakika ile birkaç saat arasında sürebilirken, en sık uygulanan kemoterapi tekniğidir.

Oral (ağızdan) Hap Yöntemi

Bu tedavi yönteminde kemoterapi ilaçları kapsül, hap veya sıvı şeklinde oral yolla alınırken, yaygın olarak kullanımı yeni nesil akıllı ilaçların alınması şeklindedir. Uygulanacak ilaçların bir kısmı hastaya günlük verilirken, bir kısmı daha seyrek aralıklarla verilebilir. Örneğin, bir ilaç 4 hafta boyunca her gün uygulanırken, ardından 2 haftalık bir ara verilmesi gerekebilir.

İntratekal Yöntemi

İntratekal kemoterapi, verilecek kemo ilaçlarının beyin ve omurilik sıvısının içine direkt enjekte edildiği bir kemoterapi yöntemidir. Damardan veya ağızdan uygulanan kemoterapi tipik olarak CSF'ye (beyin ve omurilik sıvısı) ulaşamaz, bu nedenle kanser hücrelerinin tedavi edilme olasılığı yok denilecek kadar düşüktür. Bu teknikle kemoterapi doğrudan CSF'ye verildiği için ilacın kanser hücrelerine ulaşması sağlanır. Aynı zamanda intravenöz kemoterapinin neden olabileceği potansiyel yan etkiler de en aza indirilir.

İntraarteryel (İA) Yöntemi

İntraarteryel yönteminde kemoterapi ilacı, tümörü besleyen atardamardan direkt olarak tümöre enjekte edilir. Normal kemoterapide, ilaç bir port veya kanül aracılığıyla toplardamardan verildiğinden, önce kalbe ve akciğere gider. Daha sonra dağıldıkça yoğunluğu azalır ve kalan ilaç vücuda eşit olarak dağılır. Bu yöntemde ilaç direkt olarak tümörü verilir. Bu teknik genellikle kanserin birçok organa yayıldığı ileri evre kanserlerin tedavisinde uygulanır.

İntraperitoneal (İP) Yöntemi

İntraperitoneal (İP) yönteminde, kemoterapi ilaçları doğrudan karın zarına verilirken, bu tür tedavi peritonu içeren kanser tedavilerinde kullanılır. Periton karın içinde bulunan organları kaplayan zar tabakasıdır. Bu zar tabakasından biri karın içindeki organları sararken, diğeri karın önyüzünü kaplar ve bu iki zarın arasında periton adı verilen bir boşluk oluşur. Özellikle yumurtalık kanseri gibi bazı kanser türleri bu zar üzerinde yayılırken, kemoterapi ilaçlarının bu bölgeye uygulanabilmesi için bu yöntem kullanılır.

Kemoterapi Neden Yapılır?

Bazı durumlarda kanserin tedavi edilebilmesi için tek seçenek kemoterapi olsa da genellikle kemoterapi ve radyoterapi, cerrahi ya da diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılır. Bunun yanında kanser hastalıklarının tedavisinde kemoterapi ve radyoterapi aynı anda kullanılması yaygın bir durumdur. Kemoterapi kullanım amaçları şu şekilde sıralanabilir:

  • Kanser tedavilerinde,
  • Kanserin neden olduğu semptomların azaltılmasında veya ortadan kaldırılmasında,
  • Kanserin yayılmasının önlenmesi ve büyümesinin yavaşlatılmasında.

Bazı kanser türlerinde, örneğin rahim, cilt, yumurtalık veya lenfoma kemoterapi uygulamasında, hastanın özelliklerine ve tümörün türüne göre değişik sebeplerle ve amaçlarla kemoterapi uygulanabilir. Bu sebepler şu şekildedir:

  • Tümörün büyümesinin durdurulması veya yavaşlatılması,
  • Kanserli bölgede oluşan tümörün tamamen ortadan kaldırılması ve hastanın iyileşmesi,
  • Tümörün neden olduğu belirtilerinin ortadan kaldırılması,
  • Tümör yayılımının engellenmesi.

Kemoterapi kanser tedavilerinin yanı sıra kemik iliği kanseri hastalarının bağışıklık sisteminin düzenlenmesi veya kemik iliği kök hücre tedavisine hazırlanması için ilik nakli öncesi kemoterapi şeklinde kullanılabilir.  

Her ne kadar kemoterapi pek çok kanser türünde uygulansa da, yaygın olarak kullanıldığı kanser türleri arasında şunlar sayılabilir;

Kemoterapi Nasıl Yapılır?

Bir kemoterapi kürü yaklaşık birkaç saat sürse de yan etkileri günlerce veya haftalarca devam eder. Bu yüzden hastanın hayatını kolaylaştırmak ve iyileşme sürecinin daha rahat geçmesi için kemoterapi öncesi yapılması gerekenler konusunda hassasiyet gösterilmesi gerekir. Yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir:

Kemoterapi Öncesi

  • İlk kemoterapi seansından önce santral venöz kateter takılır,
  • Tedavi öncesi tam kan sayımı (CBC) yapılır. Kemoterapi alırken kan değerlerinin düşmesi yaşandığında ilaçlarda değişiklik yapılabilir veya tedaviye ara verilebilir,
  • Kemoterapi öncesinde, sırasında ve sonrasında X-ışını, MRI, CT, PET ve ultrason gibi görüntüleme testleri yapılır,
  • Enfeksiyon riskini önlemek için diş muayenesi yaptırılmalıdır,
  • Sigara ve alkol kullanılıyorsa bırakılmalıdır. Kemoterapi alırken sigara içmek tedavinin etkilerini azaltabilir, 
  • Kemoterapi ilacı almayı engelleyecek yaşamsal değerler değerlendirilir,
  • Kan sulandırıcı ilaçlar, ağrı kesiciler veya takviyeler varsa belirlenir, 
  • Stres giderme egzersizleri yapılmalıdır,
  • Rahat kıyafetler giyilmelidir,
  • Bol su tüketilmelidir,
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için öncesinde kemoterapi beslenmeye dikkat edilmelidir.

Kemoterapi Sırasında

  • Yerleştirilen kateterden belirlenen dozlarda kemoterapi ilaçları uygulanır,
  • Damardan uygulanacak ilaçlar genellikle serumuna karıştırılarak çeşitli sürelerde enjekte edilir, 
  • Kemoterapi sırasında enjekte edilen ilaçların yan etkilerinin önlenmesi için daha fazla sıvı verilmesi gerekebilir.

Kemoterapi Yan Etkileri

Kemoterapi, uygulama sürecinde ve sonrasında bir süre ciddi yan etkilere sebep olabilen bir tedavi yöntemidir.  Ancak kanser tedavisinde sağladığı yararlar göz önüne alındığında bu yan etkiler çoğu zaman tolere edilebilir. Farklı kemoterapi ilaçları farklı yan etkilere neden olduğundan genellikle çoğu yan etkiler geçicidir, tedavi edilebilir veya yönetilebilir. Kemoterapide olası yan etkiler kısa dönem ve uzun dönem olarak şu şekilde sıralanabilir:

Kısa Dönem Yan Etkiler

  • Mide bulantısı ve kusma,
  • Kemoterapi kan değerleri düşmesi ve anemi
  • Kemoterapi sonrası ishal veya kabızlık 
  • Kolay morarma, 
  • Aşırı kanama,
  • Saç dökülmesi,
  • Kemoterapi sonrası kaş ve kirpik dökülmesi,
  • Kas güçsüzlüğü, yorgunluk veya halsizlik,
  • Güneş ışığına karşı cilt hassasiyeti, cilt değişikleri veya kaşıntı,
  • Kuru veya yorgun gözler,
  • İştahta değişiklikleri,
  • Kemoterapi alerjik reaksiyonlar,
  • Düşünme, konsantrasyon ve hafıza problemleri,
  • Kemoterapi sonrası ateş,
  • Kilo değişikleri,
  • Kemoterapi sonrası kalp çarpıntısı, nefes darlığı ve boğaz ağrısı,
  • Sinir hastalıkları veya sinir hasarından kaynaklanan ağrı
  • Kemoterapi sonrası hıçkırık, ağız kuruluğu, yara veya ülser,
  • Lenfödem (fil hastalığı)
  • Tırnaklarda yapısal değişiklikler,
  • Uykusuzluk hastalığı,
  • Kemoterapi sonrası baş ağrısı,
  • Cinsel istek değişiklikleri ve libido kaybı,
  • Kemoterapi sonrası karın ağrısı,
  • Doğurganlık değişiklikleri (Kemoterapi sırasında adet görme kesilebilir)
  • Kemoterapi ayak şişmesi ve el veya ayak sendromu (El ve ayak parmak uçlarında ağrı, karıncalanma veya uyuşma)
  • Kas ve eklemlerde ağrı,
  • Kemoterapi enfeksiyon riski ve grip benzeri şikâyetler
  • Ayrıca kemoterapi burun kanaması veya diş eti kanaması neden olabilir. 

Uzun Dönem Yan Etkiler

Birçok kemoterapi yan etkisi, tedavi tamamlandığında azalırken, uygulanan kemoterapi çeşidiyle ilişkili olarak, tedavi tamamlandıktan yıllar sonra bile görülebilecek uzun süreli kemoterapi zararları olabilir. Bu etkiler bazı organlara zarar verebilirken, hasar verdiği organlar şu şekilde sıralanabilir;

  • Kalp sorunları
  • Böbrek sorunları
  • Akciğer dokusunda hasar
  • Sinir hasarı (periferik nöropati)
  • Üreme problemleri
  • Kemoterapi sonucunda ikincil bir kanser geliştirme riski

Kemoterapi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kemoterapi, en iyi durumdaki vakalarda bile geçilmesi zorlu bir süreçtir Bundan dolayı kemoterapi alan hastalar ile temas halinde olan bakıcılarda ve aile üyelerinde genellikle strese ve endişeye neden olur. Bunun yanında kemoterapi görmenin duygusal ve fiziksel zorluklarına ek olarak, tedaviden sonra hastalar ve hane halkı üyeleri için kemoterapi sonrası yapılması gerekenler ve bazı dikkat edilmesi gerekenler vardır.

Kemoterapi ilaçları tedaviden sonra yaklaşık 48 saat vücutta kalır ve bu süre zarfında, böbrekler ve karaciğer tarafından parçalanarak vücut sıvılarında kalır. Bu sıvılar arasında kusmuk, idrar, dışkı, tükürük, ter, gözyaşı, mukus ve cinsel sıvılar bulunur. Hasta kemoterapi sonrası iyileşme sürecinde aile bireyleriyle veya çevredekilerle iletişim halinde olduğundan bu sıvılarla temas edilmesini önlemek önemlidir. Kemoterapi sonrası dikkat edilmesi gerekenler şu şekildedir:

  • İlk 48 saat her kullanımdan sonra tuvaletin sifonu iki kez çekilmelidir.
  • İlk 48 saat her kullanımdan sonra klozet, kapağı ve sifon temizlenmelidir.
  • İlk 48 saat kemoterapi cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır.
  • Bebek sahibi olanlar bebeklerini ilk 48 saat emzirmemelidir.
  • İlk 48 saat kemoterapi alan hasta bakımıyla ilgilenen bakıcılar veya aile bireyler, hastanın vücuduyla temas halindeyken herhangi bir şeyi tutarken tıbbi eldiven kullanılmalıdır.
  • İlk 48 saat hastanın tüm çamaşırları sıcak suda yıkanmalı ve başka çamaşırlarla karıştırılmamalıdır.
  • Kafeinli içeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Kemoterapi sonrası bulantıyı önlemek için yağlı kızarmış, baharatlı ve aşırı tatlı yiyeceklerden kaçınılmalıdır.
  • Ham, esmer ve hurma şekeri dâhil rafine şekerlerden ve karbonhidratlardan kaçınılmalıdır.
  • Aşırı alkol, nikotin ve sağlıksız diyet yağlarından uzak durulmalıdır. (Kemoterapi ve alkol aynı sürecin içinde yer almamalıdır) 
  • Kemoterapi kan değerleri düşüklüğüne neden olduğundan beyaz kan hücresi üretimini artırmak için yoğurt, karaciğer, kırmızı et, koyu yapraklı yeşillikler gibi gıdalar tüketilmelidir.
  • Kemoterapi sonrası kabızlık yaşanmaması için lifli gıdalar tüketilmelidir.
  • Kemoterapi sonrası bakım ve hijyene dikkat edilmelidir. Eller, meyveler, sebzeler ve yemek pişirme aletleri iyice yıkanmalıdır.
  • Sağlıklı uyku-uyanma döngülerini sürdürmek için günlük düzenli aktivite yapmaya dikkat edilmelidir.
  • Kemoterapi sonrası halsizlik ve yorgunlukla mücadele için kemoterapi sonrası beslenmeye dikkat edilmelidir. Bu yüzden tüm yiyeceklerin taze ve temiz olduğundan emin olunmalıdır.
  • Kemoterapi sonrası ağrılar oluşabilirken tavsiye edilen ağrı kesiciler kullanılmalıdır.
  • Stresten kaçınmak için yoga, doğa yürüyüşü, meditasyon ve günlük tutma gibi stres yönetimi teknikleri uygulanmalıdır.
  • Kadınlar kemoterapi sürecinde ve tedavi tamamlandıktan sonra altı ay hamile kalmamalıdır. 
  • Kemoterapi ağız yarasına neden olduğundan sık sık su ve sıvı gıdalar tüketilmelidir.
  • Kemoterapi saç dökülmesine neden olabileceğinden kemoterapi sonrası saç bakımı için hafif şampuanlar kullanılmalı, ılık suyla yıkamalı, fön kullanılmamalı, saçlarda kimyasal işlemlerden kaçınılmalı, fırça ruloları veya bukle maşaları kullanılmamalıdır.

Kemoterapi Kimlere Uygulanmaz?

Kanser tedavisinde kemoterapi başarı oranı oldukça yüksek bir tedavi olsa da herkes için uygun olmayabilir. Kemoterapinin uygulanamayacağı koşul ya da kişiler şu şekildedir;

  • Ağır kalp yetmezliği, 
  • Böbrek yetmezliği, 
  • Karaciğer yetmezliği,
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar,
  • Ciddi psikiyatrik rahatsızlıkları bulunanlar,
  • Şuuru kapalı olanlar.

Çocuklarda ve Yaşlılarda Kemoterapi

Kemoterapi çocuklarda uygulanması gerekiyorsa en yaygın şekilde, bir damar (intravenöz) vasıtasıyla veya damla olarak bilinen bir cihazla infüzyon yoluyla uygulanır. Bunun yanında kanserin türü ve yayılımına göre hap şeklinde kemo ilaçları uygulanabilir. Çocuklarda kemoterapi uygulanırken bazı kemoterapi ilaçlarının, kullanılan kanserin türüne bağlı olarak belirli bir sırayla verilmesi tercih edilebilir.

Yaşlılarda kemoterapi uygulaması ise daha zor ve karmaşık bir süreç olabilir. Çünkü kemo ilaçlarından kaynaklı zararlı madde birikimleri organlarında daha ciddi sorunlar çıkmasına neden olabilir. Ancak bilinmelidir ki; çoğu tümörde kemoterapinin etkinliği yaşa bağlı değildir. İlerlemiş kanser için bile kemoterapinin gerekli olduğu durumlarda yaşlı hastalarda güvenli ve etkili bir şekilde kullanılabilir. Yaşlılarda ilerlemiş kanseri yönetmek giderek artan bir sorundur. Tedavi kararları alınırken yaş tek faktör olmamalıdır, diğer faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
4
1
Makeleyi Paylaşın

Kemoterapi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Kemoterapi tedavisinin ne kadar sık ve uzun süreceği hastanın durumuna ve uzmanın belirleyeceği tedavi planına göre değişmektedir. Bazıları üç veya dört saat kadar sürerken, bazıları yalnızca yarım saat sürebilir.  Bunun yanında çoğu kemoterapi döngüsü 2 ila 6 hafta arasında değişirken, her döngüde planlanan tedavi dozlarının sayısı da verilen ilaçlara göre değişir. Kemoterapi uygulama sıklığı hastanın durumuna göre değişse de genel olarak 3-4 haftada bir seans şeklinde uygulanmaktadır. Bu tamamen hastanın durumuna göre belirlenen tedavi planı ile ilişkilidir.

Birçok kemoterapi yan etkisi tedavi tamamlandıktan sonra hızlı bir şekilde kaybolurken, bazı yan etkilerin tamamen iyileşmesi aylar hatta yıllar sürebilir.  Bu kemoterapi etkileri akciğerler, böbrekler, üreme organları ve kalbe verdiği hasar şeklinde olabilir. Tedavinin etkinliği hakkında bilgiler uzman doktor tarafından hastaya aktarılmaktadır.

Kemoterapi tedavisine bağlı saç dökülmesi gibi yan etkiler, genellikle ilk seanstan 2-3 hafta sonra başlarken bu kişiden kişiye değişir. Hafif derecedeki yan etkilerin görülmesi beklenen bir durumdur. Şiddetli yan etkilerin görülmesi durumunda ise uzman doktora bilgi verilmelidir.

Kemoterapi gören hastanın yaşam süresini etkileyen birçok faktör vardır. Yapılan istatistiksel çalışmalar beş yıl baz alınarak yapılırken, kemoterapi gören ve beş yıldan çok daha uzun süre yaşayan vakalar da mevcuttur. Tedavinin başarılı geçmesi sonucunda kemoterapi gören hastaların ilk 5 yıl boyunca hayatta kalma şansları yüksektir.

Kemoterapi gören bir hasta kraker, kızarmış ekmek, yulaf ezmesi ve sade yoğurt gibi hafif kokulu ve hafif yiyecekleri tüketmeliyken bol sıvı almalıdır. Bunun yanında kemoterapi alan hastalar için yemek tarifleri arasında enerji seviyesini ve kan değerlerini yükselten tariflere yer verilmelidir. Ancak kızartma gibi yağlı ve ağır besinler tüketmekten, tuzlu yemekten, asitli yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Hastanın sağlık durumu ve vücut yapısın göz önünde bulundurularak beslenme listesi diyetisyen tarafından hazırlanmalıdır.