İnsülin Direnci

İnsülin direnci, şeker ve insülin hormonunun kanda artması durumu olup tedavinin esas ve en önemli parçası yaşam tarzını değiştirmektir.

İnsülin Direnci Nedir?

İnsülin, pankreastan sentezlenen bir hormondur. İnsan yaşamında önemi tartışılmaz ve son derece kilit bir hormondur. Anabolizan özelliği ile kas ve beden gelişimini uyarır, vücudu yapılandırır. Beslenmeyle alınan karbonhidratları (şekerleri) vücudun kullanacağı şekilde hücrelere sunan hormondur. Tokluk durumunda özellikle de karbonhidratlı gıdaların tüketilmesinden sonra salınır. Sürekli salınan bir hormon değildir. İhtiyaca göre kana verilir. Aynı zamanda kanda şeker (glikoz) seviyesi düşünce salınımı durur. Bu sayede kandaki şekerin hep belirli bir aralıkta kalması sağlanır (70-100 mg/dl).

İnsülin direnci, vücut hücrelerinin insülini kullanamaması ve buna bağlı olarak kanda şekerin ve insülinin artmasıyla karakterize bir hastalıktır. İnsülin, bir anahtar gibi hücrelerin kapılarını açarak hücrelere glikoz (şeker) temin eder. Bu glikoz hücrenin yaşamsal ihtiyaçları, solunum, çeşitli moleküllerin üretilmesi gibi fonksiyonların yerine getirilmesi için şarttır.

Eğer hücrelerin kapıları bozulursa ve insülin bu kapılara etki etmemeye başlarsa hücreler beslenemez. Bu durumda enerji eksikliği, halsizlik gibi belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Daha da önemlisi hücre içine giremeyen şeker organlarda ve damarlarda yağa dönüşerek birikmeye başlar. Bunun neticesinde damar tıkanıklıklarına, organların çalışmasında bozulmalara zemin hazırlanmış olur.

Hücrelere etki edemedikçe ve vücutta kan şekeri yüksek kaldıkça pankreas daha fazla insülin salgılamaya çalışır. Bunun sonucu olarak da kanda insülin çok yükselir. Özellikle yetişkinlerde görülen tip 2 diyabetin (şeker hastalığı) de oluşum mekanizması budur. Diyabet çok ciddi ve ölümcül bir hastalıktır. Mutlaka diyabete gidişin önlenmesi ve insülin direncinin kırılması, metabolizma için oldukça önemlidir.

İnsülin Direnci Belirtileri

İnsülin direncinin belirtileri genel olarak şunlardır:

  • Kolay kilo alma (kilolar özellikle iç organ yağlanmasına bağlı olarak göbek çevresine alınır)
  • Zor kilo verme (uygun bir egzersiz ve beslenme programına rağmen)
  • Yemeklerden sonra ağırlık çökmesi hissi
  • Sık sık yemek yeme, atıştırma ihtiyacı
  • Özellikle şeker oranı yüksek gıdaları sürekli yeme isteği
  • Yorgunluk, enerji azlığı, gerginlik
  • Kadınlarda kıllanma, sivilcelenme artışı ve adet düzensizlikleri (erkek cinsiyet hormonu androjenlerin artmasına bağlı olarak görülür)
  • Akantozis nigrikans: Koltuk altı, göbek ve göğüs altı, kasıklar, boyun gibi vücudun kıvrım bölgelerinde renk koyulaşmaları, bu bölgelerin morumsu-kahverengimsi renk alması.

İnsülin Direnci Nedenleri Nelerdir?

İnsülin direnci nedenleri çeşitli olabilir. Bunların başında obezite ve hiperglisemi (kan şekeri yüksekliği) gelmektedir. Aslında insülin direnci de obeziteyi ve kan şekeri yüksekliğini besler, bu durumda bir kısır döngü oluşur.

Bunların yanında insülinin hücrelere alınmasını sağlayan reseptörlere karşı vücut savaş açabilir. Bunun sonucunda sebepsiz yerde bu reseptörleri tahrip edecek antikor adlı maddeler salgılanır ve insülin etkisiz kalır. Bu mekanizma sonucunda kişilerde tip 2 diyabetin geliştiği düşünülmektedir.

İnsülin direncine sebep olan ve çok sık karşılaşılan bir durum da polikistik over sendromudur. Polikistik over sendromu, yumurtalıklarda çok sayıda içi su dolu zararsız kist oluşması ve bunların kadınların yumurtlama döngüsünü, çeşitli hormonlarını ve sonucunda adet düzenlerini bozmasıyla giden bir sendromdur. Sebebi tam olarak aydınlatılamamış ama insülin direnci ile ciddi bir ilişkisi olduğu bilinmektedir. İnsülin direnci kırılan polikistik over hastalarının adet düzeni ve hormonları normalleşir. Fakat polikistik over kendisi de insülin direncine sebep olduğu için burada da bir kısır döngü vardır.

Bütün bunların dışında çok nadir görülen çeşitli kalıtımsal veya kazanılmış hastalıklar sonucu da insülin direnci gelişebilir. Bunlar genelde küçük çocuklarda, kilo problemi olmayan kişilerde ve gençlerde belirtilerin ortaya çıkmasıyla anlaşılır.

İnsülin Direnci Teşhisi

İnsülin direnci teşhisi koymak için öncelikle hekim hastanın şikayetlerini ve tıbbi hikayesini dinleyecek, ardından bir kan testi isteyecektir. En az 8-10 saatlik açlık sonrası verilecek kan örneği içinde, insülin hormonu seviyesi ve kan glikozu (şekeri) ölçülecektir. Bu ölçülen iki değerin çarpılıp 405’e bölünmesi HOMA indeksini verecek ve hastaya buna göre insülin direnci olup olmadığı söylenecektir. Bu işleme insülin direnci testi de denmektedir.

HOMA indeksinde sınır 2.5’tir. 2.5’in üzerinde bir HOMA değeri çıktıysa insülin direnci var demektir. Bunun için hemen gereken yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse ilaç tedavisi hayata geçirilmelidir.

İnsülin Direnci Tedavisi

İnsülin direnci tedavisinin esas ve en önemli parçasını yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur. Bu konuda en önemli değişiklik elbette beslenme düzeni ve egzersiz üzerine yapılacaklardır. Pek çok hasta için gerekli yaşam tarzı değişiklikleri sağlanırsa insülin direnci geçici bir tablo olur. Özellikle genç, ek hastalığı olmayan, sağlıklı hastalarda diyabete dönüşümü engellemek olasıdır. Engellenemese bile çok ciddi süreler geciktirilebilir. Bu da oldukça olumludur.

Bu değişiklikler içinde şunlardan söz edilebilir:

  • Kilo vermek: ilk yapılacak olan ve en etkin tedavi yöntemidir. İnsülin direnci varlığında kilo vermek kolay ve hızlı olmayabilir fakat iradeli bir şekilde vazgeçmeden sağlıklı beslenme düzeni sağlanırsa yavaşça kilo verme süreci başlar ve gittikçe hızlanarak devam eder. Pek çok hastada mevcut kilonun %10’u kaybedilirse büyük ölçüde insülin direnci yenilmiş olur. Elbette bu da vücuttaki fazlalık miktarına ve kişinin ideal kilosuna göre değişecek bir miktardır.
  • Egzersiz: Egzersiz, insülin direncini kırmanın en kolay ve sağlıklı yoludur. Her gün en az 30 dakika ve haftanın 5 günü yapılacak egzersizle kasların insülin duyarlılığı artar ve bu sayede direnç kırılır. Ayrıca egzersiz kilo verme sürecine de yardımcı olacak ve vücudu zinde tutacaktır. Basit yürüyüşler, yüzme, koşma gibi özellikle kardiyovasküler (nabzı yükselten) egzersizler faydalı olacaktır. Yaşı ve tıbbi durumu uygun hastalar, ağırlık antrenmanları da yapabilirler. Sanıldığının aksine bu antrenmanlar insanları şişirip kötü bir fiziksel görünüme sokmaz, aksine kasları güçlendirir, sıkılaştırır, normalden çok daha ince görünmeyi sağlar ve oldukça yüksek miktarda kalori yakar.
  • Doğru besin seçimi: Kilo vermenin çok faydalı olduğundan yukarıda bahsedilmişti fakat bu aç kalarak veya yalnızca kalori sayarak yapılamaz, yapılsa bile insülin direnci daha da güçlenir. İnsülin direncini kırmanın en güzel yolu sağlıklı karbonhidratlar, protein ve yağlardan oluşan düzenli ve dengeli bir beslenmedir. Şekerli, paketli gıdalar, gazlı içecekler, fast food olarak adlandırılan çeşitli yiyecekler insülin direnci olanların (aslında hiç kimsenin) tüketmemesi gereken besinlerdir. Meyveler başta olmak üzere sağlıklı şeker kaynakları abartılmadan tüketilebilir. Fazla tüketilmeleri durumunda meyve ve kuruyemişler de kilo yapacak, şekeri yükseltecektir.
  • Stresten uzak durmak: Stres vücutta kortizon hormonunun artmasına sebep olarak kilo vermeyi zorlaştırır ve yeme ihtiyacını arttırır. Ayrıca pek çok insülin direnci olan birey psikolojik yeme davranışı gösterir, moralini yemekle düzeltir. Bu da stresli durumlarda sıklığı artan zararlı bir davranıştır. Stresi azaltmanın en sağlıklı yolu da düzenli egzersizdir.
  • Altta yatan hastalık varsa tedavi edilmesi: Polikistik over sendromu başta olmak üzere insülin direncine sebep olabilen çeşitli hastalıklar ve hatta başka hastalıklar için kullanılan ilaçlar olabilir. Bu durumların çözüme kavuşturulması ve ya yönetiminin sağlanması oldukça faydalı olacaktır.

Bütün bunların yanında eğer gerek duyulursa ilaç tedavisine de başvurulabilir. En sık ve genelde tek tercih edilen ilaç metformindir.

İnsülin Direnci Tedavi Edilmezse

İnsülin direnci tedavi edilmezse genelde tip 2 diyabete dönüşür. Tip 2 diyabet, toplumdaki sıklığı nedeniyle sıradan ve normal hale gelmiş gibi görünür ama aslında çok ciddi ve tehlikeli bir hastalıktır. Mutlaka önlenmesi gerekir. Gözlere, sinirlere, böbreklere ve damarlara başta olmak üzere pek çok hayati organa ciddi düzeyde hasar verir ve ciddi hastalık-ölüm riskiyle hastaları sık sık karşı karşıya bırakır.

Ayrıca insülin direnci metabolik sendrom tablosunun da temelini atar. Metabolik sendrom, kan şekeri yüksekliği, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği ve obezite ile seyreden ciddi bir sağlık problemidir. Bütün bu faktörler birbirini besleyerek artırır ve neticede hastanın metabolizması bozularak kalp damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok ölümcül hastalığa zemin hazırlanmış olur.

İnsülin Direncine Ne İyi Gelir?

İnsülin direncine iyi gelecek şeyler şu şekildedir:

  • Sağlıklı protein ağırlıklı, yeterli ve sağlıklı karbonhidrat (tam buğday ekmeği, bulgur, mercimek, tam tahıllar, meyveler gibi) ve yağ içeren beslenme düzeni
  • Taze ve ya pişmiş sebzeler
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Balık, fırınlanmış ya da haşlanmış deniz ürünleri
  • Az ama sık sık beslenmek
  • Uyku düzeni oluşturmak
  • Kilo vermek
  • Stres yönetimini öğrenmek
  • İçeceklere ve meyvelere tarçın eklemek tokluk süresini uzatır, aynı şekilde yemeklerde tuz yerine baharatları tercih etmek hem damak tadını tatmin eder hem de kilo almanın önüne geçer.

İnsülin Direncine Ne İyi Gelmez?

İnsülin direncine iyi gelmeyecek veya gidişatını kötüleştirecek şeyler ise şunlardır:

  • Kilo almak
  • Hareketsiz, spor yapılmayan bir hayat
  • Paketli, hazır, çok şekerli ve yağlı gıdalar
  • Kızartmalar, ağır soslar, kremalar
  • Fazla basit karbonhidrat tüketimi (cipsler, şekerlemeler, çikolatalar gibi)
  • Kilo vermek amaçlı aç kalmak, düzensiz besin tüketmek, öğün atlamak
  • Aç karnına ağır egzersiz yapmak (kan şekerini çok düşüreceği için sonrasında yine şekerli gıdalara saldırma davranışı görülür)
  • Uzun süren açlıklar

İnsülin Direnci İlaçları

İnsülin direnci için kullanılan tek ilaç, çok istisnai durumlar hariç metformindir. Hücrelerin insüline olan duyarlılıklarını arttırarak insülinin işe yararlığını arttırır ve vücudun sürekli insülin salgılamasını bu yolla önler. Ayrıca polikistik over sendromu olan kadınlarda gebe kalma ihtimalini kendi başına oldukça fazla arttırdığı bilinmektedir. Antidiyabetik ilaçlar grubundandır, fakat diyabet öncesinde de insülin direncini kırmak için kullanılır. Tip 2 diyabetik hale gelmiş hastaların neredeyse tamamında ilk tercih ilaçtır.

Doğrudan kan şekerini düşürücü etkisi olmadığı için diğer diyabet ilaçları gibi aniden şeker düşmesine bağlı, hipoglisemi belirtilerine (halsizlik, yorgunluk, el ayaklarda titreme, bayılır gibi olma hissi gibi) yol açmaz. İnsülin direncini kırarak kilo kontrolüne destek olur. Fakat beslenme düzenine dikkat edilmediği takdirde ve kişide insülin direnci yoksa kilo verdirmez. Kilo vermek için gereksiz yere kullanılması çok tehlikelidir asla ilaç istismarı yapılmamalıdır.

En sık görülen yan etkisi sindirim sistemi belirtileridir. Özellikle ishal ve mide bulantısı yapıcı etkisi ilaç kullanmaktan hastaları uzaklaştıran düzeyde olabilir fakat 1-2 hafta içinde ortadan kalkar. O yüzden tolere edilebilir bir yan etkidir. En ciddi yan etkisi ise böbrek problemleri ve yetmezliği olan hastalarda kanın asitlik düzeyini arttırarak oldukça ciddi metabolik asidoz adlı tabloya yol açmasıdır. Dikkatsizce ve istismar edilerek kullanılması bu yüzden çok tehlikelidir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelikte İnsülin Direnci

Gebelik, doğal olarak, sağlıklı tüm bireylerde kendiliğinden insülin direnci yapan bir durumdur. Çünkü bebek şekeri annenin kanından alır. Bu yüzden annenin kanındaki şeker düzeyi, vücut tarafından her zaman yüksek tutulmaya çalışılır. Bu da insüline direnç oluşturularak sağlanır ve anneler diyabete yatkın hale gelir. İnsülin direncini takiben gebelik diyabeti de denen gestasyonel diyabet adlı bir tablo ortaya çıkabilir. Gestasyonel diyabet, bebekte ve annede ciddi problemlere yol açma olasılığı bulunan önemli bir metabolik problemdir. Bu yüzden başlangıç aşamasında engellenmesi gerekir.

İnsülin direnci tedavisinde gebelerde öncelikle yaşam tarzı değişiklikleri önerilir, ilaç kullanmaktan kaçınılır. Diyet ve az miktarda egzersiz yeterli olacaktır. Buna rağmen önüne geçilemezse hekim kontrolünde ilaç kullanılması gerekebilir. Gebelik diyabeti oluşması durumunda ise ilaçlar kesilerek doğrudan insülin kullanılır.

Çocuklarda İnsülin Direnci

Çocuklarda insülin direnci çok küçük yaşlarda görülmez. Çünkü çocukların metabolizmasında yapım her zaman ön plandadır. Alınan şeker çoğu zaman uygun olarak kullanılabilir. Fakat son yıllarda özellikle artan kötü beslenme, fast food alışkanlığı ve hareketsizlik sebebiyle artık çocuk sayılabilecek yaşlarda ve ergenlikte de insülin direnci görülmeye başlamıştır.

Çocuklarda da belirtileri aynıdır: yemekten sonra hızlı acıkırlar, ağırlık çökmesi ve uykuya eğilim görülür, kilo almaya başlarlar ve halsizlik yorgunluk sık rastlanır. Bunlara bağlı büyüme gelişmede yavaşlama olur ve okul başarısı etkilenebilir. Mutlaka çözülmesi gereken bir problemdir. Çocuklarda da yetişkinler gibi ilk etapta yaşam tarzı değişikliklerine gidilir ve iyileşme beklenir. Çocuklarda direnci kırmak çok daha kolay olacak ve kilo verme daha hızlı gerçekleşecektir.

Çocuklarda ve ergenlerde erken yaşta insülin direncine bağlı MODY türü diyabet hastalıkları gelişebilir. Bunlar tip 1 diyabetten ayrılması gereken tablolardır, zira tip 1 diyabetin oluşmasında insülin direnci etkili bir mekanizma değildir. Orada vücudun genç yaşta insülin üreten hücrelerinin tükenmesi söz konusudur. Tip 1 diyabet yaşam tarzı değişiklikleri ya da diyabet ilaçları ile çözülemez, tek tedavisi dışarıdan insülin alınmasıdır.

İnsülin Direnci için Hangi Doktora Gidilir?

İnsülin direnci esas olarak hormonal bir problem olduğu için Dahiliye bölümü ve alt dalı olan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları bölümünün ilgi alanıdır. Fakat kolay tanı alacak ve tedavi edilebilecek bir hastalık olduğundan çoğu zaman uzmanlara başvurmaya gerek kalmaz.

İnsülin direnci belirtileri taşıdığınızı düşünüyorsanız aile hekiminize başvurabilirsiniz. Burada yapılacak basit bir kan testi ile insülin direnciniz olup olmadığı anlaşılır. Aynı şekilde aile hekiminiz gerek duyarsa bu durum için ilaç yazabilir, çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri önerebilir ya da bir uzmana sizi yönlendirebilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
19
2
Makeleyi Paylaşın

İnsülin direnci ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

İnsülin direncini kırmanın en iyi ve etkin yolu yaşam tarzında değişiklikler yapmaktır. İnsülin direnci çoğu zaman kötü beslenme alışkanlığı ve hareketsizliğin bir sonucudur.

İnsülin direncini kırmak için yapılacaklar şu şekildedir:

  • Düzenli beslenin, öğün atlamayın, aynı saatlerde yemek yemeye çalışın.
  • Kalorili, fazla yağlı, tuzlu, şekerli gıdaların tüketilmemesi gerekir. Çikolata, gofretler, şekerlemeler, cips, kızarmış çerezler, gazlı içecekler, kremalı-şuruplu kahveler ve içecekler, hamur işleri bunlara örnektir. Evde yapılmış olması gıdaların zararlı etkilerini bir miktar azaltır fakat insülin direncine yol açmalarını engellemez dolayısıyla evde yapılan börek, kek, çörek, dolma, kızartma gibi ürünlerden de uzak durmalısınız.
  • Egzersizi hayatınızın bir parçası haline getirin. Yürüme, yüzme, bisiklete binme, ağırlık çalışmaları, dans, dövüş sporları hepsiyle ilgilenebilirsiniz. Metabolizmanıza ve sportmenlik düzeyinize göre hafif düzeyde başlayın arttırarak gidin ve belli bir yerde düzene oturtun, kendinizi de aşırı zorlamanıza gerek yok.
  • Uyku düzenini ayarlamak da açlık ve tokluk sürelerinizi dengelemenize ve şekerli gıdalara saldırmanıza engel olur, uyku düzeni bilinenden çok daha etkili bir metabolik kavramdır.
  • Eğer ilaç tedavisi önerilirse ilacı önerilen dozda ve sürede kullanın. Daha çok etki etsin diye dozunu arttırmayın ve ya yan etkilerinden dolayı azaltmayın. Hayatınız ciddi düzeyde etkilendiyse hekiminize başvurun.

İnsülin direnci ölçümü oldukça basit ve pratiktir. En az 8 saattir aç olan hastanın damarından rutin kan örneği alınır ve laboratuvara gönderilir. Kan içindeki şeker düzeyi ve insülin değeri ölçülür. Bu iki değer çarpılarak bir sayı elde edilir ve bu sayı 405’e bölünür. Bu bize HOMA indeksini verir. HOMA indeksinin normal değeri 2.5 ve altında olmalıdır. 2.5 üzerinde ise insülin direnci var demektir ve bu duruma karşı önlem alınması gerekir.

İnsülin direnci testi aile sağlığı merkezlerinde (eski sağlık ocakları) uygulanabilir. Bunun dışında hastanelerin dahiliye bölümlerinde de uygulanabilir. Kan alınabilecek bir ortam ve incelenecek bir laboratuvar olması yeterlidir.

İnsülin direnci gebeliğe engel olabilir. Özellikle polikistik over sendromu varlığında gebeliğin önünde ciddi bir engel oluşturur. Çünkü bu hastalıkta yumurtlama fonksiyonları bozulur. Yumurtalar atılıp döllenmek için beklemeye alınmak yerine içleri su dolar ve kist haline gelirler. Doğal olarak döllenemezler ve gebelik oluşmaz. Polikistik over sendromu olmayan kadınlarda da insülin direnci adet düzensizliğine yol açabilir ve gebeliği önleyebilir. Çünkü insülin direnci kadınlarda erkeklik hormonlarının miktarını arttırır.

İnsülin direnci olan kişi yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse ilaç tedavisinin yardımı ile kilo verebilir. Başlangıçta kilo verme süreci zorlayıcı ve yavaş gidebilir fakat vazgeçmemek ve alınan küçük sonuçlara dahi olumlu bakılmalıdır. Özellikle egzersiz, insülin direncini kırmanın en iyi yoludur ve kilo vermeye de yardımcı olur. Kasların enerji ihtiyacı arttıkça şeker tüketmeleri de artar, kan şekeri böylece düşer ve buna bağlı insülin salınımı da azalır ve kilo verme süreci hızlanır. Basit şeker içeren yüksek kalorili besinlerden uzak durulmalı, bol sebze, temiz protein ve sağlıklı yağ kaynaklarına ağırlık verilmelidir.

Ne kadar az şeker alırsanız o kadar az insülin salgılarsınız ve direnç o kadar kolay kırılır. Fakat bunun için sıfır karbonhidratlı diyetler de uygun değildir. Çünkü karbonhidratlar vücudun kısa vadede kullandığı esas enerji kaynağıdır. Tam tahıllar ve bunlardan yapılan ekmekler, bulgur, yulaf, meyveler sağlıklı karbonhidrat kaynaklarıdır.