Hipertansiyon

Yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, kan basının sürekli olarak 140-90 mm/Hg üzerine çıkması durumudur. Tedavisinde ilaçlar ve hayat değişiklikleri yer alır.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedir?

Tansiyon, damarlarda dolaşan kanın damarlara yaptığı basıncın (itme gücünün) göstergesidir. Tansiyonun denildiğinde ölçülen iki değer vardır. Bunlar sistolik ve diyastolik olarak sınıflandırılır. Sistolik kan basıncı halk arasında büyük tansiyon olarak da bilinir. Kalp kasılarak kan pompalandığı andaki kanın damar duvarlarına yaptığı basıncı yansıtır. Diyastolik kan basıncı ise halk arasında küçük tansiyon olarak bilinir. Kalp kasılıp kan pompaladıktan sonra gevşer ve yeniden kanla dolmaya başlar. İşte bu andaki kanın damar duvarlarına yaptığı basınca diyastolik kan basıncı denir. Sistolik ve diyastolik kan basınçları milimetre cıva olarak ölçülür. Tansiyonun normal değerleri sistolik 120 mm/Hg, diyastolik 80 mm/Hg’dir. Bu değerlerden belirli miktarlarda sapmalar tansiyon düzensizliklerini gösterir.

Sistolik-diyastolik kan basıncı 140-90 mm/Hg üzerine çıktığında buna hipertansiyon (tansiyon yüksekliği) denir. Hipertansiyon birçok sistemin rahatsızlığından kaynaklanabilir. Bu yüzden her görülen hipertansiyona aynı şekilde yaklaşmak doğru değildir.

Hipertansiyon primer (birincil) ve sekonder (ikincil) olmak üzere ikiye ayrılır.

Primer hipertansiyon altta yatan herhangi başka bir hastalık yokken ortaya çıkar. Daha yavaş şekilde ilerler. Primer hipertansiyon genetiktir. Bu sebeple ailedeki bireylerde hipertansiyon bulunması diğer bireyler için bir risk faktörüdür.

Sekonder hipertansiyonda esas olarak başka bir hastalık mevcuttur. Bu hastalığın bir etkisi olarak hipertansiyon gözlenir. Bu tipte hipertansiyon primer hipertansiyona göre daha çabuk ortaya çıkar ve daha hızlı ilerler. Altta yatan hastalıklardan başka bazı ilaçlar da sekonder hipertansiyona neden olabilir.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Belirtileri

Hipertansiyonun en önemli sıkıntılarından birisi uzun bir dönem (aylar hatta yıllar boyunca) herhangi bir belirti vermeyebilir olmasıdır. Hipertansiyona sahip hastaların yaklaşık 3’te 1’i hipertansiyonu olduğunu bilmemektedir. Bu yüzden herhangi bir belirti olmasa bile ara ara tansiyon ölçümleri yaptırmakta fayda vardır. Hipertansiyon şiddeti ilerledikçe hastalar bulgu vermeye başlar.

Özellikle şu belirtiler ortak olarak gözlenen belirtilerdir:

Bu belirtiler önemli belirtilerdir, hastalığın şiddetli olduğunu gösterir. Bu sebeple önemsenmesi gerekir.

Bunların dışında ek olarak şu belirtilere sahipseniz en kısa zamanda bir doktora görünmelisiniz:

  • Dinlenme durumundayken nefes almada zorluk (dispne)
  • Başlangıçta ayak ve bacaklarda daha sonra ise karında ödem (şişlik)
  • Dudaklarda ve derinin belli yerlerinde siyanoz (mavimsi renk alması)
  • Şiddetli kalp çarpıntısı
  • Düzensiz kalp atışı
  • İdrarla birlikte kan gelmesi

Primer ve sekonder hipertansiyonun her ikisinde de bu belirtiler gözlenebilir. Ayrıca sekonder hipertansiyonda altta yatan bir hastalık varsa bu hastalığın belirtileri de beraberinde beklenir.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Nedenleri Nelerdir?

Kalp yapısı dört odacıktan oluşur. İki tanesi üstte (atriyum) iki tanesi alttadır (ventrikül). Kan dolaşımdan sonra oksijen yönünden fakir kan olarak (kirli kan) sağ üst odacığa gelir. Buradan sağ alt odacığa akar. Sağ alt odacıktan akciğerlere pompalanır. Burada karbondioksiti verip oksijen alır. Oksijen yönünden zenginleşen kan (temiz kan) dolaşıma verilmek üzere tekrar kalbe, kalbin sol üst odacığına gelir. Oradan kalbin sol alt odacığına akar. Sol alt odacıktan da aort ile vücuda dağılmak üzere pompalanır.

Tansiyon kanın damar duvarlarına yaptığı basınçtır. Bu basınçta önemli olan yer kalbin kan pompalama mekanizmasıdır. Özellikle akciğerler, akciğerler ile kalp arası damarlar ve kalpteki sistemde oluşan problemler tansiyonun artmasına ya da azalmasına sebep olur.

Primer hipertansiyon altta yatan bir hastalığın olmadığı, yaşla birlikte yavaş yavaş oluşan tansiyon yüksekliğidir. Genellikle genetik olarak geçiş gösterir. Yani ailesel geçişlidir. Ailenizden biri ve bir kaçı bu hastalığa sahipse sizin de hipertansiyon açısından risk altında olduğunuzu gösterir.

Sekonder hipertansiyon başka hastalıklara eşlik eder.

Sekonder hipertansiyona neden olan bazı durumlar şu şekildedir:

Böbrek Kaynaklı Hipertansiyon

Hormon Kaynaklı Hipertansiyon

Diğer Nedenler

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Risk Faktörleri

Yüksek tansiyona yol açabilecek bazı risk faktörleri vardır.

Bu faktörler şu şekildedir:

  • Yaş: Yaş arttıkça hipertansiyon riski artmaktadır. Primer hipertansiyon gelişmesinde yaş önemlidir. 65 yaş öncesinde erkeklerde, 65 yaş sonrasında kadınlarda hipertansiyon riski daha fazladır.
  • Irk: Afrika kökenli ırklarda hipertansiyon riski beyaz ırklara oranlar daha fazladır. Bunun gibi inme, kalp krizi ve böbrek yetmezliği hastalık riskleri de artmış olarak bulunmuştur.
  • Aile öyküsü: Hipertansiyon aile arasında geçiş göstermektedir. Ailesinde hipertansiyona sahip kişiler bulunanlar bu hastalık açısından daha risklidir.
  • Aşırı kilolu olmak (obezite): Kilolu insanların kan hacimleri de artmıştır. Artmış kan hacmi de damar duvarlarına daha fazla baskı yapar. Bu da hipertansiyon riskini artırır.
  • Sedanter yaşam: Sedanter yaşam düzenli fiziksel aktivitenin olmadığı yaşam tarzıdır. Düzensiz fiziksel aktiviteye sahip insanlar normal insanlara göre daha yüksek nabza (kalp atış hızı) sahiptir. Nabız arttıkça atardamarlar üzerindeki basınç da artar. Sedanter yaşam ayrıca obez olma riskini de artırır.
  • Sigara kullanımı: Sigara ve tütün ürünleri kan basıncını artırır. Aynı zamanda damar duvarları üzerinde hasara yol açar. Bu da damarların daralmasına ve kalp hastalıkları riskinin artmasına sebep olur.
  • Diyette sodyum (tuz) fazlalığı: Yemeklerde tuzun fazla tüketilmesi damarlarda suyun tutulmasına yol açar. Bu da damarlardaki basıncı artırır.
  • Diyette potasyum azlığı: Potasyum vücuttaki sodyumu (tuzu) dengelemektedir. Potasyum azlığında vücutta sodyum artar ve tansiyonu artırır.
  • Alkol kullanımı: Çok fazla alkol tüketimi zamanla kalbe zarar verir. Bu da tansiyonu artırabilir.
  • Stres: Stresin varlığı tansiyonda geçici artışlara sebep olabilir.
  • Bazı kronik durumlar: Bazı kronik hastalıklarda (böbrek hastalığı, diyabet, uyku apnesi vs.) hipertansiyon riskini artırabilir.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Teşhisi

Yüksek tansiyon genellikle belirti vermeden uzun dönem ilerler. Bu yüzden teşhisini koymak kolay değildir. Düzenli tansiyon ölçümleri ile en erken dönemde hastalığı teşhis etmek mümkündür.

Tansiyon ölçümü oturarak yapılır. Ölçüm yapmadan önce en az 5 dakika dinlenmek, yarım saat içinde de sigara, kahve vs. içmemiş olmak gerekir. Tansiyon ölçüm sonuçları bu değerlerden etkilenebilir.

Yüksek tansiyonun tanısını koymak için farklı zamanlarda ölçülmüş en az iki ölçüm yapmak gerekir.

Bu ölçüm sonuçlarına göre aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkabilir:


Sistolik Kan Basıncı

Diyastolik Kan Basıncı

Normal Kan Basıncı

120’ye kadar

80’e kadar

Yüksek Kan Basıncı

120-129 arası

80’e kadar

Evre 1 Hipertansiyon

130-139 arası

80-89 arası

Evre 2 Hipertansiyon

140’tan fazla

90’dan fazla

Hipertansif Kriz

180 üzeri

120 üzeri

Bunların dışında kan basıncının yanlış yorumlanmasına sebep olabilecek bazı durumlar vardır.

Bu durumlar şu şekildedir;

  • Beyaz önlük hipertansiyon: Kan basıncı normal olan bazı kişiler sağlık kurumlarında ölçüm yaptırdıklarında yüksek çıkar. Bunun sebebi olarak sağlık kurumlarında korku ve endişeden düşünülmüş ve adı da bu yüzden beyaz önlük hipertansiyonudur.
  • Maskeli yüksek tansiyon: Normalde yüksek kan basıncına sahip bazı kişilerde muayene esnasında normal sınırlar içerisinde çıkar. Böyle olduğu düşünülen hastalarda evde tansiyon ölçümü yapılmalıdır.

Tansiyonun teşhisinde manşon ve stetoskop ile koldan kan basıncını ölçmek yeterlidir. Ancak hipertansiyonun bir türü olan pulmoner hipertansiyonda bazı ek testler uygulanabilir.

Bu testler şu şekildedir:

  • Ekokardiyografi: Ses dalgaları ile kalbin hareketli görüntüleri incelenir. Kalpten çıkıp akciğerlere giden pulmoner arterdeki (akciğer atardamarı) kan basıncını ölçmek için kullanılabilir.
  • Göğüs röntgeni: Hipertansiyonda kalbin sağ tarafı ve pulmoner arter genişler. Röntgen ile bu genişlemeler görülüp tanı konulabilir.
  • Elektrokardiyogram: Kalpteki normal ya da anormal ritimleri tespit etmek için kullanılır. Aynı zamanda sağ kalp genişlemesini de gösterebilir.
  • Sağ kalp kateterizasyonu: Ekokardiyogram ile hipertansiyon tanısı konulmuş ise bunu doğrulamak için yapılabilir. Kasık veya koldaki damarlardan ince şerit yardımıyla kalbe kadar girilir ve buradaki kan basıncı doğrudan ölçülebilir.
  • Kan testleri

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Tedavisi

Hipertansiyonun tedavisinde ilaçlar ve hayat değişiklikleri vardır.

Hayat değişikliklerinde yer alan hafif egzersizler, diyet değişiklikleri (yağlı yiyeceklerden uzak durmak, meyve-sebze, baklagil, kuruyemiş ağırlıklı beslenmek vs.) sigarayı, alkolü bırakmak gibi bazı tavsiyeler kimi zaman ilaçlara gerek kalmadan hipertansiyonu düşürebilir. Ancak çoğunlukla bu yöntemlerle yeterince düzenlenemez ve ilaveten ilaç kullanmak gerekir.

Bazen de ilaçlara rağmen düşmeyen hipertansiyon durumlarında iki ya da daha çok ilacı bir arada kullanmak gerekir. İlaçları hekim tavsiyesi dışında kullanmayınız. Hekimin önerileri dahilinde yeterince etkili olmayan ya da başlarda etki edip ilerleyen dönemlerde tekrar yükselen hipertansiyon durumlarında doktorunuza tekrar başvurun.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Tedavi Edilmezse

Damar duvarlarına yapılan yüksek basınç arttıkça ve süre uzadıkça vücuttaki organlara hasar meydana gelmeye başlar. Kan basıncı arttıkça hasar derecesi de artar. Tedavi edilmeyen hipertansiyon bazı komplikasyonlar (hastalığın doğuracağı yan etki) gelişir.

Bu komplikasyonlar şu şekildedir:

  • Kalp krizi: Hipertansiyon arterlerin (atardamarların) sertleşmesine, kalınlaşmasına sebep olup kalp krizine, felçlere ve diğer sorunlara yol açabilir.
  • Anevrizma: Kan damarlarının duvarlarının zayıflayıp, damarların şişmesi demektir. Hipertansiyon anevrizmalara yol açabilir. Eğer bir anevrizma patlarsa bu çok riskli ve acil müdahale gerektiren bir durumdur.
  • Kalp yetmezliği: Damarlardaki kanın basıncı arttıkça kalp daha fazla çalışmaya başlar. Kalp çok çalıştıkça kalbin duvarları kalınlaşır. Bu kalınlaşan kas duvarı bir zaman sonra yeterince kan pompalayamaz hale gelir. Sonunda kalp yetmezliği gelişebilir. Kalp yetmezliği bütün organlarda hasarlanmaya sebep olabilir.
  • Böbrek damarlarında zayıflık, daralma: Böbreğe gelen ve içerisindeki damarların zayıflaması sonucu böbrek dokusunda hasarlanmalar başlar ve böbrek kendi görevlerini yerine getiremez hale gelir.
  • Göz damarlarında yırtılma, daralma, kalınlaşma: Göz damarlarının hasar görmesi görme bozukluklarına ve görme kaybına sebep olabilir.
  • Metabolik sendrom: Bu sendromda diyabet, kalp hastalıkları, felç gelişme riskleri artmıştır.
  • Hafıza problemleri: Hipertansiyonu olan kişilerde hafıza ve kavrama konusunda sorunlar ortaya çıkmaktadır.
  • Demans (bunama): Daralmış kan damarlarından dolayı beyne giden kan akımı azalabilir ve bunun sonucunda beynin bazı fonksiyonları bozulabilir.

Hipertansiyona (Yüksek Tansiyon) Ne İyi Gelir?

  • Düzenli fiziksel egzersiz yapmak: Düzenli olarak haftanın en az 5 günü egzersiz yapmak gerekir. Bunlar yürüme, koşma, yüzme, bisiklet sürme olabilir.
  • Stresten kaçınmak: Stres kan basıncını etkiler. Stresi kontrol altında tutmayı öğrenmek tansiyonu da düzenler. Meditasyon, yoga, sıcak banyolar stresi hafifletebilir.
  • Sigaradan uzak durmak: Sigarayı bırakmak hipertansiyon ve ciddi kalp sorunlarını ortadan kaldırabilir.
  • Diyet düzenlemesi: Diyette özellikle tuz alımının kısıtlanması gerekir. Dünya sağlık örgütü günde alınan ortalama tuz alımının 5 g’ın altında olmasını önermektedir. Hipertansiyonu olmayan kişilerde dahi tuz kısıtlaması faydalıdır. Alkol kan basıncını artırabildiği için uzak durmak gerekir. Meyve ve sebzeden ağırlıklı beslenilmelidir. Yemeklerdeki yağ oranının azaltılması, lifli gıdaların, baklagillerin, kuruyemişlerin oranının artırılması faydalıdır.
  • Sağlıklı kilo: Fazla vücut ağırlığı hipertansiyonu artırır. Bu sebeple olabildiğince beden kitle indeksine göre ideal kiloda olmak gerekir. Kilo vermek hipertansiyonu bir miktar düşürecektir.
  • İlaçlar: Hipertansiyonu kontrol altında tutmak için doktor tarafından yazılan ilaçları düzenli olarak kullanmak gerekir. Antihipertansifler (hipertansiyon ilaçları) genelde çok fazla yan etkisi olmayan ilaçlardır.
  • Hamilelikten ve doğum kontrol haplarından uzak durmak.

Hipertansiyona (Yüksek Tansiyon) Ne İyi Gelmez?

Hipertansiyona iyi gelmeyen ve risk oluşturan bir çok faktör vardır ve her biri önemlidir. Bu yüzden bu faktörlerden olabildiğince uzak durmak gerekir.

  • Tuzlu beslenmek
  • Aşırı kilolu olmak
  • Çok fazla alkol tüketmek
  • Yağlı beslenmek
  • Soslu yiyecekler
  • Ağır egzersiz yapmak
  • Sigara kullanmak
  • Doğum kontrol hapı kullanmak
  • Aşırı stres
  • Bazı ilaçlar

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) İlaçları

Bu ilaçlar hipertansiyon hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçların etken maddeleri ve etki mekanizmalarıdır. Bazı ilaçlar ana probleme yönelik tedavi iken bazıları daha genel tedavilerdir.

  • Anjiotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri (kaptopril, enalapril): Hem anjiotensin 2'yi hem de aldosteronu azaltırlar. Anjiotensin 2 damarları kasarak tansiyonu artıran bir maddedir. Bunun etkisini azaltırlar. Aldosteronu azaltarak da aldosteron antagonistlerine benzer etki gösterirler.
  • Anjiotensin reseptör blokörleri (losartan, valsartan): Anjiotensin dönüştürücü enzimlere benzer etki gösterirler. Sonuçta yine anjiotensin 2 ve aldosteronun oluşumu azalır.
  • Direkt renin inhibitörleri (aliskiren): Kan plazmasında renin enziminin çalışmasını baskılarlar. Renin çalışarak sonuçta anjiotensin 2 oluşturan bir enzimdir. Bu enzimin baskılanması anjiotensin 2 ve aldosteronun düzeyini azaltarak tansiyonu düşürür.
  • Diüretikler (tiazid, furosemid): İdrar ile sodyum (tuz) ve suyun atılımını artırırlar. Atılan tuz ve su ile kan hacmi azalır. Kalbin pompalaması rahatlar. Tansiyon düşer.
  • Aldosteron antagonistleri (spironolakton, eplerenon): Böbreğin toplayıcı kanallarında aldosteronun bağlandığı ve etki ettiği yeri bloke ederler (aldosteronun buraya bağlanmasını engellerler). Bu sayede sodyum ve suyu atıp potasyumun tutulmasını sağlarlar.
  • Beta blokörler (propranolol, sotalol, labetalol, karvedilol): Renin salgılanmasında, kalbin kasılmasında azalmalara yol açarak tansiyonu azaltırlar.
  • Kalsiyum kanal blokörleri (amlodipin, nifedipin): Kalsiyum kanallarını bloke ederek damarların gevşemesine ve böylece tansiyonun düşmesine yol açarlar.

Burada belirtilen etken maddeler hipertansiyon tedavisinde kullanılır. Ancak doğru olmayan kullanımlarda ciddi yan etkilere sebep olabilir. Bu nedenle hekim tavsiyesi olmadan kesinlikle kullanmayınız.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) Ameliyatı

Primer hipertansiyonun sebebi bilinmediği için sebebe yönelik ameliyatlar da yoktur. Ancak pulmoner hipertansiyon gibi sebebin kaynaklandığı yer bilinen türlerde ameliyatlar mevcuttur.

  • Atriyal septostomi: Pulmoner hipertansiyon ilaç ile kontrol altına alınamazsa açık kalp ameliyatı yapılabilir. Kalbin genişlemiş sağ tarafındaki basıncı azaltmak kalbin üst sağ ve sol bölmeleri arasında bir delik açılır. Böylece basınç düşürülür. Ameliyatın ciddi riskleri olabilir.
  • Transplantasyon: Genç ve düzelmeyen hipertansiyonlu hastalarda yalnız akciğer ya da hem akciğer hem kalp nakli ameliyatları yapılabilir. Ciddi riskleri vardır.

Hamilelikte Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

Gebelikte görülen üç çeşit hipertansiyon vardır:

  • Gestasyonel hipertansiyon: Gebeyken görülen hipertansiyona denir. 20 haftalık gebeliği takiben gelişir ve başka belirti olmadan ilerler. Genellikle gebeye ya da çocuğa bir zarar gelmeden devam eder ve doğumdan sonraki 3 ay içerisinde kaybolur. Bu hastalarda daha ilerleyen dönemlerde hipertansiyon riski yükselmiştir. Çok şiddetli olduğu bazı durumlarda düşük doğum ağırlığına (DDA) ve prematüreliğe (erken doğum) neden olabilir. Bazılarında ise ilerleyerek preeklampsi gelişimi görülebilir.
  • Kronik hipertansiyon: Gebeliğin ilk yarısında ya da daha henüz gebe kalmadan önce var olan ancak daha önce ölçüm yapılmadığı için farkına varılmayan hipertansiyon çeşididir. Bunların da bazılarında preeklampsi gelişimi görülebilir.
  • Preeklampsi: Gebeliğin ikinci yarısında aniden başlayan kan basıncı yükselmesidir, genellikle doğumdan önceki üç aylık dönemde gözlenir. Bu durum karaciğer ve böbrekte hasar oluştuğunu gösterir. Hem gebe hem de bebek için hayati önem taşıyan bir durumdur. İdrarda protein görülmesi ve çok yüksek kan basıncı belirtilerindendir. Fark edildiği anda bebeği doğurmak preeklampsiyi geçirebilir ancak 37. Gebelik haftasından önce öncelikle izlem gerekir. İlaçla durum kontrol altına alınmaya çalışılır. Bebekte hızlı akciğer oluşumunu sağlamak için steroid verilebilir. Preeklampsi şiddetli ise 37. Haftadan önce bile doğum gerekebilir. Doğumdan sonraki bir iki ay içerisinde belirtiler yüksek oranda geçecektir.

Çocuklarda Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

Erişkinlere oranla daha nadirdir ancak görüldüğü taktirde önemli bir klinik problemdir. Son zamanlarda artan obezite oranları çocuklarda ve ergenlik döneminde hipertansiyon riskini artırmıştır. Çocuklarda kan basıncının belirlenmesi için uygun cihazlar kullanılmalıdır. Uygun deneyim, uygun manşon ve stetoskop ile ölçüm yapılır. Küçük çocuklarda hipertansiyonun asıl sebebi genellikle doğuştan kalp ve böbrek hastalıklarının varlığındandır. Daha büyük çocuklarda ise böbrek dokusunun hasarı ile giden hastalıkları daha sık görülür.

Bunların dışında damar problemleri, ilaçlardan kaynaklanan problemler ve hormonsal problemlerden kaynaklanıyor olabilir. Genellikle çok fazla belirti gözlenmez. Klinik olarak sessizdir. Ağır hipertansiyonlarda burun kanaması, görme bozuklukları ve bulantı belirtileri görülebilir. Çocuk hastalarda tedavide ilk basamak hasta ve ailenin eğitimidir. Zayıflama, tuz kısıtlama, egzersiz gibi öneriler çocuk yaş grubunda ilaçlara başlamamak için uygulanması gereken önerilerdir. Bunlarla düzelmeyen dirençli olgularda ilaçla tedaviye geçilir. Tedavide uygulanan ilaçlar aynı olmakla beraber dozları çocuklara göre düzenlenmiştir.

Bebeklerde Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

Bebeklerde ve yeni doğanlarda görülen hipertansiyonun asıl sebebi çoğunlukla doğuştan gelen ciddi kalp ve böbrek hastalıklarıdır. Yüksek derecede hastalık ve ölüm riski olan bir durumdur. Önemli olan altta yatan hastalığı düzenlemektir. İlaveten bazı ilaç tedavileri de mevcuttur.

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon) için Hangi Doktora Gidilir?

Hipertansiyon için Dahiliye polikliniğine ya da Kardiyoloji polikliniğine gitmeniz gerekir. Hipertansiyon önemsenmesi gereken bir hastalıktır. Özellikle altta yatan başka bir hastalık varsa zaman kaybedilmeden hekime gitmek ve bir an önce tedaviye başlamak gerekir.

40 yaşının üzerinde hiçbir şikayet olmasa bile senede bir kez tansiyon ölçümü yapılması gerekir. 40 yaşına kadar olan hastalar eğer risk faktörlerine sahipse yılda bir kez, risk faktörleri yoksa en az iki yılda bir kez tansiyon ölçümü yaptırmalıdırlar.

Tansiyon ölçümünün her iki koldan da yapılması gerekir. Kollar arası ölçüm sonucu farkın yüksek olması da önemli bir işaret olabilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
2
0
Makeleyi Paylaşın

Hipertansiyon ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yüksek tansiyona sahip olanlarda ilk adımda yaşam değişiklikleri önerilir. Düzenli yapılan hafif egzersizlerle, uygulanacak diyetlerle (yağlı yiyeceklerden kaçınarak, sodyumdan (tuz) uzak durarak, potasyumdan zengin yiyeceklerle beslenerek, özellikle meyve ve sebze ağırlıklı besinlerle beslenerek), sigaradan, alkolden ve stresten uzak durarak tansiyonu dengelemeye çalışılır. Ancak bunlar yeterli gelmediği taktirde doktor tarafından reçete edilen ilaçlar kullanılmalıdır. Bazı dirençli durumlarda ise birden fazla ilaç bir arada kullanılması gerekebilir.

Sistolik (büyük tansiyon) kan basıncı 120’nin üzerine çıktığında, diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncı 80’in üstündeyken yükselmiş kan basıncı denir. 130-80 üzerine evre 1, 140-90 üzerine ise evre 2 hipertansiyon denilir. Bilinenin aksine sadece 140-90 üzerinde değil, 130-80 üzerinde de hipertansiyon hastalığı olur ve tedavi düzenlenmelerine başlanılabilir. Eğer tansiyon 180-120 üzerine çıkarsa buna hipertansif şok denir. Hasta şoka girer ve bu durumlarda acil müdahale gerekir.

Sistolik (büyük tansiyon) kan basıncı 120’nin üzerine çıktığında, diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncı 80’in üzerindeyken yükselmiş kan basıncı denir. 130-80 üzerine evre 1, 140-90 üzerine ise evre 2 hipertansiyon denilir. Bilinenin aksine sadece 140-90 üzerinde değil, 130-80 üzerinde de hipertansiyon hastalığı olur ve tedavi düzenlenmelerine başlanılabilir.

Yüksek tansiyonu düşürmek için halk arasında doğru olarak bilinen iki besin vardır. Limon ve sarımsak. Bunlar her ne kadar yüksek tansiyon olduğunda kullananlara fayda sağlandığı söylense de tedavide, tansiyonu düşürmede etkili değildirler. Özellikle tansiyon ilaçlarıyla kıyaslandığında bu besinlerin hiç faydası olmadığı gözlenir. Bazı insanlar ilaç kullanmak istemediği için böyle doğal çözümlere yönelse de bu yanlış bir yöntemdir. Her ilacın olduğu gibi tansiyon ilaçlarının da yan etkileri elbette vardır. Ancak doğru şekilde ve doktor ile iletişim halinde kullanılan ilaçların yan etkileri minimum düzeydedir. Uzun dönemde oluşan tansiyonu düşürmenin en güzel tedavisi tansiyon ilaçlarını düzenli şekilde kullanmaktır.

Gebelikte hipertansiyon sınırları hafif ve ağır olarak ayrılır. Hafif hipertansiyonda sınırlar 140-159/90-109 iken ağır hipertansiyonda 160-110’un üzerine çıkmıştır. Gebelikte birkaç çeşit hipertansiyon vardır. Gestasyonel hipertansiyon gebelikte ortaya çıkarken, kronik hipertansiyon gebelikten öncesinde var olan ve devam eden hipertansiyonu ifade eder. Ayrıca preeklampsi denilen ve özellikle doğuma yakın ortaya çıkan hipertansiyon hem anne hem de bebek açısından çok riskli bir durumdur ve acilen bebeğin doğurulması gerekebilir.