Kalıtsal Hastalıklar

Genler vasıtası ile kuşaktan kuşağa aktarılan hastalıklara kalıtsal hastalıklar adı verilir. Hastalığın türüne göre, medikal, cerrahi ve birçok tedavi seçeneği vardır.

Kalıtsal Hastalıklar Nedir?

Bir birey hem annesine hem de babasın ait gen adı verilen ebeveynden çocuğa belli bir özelliği aktaran birimlerinden alarak dünyaya gelmektedir. Bu genler vasıtası ile kuşaktan kuşağa aktarılan hastalıklara kalıtsal hastalıklar adı verilir.  

Kromozom Hastalıkları Nelerdir?

Anne ve babadan gelen genler ile diğer nesile aktarımı olan hastalıklar olduğu için genetik hastalıklar adı da verilen hastalıklar grubunda bir çok hastalık mevcuttur. Ayrıca bu hastalıklar aktarımı sağlayan genlerin içinde bulunduğu özel yapılar olan ve kromozom adı verilen yapılarla da aktarıldığı için kromozomal hastalıklar adı da verilmektedir. 

İnsanlarda cinsiyeti belirleyen 2 adet kromozom bulunmakta olup;  X kromozomu hem kadınlarda hem erkeklerde varken Y kromozomu sadece erkeklerde vardır. Cinsiyet kromozomları dışında ise  vücut kromozomu denebilen ve 44 adet kromozom daha vardır.  X ve Y kromozomu ile taşınan hastalıklara eşeye bağlı kalıtılan hastalıklar ya da cinsiyete bağlı kalıtsal hastalıklar adı verilirken, vücut kromozomları ile taşınan kalıtsal hastalıklara ise otozomal kalıtılan hastalıklar adı verilmektedir. İnsanlarda yaygın görülen kalıtsal hastalıklar kendi içlerinde gruplandırılmıştır bu gruplandırma ise aktarıldığı kromozom üzerinden olmaktadır.

  • X kromozomu ile taşınan kalıtsal hastalıklar: Hem erkekler hem de kadınlarda bulunan bu kromozomlarla taşınan hastalıklar açısından kadınlar hem taşıyıcı hem hasta olabilirken, erkeklerde bu hastalığa ait bir gen bulunması durumunda hasta olurlar. Erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre daha fazladır. X kromozomuna bağlı kalıtsal hastalıklar şu şekilde sıralanabilir:
    1. Kırmızı – yeşil renk körlüğü: Renklerin algılanmasını sağlayan hücrelerin kalıtsal olarak olmaması ya da işlev görememesi durumunda hastalarda bazı renklerin ayırt edilememesi durumuna renk körlüğü adı verilir. X kromozomu ile kalıtılan türü olan kırmızı yeşil renk körlüğünde kırmızı ve yeşil renkler ayırt edilemez. Kalıtsal hastalıklardan renk körlüğü kısmen daha sık karşılaşılan genetik hastalıklardandır. 
    2. Hemofili (kanın pıhtılaşmaması): Normalde kanamaların durması için çeşitli hücreler kanama bölgesine giderek kanın pıhtılaşmasını ve kanayan damar ucunu tıkayarak kanın durmasını sağlamaktadır. Kalıtsal hastalıklardan hemofili hastalarında ise bu mekanizma bozuk olduğu için kanamalar durmaz. 
    3. Kas distrofisi (Kas erimesi): Kalıtsal olarak ortaya çıkan Becker ve Duchenne muskuler distrofilerinde hastalarda kasların gelişimini sağlayan genlerdeki bozukluk sonucu bebeklik döneminden itibaren kas güçsüzlüğüne bağlı olarak emeklemede gecikme, ayağa kalkamama, dik duramama, oturamama gibi gelişim dönemine uygun olmayan sorunlar ortaya çıkmaktadır. 
  • Y kromozomu ile taşınan kalıtsal hastalıklar: Y kromozomu sadece erkeklerde bulunan bir kromozomdur ve bu sebeple Y kromozomuna bağlı kalıtsal hastalıklar sadece erkeklerde görülmektedir. 
    1. Kulak kıllığı: Ailesel geçiş gösteren kulak kıllılığı Y kromozomu ile babadan oğula geçer. Bu kişilerde kulak bölgesinde yoğun kıllanma ilk göze batan belirti olur. 
    2. Yapışık parmaklık (Sindaktili): Normalde anne karnındaki dönemde el ve ayak parmakları yapışıktır. İlerleyen dönemlerde anne karnındaki değişimlere bağlı olarak parmak aralarındaki dokular yok olur ve parmaklar ayrılır. Bazı kişilerde ise genetik olarak bu parmakların bazıları arasındaki bağlar kaybolmaz ve kişilerin o parmakları yapışık kalır. 
    3. Balık pulluluk (Balık pulu hastalığı): Kişilerde cildin üzerindeki tabaka belli sürelerle dökülerek yenilenir. Kalıtsal hastalıklardan balık pulluluk hastalarında ise derinin üstündeki tabaka dökülemez ve bu eski deri hücreleri cildin üstünde birikerek balık pulu görüntüsüne neden olur. 
  • Otozomal kalıtılan hastalıklar: Vücut kromozomları ile taşınan hastalıklar olan bu gruptaki hastalıklar akraba evliliği yapanlar arasında artış göstermesi sebebi ile akraba evliliği sonucu oluşan hastalıklar adı da verilmektedir. 
    1. Orak hücreli anemiKanda dolaşan oksijenin taşınmasında görevli protein olan hemoglobinin yapısının bozulması ve buna bağlı olarak görevlerini yerine getirememesi ve uzun vadede kırmızı kan hücrelerinin azalması ile kendini gösteren bir kalıtsal hastalıktır. Kalıtsal hastalıklardan orak hücreli anemi hastalarında dokulara yeterince oksijen gidemediği için hastalar enfeksiyonlara açık hale gelir. 
    2. Glikojen depo hastalığı: Vücudumuzun ana enerji kaynağı olan glikozun fazlası karaciğerde glikojen şeklinde depolanır ve gerekli hallerde buradan tekrar glikoza dönüştürülerek gerekli enerji sağlanır. Ancak kalıtsal hastalıklar grubunda olan glikojen depo hastalıklarında bu dönüşüm sağlanamaz ve fazla glikojen organlarda birikerek çeşitli sorunlara neden olur.  
    3. FenilketonüriBir protein yapıtaşı olan fenilanalinin metabolizmasındaki bozukluklar sonucunda fenilanalin yaşamın ilk vakitlerinde beyne geçerek beynin gelişiminde bozulma ve sinirlerde hasarlanmalara neden olur. 
    4. Albinizm: Vücutta saça, deriye ve kıllara rengini veren melaninin kalıtsal olarak üretiminde sorun olması ile ortaya çıkan nadir görülen kalıtsal hastalıklardan olan albinoluk saç, deri ve gözlerdeki renk eksikliğinin yanında güneş hassasiyeti gibi hattı kısıtlayan şikayetlere de neden olabilmektedir. 
    5. Marfan sendromu15 kromozom hastalıkları grubunda olan Marfan sendromunda hastaların en göze batan belirtisi uzun boy olup buna ek olarak diğer iskelet sorunları ve göz, kalp ve damar sorunları gibi birden fazla sistemin tutulumu söz konusudur. 
    6. Osteogenezis imperfekta: Cam kemik hastalığı olarak da bilinen osteogenezis imperfekta kalıtsal hastalıklar grubunda olup bağ ve kemiklerin yapısında bulunan kollajenin hatalı ya da yetersiz üretilmesi ile ortaya çıkmaktadır. 
    7. Polikistik böbrek hastalığıHer iki böbrekte de çok sayıda kistin gelişimi ile kendini gösteren polikistik böbrek hastalığı genetik geçişli olup sadece böbreklerde değil pankreas ya da karaciğer gibi organlarda da kistlerin oluşumuna neden olabilmektedir. Kistler oluşmaya başladıktan sonra hem sayılarının artması hem de boyutlarının büyümesi sonucu böbreklerde fonksiyon kaybı gelişebilir. 
    8. Polidaktili (altı parmaklıklık): Polidaktili adı verilen kalıtsal hastalıklardan altı parmaklılık el ya da ayaklarda normalden fazla parmağın görüldüğü bir durum olup otozomal genlerle taşınmaktadır. 

Kalıtsal hastalıklar ve bu hastalıkların belirgin özellikleri oldukça merak edilen konulardır. Her kalıtsal hastalığın kendine has özellikleri ve Belirtileri olmakla birlikte genel olarak kalıtsal hastalıkların özellikleri: 

Şeklinde sıralanabilir.  

Kalıtsal Hastalıkların Nedenleri (Risk Faktörleri) Nelerdir?

İnsanda görülen kalıtsal hastalıklar bahsedildiği gibi vücudumuzdaki genler aracılığı ile nesilden nesile aktarılmaktadır. Kalıtılan bu genlerin neden aktardığı hastalığın özelliklerini gösterdiği ise günümüzde henüz tam netleşmemiştir. Ancak ülkemizde en çok görülen genetik hastalıklar araştırıldığı zaman rastlanan en önemli risk faktörlerinden birisinin akraba evlilikleri olduğu görülmektedir. Ancak bu olaya akraba evliliği sonucu oluşan kalıtsal hastalıklar vardır şeklinde bakmak doğru değildir. Akraba evlilikleri bir kişide hastalık taşıyan herhangi bir gen ya da kromozomun yakın akrabalarında da olma ihtimali yüksek olduğu için genetik hastalıklar açısından risk faktörü oluşturmaktadır. Yani aslında akraba evliliği ile taşınan hastalıklar diye bir şey yoktur, hastalığa sebep olan genin etkisini gösterme ihtimalini arttıran etkenlerden birisi akraba evlilikleridir.  

Kalıtsal Hastalıklar Teşhisi

İnsanlarda görülen genetik hastalıkların erken teşhisi oldukça önemlidir. Günümüzde insandaki genetik hastalıklar konusunda daha bilinçli olunması sayesinde genetik hastalıklar yönünden riskli ailelerde prenatal tanı adı verilen doğum öncesi tanı yöntemleri kullanılabilmektedir. Prenatal tanı yöntemleri özel genetik hastalıklar tanı merkezinde yapılan gebeliğin 9. Haftasından itibaren kullanılabilen ve herhangi bir anormallik mevcut ise doğum öncesi tespit edilerek ailenin gebeliği devam ettirip ettirmeme kararını vermesine yardımcı olan yöntemlerdir. Bu yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

  • Ultrasonografi (USG): Ses dalgaları yardımıyla bebeğe zarar vermeden görüntüleme sağlayan Ultrason ile bebeğin başının normal boyutlarda olup olmadığı, Omurgasının kapanması ile ilgili herhangi bir sorun olup olmadığı, ellerde, ayaklarda, iç organlarda herhangi bir anomali varsa tespiti sağlanabilir. 
  • Amniyosentez: Bebeğin anne rahminde bulunduğu sıvıya amniyon sıvısı adı verilmektedir. Genellikle gebeliğin 15 – 21. Haftaları arasında özel bir iğne ile çocuğun başı ve gövdesinden uzak bir yere girilerek bu sıvıdan bir miktar alınarak incelendiği yönteme ise amniyosentez adı verilir. Bu yöntemle alınan sıvıda bebeğe ait o hücreler bulunduğu için bu hücreler kültür ortamında çoğaltılarak bebeğim genlerinin incelenmesine olanak sağlamaktadır. Bu yöntemde ailelerin en çok korktuğu durum olan düşük riski oldukça azdır. İşlem sonrası anne kısa sürede eve gönderilmektedir. 
  • Koryon villus aspirasyonuAnne ile bebek arasında madde alışverişini sağlayan; bebekten anneye atık ürünlerinin, anneden bebeğe ise besleyici maddelerin geçişini sağlayan plasentadan (göbek bağı) bir miktar dokunun biyopsi ile alınmasıdır. Alınan dokudan genetik analizler yapılır. Doku örneği 2 farklı yöntem ile alınabilir:
    1. Transservikal yöntem: 9 – 12 gebelik haftaları arasında rahim ağzından girilerek plasentadan  doku örneği alınır. Bu yöntem ile düşük ihtimali % 2 ile 3 arasındadır. 
    2. Transabdominal yöntem: 11. Gebelik haftasından sonra uygulanabilen yöntemde karın duvarından ince bir iğne yardım ile girilerek koryon dokusu alınır. Bu yöntemde düşük ihtimali daha düşük olup % 0.5 ile 1 arasında değişmektedir. 
  • Kordosentez (Göbek kordonundan kan alınması): 21. Gebelik haftasından itibaren uygulanabilen yöntemde ultrason eşliğinde göbek kordonuna ince bir iğne ile girilir ve kan alınır. Sıklıkla hemolitik anemili annelerin bebeklerinde anemi tanısı için kullanılan yöntemde ek olarak genetik araştırmalar da yapılabilir.  

Günümüzde genetik hastalıkların teşhisi ve tedavisi için araştırmalar ve çalışmalar devam etmektedir. Gelecekte kalıtsal hastalıkların daha erken teşhis edilmesi amacı ile yeni yöntemlerin geliştirilmesi kaçınılmazdır.  

Kalıtsal Hastalıkların Tedavisi

Günümüzde genetik hastalıkların tamamen düzelmesini ve tedavi edilmesini sağlayan yöntemler henüz bulunamamıştır. Kromozomal hastalıkların tedavisi için çalışmalar hala devam etmektedir. Ancak genetik hastalıkların teşhis ve tedavisinde bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile Hastaların şikayetlerinin azaltılması, normal sağlık durumunun devamının sağlanması, mevcut hastalığın ilerleyişinin yavaşlatılması ve yaşam kalitesinin artırılması sağlanabilmektedir. Genetik hastalıklar ve tedavi yöntemleri şu şekilde sıralanabilir:

Genetik Pedigri Çizimi (Aile soy ağacının çıkarılması): Kan bağı olan tüm akrabalar ve sahip oldukları hastalıklar anne babadan başlamak üzere bu çizime dahil edilerek bu hastalıkların nasıl seyrettiği, belirtilerinin neler olduğu, neden olduğu diğer hastalıklar ve tedavi seçenekleri konusunda bir plan oluşturulması sağlanır. Bu yöntem kalıtsal hastalıklardan korunma yollarından biridir. 

Sitogenetik Çalışmalar: Kalıtsal hastalıkların oluşumuna neden olan kromozomlar ve genler hakkında bilgi sahibi olunmasını sağlayan çalışmalardır. Kromozomlar genlerin aktarılmasına neden olarak kalıtsal hastalıkların temelini oluşturduğu için hücrelerin incelenmesi hastalıkların erken teşhis edilmesi açısından sitogenetik çalışmalar oldukça önemlidir. 

Moleküler Genetik İnceleme: Hastalığın hangi kromozomda gelişen anomaliye bağlı olarak ortaya çıktığı, bu anomalinin oluşmasının altında yatan nedenin ne olduğu, incelenen taşıyıcı olup olmadığı yani sonraki nesillere aktarım yapıp yapmayacağının tespit edilmesi için uygulanır.

Genetik Danışmanlık: Kalıtsal hastalık taşıdığı bilinen ya da herhangi bir hastalığı aktarabileceği bilinen kişilerin, doğum öncesi dönemden başlayarak danışmanlık hizmeti almaları; hamilelik döneminde ve bebek dünyaya geldikten sonrasında ortaya çıkma ihtimali olan durumlar hakkında bilinçlenmeleri amacı ile uygulanan yöntemlerdir. Tüm riskler hesaplandıktan, her ihtimal aileye anlatıldıktan ve ailelerin kafasındaki kalıtsal hastalıklar ile ilgili sorular cevaplandıktan sonra gerçekleşen doğumlar; hem ailelerin duruma hazırlıklı olması hem de bebeğe uygun bir ortam hazırlanması açısından önemlidir. Böylece bebeklerin doğdukları andan son zamana kadar kaliteli bir hayat yaşaması sağlanmış olur.  

Medikal Tedavi (İlaç Tedavisi): Kalıtsal hastalığın tespit edilmesi sonrası; şikayetlerin azaltılması, hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılması amacı ile çeşitli ilaç tedavileri uygulanabilir. 

Cerrahi Operasyonlar: Kalıtsal hastalıklar genellikle bir çok organ ve sistemi etkilediği için bu hastalarda ilaç tedavisine ek olarak cerrahi operasyonların uygulanması gerekebilir. 

Özel Eğitim: Kalıtsal hastalıklar hayatın ilk dönemlerinden itibaren kişilerin hem mental olarak hem de fiziksel olarak geri kalmalarına neden olabilmektedir. Bu sebeple özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde başlanan özel eğitimler sayesinde kişilerin sosyal hayata uyum sağlaması, gerekli becerileri kazanması ve psikolojik olarak desteklenmesi sağlanabilir. 

Semptomatik Tedavi: Oluşabilecek tahribatları ya da hastalığın ilerlemesini önlemek amacı ile hastalığı yol açtığı belirtilerin azaltılması veya en azından kontrol altına alınması amacı ile uygulanırlar.  

Kalıtsal Hastalıklar Tedavi Edilmezse Ne Gibi Komplikasyonlara Yol Açar?

Kalıtsal hastalıklar genel olarak birden fazla organ ve sistemi tutan ve çoklu şikayete neden olan hastalıklar grubundadır. Her kalıtsal hastalığın tuttuğu bölgeye göre farklı Belirtileri, şikayetleri ve tedavi edilmezse komplikasyonları gelişebilmektedir. Ancak genel olarak kalıtsal hastalıklara örnekler olarak verilebilen hastalıklara sahip kişilerde mental ve fiziksel gelişme gerilikleri görüldüğü için bu kişilerde ciddi sosyal ve psikolojik sorunlar göze batmaktadır. Bu kişilerde hem zeka geriliği hem de psikolojik sorunlara bağlı olarak kendine zarar verme eğilimi normale göre fazladır. Bu durumun engellenmesi amacı ile hayatın erken dönemlerinden itibaren özel eğitim ile hastaların desteklenmesi faydalı olabilmelidir.  

Bebekler ve Çocuklarda Kalıtsal Hastalıklar

Kalıtsal hastalıkların büyük çoğunluğu bebeklik ve erken çocukluk döneminde belirti vermeye başlamaktadır. Ülkemizde de oldukça sık görülen kalıtsal hastalıklardan down sendromu, kromozomların ayrılmaması sonucu oluşan kalıtsal hastalıklar grubundadır. Nedeni henüz tam bilinememekle birlikte Down sendromu normalde 46 tane olması gereken kromozom sayısının 47 olması sonucu belirtilerin ortaya çıkması ile sonuçlanmaktadır. En bilinen risk faktörü ise ileri anne yaşıdır. Down sendromlu çocuklarda tipik bir yüz görüntüsü mevcuttur; badem şeklinde aşırı çekik gözler, sarkık dil, basık burun kökü bu çocuklarda en göze batan özelliklerdir. Bu çocuklarda sıklıkla hafif ya da orta derecede zihinsel gerilik gözlenmektedir. Oluşum şekline göre 3 çeşit Down sendromundan söz edilebilmektedir: 

  1. Trizomi 21: En sık görülen Down sendromu türü olup, bu türünde 21. kromozomdan bir çift olması gerekirken 3 adet 21. Kromozom mevcuttur. 
  2. Translokasyon: Down sendromunun bu türünde ise fazladan bir 21. Kromozom başka bir kromozoma eklenir. 
  3. Mozaik Down sendromu: Çok nadir görülen ve diğer türlerine göre daha hafif seyreden bu türde ise çocuğun bazı hücrelerinde 46 kromozom bulunurken bazı hücrelerinde ise 47 kromozom bulunmaktadır. 

Bu tipler içinde en yaygın görülen tür olan trizomi 21 kalıtsal özellik göstermezken, translokasyon tipi ve mozaik Down sendromu kalıtsal özellik gösterebilmektedir.

Kalıtsal Hastalıklar için Hangi Doktora Gidilir?

İnsanda kalıtsal hastalıklar genellikle bebeklik ve çocukluk döneminde belirti vermektedir. Genellikle aileler çocuklarında gelişim geriliği olduğundan; örneğin emekleme ya da yürümede gecikme, yaşıtlarına göre daha düşük ağırlığa ve boy uzunluğuna sahip olma gibi durumlardan şikayet ederler ve çocuk doktoruna başvuru yaparlar. Ancak hemofili, kırmızı – yeşil renk körlüğü ve orak hücreli gibi hastalıklarda kişilerin şikayetleri erişkinlik döneminde fark edilebilmektedir. Bu durumda kalıtsal hastalıklar ve tedavi yöntemleri için tıbbi genetik bölümünde tıbbi genetik uzmanına başvuru yapılması uygun olacaktır. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Kalıtsal Hastalıklar ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Genetik hasalıklar anneden ya da babadan geçer şeklinde bir genelleme yapmak doğru olmamaktadır. İnsanlarda 2 tanesi cinsiyet 44 tanesi vücut kromozomu olmak üzere toplam 46 adet kromozom bulunmaktadır ve bu kromozomlar bireylerin çocuklarına genetik bilgilerini aktarmasını sağlamaktadır. Kalıtsal hastalıkların hangi kromozomla geçiş yaptığına bağlı olarak anneden, babadan ya da her ikisinden de geçtiği konusunda fikir sahibi olunabilmektedir.

Günümüzde halen netliğini kazanamamış konulardan biri olan kalıtsal hastalıkların sayısı tahmin edilenden çoktur. Ancak sıklıkla karşılaşılan kalıtsal hastalıklar hemofili, Renk körlüğü, kas distofileri, kulak kıllığı, yapışık parmaklılık, orak hücreli anemi, fenilketonüri, albinizm ve polikistik böbrek hastalığı şeklinde sıralanabilir.

Genetik hastalıklar günümüzde tedavisi bulunamamış hastalıklar olduğu için bu hastalıkları bebeklikte – çocukluk döneminde görülen ya da erişkinlik döneminde görülen hastalıklar şeklinde ayırmak mümkün değildir. Ancak bazı genetik hastalıklar bebeklik döneminde belirti vermeye başlamaktadır. Bu hastalıklar arasında ise Down sendromu, kas distrofileri, Marfan sendromu ve albinizm sayılabilir.

Sayıları oldukça fazla olan kalıtsal hastalıklar arasında insanlarda yaygın görülenleri Down sendromu, kas distrofileri, renk körlüğü, yapışık parmaklılık, hemofili, orak hücreli anemi ve polikistik böbrek hastalığıdır. Bu hastalıklar bazı ülke ve bölgelerde sık görülürken bazı bölgelerde ve ülkelerde daha nadir ortaya çıkmaktadır.

Kalıtsal hastalıkların tam olarak nasıl oluştuğu tam olarak aydınlatılmamış olmakla birlikte, çeşitli risk faktörleri varlığında anne ya da babadan çocuğa aktarımı sağlayan genlerde ortaya çıkan hasarlar sonucu hastalıkların geliştiği bilinmektedir. Ancak bu hasarların tam olarak neden ve nasıl ortaya çıktığı, çocuğa nasıl aktarıldığı net olarak bilinmemektedir.