Epidural Anestezi Nedir?

Epidural anestezi, insanlarda belden aşağıda bulunan belirli bölgeler için ağrı iletimini önleyen bir anestezi türüdür

Epidural anestezi, insan vücudunun belden aşağı kısmında belli bir bölge için ağrı iletimini önleyen bölgesel tipteki anestezi türlerinden bir tanesidir. Bu anestezi işlemi, anestezi uzmanı olan tecrübeli bir doktor tarafından hastalara uygulanır. Epidural anestezi türü, doğum ağrı ve sancılarını kontrolde tutabilmenin en etkili ve en ideal yöntemidir. Özellikle de bu noktada sezeryan başta gelir. Ancak doğum dışında bel seviyesinin daha altında gerçekleştirilen birçok operasyon için epidural anestezi yapılabilmektedir.

Epidural tipteki bu anestezi uygulamasında “dura” ismindeki zar kısmının ön tarafına ulaşılır. Sonra bu bölgeye lokal anestezik bir madde verilir. Bu sayede neticede ağrı uyarılarının hastanın beynine iletilmesi engellenmiş olur. Aslında “epidural” ismi de buradan ileri gelmektedir. Bu bölge üzerindeki motor fonksiyonları gerçekleştiren sinirler de tam bir etkilenme gösterirse o zaman “anestezi” gerçekleşir. Neticede uygulama yapılmış olan bölgenin alt tarafında kalan yerde duyu ile beraber hareket yetisi de ortadan kalkmış olur.

Epidural anestezi, sırt bölgesi üzerine enjeksiyon yardımıyla omurga hizasında anestezi ilacı verilmesine denir. Doğum için kullanılan en yaygın ve popüler ağrı/sancı kesme yöntemidir. Bu nedenle hastanelerde, ortalama olarak doğum yapacak kadınların %50 oranından fazlasına bu epidural anestezi yöntemi uygulanmaktadır. Bu uygulama sayesinde de ilgili bölge üzerindeki hisler tamamıyla bloke edilebilir ve bölgede ağrı kontrolü sağlanabilir.

Epidural Anestezi Nasıl Yapılır?

Epidural anestezi, yaygın kullanıma erişmiş anestezi yöntemlerinden biri olarak sık tercih edilmeye başlanmıştır. Bu anestezi yönteminin yapılış şekli ise şu şekildedir:

  • İşlemin öncesinde hekim tarafından hastanın otururken veya sol tarafına doğru uzanırken sırt kısmını eğik bir pozisyonda tutması; o şekilde hareketsiz durması istenmektedir. Hastadan bu pozisyonun istenmesinin nedeni ise hem sorunları engellemek hem de epidural etkinliğin gücünü artırabilmek içindir. 
  • Enfeksiyon ihtimalinin en az seviyeye indirilebilmesi açısından sırt üzerinde omurgaya giriş sağlanması düşünülen bölgeye bir antiseptik çözelti sürülür ve bölge bu çözeltiyle silinir.
  • Daha sonrasında ise bölge, hastanın işlem esnasında hiçbir acı duymaması adına lokal anestezik tip ilaçların enjeksiyonu ile uyuşturulur. 
  • Sonra uyuşturulmuş bölge üzerine iğne yerleştirilir. Bu iğnenin içerisinden ise epidural boşluğa doğru küçük bir tane tüp ya da bir kateter geçirilir. 
  • Ardından periyodik olarak enjeksiyonlar ya da sürekli olarak infüzyon yolu kullanılarak ilaç sağlamak amacıyla (takılan) kateter olduğu yerde bırakılır. Ancak iğne, çok dikkatli şekilde çıkartılır. Kateter ise kaymaması açısından sırt üzerine bir bant kullanılarak sabitlenir.

Epidural Anestezi ile Doğum

Epidural anestezi ile doğum, normal doğum ve sezeryan doğum uygulaması olarak iki farklı şekilde olmaktadır. Sık kullanılmaya başlanan epidural anestezi işlemi, normal doğum için genel olarak rahim kasılmaları stabil ve düzenli bir duruma geldikten sonra veya hastada serviks açıklığı, yaklaşık 3 ila 4 santimetre genişliğinde olduğunda uygulanır.

Epidural anestezi, normal ama çoğul olan doğumlar için uygulanacağında ise yaklaşık 2 ila 3 santimetre kadar dilatasyon yeterli olmaktadır. Bu adımın ardından ise aktif doğum hareketi başlamış olur.

Ayrıca herhangi bir sebepten dolayı doğum esnasında sezeryan gerekirse, bu durumda anne adayı bir genel anestezi uygulamasına gerek olmadan direk olarak ameliyata alınabilmektedir.

Epidural anestezi ile doğum yapıldığı zaman amaç, sakral ve alt torakal segmentler üzerine yansıyan ağrı seviyesinin doğum boyunca kontrol altında tutulmasıdır. Bu nedenle de kateter, hastanın omurgasında L3-L4 aralığından ya da L4-L5 aralığı içerisinden yerleştirilir. Sonrasında ise kateterin de yardımı sayesinde aralıklı şekilde ilaç enjeksiyonu yapılır. Bu sayede de ağrılar, hasta için kontrol altında tutulabilir. Ayrıca ilaçların dozları, doğum esnasında anne adayının ıkınabilmesi açısından rahim kasılmalarını rahatça hissedebileceği biçimde ayarlanmaktadır.

Epidural Anestezi ile Sezaryen

Epidural anestezi ile sezeryan ameliyatları esnasında, bölgesel olarak uyuşma gerçekleştirilip hastaya yüksek konfor sağlanabildiği için çok tercih edilen bir anestezi yöntemidir. Ancak bu anestezi, spinal anestezi türüyle beraber kullanıldığı zaman anne adaylarına getirdiği konfor çok daha artış göstermektedir.

Epidural anestezi ve spinal anestezi, genellikle bölgesel uygulanan anestezi yöntemleri arasında en fazla kullanılan yöntemlerdir. Bu noktada epidural anestezi ile spinal anestezi işlemlerinin genel olarak işleyişi şöyledir:

  • Epidural Anestezi İşleyişi: Hastada omuriliği ve buradan çıkan tüm sinirlere ve “dura” ismindeki zarın çevresine lokal tip anestezik ilaçlar uygulanarak ağrı hissinin beyne ulaşması önlenir.
  • Spinal Anestezi İşleyişi: Hastaya lokal tip anestezik ilaçlar, yine “dura” ismindeki zarın alt kısmında bulunan beyin-omurilik sıvısı içerisine verilmektedir. 

Epidural anestezi ile sezeryan ameliyatında ağrı hissi ortadan kalmış olsa bile anne adayı, operasyon esnasında teması, dokuların gerilmesini ve çekilmesini hissedebilmektedir. Söz konusu bu hâl, ağrı duyulmasına neden olmasa da bazı anne adayları tarafından rahatsız edici bir durum olarak görülmektedir.

Epidural Anestezi Sonrası

Epidural anestezi sonrası doğum tamamlandıktan sonra sonda ve bant, hastadan çıkarılmaktadır. Eğer yerleştirilen epidural kateter, hastanın sezeryanla doğumu esnasında kullanışmışsa ameliyat sonrasında 1 gün kadar olduğu yerde bırakılır. Bu yolla da ağrı tedavisi açısından aralıklı şekilde ilaçlar verilmesi yöntemine başvurulur. Özellikle de sezeryan doğum öncesinde gerçekleştirilen epidural kateter işlemlerinde birkaç saat kadar hastalar, bacaklarında bir uyuşukluk hissi duyabilirler. Ayrıca arada bacaklarda bir güçsüzlük hissi oluşabilir, yanı sıra bel ağrısı şikâyeti de görülebilir.

Epidural Anestezi Riskleri

Epidural anestezi riskleri, bu anestezi yöntemi ile doğum ya da farklı operasyonlar geçirecek olan hastalar tarafından endişe edilen bir konudur. Günümüzde epidural uygulaması, ağrısız normal doğumlar, sezeryan doğumları ve bel altı ameliyatlarında çok sık kullanılan bir anestezi yöntemi olmaya başlamıştır. Deneyimli ellerde gerçekleştirilen epidural anestezilerde riskler ve komplikasyonlar ise neredeyse yok denebilecek derecede azdır. Ama bazen epidural anestezi kan basıncında ani düşmelere neden olabilmektedir. Epidural uygulamaları sonrasında baş ağrısı oluşma riski bile yaklaşık %1 oranının altına kadar inmiş vaziyettedir. Bu nedenle anne adaylarının bu anestezi yöntemiyle ilgili panik yapmasını gerektirecek bir risk yoktur.

Epidural Anestezi Yan Etkileri

Epidural anestezi yan etkileri, tecrübeli bir anestezi uzmanı doktor tarafından yapılmalıdır. Tecrübeli ellerle epidural anestezi yapıldığı zaman hastada görülebilecek yan etkiler ise çok az sayıdadır. Ancak buna karşın, istenmeyen bazı yan etkiler görüldüğü de olmuştur. Bazı hastalarda görülebilen ama çok kısa zamanda kolayca tedavi edilebilen yan etkiler arasında şunlar yer alır:

Epidural Anestezi Komplikasyonları

Epidural anestezi komplikasyonları, epidural anestezik uygulama sonrasında hastada görülebilecek bazı tıbbi problemlerdir. Kişide oluşabilecek komplikasyonlar arasında şunlar yer alır:

  • Hastada kan basıncı seviyesinin ani olarak düşmesine yol açabilir. Bu yüzden bebeğe yeteri kadar kan akışının gerçekleşebilmesi için anne adayının kan basıncı seviyesi sürekli kontrol edilir. Böyle bir durum gelişirse hastaya damar yoluyla sıvı ilaç ve ayrıca oksijen desteği gerekebilir.
  • Spinal sıvının sızması sebebiyle şiddetli ölçüde baş ağrısı oluşabilir. Ancak bu durumun yaşanma olasılığı %1 oranından azdır. 
  • Epidural kateter yerleştirilmesinin ardından hastanın sürekli olarak yatakta yatarken pozisyon değiştirmesi ve fetal kalp atışının takip edilmesi gerekir. Hastanın sürekli sabit pozisyonda yatması, doğumun yavaşlamasına ya da birden durmasına yol açabilir.
  • Epidural anestezi, anne adayının aktif şekilde ıkınmasını ve kolayca bebeği itmesini zor duruma getirebilir. Böyle durumlarda ise sezaryen ya da forseps gibi bazı tıbbi müdahalelerin uygulanması düşünülebilir.
  • Doğumun ardından birkaç saat kadar sonrasında hastanın vücudunda alt yarısı üzerinde bir uyuşukluk sürebilir. Bu durum ise yardım alarak yürümeye ihtiyaç duymasına neden olabilir.
  • Kateterin konulduğu bölge üzerinde geçici olarak bir sinir hasarı meydana gelebilir. Nadir olarak ise bu sinir hasarları, hastada kalıcı olabilmektedir.
Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Epidural Anestezi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Epidural anestezi, hastanın vücudunun belli bir bölgesi üzerinde ağrının engellenmesini sağlayan bölgesel tip bir anestezidir. Bu anestezide epidural blokaj, hastanın sinir uyarılarını, hastanın alt omurilik bölgelerinden engellemektedir. Bu durum da hastanın vücudunun yarısında (alt yarısında) geçici olarak duyuların kaybı ile neticelenir.

Her ikisi de uygulanış biçimi açısından aynıdır. Ancak spinal anestezi yönteminde epidural anestezi yöntemine oranla çok daha düşük bir dozda ilaç uygulanmasına karşın anestezinin hastadaki etkisi çok daha hızlı ve kısa bir zamanda başlar.

Epidural anestezi ile yapılan doğumlarda anne adayının bu sebepten ötürü felç olması olanaksızdır. İğne, hastanın omuriliğinin ilk kısmına yapıldığından dolayı tecrübeli hekim tarafından yapıldığında hasta minimum zarar görmektedir.

Epidural anestezi sonrası gelişen baş ağrısı şikâyeti, genelde 2 ila 3 gün içerisinde azalma gösterir ve 1 hafta içerisinde de tamamen geçer. Eğer bu baş ağrısı şikâyeti daha uzun sürerse ve hasta için dayanılmaz duruma gelirse kesinlikle doktora görünmeli, uygun tedavi alınmalıdır.

Genel anestezi uygulandığında doğum esnasında anne adayı tamamen uyutulmaktadır. Bu yüzden, anne adayı bebeğinin doğumuna şahit olmaz. Ancak bunun aksine epidural anestezi uygulandığında anne adayının sadece belden aşağı kısmı uyuşturulduğundan dolayı bebeğin doğuşuna anbean tanık olur. Bu nedenle gereklilik hâlleri dışında annenin tercihine bağlı olarak karar verilebilir.