PMS

Kadınlarda adet öncesi görülen PSM rahatsızlığı, günlük aktiviteleri olumsuz bir şekilde etkileyen bir sendrom olup en önemli tedavisi hastanın yaşam tarzında değişikliklere gitmektir.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Nedir?

PMS ya da premenstrüel sendrom, adet dönemi öncesi kadınlarda günlük aktiviteyi ve işlevselliği negatif etkileyecek şekilde davranış bozuklukları ve fiziksel belirtilerin oluşmasına sebep olan bir sendromdur. Adet kanaması sırasında oluşan rahatsızlık verici hisler PMS değildir. Tam tersi PMS adet kanamasının başlamasıyla kaybolur.

Genel olarak kendini huzursuzluk, depresif ruh hali, karın ağrısı, baş ağrısı, ödem ve kilo artışı gibi belirtilerle gösterir. Bu belirtilerin arka arkaya en az 2 adet döneminde görülmesi ve başka herhangi bir nedene dayanmaması gerekir. 

Her kadın regl dönemi öncesi belirli düzeyde huzursuzluk hisleri olabilir fakat bunların yalnızca %5’i PMS olarak adlandırılabilecek düzeydedir. 

Daha çok genç kızlar PMS’ten bahsetse de, aslında yeni adet gören ergen genç kızların hastalığı değildir. 20-30 yaş arası genç kadınlarda görülen bir sendromdur, 30 yaştan sonra varsa da hafifler ve menopoza doğru tamamen kaybolur. Menopozda, ergenliğin ilk dönemlerinde, gebelikte ve yumurtalıkları alınmış kadınlarda PMS olmaz.

Tedavi edilebilir ve yönetilebilir bir süreç olup, tedavisini almak hem yaşayanlar hem çevresindekiler için olumlu sonuç doğuracaktır. Tedavide en etkin yöntem antidepresanlar olup, doğum kontrol hapları, ağrı kesiciler, ödem attırıcı ilaçlar da belirtilere göre tedaviye eklenebilir.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Belirtileri Nelerdir?

PMS belirtileri oldukça geniş bir yelpazede incelenebilir. Ciddi duygudurum ve davranış bozukluklarına kadar varabilir. Ayrıca kadınlarda normal olarak regl dönemi öncesi basit huzursuzluklar ve keyifsizlik olabilir bu PMS değildir. PMS belirtilerinin sık rastlananları şunlardır:

  • Depresif ve çökkün ruh hali
  • Kaygılı ruh hali (anksiyete artışı)
  • Gerginlik ve kolay alınma (irritabilite)
  • Öfkeli, tartışmacı ve uzlaşmacılıktan uzak bir iletişim şekli
  • Düşük enerji, yorgunluk, halsizlik
  • İlgi-istek kaybı, konsantrasyon bozukluğu
  • İştah artışı ve ya azalması
  • Uykusuzluk ve ya çok uyuma
  • Karın ağrısı, özellikle alt karında yerleşen ağrı yada bel ağrısı
  • Memelerde hassasiyet ve sızlama hissi
  • Ödem
  • Baş ağrısı (migreni olanlarda ağrıyı tetikler)
  • Kilo artışı (ödeme bağlı)

Premenstrüel Sendrom (PMS) Nedenleri Nelerdir?

PMS nedenleri tam olarak aydınlatılamamış olsa da, konu üzerinde yaygın tıbbi kanılar mevcuttur. Bunlardan ilki, serotonin eksikliğinin PMS’e yol açtığıdır. İkincisi ise, endorfin düşüklüğünün diğer kadınların aksine PMS yaşayanlarda adet döngüsünün 2.yarısında gerçekleştiğidir. Normalde bu hormon ilk yarıda düşük ikinci yarıda yüksektir. Bu sebepten endorfini arttıran egzersiz ve spor PMS için en ideal tedavi yöntemlerinden biridir.

Bunun yanı sıra PMS’in OKS ile tedavi edilebilir olması, menopoz öncesinde ve ergenlikte çok nadir görülmesi hekimlere hastalığın aktif yumurtlamaya bağlı geliştiğini düşündürmektedir. 

Yumurtlamanın durdurulduğu ve ya çeşitli sebeplerle overlerin alındığı hastalarda PMS görülmez.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Teşhisi

PMS teşhisi genel olarak hekimin hastanın şikayetlerini dinlemesi ve tıbbi öyküsünü alması, ardından fizik muayene yapması ile konur. Fizik muayenenin sebebi, rahatsızlıklara sebep olabilecek olası bir bedensel hastalığı ekarte etmektir. Bunun yanı sıra elbette başka sebeplerle psikolojik ve ya bedensel sorunlar yaşayan hastalarla PMS hastalarını ayırmak için belirli kriterler de mevcuttur. PMS belirtilerinin (halsizlik, depresif ruh hali, alınganlık-öfkelilik, keyifsizlik, gerginlik, ağrılar, ödem gibi pek çok belirti) şu kriterleri sağlayacak şekilde yaşanması gerekmektedir:

  • Bu belirtilere neden olacak herhangi bir organik neden olmamalıdır.
  • Belirtiler, adet döngüsünün son 2 haftasında (reglin ilk günü döngünün ilk günü kabul edilir) belirginleşmesi
  • İlk 2 hafta içinde en az 7 gün hiçbir semptom yaşanmamalıdır
  • Arka arkaya en az 2 adet döngüsünde bu belirtiler izlenmeli ve tedavi almayı gerektirecek kadar ağır seyretmelidir.
  • Adet kanaması ile beraber semptomlar iyileşebilir veya hafifleyebilir.
  • Ergenliğe giriş döneminde, menopozda ve gebelikte kesinlikle görülmemelidir.
  • Rahmi alınmış fakat yumurtalıkları korunmuş hastalarda da PMS görülmesi mümkündür.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Tedavisi

PMS sendromunda öncelikle tercih edilen tedavi yöntemi, hastaya yaşam tarzı değişiklikleri önerilmesidir. Bu hem hastaların genel sağlık durumları için faydalı olacak, hem de hiçbir yan etki yaratmayacak en temiz tedavi yöntemidir.

Bu yaşam tarzı değişiklikleri şunları kapsar:

  • Diyet: Sağlıklı, dengeli, karbonhidrat ve yağ miktarı azaltılmış, doymamış bitkisel yağların (zeytinyağı, fındık yağı gibi) ve kompleks karbonhidratların (tam tahıllar, baklagiller gibi) tüketildiği, protein ağırlıklı bir beslenme düzenini kapsamalıdır. Bunun yanı sıra, taze kavrulmamış kuru yemişler, kuru ve taze meyveler, balık, süt, peynir, yoğurt gibi vitamin mineral zengini gıdaların tüketilmesinin arttırılması gerekir.

Bunun yanı sıra, basit karbonhidratların, şekerli, fruktoz şuruplu ve paketli gıdaların, kakao ve çikolatanın, gazlı içeceklerin, kremalı ağır kahvelerin, sigara ve alkolün tüketiminin sınırlandırılması, hatta mümkünse bırakılması her açıdan faydalı olacaktır.

  • Spor ve egzersiz: Düzenli spor yapmanın stres düzeyini oldukça etkin şekilde azalttığı ve PMS üzerinde dramatik derecede etkili olduğu bilinmektedir. Bunun sebebi şudur, PMS oluşumunda endorfin adlı hormonun rol oynadığı düşünülmektedir ve spor endorfini en sağlıklı arttırma yoludur. 

Her açıdan vücuda faydalı bir yaşam alışkanlığı olacaktır. Basit açık havada yürüyüşler, ev ortamında yapılabilecek esnetme hareketleri, pilates, yoga, yüzme ve ya spor salonuna gitmek gibi pek çok seçenek arasından tercih yapılabilir. Her bütçe ve yaşam tarzına uygun bir egzersiz mutlaka mevcuttur. 

Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanamıyorsa veya tek başlarına yetersiz kalıyorlarsa ilaç tedavisi düşünülebilir. İlaç tedavisi olarak en sık tercih edilenler, antidepresanlar, doğum kontrol hapları ve ağrı kesici ilaçlardır. Bu ilaçlar hakkında detaylı bilgi alt başlıkta verilmiştir.

Premenstrüel Sendrom (PMS) İlaçları

PMS tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu durumu iyileştirme ve semptomları geçirmeye yöneliktir. PMS’in en temel çözümü ise yumurtlamanın durdurulmasıdır. Bunlar için başvurulan ilaçlar şunlardır:

Doğum kontrol hapları (KOK): Kombine oral kontraseptifler yani doğum kontrol hapları yumurtlamayı durdurduğu için yumurtlamayı sağlayan hormonlara bağlı ortaya çıktığı düşünülen hastalığın köklü bir çözümü olmaktadır. Bu haplar kombine olarak belirli dozlarda östrojen ve progesteron hormonu içerirler. Bu hapların kullanımında önemli bir faktör şudur ki, PMS yaşayan kadınların çoğu doğurgan ve cinsel olarak aktif yaşta olduğu için korunma veya çocuk isteminin sorgulanması gerekir. Çocuk isteyen kadınlarda tercih edilmezler.

Doğum kontrol hapları halk arasında bilindiği gibi kilo yapmaz, ödem tutmaz veya yağlanmaya sebep olmaz. Kilo yapan doğum kontrol hapları günümüzde kullanılmamakta olan yüksek doz haplardır. Günümüzde pek çok doğum kontrol hapı tam tersi etken maddeleri sayesinde ödem tutulmasına engel olur ve şişkinlik gibi PMS semptomlarını engeller.  Ayrıca adet kanamasının miktarını azaltarak demir eksikliğine de faydalı olurlar. Uzun dönemde (5-10 yıllık kullanımlarda), çeşitli kadın kanserlerinin (yumurtalık, rahim gibi) görülme sıklığını azalttıkları bilinmektedir.

Önemli yan etkileri özellikle kullanımın ilk zamanları, adet döngüleri arasında lekelenme tarzı kanamalar, bulantı-kusma-ishal gibi sindirim sistemi belirtileri, ruh hali değişimleri, cinsel isteksizlik gibi yan etkilerdir. Bunlar genelde 1-2 ay içinde düzene girer. En önemli yan etkileri ise, özellikle kilolu ve sigara kullanan kadınlarda kan pıhtılaşmasını arttırarak vücudun çeşitli organlarına pıhtı atmasına sebep olmalarıdır. Bu sebepten ailesinde inme, pıhtılaşma bozukluğu gibi hastalıkları olan kadınlar mutlaka bunları hekime bildirmeli ve bunun yanında kilo problemi ve sigara kullanımı da varsa bu hapları kullanmamalıdır.

Antidepresanlar: PMS jinekolojinin konusu olduğu kadar psikiyatrinin de konusu olabilen bir hastalık olduğundan, antidepresanların günümüzde en etkin tedavi metodu olduğu bilinmektedir. Antidepresanların en hafif olarak adlandırılabilecek, yan etkisi oldukça az bir ilaç sınıfı olan SSRI (selektif seratonin geri alım inhibitörleri) grubu ilaçlar en sık tercih edilenlerdir. Bu ilaçlar beyinde serotonin hormonunun beyin dokusundan geri emilerek miktarının azalmasını engeller ve her zaman düzeyini yüksek tutar. Bu sayede beyin kimyasallarının dengesi bozulduysa düzelir ve hastada gereksiz ve yoğun kaygı, stres, öfke gibi duygular belirli ölçüde azalır. Beyin kimyası normal kişileri daha mutlu ve neşeli yapmazlar. İnsanlara damar yolu ile serotonin verilse dahi bunun ruh haline etkisi olmaz çünkü bu serotonin kan beyin bariyerini geçemez. Geri alımını azaltmak yükseltmenin tek yoludur.

Antidepresanlar hakkında da medya ve halk arasında oldukça yanlış bilgiler dönüp durmakta ve maalesef bazı hekimler bile bilimsel dayanaktan uzak argümanlarla bu ilaçlar hakkında negatif konuşmaktadır. Antidepresanlar korkutucu veya çok ağır yan etkileri olan ilaçlar değildir. Sanıldığı gibi hastaları sersemletip, yerli yersiz gülme krizlerine sokmak, tuhaf ve uygunsuz davranışlarda bulunmak şeklinde etkileri yoktur. 

Hekiminiz tarafından reçete edildiyse ilacınızı alın, düzenli kullanın ve uygunsuz şekilde aniden kesinlikle bırakmayın.

En sık görülen yan etkileri bulantı, kusma, ishal/kabızlık ve ya iştahsızlık/iştah artışı gibi sindirim sistemi yan etkileridir. Uyku süresini arttırabilirler, cinsel fonksiyon bozuklukları ve libido azalmasına yol açabilirler.

Etkileri hemen görülmez, yaklaşık 1 ay sonra etkilerini göstermeye başlarlar, bu süreçte düzenli kullanılmaları gerekir. Bu ilaçların en bilinenleri fluoksetin, sertralin, sitalopram olup, farklı antidepresan grupları da hastalara önerilebilir bunlar da, buspiron, klomipramin, desipramin gibi ilaçlardır.

Bu ilaçların yanında ağrı kesiciler (NSAİD) ve spironolakton da ödem tedavisinde kullanılabilir, belirtileri azaltabilir.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Tedavi Edilmezse?

PMS tedavi edilmediği takdirde çok ciddi sonuçlar yaratacak bir hastalık değildir. Fakat kişinin hayat kalitesini ve işlevselliğini düşürüp günlük hayatını zorlaştırdığı için tedavi edilmesi gerekir. Sağlıklı bir kadın ömrü boyunca ortalama 450 adet döngüsü yaşar. PMS’in 1 hafta sürdüğü düşünülürse bu oldukça büyük bir zamanı mutsuz ve rahatsız geçirmek anlamına gelir.

Premenstrüel Sendroma (PMS) Ne İyi Gelir?

  • Adet kanamasından önce ve sonra, ayın her zamanı düzenli egzersiz ve spor alışkanlığı kazanmak yapılacak en iyi yaşam tarzı düzenlemesidir
  • Bol su içmek, su kaybını yalnızca su ile yerine koymak, su yerine gazlı içecek, çay, kahve tüketmemek
  • Yeterli ve düzenli bir uyku alışkanlığı 
  • Papatya, melisa gibi sakinleştirici etkisi olan masum bitki çaylarının abartmadan tüketilmesi
  • Düzenli, sağlıklı, besleyici ve dengeleyici bir beslenme düzenini yaşam tarzı haline getirmek, özellikle regl tarihi öncesi fazla şekerli, tuzlu ve kalorili tüm gıdaları azaltmak ya da kesmek
  • Stres yönetimini öğrenmek ve duygusal kontrol sağlamak, bunun için gerekirse uzman bir psikolog veya psikiyatristten destek alınabilir.
  • Yoga, meditasyon gibi çeşitli stresten arınma yöntemlerine başvurulabilir.

Premenstrüel Sendroma (PMS) Ne İyi Gelmez?

  • Hareketsizlik, sürekli oturmak ve ya yatmak
  • Yağlı, şekerli gıdalar, kızartmalar, tatlılar, sağlıksız atıştırmalıklar, gazlı içecekler gibi besin olarak katkısı az kalorisi yüksek gıdaları çok tüketmek
  • Özellikle mutluluk verdiği gerekçesiyle çok miktarda çikolata tüketimi
  • Susuz kalmak, çok tuz tüketmek
  • Aşırı miktarda kahve veya yeşil çay içmek
  • Sigara, alkol tüketimi
  • Psikolojik stres 
  • Uykusuzluk, düzensiz uyuma, gece uykusu yetersizliği
  • Kadın olmakla ilgili, bilinç ve ya bilinçaltı düzeyde negatif düşünce ve yargılara sahip olmak

Gebelikte Premenstrüel Sendrom (PMS)

Gebelikte premenstrüel sendrom görülmez çünkü gebelerde menstrüasyon döngüsü duraklamıştır, yani adet görmezler. Gebelikte farklı hormonal dengesizliklerden dolayı ruhsal iniş çıkışlar görülebilir.

Çocuklarda Premenstrüel Sendrom (PMS)

Çocuklarda premenstrüel sendrom görülmez çünkü PMS için adet döngüsü yaşıyor olmak gerekir. Henüz ergenliğe girmemiş çocuklarda PMS olmaz. 

Ergenlikten sonra ise görülebilir fakat oldukça nadirdir. Genelde ergenlik çağı ruhsal iniş çıkışları PMS olarak algılanabilir, bunda medya ve toplum etkisi de mevcut olup, herhangi bir tedaviye genelde ihtiyaç duyulmaz.

Premenstrüel Sendrom (PMS) Tedavisi için Hangi Doktora Gidilmeli?

PMS ile ilgilenen bölüm Kadın Hastalıkları ve Doğum (Jinekoloji) bölümüdür. Her adet öncesi ve ya adetlerin çoğunluğunda hayatı etkileyecek düzeyde ruh hali değişimleri yaşanıyorsa hekime başvurmak gerekir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Pms ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

PMS döneminde hamile kalmak mümkündür. Adet döngüsü 4 haftadan oluşur. Döngünün ilk günü adet kanamasının ilk günü olarak alınır. Yani, döngünün 13-14-15. günleri yumurtlamanın (ovülasyon) en sık görüldüğü ve gebe kalmaya en uygun günlerdir. PMS ise yaklaşık olarak 4. Haftaya tekabül eder. Bu durumda olasılığı kısmen düşük olsa da korunmasız ilişki varlığında gebe kalınabilir. Bunun pek çok sebebi vardır. Örneğin; sperm hücrelerinin ortalama yaşam süresi uzun olabilir, o ay farklı bir tarihte yumurtlanmış olabilir veya normalde her ay 1 yumurtalıktan yumurta atılırken o ay 2 ayrı yumurtalıktan da yumurta atılmış olabilir. Özetle, adet kanaması dahil döngünün her aşamasında gebe kalınması ihtimal dahilindedir.

PMS dönemini atlatmak için önemli şey PMS dışında da geçerli olacak olumlu yaşam tarzı değişiklikleri başlatmak ve buna göre alışkanlıklar kazanmaktır. Diyet en önemli faktör olup, karbonhidrat alımı, tuz tüketimi, paketlenmiş gıdalar, şekerli, yağlı, ağır gıdalar, kızartmalar, fast food, gazlı içecekler, kremalar, tatlılar, çikolata ve kakao sınırlandırılmalıdır. Protein alımı ve sağlıklı karbonhidrat alımı arttırılmalı ve günde en az 1.5 litre su tüketilmelidir. Bunların yanı sıra egzersiz ve spor alışkanlığı kazanmak hem sağlıklı yaşam hem PMS için en doğal ve en olumlu tedavi yöntemidir. 

Yaşam tarzı değişiklikleri çözümde yetersiz kaldıysa, antidepresanlar, özellikle de SSRI grubu olmak üzere, PMS için günümüzde kabul edilen en etkin tedavi yöntemidir. Antidepresanlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı, asla rastgele bırakılmamalı ve yan etkileri olması durumunda hekime başvurulmalıdır. 

Yumurtlamaya bağlı oluşan PMS’i durdurmanın yollarından biri doğum kontrol hapı kullanarak hastalığın önüne geçmektir. Doğum kontrol hapları herkese uygun değildir, hekim belirli kriterleri karşılamanız ve çocuk isteğiniz olmaması durumunda bu tedaviyi önerebilir. Düzenli kullanılmaları ve rastgele bırakılmamaları, bu haplar için de olmazsa olmaz bir koşuldur.

Bütün bunların yanında bu dönemi yalnızca hafif bedensel yakınmalarla ve ödemle geçiriyorsanız, NSAİD’ler yani antiinflamatuar ilaçlar (ibuprofen gibi) faydalı olabilir. Spironolakton gibi diüretik etkili ilaçlar da aşırı ödem durumunda faydalı olacaktır.