Osteoid Osteoma

Osteoid Osteoma tüm vücutta görünmek yerine bölgesel şikayetler yaratabilmekte olup, ameliyatla tedavisi olduğu gibi ameliyatsız yapılan tedavi yöntemleri de vardır.

Osteoid Osteoma Nedir?

Osteoid osteoma, insan vücudundaki kemiklerin benign yani iyi huylu tümörüdür. Osteoid osteoma, osteoblastik bir tümördür, yani yeni kemik oluşumuyla seyreden bir etkinliğe sahiptir.

Osteoid osteoma, ilk olarak 1935’te Amerikalı bir patolog olan Henry L. Jaffe tarafından tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalar osteoid osteomanın, kemiğin iyi huylu tümörlerinin yaklaşık %10’luk bir kısmını, tüm kemik tümörlerinin ise yaklaşık %5’lik bir kısmını oluşturduğunu göstermiştir.

Osteoid osteoma, genel olarak 10-30 yaş aralığındaki erişkin insanları etkilemektedir. Erkeklerde görülme sıklığı ise kadınlara oranla 2-3 kat daha fazladır. Osteoid osteoma, vücuttaki tüm kemikleri tutabilir ancak yapılan çalışmalar en sık uzun kemikleri tuttuğunu göstermiştir. Bu kemikler arasında da en sık femur ve tibiayı yani halk arasında bilinen isimleriyle uyluk kemiği ve kaval kemiğini tuttuğu tespit edilmiştir. Vakaların yaklaşık %15’inde ise omurganın arka kısımlarının tutulduğu gözlenmiştir.

Osteoid osteoma hastalığının sebep olduğu kemikte oluşan tümör alanı, etrafını çevreleyen skleroz (sertleşme) ve ödem nedeniyle daha büyük görünse de esas boyutları nadiren 1,5 cm’yi geçmektedir. Tümör alanının büyüklüğü osteoid osteoma hastalığıyla en sık karışan osteoblastoma hastalığının ayırt edilmesinde kullanılır. Osteoblastoma hastalığında oluşan tümör alanlarının büyüklüğünün tipik olarak 2 cm’yi geçtiği tespit edilmiştir.

Osteoid Osteoma Belirtileri Nelerdir?

Osteoid osteoma hastalığı, hastada tüm vücudunu etkileyen genel semptomlar vermek yerine tuttuğu yerde bölgesel şikayetler meydana getirir.

Osteoid osteoma hastalığının hastalarda meydana getirdiği en sık bulguları sıralayacak olursak;

  • Ağrı: Osteoid osteoma hastalığından muzdarip hastaların en sık şikayeti, hastalığın tuttuğu yerde lokalize ve özellikle geceleri alevlenen ağrıdır. Yapılan çalışmalarda hastalar aspirin veya NSAID (Non Steroid Antiinflamatuar İlaçlar) aldıklarında ağrılarının hafiflediğini bildirmişlerdir. Bu nedenle osteoid osteoma hastalığının neden olduğu ağrının tipik bir özelliği vardır: Aspirinle geçen ağrı.
  • Şişlik: Hastalığın tuttuğu bölgede şişlik oluşması en sık ikinci semptomdur. Hasarlanan bölgeden salınan prostaglandin adlı bir molekülün bu duruma sebep olduğu düşünülmektedir.
  • Eritem: Eritem kelimesinin sözlük anlamı deri üzerindeki kızarıklıktır. İzlenen hastalarda hastalığın tuttuğu kemik kısmının üzerini kaplayan deri bölgesinde eritem olduğu gözlenmiştir.
  • Hassasiyet: Yapılan gözlemlerde tümörün yerleştiği bölgede hassasiyet geliştiği kaydedilmiştir.
  • Sinovit: Eklem veya juxtaartiküler bölgede (ekleme yakın, bitişik) lezyon meydana gelmişse eklem içi sıvısı olan sinovyumda inflamasyon (iltihaplanma) meydana gelir.
  • Eklem Ağrısı: Eklem veya juxtaartiküler bölgede hasarlar oluşmuşsa hastada eklem ağrısı baş göstermeye başlar.
  • Eklem Hareket Kısıtlılığı: Eklem veya juxtaartiküler bölgede hasarlar oluşup ileriki zamanlarda hasarlar da ilerledikçe tutulan eklemlerde hareket kısıtlılığı oluşması muhtemeldir. Hareket kısıtlılığı, fleksiyon ve ektansiyon hareketlerinin istenen düzeyde yapılamaması durumudur. Fleksiyon işlemi, eklemin içe doğru bükülme hareketi; ekstansiyon işlemi ise eklemin dışa doğru gerilme hareketidir.
  • Artroz: Artroz, halk arasında eklem kireçlenmesi olarak bilinen durumdur. Eklemlerde meydana gelen aşınma ve yıpranma sonucu söz konusu olan eklemin veya eklemlerin uzun süreli ağrı ve şişliği ile karakterize bir sağlık sorunudur. Osteoid osteoma hastalığından muzdarip hastalarda hastalık eklemleri veya eklemlere yakın bölgeleri tutmuşsa zamanla eklemlerde kireçlenme problemi boy göstermeye başlar.
  • Fleksiyon Kontraktürü: Kontraktür kelimesi, kasın devamlı kasılı kalma halini anlatır. Fleksiyon kontraktürü, hastalığın tuttuğu bölgedeki eklemlerin içe doğru bükülmüş halde sürekli kasılı kalmış olma durumuna verilen isimdir. Osteoid osteoma hastalığından muzdarip hastalarda hastalığın ilerlediği dönemlerde bu durum gözlenebilmektedir.
  • Antaksik Yürüyüş: Osteoid osteoma hastalığına yakalanmış bireylerde, hastalık diz eklemlerini tutmuşsa, hasar ilerledikçe hastanın artık yürüyüşü de etkilenmeye başlar. Antaksik yürüyüşte hasta ağrıyan bacağını olabildiğince çabuk hareket ettirerek ağırlığını o bacağına vermemeye çalışır. Böylece ağrıyan bacak üzerinde durma süresi kısalırken salınım süresi uzar.

Osteoid Osteoma Nedenleri Nelerdir?

Osteoid osteoma hastalığının neden oluştuğu tam olarak bilinmemektedir. Osteoid osteoma hastalığı ilk teşhis edildiğinden bu yana neden meydana geldiğini bulmaya yönelik çalışmalar yapılagelmektedir. Yapılan bazı çalışmalar sonucunda birtakım oluşumlar suçlanmıştır. Bazı araştırmacılar osteoid osteoma hastalığının bir neoplaziye bağlı olarak geliştiğini savunmaktadır. Neoplazi kelimesi patolojik (hastalıklı) olarak yeni doku oluşumu anlamına gelmektedir. Yani bu görüşe göre osteoid osteoma hastalığı, altta yatan bir sebep olmaksızın hastalıklı olarak yeni dokuların oluşmasıyla da gelişiyor olabilir. Hastalığın oluşum gösterdiği bölgeye alınan travmaların ilerleyen zamanlarda osteoid osteoma gelişimine sebep olabileceği düşüncesi bazı araştırmacılar tarafından savunulmaktadır. Teşhis edilen hastaların üçte birinde bu öneriyi destekleyecek şeklide söz konusu olan bölgeye daha önce travma alındığı tespit edilmiştir. Fakat ilişkinin kesinleşmesi için daha çok veriye ihtiyaç vardır.

Osteoid Osteoma Teşhisi

Osteoid osteoma hastalığında tipik bulgu, özellikle geceleri uyurken artan ve hasta aspirin veya NSAID aldığında geçen şiddetli kemik ve eklem ağrılarıdır. Bu semptomla gelen hastanın hikayesini alıp muayenesini yaptıktan sonra Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı hekim gerekli gördüğü görüntüleme işleminin sonucunu ister. Sonuçlara göre de en uygun tedavi planını çizer.

Osteoid osteoma hastalığının Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) işlemlerinde görülen bulgusu çok tipiktir: Nidus. Nidus kelimesinin sözlük anlamı yuvadır. Hastalığın sebep olduğu tümör alanının ortasında içine yumurta bırakılmış kuş yuvasına benzeyen bir görüntü olduğu için bu bulguya nidus yani yuva ismi verilmiştir. Nidusun boyutu, osteoid osteoma hastalığında genellikle 1 cm civarındadır. Yapılan çalışmalar sonucunda nidusun boyutunun nadiren 1,5 cm’yi geçtiği tespit edilmiştir. Osteoid osteoma hastalığının sebep olduğu nidus alanı, damardan zengin bir oluşumdur. Bu nedenle anjiografi (damar filmi) ve kemik sintigrafisinde de kolaylıkla tespit edilebilir. Nidusun çevresinde ise yoğun bir ostoblastik aktivite sonucu oluşan kemik dokusu vardır. Osteoblastik aktivite yeni bir kemik oluşumunu anlatan bir ifadedir. Nidus oluşumunu etrafını çevreleyen skleroz ve periostal reaksiyondan ayırabilmek için ve lezyonun lokalizasyonunu net olarak belirleyebilmek için Bilgisayarlı Tomografi (BT) en ideal görüntüleme yöntemidir. Skleroz, dokunun patolojik olarak sertleşmesini anlatan ifadedir. Periosteal reaksiyon ise kemik örtüsü zarıyla ilgili yeni oluşumları anlatır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) yöntemi kortikal lezyonların tespitinde pek yararlı değildir, fakat hastalık kemiğin metafizini ya da ekleme yakın diğer bölgeleri tutmuşsa eklem içi diğer patolojilerin dışlanmasında çok yararlı bir yöntemdir. Kemiğin kortikal bölümü kabuk kısmını, metafiz bölümü ise uzun kemiklerin uç kısımlarındaki genişlemiş parçayı kapsar.

Kemik sintigrafisi, kemik tarafından tutulma özelliği olan radyoaktif bir ajanın damar yoluyla hastaya verilip nerelerde ne kadar tutulduğunun tespit edildiği bir tanı aracıdır. Kemik metabolizmasının arttığı ya da azaldığı yerlerde radyoaktif ajanın tutulumu da değişir. Bu özelliğinden dolayı kemik sintigrafisi; kemiğin kırıkları, tümörleri ve enfeksiyonları gibi durumların tanısında kullanılabilir. Osteoid osteoma hastalığının tanısında diğer görüntüleme yöntemlerinin gereksiz kalması halinde kemik sintigrafisi kullanılabilir.

Osteoid Osteoma Tedavisi

Osteoid osteoma hastalığı, hastalarda çok şiddetli bir ağrıya sebep olur. Ağrıyı azaltmak için hastalara ağrıya sebep olduğu düşünülen prostaglandin isimli molekülü baskılamaya yönelik ilaçlar yani prostaglandin antagonistleri verilir. Bu ilaçlar sadece hastanın ağrılarını dindirmeye yöneliktir yani hastalığın kesin çözümü değildir. Ayrıca bu ilaçların uzun süreli kullanımında gelişebilecek yan etkileri göz önüne alarak hastaya hastalığın kesin çözümü olacak tedavi planı çizilmelidir.

Non Steroidal Anti İnflamatuar ilaçlar (NSAID) alınmasına rağmen ağrısı azalmayan hastalara uzman hekim uygun gördüğü takdirde hastaya cerrahi tedavi uygulanabilir. Bu yöntem ağrıyı tolere edemeyen veya uzun süre boyunca özellikle NSAI ilaç kullanması halinde böbreklerinde ya da mide ve bağırsak gibi gastrointestinal sisteme ait organlarında komplikasyon riski taşıyan hastalarda uygulanılması düşünülen bir yöntemdir.

Radyofrekans ablasyonu yöntemi osteoid osteoma hastalığının tedavisinde kullanılan ameliyata gerek duyulmadan uygulanabilen bir yöntemdir. Radyofrekans ablasyonu, tıp sektöründe son 15 yıldır kullanılmaya başlanmış yeni sayılabilecek bir yöntemdir. Ablasyon işlemi, hastaya hekimin uygun görmesi takdirde ya genel anestezi altındayken ya da lokal anestezi etkisindeyken uygulanır. Ablasyon işlemi, patolojik dokunun dondurularak, yakılarak veya ışın kullanılarak yok edilmesi işlemidir. Ablasyon yapılan yani tahrip edilen dokularda hücreler ölür ve işlev göremezler. Sonuç olarak zararlı dokular fonksiyon göremez hale getirildiğinden cerrahi yöntemle eş değer başarılar alınmaktadır.

Radyofrekans ablasyonu yönteminin osteoid osteoma hastalığının tedavisinde tercih edilmesinin nedeni normal kemik dokuya çok daha az zarar vererek tümöral dokuyu tahrip edebilmedeki başarısıdır. Günümüzde radyofrekans ablasyonu tekniğinin kullanımı giderek artmaktadır.

Tedavi planı çizilirken hastayı başından beri takip eden Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı hekim ve Radyoloji uzmanı hekim birlikte çalışarak en uygun yolu bulmaya çalışır. Hasta çocuk hastaysa bu gruba Pediatri uzmanı hekimin de dahil olması gerekebilmektedir.

Osteoid Osteoma Tedavi Edilmezse

Hastanın özellikle geceleri artan ve aspirin veya NSAI ilaç alınca hafifleyen kemik ve eklem ağrıları varsa mutlaka bir Ortopedi uzmanı hekime başvurması gerekir. Hastanın tedavisi ne kadar gecikirse hastalık o kadar ilerler ve maalesef kemiklerinde kalıcı hasar bırakabilir. Osteoid osteoma progresif yani tedavi edilmediği takdirde ilerleyen bir hastalıktır.

Osteoid osteoma hastalığı, hastanın vücudunda yerleştiği bölgelerde yeni kemik oluşumuna sebep olur ve bu nedenle bu bölgeleri deforme eder. Fleksiyon kontraktürü bu deformitelerden biridir. Fleksiyon kontraktürü, hastalığın tuttuğu bölgedeki eklemlerin içe doğru bükülmüş halde sürekli kasılı kalmış olma durumuna verilen isimdir.

Osteoid osteoma hastalığının tedavisinde gecikildiği takdirde tuttuğu kemiklerde güçsüzlük meydana getirir. Bunun sonucunda da en ufak bir travmaya bağlı olarak kemikte kırıklar meydana gelebilir. Bu durum patolojik kırık olarak adlandırılır.

Osteoid osteoma hastalığı, hastalarda dayanılmaz bir ağrı meydana getirir ve bu durum hastaların yaşam kalitelerini ciddi ölçüde negatif olarak etkiler. Tüm bu nedenlerden ötürü hastanın semptomları başladığında vakit kaybetmeden Ortopedi ve Travmatoloji Polikliniğine başvurması ve tedavisine en uygun şekilde başlanması gerekmektedir.

Osteois Osteoma İlaçları

Osteoid osteoma hastalığının kesin tedavisi ne yazık ki medikal tedaviyle yani ilaç tedavisiyle mümkün değildir. İlaçlar osteoid osteoma hastalığının tedavisinde yalnızca palyatif olarak kullanılır. Palyatif tedavi, hastalığa sebep olan nedeni ortadan kaldırmadan yalnızca semptom ve belirtileri gidermeye yönelik uygulanan tedavi şeklidir.

Osteoid osteoma hastalığının hastalarda meydana getirdiği en sık bulgu özellikle geceleri artan şiddetli ağrıdır. Prostaglandin molekülü ağrıya sebep olan etmen olarak suçlanmaktadır. Ağrıyı gidermek için de bu molekülün vücuttaki etkisini olabildiğince azaltmak hedeflenir. Bu hedefe yönelik kullanılan en makul ilaçlar Non Steroidal Anti İnflamatuvar İlaçlar (NSAID) grubu olarak adlandırılan bir grup ilaçtır.

NSAI ilaçlarla planlanan konservatif tedavi osteoid osteoma hastalığında hastanın ağrısını dindirmeye yönelik makul bir tedavi şeklidir. Konservatif tedavi metodu, hastayı hastalığın daha fazla ilerlemesine karşın korumayı amaçlayan bir tedavi şeklidir, fakat bu metot da hastalığı kesin olarak çözmeye yönelik değildir.

NSAI ilaçlar rubundaki ilaçlardan yaygın olarak kullanılan bazı ilaçlar şunlardır: Aspirin, Diklofenak, Etodolak, İndometazin, İbuprofen, Flurbiprofen, Ketoprofen, Naproksen, Metamizol, Meloksikam, Nimesulid.

Aspirin bu gruptaki en bilindik ve en yaygın kullanılan ilaçlardan biridir. Aspirin ilacının temel mekanizması COX-1 ve COX-2 enzim aktivitelerini ve dolayısıyla prostaglandin molekülü oluşumunu geri dönüşümü olmayacak şekilde engellemesidir. Bu etkisinden dolayı aspirin, hekimin kontrolü altında hastanın ağrılarını dindirmeye yönelik kullanılabilen makul bir ilaçtır. Tüm ilaçların olduğu gibi bu grup ilaçların da uzun süreli kullanımları sonucunda hastada birtakım yan etkiler gelişebilir. Ayrıca yapılan çalışmalar sonucunda NSAI ilaçların kullanımının bırakılması sonucunda hastalığın nüks ettiğine dair kesin bir ilişki kurulmamıştır. Tüm bu nedenlerden ötürü tedavide sadece hastalığın ilerlemesini engellemeye ve hastanın ağrılarını dindirmeye yönelik bu grup ilaçlar kullanılabilir. Tedavi planı çizilirken uzman hekimin en uygun gördüğü şekilde hastalığın kesin tedavisine yönelik bir plan çizilmelidir.

UYARI: Bu ilaçların hiçbiri doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır!

Osteoid Osteoma Ameliyatı

Osteoid osteoma hastalığı, vücutta tutmuş olduğu kemik ve eklemlerde çok şiddetli bir ağrı oluşmasına neden olan ilerleyici bir hastalıktır. Bu ağrıyı tolere edemeyen veya uzun süre boyunca NSAI ilaç kullanması halinde böbreklerinde ya da mide ve bağırsak gibi gastrointestinal sisteme ait organlarında komplikasyon riski taşıyan hastalarda cerrahi tedavi makul bir tedavi şeklidir.

Osteoid osteoma hastalığında kullanılan cerrahi tedavi yöntemi En Blok Rezeksiyon ameliyatıdır. Bu ameliyat ile hedeflenen tümör alanını çıkarıp hastaya tam bir rahatlama sağlamaktır. Uygun görüntüleme yöntemleri aracılığıyla net bir şekilde tümörün tuttuğu bölge tespit edildikten sonra ameliyat planlanır.

En blok rezeksiyon ameliyatı şu şekilde uygulanır:

  • Öncelikle hastaya genel anestezi uygulanır.
  • Eksize edilecek yani çıkarılacak olan tümör alanının üzerini örten deriye uygun insizyon (kesi) yöntemi ve araçlarıyla kesi atılır.
  • Tümör alanı hekimin uygun gördüğü çerçevede çıkarılır.
  • Kanama kontrolü sağlandıktan sonra ameliyat yeri ve cilt üzerindeki kesi en uygun şekilde kapatılır.
  • Hastanın cilt üzerindeki kesi yerine pansuman uygulanır.

Her ameliyatta olduğu gibi bu ameliyatta da bazı komplikasyonların gelişme ihtimali vardır. Bunlar;

  • Kanama: Her girişimsel işlemde olduğu gibi burada da kanama riski vardır. Aspirin ve kanama kontrolü mekanizması üzerine etkili ilaçların kullanılıyor olmasının bu riski artırdığı gözlenmiştir.
  • Kan pıhtısı oluşumu: Her türlü ameliyatta kanın pıhtılaşma riski vardır. Oluşan pıhtı, damarı tıkayıp kan akışını engelleyerek birçok soruna daha yol açabilir.
  • Enfeksiyon: Ciltteki kesi yeri enfeksiyon kapabileceği gibi söz konusu kemik ve eklemlerde de aynı risk söz konusudur.
  • Ameliyatın başarısız olması: Tümör alanının çıkarılmasına rağmen hasta iyileşmeyebilir ve ağrıları devam edebilir.
  • Ölüm: Nadir de olsa ameliyat esnasında ve sonrasında, gerek anesteziden dolayı oluşabilecek gerekse ameliyat esnası ve sonrasında oluşan komplikasyonlardan ötürü ölüm riski vardır.

Osteoid Osteoma için Hangi Doktora Gidilir?

Hastalar kemiklerinin veya eklemlerinin belli bölgelerinde lokalize özellikle geceleri uyurken artan ağrı ve söz konusu bölgede şişlik ve hassasiyet gibi şikayetler yaşarlarsa Ortopedi ve Travmatoloji polikliniğine başvurmaları gerekirOrtopedi ve Travmatoloji bölümünde uzman olan hekim hastanın şikayetlerini dinler ve muayenesini yapar. Daha sonra laboratuvar testleri ya da radyolojik görüntüleme işlemlerinden gerekli gördüklerinin istemini yapar. Uzman hekim istemlerin sonuçlarına ve hastanın durumuna göre tedavi planı çizer.

Makaleyi faydalı buldun mu?
3
0
Makeleyi Paylaşın

Osteoid Osteoma ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Osteoid osteoma hastalığının kesin tedavisinde cerrahi ve radyofrekans ablasyonu yöntemleri uygulanmaktadır. Cerrahi tedavi uygulanıp takip edilen hastaların bir kısmında hastaların ağrılarının dinmediği ve hastalığın maalesef nüks ettiği tespit edilmiştir. Fakat bu durumun nedeni olarak cerrahi operasyonun başarısızlığı suçlanmaktadır.

Ameliyat edilen tüm olgularda hastanın durumu ne olursa olsun nidus alanının tamamen çıkarılması çok büyük önem arz etmektedir. Hastalığın tekrar başladığı ya da ameliyattan sonra ağrıları dinmeyen hastalarda nidusun tüm sınırlarıyla tamamen çıkarılmadığı görülmüştür. Bu nedenle ameliyattan önce gerekli görüntüleme teknikleriyle nidus alanının sınırları çok dikkatli incelenerek tespit edilmelidir.Ameliyatı başarıyla tamamlanan hastalarda hastalığın tekrarlamadığı tespit edilmiştir.