Beyin Kanaması

Beyin kanaması, beyindeki damarların zede almasıyla kanın boşluğa sızması olup tedavisinde kanamayı durdurup kanamaya sebep olan hastalığı iyileştirmek amaçlanır.

Beyin Kanaması Nedir?

Beyin kanamaları, beyni ve beyin zarlarını besleyen damarların zedelenmesi sonucunda kanın damar içinden dokular arasındaki boşluklara çıkmasıyla meydana gelir. Beynin yaşamsal olaylar için önemi ve sert bir yapı olan kafatası ile çevrelenmesi beyin kanamalarını diğer iç organ kanamalarından ayıran önemli özelliklerdir.

Beyin dokusunun oksijen ve glikoz eksikliğine direnci oldukça zayıftır. Kanama sonucunda beyin damarlarında kan basıncı düşer ve beynin beslenmesi bozulur. Zedelenen damarın beslediği dokular başka bir damar tarafından beslenemiyorsa canlılığını kaybeder.

Beynin kafatası gibi esnemeyen bir yapıyla çevrelenmesi, damar dışına çıkan kanın kısıtlı bir alanda toplanarak beyin üzerine baskı yapmasına sebep olur. Dış basıncın artması damarların büzülmesinde ve kanlanmanın azalmasında önemli bir etken olabilir. Bunun dışında basınca duyarlı olan beyin dokuları dış basıncın artışının etkisiyle canlılığını yitirebilir, kafatasının içerisinde itilerek yer değiştirebilir ve bu sırada ezilebilir. Beyin kanamalarında hızlı teşhis ve müdahale oldukça önemlidir. 

Kanama farklı damarların zedelenmesiyle oluşabilir. Sonuç olarak kan farklı yapılarda birikir. Zedelenen damarlar ve kanamanın miktarı hastaların beyin kanamasından kurtulup yaşamasında, iyileşme süresinde, iyileştikleri zaman geri kazanabilecekleri yetilerinde ve beyin kanaması sonrası yaşamlarında etkilidir. Kanamanın özelliklerine bağlı olarak kişinin bir sene içerisinde eski haline dönmesinden komaya girmesine kadar pek çok ihtimal bulunmaktadır. 

Beyin Dokusu İçine Kanama

Kanama beyin dokusunun (beyin parankimi) içinde ya da beyin omurilik sıvısı içeren  ventrikül (tr. odacık) adlı yapılardadır. Bu kanamaların sonuçları beyin dokusunun dışına kanamalara göre daha ağırdır. 

Beyin Dokusu Dışına Kanama

Kanama kafatası içindedir ancak beyin dokusunda kan görülmez.  Beyin dokusu dışına kanamalar, kanın biriktiği yere göre üçe ayrılır.

  • Epidural Kanama:  Kan, beyni omuriliğin sonuna kadar çevreleyen beyin zarlarının dışı ile kafatası arasında birikir. Beyin dokusu dışına kanamalar arasında en az görülendir.  Kanayan damarların kan basıncı yüksektir, bu sebeple kanama sonrasında kafa içi basıncı hızla artar. Genellikle travmaya bağlı gelişir. Tipik vakalarda hasta önce bilincini kaybeder, ardından kendine gelir ve durumu iyileşmiş gözükür. Ancak sonrasında hasta aniden kötüye gider. Kusma ve bilincin tekrar kapanması izlenir.
  • Subdural Kanama: Üç farklı türde beyin zarı birleşerek beyni çevrelemektedir. Zarlar içten dışa pia (yumuşak), araknoid (örümceksi) ve dura (kalın) olarak adlandırılır. Zarlar sağlıklı kişide birbirine bitişik durmaktayken kanama gibi sebeplerle araları sıvı dolabilmektedir. Subdural kanamalarda kan dura ve araknoid zarların arasındadır. Subdural kanamalar, köprü toplardamarlarının parçalanması sonucu oluşur.
  • Subaraknoid Kanama: Ani başlangıçlı ve şiddetli baş ağrısıyla karakterizedir. Sık karşılaşılan sebepleri travmalar, arteriyovenöz malformasyonlar ve anevrizmalardır. Beyin dışı kanamalardan beyin dokusuna en yakın yerde oluşan kanamadır. Bu bölgeye biriken kan altındaki pia zarı ile birlikte beyindeki girintileri doldurabilir. Subaraknoid kanamalar, acil müdahale gerektiren çok ciddi bir durumdur. Tedavisi ancak acil beyin cerrahisi ile mümkündür.

Beyin Kanaması Belirtileri Nelerdir?

Beyin kanaması yaşayan kişide kanamanın ciddiyetine ve kanayan damara göre farklı tablolar oluşabilmektedir. Kan kaybına bağlı beyin kanlanmasının azalması sebebiyle kişi bayılabilir. Damar dışında biriken kanın (hematom) beyine bası yapmasıyla ciddi bir baş ağrısı ve ardından kafa içi basıncının artışına bağlı olarak, beyin sapı (beynin omurilik ile bağlanan kısmı) basısı sebebiyle fışkırır tarzda kusma gelişebilir. Kişide beyin ödemi görülebilir, buna bağlı olarak beyin dokuları hasar alır ve hücrelerin ölmesi durumunda beyin işlevlerinde kayıp görülür. Bazen beyin kanaması sırasında ateş yükselir. Kanayan damara bağlı olarak kulaklardan kan gelebilir.

Kişide bilinç bozuklukları gözlenebilmektedir. Uykuya eğilim olabilir. Menenjitin bir bulgusu olan ense sertliği beyin kanamalarında görülebilir. Bu durumda kişi başını öne eğip çenesini göğsüne değdiremez. Görüş bozukluğu, kol ve bacaklarda güçsüzlük, konuşma güçlükleri, nöbet geçirme, anlama güçlükleri, hareket etmede zorlanma, denge kaybı ve özellikle yavaş seyreden beyin kanamalarında tat deneyiminde değişiklikler görülebilir. 

Kişide görülebilecek belirtiler beynin etkilenmesine bağlıdır ve beyni etkileyen başka durumlarda da gözlenebilmektedir. Ayrıca kanamanın şiddeti, başlangıç zamanı, kanayan damar, vücudun gelişebilecek hasarları engelleme kapasitesi gibi pek çok değişken sebebiyle beyin kanamalarında belirtiler ciddi çeşitlilik göstermektedir.

Beyin Kanaması Nedenleri Nelerdir?

Damarların zayıflaması veya kişinin travmaya maruz kalması beyin kanamasının oluşumunda temel etkenlerdir. Yaşlılıkta damarlar esnekliğini kaybeder ve genellikle, halk arasında büyük tansiyon tabiriyle anılan sistolik kan basıncı artar. Bu durumda damar, kan basıncının etkisiyle zedelenir ve kan, beyin dokuları arasına sızar. Hipertansiyon, damarlara hasar vererek iç organ kanamaları için yüksek risk oluşturur. Beyin kanaması gelişme riskinde kan basıncının düzeyi ve ne kadar süredir o düzeyde seyrettiği önemlidir. Uzun süredir düşürülememiş yüksek kan basınçları, damarı daha uzun sürede, daha çok aşındırır ve beyin kanaması riski daha yüksek olur. Yaşlılarda beyin kanamasının en sık sebebi beş yıldan uzun süredir kontrol altında olmayan yüksek kan basıncıdır. 

Elli yaşından önce görülen beyin kanamalarının en sık sebebi travmalardır. Beyin kanaması için risk faktörleri taşımakta olan, beynindeki damarlar esnekliğini yitirmiş kişilerde travmaya bağlı beyin kanaması gelişme riski sağlıklı kişilere göre daha yüksektir. 

Beyin damarlarında anevrizma gelişmiş olması kanamalara sebep olabilir. Anevrizma, damarın iç tabakalarının zedelenmesiyle kanın, damarın dış duvarlarına yüksek basınç uygulaması ve damar tabakaları arasında birikmesidir. Atardamarların toplardamarlarla bağlantılarındaki bozukluklar (arteriyovenöz malformasyon) kişide kanama riskini artıran ciddi bir durumdur.

Beyin tümörlerinde tümör içine kanama riski yüksektir. Kan pıhtılaşma süresi uzamış kişilerde (pıhtılaşmayı sağlayan proteinlerin üretilemediği karaciğer yetmezlikli kişiler, genetik olarak kanı pıhtılaştıran protein üretiminin düşük seviyelerde kaldığı hemofili hastaları, K vitamini eksikliği yaşayanlar ve benzeri sorunlar deneyimleyen hastalar) kanama, beklenenden daha ciddi olabilir ve hatta sağlıklı kişilerde kanamaya sebep vermeyecek travmalar bu kişilerde ciddi beyin kanamalarına sebep olabilir.  

Beyin kanaması için risk faktörlerine sahip kişiler yaşayabilecekleri sağlık sorunlarına karşı bilinçli olmalı ve beyin kanaması belirtileri deneyimledikleri zaman acil polikliniklerine başvurmalıdır. Ayrıca beyin kanamalarının önlenmesinde hipertansiyon sorununun ciddiye alınıp uygun tedaviyle kontrol altına alınması çok önemli yer tutmaktadır. 

Beyin Kanaması Teşhisi

Beyin kanamasından şüphelenilen durumlarda görüntüleme yöntemleri yoluyla kanama saptanmaya çalışılır. Görüntüleme yöntemi olarak manyetik rezonans (MR) ve bilgisayarlı tomografi tercih edilebilir. Kanama tespitinin en erken yapılabileceği yöntem bilgisayarlı tomografidir. MR ve MR anjiyografi gibi yöntemler kanama sebebinin tespiti için önemlidir. Anjiyografide kişinin kasık bölgesindeki bir toplardamardan gönderilen kılavuz tel ile beyin damarlarına ulaşılmakta, bu bölgeye kişide en az yan etkiye sebep olacak ve beyin taramalarında görünecek bir boya enjekte edilmekte ve boyanın taramalarda görülmesiyle damar yapısının bir şeklinin oluşması beklenmektedir. Boyanın beklenen şekilde dağılmadığı durumlarda beyin damarlarının yapısının bozulduğundan şüphelenilir. 

Beyin zarlarının kanamaları yavaş gelişebileceğinden şüpheli durumlarda belli aralıklarla birkaç MR istenip sonuçları karşılaştırılarak teşhis konulabilir. Lomber ponksiyon, kişinin bel seviyesinden omurilik sıvısı alınması işlemidir. Lomber ponksiyon sıvısının incelenmesiyle, görüntüleme yöntemleriyle teşhis edilemeyen küçük kanamalar tespit edilebilir. Kişide beyin kanamasından şüphelenildiği ancak görüntüleme yöntemlerinde beyin kanamasını doğrulayacak veri elde edilemediğinde uygulanır.  

Beyin Kanaması Tedavisi

Beyin kanamasının yaratabileceği hasarları en aza indiren yöntem beyin kanaması sebeplerinin tedavi edilmesi ve beyin kanamasının engellenmesidir. Bunun için antihipertansifler (yüksek tansiyonu normal seviyelere çekmek için kullanılan ilaç grubu) yüksek kan basıncı sorunu yaşayanlarda beyin kanamasının önlenmesinde etkili bir yöntemdir. Beyin kanaması gelişen bir kişi için ilaç ve cerrahi tedavi seçenekleri düşünülebilir. Tedavi, kişinin genel sağlık durumuna, kanamanın yerine, sebebine, derecesine göre değişebilir.

Beyin kanaması geçiren kişi, solunum güçlükleri yaşayabilir, yeterli oksijeni alamayabilir. Beyin kanaması geçiren kişinin hastanede gözlem altında tutulması ve solunum cihazına (ventilatör) bağlanması önemlidir. Kişinin kan basıncı, kan oksijen satürasyonu (doygunluğu) gibi hayati değerleri düzelip kontrol altına alındığında, kanamanın gerçekleştiği bölgenin bulunması tedavinin planlanmasının en önemli parçasıdır. 

Beyin Kanaması Tedavi Edilmezse

Beyin kanamalarında kişi zamanla bilincini kaybeder ve tedavisiz kaldığı durumlarda ölüm gerçekleşebilir. Hızlı ve etkili tedavi önemlidir. Beyinde etkilenen bölgeye göre konuşma, hareket ve görme bozulabilir. Hastanın durumunu belirleyen temel etkenler kanamanın boyutu ve hastanın genel sağlık durumudur.  Kan pıhtılaşmasında sorunlar olan kişiler kan kaybı sebebiyle kaybedilir. Diğer durumlarda kanama dursa da beyindeki etkileri kişinin hayatını kaybetmesine sebep olabilmektedir. Hızlı müdahale beyin kanamalarının tedavisinde büyük önem taşımaktadır. 

Beyin Kanamasına Ne İyi Gelir?

Beyin kanaması, şüphelenildiği anda derhal acil polikliniklerine başvurulması gereken ciddi bir durumdur. Beyin kanaması yaşanmaması için kan basıncı sistolik 130 mm Hg (milimetre civa) diastolik 80 mm Hg (Büyük/küçük tansiyon 13/8)  altında tutulmalıdır. Travma riski olan eylemlerde (motosiklete binme, inşaatta çalışma) kafa travmalarına karşı uygun koruma önlemleri alınmalıdır. Bazı ilaçların ve uyuşturucu maddelerin kullanımı, kanama riskini artırabilir, bu sebeple uyuşturucu madde kullanılmamalı, ilaçlar doktor tavsiyesinde alınmalı ve ilaç prospektüsünde yazan uyarılar dikkate alınmalıdır. 

Sigara kullanımı damarlarda hasara sebep olduğu için kanama riskini artırır, sigara kullanılmaması, dumanına maruz kalınmaması beyin kanamasının görülme ve tekrarlama riskini azaltır. Arteriyovenöz malformasyon, anevrizma gibi risk faktörlerine sahip kişiler bu sağlık sorunları için gerekli tedaviyi almalıdır. Beyin kanamasından korunmak ve şüphelenildiği zaman derhal yarım almak, beyin kanamasının sebep olabileceği sorunlardan korunm akta en etkili yöntemdir. 

Beyin Kanamasına Ne İyi Gelmez?

Kan pıhtılaşma bozuklukları beyin kanamasının verdiği hasarı ve kanama sonrası ölüm oranlarını artırmaktadır. Beyin kanaması gerçekleştiğinde kişinin durumu üzerinde en belirleyici etken tedaviye ne zaman ulaştığıdır. 

Beyin Kanaması İlaçları

Bilinci açık hastalar beyin kanamasına bağlı olarak ciddi baş ağrıları çekebilirler. Ağrı kesici tedavi, hastayla daha etkili iletişim kurulabilmesi ve hastanın kendini daha iyi hissedebilmesi için önemlidir. Antikonvülzan ilaçlarla hastanın nöbet geçirmesi önlenebilir. Beyin ödemi olan hastalara vücuttaki fazla sıvının böbrekler yoluyla atılması için diüretik verilebilir. 

Beyin Kanaması Ameliyatı

Beyin kanaması geçiren hastada kanama kaynağı tespit edildikten sonra beyin boşluklarında biriken kanın boşaltılması ve kanamanın durdurulması için cerrahi girişim uygulanabilir. Kanın biriktiği yerin ve kanamanın sebebinin bilinmesi cerrahi tedavinin uygulanmasına karar verilmesinde önemlidir. Teşhiste kullanılan görüntüleme yöntemleri ameliyat kararında da etkilidir ve ameliyatın uygulanmasında yol göstericidir. 

Ameliyat açık veya kapalı olarak uygulanabilir. Açık ameliyatta kafatasının bir kısmı çıkarılarak beyne doğrudan müdahale edilir. Kapalı ameliyatta kasıktaki bir ven aracılığıyla beyne ulaşılır. Kapalı ameliyat yalnızca anevrizmaya bağlı oluşan beyin kanamalarında kullanılır. Ameliyat sırasında beyin kanamasının durdurulmasının yanı sıra anevrizmalar tedavi edilebilir, açık ameliyatlarda arteriyovenöz malformasyonlar çıkarılabilir ve beyin kanamasının tekrarlama riski azaltılır. 

Bebeklerde Beyin Kanaması

Anne karnında 32 haftadan kısa süre kalmış prematüre (olgunluğa erişmemiş, erken doğmuş) bebeklerde beyindeki kan damarları henüz tam anlamıyla olgunlaşmayıp yeterince sağlam olmadığı  için beyin kanaması riski miadında doğan bebeklerden yüksektir. Bu haftalarda yapılacak yardımlı normal doğumlarda vakum kullanılmamakta, gerekli durumlarda forseps (kaşık) tercih edilmektedir. Bebeklerde fontanel (bıngıldak) kapanmadan gerçekleşen kanamalarda, erişkinlerden farklı bir bulgu olarak baş çevresi kısa sürede büyüyebilir (hidrosefalus). 

Kanama miktarının az olduğu durumlarda gelişimsel bozukluk görülmezken kanama miktarının artmasıyla bebekte kanamadan dolayı doku bozukluğu (sekel) kalabilmektedir. Sıklıkla motor sekeller görülmekle birlikte bilişsel sekeller de izlenebilmektedir.

Beyin Kanaması için Hangi Doktora Gidilmeli?

Beyin kanaması tedavileri beyin cerrahisinin (nöroşirürji) alanına giriyor olsa da beyin kanamasından şüphelenildiği zaman hızla acil polikliniklerine başvurulmalıdır. Risk faktörlerinin kontrol altına alınması için devamlı uygulanan tedavilere uyulmalı, kan basıncı kontrol altında tutulmalıdır. Kafaya alınan darbelerden sonra kişi beyin kanaması riskine karşı dikkatli olmalı ve ciddi darbeler sonrası acil polikliniklerine başvurarak durumunu bildirmelidir.   

Makaleyi faydalı buldun mu?
2
0
Makeleyi Paylaşın

Beyin kanaması ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hastanın ameliyat sonrasında yoğun bakıma alınma sebebi, yaşamsal değerlerinin kontrol edilip hastada gelişmiş olabilecek sorunların tespit edilmesinin istenmesidir. Herhangi bir sorun tespit edilmeyen hastalar anesteziden uyandıktan sonra bir gün içerisinde yoğun bakımdan servislere çıkarılabilirler.

Hastanın uyutulması, çeşitli ilaçlarla tetiklenen bir sahte koma durumudur. Sahte koma, beynin bazı bölgelerinin çalışmasını ve dolayısıyla enerji ihtiyacını azaltır. Daha az enerjiye ihtiyaç duyan beyin, ameliyat sonrasında daha hızlı iyileşme gösterir. Vücudun enerjisinin kişinin bilincini açık tutmaya yeterli olduğu düşünüldüğünde hasta uyandırılır.

Beyin kanamaları kişinin ölümüne sebep olabilir. Ölüm riski kanamanın etkilediği bölgeye bağlı olarak değişmektedir. Beyin içine kanamalarda ölüm riski ilk otuz günde %44 iken beyin sapı kanamalarında kişinin ilk 24 saat içinde ölüm riski %75'tir.

Kanamanın kaynaklandığı damara ve hastanın genel sağlık durumuna göre beyin kanamasının kişiye vereceği hasar değişmektedir. Beyin dokusunun içine kanama gerçekleştiğinde hastaların %20'si bir kaç yıl içerisinde eski hallerine gelirken %44’ü ilk ay içerisinde ölmektedir.

Yaşanan beyin kanamasında kanama miktarına, beyin kanamasının sebebine ve kanamanın gerçekleştiği damara bağlı olarak bilinç kaybının süresi değişebilmektedir. Bazı durumlarda hastalar komaya girip bir daha bilinçli hale dönemeyebilir. Beyin zarlarında gerçekleşen kanamalarda hasta bilincini kazandıktan sonra durumu tekrar kötüleşebilir ve komaya girebilir.