Hidrosefali

Hidrosefali hastalığı, beyin omurilik sıvısının aşırı miktarda birikmesi sonucu meydana gelmekte olup, tedavisinde öncelik hastalığın beyine vereceği zararı önlemektir.

Hidrosefali Nedir?

Hidrosefali, beynin ve omurganın işlevlerini yerine getirmek için beyinde üretilen ve hayati bir önemi olan beyin omurilik sıvısının aşırı miktarda birikmesidir. Birikme, beynin derinlerindeki boşluklarda (ventrikül) oluşan bir tıkanıklık ya da sıvının üretiminin artması sonucunda meydana gelebilir.  Bu birikime bağlı olarak boşluk ve aralıklarda aşırı bir genişleme meydana gelir. Genişleme, beyinde bulunan diğer fonksiyonel merkezlere baskı yapar. Bunun sonucunda kişide çeşitli belirtilerin meydana geldiği klinik durum oluşur.

Hidrosefali her yaşta görülebilen bir durum olmakla beraber en sık bebeklerde ve 60 yaş üstü erişkinlerde görülür. Ciddi zihinsel sorunlara yol açabilen hidrosefali, tedavi edilmez ve ilerlerse ölüme kadar ilerleyen riskleri barındırmaktadır. ABD Ulusal Nörolojik Bozukluklar ve İnme Enstitüsü’ne göre her 1000 bebekten 1-2 ‘si hidrosefali vakası ile doğuyor.

Hidrosefali Belirtileri Nelerdir?

Hidrosefali belirtileri hastalığın görüldüğü yaşlara göre bazı farklılıklar göstermektedir. Bebeklerde görülen belirtiler, yürüme ve oyun çağındaki çocuklarda görülen belirtiler, genç erişkinlerde ve yaşlılarda görülen belirtiler olarak gruplandırıp ele alacağız.

  1. Yeni doğanlarda ve bebeklerde meydana gelen belirtiler:
    • Kafanın normal boyutlardan çok daha fazla olması
    • Kafanın büyüme hızında belirgin bir artış olması
    • Kafa kemiklerinin arasında bulunan bağlantı yerlerinin (fontanel) şiş ve yumuşak olması
    • Kafa derisinin ince ve parlak olması ve kafadaki damarların belirginleşmesi
    • Kusma
    • Uyuklama
    • Az beslenme
    • Batan güneş manzarası olarak da bilinen gözlerin aşağı doğru sabitlenmesi
    • Nöbet geçirme
    • Kas gücünde zayıflık
    • Dokunmaya karşı verilen uyarılarda zayıflama
    • Tiz ağlama olması (sesin incelmesi)
  2. Yürüme ve oyun çağındaki çocuklarda görülen belirtiler:
    • Baş ağrısı
    • Mide bulantısı ve kusma
    • Gözlerin aşağı doğru sabitlenmesi
    • Görme problemleri
    • Kafa çapında büyüme olması
    • Uyuklama ve uyuşukluk olması
    • İştahsızlık
    • Yürürken denge bozukluğu
    • İdrarını ve dışkısını tutamama
    • Sinirlilik ve kişilik bozukluğu
    • Okul derslerinde bozukluk ve dikkat dağınıklığı
  3. Erişkinlerde ve Yaşlılarda görülen belirtiler:
    • Baş ağrısı
    • Letarji ( sürekli bir uyku halinde olma durumu)
    • Davranış ve kişilik bozuklukları
    • İdrarını kaçırma ve idrar tutmada sıkıntı çekme
    • Sinirlilik
    • Hafıza ve düşünme kabiliyetlerinde zayıflama
    • Yürüme ve denge problemleri

Hidrosefali Nedenleri ve Türleri Nelerdir?

Hidrosefali beyindeki boşluklarda (ventriküllerde) aşırı miktarda beyin omurilik sıvısı birikmesi sonucu oluşur. Bu aşırı miktarda birikmenin sebepleri arasında tıkanıklık, aşırı miktarda beyin omurilik sıvısı üretimi ve üretilen sıvının kana boşaltılamaması gibi erkenler yer almaktadır. Bu sebepleri yaşlara göre gruplandırmak ve hidrosefalinin türlerinden bahsetmek gerekirse:

Bebeklerde Görülen Hidrosefali

Bebeklerde hidrosefalinin en sık sebebi beynin içindeki boşlukları arasında tıkanıklık olmasıdır. Beynin boşlukları arasında beyin omurilik sıvısı sürekli hareketlilik halindedir. Eğer bu hareketliliğin engellendiği durumlar olursa sıvı daha aşağı boşluklara akamaz ve bulunduğu yerde kalır. Ancak bir yandan devam eden beyin omurilik sıvısı üretimi nedeniyle tıkanık olan bölgede sıvı hacmi artar. Ek olarak beyindeki boşlukların hacmi de artar. Bunun sonucunda artan boşlukların hacmi diğer fonksiyonel beyin bölgelerine baskı yapar ve henüz bebeğin kafatasındaki kemiklerin arası kapanmadığı için bebekte aşırı derecede kafa büyümesine neden olur.

Tıkanıklığın yanı sıra beyin omurilik sıvısının miktarının aşırı artışı da tıkanıklık olmasa bile hidrosefaliye neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında annenin geçirdiği bazı enfeksiyonlar da hidrosefali nedenleri arasındadır. Bu etkenler arasında sitomegalo virüs, kızamıkçık, frengi, kabakulak, toksoplazma gibi enfeksiyonlar yer almaktadır.

Unutulmamalıdır ki bebekte beyin gelişiminin etkilendiği durumlar bir arada bulunabilmektedir. Spina bifida olarak da bilinen ve bebekte meydana gelen omurilik gelişim hasarında hidrosefali yaygın olarak görülebilmektedir.

Kazanılmış Hidrosefali

Kazanılmış hidrosefali, doğum sonrası ve ileri ki dönemlerde travma veya enfeksiyon etkenleri nedeniyle oluşur. Bu etkenlerle oluşan tıkanıklık sonucunda beyin omurilik sıvısının iletilmesi aksar ve engellenir. Bununla beraber beyin boşluklarının hacminde genişleme görülür. Bu duruma beyin kanamaları, beyinde oluşan iyi huylu ya da kanserli kitleler, menenjit (beyin ve omuriliği çevreleyen zarların iltihaplanması) ve inme ( beyindeki kan damarlarının tıkanarak kan akışının kesintiye uğraması ) gibi etkenler sebep olmaktadır.

Komunikan (İletimin Devam Ettiği) Hidrosefali

İletimin devam ettiği hidrosefali vakalarında beyin omurilik sıvısı akışında bir kesinti olmaz. Fakat sıvının üretiminde bir artış ya da kana geçişinde azalma vardır. Bu durumlarda aşırı miktarda üretilen ve yeteri kadar emilemeyen beyin omurilik sıvısı beyin boşlukları içinde birikir. Bu boşlukların genişlemesine yol açarak hidrosefaliye sebep olur.

Non Komunikan (İletimin Engellendiği) Hidrosefali

Beyin omurilik sıvısının iletiminin engellendiği durumlarda sıvı boşluklarda akamaz. Bu nedenle beyin boşluklarında birikerek hidrosefali durumuna yol açar. Bu duruma beyindeki boşlukların iletim yolunu kapatan kitleler, tümörler, boşluklar arasındaki yollarda darlık olması, beyinin orta zarındaki kist ve beyin dokusunun omurilik kanalına baskı yapıp sıvı akımını engellemesi gibi etkenler sebep olmaktadır.

Normal Basınçlı Hidrosefali (NPH):

Normal basınçlı hidrosefali genelde 60 yaş ve üzeri hastalarda görülen bir hastalık olmak üzere kendiliğinden veya bir etken sonucunda meydana gelebilmektedir. Kişilerde özellikle zihin bulanıklığı ve bunamaya, yürüme problemlerine ve idrar sorunlarına neden olabilmektedir. Nadir görülen bir hastalık olup tek tedavisi ventriküloperitoneal şant tedavisidir.

Normal basınçlı hidrosefali risk faktörleri arasında şunlar vardır:

Kendiliğinden oluşan tipine neden olan etkenler tam olarak bilinememektedir. Ancak beyindeki beyin omurilik sıvısı emilimini sağlayan damarların emiliminin zayıflaması ve beyinin ön bölgesindeki beyaz maddenin şişmesi düşünülmektedir.

Bir sebep sonucu meydana gelen hidrosefalinin nedenleri arasında da; sıvı emiliminin bozulması, beyin içindeki kanama ve kitleler, beyin zarlarının iltihaplanması (menenjit) ve travma sonucu beyinin hasar alması yer almaktadır.

Belirtileri ileri yaşta görülen hidrosefaliye benzemekle beraber bilinç bozuklukları daha ön planda görülmektedir.  Teşhisi için bilgisayarlı tomografi (BT) , pozitron emisyon tomografi (PET CT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRG) kullanılır. Tek tedavi yöntemi ventriküloperitoneal şant tedavisidir.

Hidrosefali Teşhisi ve Tanı Yöntemleri

Hidrosefali tanısında temel olarak kullanılan yöntemleri hastalığın görülme yaşlarına göre gruplandırmak gerekir.

Anne karnındaki fetüste ve bebeklerde hidrosefali tanısı:

Anne adaylarına gebelik boyunca rutin olarak yapılan ultrason kontrolleri ile bebeğin beyin ve kafa boyutlarının ölçüleri, beyin boşluklarının hacmi gibi ölçümlere bakarak anne karnında iken hidrosefali ile ilgili bilgi verilebilir. Ancak anne karnındaki bebekte hidrosefali olup olmadığı gebeliğin 7. ayı itibari ile yani son 3 ayda kontrol edilebilir. Eğer şüphe edilen bir durum varsa Fetal MR gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. MR cihazı radyasyon taşımadığı için gebelikte hastalık teşhisinde güvenilir bir yöntemdir. Ailede omurilik sorunları ile ilgili doğum öyküsü varsa anne karnından alınan amniyotik sıvı örneklemesi ile kromozom tetkiki yapılabilir.

Bebeklerde ise doğumdan sonra hidrosefali tanısı için düzenli olarak baş çevresinin ölçümü ve ultrason cihazı ile kafa kemikleri arasındaki birleşme yerlerinin (fontaneller)  boyutuna bakılabilir. Ultrason görüntülemesi sırasında anormallik rastlanırsa eğer manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve bilgisayarlı tomografi (BT)  gibi ileri görüntüleme testleri istenebilir.

Çocuklarda ve Yetişkinlerde hidrosefali tanısı:

En başta hastanın şikâyetleri dinlenmeli ve tıbbi öyküsü alınmalıdır. Daha sonra hastaya fiziksel bir muayene ve nörolojik muayene yapılmalıdır. Nörolojik muayene sırasında hastanın kas gücü, gerilime karşı koyup koymadığı, refleksleri değerlendirilir. Sonrasında daha ileri testler olan beyin görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bunlar:

Ultrason Görüntüleme (USG): Daha çok bebeklerde ve erken yaşlardaki çocuklarda ilk görüntüleme yöntemidir. Bu yöntemle kafatasında bulunan kemiklerin arasındaki yumuşak alanların (fontanel) kontrolü sağlanır. Anne karnında hidrosefali tanısında yararlanılabilmektedir. Nispeten daha basit ve düşük risk içeren bir yöntemdir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT): Genelde sadece acil tarama yöntemi olarak kullanılır. Çünkü hem X ışını kullanmaktadır hem de masaya yatmayı gerektiren bir tetkiktir. Beyni kesitsel olarak ele aldığı için beynin boşluklarını (ventrikülleri) değerlendirmede kullanılabilir.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): Manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılıp radyasyon kullanılmadığı için daha tehlikesiz bir yöntemdir. Beynin üç boyutlu yapısı ve beyindeki boşlukların yapısının ve hacminin değerlendirilmesinde ayrıca bu boşluklarda hacim artışı varsa bunun sebebini araştırmada çok yararlı bir yöntemdir. Ancak MR cihazı gürültülüdür ve hasta cihazın içinde hareketsiz kalmalıdır.

Hidrosefali Tedavisi ve Ameliyatları

Hidrosefali, erken teşhisi ve tedavisi önem taşıyan hastalıklardan biridir. Tedavideki amaç erken teşhis ile oluşabilecek bir beyin hasarını önlemek veya hali hazırda oluşan bir beyin hasarının ilerlemesini engellemektir. Tedavide uygulanan yöntemler ile beyindeki artan beyin omurilik sıvısı hacmini azaltmak ve beynin hayati fonksiyon yapan bölgelerini baskı altından kurtarmak amaçlanır. Bunun için tedavide uygulanan temel yöntemler cerrahi prosedürlerdir.  Uygulanan 2 cerrahi yöntemden biri ventriküloperitoneal şant biri de üçüncü ventrikülostomi adı verilen yöntemlerdir. Bu yöntemlerin ayrıntıları şu şekildedir:

Ventriküloperitoneal şant (VP şant): Adından anlaşılacağı gibi beynin içindeki ventrikül adı verilen boşluklardaki artan beyin omurilik sıvısının şant adı verilen tıbbi cihaz yardımı ile doktorun ayarladığı boşaltım bölgesine boşaltılmasıdır.

Cihaz üç kısımdan oluşmaktadır; bir pompa (Valf) , ince esnek tüp (giriş katateri) ve çıkış katateri. Şant takılacak kişi genel anestezi uygulanarak uyutulur. Daha sonra cerrah kulağın arka kısmından ufak bir kesi açarak ince esnek tüpü beyne ilerletip yerleştirir. Daha sonra tüpün sonuna da pompa (valf) yerleştirip çalışma durumunu kontrol eder. Sonrada cilt altından karın boşluğuna doğru çıkış katateri yerleştirilir böylece artan beyin omurilik sıvısı karın boşluğuna boşaltılır ve orada geri emilebilir.

Ameliyat yaklaşık 90 dakika sürer ve hasta ameliyat sonrası 3-4 gün hastanede kontrol altında tutulur. Daha sonra hastanın durumu uygunsa ve şant düzgün çalışıyorsa hasta taburcu edilir.

Ventriküloperitoneal şant riski ve komplikasyonları: Şant uygulaması oldukça güvenli bir tedavi yöntemi olup ameliyat öncesinde veya ameliyat sonrasında bazı komplikasyonlar görülebilir. Ameliyat sırasında fazla kanama ve iltihap riski olabilir. Ayrıca ameliyat esnasında hastada solunum sıkıntısı ve kalp hızında yükselme gibi durumlar da görülebilmektedir. Ameliyat sonrasında görülebilen bazı komplikasyonlar ise:

  • Beyinde veya şantta iltihap, şantın olduğu yerden kanama sonrası pıhtı oluşması, beyin kanaması, beyin dokusuna zarar verme gibi riskler vardır.
  • Şant takılan kişi ateş, baş ağrısı, karın ağrısı, yorgunluk, kalp hızında artma, kan basıncında artma gibi durumları fark ederse hemen doktoruna başvurmalıdır. Çünkü her hangi bir iltihap veya şantın çalışmasının bozulması buna neden olabilir.
  • Şant takıldıktan sonra çalışmasında problem olabilir. Bebeklerde ortalama 2 yıl sonra şantı değiştirmeye gerek duyulabilirken, çocuklarda ve erişkinlerde 8 yıl sonra bile değiştirmeye gerek duyulmayabilir. Şantta meydana gelebilecek sorunlar başlıca şunlardır; şantta mekanik bir arıza, şantın giriş veya çıkış kataterinde engel olması ya da iltihap sonucu şantın çalışamaması. Bu durumlarda şant az çalışarak ya da hiç çalışmayarak beyindeki sıvının boşaltımını yeterli yapamayabilir. Bazı durumlarda da aşırı çalışarak beyindeki sıvı üretim hızından daha fazla sıvı boşaltımı yaparak beyindeki boşluklarda çökmeye ve kanamaya neden olabilir.

Endoskopik üçüncü ventrikülostomi (ETV):Temel olarak tıkanıklık olan hidrosefali tiplerinde kullanılan bir yöntemdir. Beynin orta hattından kafatasını açarak beynin 1. ve 2. boşluklarının içine girilir. Daha sonra dikkatlice onun içerisinden ilerleyip 3. boşluğa girilir. Ondan sonra beyin tabanında delik açılır ve balon kullanarak bu deliğin devamlılığı sağlanır. Böylece tıkanıklık sonucu engellenen beyin omurilik sıvısının akışı devam ettirilmiş olur ve beyin basınçtan kısmen kurtulup rahatlamış olur.

Daha sonra endoskopik aletler yavaşça çıkarılıp açık bölümler dikkatlice kapatılır. Ameliyattan çıkarılan hasta yoğun bakım ünitesine alınarak 3-4 gün kafa içi basınç kontrolü (ICP) yapılır. Hastanın klinik durumu düzelmeden taburcu edilmez. Daha sonra 3 ay içerisinde manyetik rezonans görüntüleme ile (MRG) hastanın beyin boşluklarının boyutu izlenir. Klinik bulguları ve şikâyetleri olmayan hastalar şant takılan hidrosefali hastaları gibi yıllık takip edilir.  Üçüncü ventrikülostomi operasyonu sırasında hastada kalp hızında yavaşlama, ameliyat sırasında sinirsel dokulara hasar verilmesi neticesinde kişide kısa süreli hafıza kayıplarına neden olabilir. Ameliyatın başarı oranı kişiden kişiye değişmekle beraber %48,8 ile %89,5 arasındadır.

Hidrosefali Tedavi Edilmezse Ne Olur? (Komplikasyonları)

Hidrosefali erken teşhis edilip müdahalede bulunulmadığı vakalarda komplikasyonlar benzer olmakla beraber yaşla ilgili olarak hastadan hastaya değişmektedir. Bebek doğduğu zaman şüphe edilmezse ve bu durum ilerlerse beyinde görülen işlevsel hasar ve zihinsel gelişim bozukluklarının görülmesi çok yüksek ihtimallidir. Ancak hızlı bir ilerleme yoksa uygun tedavi ile gelişebilecek olumsuzluklar minimum seviyeye indirilir.

Bebeklerde ve çocuklarda erken müdahale edilmezse ve durum ilerlerse görülebilecek bazı durumlar şunlardır:

  • Dikkat eksikliği ve odaklanamama
  • Otizm
  • Öğrenmede zorluk çekme
  • Fiziksel gelişim problemleri
  • Konuşma problemleri
  • Görme problemleri

Erişkin ve yaşlı hastalarda görülebilecek komplikasyonlar ise;

  • Konuşma ve anlama problemleri
  • Görme problemleri
  • İdrar ve dışkı tutmada problemler
  • Yürüme ve denge problemleri
  • Sinirlilik

Hidrosefali Hastası Nelere Dikkat Etmelidir?

Hidrosefali hastalarının belirtileri ciddi ve ölümcül olabileceği için hastanın ve ailesinin dikkatli olması lazımdır. Özellikle çocuklarda kafa çevresinde büyümenin yol açabileceği zihinsel sorunların yanında arkadaşları tarafından alay konusu olma sıkıntısından dolayı kendini kötü hissetme ve kendisini çevreden soyutlama olabilir. Bu nedenle bu çocuklar için uzman Psikolog ve Psikiyatri uzmanından destek alınabilir.

Ayrıca öğrenme problemi yaşayan çocuklar için özel eğitim ve öğretim merkezlerine başvuru yapılabilir. Bebekler için anne babanın yakın gözetimi ve takibi çok önemlidir. Bebeğin yeme alışkanlığı ve sıklığında değişme gözlenirse, büyüme ve gelişmesinde problem fark edilirse ve bebeğin hareketlerinde, yatmasında, dönmesinde, oturmasında sıkıntı yaşanıyorsa hemen bir uzman doktora başvurulmalıdır.

Çocuklarda meydana gelebilecek çiğneme ve yutma problemleri sonucunda kusma durumu gözlenebilir. Bu durumda anne babalar çocuğa katı yiyecekler vermek yerine çorba halinde sıvı besinleri vererek çocuğun protein ve vitamin ihtiyacını karşılayabilir.

Hidrosefali hastasında fizik tedavinin yeri de önemlidir. Ne kadar erken zamanda başlanırsa o kadar iyi sonuçlar alınacaktır. Hidrosefalinin cerrahi tedavisi sonrası görülebilen hareket zorluğu, denge problemleri ve kaslarda görülebilecek zayıflık sonrasında uzman doktorun da onayı alınarak fizik tedavi uygulamalarına başlanmalıdır. Doktorunuz tarafından verilen rapor ile özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz olarak fizik tedavi hizmetini alabilirsiniz.

Şant takılan hastaların düzenli aralıklarla mutlaka şant kontrolü yapması çok önemlidir. Çünkü şant bozulabilir, tıkanabilir, fazla veya az miktarda sıvı boşaltabilir ve iltihaplanabilir. Bu durumda hasta çok ciddi komplikasyonlar görülebilir ve hastada tekrardan hidrosefali belirtileri görülebilir. Ayrıca şantın takılı olduğu bölgede kızarıklık, ısı artışı, şişlik ve ağrı olması durumunda şantın iltihaplanma durumu düşünülüp hemen doktora başvurulmalıdır. Bu durum göz ardı edilirse hastanın ölümüne kadar ilerleyebilecek ciddi bir tablo görülebilir.

Hidrosefali hastalarının uçakla uzun yol yolcularında ise uzman doktora başvurup bilgi alması gerekmektedir.

Hidrosefali İlaçları

Hidrosefali hastalığı beyindeki boşluklarda aşırı miktarda beyin omurilik sıvısının bulunması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Bu hastalarda temel tedavi cerrahi yöntemler ile bu boşluklardaki sıvıları boşaltmak ve hastada meydana gelebilecek beyin hasarını önlemektir. Bunun da tek tedavisi cerrahi yöntemler ile sağlanmaktadır. Henüz tedavide kullanılan etkili ilaçlar yoktur.

Spina Bifida ve Hidrosefali

Spina bifida hastalığı annede görülen folik asit eksikliği sonucunda anne karnındaki bebeğin omuriliğinde gelişme problemi ve sırtında bir kese veya açıklıkla beraber dünyaya geldiği durumdur. Bu durumda bebekte gerekli müdahale yapılmadığı takdirde zihinsel gelişimde ve idrar tutmada sıkıntı yaşanabilir. Bebek yetişkin çağa geldiğinde bile hala alt bezi kullanmak zorunda kalabilir.

Anne karnındaki bebekte omuriliğin gelişimi 16.haftada olur. Folik asit içeren B vitamini kullanmayan annelerde eksiklik de varsa omurilikte açıklıkla kendini gösteren spina bifida hastalığı görülür. Omuriliğin uç kısmı da beyne bağlı olduğu için bebekte beyin ile ilgili sorunlar sıkça görülebilir. Bu sorunların başında da hidrosefali gelmektedir. Spina bifidası olan çocukta hidrosefali de gelişmişse bebek doğunca yapılan erken tedavi ile gelişebilecek zeka problemleri önlenebilir.

Bunun önlenmesinde en önemli yöntemlerden biri annelerde olabilecek folik asit eksikliğinin önüne geçmektir. Ayrıca hamilelikte düzenli olarak doktor kontrolü atlanmamalıdır.

Hidrosefali ve Gebelik Sonlandırma

Hidrosefali anne karnında erken tanı yöntemleri ile konabilir. Normalde bunun anlaşıldığı zaman diliminde ülkemizde kürtaj yaptırmak yasal değildir. Ancak hidrosefali anne karnında oluşabilecek ve teşhis edilebilecek bir hastalık olduğu için anne ve baba adayının kararına göre yasal kurallar çerçevesinde gebelik sonlandırılabilir.

Hidrosefali için Hangi Doktora Gidilir?

Hidrosefali beyin ile ilgili nedenlerden kaynaklandığı ve beyin fonksiyonlarını etkilediği için bu hastalar Nöroloji ve Nöroşirurji (Beyin ve Sinir Cerrahisi) bölümlerine başvurmalıdır.

Yeni doğanlarda kafa yapısı ve diğer belirtilerin erken zamanlarda görülmesi nedeniyle hastanede hemen gözleme alınmaktadır. Ancak kafa yapısında şüphe edilmediği durumlarda ebeveynler bebeklerinde şiddetli kusma, sürekli uyku hali, emme sorunları, kafayı hareket ettirmekten kaçınma, nefes almada zorluk ve yukarıda yazan diğer belirtileri fark ettiği zaman uzman doktora başvurmalıdır.

Çocukluk ve erişkin çağındaki bireylerde aniden başlayan belirtiler ve uzun süredir devam eden şiddetli baş ağrısı fark edildiği zaman uzman doktora başvurulması gerekmektedir.

Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis ve tedavi bu hastalıkta da önemlidir. Çünkü hastalık beyin ve zekâ fonksiyonlarını etkilemektedir ve tedavi edilmezse ölüm riski olabilen bir hastalıktır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
2
0
Makeleyi Paylaşın

Hidrosefali ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hidrosefali hastalığının kendiliğinden geçme ya da iyileşme durumu yoktur. Ancak şant yöntemi ve diğer cerrahi yöntemler ile hastalığın ilerlemesi engellenebilir. Böylece hasta oluşabilecek ciddi riskler ve kalıcı hasarlar önlenmiş olur.

Hidrosefali hastaları doğumdan sonra erken tedavi edildiği sürece beynin zarar görme riski azalmaktadır. Şant takılan ve şantı normal çalışan bir hastanın ölüm riski çok az olacaktır. Yani sağlıklı bir kişinin ortalama yaşam süresine yakındır. Ancak şant takılamayan ve ileri beyin hasarı olan hastalarda ölüm riski ciddi derecede yüksektir.

Hidrosefali hastalığının birçok sebebi olmakla beraber bu sebeplerden biride genetik olmasıdır. Anne karnında yapılan genetik testler sonucunda bebekte hidrosefali olup olmadığı anlaşılabilmektedir. Fakat travmalar ve bazı enfeksiyonlar nedeniyle de oluşabilir.

Hidrosefali hastalığı erken teşhis ve tedavi ile ciddi başarılar gösterilmiş bir hastalıktır ancak tam olarak iyileşmesi söz konusu değildir. Hastaya tedavi edilemezse, nefes alma, konuşma, görme ve zihinsel fonksiyonların olduğu beyin bölgelerine ve beyin sapına bası yaparak hastanın ölümüne neden olabilir.  

Hidrosefali hastalığı tamamen iyileşen bir hastalık değildir. Ancak yapılan cerrahi müdahaleler ile hastanın beynindeki fazla sıvı boşaltılıp kişinin rahatlaması ve gelişebilecek beyin hasarı engellenebilir. Şantın bozulduğu veya normal çalışmadığı durumlarda tekrardan hidrosefali bulgularının oluşabileceği unutulmamalıdır. Bu durumlarda da tekrardan şant değişimi yapılabilir.