Morbid Obez

Morbid obez, kişinin vücut kitle endeksinin 40'ın üstünde çıkması olup, cerrahi olan ve olmayan yöntemler ile tedavi edilebilmektedir.

Morbid Obezite Nedir?

İstirahat hali de dahil olmak üzere kalbin kan pompalaması, besinlerin sindirilmesi gibi vücuttaki tüm sistemlerin çalışması, günlük yapılan aktiviteler ve egzersizler için vücudun kalori gereksinimi vardır.

Kullanılacak kalori miktarından fazlasının alınması halinde vücut fazla kaloriyi depolar ve yağ deposunda artma sonucu obezite görülür. Obezite kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülmektedir, önlenebilen ölüm sebepleri arasında sigaradan sonra ikinci sırada yer almaktadır.

Obezite vücut kitle indeksine göre sınıflara ayrılır, bu indeks kilonun boyun karesine bölünmesi ile elde edilir 30’un üzerinde olması durumunda obez, 40’ın üzerinde olması halinde morbid obez denir.

2014 yılında yapılan bir çalışma sonucunda erkeklerin %2,3, kadınların %5’inde vücut kitle indeksi >35 olarak bulunmuş; erkeklerde %0,6, kadınlarda %1,6 oranında ise morbid obezite saptanmıştır (vücut kitle indeksi >40)

Obezite aynı zamanda ideal vücut ağırlığına göre kilo fazlalığı olarak da tanımlanır. İdeal vücut ağırlığının hesaplanmasında Lorentz Vandervaei Formülü kullanılır.

Buna göre; Kadınlarda ideal vücut ağırlığı: 50 kg+ (boy- 150 cm) x 0.6 Erkeklerde ise; 50 kg+ (boy- 150 cm) x 0.7 şeklinde hesaplanır.

Morbid obez kişilerde tansiyon yüksekliği, şeker hastalığı, kalp damar hastalıkları, reflü, karaciğer yağlanması, kısırlık, eklemlerde kireçlenme gibi vücuttaki tüm sistemleri etkileyen ciddi sağlık problemleri gelişir. Şiddetine göre yaşam süresinde kısalmaya neden olur.

Morbid Obezite Belirtileri Nelerdir?

Morbid obezite vücuttaki hemen her sistemi etkilediğinden kişinin kilolu görünümünden daha hayati belirtileri vardır.

Morbid Obezite Nedenleri Nelerdir?

Obezitede temel mekanizma kalori alımı ile enerji harcanması arasındaki uyumsuzluk olsa da obzetiye sebep olabilecek birçok neden mevcuttur:

  • Fazla kalori alınması: Kişilerin kilosu üzerinde genetik faktörler ve hormonlar etkili olsa da normal ihtiyaçtan daha fazla alınan kalori (özellikle yağlı ve şekerli yiyeceklerden alınan) sonucu obezite meydana gelir. Alınmış ve fiziksel aktivite ile yakılmamış fazla kaloriler vücutta yağ olarak depolanır.
  • Dengesiz beslenme: Fazla miktarda yağ ve şeker içeren fastfood yemek tüketimi, yüksek kalori içeriğine sahip alkolün fazla miktarda tüketilmesi, şeker ve asit içeriği fazla olan içecekler tüketmek, vücudun ihtiyacından daha fazla porsiyonlar tüketmek, karbonhidrattan ve doymuş yağdan zengin liften fakir beslenmek gibi dengesiz ve sağlıksız beslenme biçimi kilo artışına sebep olmaktadır.
  • Egzersiz yapmama, sedanter hayat: Alınan kalorinin egzersiz ile yakılmaması vücutta kalori fazlalığına neden olur. Haftada en az 150 dakika yürüyüş, bisiklete binme, yüzme gibi spor faaliyetlerinin yapılması önerilmektedir, bu sürenin günlük yarım saatlik periyotlarda olması en idealidir.
  • Aile öyküsü ve genetik hastalıklar: Obeziteye sebep olan genetik hastalıklar kilo vermede zorluğa yol açsa da kilo vermeyi imkânsız kılmaz.
  • Leptin duyarlılığında azalma: Leptin yağ doku tarafından üretilen ve beyinde iştah üzerinde etkili olan bir maddedir. Fareler üzerinde yapılan çalışmalarda leptin miktarında azalma aşırı yeme isteği ve obezite ile sonuçlanmıştır. İnsanlara bakıldığında ise obez kişilerde yağ dokusunda artışa bağlı olarak leptin seviyesinde yükseklik mevcuttur. Fakat leptinin etki edeceği reseptörlerde bir sorun nedeniyle leptin vücutta etkisini göstermez, leptin hassasiyeti gelişir, bu da vücutta leptin eksikliği gibi sonuçlanır.
  • Sağlık sorunları nedeniyle gelişen obezite:
    1. Hipotiroidi: Tiroit bezinin normalden daha az çalışması vücutta metabolizmanın yavaşlamasına ve kilo artışına neden olur. Tiroit hormonun normal seviyelerde tutulması ile aşılabilir.
    2. Cushing sendromu: Vücutta steroid ve steroid hormonların fazla miktarda üretimi sonucu gelişir. Tedavi edildiği taktirde kilo verilmesi mümkün olabilmektedir.
    3. PCOS: Polikistik Over Sendromu, yumurtalıklarda gelişen kistler, obezite ve erkek tipi kıllanmanın görüldüğü bir kadın hastalığıdır.
    4. Şeker hastalığı
    5. İlaç kullanımı steroid içerikli ilaçlar, nöbet tedavisinde kullanılan ilaçlar, şeker ilaçları, antidepresanlar gibi ilaçlar kişide kilo artışına neden olabilmektedir, kilo kontrolü önemlidir.
  • Yaşlanma: Obezite çocuklar dahil her yaşta görülebilmekle birlikte yaş arttıkça ortaya çıkan hormonsal değişiklikler, aktivite azalması kilo artışına yatkınlık sağlar. Ayrıca yaşlandıkça vücutta kas kütlesi azalır bu da metabolizmada yavaşlamaya sebep olur, kilo alımı için bir faktördür.
  • Düzensiz uyku: Gereğinden az ya da fazla uyumak iştah üzerinde etkili hormonların seviyesinde değişiklik yaparak kilo alımına neden olabilmektedir.
  • 9.Sigaranın bırakılması: Sigaranın bırakılması ile kişi bu alışkanlığın yarattığı boşluğu yemek ile doldurmaya çalışır. Fazla kalori alımı sonucu kilo artışı meydana gelir.
  • Stresli yaşam tarzı: Stres, kaygı, depresyon endişe hali durumunda kişiler kalorili yiyeceklere yönelir ve fazla kalori alımı ile vücutta yağ depolanması meydana gelir.

Bu durumlar mutlak obeziteye neden olmasa da kilo artışı meydana getirerek obezite başlangıcı için risk teşkil etmektedir. Kontrol edilemeyen kilo alımının sonuncuda obezite gelişmesi kaçınılmazdır.

Morbid Obez Teşhisi

  • Tıbbi öykü: Aile öyküsü, kişinin ek hastalığı olup olmadığı, kilo geçmişi ne kadar zamanda ne kadar kilo aldığı, beslenme ve egzersiz alışkanlığı, kilo fazlalığının yol açabileceği nefes darlığı, çarpıntı gibi başka belirtilerin varlığı sorgulanır.
  • Fizik muayene: Öncelikle hastanın kilo ve boy ölçümü yapılarak vücut kitle indeksi hesaplanır, obezitenin derecelendirilmesi için önemlidir. Vücut kütle indeksi kilonun boyun karesine bölünmesi ile elde edilir ve sınıflama şu şekildedir:

<18,5 kg/m2

 Zayıf

18.5- 24,9 kg/m2 arası

 Normal kilolu

25- 29,9 kg/m2 arası

 Fazla kilolu

30- 34,9 kg/m2 arası

 I.Derece obez

35- 39,9 kg/m2 arası

 II.Derece obez

40- 50 kg/m2 arası

 III.Derece morbid obez

>50 kg/m2

 Süper obez


Fizik muayenede ayrıca etkilenme durumunu belirleyebilmek için akciğer ve kalp sesleri dinlenir ve tansiyon ölçümü yapılır.

  • Bel çevrenizin ölçülmesi: Bel bölgesinde topallan ve karın yağı olarak adlandırılan yağ miktarı kalp damar hastalıkları ve şeker hastalığı riskini arttırmaktadır. Kadınlarda 88 erkeklerde 102 santimetreden fazla bel ölçümüne sahip olan kişiler risk altındadır.
  • Deri kıvrım testi: Vücut yağ yüzdesinin hesaplanması amacıyla yapılır. Karın, kol veya bacak bölgesinde deri kalınlığı ölçülür.
  • Laboratuvar: Obeziteye sebep olabilecek ya da obezitenin sebep olabileceği durumlar doğrultusunda kolesterol değerleri, tiroit fonksiyon testi, karaciğer fonksiyon testleri, açlık kan şekeri ve gerekli hormonların ölçümü yapılır.
  • EKG ve EKO: Herhangi bir ritim bozukluğu ya da kalbin etkilendiği düşünülmesi halinde kalp filmi e-kalp ultrasonu istenebilir.

Morbid Obez Tedavisi

Morbid obezitede tedavinin amacı sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve bunu korumaktır. Kilo kaybı ile birlikte obezitenin sebep olacağı ciddi sağlık problemleri önlenebilmektedir.

Ayrıca obeziteye sebep olduğu düşünülen altta yatan hastalıkların tedavisi gerekmektedir.

Cerrahi Olmayan Tedavi Yöntemleri

  • DiyetBaşlangıçta toplam kilonun %5-10’u kadar kilo kaybı sağlayacak bir diyet ve fiziksel aktivite artışı sağlanmalıdır. Fastfood, doymuş yağ, işlenmiş gıdalar, şekerli ve asitli içecekler, alkol gibi besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır. Yeni bir beslenme alışkanlığı kazanılmalıdır ve bu beslenme bol sebze, meyve, lifli gıdalar, fasulye, mercimek soya gibi yağsız protein kaynakları, süt-süt ürünleri, et, balık, yumurta içermelidir. Tuz tüketimi azaltılmalı, mümkünse sıfırlanmalıdır. Yağ kullanımında doymamış yağlar, zeytinyağı, kanola ve fındık yağı gibi kalp damar sistemi için faydalı yağlar tercih edilmelidir.
  • Egzersiz ve aktivite: Hem kilo kaybı hem de kayıptan sonra mevcut kilonun korunması için egzersiz yaşamın bir parçası haline getirilmeli, düzenli olarak yapılmalıdır. Bu doğrultuda günlük yürüyüş, bisiklet, yüzme gibi spor aktivitelerinin yanında gidilecek yere araba yerine yakınsa yürüme tercih edilmeli, ya da uzağa park edilerek, bir durak önce inerek yürüyerek gitmek, bahçe işleriyle uğraşmak gibi basit çözümler de sunulabilir.
  • İlaç tedavisiKilo vermenin ve verilen kilonun korunmasının esas yolu dengeli ve sağlıklı bir diyet ve düzenli egzersizdir. Fakat bazı durumlarda kilo kaybına yardımcı olacak ilaçlar reçete edilebilmektedir. Doktor kontrolü dışında kesinlikle kullanılmamalıdır. Bu ilaçlar her kilo verme çabası olan kişilerde kullanılmaz, reçete edilebilmesi için vücut kitle indeksinin 30’un üzerinde ya da şeker hastalığı, tansiyon hastalığı gibi obeziteye bağlı ek hastalıkları olanlarda 27’nin üzerinde olan hastalarda kullanılabilir. Obezite tedavisinde kullanılmasına onay verilen ilaçlar:
    • Orlistat
    • Seratonin aktivatörleri
    • Phentermine
    • Bupropion ve naltrekson
    • Liraglutide

Cerrahi Tedavi Yöntemleri

  • Endoskopik yöntemler: Bu yöntemlerde cilde herhangi bir kesi yapılmaz. Anestezi altında ağza boğazdan mideye ulaşan esnek tüpler yerleştirilir. Kullanılabilen yöntemlere bakıldığında midenin boyutunu ve alınan yiyeceğin miktarını azaltmaya yönelik mideye dikiş yerleştirilebilir. Diğer bir yöntem de mideye bir balon yerleştirilir bu şekilde mide hacmi azaltılır. Diyet ve egzersizin etkili olmadığı, vücut kitle indeksi 30’dan yüksek olan kişilerde uygulanabilir.
  • Bariatrik cerrahi: Besin alınım ve emiliminin azaltılmasını hedefler. Diğer obezite tedavi yöntemlerinin denenmiş fakat sonuç alınamamış, vücut kitle indeksi >40 ya da şeker hastalığı veya yüksek tansiyon gibi obeziteye ek hastalığı bulunanlarda >35 olan, ameliyat sonrası yaşam değişikliği yapabilecek hastalarda uygulanır. Genel anestezi altında yapılan bu ameliyatlar için kişinin anestezi almasına engel bir durumu olmaması gerekmektedir.

Obezite tedavisi için kullanılabilen cerrahi yöntemler:

  • Gastrik bypass ameliyatı(Roux-en-Y gastrik bypass): Mide bağırsak bağlantısı sağlanarak uygulanır, emilimin azaltılmasını sağlar.
  • Ayarlanabilir gastrik bantlama: Midenin herhangi bir bölümü çıkarılmadan mideyi ikiye bölen bir bant ile hacmin ayarlanması işlemidir.
  • Sleeve gastrektomi: Tüp mide ameliyatı olarak bilinen mide hacim küçültme ameliyatıdır.

Diğer Tedaviler

  • Vagal sinir blokajı: Karın derisinin altına midenin dolu veya boş olduğunu algılayarak beyne ileten vagus siniri için belirli aralıklarla elektrik sinyalleri gönderen bir cihaz yerleştirilir. Obeziteye bağlı gelişen şeker hastalığı gibi en az bir ek hastalığı olan, kilo verme programları ile kilo verememiş, vücut kitle indeksi 30-45 arasında olan kişilerde kullanılmak üzere 2014 yıllında onay almış bir yöntemdir.

Morbid Obez İlaçları

Seratonin aktivatörleri: Tedavide kullanılan ilaçların etkisi vücutta iştah üzerinde etkili olan maddeler üzerinedir. Özellikle seratonin denilen maddenin iştahı azalttığı bilinmektedir, bu amaçla seratonin aktivatörleri kullanılmaktadır. Seratonin aktivatörlerine örnek olarak fenfloramin, sertralin, sibutramin örnek verilebilir.

  • Olası yan etkiler: Halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, ishal, uykusuzluk, ağız kuruluğu, sinirlilik hali, gerginlik görülebilir.

Adrenerjik agonistler: Vücutta metabolizma da hızlanma yapan adrenerjik sistem bulunmaktadır, bu sistemin aktive olması iştahta azalmaya yol açar. Bu sistemi aktive eden ilaçlara fentermin, amfetamin, efedrin örnek verilebilir.

  • Olası yan etkiler: Çarpıntı, yüksek tansiyon, uykusuzluk, yüzde kızarma, baş ağrısı, halüsinasyon, bağımlılık riski görülebilir.

Orlistat: Birçok ilaç test edilmiş olsa da güvenli ve etkili olduğu kanıtlanmış tek ilaç orlistattır. Orlistat yağların sindiriminde etkili olan lipaz enzimini inhibe eden bir maddedir. Reçetesiz satılmayan bu ilaç alınan besinin üçte birinin emilimini önler, daha az yağ emilimine bağlı olarak kilo alımının engellenmesini sağlanır. İlaç kullanımının öncesinde ve ilaç kullanımıyla birlikte mutlaka dengeli bir beslenme ve egzersiz programınız olmalıdır. Hamile ve emziren kadınlarda kullanılmamalıdır. Kilo kaybı görülmesi halinde en az 3 ay devam edilmelidir. Diğer yandan 3 aydır kullanıma rağmen kilo kaybı olmadıysa ilaç etkili bir tedavi yöntemi olmayabilir, kesilmesi doğrultusunda doktorunuza danışmanız gerekir.

  • Olası yan etkiler: Steatore (yağlı dışkılama), Sık dışkılama, İshal, İç çamaşırında yağlı lekelenme, Şişkinlik hissi, Karın ağrısı, kramp, Baş ağrısı

Liraglutid: Şeker hastalığında kullanılan GLP-1 reseptör agonistidir. Vücutta insülin hormonunun salgılanmasında artışa neden olur, böylece mide boşalması yavaşlar ve iştah azalır. Şeker hastalığının tedavisinde kullanılan bu ilaç şeker hastalığı ve obezitesi bulunan hastalarda tercih edilebilmektedir. Pankreatit geçirmiş kişilerde, hamile hastalarda, kendisinde veya ailesinde tiroit kanseri öyküsü olan hastalarda kullanımı önerilmez.

  • Olası yan etkiler: Mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, safra kesesi hastalıkları görülebilir.

Lorkaserin: Seratonin agonisti bir ilaçtır. İştahı azaltır ve kan şekerini düzenler. Çalışmalarda %5’ten fazla kilo kaybı sağladığı gözlenmiştir.

  • Olası yan etkiler: Baş ağrısı, baş dönmesi, görmede bulanıklık, uyku hali, mide bulantısı, karın ağrısı.

Fentermin ve dietilpropion: Santral sinir sisteminde noradrenalin salgısını artırarak iştahta azaltma sağlayan amfetamin benzeri ilaçlardır. 12 haftadan daha uzun süre kullanılması önerilmez. Kalp damar hastalığı, ritim bozukluğu, kalp yetmezliği, geçirilmiş inme, yüksek tansiyonu olan hastalarda normalden daha aktif çalışan tiroidi olan hastalarda, hamilelik ve emzirme sırasında kullanımı önerilmez.

  • Olası yan etkiler: Tansiyon yüksekliği, çarpıntı, ritim bozukluğu, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, döküntü, halüsinasyon görme, ağız kuruluğu, ellerde titreme görülebilir.

Naltrekson/ bupropion: Enerji tüketiminde etkili olan alfa melanosit uyarıcı hormon üretiminde artış sağlayarak enerji tüketimini arttır bu da kilo kaybına yol açar. Naltreksonun asıl kullanım alanı alkol bağımlılığı bupropionun ise depresyon ve sigara bırakma tedavisidir. Bu iki ilacın birlikte kullanımı beslenme değişikliğine yol açar ve iştahta azalma sağlar. Kontrolsüz yüksek tansiyon, epilepsi öyküsü ve gebelikte kullanılmaz.

  • Olası yan etkiler: Mide bulantısı, kusma, kabızlık, baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, ağız kuruluğu görülebilmektedir.

Morbid Obez Ameliyatları

Tedavi seçiminde ameliyat ilk seçenek değildir. Diğer tedavi yöntemlerin denemesi ve başarısızlıkla sonuçlanmış olması gerekmektedir.

Vücut kitle indeksi >40, kronik hastalığı olanlarda >30 olan, anestezi almasına engel bir durumu olmayan ve ameliyat sonrası yaşam değişiklikleri ile birlikte kilo kontrolünü sağlayabilecek hastalarda tercih edilebilir.

Bariatrik cerrahi yöntemlerine baktığımızda:

  • Ayarlanabilir gastrik bant: Mide ayarlanabilir bantla iki kısma ayrılır, bant kemer gibi sıkılarak bu iki kısım arasında bir kanal oluşturulur. Sıkı bir bant bu kanalın genişlemesini önler. Bant aracılığı ile midenin üst tarafında yaklaşık 30 mililitre hacminde bir boşluk oluşmuş olur. Böylece alınan besinlerle hasta erken doyma hisseder, alınan besin miktarı azalır, herhangi bir mide ya da bağırsak bölümü çıkarılmadığı için besin emilimi normal bir şekilde devam eder, vitamin ya da mineral eksikliği diğer yöntemlere göre çok daha azdır. Kiloda %50 bir kayıp sağlanabilmektedir. Geri dönüşümü olan bir yöntemdir.
  • Olası İstenmeyen sonuçlar: nadiren bantta kayma, midede yırtılma, kanama, reflü (mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesi), kilo alımının tekrarlaması görülebilir.
  • Sleeve gastrektomi: Bu yöntemde midenin bir kısmı çıkartılarak mide hacminde küçülme sağlanır. Küçülen mide hacmi nedeniyle mide tarafından salgılanan iştahta artmaya sebep olan grelin denilen hormonun azalması da iştahta azalma sağlar.
  • Gastrik bypass ameliyatı (Roux-en-Y gastrik bypass): Midenin üst kısmında kese oluşturulur, midenin alt kısmında ince bağırsak kısa bir uzunlukta kesilir ve bu keseye bağlanır, böylece alınan yiyecekler midenin büyük bir kısmını atlayarak bu kısma akar.

Morbid Obeziteye Ne İyi Gelir?

  • Dengeli beslenme: Meyve, sebze ve lif tüketiminin arttırılması, doymuş yağ, tuz, alkol tüketimin azaltılması şeklinde bir dengeli beslenme programının doğru kilo kaybında faydası vardır.
  • Öğün ve kalori takibi: Öğünlerin miktarının küçültülmesi, gün içinde tüketilen besinlerin kalorilerinin hesaplanarak kalori defteri tutulması, hızlı yemek yerine yavaş ve durarak yemek yenmesi kilo kaybında yardımcı olacaktır.
  • Düzenli egzersiz: Dengeli bir beslenme, düzenli egzersizle desteklenmelidir. Hem kilo kaybının hem de kilonun kontrolün sağlanmasında etkilidir. Tempolu yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet ve ip atlama gibi egzersizler tercih edilebilir, spor yapmaya engel bir durumunuz varsa doktorunuzla yapabileceğiniz egzersizlerle ilgili görüşmelisiniz

Morbid Obeziteye Ne İyi Gelmez?

  • Hızlı kilo kaybı: Morbid obez olan kişilerin hızlı kilo kaybı ve bu amaçla hızlı kilo verdiren diyetlerden kaçınması gerekir, çünkü hızlı verilen kilolar aynı şekilde geri kazanılır. Bunun yerine yeme alışkanlıkları değiştirilmelidir.
  • Hareketsiz yaşam tarzı: Alınan kalorinin yakılması için egzersiz gereklidir. Egzersiz yapmama, hareketsizlik hali kalori fazlalığına bu da vücutta yağ depolanmasına neden olur.
  • Dengesiz beslenme: Fastfood, doymuş yağ ağırlıklı, tuzlu beslenme, tek tip beslenme, yatmaya yakın yemek yeme vücutta yağ depolanmasına neden olur.
  • Sağlık kontrolünün yapılmaması: Obeziteye sebep olacak altta yatan bir hastalık mevcudiyetinde bu hastalığın tedavisi ve kontrol altına alınamaması obezitenin devam etmesine neden olur.

Morbid Obezite Tedavi Edilmezse

Obezite vücudun tamamını etkileyen sistemik bir hastalıktır. Tedavi edilmemesi halinde ciddi sağlık problemleri oluşur. Oluşabilecek sorunlar aşağıda sıralanmıştır:

Eklemlerde ağırlık binmesi sonucu hasar gelişmesi, kireçlenme, obezite, vücuttaki iltihaplanmayı teşvik etmenin yanı sıra ağırlık taşıyan eklemlere yüklenen stresi artırır.

Bu faktörler osteoartrit gibi komplikasyonlara yol açabilir:

  • Kalp damar hastalıkları
  • Tansiyon yüksekliği
  • Ritim bozukluğu
  • Kolesterol yüksekliği
  • Şeker hastalığı
  • İnme
  • Uyku apnesi
  • Astım
  • Kanser hastalığı

Obezite rahim, rahim ağzı, yumurtalık, meme, bağırsak, özofagus (yemek borusu), karaciğer, pankreas, böbrek ve prostat kanseri riskinde arışa sebep olur.

  • Solunum problemleri, nefes darlığı
  • Metabolik sendrom

Şeker hastalığı veya insülin direnci, yüksek tansiyon, kalp damar hastalığı, yüksek kolesterol düzeyi ve obezite gibi birbiriyle ilişkili hastalıkların bir arada görüldüğü bir sendromdur.

  • Sindirim problemleri

Obezite, midede ekşime, midede yara, ülser, reflü, safra kesesi hastalığı, safra taşı oluşumu ve karaciğer problemleri geliştirme olasılığını artırır.

  • Jinekolojik ve cinsel problemler

Kadınlarda kısırlığa ve adet döneminde düzensizliğe, erkeklerde kısırlığa ve erkeklerde ereksiyonda fonksiyon bozukluğuna neden olabilir.

  • Depresyon, utanç ve suçluluk, sosyal izolasyon

Çocuklarda Morbid Obez

Çocuklarda obezite tanımlamasında yaşlarına uygun vücut kitle indeksini gösteren persentil çizgileri kullanılır. İki yaş ve üzeri çocuklarda vücut kitle indeksinin 85.persentilin üzerinde olması aşırı kilolu, 95’in üzerinde olması obez ve 99’un üzerinde olması hali morbid obez olarak tanımlanmıştır.

Obezite sebepleri erişkinlerle benzer olmakla birlikte aileden alınan beslenme eğitimi çocuklukta ve ileri yaşlarda gelişecek obezitenin temelini oluşturmaktadır.

Ayrıca annende gebelik diyabeti olması çocuklarda obezite gelişmesi açısından önemli bir risk faktörüdür.

Çocuklarda da tedavi beslenme düzeni ve günde en az bir saat egzersizdir. İlaç tedavisi gerekmesi halinde çocuklarda kullanılabilecek ilaç orlistattır.

Dirençli obezite ya da obezite sebepli ek hastalık gelişmesi halinde tercih edilir. Cerrahi tedavi çocuklarda önerilmemektedir. Tüm tedaviler denenmiş ve sonuç alınamamış, büyüme çağını tamamlamış bazı ergen hastalarda son seçenek olabilir.

Hamilelerde Morbid Obez

Yapılan çalışmalar sonucunda doğurganlık çağında olan kadınların %50’sinin fazla kilolu ya da obez, %18’inin gebelik başında obez olduğu saptanmıştır.

Gebelikte obezite hem anne hem de bebek için olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

Obezite sonucu gebelikte gelişebilecek sorunlara baktığımızda düşük riskinde artış, ölü doğum, erken ya da zamanından geç doğum, damarlarda pıhtı oluşumu, gebelikte oluşan şeker ve yüksek tansiyon hastalığı, 4 kilogramdan daha büyük bebek doğurma ve buna bağlı omuz çıkması, artmış sezaryen oranı görülebilmektedir.

Bebek açısından bakıldığında doğumsal kalp ve sinir sistemi hastalıkları oluşabilir, dudak damak yarığı oluşabilir.

Morbid obez olan hamilelerde tedavi normal bireylerdeki gibi beslenme programı ve egzersizdir. Başarısız olunması sonucu ilaç tedavisi gereksinimi halinde orlistat kullanılabilir.

Hamile kalmadan önce bu hastalarda insülin duyarlılaştırıcı bir ilaç olan metformin ile kilo kontrolü denenebilir.

Tüm gebelerde yapılması gereken gebelik şekeri taraması morbid obez olan gebelerde daha erken haftalarda yapılmalıdır.

Ayrıca bebeğin etkilenip etkilenmediğini görmek için 18-22. Haftalarda ultrason takibi yapılması gerekir.

Morbid Obezite için Hangi Doktora Gidilir?

Bel çevresinde genişleme, kilo artışı, vücut kitle indeksinin obezite ile uyumlu olması, kilo artımı ile birlikte ortaya çıkan çarpıntı, nefes darlığı, horlama, günlük aktiviteleri yapmada zorluk durumlarında İç Hastalıkları veya Endokrinoloji Bölümüne başvurulmalıdır.

Bu bölümler obeziteye sebep olan altta yatan bir hastalığın araştırılması, obezitenin sebep olduğu vücuttaki diğer sorunların belirlenmesini sağlar ve kilo verilmesi için gereği halinde diyetisyene yönlendirirler.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Morbid obez ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

İlaç tedavisi hiçbir zaman ilk seçenek değildir. Diyet, düzenli egzersiz gibi yaşam değişikliklerinden sonuç alınamadığı takdirde bu yöntemlere ek olarak ilaç tedavisine başlanabilir. Vücut kitle indeksi >30 olan hastalarda kullanılabilir.

Psikiyatrik hastalığı olan, alkol ve madde bağımlıları, sindirim sisteminde mevcut enfeksiyon ya da inflamatuar hastalığı olan, karın fıtığı olan, organ yetmezliği bulunan, mide kanaması olan, kan sulandırıcı ilaç kullanmak zorunda olan hastalarda ve gebelerde obezite ameliyatı yapılmaz.

Nadir görülse de her ameliyat gibi mide ameliyatlarında da risk mevcuttur. %1 oranında hareketsiz kalmaya bağlı bacaklarda pıhtı oluşumu ve pıhtının akciğere gitmesi görülebilir, bunu engellemek için hastalara kan sulandırıcı ilaç ve basınçlı çoraplar verilerek risk ciddi oranda azaltılır. %1 oranında ameliyat kesi bölgelerinden kanama ya da kaçak olabilir, bu durum ilk günlerde görülür, hastalar bu sırada hastanede yatmaktadır. 

Diğer görülebilecek durum karın zarı iltihaplanmasıdır, hastalarda ateş ve karın ağrısı ile kendini gösterir. Ciddi miktarda kilo kayıplarına bağlı cilt derisinde sarkma meydana gelebilir. %3 oranında tekrar eski kiloya dönülecek kadar kilo alımı olabilir. Safra taşı oluşumu, demir eksikliği, b12 vitamin eksikliği başta olmak üzere vitamin ve mineral eksikliği görülebilir.