evim.com

Depresyon

Depresyon, kişinin sürekli üzüntü duyması, içe kapanık olması, günlük aktivitelerini zora sokması gibi belirtileri olan ve tedavisi psikoterapi, antidepresan kullanımı veya hastaneye yatma psikolojik bir rahatsızlıktır.

Depresyon Nedir? 

Psikiyatrik problemler günümüzde bir halk sağlığı problemi haline gelecek boyutta artmıştır. Başvurular içerisinde en sık görülen psikiyatrik bozukluk depresyondur.

Depresyon kelimesi “aşağı çekmek” anlamındaki kökten türemiş ruhsal çöküntü, bitkinlik anlamına gelmektedir. Kişinin günlük aktivitelerini engelleyen üzüntü, içe kapanıklık duyguları olarak da tanımlanabilir. Bu hissi yaşayan kişilerin çoğunun bu durumun herkeste olabilecek, geçici olduğunu düşünmesi ve doktor başvurusu yapmaması nedeniyle vakaların yarısına tanı konmayıp tedavi edilememiştir.

Kadınlarda erkeklerden daha fazla tanı almasına rağmen depresyon erkeklerde daha şiddetlidir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yetişkin çağın %5’inde mevcuttur. Sıklığında artış görülmekle birlikte hastalığın başlama yaşında düşüş mevcuttur. Çoğunlukla başlangıç yaşı 20-50 yaşları arası olup ortalama yaş 40 yaştır. Çalışmalarda son zamanlarda 29 yaş altında daha sık gözlenmeye başlandığı saptanmıştır. 

Depresyon Alt Grupları

1. Majör Depresif Bozukluk (Klinik Depresyon, Ağır Depresyon)

Majör depresif bozukluk ya da majör depresyon şiddetli depresyon türüdür. Tedavisiz geçmeyen kalıcı üzüntü hali, değersiz hissetme, mutsuzluk ve umutsuzluk  ile gider. Majör depresif bozuklukta risk oranı erkeklerde %5-12, kadınlarda %10-25 olarak saptanmıştır. 

Amerikan Psikiyatri Birliği'nin “belirteçler” olarak adlandırdığı majör depresif bozukluğun alt tipleri vardır.

Bunlar:

  • Atipik depresyon: İştahta artış ve kilo alımı, hipersomnia (fazla uyuma), kol ve bacaklarda ağırlaşma, külçe gibi olma
  • Endişeli sıkıntı: Aşırı huzursuzluk, kontrolü kaybetme korkusu, şiddetli anksiyete durumudur.
  • Karışık özellikler: Benlik saygısında artma, konuşmada ve enerjide artış ile giden, depresyon ve maninin eş zamanlı görülmesidir.
  • Melankolik depresyon (Endojen Depresyon): Zevk almada azalma, uykusuzluk, sürekli hissedilen halsizlik, üzüntü, mutsuzluk, endişe hali, kaygılı ve suçlu hissetme, enerji düşüklüğü ile giden şiddetli depresyon halidir.
  • Psikotik depresyon: Halüsinasyon (varsanı: gerçekte var olmayan şeylerin zihnen varlığını hissetme) ve sanrıların (diğer kişilerin inanıp inanmadığı dikkate alınmadan ve aksini doğrulayacak kanıtların olduğu yanlış inançlar) mevcut olduğu depresyon türüdür. Kişi, kendisine olumsuz cümlelerin söylendiğini duyar. Mutlaka tedavi gerektirir.
  • Katatoni: Kişide kontrol edilemeyen, amaçsız hareketler ya da sabit olmayan duruş, hiç konuşmama, başka bireyleri sözel ya da fiziksel olarak taklit etmek şeklinde motor aktivite içeren depresyon türüdür.
  • Peripartum-postpartum depresyon: Hamilelik sırasında ya da doğumdan sonraki haftalar, aylar içinde gelişen depresyon durumudur. Doğum sonrası depresyon ya da gebelik hüznü olarak da bilinir.
  • Mevsimsel depresyon: Mevsim değişiklikleri, özellikle kış ve sonbahar mevsimlerinde, güneş ışığına daha az maruz kalınması sonucu hissedilen depresyon türüdür, sürekli olmaz. Soğuk aylarda içe kapanık, mutsuz, sessiz olan bu kişiler yaz aylarında enerjik, konuşkan, mutlu ve neşeli olurlar.

2. Distimi (Kalıcı Depresif Bozukluk, Kronik Depresyon)

Kalıcı depresif bozukluk (PDD) eskiden distimi olarak tanımlanan daha hafif ama kronik (en az 2 yıl süren) bir depresyon türüdür. Majör depresyona göre daha hafif olmasına rağmen daha uzun sürmesi nedeniyle kişinin hayatını daha fazla etkiler. Yaşam boyunca risk oranı %6’dır. 

3. Bipolar Bozuklukta Görülen Depresyon, Manik Depresyon

Kişide ilk kez ve tek başına görülen depresyona unipolar depresyon denir. Zaman içinde manik ya da hipomanik ataklar gelişebilmektedir, bu ise bipolar bozukluk olarak adlandırılır. Duygu durumunda mani ve depresyon arasında değişen dalgalanmalar gelişir.

Bipolar bozukluk ve depresyon ayrımı kimi zaman zor olmaktadır. Bipolar bozuklukta, mani ve depresyon ataklar halinde birbirinin ardı sıra gelişir. Manik ataklarda kişi kendini aşırı iyi hisseder, enerji artışı, aşırı para harcama, güvenli olmayan ve birden fazla partnerle cinsel ilişki, sürekli neşeli olma hali vardır. Majör depresyona göre daha erken ve hızlı başlangıç, atipik belirtiler, intihar teşebbüsünde artış, genç kişilerde psikotik belirtiler daha fazladır. Yıl boyunca risk oranı yaklaşık %1’dir.

Siklotimik bozukluk: Bipolar bozukluğa nazaran, mani ve depresyon atakları daha hafiftir. 

4. Genel Bir Tıbbi Duruma Bağlı Depresyon

  • Kalp hastalığı
  • Nörolojik problemler
  • Kanser hastalığı
  • Tiroit hastalığı
  • Şeker hastalığı
  • Vitamin, mineral ve demir eksikliği
  • Kansızlık
  • Kanser, kalp hastalığı ve hepatit B hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar
  • Doğum kontrol hapı kullanan hastalarda ortaya çıkan depresyondur.

5. Depresyonlu Uyum Bozukluğu

Asıl sebebin bir stres faktörü olduğu depresyon durumudur, bu kişilerde madde kullanımı veya intihar düşünceleri daha fazladır. Ayrılma, işten çıkarılma gibi bir stres faktörünü takiben 3 aylık süre içerisinde gelişir.

6. Başka Türlü Adlandırılamayan Depresif Bozukluk 

  • Premenstrüel disforik bozukluk: Adet döneminden yaklaşık bir hafta önce başlayan ve adet döneminin bitmesiyle iyileşen, hormon değişiklikleri nedeniyle gelişen depresyon türüdür.
  • Minör depresif bozukluk: Major depresif bozukluğa göre şiddeti daha az ve geçici depresyon türüdür. İntihar düşünceleri majör depresyona göre daha az görülür ya da hiç görülmez.
  • Yineleyen kısa depresif bozukluk: Depresyon belirtileri kişinin günlük hayatını etkilemeyecek boyuttadır ve iki haftadan daha kısa sürer.

Klinikte sık karşılaşılan ve sıklıkla gözden kaçan, klasik depresyon belirtilerinin yerini ağrı, sindirim bozukluğu gibi fiziksel şikayetlerin ya da madde bağımlılığının aldığı duruma maskeli depresyon denir, kişiler depresif durumdan ziyade aşırı hareketli, huzursuz olarak tanımlanan ajite durumdadır.

Sevilen bir kişinin kaybı, kazadan kurtulma gibi bir travma ile karşılaşma sonrası yaşam, ölüm, hayatın anlamı, inanç gibi kavramları sorgulayarak umutsuzluğa kapılma ve kendini boşlukta hissetme durumu varoluşsal depresyon olarak da tanımlanmıştır, ilaç tedavisinden ziyade psikoterapi ile tedavi edilmektedir.

Depresyon ayrıca yaygın anksiyete bozukluğu, obsesif kompulsif bozukluk, panik atak, özgül fobiler, travma sonrası stres bozukluğu, alkol madde kullanımı, bunama, kişilik bozukluğu gibi birçok psikiyatrik hastalıklar da birlikte görülebilmektedir. 

Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyonda belirtiler hemen her gün ve günün büyük bölümünde hissedilir. Depresyon genellikle bu belirtilerin en az 2 hafta sürmesi ile konulur. Sık görülen belirtiler:

  • Öfke, saldırganlık, sinirlilik, tahammülsüzlük, endişe, huzursuzluk gibi ruh hali
  • Boşlukta olma hissi, üzgün, umutsuz olma
  • İlgi kaybı, zevk alamama, isteksizlik, intihar düşünceleri
  • Alkol tüketiminde artış, uyuşturucu kullanma, yüksek riskli aktivitelere katılma gibi davranışlar
  • Cinsel istek azalması, cinsel performans eksikliği
  • Konsantre olamama, görevleri tamamlamada güçlük, karar verememe, hatırlamada zorluk, konuşma sırasında gecikmiş yanıtlar gibi bilişsel yetenekler
  • Uykusuzluk, huzursuz uyku, aşırı uyku hali, gece boyunca uyumamak gibi uyku düzeninde bozulma
  • Yorgunluk, enerji kaybı, iştahta azalma, kilo değişikliği, sırt ağrısı, baş ağrısı, sindirim problemleri gibi fiziksel belirtiler
  • Değersizlik veya suçluluk duygusu, geçmiş başarısızlıklara veya kendini suçlama
  • Sık veya tekrarlayan ölüm düşünceleri, intihar düşünceleri, intihar girişimleri veya intihar

Depresyon Nedenleri Nelerdir?

Depresyonun asıl sebebi henüz tam olarak saptanmamıştır. Depresyon gelişmesinde veya depresyonun tetiklenmesinde risk artışına neden olan faktörler: 

  • Aile öyküsü: Ailede depresyon, bipolar bozukluk gibi duygu durum bozukluğu, alkolizm veya intihar öyküsü varlığı depresyon gelişme riskini arttırır.
  • Kişide depresyon, anksiyete bozukluğu, yeme bozuklukları veya travma sonrası stres bozukluğu gibi diğer psikiyatrik bozukluk geçmişi
  • Düşük benlik saygısı, bağımlılık, kötümser olma gibi kişilik özellikleri
  • Kadın cinsiyet
  • Ayrılık sonrası depresyon
  • Erken çocukluk döneminde travma: Çocuklukta yaşanan taciz, ebeveynlerin ayrılması ya da kaybı bazı olaylar vücudun korku ve stresli durumlara tepki verme şeklini etkiler.
  • Beyin yapısı ve kimyasal maddeler: Beyin farklı görevleri olan loblardan oluşur. Ön bölümde bulunan frontal lobda aktivite azalması durumunda depresyon için daha büyük bir risk vardır. Beyinde hasar özellikle duygu durumunda etkili olan hipokampüs, bazal ganglion ve talamus denilen bölgelerde görülür. Tekrarlayan depresyon atakları da bu hasarın ilerlemesine neden olur. Beyinde salgılanan ve nörotransmitter denilen maddelerin depresyonda rolü olduğu düşünülmektedir. En çok üzerinde durulan maddeler norepinefrin, dopamin ve seratonindir, depresyonda bu maddelerde azalma mevcuttur.
  • Tıbbi durumlar: Şeker, hipertansiyon gibi kronik hastalıklar, kanser, inme, kalp hastalıkları, uyku problemleri, ağrı veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) hastalığı gibi hastalıklar depresyon riskini arttırmaktadır.
  • İlaç kullanım: Yüksek tansiyon ilaçları ve uyku ilaçları depresyonu tetikleyebilir.
  • Uyuşturucu veya alkol kötüye kullanımı öyküsü riskinizi etkileyebilir.
  • Fiziksel, cinsel istismar, sevilen birinin kaybı, zor ilişki veya ekonomik sorunlar gibi stresli olaylar, boşanma gibi stresli olaylar örnek verilebilir.
  • Hormonlar: Hormon dengesindeki değişiklikler depresyona neden olabilir veya depresyonu tetikleyebilir. Hamilelik dönemi, lohusalık dönemi, menopoz ya da tiroit hastalıklarında hormon değişikliği ve beraberinde duygu durum bozukluğu görülebilir. 

Depresyon Teşhisi

Depresyon tanısını koymak için yararlanılan yöntemler şu şekildedir:

  • Tıbbi öykü: Tanı için ilk ve en önemli adımdır. Hastanın şikayetleri dinlenir. Belirtiler, belirtilerin başlama zamanı, sıklığı, ne şiddette olduğu, aile öyküsünün varlığı, kullanılan ilaçlar, kişinin hastalık ve kendisi ile ilgili düşünceleri sorulur.
  • Fizik muayene: Depresyon tek başına olabileceği gibi diğer sağlık sorunlarıyla bağlantılı olabileceği için altta yatan bir sağlık sorununa yönelik fizik muayene yapılabilir.
  • Laboratuvar testleri: Özellikle Tiroit hastalıkları ve D vitamini eksikliği depresyonu tetikleyebileceğinden bu hastalıklara yönelik tahliller yapılabilmektedir.
  • Psikiyatrik değerlendirme: Belirtiler, belirtilerle başa çıkma şekliniz, duygu ve düşüncelerinize yönelik sorularla hastanın durumu anlaşılmaya çalışılır. Duygu durum bozukluklarının tanısı için DSM kılavuzları ve tanı kriterleri mevcuttur. Bu kriterlere göre depresyon tanısı koymak için, en az 2 haftalık bir süre boyunca aşağıdaki belirtilerden 5 veya daha fazlası mevcut olmalıdır:
  • Günün çoğunda mutsuz, üzgün, çökkün hissetmek
  • Gün içinde yapılan faaliyetlere karşı ilgi istek kaybı
  • Belirgin kilo değişikliği
  • Uyku düzensizliği
  • Düşünme, konuşma ve hareketlerde yavaşlama
  • Günün büyük kısmında enerji düşüklüğü ve yorgunluk hissetme
  • Değersizlik ve suçluluk hissi
  • Karar verememe, dikkat eksikliği, konsantrasyon bozukluğu
  • Tekrarlayan ölüm veya intihar düşünceleri

DSM 5 dışında depresyon tanısı için sorulardan oluşan ölçekler mevcuttur. Bu ölçeklere Beck depresyon ölçeği, Hamilton depresyon ölçeği, Burns Depresyon ölçeği, Zung Depresyon ölçeği kullanılır.

Depresyon Tedavisi

Depresyon tedavisinde uygulanabilen tedavi yöntemleri aşağıdaki gibidir: 

1. Psikoterapi

Psikoterapi, psikiyatri uzmanı ile kişinin durumu ve ilgili konular hakkında konuşularak uygulanan bir tedavi yöntemidir, konuşma terapisi ya da psikolojik terapi olarak da adlandırılır. Bilişsel davranışçı terapi ve kişilerarası terapi gibi psikoterapi türleri depresyon tedavisinde etkili olmaktadır. Psikoterapide:

  • Mevcut zorluklara uyum sağlama
  • Olumsuz inanç ve davranışları belirleme ve bunları düzeltme
  • Sorunları aşmak ve çözmek için daha iyi ve yeni yollar bulma
  • Depresyona neden olan ya da depresyonu tetikleyen sorunların belirlenmesi
  • Daha sağlıklı davranışlar kullanarak sıkıntıya tahammül etme ve kabul etme yeteneğini geliştirme uygulanmaya çalışılmaktadır.

2. Antidepresan Kullanımı

Orta ya da şiddetli bir depresyon durumunda yeterli doz ve sürede antidepresan tedavisi uygulanmaktadır. İlaçların etkisinin ortaya çıkması 3-4 hafta sürer, 6 hafta düzenli ilaç kullanmadan ilaç değişikliği yapılmaz ve tam iyileşme için tedavi 8-12 hafta uygulanır.

Kişi ilaçları bir iki hafta kullanıp işe yaramıyor diye bırakmamalıdır, etkisi geç başlar. Ayrıca ilaç kullanımı altında iyi hissetmesi üzerine ilacı doktor ile konuşmadan ve aniden bırakmamalıdır, bu durum depresyonun daha kötü olarak geri dönmesine sebep olabilmektedir.

İki farklı antidepresan tedavisine rağmen yanıt alınmayan depresyona dirençli depresyon denir ve bu hastalarda diğer tedavi yöntemleri uygulanır.

3. Hastane Yatışı

Şiddetli depresyon durumunda kişisel bakımında eksik olan, kendisine ya da çevresindekilere zarar verme ihtimali olan hastalar hastaneye yatırılarak gözlem altında tutulur ve tedavisi uygulanır.

4. Diğer Tedavi Seçenekleri

  • Elektrokonvülsif tedavi (ECT): ECT'de, depresyon belirtilerini hafifletmek için beyinde bulunan nörotransmitterlerin etkisini düzenlemek için elektrik akımları verilir. Genellikle ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ilaç kullanamayan, intihar riski yüksek olan kişilerde uygulanmalıdır. 
  • Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS): TMS uygulamasında saçlı kafa derisine sinir hücrelerini uyaracak manyetik darbeler gönderen bobin şeklinde bir aparat yerleştirilir. ECT’ye benzer şekilde ilaç kullanamayan, ilaç tedavisine yanıt vermeyen hastalarda uygulanır.

Depresyon İlaçları

Hiçbir ilaç doktor kontrolü olmadan kullanılmamalı, kullanılan ilaçlar doktor tarafından belirtilmedikçe birden bırakılmamalıdır. Depresyon tedavisinde kullanılan birçok antidepresan ilaç mevcuttur, depresyon mekanizmasının gelişiminde etkili olduğu düşünülen ve beyinden salgılanan maddelerin düzeyini etkileyerek etki gösterir.

1. Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI)

Depresyon tedavisinde en çok kullanılan antidepresan türüdür. Serotonin geri alımını engelleyerek etki gösterir. Depresyon başta olmak üzere, obsesif kompulsif bozukluk, anksiyete, yeme bozukluğu gibi çeşitli psikiyatrik sorunların tedavisinde kullanılır. Diğer ilaçlara göre daha güvenli ve yan etkileri daha azdır SSRI'lara 

  • Sitalopram
  • Essitalopram
  • Fluoksetin
  • Paroksetin
  • Sertralin
  • Vilazodon örnek verilebilir.

Olası ilaç yan etkileri: Yorgunluk, uyku bozukluğu, bulantı, kusma, ağız kuruluğu, ishal, cinsel işlev bozukluğu

2. Seçici Serotonin-Norepinefrin Geri Alım İnhibitörleri (SSNRI)

Serotonin ve norepinefrinin geri alımını engelleyerek bu nörotransmitterlerin artmasına yol açarak etki ederler. SNRI'lerin örnekleri arasında 

  • Duloksetin
  • Venlafaksin
  • Desvenlafaksin
  • Levomilnacipran bulunur.

Olası yan etkiler: Kabızlık, uyku hali, kilo artışı, tansiyon yüksekliği

3. Atipik Antidepresanlar

 Bu ilaçlar diğer antidepresan kategorilerinin hiçbirine tam olarak uymaz. 

  • Bupropion
  • Mirtazapin, mianserin (alfa 2 adrenerjik reseptör blokörleridir, noradrenalin, serotonin ve dopamin geri alımını etkiler.)
  • Nefazodon
  • Trazodon (serotonin geri alım inhibitörü yapar, güçlü uyku hali ve düşük tansiyona neden olur)
  • Vortioksetin örnek verilebilir.

4. Trisiklik Antidepresanlar

Serotonin, noradrenalin ve az olarak da dopamin geri inhibe ederek etki gösterir.

  • İmipramin
  • Nortriptyline
  • Amitriptilin
  • Doksepin
  • Trimipramin
  • Desipramin
  • Protriptyline gibi trisiklik antidepresanlar tedavide çok etkindir fakat diğer antidepresanlara göre daha çok ve daha ciddi yan etki yapabildiğinden ilk seçenek olarak kullanılmamaktadır.

Olası yan etkiler: Ağız kuruluğu, kilo artışı, uyku hali, manik kayma, kabızlık, bulanık görme,

5. Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (MAOI)

  • Tranilsipromin
  • Fenelzin
  • İzokarboksazid gibi MAOI’ler, ciddi yan etkilere sebep olduğu için kullanılan diğer ilaçlara yanıt alınamadığı durumlarda kullanımı uygundur. Bazı peynir türleri, alkol (özellikle şarap) ile beraber kullanımı ya da turşu ile kullanımında ölümcül etkileşim nedeniyle ciddi takip ve özel diyet gerekir.

Depresyon Tedavi Edilmezse

Depresyon tedavi edilmediği takdirde daha fazla kötüleşebilir, kişiyi ve çevresindekileri etkileyen duygusal, davranışsal ve diğer sağlık sorunlarına yol açabilir.

Tedavi edilmeyen Depresyon sonucunda ortaya çıkabilecek istenmeyen durumlara örnekler:

  • Obezite ve buna bağlı gelişen kalp hastalığı ve diyabet
  • Ağrı hissi
  • Alkol veya uyuşturucu kullanımı
  • Kendine veya çevresindekilere zarar verme
  • Kaygı, panik bozukluğu veya sosyal fobi
  • Aile çatışmaları, ilişkilerde zorluk, iş veya okul sorunları
  • Sosyal izolasyon
  • İntihar duyguları, intihar girişimleri
  • Tıbbi durumlardan erken ölüm
  • Konsantrasyon bozulmasına bağlı kaza, performans kaybı, verimlilik kaybı
  • %10 ihtimalle bipolar bozukluğa dönüşüm

Depresyon Hastaları Nelere Dikkat Etmelidir?

Depresyonu önlemenin kanıtlanmış, kesin bir yolu olmasa da yardımcı olabilecek yöntemler Yardımcı olabilecek teknikler şunları içerir:

  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Uyku düzenini sağlamak
  • Tedavi doz ve süresine düzenli olarak uymak
  • Stresi kontrol etmek ve azaltmaya yönelik çalışmak
  • Aile ve arkadaşlarla zaman geçirmek

Gebelikte Depresyon

Yapılan çalışmalara göre gebelikte her 4 kadından birinde depresyon gözlenmektedir. Gebelikte görülen hormon değişikliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Belirtileri erişkinlerde görülen belirtiler benzerdir. Tedavi edilmediği takdirde beslenme bozukluğu, alkol ve madde kullanımı, intihar düşüncesi hem anne için hem bebek için tehlikeli olabilmektedir.

İlaç kullanımının bebeğe etkileri düşünülerek tedavide ilk adım psikoterapidir. Şiddetli depresyon durumunda gebelikte kullanılabilen ve bebeğe etkileri az olan ilaçlara bupropion, sertralin, buspiron, zolpidem örnek verilebilir. Yara zarar durumu gözetilerek ilk üç aylık dönem hariç fluoksetin, klomipramin, mirtazapin, sitalopram kullanılabilir.

Yaşlılarda Depresyon

Depresyon yaşlılarda normal bir durum olarak düşünülüp es geçilmemelidir. Yaşlı hastalarda genellikle doktor başvurusu yapılmadığı için teşhis konulmaz ve tedavi edilmez. Yaşlılarda, yetişkinlerden farklı ya da daha az belirti olabilir. Sıklıkla hatırlamada zorluk, kişilik değişiklikleri, fiziksel ağrı, iştah ve uyku sorunları, yorgunluk görülür.

Depresyon tanısı ve şiddetini belirlemede kullanılan birçok ölçek olduğu gibi yaşlılarda da bu amaçla geriatrik depresyon ölçeği kullanılır.

Çocuklarda Depresyon

Çocukluk çağında depresyon tahmin edilenin aksine sık ve tekrar edebilen bir duygu durum bozukluğudur. Çocuk yaşta başlangıç gösteren depresyonların erişkin yaşta da devam ettiği belirlenmiştir.  

 Çocuk ve gençlerde depresyon belirtileri yetişkinlerle benzerdir. 

  • Üzüntü, mutsuzluk
  • Sinirlilik hali, öfke patlamaları
  • Ağlama krizleri
  • Özgüven kaybı, değersiz hissetme
  • Oyun oynama ve merak etmede azalma, içine kapanıklık
  • Okula gitmek istememe
  • Öğrenme güçlüğü
  • Okul başarısında azalma
  • Uyku düzensizliği
  • Kardeşler arasında gerilim
  • Madde kullanımı
  • Güvenli olmayan cinsel ilişki
  • Kendine zarar verme sık gözlenir.

Sevdiği bir kişinin kaybı, aile düzeni olmaması, boşanmış anne baba, ebeveynlerden birinin ölmüş olması, ailenin çocuk üzerinde kurduğu baskı çocuklarda depresyonun sık nedenlerindendir

Tedaviye yanıtı iyi olan çocukluk depresyonunda erken tanı çok önemlidir ve bu aşamada ebeveyn ve öğretmenler büyük bir role sahiptir. Çocuklarda depresyon tekrarlayabileceği için çocuğa ve aileye bu hastalık anlatılmalı, tedavi edilebilir olduğunun fark edilmesi sağlanmalıdır. Ebeveynler ve öğretmenlere çocukta oluşabilecek davranış değişiklikleri anlatılmalı, bu durumlar fark edildiğinde ceza vermek ya da kendimiz çözebiliriz düşüncesi yerine destek almaları gerektiği söylenmelidir.

Tanı ve tedavi süresi boyunca aile desteği çok önemlidir, aile desteği olmadıkça depresyon çocuklarda derinleşmektedir. Bu aşamada ailenin aceleci değil aksine sabırlı olması, çocuklarının yanında olduğunu hissettirmesi gerekmektedir. Gerekirse aile terapileri de tedaviye dahil edilir.

Özellikle bilişsel davranışçı terapinin çocuk depresyonunda etkisinin oldukça fazla olduğu kanıtlanmıştır. İlaç tedavisi erişkinlerle benzerdir, ilk seçenek olarak SSRI grubu antidepresanlar ve şiddetine göre diğer ilaçlar kullanılır ve bu ilaçlar bağımlılık oluşturmaz. 

Depresyon için Hangi Doktora Gidilir?

Depresyon tanısını koyan ve tedavisini uygulayan bölüm Psikiyatri bölümüdür. Siz veya çevrenizdeki kişiler aşağıdaki belirtilere sahip olduğunuzu düşünüyorsa psikiyatri bölümüne başvurmanız gerekmektedir.

  • Normalde yaptığınız işlerden keyif alamama, ilgi kaybı
  • Üzgün, mutsuz, umutsuz ve çaresiz hissetme
  • Uyku ve yeme düzeninde bozulma
  • Ölüm, intihar düşünceleri
  • Konsantrasyon bozukluğu, dikkat kaybı, unutkanlık
  • Cinsel istek kaybı
Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Depresyon ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Depresyon bulgularını hissediyorsanız ya da çevrenizde bu belirtileri taşıdığınızı söyleyen kişiler varsa mutlaka bir psikiyatr ile görüşmeniz önerilir. Depresyon tanısı aldığınızda bireysel uygulanan ya da grup terapilerine düzenli katılım, çevrenizin desteği ve gerekirse düzenli ilaç tedavisi ile depresyon ile başa çıkılması mümkündür. 

Tedavi edilmeyen hastalarda depresyon dönemlerinin süresi ortalama altı aydır, çalışmalarda ortalama %5 oranında iki yıldan uzun sürdüğü gösterilmiştir. Doğru tedavi ile bu süre birkaç haftaya iner.

Depresyonda görülen mutsuzluk, çaresizlik, üzüntü hisleri her insanda zaman zaman hissedilebilir fakat 1-2 günde atlatılabilir. Depresyonda ise kişiler bu duygu durumundan çıkamaz, kişisel ilişkilerini, sosyal hayatlarını etkileyecek boyuttadır. Tedavi edilmediği taktirde şiddeti artarak tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Mutlaka destek alınması gerekmektedir.

Erkeklerde depresyon belirtileri toplumda görülen belirtilerle benzerdir. Ayrıca erkeklerde olarak çalışma süresinde uzama, yakın çevresinden uzaklaşma, madde kullanma, şiddete yönelme, öfke patlamaları, sadakatsizlik sık görülen belirtilerdendir.

Erkekler depresyonu düzeltilmesi gereken bir hastalık olarak görmeyip, sıklıkla doktora başvurmazlar, bu nedenle tedavisiz kaldığı için depresyon erkeklerde daha şiddetlidir ve iyileşme kadınlara göre daha uzun sürer. 

Öncelikle depresyonda olduğunu hissettiğiniz ya da depresyonda olduğu için sizden yardım isteyen kişiyi dinlemelisiniz ve onları ciddiye aldığınızı hissettirmelisiniz. En iyi yardımı doğru bir tedavi almalarını sağlayarak yapabilirsiniz. Depresyon belirtileri taşıdığını düşündüğünüz kişiyi doktor kontrolüne gitmeye yönlendirmeli, tedavisini uygulayıp uygulamadığını kontrol etmeli, tedaviye devam etmesini sağlamalı, en önemlisi bu süreçte onun yanında olduğunuzu hissettirmeli, sabırlı olmalısınız.