Miyelofibroz

Miyelofibroz, vücuttaki normal kan hücresi üretiminin bozulduğu, nadir görülen bir kemik iliği kanseri türüdür. Acil bir tedavi gerekmezken, risk yükseldikçe kemik iliği nakline ihtiyaç duyulabilir.

Miyelofibroz Nedir?

Miyelofibroz, vücuttaki normal kan hücresi üretiminin bozulduğu, nadir görülen bir kemik iliği kanseri türüdür. Miyelofibroz, kemik iliğinde geniş bir fibrozis yani işlevsiz kısım oluşturarak, yorgunluk ve halsizlik gibi birçok duruma neden olabilen şiddetli anemilere sebebiyet verir. Aynı zamanda bu durum, kandaki pıhtılaşma hücrelerinin sayısını da düşürebilmektedir. Bu da kanama ihtimalini arttırır. Miyelofibroz genelde dalakta da büyümeye sebep olabilmektedir.

Miyelofibroz, vücuttaki kan oluşturan dokuları etkileyen bir kanser olduğu için kronik bir lösemi olarak kabul edilir. Daha spesifik olarak da miyeloproliferatif hastalıklar başlığı altında incelenir. Miyelofibroz hastalığında sahip bazı hastalar herhangi bir semptom hissetmeyebilmektedir ve buna bağlı acil tedaviler gerekmeyebilmektedir. Ancak hastalığın şiddetli hallerinde, acil ve agresif tedaviler gerekebilmektedir. 

Miyelofibroz Belirtileri Nelerdir?

Miyelofibroz genellikle yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Bu yüzden kemik iliğinde oluşan anormalliğin erken dönemlerinde birçok hastada herhangi bir belirti veya semptom görülmez. Ancak hastalık ilerledikçe ve normal kan hücresi oluşum aşamaları bozuldukça, belirtiler belirginleşmeye başlar. Miyelofibrozun olası belirtileri şu şekilde sıralanabilir:

1-) Kırmızı kan hücrelerinin azalması sonucu oluşan anemi nedeniyle yorgunluk, güçsüzlük veya nefes darlığı hissetmek

2-) Dalak büyümesi nedeniyle sol tarafta kaburga altında ağrı veya dolgunluk

3-) Kolay kanama ve morarma

4-) Uyku sırasında aşırı terleme (gece terlemeleri)

5-) Ateş

6-) Kemik ağrısı

Miyelofibroz Nedenleri Nelerdir?

Miyelofibroz, kemik iliği kök hücrelerinin DNA'larında meydana gelen mutasyonlar sonucu oluşmaktadır. Kök hücreler, kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositler gibi kanı oluşturan çok sayıda özel hücreye bölünme ve çoğalma yeteneğine sahiptir.

Kemik iliği kök hücrelerinde oluşan bu genetik mutasyonlara sebep olan durumlar net olarak belirlenememiştir. Mutasyona uğramış olan kan kök hücreleri çoğalırken ve bölünürken, mutasyonları yeni hücrelere aktarırlar. Bu mutasyona uğramış hücrelerin sayısı gitgide çoğaldıkça kan üretimi üzerinde ciddi etkiler ortaya çıkmaya başlar.

Miyelofibrozlu kişilerde birkaç spesifik gen mutasyonu tanımlanabilmiştir. En yaygın olanı Janus kinaz 2 (JAK2) genidir. JAK2 geninin veya diğerlerinin kişinin miyelofibrozu ile ilişkili olup olmadığını bilmek, hastalığın ilerleyişi ve tedaviyi belirlemeye yardımcı olur. Miyelofibrozun nedeni genellikle tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı faktörlerin riski artırdığı bilinmektedir. Bu risk faktörleri şu şekilde sıralanabilir:

1-) Yaş: Miyelofibroz herkesi etkileyebilir. Ancak çoğunlukla 50 yaşın üzerindeki kişilerde teşhis edilir.

2-) Başka bir kan hücresi bozukluğu: Miyelofibrozlu kişilerin küçük bir kısmı, bu hastalığı esansiyel trombositemi veya polisitemi veranın gibi hastalıkların bir komplikasyonu olarak yaşayabilmektedir.

3-) Belirli kimyasallara maruz kalma: Miyelofibroz, toluen ve benzen gibi endüstriyel kimyasallara maruz kalma ile ilişkilendirilmiştir.

4-) Radyasyona maruz kalma: Özellikle aşırı yüksek düzeydeki radyasyona maruziyet, kişide miyelofibroz oluşma riskini arttırmaktadır.  

Miyelofibroz Teşhisi

Miyelofibrozun özellikle erken dönemlerinde teşhisi oldukça zordur. Ancak hekimin aldığı öykü ile şüphelenebilmesi üzerine teşhis için kullanılabilecek yöntemler ve tetkikler bulunmaktadır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: 

1-) Fizik muayene: Hekim hastalıktan şüphelenmesi üzerine bir fizik muayene yapar. Bu muayene sırasında nabız, kan basıncı gibi durumların yanı sıra, lenf bezleri, dalak ve karın muayenesi de yapılır.  

2-) Kan testleri: Miyelofibrozda, tam kan sayımı tipik olarak anormal derecede düşük kırmızı kan hücresi seviyelerini gösterir. Bu miyelofibrozlu kişilerde yaygın olan bir anemi belirtisidir. Beyaz kan hücresi ve trombosit sayıları da genellikle anormaldir. Çoğu zaman, beyaz kan hücresi seviyeleri normalden yüksektir, ancak bazı insanlarda normal veya normalden daha düşük olabilir. Trombosit sayıları da normalden daha yüksek veya daha düşük olabilir.

3-) Görüntüleme testleri: Primer miyelofibroz hakkında daha fazla bilgi toplamak için röntgen ve emar gibi görüntüleme testleri kullanılabilir.

4-) Kemik iliği muayenesi: Kemik iliği biyopsisi ve aspirasyon biyopsisi, miyelofibroz tanısını doğrulamak için kullanılır. Kemik iliği biyopsisinde, kalça kemiğinden sertleşmiş kemik iliği örneği almak için bir iğne kullanılır. Aynı prosedür sırasında, kemik iliğinin sıvı kısmının bir örneğini çekmek için başka bir iğne tipi kullanılabilir. Örnekler, bulunan hücrelerin sayılarını ve türlerini belirlemek için bir laboratuvarda incelenir.

5-) Gen testleri: Kan hücrelerinde miyelofibroz ile ilişkili gen mutasyonlarını aramak için laboratuvarda kan veya kemik iliğinden alınan örnekler analiz edilebilir.

Miyelofibroz Tedavisi

Milelofibroz tedavisini belirlemek için öncelikle hekim hastalığın şiddetini saptamaya çalışır. Daha sonra hastanın genel sağlık durumunu da göz önüne alarak en uygun tedaviyi uygular. Şiddeti ve riski düşük olan hastalık durumunda acil bir tedavi gerekmezken, risk yükseldikçe kemik iliği nakli gibi büyük tedavilere ihtiyaç duyulabilmektedir. Orta şiddette olan miyelofibroz vakalarında ise genelde amaç var olan semptomların yönetilmesi şeklindedir. 

Belirgin semptomları olmayan ve anemi, dalak büyümesi veya başka durumlar görülmeyen hastalarda genelde aktif bir tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Bunun yerine hekim, hastayı düzenli kontrol ve muayeneler ile yakında izler. Bazı durumlarda yıllar boyunca hasta semptomsuz bir şekilde hayatını sürdürebilmektedir. Belli başlı var olabilecek semptomlara yönelik ve genel olarak hastalıkta kullanılabilecek tedaviler şu şekilde sıralanabilir: 

Anemi Tedavisi

Miyelofibrozun şiddetli anemiye neden olması durumunda, aşağıdakiler gibi tedaviler uygulanabilmektedir:

Kan nakilleri: Şiddetli anemi vakalarında, periyodik kan transfüzyonları alyuvar sayısını arttırarak yorgunluk ve halsizlik gibi anemi semptomlarını hafifletebilir. Bazı ilaçlar da duruma göre anemiyi iyileştirmeye yardımcı olabilir.

Androjen tedavisi: Erkeklik hormonu androjenin sentetik bir versiyonunu almak, kırmızı kan hücresi üretimini teşvik edebilir ve bazı kişilerde şiddetli anemiyi iyileştirebilir. Androjen tedavisinin kadınlarda karaciğer hasarı ve erkekleştirici etkiler gibi riskleri vardır.

Talidomid ve ilgili ilaçlar: Talidomid ve ilgili ilaçlar olan lenalidomid ve pomalidomid kan hücresi sayımlarını iyileştirmeye yardımcı olabilmektedir. Bunun yanı sıra dalakta var olan büyümeyi de azaltabilmektedir. Bu ilaçlar steroid ilaçlarla birleştirilebilir. Talidomid ve ilgili ilaçlar ciddi doğum kusurları riski taşır ve özel önlemler gerektirir.

Dalak Büyümesi için Tedaviler

Dalak büyümesi komplikasyonlara neden oluyorsa, hekim bunun için tedavi önerecektir. Tedavi seçenekleri şu şekilde sıralanabilir:

Hedefli ilaç tedavisi: Miyelofibrozda en sık bulunan gen mutasyonunu hedefleyen ruxolitinib, genişlemiş bir dalağın semptomlarını azaltmak için kullanılabilir. Klinik araştırmalar, miyelofibroz için yeni hedefli tedavi ilaçları üzerinde çalışmaktadır.

Kemoterapi: Kemoterapi ilaçları genişlemiş bir dalağın boyutunu küçültebilir ve ağrı gibi ilgili semptomları hafifletebilir.

Dalağın ameliyatla alınması (splenektomi): Dalağın boyutu ağrıya neden olacak kadar büyürse ve zararlı komplikasyonlara neden olmaya başlarsa ve uygulanan diğer tedaviler de işe yaramazsa dalağınızın cerrahi olarak çıkarılması gerekebilmektedir. Riskler arasında enfeksiyon, aşırı kanama, felç veya pulmoner emboliye yol açan kan pıhtısı oluşumu yer alır. İşlemden sonra, bazı kişilerde karaciğer büyümesi ve trombosit sayısında anormal bir artış görülebilmektedir.

Radyasyon tedavisi: Radyasyon tedavisi, zararlı hücreleri öldürmek için X ışınları ve protonlar gibi yüksek güçlü ışınların kullanıldığı bir yöntemdir. Radyasyon tedavisi, cerrahi olarak çıkarılmanın bir seçenek olmadığı durumlarda dalağın boyutunu azaltmaya yardımcı olabilir.

Kemik İliği Nakli

Kök hücre nakli olarak da adlandırılan kemik iliği nakli, sağlıklı kan kök hücreleri kullanarak, hastalıklı kemik iliğini değiştirmek için uygulanan bir prosedürdür. Miyelofibroz için uygulanan bu prosedürde, bir donörden alınan kök hücreleri (allojenik kök hücre nakli) kullanır.

Bu tedavi miyelofibrozu iyileştirme potansiyeline sahiptir. Ancak aynı zamanda yeni kök hücreleri, vücudun sağlıklı dokularına tepki verebilir. Bu durum da hayatı tehdit edebilecek kadar büyük olabilmektedir. Bu yan etki durumuna greft versus host hastalığı adı verilir. Miyelofibrozlu birçok kişi yaş, hastalığın stabilitesi veya diğer sağlık sorunları nedeniyle bu tedaviye hak kazanamaz. Kemik iliği naklinden önce, hastalıklı kemik iliğini yok etmek için kemoterapi veya radyasyon tedavisi yapılır. Daha sonra uyumlu bir donörden kök hücre nakillerine başlanır. 

Destekleyici (palyatif) Bakım

Palyatif bakım, hastalığın özellikle ileri evrelerinde ağrı ve ciddi diğer semptomların azaltılmasını sağlamak için oluşturan özeli bir bakım yöntemidir. Genelde palyatif bakım için çalışan uzmanlar bulunmaktadır. Palyatif bakım aşamasında, ameliyat, kemoterapi veya radyasyon tedavisi gibi diğer agresif tedaviler de semptomatik rahatlama açısından kullanılabilmektedir. Palyatif bakım yapılması durumunda kanserli kişinin daha iyi hissedilmesi sağlanabilir ve yaşam süresi bir miktar daha arttırılabilir.  

Miyelofibroz Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Miyelofibrozun tedavi edilmemesi durumunda oluşabilecek bazı komplikasyonlar bulunur. Bunlar şu şekilde sıralanabilir: 

1-) Karaciğere akan kan akışında basınç artışı: Normalde, dalaktan gelen kan akışı, karaciğere portal ven adı verilen büyük bir kan damarı yoluyla girer. Büyümüş bir dalaktan artan kan akışı, portal vende yüksek tansiyona (portal hipertansiyon) yol açabilir. Bu da mide ve yemek borusundaki fazla kanın daha küçük damarları zorlamasına ve potansiyel olarak bu damarların yırtılıp kanamasına neden olabilir. 

2-) Ağrı: Ciddi derecede genişlemiş bir dalak, karın ağrısına ve sırt ağrısına neden olabilir.

3-) Vücudunuzun diğer bölgelerindeki büyümeler: Kemik iliği dışında kan hücrelerinin oluşumu (ekstramedüller hematopoez), vücudun diğer bölgelerinde gelişen kan hücrelerinin kümelerini (tümörleri) oluşturabilir. Bu tümörler gastrointestinal sistemde kanama, öksürme veya kan tükürme, omurilikte sıkışma veya nöbetler gibi sorunlara neden olabilir.

3-) Kanama komplikasyonları: Hastalık ilerledikçe, pıhtılaşmayı sağlayan trombositlerin sayısı, normalin altına düşme eğilimine girer ve trombosit işlevi bozulur. Yetersiz sayıda trombosit de kolay kanamaya yol açabilir.

4-) Akut lösemi: Miyelofibrozlu bazı kişiler sonunda, hızla ilerleyen bir tür kan ve kemik iliği kanseri olan akut miyelojenöz lösemi geliştirir.

Miyelofibroz için Hangi Doktora Gidilir?

Miyelofibrozis için gidilmesi gereken bölüm hematolojidir. Bu alanda uzman hekim uygun teşhisi yapacak ve tedaviyi uygulayacaktır. Miyelofibrozdan herhangi bir şüphelenme halinde veya ısrar eden, sürekli semptomların olması durumunda hekime başvurulup bunun nedeni anlaşılmaktadır. Ancak miyelofibrozun ilk dönemlerde fazla bir semptom yapmaması nedeniyle ilk aşamalarda anlaşılması çok da mümkün değildir. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın