Hiperglisemi

Hiperglisemi, şeker yüksekliği anlamında olan kan şekeri yüksekliği durumu olup, altta yatan nedene göre farklı ilaç tedavileri uygulanır.

Hiperglisemi Nedir?

Hiperglisemi veya halk arasında yüksek kan şekeri olarak bilinen bu durum özellikle diyabetli yani şeker hastalığı olan kişilerde ortaya çıkmaktadır. Hipogliseminin (düşük kan şekeri) aksine diyabetik yüksek kan şekeri birkaç saatten birkaç gün içerisinde yavaş yavaş gelişmektedir.

Sonuç olarak kan şekerinin çok yükselmesi genellikle ilk başta fark edilmemektedir. Ancak kan şekeri seviyeleri normale döndüğünde fark edilebilir hale gelmektedir.

Birçok neden diyabetli kişilerde hiperglisemiye yol açabilmektedir. Bunlar arasında yanlış yiyecek veya egzersiz seçimi, altta yatan hastalıklar, ilaçlar veya kan şekerini azaltmak için yetersiz ilaç kullanımı bulunmaktadır.

Kan şekeri seviyesi için kılavuz değerleri aşağıda belirtilmiştir. Buna göre hipoglisemi, normal kan şeker değeri ve hiperglisemi (diyabet) arasında ayrım yapılabilir.


Hipoglisemi

Normal değer

Gizli şeker

Diyabet

Açlık kan şekeri (8 saat açlıktan sonra ölçülen değer)

50-70 mg/dl

70-100 mg/dl

100-125 mg/dl

126 mg/dl ve üzeri

Tokluk kan şekeri (Yemekten 2 saat sonra ölçülen değer)


100-140 mg/dl

140-199 mg/dl

200 mg/dl ve üzeri


Hiperglisemiyi tedavi etmek hastalar için çok önemlidir. Tedavi edilmeyen hipergliseminin diyabetik koma gibi çok ciddi sonuçları olabilmekte ve ciddi yan etkilere yol açabilmektedir.

Uzun vadede kalıcı hiperglisemi şiddetli olmasa bile özellikle gözleri, böbrekleri, sinirleri veya kalbi etkileyebilir.

Diyabet hastası olmayan sağlıklı bireylerde 8 saatlik açlık sonrası kan şekeri seviyesi 100 mg/dl'nin altındadır. Yemekten 1 saat sonra değer genellikle 140 mg/dl'yi geçmemektedir. Bu aralığın üzerindeki kan şekeri seviyeleri genellikle uzun süre belirti görülmemekte veya mevcut belirtiler başka bir hastalığa bağlanıp yanlış yorumlanmaktadır.

Daha sık ve özellikle daha yüksek kan şekeri seviyeleri ne kadar uzun olursa, istenmeyen ciddi sonuçlar için risk o kadar büyük olmaktadır. Kanda bulunan fazla şeker küçük ve büyük kan damarlarına ve sinirlere zarar vermektedir. Bunun sonucunda kalp hastalıkları, göz rahatsızlıkları ve böbrek hastalıkları veya sinir bozukluklarıdır.

Diyabet hastalarında ölçülen kan şekeri tedavi sonucu bu değerlere yaklaşmalıdır. İdeal olarak aç karnına 90 ila 120 mg/dl arasında ve yemekten 2 saat sonra 140 mg/dl'den daha az olması tavsiye edilmektedir. Kan şekerinin ölçümü düzenli olarak yapılması oldukça önemli olmaktadır.

Eğer yükselmiş kan şekeri düzeyleri zamanında tespit edilmezse, tedavi edilmemiş hafif hiperglisemi bir kaç gün ila haftalar içerisinde fark edilmeden ciddi sonuçlara neden olabilmektedir. Örneğin tip 1 diyabet hastalar için ketoasidotik koma ve tip 2 diyabet hastaları için hiperosmolar koma gibi ölümcül komplikasyonlar gelişebilmektedir.

Hiperglisemi Belirtileri Nelerdir?

Hiperglisemi çok farklı belirtilere neden olabilmektedir. Bununla birlikte tip 2 diyabet hastaları genellikle belirtileri daha az ve oldukça geç algılamaktadırlar.

Kan şekeri yüksekliğini belirlemenin ve hiperglisemiden kaçınmanın en önemli yolu kan şekeri değerlerinin düzenli olarak ölçülmesidir.

Artan kan şekeri seviyeleriyle hastada başlangıçta kendini yorgun ve bitkin hissetme gibi belirtiler fark edilmektedir. Hastalar kendilerini genellikle hasta hissetmekte ve sabahları yataktan kalkmakta zorlanmaktadırlar. Ayrıca uykuya dalmak ve yeterli uykuyu almak zorlaşmaktadır. Hiperglisemili hastalarda genellikle iştah artışı ve aşırı susama görülmektedir.

Sonuç olarak etkilenen bireylerin sıklıkla idrara çıkması gerekmekte ve genellikle az miktarda idrar atılmaktadır. Hiperglisemi cildi etkileyebilmekte ve kuru, pul pul dökülen cilde yol açabilmektedir. Buna ek olarak yara iyileşmesi genellikle bozulmakta ve yaralar çok geç iyileşmektedir.

Ek olarak esas olarak kollarda ve sırtta meydana gelen tipik bir kaşıntı vardır. Yüksek kan şekeri seviyeleri baş ağrısı, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir. Soğuk algınlığı ve diğer enfeksiyonlara karşı artan bir duyarlılık vardır,  bunlara yakalanmaya eğilim vardır.

Hiperglisemi kızarık cilt ve kafa derisinin kepeklenmesi ile kendini gösterebilir. İdrardaki ketonlar nedeniyle nefes oje çıkarıcıyı anımsatan bir aseton kokusu almaktadır. Gözler genellikle kızarmış veya göz çevresi koyulaşmaktadır.

Çok yüksek ve ciddi kan şekeri seviyelerinde hasta bilincini kaybetmekte ve komaya girmektedir.

Hiperglisemi belirtileri özetlenmiş şekilde aşağıda sıralanmıştır.

Hipergliseminin İlk Ortaya Çıkan Belirtileri

  • Yorgunluk
  • Vücut idrar yoluyla kandaki yüksek şeker içeriğini dışarı atmaya çalıştığından, artan idrara çıkma isteği
  • Aşırı susama
  • Karın ağrısı
  • Düşük tansiyon

Uzun Süreli Hiperglisemi Belirtileri

  • Görme bozuklukları
  • Mide bulantısı, kusma
  • Zayıf yara iyileşmesi
  • Enfeksiyonlara yatkınlık

Diyabetik Ketoasidozun Spesifik Belirtileri

  • Derin nefes alma (Kussmaul solunumu)
  • Ağızda aseton kokusu
  • Bilinç bozukluğu

Hiperglisemi Nedenleri Nelerdir?

Diyabet (Şeker hastalığı)

İnsülin hormonu kan şekerini düzenleyen hayati öneme sahip bir hormondur. Diyabet hastalarında bu son derece önemli olan hormon azalmakta veya hiç yoktur. Bunun sebebi vücudun artık çok az miktarda insülin veya hiç insülin üretememesine dayanmaktadır.

Vücut hücrelerinin insülinin etkilerine karşı dirençli hale gelmesi buna neden olmaktadır.

İnsülinin görevi yiyeceklerden elde edilen şekerin kan dolaşımı yoluyla hücrelere emilmesini sağlamaktır. Böylece enerji sağlanır. Bu da kan şekeri seviyesini düşürmektedir.

Tedavi edilmeyen diyabet hastalarında kan şekeri kronik (uzun vadeli) olarak yükselmektedir. Bunun nedenleri her iki tip diyabet hastalığında farklıdır. Tip 1 diyabet hastalarında pankreasın insülin üreten hücrelerinin yanlış yönlendirilmiş bir bağışıklık reaksiyonu sonucu vücudun kendi savunması tarafından yok edilmelerine yol açmaktadır. Sonuç olarak mutlak bir insülin eksikliği vardır.

Tip 2 diyabet ise insülin direnci ile karakterizedir. Bu hastanın hücrelerinin insülinin etkilerine karşı duyarsız hale geldiği anlamına gelmektedir. Pankreasta insülin üretimi vardır. Ancak üretilen insülin etkisini gösterememektedir.

Göreceli bir insülin eksikliği vardır. Bu süreç sırasında pankreas hasar görebilmekte ve insülin üretemez hale gelebilmektedir. Sağlıklı bir diyet ve yeterli egzersiz belirli koşullar altında insülin duyarlılığını artırabilir.

Kan şekeri seviyeleri yaklaşık 180 mg/dl değerini aştığında vücut şekeri böbrekler veya idrar yoluyla atmaya başlamaktadır. Sık idrara çıkma isteği, aşırı susuzluk ve vücudun kuruması riski ile birlikte günde birkaç litreye kadar sıvı kaybı görülebilir.

Özellikle tip 2 diyabetli yaşlı insanlarda sık idrara çıkma isteği ve aşırı susuzluk hissi gibi belirtiler genellikle görülmemektedir. Bu da belirtilerin gözden kaçması gibi bir tehlike oluşturmaktadır. Su kaybıyla birlikte potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller vücuttan atılmaktadır. Baldır ağrıları ve kas krampları meydana gelmektedir. Artan sıvı kaybı ile tüm vücut yavaş yavaş kurumakta ve ciddi durumlarda diyabetik (hiperosmolar) komaya kadar gidebilmektedir.

Özellikle tip 1 diyabette farklı bir risk daha vardır. İnsülin eksikliğine bağlı olarak hücreler enerji ile beslenememektedir. Vücut gerekli enerjiyi elde etmek için yağ rezervlerini tüketmeye başlamaktadır. Bu durum sonucunda kanı asitleştiren ketonlar oluşmaktadır (ketoasidoz). Bunun sonucunda hastada bulantı, kusma ve karın ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Nefes derinleşmekte ve asetona benzer şekilde kokmaya başlamaktadır. Bu gibi durumlarda hastalar iştahsız olduklarından, az yiyerek insülin alımını azaltmaktadırlar. Böylece zaten kritik olan metabolik durum daha da şiddetlenmektedir. Hayatı tehdit edebilen ketoasidik koma ortaya çıkmaktadır. Bu durum özellikle tip 1 diyabetli insanları etkilemektedir. Tip 2'de hala mevcut olan düşük insülin salınımı vardır ve kan şekeri arttığında genellikle kanın çok asidik olmasını önlemektedir.

İlaçlar

Bazı ilaçlar kortikosteroidler, oktreotidler, beta-blokerler, adrenalin, tiazid diüretikleri, statinler, niasin, pentamidin, proteaz inhibitörleri, L-asparaginaz ve antipsikotikler dahil olmak üzere hiperglisemi riskini arttırmaktadır.

Amfetamin gibi uyarıcıların akut (ani, hızlı bir şekilde) olarak uygulanması hiperglisemiye neden olmakta, ancak kronik (uzun süreli) kullanımda hipoglisemiye yol açmaktadır. Tiyazid grubu ilaçlar tip 2 diyabeti tedavi etmek için kullanılmakta, ancak aynı zamanda ciddi hiperglisemiye neden olabilmektedir.

Kritik Hastalıklar

İnme veya kalp krizi gibi akut stresten muzdarip hastaların büyük bir kısmında diyabet tanısı olmasa bile hiperglisemi gelişebilmektedir. Veya tam tersi yani inme veya kalp krizine hiperglisemi ve teşhis edilmemiş diyabet neden olabilir.

Çalışmalar strese bağlı hipergliseminin inme ve kalp krizi nedeniyle yüksek ölüm riski ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Somatostatinomlar ve aldosteronoma gibi tümörlere bağlı hipokalemi hiperglisemiye neden olabilmekte, ancak genellikle tümör çıkarıldıktan sonra kaybolmaktadır.

Ayrıca aşağıda sıralanmış durumlar diyabet olmadığında hiperglisemiye de yol açabilmektedir:

  • Tiroid, adrenal ve hipofiz fonksiyon bozukluğu
  • Pankreasın çok sayıda hastalığı
  • Sepsis ve bazı enfeksiyonlarda kan şekeri düzeylerinde kesin bir artış
  • İntrakraniyal (kafa içi) hastalıklar (genellikle gözden kaçan) hiperglisemiye neden olabilir. Örneğin ensefalit, beyin tümörleri (özellikle hipofiz bezinin yakınında), beyinden kanama veya menenjit
  • Uzun ve büyük ameliyatlar geçici olarak kan şekeri seviyelerini yükseltebilir.
  • Bazen şiddetli stres ve fiziksel travma kısa bir süre için kan şekeri seviyesini artırabilir, ancak nadiren 120 mg/dl fazla olmaktadır.

Hormonlar ve Sitokinler

Büyüme hormonu, glukagon, kortizol ve katekolaminler gibi hormonlar vücutta aşırı miktarda bulunduklarında hiperglisemiye neden olabilir.

Karbonhidrat metabolizmasını bozan, aşırı glikoz (şeker) üretimine ve azalmış doku alımına yol açan yüksek pro-inflamatuar sitokinler de hiperglisemiye neden olabilir.

Hiperglisemi Teşhisi

Hem venöz (toplardamar) hem de kılcal olarak belirlenen kan şekeri değerine ek olarak hekiminiz ayrıca kanınızdaki HbA1c değerlerine de bakabilir. HbA1c değeri kırmızı kan hücrelerine kaç tane şeker molekülünün bağlandığını ve son üç ay içinde kan şekerinin nasıl geliştiğini göstermektedir.

Diyabetten şüphelenildiği durumlarda oral glikoz tolerans testi (OGTT) uygulanmaktadır. Bu testte hasta bir glikoz çözeltisi içmekte ve vücudun yüksek şeker alımına nasıl tepki verdiğini izlemek için kan örnekleri kullanılmaktadır. OGTT sonrası açlık, yemekten 1 saat sonra ve 2 saat sonraki kan şekeri düzeylerine bakılmaktadır.

Özellikle diyabet hastalarında düzenli kan şekeri ölçümleri gereklidir. Böylece hipergliseminin örneğin ketoasidik koma gibi istenmeyen ciddi etkilerinin önüne geçilebilir.

Hiperglisemi Tedavisi

Hiperglisemi tedavisi diyabet gibi altta yatan nedenin ortadan kaldırılmasını gerektirir. Akut hiperglisemi çoğu durumda hastaya doğrudan insülin verilmesi ile tedavi edilebilir.

Şiddetli hiperglisemi oral hiperglisemi tedavisi (ağız yoluyla) ve yaşam tarzı değişiklikleri ile tedavi edilebilir. Uzun süreli hipergliseminin en yaygın nedeni olan diyabet tedavisi bu ciddi uzun süreli komplikasyonları önlemek için kan şekeri seviyelerini mümkün olduğunca normal tutmayı amaçlamaktadır. Bu doğru beslenme, düzenli egzersiz ve insülin veya metformin gibi diğer ilaçların bir kombinasyonu ile yapılmaktadır.

Hiperglisemi olan kişiler sülfonilüreler veya metformin veya her ikisi ile tedavi edilebilir. Bu ilaçlar glisemik kontrolü geliştirmeye yardımcı olmaktadır. Dipeptidil peptidaz 4 inhibitörü tek başına veya insülin ile kombinasyon halinde hastanede yatan hastalarda hiperglisemiyi tedavi etmek için kullanılabilir.

Etkilenen kişiler ayrıca sıvı kaybını telafi etmek için bol su içmelidir. Kan şekeri düzenli aralıklarla ölçülmeli ve idrardaki aseton atılımı test şeritleri kullanılarak kontrol edilmelidir. Değerler artmakta durum kötüleşmekte veya belirtiler artmakta ise acilen aile hekiminize veya acile başvurmanız gerekmektedir.

Diyabetik koma formları gibi ciddi komplikasyonlar yoğun bakım ile tedavi edilmelidir. Ne kadar hızlı hareket edilirse böbrek, mide veya bağırsaklar gibi organlara hasar o kadar az olacaktır.

Şu unutulmamalıdır ki diyabet hastalarındaki bilinç kaybı hem hipoglisemi hem de hiperglisemi ile tetiklenebilir. Bununla birlikte hipoglisemi daha tehlikelidir. Bu yüzden bilinç kaybına hipoglisemi mi yoksa hiperglisemi mi neden oldu şüphesi varsa, hastaya şeker verilmeli ve asla insülin uygulanmamalıdır.

250 mg/dl'nin üzerindeki kan şekeri seviyeleri ve artmış keton seviyeleri için acil önlemler gereklidir.

Bunlar sırasıyla:

  • Acil bir doktora danışılmalı
  • Kusma varsa acilen hastaneye
  • İnsülin enjekte edin
  • Bol su için
  • Fiziksel efordan, gereksiz hareketten kaçının
  • Uykuya dalmayın

Hiperglisemi Tedavi Edilmezse

Artan kan şekeri seviyeleri çeşitli şikayetlere ve komplikasyonlara yol açabilir. Çoğu durumda etkilenen kişi artan şeker seviyelerinden dolayı aşırı susuzluk hissiyle çok fazla su içmektedir.

Fazla su tüketiminden dolayı kişi sık sık idrara çıkmaktadır. Bu durum kişinin ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri sebep olabilmektedir. Bu da depresyon veya başka zihinsel bozukluklara yol açabilir.

Hastanın cildi ve ağzı kurumaktadır. Ayrıca çoğu hasta kusma ve bulantıdan şikayetçidir. Baş dönmesi ve bilinç kaybı görülebilir. Bayılma sırasında düşerek ilgili kişi yaralanabilir. Ayrıca görsel rahatsızlıkların eşlik ettiği zihinsel karışıklık (bilinç bozuklukları) meydana gelebilir.

Hiperglisemi tedavi edilmediğinde en kötü ve korkulan durum ise etkilenen kişinin diyabetik komaya girmesidir. Günümüzde hiperglisemi hasta uyumuyla birlikte oldukça başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

Çoğu durumda tıbbi tedaviye bile gerek yoktur. Şikayetlerden sağlıklı bir yaşam tarzıyla kurtulmak mümkündür. Tedavi edilmeyen hiperglisemi organ hasarına ve nihayetinde ölüme neden olabilir.

Hiperglisemiye Ne İyi Gelir?

Aşağıda hiperglisemiyi önleyici tedbirler sıralanmıştır:

  • Kan şekerinizi düzenli olarak ölçün
  • Beslenmenize dikkat edin
  • Doktorunuz tavsiyelerini dinleyin ve uygulayın
  • Uyarı işaretlerini zamanında tanımak ve doğru tepki vermek için özel diyabet eğitimi alın
  • Acil bir durumda nelerin yapılması gerektiğini akraba ve arkadaşlarınızla paylaşın
  • İlaç dozlama veya uygulama hatalarından kaçının
  • Keton test şeritlerini ve insülininizi her zaman yanınızda taşıyın
  • Düzenli egzersiz yapın
  • Stres ve heyecandan kaçının

Enfeksiyonlar, sindirim sisteminin hastalıkları veya başka ilaçlar kan şekeri seviyesini, insülin veya kan şekeri düşürücü ilaç alımını etkileyebilir. Bu nedenle bu gibi durumlarda doktorunuzu bilgilendirin ve yapacağı doz ayarlamalarını dikkate alın.

Hiperglisemi İlaçları

Diyabet hastalarının tedavisi için çeşitli ilaçlar mevcuttur. Aktif madde insülin her zaman tip 1 diyabetli hastalarda kullanılırken, tip 2 diyabet tedavisinde çeşitli oral antidiyabetik ajanlar kullanılır.

Sadece kan şekeri haplarla artık yeterince yönetilemediğinde insüline ihtiyaç vardır.

Oral Antidiyabetikler

Öncelikle tip 2 diyabet tedavisi için kullanılmaktadır. Tip 1 diyabette sadece küçük bir rol oynamaktadır. İnsülin direncine sahip tip 1'lerde metformin kullanımı mümkündür.

Ayrıca tip 1'lerde SGLT2 inhibitörlerini kullanımına dair araştırmalar devam etmektedir.

Oral antidiyabetik tedavisinde kullanılan ilaç grupları aşağıda verilmiştir:

  • Biguanidler (Metformin)
  • Flozin (SGLT2 inhibitörler)
  • DPP4 blokörleri
  • Alfa glukozidaz blokörleri
  • Sulfonilüre
  • Glinid
  • İnkretin anologları

Tip 1 diyabet hastalarına insülin tedavisi uygulanılır. Beslenme tedavisi önlemleri ve/veya oral antidiyabetikler tip 2 diyabette yeterince işe yaramadığı durumlarda insülin tedavisi uygulanmaktadır. Tip 2 diyabet için insülin tedavisi genellikle tabletlerle veya daha nadiren inkretin mimetik tedavisi ile birleştirilir.

  • Normal insülin: Değişmemiş vücudun kendi insülinine (insan insülini) karşılık gelmektedir, yaklaşık beş saat etkilidir.
  • İnsülin analogları: Genetik olarak değiştirilmiş insan insülini, hızlı etki, yaklaşık üç saat etkili
  • İnsülini geciktiriciler: Etki süresi katkı maddeleri ile yaklaşık 10 ila 12 saate uzatılır.
  • Uzun etkili insülin analogları: Etki süresi yaklaşık 24-36 saat
  • Karışık insülin: Normal ve gecikmeli insülin veya kısa etkili ve uzun etkili insülin analoglarının karışımı aynı zamanda hızlı ve uzun süreli bir etkiye sahiptir.

İlaç kullanımını hasta bilinçsizce yapmamalı ve mutlaka doktorun önerilerine uymalı.

Hamilelikte Hiperglisemi

Hamile bayanlarda hiperglisemi sıklıkla görülmektedir. Bunun nedeni hamilelik süreci boyunca sınırlandırılmış gestasyonel diyabettir. Gestasyonel diyabet sadece hamilelik sırasında ortaya çıkan kan şekeri metabolizmasının bozukluğudur. Gebelik sırasında eşlik eden hastalıklar arasında ilk sıralarda yer almaktadır.

Dünya çapında yaklaşık 100 hamile kadından 16 kadın gestasyonel diyabet tanısı almaktadır. Bu tip diyabet hamilelik sırasında ilk kez teşhis edilmekte ve genellikle çocuk doğduktan sonra kaybolmaktadır.

Gebelik sırasında doğru zamanda tespit edilmediğinde anne ve doğmamış çocuk için ciddi risk oluşturmaktadır. Düzenli kontroller ve zamanında tedavi anne ve çocuğu için riski azaltmaktadır.

Daha önceden diyabet tanısı almış ve sonrasında gebe kalan kadınlar gestasyonel diyabetli hastalar grubuna dahil değildir.

Gestasyonel diyabet tanısı alan kadınların yaşamları boyunca tip 2 diyabet riskinde artış olmaktadır. Son zamanlarda yayınlanan çalışmalar bu hastaların kardiyovasküler hastalıklar (kalp hastalıklar) riskinde de artış olduğunu göstermektedir.

Kanada’da bulunan Toronto Üniversitesi'ndeki bilim adamları bu konu hakkında araştırma yapmıştır. Son 6 yılda yayınlanan 9 çalışmadan 5 milyondan fazla hastanın verilerini değerlendirdiklerinde çalışma süresince 100.000'den fazla katılımcıda kardiyovasküler hastalık bulunmuştur.

Gestasyonel diyabet normal doğumu engelleyip mecburi sezaryen doğuma neden olabilmektedir. Bunun nedeni gestasyonel diyabet tanısı almış annelerin çocuklarının doğum sırasında çok kilolu olmalarıdır. Çin’de yapılan bir araştırma dengeli bir diyetin ve düzenli egzersizin bu gelişmeyi önleyebileceğini doğrulamıştır.

Çocuklarda Hiperglisemi

Bebekler, çocuklar ve ergenlerde de hiperglisemi görülebilir. Bunun en yaygın nedeni özellikle çocukluk çağında başlayan tip 1 diyabettir. Tip 1 diyabet hastaları bağışıklık sistemindeki insülin üreten hücreleri yok ettikleri için vücutlarına hayatlarının geri kalanı boyunca kan şekerini düşürücü hormon insülini kendilerine uygulamaları gerekmektedir.

Tip 1 diyabetin yanı sıra tip 2 diyabet de çocuklarda ve ergenlerde giderek daha fazla teşhis edilmektedir. Fakat genelde 40 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır.

Bununla birlikte bugün birçok çocuk bu hastalığın tipik risk profiline sahipti. Bunlar örneğin egzersiz eksikliği, aşırı kilo ve çok yüksek şekerli ve yağlı diyettir. 12 ila 19 yaşları arasında tahminen 200 çocuk her yıl tip 2 diyabet tanısı almakta ve bu sayı gittikçe artmaktadır.

Bazı çocuklarda ve ergenlerde nadir görülen diyabet formları görülür. Bunlar arasında MODY (Maturity-Onset Diabetes of Young- Monogenik Diyabet) sayılabilir. Çocuklarda, ergenlerde ve yetişkinlerde nadir görülen diyabet formlarının sıklığı hakkında çok az güvenilir veri bulunmaktadır.

Bebeklerde Hiperglisemi

Annenin anne gebelik sırasında kan şekeri seviyesi çok yüksek olması doğmamış çocuğun kan şekerlerini etkilemektedir. Anne karnındaki bebeğinde kan şekeri seviyesi yüksek olmakta ve sonuç olarak bebekte insülin üretiminde bir artış olmaktadır.

Çocuğun organlarının olgunlaşması da engellenmektedir. Bu genellikle yenidoğan bebekte düşük kan şekeri (hipoglisemi), çok yüksek bilirubin ve kanın aşırı asiditesi (asidoz) gibi durumlar ile sonuçlanmaktadır. Doğumdan sonra bebeğe derhal tıbbi destek verilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir.

Hiperglisemi için Hangi Doktora Gidilir?

Sık idrara çıkma, artan susuzluk ve kuru cilt gibi belirtiler diyabet hastalığının tipik belirtileridir. Bu belirtiler uzun bir süre devam etmekte ise bir doktora danışılmalıdır.

Ani kilo verme, görme bozuklukları veya bilin bozuklukları gibi ek hiperglisemi belirtiler varsa durum oldukça ciddidir ve tıbbi tedavi gerekmektedir. Dengesiz beslenme ve genellikle sağlıksız bir yaşam tarzına sahip olan diyabet hastaları özellikle hipoglisemiye duyarlıdır.

Bu yukarıda sayılan belirtileri olan kişiler en kısa süre içinde aile doktoruna gitmeli ve aynı zamanda bir beslenme uzmanına danışmalıdır. Hastanın aldığı reçeteli ilaçlar doktor tarafından gerekirse tekrar gözden geçirilmekte ve yeniden ayarlanmaktadır.

Hastada kalp krizi belirtileri ortaya çıkmakta veya diyabetik komaya girmekte ise acilen 112 çağırılmalıdır. Tıbbi yardım gelene kadar ilk yardım önlemleri alınmalıdır.

İlk etapta aile hekiminize danışmanız yeterli olacaktır. Aile Hekiminiz daha sonra gerekli duyduğu takdirde size daha ileri testler ve tedavi için Endokronoloji (İç Hastalıkları) uzmanına yönlendirecektir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Hiperglisemi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hiperglisemi gibi metabolik bozukluklar her zaman ciddiye alınmalıdır ve bir doktor tarafından tespit edilip uygun tedavi uygulanmalıdır. Ketoasidoz belirtileri özellikle tip 1 diyabetli hastalarda varsa acil olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Ayrıca aşağıdaki önlemler tavsiye edilmektedir:

  • Kan şekerini düşürmek için normal insülin enjekte edin
  • Sıvı kaybını telafi etmek için bol miktarda su için, kusma varsa bile küçük yudumlarla sıvı alınmalıdır. Kusmanın verdiği sıvı kaybının telafisi mümkün değilse, hastanede infüzyon tedavisi gereklidir.
  • Kan şekerini düzenli aralıklarla ölçün
  • Tip 1 diyabet için: idrarda aseton atılımını kontrol edin

Eczaneden test şeritleri ile idrardaki keton cisimlerini kolayca tespit edebilirsiniz. Test alanı yeterince idrarla ıslatılmalıdır, test şeridi toplanan idrarla birlikte bir kaba daldırılabilir. Test bandı bir dakika sonra renk değiştirmektedir. Renk değişimi sonrası test bandı tüpünün ölçeği ile karşılaştırılabilir.