evim.com

Soğuk Algınlığı

Soğuk algınlığı burun, boğaz, sinüsleri etkileyen ve birden fazla virüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. İlaca güvenmek doğru değildir, hastanın bu süreçte iyi bakılması şarttır.

Soğık Algınlığı Nedir?

Birçok farklı virüsün neden olduğu; burnu, boğazı ve sinüsleri etkileyen bir üst solunum yolu hastalığıdır ve bulaşıcı olabilmektedir. Soğuk algınlığı tıp dilinde akut nazofarenjit nezle olarak da bilinir. Soğuk algınlığına %80 rinovirüs neden olsa da içlerinde koronavirüs, adenovirüs, solunum sinsityal virüsü ve parainfluenza virüsü gibi 200’den fazla virüs soğuk algınlığının nedeni olabilir. Vücut bütün bu virüslere karşı bağışıklık kazanamadığı için soğuk algınlığı sık ve tekrarlayan bir hastalık haline gelir.

Bu hastalık, dünyada en sık görülen viral enfeksiyondur çünkü temas yoluyla veya öksürüp, hapşırdıktan sonra havada kalan virüslerin solunmasıyla veya elleri yıkamadan ağza ve yüze dokunmayla kişilere bulaşmaktadır. Etraftaki nesnelere de birkaç saat yapıştığı tahmin edilen virüsler bulaşıcılık oranını artırmaktadır. 

Aynı zamanda nezle ismi de verilen soğuk algınlığı bazen alerjik nezle ile de karıştırılmaktadır. Alerjik nezle veya kronik nezle, alerjen maddeye maruz kaldığınızda ortaya çıkar ve alerjen maddeden uzak durulmadıkça geçmez. Halk arasında bahar nezlesi veya saman nezlesi olarak da bilinmektedir. Belirtileri ise burun tıkanıklığı, hapşırma, burunda kaşıntı ve gözlerde kızarmadır. 

Nezle ve grip sık karıştırılan hastalıklardır. Grip ile nezle arasındaki fark ise soğuk algınlığı, gribe göre daha hafif geçer. Gripli hastalar genellikle titreme, baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrısı gibi vücut ağrıları, kuru öksürük ve aşırı halsizlik gibi belirtiler gösterirler. 

Risk Faktörleri

Soğuk algınlığı yaygın bir hastalıktır. Ancak tek bir tedavi yöntemi olmadığı için iyileşme sürecinin ne kadar süreceği kişilerde oluşan bazı koşullara bağlıdır. Bu koşullardan bazıları soğuk algınlığının ne şiddette geçeceğine dair ipuçları verir.

Yaş: Altı yaşından küçük çocuklar soğuk algınlığı riskini en fazla taşıyan yaş grubudur.

Vücut Sağlığı: Kronik bir hastalığın mevcut olması veya bağışıklık sisteminin zayıf olması soğuk algınlığı riskinin artırır.

Mevsim: Hem çocuklar hem de yetişkinler sonbahar ve kış aylarında soğuk algınlığına karşı daha hassastır.

Sigara: Sigara dumanına maruz kalmak veya sigara içmek soğuk algınlığı riskinin artmasına neden olur.

Mekan: Kalabalık yerlerde fazla zaman geçirmek virüse maruz kalma oranını artırır.

Soğuk Algınlığının Belirtileri

Belirtiler kişiye göre değişiklik gösterebilir. Bazı insanlar herhangi bir belirti görülmeyebilir. İki üç gün arası süren belirtilerin en yaygın olanları:

  • Boğaz kuruluğu
  • Boğaz ağrısı
  • Öksürük 
  • Hafif ateş
  • Hapşırma
  • Sesin boğuklaşması
  • Burun tıkanması
  • Hafif baş ağrısı
  • Nadir görülen belirtiler arasında ise:
  • Kas ağrıları
  • Titreme 
  • Halsizlik/ zayıflık
  • İştah azalması
  • Aşırı yorgun hissetmek
  • Ses kısıklığı

Yüksek ateş ve şiddetli kas ağrıları belirtilerinde grip olasılığı daha yüksektir. Bazı kişiler ise virüse maruz kaldığında belirti göstermeden iyileşebilmektedir. Soğuk algınlığının evreleri kişiden kişiye değişiklik gösterir. Genellikle virüs bulaştıktan iki üç gün sonra etkisini göstermektedir. Soğuk algınlığının belirtileri bazı kişilerde hafif şekilde görülürken bazılarında daha şiddetlidir. Bazı kişilerde sadece burun tıkanması görülebilir bazılarında bütün belirtiler görülür. Bunun dışında hastalık süresi kişinin bağışıklık sistemine, yaşına ve başka hastalığının olup olmamasına göre de değişiklik gösterir. 

Soğuk Algınlığının Nedenleri

Soğuk algınlığının nedeni kalın giyinmemekten veya havanın çok soğuk olmasından kaynaklanmamaktadır. Ancak soğuk algınlığı yaz aylarında da sık görülmektedir. Soğuk algınlığına neden olan 200’den fazla virüse maruz kalırsanız hastalık ortaya çıkabilmektedir. Soğuk algınlığı kapmış birinin hapşırdığı veya öksürdüğü bir yerde aynı havayı soluyarak virüse maruz kalabilirsiniz. Bunun dışında birçok kişinin kullandığı havlular veya dokundukları bir yüzeye temas etmek virüsün enfekte olmasına neden olmaktadır. Örneğin rinovirüs yüzeyde ve ellerde üç saate kadar tutunabilmektedir.

Solunum yolu enfeksiyonuna neden olan yaygın virüsler şunlardır:

Rhinovirüs: Soğuk algınlığının en yaygın nedenidir. 100’den fazla türü olan bu virüs grubu en bulaşıcı türdür.

Coronavirüs: Coronavirüs grubu çoğunlukla hayvanları etkilese de insanlarda ciddi akut solunum sendromuna neden olabilmektedir.

Parainfluenza virüsü, adenovirüs ve solunum sinsityal virüsü: Bu virüs grupları ise yetişkinlerde hafif enfeksiyonlara neden olabilir. Ancak çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde alt solunum yolu enfeksiyonu oluşturma riski yüksektir.

Virüs bağışıklık sistemine girdiğinde enfeksiyonu oluşturmaktadır. Vücutta virüse karşı oluşturulan ilk savunma boğaz ve burundaki mukustur. Mukus soluma yoluyla vücuda girmeye çalışan toz, bakteri veya virüsleri yakalar. Bunun dışında vücut virüsle savaşmak için beyaz kan hücreleri üretir. Ancak vücut daha önce böyle bir virüse maruz kalmamışsa başarısız olabilir. Enfekte olmuş bireylerin etrafındaki herkes virüs kapabilir. Bu nedenle eğer soğuk algınlığı belirtilerinden birini yaşıyorsanız evde dinlenmek siz ve çevrenizdekiler için yararlı olacaktır. 

Soğuk Algınlığı Teşhisi

Çoğunlukla belirtiler hafif şekilde ve kısa sürede atlatılır. Böyle zamanlarda doktora gitmeye gerek kalmaz. Doktora gidildiğinde ise ilk yapılan fiziksel muayenedir. Fiziksel muayenede ateşiniz ölçülür ve akciğerlerinizi dinlenir, nefes kontrolü yapılır. Bunun yanında doktorunuz, belirtilerin ne şiddette olduğu ve ne kadardır görüldüğü ile ilgili de sorular sorabilmektedir. 

Teşhis için yapılan testlerden biri de boğaz kültürü alınıp boğaz ağrısına herhangi bir bakteriyel enfeksiyonun neden olup olmadığını öğrenmektir. Bununla birlikte semptomların kesin nedenlerini öğrenmek için kan testi ve göğüs röntgeni gerekebilir. Rinövirüs veya insityal virüsü gibi yaygın virüslerin tespiti için bazı laboratuvar testleri mevcuttur ancak nadiren kullanılmaktadırlar.

Soğuk Algınlığı Tedavisi

Hem antibiyotikler hem de antiviral ilaçlar soğuk algınlığına neden olan virüsleri iyileştirmez. Bu nedenle soğuk algınlığı tedavisi evden bile yapılabilmektedir. Aşağıda bahsedilen tedavi yöntemleri vücudun rahatlaması ve daha çabuk iyileşmesi için yararlı olacaktır.

Bol miktarda sıvı tüketmek ve vücudun sıvı kaybına uğramasını engellemek önemlidir. Vücut susuz kalırsa belirtilerin şiddetli hale gelmesi ihtimali vardır.

Bağışıklık sisteminiz virüsle savaşırken sizin bol bol uyumanız ve dinlenmeniz faydalı olacaktır. 

Ağrıları hafifletmek veya ateşi düşürmek için bazı soğuk algınlığı hapları bulunmaktadır. Doktorunuzun da tavsiyesiyle asetominofen veya ibuprofen kullanabilirsiniz. 

Tuzlu su ile gargara yapmak boğazınızı rahatlatır ve boğazdaki kaşıntıyı alır.

Yemek olarak çorba gibi yemekleri tercih etmek sizi yatıştırabilir ve tıkanıklığı giderebilir.

Odayı sıcak ve nemli tutmak önemlidir ancak aşırı ısıya neden olacak kadar sıcak olmamalıdır.

Burun tıkanıklığını hafifletmek ve rahat nefes almak için eczanelerden tuzlu burun damlası alabilirsiniz.

Soğuk Algınlığı Tedavi Edilmezse

Soğuk algınlığının kesin bir tedavisi olmasa da belirtiler uzun süre görülürse mutlaka bir doktora başvurulmalıdır. Soğuk algınlığının nedeni bakteriyel enfeksiyon ise ve herhangi bir tedavi yöntemi uygulanmazsa aşağıdaki komplikasyonlar oluşabilir:

Akut bronşit: Akciğerlerdeki bronşların bakteriyel enfeksiyon sonucu iltihaplanması ile ortaya çıkmaktadır. Bakteriyel bir enfeksiyon neden olduysa antibiyotik ile tedavi edilebilmektedir. Balgamın bir örneği alınıp incelenebilir ve bakteri seviyelerinin ne olduğu belirlenir. Belirtileri: hırıltı, nefes darlığı, öksürük ve balgam oluşmasıdır.

Zatürre: Alveollerin (küçük hava keseleri) sıvı ile dolması nedeniyle akciğerlerin iltihaplanmasıyla ortaya çıkmaktadır. Antibiyotik tedavisi uygulanabilir. 

  • Belirtileri: göğüs ağrısı, öksürük, ateş ve nefes alma zorluğudur.

Akut bakteriyel sinüzit: Ainüslerin bakteriyle enfekte olmasıyla meydana gelir. Tedaviye başlamak ve daha fazla enfeksiyonu önlemek için antibiyotik tedavisi gereklidir. Belirtileri: baş ağrısı, ağrıyan sinüsler ve burun akıntısıdır.

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelir?

Soğuk algınlığının başlayıp iyileşmesi beş aşamada gerçekleşir ve her aşamada kişiye iyi gelecek ve belirtileri hafifletecek yöntemler vardır.

Aşama 1: virüsün vücuda girdiği ilk üç günde burun tıkanıklığı hafif yorgunluk ve boğaz ağrısı gibi belirtiler görülür. İlk aşamada yapılabilecek en iyi yöntem bol su içmek ve dinlenmektir.

Aşama 2: soğuk algınlığı öksürük ve tıkanmaların görülmesiyle vücuda yerleşmiş olur. Bu aşamada ise tavuk suyu çorbası, bitki çayı, bal, zencefil gibi sizi rahatlatacak veya yumurta, garbanzo fasulyesi, kabak çekirdeği ve kepekli tahıllar gibi çinko bakımından zengin gıdalar tüketilmesi faydalıdır. Ayrıca soğuk algınlığının süresini kısaltan, belirtileri hafifleten adeta soğuk algınlığı çayı denebilecek ekinezyanın tüketilmesi  en etkili yöntemlerden biridir. Nezle otu olarak bilinen bitki de soğuk algınlığının şiddetli belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilmektedir.

Aşama 3: soğuk algınlığının zirve yaptığı bu aşamada vücut ağrıları ve düşük ateş görülmektedir. Bol sıvı tüketmek, tıkanıklığı ve sinüs basıncını düşürmek için buharlı duş almak kişiyi rahatlatacaktır. 

Aşama 4: iyileşmeden önceki son aşamada ağrılar azalır ve ateş düşer. Kişi kendini iyi hissediyorsa temas ettiği yüzeyleri, yatağı ve eşyalarını sterilize etmelidir ve mikropların yayılmasını engellemelidir.

Aşama 5: öksürük ve burun akıntısı gibi hafif kalıcı belirtilerin dışında vücut tamamıyla iyileşir. Bu aşamadan sonra dengeli beslenme, eşyalarınızı düzenli olarak dezenfekte etmek ve günde beş kez elleri 20 saniye yıkamak virüsleri sizden uzak tutacaktır.

Bunlar dışında soğuk algınlığından önce C vitamini tüketmek hastalık sürenizi kısaltmada yardımcı olur. Ayrıca güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak vücudunuzun virüsleri yenmesini kolaylaştıracaktır.

Soğuk Algınlığına Ne İyi Gelmez?

Soğuk algınlığının sebebi çoğunlukla virüslerdir. Bu nedenle hastalık boyunca antibiyotik içmek sizi iyileştirmeyecek aksine vücudunuzdaki yararlı bakterilerin ölmesine neden olacaktır. Bununla birlikte sürekli nezle olmak bağışıklık sisteminizin çok zayıf olduğunu veya temizliğe yeterince dikkat etmediğinizi gösterir. Virüsleri kapmamak için sık sık el yıkamanız çok önemlidir.

Sigara içmek burnunuzu, boğazınızı ve akciğerlerinizi tahriş eder. Soğuk algınlığı döneminde burun zaten tıkalı olduğu için nefes almak iyice zorlaşır.

Kafeinli içecekler sizi su kaybına maruz bırakabileceği için bu dönemde kaçınılması gereken içeceklerdir. Kahve, kola, çay veya enerji içeceği gibi bol kafein içeren içecekler hastalık süresince tüketilmemelidir.

Çok fazla alkol tüketmek de su kaybına neden olur. Bunun yanında bağışıklık sisteminin kötü etkilenmesine, zayıflamasına neden olur ve enfeksiyon kapma riskini artırır. 

Soğuk Algınlığı İlaçları

Soğuk algınlığını kesin olarak iyileştiren bir ilaç bulunmamaktadır. Fakat doktorunuzun tavsiye edeceği bazı ilaçlar belirtilerin hafiflemesine yardımcı olur ve hastalık daha kolay atlatılabilir.

Antihistaminikler: Gözlerin kaşınması ve sulanmasına ve boğazdaki kaşıntının azalmasına yardımcı olmaktadır.

Dekonjestanlar: Baş ağrısına ve burun tıkanıklığına iyi gelmektedir.

Guaifenesin: Balgam söktürücü olarak kullanılmaktadır. Mukusun gevşemesine yardımcı olur.

Öksürük baskılayıcılar: Bu ilaçlar öksürükten uyuyamamanız gibi bir durum söz konusu olduğunda kullanılmalıdır. Öksürük şurubu gün boyunca alınmamalıdır çünkü öksürük tıkanıklığın yerleşmesini ve enfekte olmasını engeller.

Asetaminofen ve ibuprofen: Ağrı kesici ve ateş düşürücü etkileri vardır. Bu belirtilerin dinmesi için asetil salisilik asit kullanılmamalıdır. 

Boğaz pastilleri ve nazal spreyler: Boğaz ağrısı ve burun tıkanıklığının hafifletilmesi için kullanılması önerilebilir.

Ayrıca soğuk algınlığı tedavisinde sık kullanılan ibuprofen+ psödoefedrin ve parasetamol + klorfeniramin gibi ilaçlar da soğuk algınlığı belirtilerini hafifletmektedir.

Hamilelikte Soğuk Algınlığı

Hamilelikte bağışıklık sisteminin zayıf olması vücudun hastalık kapma riskini artırmaktadır. Hamilelik sırasında soğuk algınlığının belirtileri pek farklı olmamakla birlikte bir haftadan uzun süren öksürük ve vücut ısısının düşmesi görülebilmektedir. Belirtiler 10-14 gün arası sürebilir. Ancak daha uzun süre belirti görülür veya belirtiler gittikçe kötüleşir ise mutlaka doktora başvurulmalıdır. 

Hastalık boyunca size iyi gelebilecek bazı yöntemler vardır. Hastalık süresini kısaltmasa da dinlenmek, vücut ağrısını hafifletir ve yorgunluğunuza iyi gelir. Bununla birlikte belirtiler hafif geçiyorsa ve ateş veya öksürüğünüz yoksa egzersiz yapmak vücudunuzu dinç tutacaktır.

Soğuk algınlığı nedeniyle iştah azalması yaşayabilirsiniz ancak sağlıklı beslenmek bağışıklık sisteminizin virüslerle savaşması için faydalı olacaktır. Ateş, hapşırma ve burun akıntısı sizin ve bebeğinizin sıvı kaybetmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle hem hamilelik boyunca hem de hasta olunan dönemde bol sıvı tüketilmelidir.

Uyurken başın altına birkaç yastık konularak daha rahat nefes alınabilir. Ayrıca soğuk algınlığı veya grip gibi hastalıkları önceden önlemek için grip aşısı yaralı olacaktır. Grip aşısı anneyi doğumdan sonraki altı aya kadar koruyabilmektedir.

Çocuklarda Soğuk Algınlığı   

Soğuk algınlığı çocuklarda daha sık görülmektedir. Birçok çocuk yılda 6-8 kez soğuk algınlığına maruz kalır. Çoğunlukla kreşe giden çocuklar hastalığı daha sık kapmaktadır. Çocuklar 6 yaşına geldikten sonra hastalığı kapma olasılıkları daha düşük olabilmektedir. 

Çocukların soğuk algınlığına daha fazla maruz kalmasının birkaç nedeni vardır. Bunlar: 

  • Vücut direncinin yetişkinlere göre daha düşük olması
  • Soğuk algınlığının kapalı ve kalabalık mekanlarda daha çabuk yayılması ve çocukların okul veya kreş gibi yerlerde çok fazla vakit geçirmesi hastalık kapma olasılığını yükseltir.
  • Çocuklar kirli ellerini ağza veya yüze sürmeye daha çok meyillidir. Böylece ellerindeki virüs kolayca vücuda girebilmektedir. 

Soğuk algınlığı çocuklarda belirli belirtilerin yanında ishal ve kusmaya neden olabilir. Ayrıca soğuk algınlığı kulak tıkanması veya boğaz ağrısına neden olmaktadır. Çocuklarda soğuk algınlığı belirtisi görüldüğünde okuldan uzak tutmak ve başka çocuklarla temas etmesini önlemek hastalığın yayılmaması için bir çözüm olabilir. 

Çocuklarda grip veya soğuk algınlığı için şurup kullanılmaması önerilir. Özellikle öksürük şurubu ebeveynlerin sık başvurduğu bir ilaçtır. Ancak öksürük, virüsün vücuttan atılması için gereklidir. Geçmeyen soğuk algınlığı belirtileri, titreme, yüksek ateş, kusma ve solunum zorluğu, mide ağrısı veya bulantısı görülürse doktora başvurulması gerekir. 

Bu süreçte çocuğun bol bol dinlenmesi, bol sıvı tüketmesi ve besin değeri yüksek yiyecekler yemesi tedaviye yardımcı olacaktır. Ancak doktor tavsiye etmeden herhangi bir ilaç alınmaması gerekmektedir.

Bebeklerde Soğuk Algınlığı

Bebekler soğuk algınlığına karşı hassastır çünkü herhangi bir yaygın enfeksiyona karşı bağışıklıkları yoktur veya zayıftır. Bebeklerde kalınlaşıp sarıya dönen burun akıntısı veya emerken tıkanıklık nedeniyle zorluk yaşamaları başlıca belirtilerdir. 

Bebek 3 aylıktan küçükse ve ateşi yükselirse başka bir hastalığının olup olmadığını öğrenmek için doktora başvurulmalıdır. Ayrıca bebeğiniz sıvı kaybı yaşıyorsa, nefes almakta zorlanıyor veya kalıcı öksürüğe maruz kalıyorsa veya kanlı balgam, kusma ve iştah azalması görülüyorsa derhal doktora gidilmelidir.

Hastalık boyunca çocuğu emzirmeye devam etmek gerekir. Anne sütü soğuk algınlığına neden olan virüslere karşı koruma sağlamaktadır. 

Bunun dışında kalın burun mukusunun inceltilmesi ve rahat nefes alması için doktorunuz salin burun damlalarını önerebilir. Ayrıca tuzlu su damlası ve bir emme ampulü kullanılarak burun mukusu çıkarılabilir. 

Bebeğe aspirin veya antibiyotik ilaç vermek kesinlikle önerilmemektedir. Bununla birlikte öksürük şurubu veya soğuk algınlığı ilaçları 2 yaşın altındaki çocuklar için önerilmez.

Soğuk Algınlığı için Hangi Doktora Gidilir?

Soğuk algınlığı tedavisi için aile hekimine, çocuk doktoruna, kulak burun boğaz uzmanına veya göğüs hastalıkları uzmanına başvurabilirsiniz. Soğuk algınlığı belirtileri doktora gitmeye gerek kalmadan iyileşme gösterecektir. Fakat ateşiniz 38 derece ve üstü ise veya üç günden fazladır devam ediyorsa, 10 günden fazla geçmeyen soğuk algınlığı belirtileriniz veya aşağıdaki belirtiler varsa mutlaka uzman bir doktora başvurmanız gerekmektedir. 

  • Balgamlı öksürük
  • Şiddetli kulak ağrısı veya kusma
  • Şiddetli sinüs ağrısı
  • Karın ağrısı, baş ağrısı veya boyun tutulması
  • Nefes darlığı
Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Soğuk Algınlığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Soğuk algınlığı en fazla 5-10 gün sürmektedir. Eğer soğuk algınlığı belirtileri daha uzun sürerse tıbbi bir müdahale gerekiyor olabilir. Bunun dışında güçlü bir bağışıklık sisteminiz ve sağlıklı bir yaşam tarzınız varsa hastalığı daha kısa sürede atlatmanız olasıdır.

Soğuk algınlığını iyileştiren kesin bir tedavi veya ilaç olmadığı için belirtilerinize göre bir tedavi yöntemi uygulayabilirsiniz. Dinlenmek, sağlıklı beslenmek, bol sıvı tüketmek size genel olarak iyi gelecektir. Bunun dışında doktorunuza danışıp belirli ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanmak   belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilmektedir.

Soğuk algınlığına neden olan virüsler insandan insana kolayca bulaşmaktadır. Bazı virüsler yüzeylerde üç saat yaşayabilir ve o yüzeyleri elleyip ardından yüzünüze dokunmanız soğuk algınlığı kapma ihtimalinizi artıracaktır. Bu nedenle soğuk algınlığı olan kişiye temas etmemek ve ellerinizi günde beş kez 20 saniye boyunca yıkamak önem taşımaktadır.

Bebeklerde soğuk algınlığı ortalama 9 veya 10 gün sürebilir. Ancak beş günden fazla görülen ateş yükselmesi için mutlaka doktora gidilmelidir. Hastalığın daha çabuk sonlanması için anne sütü önemlidir. Anne sütü, virüslerin vücuttan daha hızlı atılmasını sağlamaktadır.

Emziren annelerde soğuk algınlığı hastalığı bebeği etkilemez. Bebeğiniz de soğuk algınlığı sürecinde hastalığını size bulaştırmaz aksine anne sütü bebeğin hızlı iyileşmesini sağlayacaktır. Hastayken bebeğinizi emzirmek sizi yorabilir. Bu nedenle hastalık boyunca bol bol dinlenmek, sıvı tüketmek ve sağlıklı beslenmek sütünüzün azalmasını engelleyecektir.