Sepsis

Sepsis, kişinin bağışıklık sistemine göre vücudunda oluşan enfeksiyona olan anormal yanıtlarıdır. Sepsis için odağının tespitinden sonra cerrahi veya ilaç tedavi yöntemleri kullanılır.

Sepsis Nedir?

Sepsis birçok kurum tarafından farklı tanımlamaları yapılan, ortak noktada buluşulmayan bir hastalıktır. Genel olarak, vücuttaki bir enfeksiyona, vücudun sistemik olarak verdiği anormal, aşırı yanıttır, tanımlaması yapılabilir. Sepsisin şiddeti, bireyin bağışıklığına göre, geçirdiği enfeksiyonun etmeninin türüne göre değişiklik gösterir. Hasta bu durumu ateş, kalp hızlanması, solunum hızlanması gibi belirtilerle tedavi sonucunda atlatabileceği gibi sepsis hastayı ölüme de götürebilir. 

Başlıca sepsis, ağır sepsis ve septik şok diye üç gruba ayırabiliriz. Septik şok, sepsisin en ağır formudur. Rapor analizlerine bakıldığında yaklaşık olarak septik şoka giren hastaların yarısı tedaviye rağmen kaybedilmektedir. Onun için ne kadar erken teşhis edilir, erken tedaviye başlanırsa hastaların yaşama şansı o kadar yüksek olacaktır.

Sepsisin bir de yenidoğanlarda görülen formu vardır. Neonatal sepsis olarak adlandırılır. Bebeğin doğum öncesi, doğumda ya da doğumdan sonra kaptığı enfeksiyonlardan kaynaklanabilir. İlk bir haftaya kadar bebek sepsise girerse erken başlangıçlı neonatal sepsis, bir hafta ile üç ay arasında girerse geç başlangıçlı neonatal sepsis olarak adlandırılır. Erken doğan bebekler, düşük doğum ağırlıklı bebekler geç başlangıçlı neonatal sepsis için risk gruplarındandır.

Sepsis Belirtileri Nelerdir?

  Sepsisin belirtileri sepsis hastalığına özgü belirtiler değildir. 

  • Kalp hızının dakikada 90 atımın üzerine çıkması (taşikardi),
  • Vücut sıcaklığının 38.3 santigrat derecenin üzerinde olması veya 36 santigrat derecenin altında olması,
  • Solunum sayısının dakikada 20 nin üzerine çıkması (takipne),
  • Hastanın olası ya da bilinen bir enfeksiyonu olması,

Durumlarından herhangi ikisinin hastada bulunması, hastaların bir uzmana görünmeleri konusunda uyarıcıdır. Bu belirtilerin dışında hastanın enfeksiyon odağının çeşidine göre, hastanın yaşına göre, hastanın eşlik eden başka uzun süreli hastalığının olup olmamasına göre hastada görülebilecek belirtiler çeşitlilik gösterir. Mesela;

  • Son dönemde ameliyat geçirmiş bir hastanın ameliyat yarasının pansumanlarının ve temizliğinin düzgün yapılmadığı durumlarda burada abse gelişebilir ve bu sepsis için bir enfeksiyon odağıdır. Bu hastalar yukarıdaki belirtilerin dışında apse bölgesinde hassasiyet ve ağrı, şişlik, kızarıklık gibi belirtilerle gelebilir.
  • Akciğer enfeksiyonu kaynaklı sepsise giren bir hastada da yine yukarıda verilen belirtiler görülebileceği gibi bunun yanı sıra öksürük, nefes darlığı gibi belirtiler de eşlik edebilir.
  • Hastanın yaşı, mevcut sağlık durumu, kullandığı ilaçlar da görülebilecek belirtiler açısından önemlidir. Mesela, beta bloker kullanan yaşlı bir hasta, sağlıklı bir gençten daha az sıklıkla tansiyon düşmesi yaşar. Kullandığı ilaç bu durumun görülmesini engeller. Tansiyon düşmesi kaynaklı genç hastada baş dönmesi, bilinç kaybı, huzursuzluk gibi belirtiler görülebilir.
  • Sepsisin evresi de hastada görülebilecek belirtiler açısından önemlidir. Erken evredeki bir sepsis hastasında cilt sıcak ve kırmızı bir görünüme sahip iken, septik şoktaki bir hastada soğuk, soluk ve terli bir cilt karşımıza çıkacaktır.
  • Vücuttaki kanının en uç organlara kadar iletilmesi ve bu sayede dokularda gerçekleşen oksijen alışverişinin bozulması hastaların ağız içi, göz kapaklarının içindeki normal kırmızı rengin kaybolup mor bir renk almasına (siyanoz) neden olabilir.
  • Yine septik şoka ilerlemiş bir hastada hastanın vücudundaki kan yüksek oranda hayati organlara gönderileceği için hastanın idrar çıkarımı çok azalacak (oligüri) yahut hiç olmayacaktır. (Anüri)
  • Neonatal sepsisli bir bebekte ise yine temel belirtilerden kalp hızlanması, solunum hızlanması, vücut sıcaklığındaki değişiklikler gibi belirtiler olabileceği gibi, bebeğin hareketlerinde azalma, emme ve beslenmesinde azalma, kusma, ishal, şişkin bir karın, nöbetler gözlenebilir.

Sepsis Nedenleri Nelerdir?

Bir hastanın sepsis geçirebilmesi için vücuduna bakteri girişinin olması gereklidir. Her bakteri girişiyle hasta sepsis geçirmez, bu tamamen hastanın o anki durumuna, eşlikçi hastalığının bulunup bulunmadığına vs. bağlıdır. Fakat sepsis oluşabilmesi için olmazsa olmaz şey hastanın vücudunda bir bakteri odağının bulunmasıdır.

Hastayı sepsise sokacak bazı kolaylaştırıcı faktörler vardır;

  • İleri yaş en önemli risk faktörlerindendir. Sepsis hastalarının birçoğu 65 yaşın üzerindeki hastalardır. Yaşlı kişiler böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, diyabet gibi mevcut hastalıklarının fazlalığından vücutlarına giren bakterilere karşı savunmaları genç, sağlıklı bireyler gibi olmaz.
  • Akciğer enfeksiyonu sık sepsise neden olan enfeksiyonlardandır.
  • Yoğun bakımda kalan hastalar, solunumlarını soluk borularına uzatılmış borular aracılığıyla yaptıklarından bu solunum ekipmanları hastanın akciğer enfeksiyonu kapma olasılıklarını arttırır.
  • Böbrek enfeksiyonu geçiren kişiler yine sepsis için yüksek risk altındadır.
  • Uzun süreli idrar sondası takılan hastaların sondaları bakterilerin üremesi ve çoğalması için çok uygun bir ortam oluşturur. Uzun süre sonda takılı kalan hastalar alt üriner sistem enfeksiyonlarına yatkındırlar. Bu da yine böbrek enfeksiyonuna neden olabilir.
  • Bakteriyemi, kanda bakterilerin üremesini tarif eder. Bakteriyemi hastaları da sepsis için yüksek riskli gruplardandır.
  • Uzun süre damarlarında kateter bulunan hastaların kateterleri bakterilerin üremesi için uygun ortam oluşturur. Kateterde üreyen bakteri kana karışarak bakteriyemi başta olmak üzere başka birçok organda enfeksiyon yaratabilir. Geç dönem neonatal sepsisli yenidoğan hastalarının da birçoğu bu nedenden ötürü sepsis geçirmektedirler.
  • Kanser hastaları kemoterapi ve radyoterapi gibi bağışıklığı baskılayıcı tedaviler almaktadır. Bağışıklığı baskılanmış bu hasta grupları da sepsis için risk gruplarındandır.
  • Düzenli bağışıklığı baskılayıcı ilaç kullanmak zorunda olan hastalar (organ nakli hastaları gibi) da sepsis açısından risk teşkil etmektedirler.
  • Hastanede uzun süreli yatışı yapılan hastalar da hastane kaynaklı dirençli bakterilerle enfekte olabileceklerinden sepsis için riskli gruplardır. Geç dönem neonatal sepsisli bebeklerin sepsis geçirmelerinin nedenlerinden birisi de budur.
  • Anne karnındaki bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının enfekte olması (koryoamniyonit) ya da plasenta dokusunun enfekte olması bebeğe bu enfeksiyonun geçmesine neden olacaktır. Bu da erken dönem neonatal sepsisin yenidoğandaki nedenlerinden birisidir.
  • Erken dönem neonatal sepsisinin nedenlerinden biri de amniyon zarının erken yırtılıp amniyon sıvısının boşalmasıdır. Amniyon sıvısı bebek için koruyucu steril bir sıvıdır. Amniyon sıvısı boşalmış rahimde uzun süre kalan bebek enfeksiyonlara açık hale gelecektir.

Sepsis Teşhisi

Sepsis, teşhisi fizik muayene, laboratuvar testleri, kültür örneklemeleri ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleriyle birlikte konulabilecek kompleks bir hastalıktır. Birçok hastalıkla karışabilir. Bulguları hastalığa özgü değildir. Bütünüyle bir değerlendirme gerekir. Kimi otoriteler sepsisi sistemik inflamatuar cevap sendromunun (SIRS) enfeksiyon sebebiyle oluşması olarak kabul eder. Bundan dolayıdır ki SIRS’un dört kriterinin hastada var olup olmadığına bakarlar. Bunlar;

  • Kalp hızının dakikada 90 atımın üzerine çıkması,
  • Vücut sıcaklığının 38.3 santigrat derecenin üzerinde olması veya 36 santigrat derecenin altında olması,
  • Solunum sayısının dakikada 20'nin üzerine çıkması ve kan gazından bakılan parsiyel karbondioksit basıncının 32 mmhg’nın altında olması,
  • Beyaz kan hücrelerinin normal aralığın altında ya da üstünde olmasıdır.

Bir de hastanın sepsise girip girmediğini ve ölümcül bir vaka olup olmadığını değerlendirmek için bakılan daha pratik bir test vardır. Bu testin adı qSOFA (hızlı ardışık organ kaybı değerlendirme) dır. Bu testte bakılan parametreler ise;

  • Hastanın bilinç durumu kontrol edilir. Glasgow koma skorunun 15 in altında olup olmadığına bakılır.
  • Hastanın büyük (sistolik) kan basıncının 100’ün altında olup olmadığına bakılır.
  • Hastanın solunum sayısının dakikada 22’nin üzerinde olup olmadığına bakılır.

Bu testler, özellikle qSOFA hiçbir laboratuvar testi gerektirmediğinden, pratik ve hekime hastanın sepsis olup olamayacağı ile ilgili büyük ölçüde fikir verir. Ancak tabi ki de kesin tanıyı koyabilmek için diğer testlerle tanı desteklenmelidir. Enfeksiyon odağından alınacak kültür materyalinin çoğaltılması çoğu kez gerekli olmasa da türe özgü antibakteriyel tedaviyi verebilmek için yapıladabilir.

Fizik muayenede saptanabilecek bulgular;

  • Hastanın kan basıncı ölçülür. Sepsisli bir hastada büyük (sistolik) kan basıncı 100 mmhg’nın altında, ortalama kan basıncı 70 mmhg’nın altında ya da hastanın normalde ölçtüğü büyük kan basıncı değerinden en az 40 mmhg daha düşük çıktıysa bu dikkate alınması gereken bir bulgudur.
  • Hastanın vücut sıcaklığı ölçülür. 38,3 santigrat dereceden fazla ya da 36 derecenin altında bulunan vücut sıcaklık değerleri anlamlıdır.
  • Hastanın nabız sayısı değerlendirilir. 90’ın üzerinde çıkan kalp atım hızı anlamlıdır.
  • Hastanın solunum sayısı değerlendirilir. Dakikada 20’nin üzerinde soluyorsa hasta bulgu anlamlıdır.
  • Ciltte bulunan kırmızı lekeler sepsis için anlamlı olabilir.
  • Cildin sıcak ve kırmızı ya da soğuk ve terli olması anlamlıdır. Özellikle soğuk ve terli ciltli hastalar septik şok açısından daha dikkatli ele alınmalıdır.
  • Tırnaklara basılıp çekildiğinde tırnakların eski rengine dönmesi uzamış bulunabilir bu hastalarda.
  • Ağız içi ve göz kapaklarının iç kısmının rengi değerlendirilmelidir. Mor renge kayma varsa anlamlıdır.
  • Bağırsak sesleri dinlenildiğinde hastada bağırsak sesleri alınmayabilir. Bu da sepsis için anlamlı bir bulgudur.

Laboratuvar testlerinde saptanabilecek bulgular;

  • Kan testlerinde, beyaz kan hücrelerinin sayısı normal değerlerin altında ya da üstünde çıkabilir.
  • Beyaz kan hücrelerinin %10’undan fazlası olgunlaşmamış olabilir.
  • Trombosit denilen kanın pıhtılaşmasını sağlayan temel elemanların sayısı normalin altına düşmüş olabilir.
  • Pıhtılaşma bozuklukları saptanabilir. INR değeri artmış bulunabilir.
  • Kan şekeri değeri normalin üzerinde saptanabilir.
  • Kanda C-reaktif protein değerlerine bakılabilir. Normalin üzerinde saptanabilir.
  • Kan kreatinin seviyeleri yükselmiş bulunabilir.
  • Kanda prokalsitonin seviyeleri yükselmiş bulunabilir.
  • Kan bilirubin seviyesi artmış bulunabilir.
  • Kan laktat seviyesi artmış bulunabilir.

Görüntüleme yöntemlerinde saptanabilecek bulgular;

  • Rutin uygulanan bir görüntüleme yöntemi yoktur. Hastada şüphelenilen bir enfeksiyon odağı var ise bunu ispatlamak için görüntüleme yöntemleri kullanılabilir.
  • Akciğer enfeksiyonundan şüphelenilen bir hastada çift yönlü akciğer grafisi istenebilir.
  • Yumuşak doku enfeksiyonundan şüphelenilen hastalarda manyetik rezonans görüntüleme tetkiki istenebilir.
  • Karın içi organlarda bir enfeksiyondan şüphe ediliyorsa eğer abdomen bilgisayarlı tomografisi istenebilir.
  • Mesane ya da yumurtalık enfeksiyonlarından şüphe edilen durumlarda ultrasonografi tetkiki istenebilir.

Sepsis Tedavisi

Sepsis, bazı istisnai durumlar dışında tedavisi hastane koşullarında yapılan bir hastalıktır. Genel olarak tedavide amaç hastanın hayati değerlerini gösteren parametreleri normal sınırlarda tutmak ve enfeksiyona sebep olan odağı bulup gerek ilaçla gerek cerrahi işlemle tedavi etmektir.

Hastanın hayati parametrelerini normal aralıklarda tutma işlemine hastayı stabilize etme denir. Hasta stabilizasyonu sepsis tedavisinde çok önemlidir.

  • Hastaların öncelikle solunum yollarının güvenliği sağlanıp, oksijen tedavisine başlanması gerekir. Sepsis hastalarının dokularına giden oksijen miktarının yetersizliği hastaların daha sık soluk alıp vererek bu durumu dengelemeye çalışmalarına neden olur. Oksijen tedavisiyle bu durumun önüne geçilmeye çalışılır. Hastanın pulse oksimetre cihazıyla parsiyel oksijen basıncı sürekli olarak kontrol edilmelidir. Bu hastaların her an septik şoka ilerleyebileceği, bilincinin bozulabileceği akılda tutulmalı ve hastayı her an solunum cihazına bağlamak gerekirmiş gibi hazırlıklı olunmalıdır.
  • Sepsis hastaları hayatı tehdit edebilecek derecelere varan tansiyon düşüklüğü yaşayabilir. Bunun için yatışı yapılmış olan sepsis hastasının açılabiliyorsa eğer elden ya da koldan açılamıyorsa boyundan bir damar girişi sağlanmalıdır. Hastanın kan basıncı yükseltecek sıvı desteğini, damarlarını kasacak ilaç tedavilerini gibi sıvıları bu yolla hastaya vermek gerekir. Hastaya bir an önce bol miktarda ve hızlı bir şekilde serum bağlanmalıdır. Serum içeriği olarak kristaloidler ya da albumin solüsyonları tercih edilebilir. Albumin solüsyonları maliyet olarak daha pahalı olduğundan genelde kristaloidler tercih edilir.
  • Hastaya olası enfeksiyon odağına göre geniş spektrumlu antibiyotik tedavisi başlanır.
  • Hastanın bu sırada sepsise girmesine neden olabilecek enfeksiyon odakları araştırılmalıdır. Olası enfeksiyon odakları ile ilgili gerekli laboratuvar testleri ve görüntüleme yöntemleri yapılmalıdır.
  • Sepsis hastalarının kan şekerleri yükselmektedir. Bu durumu düzeltmek için açılan damar yolundan insülin tedavisi başlanmalı, kan şekeri değerleri normal aralıklara çekilmelidir.
  • Sepsis hastalarında metabolik asidoz gelişebilir. Metabolik asidoz gelişmesi durumunda hastaya damardan bikarbonat tedavisi verilerek bu durum dengelenebilir.
  • Hastanın vücudundaki iltihabi reaksiyonları hafifletmek ve organ hasarlarını önlemek için damardan steroid tedavisi başlanabilir.
  • Hasta enfeksiyon odağının yerine göre şiddetli ağrılar yaşayabilir. Bu durumda hastaya ağrı kesici ilaçlar verilerek ağrıları hafifletilebilir.

Hastanın yaşamsal parametrelerini sağlama aldıktan sonra hastanın tetkik sonuçlarına göre tespit edilen organ hasarlarına yönelik bazı tedaviler de vermek gerekir.

  • Böbreklerinin sepsisten etkilendiği sonucuna varılan hastalarda diyaliz tedavisine başlanması gerekir.
  • Apse, ampiyem gibi enfeksiyon odaklarının tespitinde bu odakların içeriğinin boşaltılması tedaviyi hızlandıracaktır.
  • Enfekte olmuş bir doku eğer enfeksiyon odağı olarak tespit edilmişse bu dokunun cerrahi müdahaleyle alınması hastanın iyileşme süresini kısaltacaktır.

Sepsis Tedavi Edilmezse

Sepsis ihmal edilecek bir hastalık değildir. Sepsis hastalarında hastayı kaybetme oranları çok yüksektir. Yapılan bir çalışmada sepsisten kaybedilen hasta %16 iken septik şoka ilerlemiş hastaların kaybedilme oranının %46 olduğu görülmüştür. Hastalığın seyri pek çok faktöre bağlıdır. Bunlardan birkaçına örnek verecek olursak;

  • Sepsise neden olan enfeksiyon odağının yeri çok önemlidir. Üriner sistem enfeksiyonlarının seyrinde öldürücülük oranı akciğer enfeksiyonlarından çok daha düşüktür.
  • Beyaz kan hücre sayısı daha düşük olan bireylerde öldürücülük oranı daha yüksektir.
  • Gram negatif türdeki bakterilerin oluşturduğu sepsis durumu ve kandaki pıhtılaşmanın temel elemanındaki azlık sepsisin ölümle sonuçlanma ihtimalini arttırmaktadır.
  • Karaciğer hastalığı olanlar, alkol bağımlıları, aids hastaları, bağışıklığı baskılanmış kişiler sepsise girdiklerinde hastalığın ölüme götürme olasılığı daha yüksektir.
  • İleri yaş yine hastalığın ölümcül seyretmesinin nedenlerinden biridir.

Sepsise Ne İyi Gelir?

  • Özellikle belli risk gruplarının düzenli grip ve pnömokok aşılarını olması enfeksiyonlara karşı hazırlıklı olmalarını ve daha hafif atlatmalarını sağlayacaktır.
  • Kişisel hijyene dikkat etmek, elleri düzgün kurallara uygun yıkamak, düzenli duş almak enfeksiyonlara yakalanma riskini azaltacaktır.
  • Vücudun herhangi bir bölgesindeki yaranın hijyenine dikkat etmek, düzenli pansumanlarını yapmak burada enfeksiyon gelişmesine ve ilerlemesine engel olacaktır.
  • Belirtileri fark eder etmez bir uzmana başvurmak sepsisin ilerlemesine ve daha ciddi sonuçlar doğurmasına engel olacaktır.
  • Koryoamniyonit olduğu bilinen ya da daha önce neonatal sepsis geçirmiş bebeği bulunan annenin doğumdan önce koruyucu antibiyotik başlamasının faydası olacaktır.

Sepsise Ne İyi Gelmez?

  • Kontrolsüz antibiyotik kullanımı vücudun antibiyotik direncini arttıracaktır. Antibiyotikler sepsisle savaşmak için hekimlerin elindeki en büyük silahtır. Antibiyotik direnci artmış bir bünyedeki enfeksiyonla savaşmak için eldeki silah sayısı da kısıtlıdır. Bunun için gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımından kaçınılmalıdır.
  • Neonatal sepsisli bebekler için doğum yeri büyük risk faktörüdür. Steril ve doğum için uygun ameliyathanelerde yapılmaması bebek için risk oluşturacaktır.
  • Annenin suyu geldikten sonra 16-18 saati geçtiyse eğer doğumun gerçekleştirilmesi, bu da neonatal sepsis için riski arttıracaktır.
  • Diyabet, hipertansiyon gibi eşlikçi hastalıkların varlığı sepsisin seyrini kötü yönde etkileyecektir. Hastalar uzun süreli bu hastalıklarını kontrol altında tutmaya özen göstermelidirler.

Sepsis İlaçları

Sepsis hastalarının tedavisinde kullanılacak temel ilaç antibiyotiklerdir. Ancak hangi antibiyotiğin hangi hastaya uygun olduğunu belirlemek burada önemlidir. Hastaların bağışıklık sistemlerinin durumuna, yakın zamanda geçirmiş oldukları ameliyatlarına, hali hazırda bulunan böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, diyabet gibi hastalıklarının bulunup bulunmadığına, enfekte olduğu mikroorganizmanın türüne vs. bağlı olarak seçilecek antibiyotik değişkenlik gösterir.

  • İlk olarak tedaviye olabildiğince geniş grupları kapsayabilen antibiyotikler seçilir: Karbapenem, Piperasilin/ Tazobaktam
  • Yapılan ileri tetkiklere göre daha sonra verilecek antibiyotik tedavisi şekillenir.
  • Metisiline dirençli stafilokok aureus bakterisi kaynaklı sepsis: Vankomisin, Daptomisin
  • Pseudomonas bakterisi kaynaklı sepsis: Vankomisin/ Seftazidim, Vankomisin/ İmipenem, Vankomisin/ Aminoglikozid
  • Gram negatif türünden bir bakteri kaynaklı sepsis: İki farklı antibiyotik türünün kombinasyonunun tekli antibiyotik tedavisine üstünlüğü gösterilmiştir.
  • Mantar organizması kaynaklı sepsis: Flukonazol, Ketokonazol, Mikafungin
  • Mantara karşı kullanılan antifungal ilaçların mantar kolonilerini öldürdüğü gösterilmiş fakat hastaların ölüm oranlarını değiştirememiştir.
  • Aminoglikozid böbrek yetmezliği olan sepsis hastalarında kullanılmaması gereken bir ilaçtır.

İlaçlar çok ciddi yan etkileri olan maddelerdir. İnternetten okuduğunuz bilgilere dayanarak ya da konunun uzmanı olmayan kişilerin tavsiyelerine uyarak ilaç kullanmayınız, kullandırmayınız!

Bebeklerde Sepsis

Bebeklerde görülen doğumdan sonraki ilk üç ay içerisinde ortaya çıkan sepsis grubuna neonatal sepsis adı verilmektedir. İki tipi vardır. 

Erken başlangıçlı neonatal sepsis, doğumdan ilk haftaya kadar ortaya çıkan sepsis durumudur. Hamilelik dönemindeki koryoamniyonit enfeksiyonlarından, annenin suyu geldikten sonra 18 saatten daha uzun bir süre bebeğin rahimden çıkarılamamasından, zamanından önce gerçekleşen doğumlarda oluşabilir. Bunlar bebekte erken başlangıçlı neonatal sepsis görülme ihtimalini arttıran etmenlerdir.

Geç başlangıçlı neonatal sepsis, birinci haftadan üçüncü aya kadar ortaya çıkan sepsis durumudur. Bebeğe doğumdan sonra damardan kateter takılmasını gerektiren durumlarda kateterin uzun süre çıkarılmaması ya da doğumdan sonra yatışı yapılması gereken bebeklerde yatışın uzaması geç başlangıçlı neonatal sepsis görülme ihtimalini arttıran etmenlerdir.

Neonatal sepsisli bebeklerde aynı yetişkinlerde görüldüğü gibi vücut sıcaklığı değişiklikleri, solunum hızlarında artış, kalp hızlarında artış görülebilen belirtilerdir. Bunların dışında hareketsizlik, emmede ve beslenmede azalma, kusma, nöbetler neonatal sepsisli bebeklerde görülebilecek belirtilerdendir.

Tanı için yetişkinlerinkine benzer laboratuvar testleri yapılır. Tedavide ise bebeğin durumuna göre bir tedavi yöntemi belirlenir. 

  • 4 haftadan küçük bebeklerde semptomlar belli olur olmaz laboratuvar sonuçları beklenmeden damardan antibiyotik tedavisine başlanmalıdır.
  • Rahimde koryoamniyonit olduğu bilinen bebeklerde ise semptomlar olmasa bile antibiyotik tedavisi başlanmalıdır.
  • Kanda ya da omurilik sıvısında bakteri tespit edilirse en az 3 hafta antibiyotik tedavisine devam edilmelidir.
  • Daha büyük bebeklerde laboratuvar sonuçlarında bir anormallik yoksa sadece ateş gibi tek belirti varsa antibiyotik tedavisi verilmeden, hasta kontrole çağrılarak takip edilebilir.

Sepsis için Hangi Doktora Gidilmeli?

Sepsis tedavisi geciktirilmemesi gereken bir hastalıktır. Enfeksiyon geçirme olasılığı olan ya da enfeksiyon geçirdiği net olarak bilinen hastaların bilinç değişikliği, kalpte anormal hız artışı, solunum sayılarının anormal artışı, vücut sıcaklıklarında anormallikler gibi durumlardan 2 ya da daha fazlasını gösterdikleri durumlarda bir acil servise başvurmalıdırlar. 

Hastaların burada gerekli girişim ve oksijen destek tedavilerine başlanacaktır. Daha sonra gerekli görülürse şayet yoğun bakıma alınarak yoğun bakım uzmanları tarafından solunum cihazıyla solutma desteği ve ihtiyacı olan sıvı ve mineral desteklerinin yerine konması işlemine devam edilir. Enfeksiyonun odağıyla ilgili enfeksiyon hastalıklarından ya da şüphelenilen bölgenin uzmanlık alanına danışılabilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Sepsis ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Evet sepsis tekrar edebilir. Virus kaynaklı olan sepsislerde hastanın vücudu virüse karşı savaşçı hücreler üreteceğinden ve aynı virüsle bir sonraki karşılaşmada bu savaşçı hücreler daha hızlı üretileceğinden bir nebze de olsa koruyuculuğu olabilir. Ancak bakteri kaynaklı sepsislerde böyle bir durum söz konusu değildir. Özellikle bağışıklığı baskılanmış, eşlikçi hastalığı bulunan, ileri yaş hastaları gibi risk grupları çok daha dikkatli olmalıdırlar. Vücut savunmasının düşük olduğu, dirençli bakterilerle karşılaşıldığı, vücutta enfeksiyon odağı yaratıldığı durumlarda sepsis tekrar edebilir. 

Çocuklarda ve hamilelerde de sepsis görülür. Yetişkin gruplar için geçerli olan belirtiler, tanı yöntemleri, tedaviler bu hasta grupları için de geçerlidir. Sadece hamilelerde vücuttaki hormonal ve psikolojik değişiklikler nedeniyle bazı değerler normalin çok daha üstünde çıkmalıdır. Az miktardaki yükseklikler göz ardı edilebilir. Tedavilerinde de kullanılacak ilaçların gebelik için uygun olup olmadığı, çocuklar içinse dozların çocuğun kilosuna uygun olup olmadığına dikkat edilmelidir.

Sepsisin temel tedavisi ilaç ve destek tedavisidir. Cerrahinin yeri pek yoktur. Ana tedavi elemanı antibiyotiklerdir. Ancak apse, ampiyem gibi içi püy dolu enfeksiyon odaklarının drenajı, temizlenmesi tedavinin hızını arttıracağından buralarda küçük cerrahi girişimler faydalı olabilir. Bir de vücuttaki enfeksiyon odağı ameliyatla çıkarılması gereken bir doku ise buraya da cerrahi operasyon uygulanarak enfeksiyon odağı vücuttan uzaklaştırılmalıdır.