Crohn Hastalığı

Crohn hastalığı, sindirim sistemindeki tüm organları tutabilen ve bağırsaklarda yangı hissi oluşturan bir hastalıktır. Çoğunlukla bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar ile tedavi edilir.

Crohn Hastalığı Nedir?

Crohn hastalığı, ağızdan makata kadar sindirim sistemindeki tüm organları (ağız, yemek borusu, mide, ince bağırsaklar, kalın bağırsaklar, rektum ve anal kanal) tutabilen, kronik ve bağırsakta iltihaplanma ile seyreden bir hastalıktır. En sık olarak ince bağırsakların son bölümü olan ileumu ve ardından kalın bağırsakları tutar. Alevlenmeler ve iyileşmelerle seyreder. Atak dönemleri dışında hastalar normal olabilir.

Crohn hastalığı ile birlikte bağırsak mukozasındaki (organların içini döşeyen bağ dokusu) belirli kısımları tutan ve belirli kısımları atlayan doku bozuklukları görülür. Bu doku bozuklukları, tuttuğu bağırsak duvarlarını yağ dokusuna varana kadar tam kat etkileyen, zaman zaman iyileşen de zaman zaman alevlenen şekilde görülür. Gözünüzde canlanması için küçük birer yara ya da kesik gibi anlatılabilir. Haliyle bu bölgelerde kanamalar ve ikincil iltihaplanmalar görülebilir. Besinlerin geçişi sırasında ya da normalde ağrı ve sancı duyumu olabilir. Yine bu lezyonlardan ötürü bağırsak duvarları kalınlaşır ve bağırsak lümeni (boşluğu) daralır. Buna bağlı olarak da sık sık kabızlık görülür.

İnflamatuar (iltihaplı) bağırsak hastalıkları başlığı altında incelenir. Bu grupta benzer bir hastalık olan ülseratif kolit de bulunur.

Ülseratif Kolit ile Crohn Hastalığı Arasındaki Fark

  • Ülseratif kolit atlamalı tutulum yapmaz,
  • Ülseratif kolit tuttuğu yerlerde devamlı seyir izler,
  • Ülseratif kolit ince bağırsaklarda çok nadir görülüp kalın bağırsağı çok daha fazla tutar,
  • Ülseratif kolit hastalığında kanser riski daha yüksektir,
  • Ülseratif kolitte çoğu bağırsak dışı tutulum, crohn hastalığından farklı özelliktedir,
  • Ülseratif kolit tedavisi ameliyatla kesin olarak yapılabilir.

Bunların dışında hastalık yönetimi ve kullanılan ilaçlar bakımından ciddi farkları yoktur.

Her yaştan insanda görülebilse de özellikle ergenlik sonu ve genç erişkinlerde tanı alması sıktır. Genelde sindirim sistemi yakınmalarıyla tanı alır fakat vücudun başka sistemlerinde de sorunlara yol açabilir.

Crohn hastalığının sebebi tam olarak belirlenememiştir ama belli genlerde bozuklukların hastalığa eşlik ettiği bilinmektedir. Stres, beslenme gibi çevresel koşullar ve sindirim sistemi iltihapları gibi etmenler hastalığa zemin hazırlamaktadır.

Crohn hastalığı iyi yönetildiği ve tedavileri yapıldığı takdirde ölümcül bir hastalık değildir ve hastaların yaşam süresinde kısalma beklenmez.

Crohn Hastalığı Belirtileri Nelerdir?

Crohn hastalığı belirtilerini en çok sindirim sistemi üzerinde gösterir. Fakat vücudun başka sistemlerini de tutabilir. Bu açıdan semptomları, bağırsak ve bağırsak dışı semptomlar olarak ayırmak uygun olacaktır.

Crohn hastalığında görülen ilk semptom genelde ağızda aft (küçük ülser) oluşumudur. Fakat bu aftlar çok farklı sebeplerle de oluşabileceği için genelde bunlarla tanı konmaz.

Crohn hastalığının bağırsakla ilgili semptomları arasında şunlar bulunur:

  • İshal ya da kabızlık: İshal daha çok görülür.
  • Kanlı ya da mukuslu (sümüksü) dışkılama.
  • Karın ağrısı: Atak dönemlerinde ağrıya ateş eşlik edebilir.
  • Kilo kaybı: Bağırsak dokusu bozulduğu için minerallerin ve besinlerin emilimleri bozulabilir. Bu durum malnutrasyon (beslenme yetersizliği) ile sonuçlanır.
  • Karında ele kitle gelmesi: Kitle, tümör nedeniyle değil; kalınlaşıp sertleşen bağırsak duvarları sebebiyle hissedilir.
  • Fistüller: Bağırsakların delinerek başka bir organa -idrar kesesi, anüs, rahim, vajina yada cilt gibi- açılması durumudur. Açıldığı organa göre isimlendirilirler. Enterokutan (bağırsaktan cilde açılan), enterovajinal (bağırsaktan vajinaya açılan), enteroenterik (bağırsaktan başka bir bağırsak bölümüne açılan), enterovezikal (bağırsaktan idrar kesesine açılan) gibi çeşitleri vardır. Açıldığı yerden iltihaplı, irinli bir sıvı gelir. Kesin tedavi edilmesi gereken ciddi bir durumdur. Ancak tedaviye dirençli olabilir ve operasyon gerektirebilirler.
  • Anal fissürler: Makat bölgesinde oluşan ufak çatlaklardır. Dışkılama esnasında hastaya ciddi rahatsızlık verirler.

Bağırsak dışı crohn belirtileri ise şunlardır:

  • Artralji, Artrit (Eklem ağrısı, eklem iltihabı): Özellikle diz ve kalça gibi büyük eklemleri tutar. Fakat ayak bileği, el bileği, dirsek gibi pek çok eklemi de tutabilen özelliktedir. Romatizma ağrısına benzer bir ağrıya ve sızlamaya sebep olur. İşlev kaybına ve eklemi kullanmaktan kaçınmaya neden olabilir. Genellikle gezici yapıdadır, bir eklemden diğerine geçebilir. Crohn hastalığının sebep olduğu eklem iltihaplanmalarının çoğu alevlenme dönemlerinde ortaya çıkar ve iyileşme döneminde kaybolur. Fakat kalıcı olabilen eklem iltihabı da crohn hastalığında görülebilir.
  • Üveit: Gözün ön kısmında meydana gelen iltihaplanmadır. Pek çok başka hastalığa bağlı da gelişebilir (Behçet hastalığı gibi). Gözde kızarma, batma, bulanık görme, ağrı gibi belirtilere yol açar.
  • Eritema nodosum: Genelde dizin biraz altında, ön bacakta görülen, ağrılı ve kızarık cilt şişlikleridir. Cilt altı yağ dokusunda iltihap sebebiyle oluşurlar.
  • Çomak parmak (clubbing): El parmaklarının tırnak yataklarında meydana gelen, ağrısız eklem bozukluklarıdır. Estetik görünüm hariç bir sıkıntıya yol açmazlar.
  • Böbrek ve idrar yollarında taş oluşumu: Bağırsaklardaki yağ emilimi bozulursa, yağlı dokudaki kalsiyum emilimi artar. Biriken fazla kalsiyum çökerek böbrek ve idrar yollarında taş oluşumuna sebep olur. Özellikle ileum olarak adlandırılan ince bağırsağın son bölümünün tutulduğu hastalarda sık rastlanır.
  • Böbrek ve idrar yolları enfeksiyonları: Bu enfeksiyonlar genel olarak bağırsaktaki lezyonların idrar yollarına fistülize olması (bağırsağı delip başka bir yere açılması) sebebiyle oluşur.
  • Halsizlik, yorgunluk, ateş, depresif duygulanmalar gibi spesifik olmayan semptomlar da genelde atak dönemlerinde sık görülür.
  • Anemi: Kanamanın sık olduğu hastalarda, kan kaybına bağlı olarak demir eksikliği görülür. Bu da anemiye yol açar. Bunun dışında kronik seyirli hastalıklarda görülen kronik hastalık anemisi de crohn hastalığında görülebilir. Bu anemiler hastalarda cilt solukluğu, halsizlik, uykuya meyilli olma gibi semptomlara yol açar.

Bu semptomlar genel olarak en sık rastlanan bağırsak dışı tutulumlardır. Fakat crohn hastalığı seyri hastadan hastaya çok farklılık gösterebilir. Hastalarda bunların dışında bağırsak dışı tutulumlar da görülmesi olasıdır. Her hastada bunların hepsi görülmediği gibi her atak döneminde farklı bir bağırsak bulgusu ya da bağırsak dışı bulgu görülebilir. Bu açıdan gidişatının öngörülmesi zor bir hastalıktır.

Ayrıca bunların dışında alınan tedavilerin ve ilaçların da çeşitli yan etkiler yapabileceği unutulmamalıdır.

Crohn Hastalığı Nedenleri Nelerdir?

Crohn hastalığı nedenleri kesin olarak ortaya konamamıştır. Fakat bağışıklık sistemi mekanizmalarının normal bireylerden farklı olarak ve bilinmeyen bir sebeple fazladan çalışması sonucunda oluşmaktadır. Bu sistemi çeşitli bakterilerin, virüslerin ya da gıdaların aktive ettiği düşünülmüş, araştırılmış ama kesin bir sonuca varılamamıştır.

Bunun yanı sıra crohn hastalığı görülen bireylerin bağırsaklarından, bağışıklık sistemini harekete geçiren maddeler salgılandığı da düşünülmektedir.

Bu bağışıklık cevaplarının hasar görmüş bağırsak duvarından kolayca dolaşıma girmesi sebebiyle de vücudun diğer bölümlerindeki belirtiler meydana gelir.

Crohn Hastalığı Teşhisi

Crohn hastalığı teşhisi koymak zorlu bir süreç değildir. Hastanın tıbbi hikayesini ve şikayetlerini dinleyen hekim, çeşitli testler isteyecek ve kısa sürede kesin sonuç ortaya koyabilecektir. Kullanılan tetkikler ve yöntemler şunlardır:

  • Kan testleri (Hemogram ve Biyokimya): Hemoglobin değeri düşüklüğü, CRP (vücuttaki iltihap şiddeti) artışı, anemi tablosu, lökositoz dediğimiz beyaz kan hücrelerinin artışı hemogramda görülebilecek durumlardır. Folat, B12 vitamini, demir gibi gerekli vitaminlerin ve minerallerin kaybı görülebilir. Genelde hafif ile orta şiddetli vakalarda ve alevlenme dışı dönemlerde kan değerleri normal seyreder.
  • Dışkı kültürü ve incelemesi: Çeşitli bakteriler ve bağırsak parazitleri de crohn gibi kanlı dışkılamaya, ishale ve karın ağrısına sebep olabilir. Bunların tedavisi crohn hastalığından çok farklı ve gelip geçici tablolardır. Bu açıdan mutlaka crohn hastalığı ile ayırıcı tanısının yapılması gerekir. Bunun yanında dışkı incelemesinde yüksek miktarda yağ bulunması, yağların emiliminin yapılamadığını göstermesi açısından değerlidir.
  • Kolonoskopi: Crohn hastalığının ve diğer iltihaplı bağırsak hastalıklarının kesin tanısı için gereken test kolonoskopidir. Kolonoskopide aft benzeri ülserler (yaralar) ve daha önce yaralanıp iyileşen alanlar, kaldırım taşı görünümüne sahiptir. Ayrıca yaraların yarattığı bağırsak tahribatından ötürü, bağırsak içinde yapışıklıklar (striktürler) meydana gelir. Bunlar hastanın şikayetlerini arttıran faktörlerdir.
  • Karın grafisi (röntgeni): Genelde tanı koyma amaçlı değil, komplikasyonları görüntülemek amaçlı istenir. Bağırsaklarda delinme, düğümlenme gibi ciddi komplikasyonlar varsa kolonoskopi yapılması riskli olacaktır. Bu nedenle karın grafisi çekilir.
  • Galyum sintigrafisi: Kolonoskopinin yaygınlaşmasından dolayı artık çok nadir kullanılan bir yöntem olup, crohn hastalığındaki iltihaplanmış bölgelerin (apselerin) varlığını göstermek için kullanılır.
  • USG ve MR: Ultrason ve MR, daha çok kolonoskopi uygulamanın sakıncalı olduğu hastalarda ve gebelerde tercih edilir. İdeal yöntemler değildir. Kolonoskopi, radyasyon içermeyen bir yöntem olduğu için özel durumlar dışında her açıdan daha idealdir.

Crohn hastalığı seyri oldukça kişiye özeldir. Bahsedilmeyen belirtileri, komplikasyonları olabilir. Bunun yanı sıra crohn tedavisi de uzun ve zorlu bir süreçtir. Ciddi ilaçlar kullanılmak zorunda kalabilir, buna bağlı farklı belirtiler de ortaya çıkabilir. Bu durumlarda hekiminiz farklı, komplikasyonun etkilediği organa yönelik testler de uygulayabilir.

Crohn tanısı genelde hastaların alevlenme dönemlerinde konur ve bu dönemde tedavi ihtiyaçları da bulunur. Bu sebepten hekiminiz hastaneye yatışınızın gerekli olduğuna karar verebilir. Sürecin hızlı ilerlemesi, testlerin daha rahat uygulanabilmesi açısından bu durum hasta lehinedir.

Crohn Hastalığı Tedavisi

Crohn hastalığı tedavisi esas olarak medikal tedavi, yani ilaç tedavisidir. Gereken durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. Tedavide kullanılan ajanların çoğunun ortak özelliği bağışıklık sistemini baskılayarak bölgedeki iltihaplanmayı durdurmasıdır. Böyle ilaçların yan etkilerinin olması kaçınılmaz bir gerçektir. Crohn hastalığında zaman zaman hastalığın kendisi yerine ilaçların yan etkileriyle de mücadele edilmesi gerekebilir.

Tedavide hafif ilaçlardan ağır ilaçlara giden piramit metodu da izlenebilir, ağır ilaçlardan hafif ilaçlara giden ters piramit metodu da izlenebilir. Buna hekiminiz sizin özel tıbbi durumunuzu analiz ederek karar verecektir.

Crohn Hastalığı Tedavi Edilmezse

Crohn hastalığı tedavi edilmemesi çok tehlikeli sonuçlar doğuracak bir hastalıktır. Hastanın hayatını kaybetmesine neden olabilir. Fakat crohn sinsi bir hastalık değildir. Seyri ve belirtilerin ciddiyeti uyum içindedir. Genelde hastaları oldukça rahatsız edip hekime yönlendirecek bir hastalık olduğu için tedavi altına alınır.

Tedavi edilmezse bağırsak dokusu genç yaşta ciddi bozulmaya uğrar. Bozulmaların neticesinde bağırsaklarda kalıcı değişiklikler, yapışıklıklar, darlıklar oluşur. Bunlar hastanın yediği besinlerden alabileceği faydaları çok azaltır. Bunun sonucunda beslenme yetersizliği oluşur. Aynı zamanda darlıklar ve yapışıklıklar hastanın bağırsaklarında delinmelere sebep olur. Karın içine açılan apseler ve akan iltihaplı sıvı karın zarında enfeksiyon oluşturarak ciddi hayati tehlike yaratan peritonit (karın zarı enfeksiyonu) tablosuna yol açar.

Crohn hastalığı tedavisinde önemli olan bir şey de bağırsak dışı organ tutulumlarını tedavi etmektir. Bu tutulumların birçoğu hastalığın aktive olduğu zamanlarda ortaya çıkar ve sonrasında kaybolur. Ancak kalıcı hale gelebilenler de olabilir. Göz ve cilt bulguları genelde iyileşmeyle kaybolur, iyileşme sağlanamazsa özellikle göz bulguları ilerleyebilir. Fistüller ve anal fissürler (çatlaklar) ise alevlenmenin geçmesiyle kaybolmazharicen tedavi edilmeleri gerekir.

Crohn hastalığı aynı grupta yer aldığı ülseratif kolit kadar olmasa da kanserleşme olasılığına da sahiptir. Tedavisiz kalan hastalarda bağırsak kanserleri de ihtimaller arasındadır.

Crohn Hastalığına Ne İyi Gelir?

Crohn hastalığı seyri hastalara özeldir. Doğal olarak alevlenmeleri arttıran veya iyileşme sağlayan faktörler hastadan hastaya değişecektir. Fakat genel olarak alevlenmelere iyi gelen faktörler şöyle sıralanabilir:

  • Vitamin ve mineral desteği: Crohn hastalarının beslenmesi ve besinlerden aldığı faydalar özellikle atak dönemlerinde çok azaldığı için vitamin ve gerekli minerallerin desteğini dışarıdan almaları çok önemlidir. Özellikle ince bağırsakların son bölümü, vücut için elzem olan B12 vitamininin emilimi yapılır. Bu bağırsak bölgesinde sorun yaşayan hastaların dışarıdan iğneyle B12 eksikliklerini tamamlaması gerekebilir.
  • Az az ve sık sık yemek: Az ve sık yemek sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına ve yükünün azalmasına neden olur.
  • Sıvı alımı: Crohn hastalığında ishal çok sık görülür bu da vücutta ciddi su kaybına neden olur. Sık sık ve yeterli miktarda su içerek bunun önüne geçmek gerekir. Aynı zamanda kalsiyum metabolizmasında bozukluklar nedeniyle böbrek taşına yatkınlık da oluşur. Su içmek bu açıdan da yararlı olacaktır.
  • Egzersiz yapmak: Egzersiz yapmak en başta stres faktörünü azaltır ve hastaya bu açıdan fayda sağlar. Evde kolayca yapılabilecek hafif esnetme - güçlenme egzersizleri veya dışarıda kısa yürüyüşler yapılabilir. Alevlenme dönemi dışında bünyenizin kaldırdığı ölçüde istediğiniz sporu yapabilirsiniz.
  • Stresi azaltmak: Stres yönetimi bağırsak hastalıkları için çok önemlidir. Psikolojik stres pek çok hastada alevlenmelere sebep olmaktadır. Stresinizi azaltmak için gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.
  • Tedaviye tam uyum: Tedavinin özellikle de belli ilaç gruplarının yan etkileri hayat kalitenizi etkileyebilir. Ama unutmayın ki bu hastalık kronik ve ciddi bir hastalıktır. Tedavinizi aksatmamanız, ilaçlarınızı söylenildiği gibi kullanmanız, gerekirse bu konuda hekiminize danışmanız, alevlenmelerin dışında iyi olduğunuz zaman da kontrollerinizi aksatmamanız çok önemlidir.

Hastalığa iyi gelen ve kötü gelen durumları, besinleri bir kenara not etmek ve bunları yapmak ya da kaçınmak hastaların yaşam kalitesini yükseltecek bir eylem olabilir. Bu sayede beslenme düzeninizi kişiselleştirebilirsiniz.

Crohn Hastalığına Ne İyi Gelmez?

Crohn hastalarına iyi gelmeyen besinler ve faktörler yine hastadan hastaya değişir.

Hastaların çoğunda rahatsızlık oluşturabilen faktörler şunlardır:

  • Yağlı ve ağır gıdalar: Yağ oranı yüksek ağır gıdalar (ör: kızartmalar, kremalar, şerbetli tatlılar gibi) hem sindirim sistemini yorar hem de ishali arttırırlar. Bu açıdan tüketilmesi önerilmez.
  • Lifli gıdalar: Lifli gıdalar sağlıklı bireyler için çok faydalıdır. Çünkü bağırsak içeriğini yumuşatır ve besinlerin geçişini yavaşlatarak sindirime yardımcı olur. Örneğin; taze meyve ve sebzeler oldukça liflidir. Özellikle kabuğu ile birlikte ve çiğ tüketildiği zaman lif içerikleri artar. Fakat crohn hastalığında gıdaların bağırsakta uzun süre kalması istenmeyen bir durumdur. Meyvelerin dışında yulaf, kuru baklagiller, tahıllar da lif içeriği yüksek gıdalardır.
  • Süt ve süt ürünleri: Her hasta için problem oluşturmazlar fakat bağırsakta gazı arttırarak hastaya zorluk yaşatabilirler. Bunların dışında fazla yağlı olanları yine ishal olasılığını arttıracaktır.
  • Asitli içecekler: Asitli içecekler de bağırsakta gaza neden olur.
  • Tuzlu ve baharatlı yiyecekler: Yine sindirim sistemini yorar ve besin geçişini yavaşlatırlar. Ayrıca baharatlar bağırsaktaki ülserlere de iyi gelmez.
  • Çerezler ve kuru yemişler: Çerezler ve kuru yemişler de oldukça yağ ve tuz içeriği yüksek gıdalardır, önerilmez.
  • Sigara: Sigara sağlık açısından her bireye zararlı olmakla beraber crohn hastalığında alevlenmeleri de arttıran bir faktördür. Mümkün olduğunca çabuk ve tamamen bırakılması önerilir.
  • Düzensiz ve stresli yaşam: Hastaların psikolojik stres düzeylerinin alevlendirmeleri arttırdığı bilinen bir gerçektir. Bu açıdan bilinen stres faktörlerinden uzaklaşmak, stres yönetimi öğrenmek ve profesyonel yardımlar almak seçenekler arasındadır. Günlük rutinde değişiklikler, beslenme değişiklikleri, uzun süreli seyahatler, mevsim ve hava değişiklikleri de atakları tetikleyebilir. Bu durumlarda en azından tıbbi yardım alma gereksinimi doğabilir, bunun bilincinde hareket etmek gerekir.

Crohn Hastalığı İlaçları

Crohn hastalığı için 5 çeşit temel ilaç grubu kullanılır. Bu ilaçların çoğu bağışıklık sisteminin baskılanması ve vücudun kendi organlarını tahrip etmesini engelleme amaçlı kullanılır. Tedavinin ağır ilaçlarla başlatılıp hafifletilerek gitmesi özellikle başlangıç dönemindeki genç hastalarda faydalı olabilir. Fakat klasik tedavi piramit yöntemiyle, yani yan etkisi az ve hafif ilaçlardan ağır ilaçlara doğru gider.

  • 5-ASA: İçlerinde Sülfosalazin (salazoprin), mesalazin gibi ilaç etken maddelerinin bulunduğu gruptur. Asetilsalisilik asit türevi ilaçlar olup bölgedeki inflamasyonun (yangının) bastırılması amaçlı kullanılırlar. Steroidlerle beraber kullanımları daha iyi sonuç verir. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda genelde ilk tercih ilaçtır, yan etkilerinin diğer tedavilere oranla daha az olması sebebiyle gebelerde ve emziren hastalarda da tercih edilen ilaçlardır.
  • Antibiyotikler: Antibiyotikler rutin olarak başvurulan ilaçlar değildir. Apse oluşumu gibi bakteriyel durumlarda geçici olarak kullanılırlar. Metronidazol ve siprofloksasin etken maddeli ilaçlar sıklıkla tercih edilir.
  • Steroidler (kortikosteroidler) ve budesonid: Steroidler, yangı önleyici ilaçların başında gelen ilaç grubudur. Etkinlikleri çok yüksektir. Hastaların ezici çoğunluğu olumlu yanıt verir ama yan etkileri fazla olan ilaçlardır. Bu yan etkiler içinde, kilo alımı, iştah açılması, insülin metabolizmasında bozulmalar, ay dede yüzü (kızarık ve şişkin yüz), ödem, cilt dokusunda bozulmalar, ciltte mor çatlamalar, kemik erimesi ve çeşitli psikiyatrik rahatsızlıklar bulunur. Steroid olarak kullanılan ilaçlar genel olarak, kortizon, prednizon, prednizolon ve metilprednizolon etken maddeleri içeren ilaçlardır. Budesonid ise yine steroidlere benzer yapıda etki yapan bir ilaçtır. Steroidlerden daha az yan etki yaptığı ve daha hızlı etkinlik gösterdiği için tercih edilir. Budesonid ve steroidler genel olarak yan etki riskleri dolayısıyla başlangıçta yüksek dozda kısa süreli verilir ve sonrasında azaltılarak kesilir. Devam tedavisinde kullanılmazlar, hastalığı hızlı şekilde baskılamak için kullanılırlar.
  • İmmünmodülatör ilaçlar (bağışıklık yanıtı düzenleyiciler): Bu grupta en sık başvurulan ilaç etken maddeleri 6-MP (6-merkaptopürin) ve azatioprin olup, genellikle steroid tedavisi kesildikten sonra devam tedavisi olarak tercih edilir. Bunun yanı sıra, steroide cevap vermeyen hastalarda, ameliyatlardan sonra, fistül oluşan hastalarda da tercih edilir. 6-MP ve azatioprin tedavisine yanıtsız kalan özellikle de eklem rahatsızlıkları yoğun hastalarda metotreksat etken maddesi tercih edilir. Siklosporin ve takrolimus da dirençli hastalarda tercih edilebilen ilaçlardır. Bu ilaçların hepsinin kendilerine ait yan etkileri vardır. Hekiminiz size bunlardan bahsedecek ve gerekli önlemleri alacaktır.
  • Biyolojik ajanlar: Biyolojik ajanlar oldukça modern ve yeni ilaçlardır. Laboratuvar ortamında vücudun ürettiği bir takım maddelere karşıt olarak üretilip ilaç formunda hastaya verilmesine dayanırlar. Bu açıdan en sık kullanılanlar TNF-alfa karşıtı ilaçlardır. TNF-alfa vücutta crohn hastalığının meydana gelmesinde oldukça yüksek rolü olan bir maddedir. Bu maddenin etkilerinin önlenmesiyle etki yaparlar. Bu grupta etanercept, adalimumab, certolizumab ve infliksimab etken maddeli ilaçlar bulunur. Önceki adımlarda verilen tedavilere yanıtsız kalan hastalarda tercih edilirler. En sık görülen yan etkileri, ilaç enjeksiyonunun yapıldığı bölgede yangı (kızarıklık, kabarma, kaşıntı gibi) oluşumu, ilaca karşı alerjik reaksiyonlar, vücutta hastalık yapmak için bekleyen fırsatçı enfeksiyonlarda artış, kan hücrelerinde azalma tablosu gibi durumlardır. Neredeyse hepsi ilacın kesilmesiyle iyileşir. Biyolojik ajanlardan bir diğeri ise farklı bir madde üzerinden vücuda etki eden Natalizumabdır. Natalizumab, savunma hücrelerinin bağırsaklara ve diğer organlara gidişini durdurarak hastalığı kontrol altına almaya çalışır.

Crohn hastalığında tedavi için görüldüğü üzere pek çok ilaç geliştirilmiştir ve geliştirme çalışmaları sürmektedir. Genelde ilaç ile kontrol altına alınabilen bir hastalık olup, seyri hastadan hastaya çok farklılık arz eder. Dolayısıyla bazı durumlarda cerrahiye gerek duyulabilir.

Tedavi için önerilen ilaç grupları isimleri bilgilendirme amaçlıdır. Doktora başvurmadan hiçbir ilaç kullanmamalısınız.

Crohn Hastalığı Ameliyatı

Crohn hastalığı normal durumlarda ameliyatla tedavi edilen bir hastalık değildir. Fakat oluşan komplikasyonları nedeniyle ameliyat gerektirebilir.

Özellikle bu konuda gereklilik şu durumlarda oluşmaktadır:

  • İlaç tedavisine yanıt vermeyen her türlü komplikasyon (yapışıklıklar, tıkanıklıklar gibi)
  • Ağır kanama görülmesi
  • Fistül varlığı ve iyileşen fistüllerin nüks etmesi
  • Dışarıdan temizlenmesi zor olan ve antibiyotiğe cevap vermeyen apselerin varlığı
  • Kanser gelişimi

En sık tıkanıklıklar ve yapışıklıkların açılması için ameliyat gerekir. Çünkü bunlar hastalığın seyrini de hastaların yaşam kalitesini de ciddi derecede düşürürler. Yapışıklıklar için ameliyat dışında yöntemler de bulunmaktadır. Fakat her hastada etkinlik göstermeyebilir.

Ameliyatlarda belirli bağırsak bölümleri çıkarılabilir ve geçici ya da sürekli olarak bağırsaklar dışarı ağızlaştırılarak (ileostomi) torba takılabilir. Bu gereklilikler nadiren oluşur, hastaların çoğu için gerek kalmaz.

Bunun yanı sıra ameliyattan sonra hastalığın ve komplikasyonlarının nüks etme riski bulunmaktadır. Bu açıdan bazı hastalar daha çok risk altındadır:

Risk altında olan hastalar şu şekildedir:

  • Ailesinde başka bireylerde iltihaplı bağırsak hastalığı bulunanlar
  • Hastalıkla uzun süredir mücadele edenler
  • Daha önce de bağırsak operasyonu geçirmiş olanlar
  • Sigara içenler
  • Hastalığın agresif seyrettiği hastalar
  • Daha önce yapılan ameliyatlar ve seçilen yöntemler de nüksü arttırabilir.

Gebelikte Crohn Hastalığı

Crohn hastalarında gebe kalma olasılığında alevlenme dönemlerinde düşüş olabilir. Fakat normal zamanlarında diğer kadınlardan farklı değillerdir. Yani özetle, gebe kalabilirler.

Gebelikte crohn hastalığı gidişatı yine hastadan hastaya değişecektir. Genelleme yapılarak hastalığın şiddeti azalır ya da artar demek doğru olmaz. Sık alevlenme geçiren ve tedavilere cevapsız hastalarda gebelikte de risk fazladır. Bunun yanı sıra dirençli hastalıkta kullanılması gereken bazı ilaçlar gebelere uygun olmayabilir bu durumda hastalığın yönetimi zorlaşır. Bu sebepten hamile kalmak için uygun zaman seçimi alevlenme dışı dönemlerdir. Mutlaka bu konuda hekimi bilgilendirmek gerekir.

Alevlenme dönemlerinde gebe kalmanın negatif etkileri ve komplikasyonları normal zamanlara göre artmıştır. Bunun dışında crohn hastalarının gebe kaldıktan sonra düşük yapması, bebeğin sağlık problemleriyle doğması gibi durumlar diğer kadınlardan daha sık değildir. Gebelikte bu durumların doğal olarak yaşanabileceği zaten bilinmektedir.

Gebelikte hastalığın gidişatı ve teşhisi ile ilgili testler yapılmak durumunda kalınırsa, ultrason ve MR tercih edilir. Kolonoskopi ve endoskopi de işinin ehli hekimler tarafından uygulandığında risk oluşturmaz. Radyasyon içeren yöntemlere zaten sık başvurulmaz. Fakat gerekiyorsa gebelik sonrasında kullanımı uygundur.

Hastalık için kullanılan ilaçların yan etkileri gebe hastaları doğal olarak endişelendirmektedir. Bu konuda ne hastalığı olursa olsun tüm gebeler için ortak tıbbi prensip şudur: gerekli değilse kullanılmamalıdır. Fakat bazı durumlarda fayda-zarar oranı hesap edilerek ilaç kullanımı önerilebilir. Antibiyotikler, azatioprin ve 6-merkaptopurin özellikle gebelik için çok sakıncalı ilaçlar gruplarıdır. Bebeğe zarar verme olasılığı yüksek ve gebelik düşünüldüğü an kesilmelidir.

Gebeliğin ardından emzirmek de ilaç kullanımından etkilenebilen bir süreçtir. Genel olarak çoğu ilaç bebeğe zararlı olmaz. Fakat immünmodülatör ilaçlar ve biyolojik ajanlar kullanılmak zorunda ise emzirmek sakıncalıdır.

Tedavinizi yöneten hekiminiz gereken durumlarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, genel cerrahlar gibi çeşitli branşlarda doktorlarla görüşüp fikir alarak bu süreçte ilaçlarınızı ve tedavinizi belirleyecektir.

Çocuklarda Crohn Hastalığı

Crohn hastalığı çocuklarda da görülebilir ama çok nadirdir. Çocuklarda ishal, karın ağrısı, kanlı dışkılama gibi belirtiler genelde başka hastalıklar nedeniyle ortaya çıkar. Bunların arasında paraziter hastalıklar, apandisit gibi akut karın durumları ve ya bağırsak düğümlenmesi gibi hastalıklar bulunur. Çocuklarda crohn hastalığı teşhisi de yetişkinler gibi kolonoskopiyle konur ve kesinleşir. Belirtilerde yetişkinlerden farklı olarak büyüme gelişme geriliği görülebilir, çünkü besinlerden alınan fayda azalmıştır. Tedavi de çocukların büyüme ve gelişmesini oldukça etkileyeceği için kısıtlı verilebilir ve çocuklarda yan etkiler daha ağır ortaya çıkabilir.

Crohn Hastalığı için Hangi Doktora Gidilir?

Crohn hastalığının teşhisi koyan ve tedavisini yöneten bölüm, bir İç Hastalıklar dalı olan Gastroenterolojidir. Fakat crohn hastalığı zaman zaman ameliyat gerektiren komplikasyonlara yol açabilir. Bu durumda genel cerrahlar ile kadın hastalıkları ve doğum uzmanları da tedavinin bir parçası haline gelebilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
4
0
Makeleyi Paylaşın

Crohn hastalığı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Crohn hastalığı alevlenmeler ve iyileşmelerle seyreder sürekli kötüye giden ilerleyici bir seyir izlemez. Fakat bazı hastalarda hastalık inatçı yapıda ve tedaviye dirençli olabilir. Bu durumlarda sık nüksler, şikayetlerin artması, hastanın yaşam kalitesinde düşüş meydana gelebilir. Ameliyat gereksinimi de doğabilir. Ayrıca crohn hastalığında oldukça düşük olsa da kanserleşme riski mevcuttur.

Crohn hastalığı ölümcül bir hastalık değildir. Elbette tüm hastalıklar gibi hastalar ciddi riskler altına girebilir fakat bu oran çok düşüktür. Düzenli tedavi, beslenmeye ve hayat düzenine dikkat etmek, kontrolleri ve ilaçları aksatmamak tablonun kötüleşmesini önleyecektir.

Crohn hastalığı teşhisinde öncelikle hekim muayenesi, hastanın tıbbi hikayesinin ve şikayetlerinin dinlenmesi ardından laboratuvar testleri, dışkı incelemesi ve kolonoskopi yapılır. Kesin tanı kolonoskopi ile konur. Bunların dışında bağırsak grafileri, sintigrafiler, MR ve ultrason da komplikasyonların tespiti için gerekli olabilir ve zaman zaman kullanılır.

Crohn hastaları için beklenen ortalama yaşam süresi diğer bireylerden farklı değildir. Bu konuda elbette bir standart oluşturulamaz yaşam süresini etkileyen sonsuz faktör vardır fakat crohn hastalarının neredeyse hiçbiri bu konuda dezavantajlı değillerdir. Yalnızca alevlenme dönemlerinde hayat kalitelerinde düşüş olur. crohn hastalığında yaşam süresi açısından risk faktörlerinden biri de kullanılan ağır ilaçlar ve sık geçirilen cerrahiler, yani tedavi sürecidir. Hastalığın dirençli seyrettiği hastalar bu risklerle daha sık karşı karşıya kalır.