evim.com

Ülseratif Kolit

Ülseratif kolit, vücudun kendi hücrelerine karşı çalışmasına neden olan bir hastalıktır. Yangı hissini azaltmaya ve bağışıklık sistemini baskılamaya yarayan ilaçlar kullanılır.

Ülseratif Kolit Nedir?

Ülseratif kolit, crohn hastalığıyla beraber inflamatuar bağırsak hastalıkları başlığı altında incelenen bir kolon (kalın bağırsak) hastalığıdır. İnflamatuar, yangı oluşturan anlamına gelmekte ve vücudun bir bölgesindeki enfeksiyona verdiği doğal tepkidir. Ülseratif kolit ve crohn hastalığında ise bilinen bir enfeksiyon ajanı bulunamamasına rağmen bağırsaklara bazı savunma hücreleri toplanır ve maddeler salgılar. Bunu kendini savunmak için yapan vücut, aynı zamanda kendi dokularını da tahrip eder. Bunun sonucunda kolonda ülser şeklinde küçük yaralar açılır ve doku yapısı bozulur.

Ülseratif kolit tedavisinde, fazla çalışan bağışıklık sistemini baskılama görevi olan ilaçlar kullanılır.

Crohn hastalığı ve ülseratif kolit farkları da değinilmesi gerekli bir konudur.

  • En belirgin farkları crohn hastalığı tüm sindirim sistemini tutabilirken, ülseratif kolit kalın bağırsağa rektuma özgüdür. Yalnızca hastaların küçük bir kısmında backwash ileit denilen bir tablo oluşursa ince bağırsakların son bölümünü de tutabilir.
  • Crohn tutulumu atlamalı seyreder, ülseratif kolit ise tuttuğu bağırsak bölümünü kesintisiz tutar.
  • Ülseratif kolitte kanser riski önemli ölçüde artarken crohn hastalığında düşüktür.
  • Ülseratif kolit cerrahi operasyonla tamamen tedavi edilebilir, fakat crohn hastalığının tedavisi çok daha zorludur.
  • Ülseratif kolit alevlenmeler ve iyileşmelerle ayrılan bir hastalıktır. Bazı hastalarda ilk ataklar yavaş yavaş ve az semptomla ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda ise tanı koyduran ilk atak çok ciddi seyirli olup, diğerleri hafif geçebilir. Hastalığın seyri tamamen bireyseldir ve genelde öngörülemez.
  • Ülseratif kolitin oluşma sebebi tam olarak bilinmemektedir ama belli genlerde bozuklukların hastalığa eşlik ettiği öğrenilmiştir. Hastalığa zemin hazırlayan faktörler arasında psikolojik stres, beslenme alışkanlığı, kronik bağırsak iltihapları ve hastalıkları bulunur.
  • Ülseratif kolit tedavisi yapıldığı takdirde ölümcül bir hastalık değildir ve hastaların yaşam süresinde kısalma meydana getirmez. Cerrahi operasyonla %100' e yakın iyileşen, tedavi edilebilir bir hastalıktır.

Ülseratif Kolit Belirtileri Nelerdir?

Ülseratif kolit belirtilerini en sık kalın bağırsak ve rektum üzerinde gösterir. Fakat bağırsaklarda üretilen bağışıklık sistemi kaynaklı savunma ajanları vücudun başka sistemlerine de sızabilir ve çeşitli organlarda belirtiler oraya çıkabilir. Bu açıdan belirtileri, bağırsak kaynaklı ve bağırsak dışı belirtileri olarak ayırmak uygun olacaktır.

Ülseratif kolitin bağırsak kaynaklı belirtileri:

  • İshal: Ülseratif kolitin en sık görülen belirtisi kanlı ishaldir. Hafif ve orta vakalarda dışkı her seferinde kanlı olmayabilir. Ancak ağır vakalarda günde 4-5 kez kanlı dışkılama görülür.
  • Kilo kaybı: Bağırsak dokusu bozulduğu için minerallerin ve besinlerin emilimleri bozulabilir. Bu durum beslenme yetersizliği ile sonuçlanır.
  • Tenezm: Bağırsakların dışkılama sonrasında tam olarak boşalmaması hissidir. Hastalar için oldukça rahatsız edicidir.
  • Bağırsak hareketlerinde ve seslerinde artma
  • Mukuslu dışkılama ya da kabızlık
  • Karın ağrısı

Ülseratif kolitin bağırsak dışı belirtileri de ciddi tedavi gerektiren ve hastanın yaşam kalitesini düşüren nitelikte olabilir. Mutlaka tedavi edilmeleri gerekir.

Bağırsak dışı belirtiler şu şekildedir:

  • Artralji, Artrit (Eklem ağrısı, eklem iltihabı): Özellikle diz, kalça gibi büyük eklemleri tutar. Fakat ayak bileği, el bileği, dirsek gibi pek çok eklemi de tutabilir. İşlev kaybına ve eklemi kullanmaktan kaçınmaya neden olabilir. İyileştikten sonra kalıcı hasar bırakmaz. Genellikle gezici yapıdadır, bir eklemden diğerine geçebilir. Alevlenme dönemlerinde ortaya çıkan ve iyileşme döneminde kaybolan yapıdadırlar. Fakat romatizmal hastalıklara oluştuysa (ankilozan spondilit gibi) bunlar geri döndürülemez.
  • Sklerozan kolanjit: Sklerozan kolanjit karaciğer içindeki safra kanalcıklarının ilerleyici ve geri dönüşsüz olarak tıkanması ve yapışarak kullanılmaz hale gelmesidir. Başta semptom vermez ve sadece biyopsi ile saptanabilir. Sonrasında ateş, sağ üst karında ağrı ve sarılık görülür. Oluşan safra, safra kesesine dökülemez ve yağlı besinlerin sindirimi zorlaşır. Daha da önemlisi safra karaciğer içinde birikerek karaciğeri harap eder ve siroz tablosu görülür. Bu açıdan ölümcül bir tablodur.
  • Üveit: Gözün ön bölümünde oluşan iltihaplanmadır. Gözde kızarma, batma, bulanık görme, ağrı gibi belirtilere yol açar. Hastalık atağı geçince iyileşir.
  • Eritema nodosum: Genelde dizin biraz altında, ön bacakta görülen, ağrılı, kızarık cilt şişlikleridir. Cilt altı yağ dokusunda iltihap sebebiyle oluşurlar.
  • Böbrek ve idrar yollarında taş oluşumu: Bağırsaklardaki yağ emilimi bozulursa, yağlı dokudaki kalsiyum emilimi artar. Biriken fazla kalsiyum çökerek böbrek ve idrar yollarında taş oluşumuna sebep olur. Özellikle ileum olarak adlandırılan ince bağırsağın son bölümünün tutulduğu ülseratif kolit hastalarında sık rastlanır.
  • Halsizlik, yorgunluk, ateş, depresif duygulanmalar gibi hastalığa özgü olmayan semptomlar da genelde atak dönemlerinde sık görülür.
  • Anemi: Ülseratif kolitin en karakteristik özelliği kanlı ishaldir. Bu sebeple vücutta sürekli kanama odağı bulunur. Bu da demir eksikliği anemisine zemin hazırlar. Ayrıca çoğu kronik seyirli hastalıkta görülen kronik hastalık anemisi de ülseratif kolitte görülebilir. Bu anemiler hastalarda cilt solukluğu, halsizlik, uykuya meyilli olma gibi semptomlara yol açar.

Ülseratif kolit seyri, hastadan hastaya değişmektedir. Her hastada bunların hepsi birden görülmez, farklı belirtiler ortaya çıkar. Bu açıdan gidişatının öngörülmesi zor bir hastalıktır.

Ayrıca bunların dışında, yüksek dozda kullanılmak zorunda kalınan bağışıklık sistemi baskılayıcı ilaçların da çeşitli yan etkiler yapabileceği unutulmamalıdır.

Ülseratif Kolit Nedenleri Nelerdir?

Ülseratif kolitin nedeni kesin olarak ortaya konamamıştır. Fakat bağışıklık sistemi mekanizmaları, normal bireylerin aksine mikroplara ve yabancı cisimlere değil; vücudun kendi hücrelerine karşı çalışması (otoimmünite) söz konusudur. Bu sistemi çeşitli bakterilerin, virüslerin ya da gıdaların aktive edip etmediği araştırılmış ama kesin bir faktörün varlığına karar verilememiştir.

Bunun yanı sıra ülseratif kolit ve crohn hastalığı görülen bireylerin bağırsaklarından, bağışıklık sistemini harekete geçiren maddeler (TNF-alfa, interlökinler, sitokinler gibi) salgılandığı da bilinmektedir. Bu salgılara karşı ilaçlar geliştirilmiş ve kullanılmaktadır.

Vücudun diğer bölümündeki belirtiler, hasarlanmış ve bütünlüğü bozulmuş bağırsak duvarından sızan bu savunma maddelerinin başka organlarda etki yaratması sonucu oluşur.

Ülseratif kolit teşhisi koymak için hastanın tıbbi öyküsünü ve şikayetlerini dinleyen hekim çeşitli tetkikler isteyecek ve kısa sürede sonuç ortaya koyabilecektir. Özellikle de kolonoskopi kesin tanı koymak için altın standart yöntemdir. Kullanılan diğer tetkikler ve yöntemler genel olarak şunlardır:

  • Kan testleri (Hemogram ve Biyokimya): Hafif vakalarda kan testleri çok bozulmaz. Ağır ve orta vakalarda ise hemoglobin değeri düşüklüğü, ESR artışı, anemi tablosu, lökositoz dediğimiz beyaz kan hücrelerinin artışı hemogramda görülebilecek durumlardır. Şiddetli vakalarda kan proteini olan albümin düşer ve hipoalbüminemi oluşur. B12 vitamini, demir gibi gerekli vitaminlerin ve minerallerin kaybı görülebilir.
  • Dışkı kültürü ve incelemesi: Çeşitli bakteriler (shigella,campylobacter, yersiniz gibi) ve bağırsak parazitleri de ülseratif kolit gibi kanlı ishale, sulu ishale ve karın ağrısına sebep olabilir. Bunların tedavisi ülseratif kolitten farklı ve basittir, geçici tablolardır. Bu açıdan mutlaka ülseratif kolit ile ayırıcı tanısının yapılması gerekir.
  • Kolonoskopi: ülseratif kolit ve diğer inflamatuar bağırsak hastalıklarının kesin tanısı için kullanılan altın standart yöntem kolonoskopidir. Kolonoskopide özellikle rektumda ve kolonda kesintisiz olarak yaygın ülserler görülür. Bunun dışında bu yaraların yarattığı bağırsak tahribatından ötürü bağırsak içinde yapışıklıklar (striktürler) meydana gelebilir. 10 seneden uzun süredir ülseratif kolitle mücadele eden hastalarda kolonoskopide kitle ve striktür görülmesi hastalığın kanserleşmeye başladığına işaret ediyor olabilir.
  • Karın grafisi (röntgeni): Tanı koyma amaçlı olmaktan ziyade komplikasyonları görmek amacıyla çekilir. Bağırsaklarda delinme (perforasyon), düğümlenme (volvulus, invajinasyon) ve ülseratif kolitin en acil komplikasyonlarından biri olan toksik megakolon gibi ciddi komplikasyonlar varsa kolonoskopi yapmak tehlikeli olabilir bu açıdan karın grafisi çekilir.
  • USG ve MR: Ultrason ve MR daha çok kolonoskopi uygulamanın sakıncalı olduğu hastalarda ve gebelerde tercih edilir. İdeal yöntemler değildir, kolonoskopi de radyasyon içermeyen bir yöntem olduğu için özel durumlar dışında her açıdan daha idealdir.

Ülseratif kolitin her hastada ortaya çıkarabileceği belirtiler ve komplikasyonlar farklılık arz eder. Bu sebepten hekim farklı branşlardan hekimlere danışabilir ve ek tanı yöntemlerine başvurulabilir.

Ülseratif kolit tanısı genelde hastaların atak dönemlerinde konur ve aynı anda tedavi ihtiyaçları da ortaya çıkar. Bu sebepten hekim hastaneye yatış gerekliliği olduğuna karar verebilir. Hastaneye yatışla tedaviler daha kolay yürütülebilir ve gereken testler daha seri uygulanabilir.

Ülseratif Kolit Tedavisi

Ülseratif kolit tedavisinde seçilecek metoda hastalığın bağırsak tutulum yeri ve aktivitesine göre ve ya hastalığın gidişatına göre karar verilir. Genel olarak medikal tedavi (ilaç tedavisi) olarak başlar ve devam eder. Kullanılan ilaçlar genelde, 5-ASA grubu, antibiyotikler, steroidler, azatioprin, 6MP, Siklosporin, takrolimus ve biyolojik aminlerdir (TNF-alfa karşıtları gibi). Bu ilaçların ortak özellikleri savunma hücrelerinin bölgeye akımını durdurması, buradaki inflamasyonu (yangıyı) azaltması ve bağışıklık sistemini baskılamasıdır (immünsupresif tedavi).

Ülseratif kolitin tedavisinde önemli yeri olan bir tedavi de cerrahidir. Cerrahi olarak problemli olan bağırsak segmentinin ya da bağırsağın tamamının çıkarılması (kolektomi) işlemi yapılması gerekebilir. Bazı hastalarda operasyona gerek duyulmayabilir. Fakat ülseratif kolit özellikle de 10 senenin üzerinde hastalık geçmişi olan hastalarda kanserleşme olasılığı olan bir hastalıktır. Tedaviye cevap, hastalığın şiddeti, süresi, hastanın yaşı gibi faktörler gastroenterolog ve genel cerrah tarafından değerlendirilerek ameliyat gereksinimine karar verilir.

Ülseratif Kolit Tedavi Edilmezse

Ülseratif kolit tedavisi mutlaka yapılması gereken, oldukça şiddetli seyreden ve kendi kendine iyileşme olasılığı olmayan bir hastalıktır. En önemli komplikasyonu olan toksik megakolon, kalın bağırsağın bir bölümünün bilinmeyen bir nedenle şişmesi ve kolonun beslenmesinin bozulmasıdır. Çok şiddetli ve acil bir tablodur, ölüme neden olabilir. Mutlaka tedavi edilmelidir. Bazı hastalarda ilk hastaneye başvuru nedeni olabilir ve tanıdan önce görülebilir.

Bunun dışında sürekli kanlı ishal görülmesinden ötürü vücutta ciddi bir kan kaybı meydana gelecektir. Bunun sonucu olarak kan değerleri bozulur ve anemi ortaya çıkar.

Ülseratif kolitin ciddi bir komplikasyonu da sklerozan kolanjittir (kronik kolestatik bir karaciğer hastalığı). Sklerozan kolanjit tedavisiz bırakılırsa karaciğer sirozuna yol açarak ölümcül hale gelir. Mutlaka erken tanı alması ve tedavi edilmesi gerekir.

Ülseratif kolit benzeri crohn hastalığından farklı olarak, 10 seneyi geçtikten sonra giderek artan şekilde kolon kanserine yol açar. Tedavisiz kalan hastalarda bu oranın çok daha fazla olacağı aşikar bir durumdur.

Ayrıca ülseratif kolit hastalığı zaten hastaların hayat kalitesinde ciddi düşmelere neden olur. Bu sebepten tedavisiz kalması hasta tarafından da tercih edilmeyecek bir durumdur.

Ülseratif Kolite Ne İyi Gelir?

Ülseratif kolitin gidişatı hastaya özgüdür. Bu sebepten atakları arttıran ve ya iyileşme sağlayan faktörler her hastada farklıdır.

Fakat genel olarak alevlenmeleri azaltan faktörler şunlardır:

  • Vitamin ve mineral desteği: Ülseratif kolitli hastalarının beslenmesi ve besinlerden aldığı faydalar özellikle atak dönemlerinde azalabildiği için vitamin ve gerekli minerallerin desteğini dışarıdan almaları çok önemlidir. Özellikle ince bağırsakların son bölümü olan ileumda vücut için elzem olan B12 vitamininin emilimi yapılır. Backwash ileit denen ileum tutulumu ülseratif kolite eşlik ediyorsa B12’nin dışarıdan alınması gerekir.
  • Sıvı alımı: Ülseratif kolitte ishal çok sık görülür bu da vücudun ciddi su kaybetmesine sebep olur. Yeterli miktarda su içerek bu kaybın engellenmesi gerekir.
  • Yüksek proteinli ve kalorili beslenme: Kilo kaybı yaşanması sık görülen bir durum olduğu için hastanın beslenmeyle bu açığı kapatması gerekir. Bunun yanı sıra özellikle balık ve deniz ürünlerinden alınan protein iyi yağlardan zengin olduğu için tercih edilmelidir.
  • Egzersiz yapmak: Egzersiz yapmak en başta stres faktörünü azaltır ve hastaya bu açıdan fayda sağlar. Basit, kısa süreli bir yürüyüş yapmak bile etkilidir. Atak dönemi geçtikten sonra hastalar istediği spor aktivitesiyle ilgilenebilir.
  • Stres seviyesini düşürmek: Psikolojik stres pek çok hastada alevlenmelere sebep olmaktadır. Hasta stres yönetimi yapamıyor ve ya problemler yaşıyorsa en iyisi profesyonel yardım almasıdır.
  • Tedaviye uyum: Özellikle genç yaşta ve ileri yaştaki hastalarda tedavi uyumu tam olmayabilir. İlaçların zamanında doğru dozda kullanılması, alevlenmeleri arttıran faktörlerden kaçınılması ve kontrollerin aksatılmaması çok önemlidir.

Hastalığı iyi ve ya kötü etkileyen besinleri ve faktörleri not etmekle, beslenme düzeni ve günlük rutin kişiselleştirilebilir.

Ülseratif Kolite Ne İyi Gelmez?

Ülseratif kolite iyi gelmeyen, atakları arttıran besinler ve faktörler yine hastaya özeldir. Fakat hastaların çoğunda rahatsızlık oluşturabilenler şöyledir:

  • Yağlı ve ağır gıdalar: Yağ oranı yüksek ağır gıdalar (ör: kızartmalar, kremalar, şerbetli tatlılar gibi) hem sindirim sistemini yorar hem de ishali arttırırlar. Bu açıdan tüketilmesi önerilmez.
  • Lifli gıdalar: Lifli gıdalar bağırsak hareketlerini yavaşlatarak sindirim sisteminin düzenlenmesinde çok önemli rol oynar. Fakat Ülseratif kolitte gıdaların bağırsakta uzun süre kalması istenmez. Taze, kabuklu meyve ve sebzeler, yulaf, kuru baklagiller, tahıllar lif miktarı yüksek besinlerdir.
  • Süt ve süt ürünleri: Her hasta için problem oluşturmazlar fakat bağırsak problemi yaşayan hastalarda laktoz intoleransı da görülebilir. Bu durumda süt ve süt ürünlerinin sindirimi zorlaşır ve gaza, ağrıya, sancıya sebep olurlar. Aşırı tüketimden kaçınmak faydalı olacaktır.
  • Asitli içecekler, karbonatlı içecekler, sodalar: Asitli, sodalı içecekler de bağırsakta gaza neden olur. Gazdan dolayı sindirim zorlaşır ve rahatsızlık oluşur.
  • Şekerli gıdalar, tatlılar: Basit şekerli gıdalar bağırsaklara su geçişine neden olur ve şişme yapar. Bunun sonucunda ishal gelişebilir.
  • Tuzlu ve baharatlı yiyecekler: Sindirim sistemininde besin geçişini yavaşlatırlar. Ayrıca bazı baharatlar bağırsaktaki ülserler için sakıncalı olabilir.
  • Düzensiz ve stresli yaşam: Hastaların psikolojik stresinin atakları arttırdığı bilinen bir gerçektir. Bu açıdan bilinen stres faktörlerinden mümkün olduğunca uzaklaşmak, stres yönetimi konusunda kendini geliştirmek ve profesyonel yardım almak düşünülmelidir. Günlük hayat akışında değişmeler, diyet değişikliği, seyahatler, tatiller, mevsim ve hava geçiş dönemleri de atakları tetikleyebilir. Bu durumlarda en azından tıbbi yardım almak gerekebilir bunun bilincinde olmak ve tıbbi yardıma ulaşabilecek konumda kalmak gerekir.

Ülseratif Kolit İlaçları

Ülseratif kolit için seçilecek ilaçlar genel olarak topikal (lokal uygulanan) ve sistemik 5-ASA türevleri (mesalamin), gerekli olursa antibiyotikler, steroidler, 6-merkaptopürin ve azatioprin ve biyolojik ajanlardır. Genel tedavi yaklaşımı yan etkisi düşük ilaçlardan başlayarak gerekirse kuvvetli ve etkili ilaçlara geçilmesidir.

  • 5-ASA: İçlerinde Sülfosalazin, mesalazin gibi ilaç etken maddelerinin bulunduğu gruptur. Asetilsalisilik asit türevi ilaçlar olup bölgedeki inflamasyonun (yangının) bastırılması amaçlı kullanılırlar. Ülseratif kolitin en sık tutulumlarından biri rektum tutulumu olduğu için topikal (lokal) formları fitil şeklinde kullanılır. Bu yeterli gelmiyorsa sistemik olarak da alınabilirler. Hafif ve orta şiddetteki vakalarda (dışkılama sayısı günde 4’ü geçmeyen ve ya 4-6 arasında seyreden hastalar) genelde ilk tercih edilen ilaçlardır. Yan etkileri diğer ilaçlardan daha rahat tolere edilebilir olduğu için gebelerde ve emziren hastalarda da sık kullanılır.
  • Antibiyotikler: Antibiyotikler her hastada kullanılması gereken ilaçlar değildir. Gereken durumlarda, enfeksiyon varlığı gibi, geçici olarak kullanılabilirler.
  • Steroidler (kortikosteroidler): Steroidler inflamasyon (yangı) önleyici ilaçlarda en önde gelen ilaç grubudur. Etkinlikleri yüksektir hastaların büyük çoğunluğu tedaviye yanıt verir fakat yan etkilerinden dolayı kullanımı sınırlı ilaçlardır. Bu yan etkiler içinde, kilo alımı, iştah açılması, insülin metabolizmasında bozulmalar, ay dede yüzü (kızarık ve şişkin yüz), ödem, cilt dokusunda bozulmalar, ciltte mor çatlamalar, kemik erimesi, çeşitli psikiyatrik rahatsızlıklar bulunur. Steroid olarak kullanılan ilaçlar genel olarak, kortizon, prednizon, prednizolon ve metilprednizolondur. Steroidler tedavide genel olarak 5-ASA ilaçların cevap vermediği ya da tek başına yeterli gelmediği hastalarda tercih edilir. Şiddetli atak (günde 6’dan fazla dışkılama) geçiren hastalarda ise atağın hızla kontrol altına alınması amacıyla verilir. Steroidler genel olarak yan etki riskleri dolayısıyla başlangıçta yüksek dozda kısa süreli verilir. İdame (devam) tedavisinde kullanılmazlar. Başka ilaçlar yerlerine konarak steroid tedavisinin yavaşça bırakılması gerekir.
  • İmmünmodülatör ilaçlar (bağışıklık yanıtı düzenleyiciler): Bu grupta en sık başvurulan ilaç grupları 6-MP (6-merkaptopürin) ve azatioprin olup, genellikle steroid tedavisi kesildikten sonra devam tedavisi olarak tercih edilir. Bunun yanı sıra, steroide cevap vermeyen hastalarda tercih edilirler. Siklosporin ve takrolimus da şiddetli atakları olan hastalarda tercih edilebilen ilaç etken maddeleridir. Siklosporin özellikle şiddetli ataklarda ortaya çıkabilen acil ameliyat ihtiyacını gidermekte faydalıdır. En azından operasyonun atak sırasında değil daha uygun ve planlanarak yapılmasını sağlar. Bu ilaçların önemli yan etkileri görülebilir, bu konuda hekim sizi mutlaka bilgilendirecek ve gereken önlemleri alacaktır.
  • Biyolojik ajanlar: Biyolojik ajanlar, vücutta inflamasyon (yangı) oluşturan doğal maddelerin etkilerini engellemek için üretilmiş ilaçlardır. Bu amaçla en sık kullanılanlar TNF-alfa karşıtı ilaçlardır. TNF-alfa vücutta yangı oluşturan maddelerin en başında gelir. TNF-alfa antagonistleri de, bu maddenin etkilerini engellerler. Bu grupta, infliksimab, adalimumab, certolizumab ve etanercept ilaçla etken maddeleri bulunur. Şiddetli hastalarda steroit tedavisinin kesilmesi amacıyla ya da streoid tedavisine yanıtsızlık durumunda tercih edilirler. En sık görülen yan etkileri, ilaç enjeksiyonunun yapıldığı bölgede kızarıklık, kabarma, kaşıntı görülmesi, genel alerjik reaksiyonlar, vücut bağışıklığı baskılandığı için sık görülen enfeksiyonlar, kan ve savunma hücrelerinde azalma gibi durumlardır. Neredeyse hepsi ilacın kesilmesiyle iyileşir. Biyolojik ajanlardan bir diğeri ise farklı bir maddenin etkisinin önlenmesiyle (interlökin-4) görevini yapan natalizumabdır. Natalizumab, savunma hücrelerinin vücut içinde göç etmesini durdurarak hastalığı kontrol altına almaya çalışır.

Ülseratif kolit ve inflamatuar bağırsak hastalıkları tedavisi için yeni ilaç araştırmaları da devam etmektedir.

Adı verilen ilaç grupları ve etken maddeleri bilgilendirme amaçlıdır. İlaç kullanmadan önce mutlaka bir doktora başvurmalısınız.

Ülseratif Kolit Ameliyatı

Ülseratif kolit hastalığı ile mücadele eden hastaların yaklaşık yarısı hastalığın ilk 10 yılı içinde ameliyat olmak durumunda kalabilir. Ülseratif kolit kronik, kanserleşmeye yol açabilecek, ciddi bir hastalıktır. Bu sebeple operasyon gerekliliği yüksektir. Her hastanın gidişatı, tutulum yeri ve ciddiyeti farklı olmakla beraber genel olarak ameliyat kararı şu durumlarda verilir:

  • Israrlı seyreden ve durmayan kanamalar
  • Toksik megakolonun patlaması ya da patlama riski taşıması
  • Steroide dirençli ölümcül seyreden hastalık varlığı
  • Darlıklar oluşması ve bağırsağın tıkanması
  • Kolon kanseri şüphesi ve ya varlığı
  • Kolon dışı tutulumların ciddi olması
  • Hastalığın kontrol altına alınamaması ve ilerlemesi
  • Çocuk hastalarda ve ergenlerde gelişme geriliğine yol açması

Ameliyat zamanlaması, genelde hastalığın ve hastalık için kullanılan ilaç ve tedavilerin hastanın günlük aktivitelerini ve sosyal hayatını, işini, fonksiyonelliğini bozduğu zamana göre yapılır.

Ülseratif kolitte temel ameliyat yaklaşımı total protokolektomi ve ileostomidir. Bu şu anlama gelir; kolonun ve rektumun tamamının çıkarılması ve ince bağırsağın son bölümüne torba takılarak dışkının dışarı alınması. Bu operasyondan sonra ülseratif kolit hastalığı tamamen iyileşir. Vücutta etkilediği pek çok sistemdeki problemler de düzelir. Sklerozan kolanjit ve ankilozan spondilit gibi kolektominin ardından düzelmeyen komplikasyonlar da mevcuttur.

İleostomi açılmasının (torba takılması) alternatifi olmadığı zamanlarda ameliyatlar çok uzun süre erteleniyordu. Çünkü hastalar ameliyat sonrası da hayat kalitelerinin düşmesinden endişe ediyorlardı. Fakat günümüzde bağırsakların içeride birbirine bağlanması, anal kanalın korunması ve hastanın torbasız hayat sürmesi mümkün hale gelmiştir. Bu gelişmeler özellikle çocuk ve genç hastalarda ameliyat kararının daha rahat verilebilmesine zemin hazırlamıştır. Her hastaya uygun bir yöntem olmayabilir, hekim bunu mutlaka değerlendirmeye alacaktır.

Gebelikte Ülseratif Kolit

Ülseratif kolitte gebe kalma olasılığı atak dönemlerinde düşüş gösterebilir. Fakat normal zamanlarında diğer kadınlardan farklı değillerdir. Normal yollarla gebe kalabilirler.

Gebelikte ülseratif kolitin seyri hastalar için değişiklik gösterecektir. Genelleme yapılarak hastalığın şiddeti azalır ya da artar denemez. Sık alevlenme geçiren ve tedavilere cevapsız hastalarda gebelikte tekrarlama ya da başka sorunlar yaşanma riski de fazladır. Bu sebepten hamile kalmak için uygun zaman seçimi alevlenme dışı dönemlerdir. Gebe kalmadan önce en az 3 ay steroide ihtiyaç duyulmadan iyileşme döneminde olunmalıdır ve mutlaka bu konuda hekimi bilgilendirmek gerekir.

Alevlenme dönemlerinde gebe kalmanın negatif etkileri ve komplikasyonları normal zamanlara göre artmıştır. Bunun dışında ülseratif kolit hastalarının gebe kaldıktan sonra düşük yapması, bebeğin sağlık problemleriyle doğması gibi durumlar atak döneminde gebe kalınmadıysa diğer gebelerden farklı değildir.

Gebelikte atak yaşayan hastalar için gerekirse tanı yöntemi olarak kolonoskopi yapılabilir. Bebeğe ve anneye zararlı bir yöntem değildir.

Hastalıkta alınması gereken ilaçların yan etkileri gebeleri doğal olarak endişelendirmektedir. Bu konuda ne hastalığı olursa olsun tüm gebeler için ortak tıbbi prensip şudur: gerekli değilse kullanılmamalıdır. Fakat bazı durumlarda fayda-zarar oranı hesap edilerek kullanılan ilaçlar mevcuttur.

Gebeliğin ardından emzirmek de ilaç kullanımından etkilenebilen bir süreçtir. Genel olarak çoğu ilaç bebeğe zararlı olmaz fakat immünmodülatör ilaçlar ve biyolojik ajanlar kullanılmak zorunda ise emzirmek sakıncalı olabilir. Bu konuda mutlaka hekime danışmak gerekir.

Ülseratif kolit tedavisini tanıdan itibaren üstlenen hekim, gerekli durumlarda kadın hastalıkları ve doğum uzmanları, genel cerrahlar gibi çeşitli branşlardan hekimlerden fikir alarak bu süreçte hastaya en uygun ilaç ve tedaviyi belirleyecektir.

Çocuklarda Ülseratif Kolit

Ülseratif kolit çok nadir olsa da çocuklarda da görülebilmektedir. Çocuklarda kanlı ishal, karın ağrısı, mukuslu dışkılama gibi belirtilere yol açacak başka hastalıklar daha ön planda düşünülür. Bunların arasında bakteri ve parazit hastalıkları, apandisit ve ya bağırsak düğümlenmesi gibi acil karın hastalıkları bulunabilir. Çocuklarda ülseratif kolit belirtileri, teşhisi ve tedavisi çoğunlukla yetişkinlerle aynıdır. Belirtilerde yetişkinlerden farklı olarak büyüme gelişme geriliği görülebilir. Çünkü besinlerden alınan fayda azalmıştır. Tanı için yine kolonoskopi altın standarttır. Tedavi de yine yetişkinlerle aynı prensipler üzerinden yapılmaya çalışılır fakat ilaçların yan etkileri çocuklar üzerinde daha şiddetli ortaya çıkabileceği için tedavinin ayarlanması gerekir.

Bebeklerde Ülseratif Kolit

Bebeklerde ülseratif kolit ve inflamatuar bağırsak hastalıkları çok nadirdir fakat görülebilir. Bebeğin bezinde kanlı ve mukuslu dışkı görülmesi halinde bir pediatrik gastroenteroloji uzmanına vakit kaybetmeden başvurulmalıdır.

Ülseratif Kolit için Hangi Doktora Gidilir?

Ülseratif kolite teşhisi koyan ve tedavisini yöneten bölüm bir İç Hastalıkları dalı olan Gastroenterolojidir. Fakat ülseratif kolit çoğu hastada ameliyat gerektirir. Ameliyatı yapan bölüm ise genel cerrahidir. Bunun dışında eklem hastalıkları için tedaviye Romatoloji de katkı sağlayabilir.

Dışkılama alışkanlıklarında değişim, özellikle de kanlı dışkılama görülürse zaman kaybetmeden mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
3
0
Makeleyi Paylaşın

Ülseratif kolit ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ülseratif kolit hastaları için beklenen ortalama yaşam süresi toplumdaki diğer bireylerle aynıdır. Bu konuda standart bir yanıt vermek mümkün değildir çünkü yaşam süresini etkileyen binlerce faktör vardır. Ülseratif kolitin özellikle atak dönemlerinde hayat kalitesinde düşmeye sebep olması hastaları endişelendirebilir fakat genel olarak kabul edilen bir ömür kısaltıcı etkisi yoktur. Elbette ki alınan ilaçlar, tedaviler ve geçirilen operasyonlar, hastaları yıpratabilir ve ya sağlık durumlarını kötü etkileyebilir. Bu hastadan hastaya değişecek bir durumdur.

Ülseratif kolit geçebilen ve tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. İlaç tedavisi yetersiz kalsa bile cerrahi tedaviyle kolonun çıkarılması sonucu hastalık tamamen ortadan kalkacaktır. Bunun yanında hastalıkla beraber oluşan sklerozan kolanjit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar geçici olmayabilir.

Ülseratif kolit kansere direkt dönüşmese de bağırsaklarda meydana getirdiği hasar zaman içinde kolon kanseri gelişimine sebep olabilir. Özellikle 10 sene sınırını aştıktan sonra hastaların kanser riskleri giderek artmaya başlar. Bu durumda cerrahi kesin çözümdür.

Evet, eklem ağrısı ya da iltihabı ülseratif kolitte sık izlenen bir durumdur. Atakların iyileşmesiyle kendiliğinden kaybolma olasılığı yüksektir.

Evet, ülseratif kolit esnasında kullanılan ilaçlar da hastalığın kendisi de halsizlik, yorgunluk yapar. Ayrıca hastanın kan değerlerinde düşme varsa bu da halsizliğe sebep olacaktır.