Radyoterapi

Radyoterapi ya da diğer adıyla ışın tedavisi, kanseri tedavi etmek için iyonlaştırıcı radyasyonun kullanıldığı bir tedavi şeklidir.

Radyoterapi Nedir?

Radyoterapi ya da diğer adıyla ışın tedavisi, kanseri tedavi etmek için iyonlaştırıcı radyasyonun kullanıldığı bir tedavi şeklidir. Bu tedavide, kanser hücrelerinin yüksek enerjili radyasyonla yok edilmesi amaçlanır. Kullanılan radyasyon, bir radyoterapi cihazı ile hedeflenen bölgeye harici olarak yansıtılabilirken, tümör hücrelerinin yanına yerleştirilen veya kan dolaşımına enjekte edilen radyoaktif maddelerle de verilebilir. Ayrıca, bu tedavi tek başına yapılabilirken, kanserin türüne göre ameliyat veya bir ilaç tedavisi ile kombinasyon halinde uygulanabilir. 

Radyoterapi Çeşitleri

Genel itibariyle bakıldığında, kanser hastalarının %50 – 60 civarı, hastalıklarının bir noktasında radyoterapi tedavisinden yararlanırlar. Her bir radyoterapi seansının uzunluğu, kanserin boyutuna, türüne ve vücutta nerede olduğuna bağlı olarak değişir. Kanserde radyoterapi ile yansıtılan ışın, kanserli hücrelere hasar verebildiği gibi sağlıklı hücrelere de hasar verebilir. Bu nedenle, yan etkileri en aza indirmek için tedavi dikkatlice planlanmalıdır. Günümüzde sınıflandırılmış birçok radyoterapi tekniği bulunurken, bu teknikler dahili radyoterapi, harici radyoterapi ve moleküler radyoterapi olarak üç ana sınıf altında toplanmaktadır

Harici (Dış) Radyasyon/Eksternal Radyoterapi

Eksternal radyoterapi olarak da bilinen harici radyasyon, bir makine kullanılarak yapılan radyasyon tedavi şeklidir. Radyoterapi cihazları hastaya temas etmeden vücudun etrafında hareket eder ve hedeflenen alana ışın yansıtılır. Bu tedavi ağrıya neden olmazken, tedavi seansı sırasında herhangi başka bir rahatsızlıkta hissedilmez. Dış ışın radyasyon tedavisi (EBRT), uygulanan radyasyon tedavileri arasında en yaygın kullanılanıdır. Uygulanan bu teknikte, yüksek enerjili radyasyon ışınları tümöre yönlendirilirken, radyoterapi teknikeri farklı açıları hedeflemek için makinenin konumu değiştirir.

Hastanelerin radyoterapi bölümünde yapılan harici radyasyon tedavisi, kansere bağlı olarak genellikle 3-9 hafta süreyle haftada beş gün verilir. Bazen tek bir tedavi önerilebilirken, günlük tedavi sadece 15-30 dakika arasında sürer. Harici ışın radyasyon tedavisi (EBRT) radyoaktif içermez, dolayısıyla çocuklar dahil uygulama alanında bulunan kişilere zarar vermez. Bunun birlikte farklı harici radyoterapi türleri vardır, bu türler şunlardır:

3D konformal Radyasyon Tedavisi (3D-CRT)

Bu radyoterapi tekniğinde bilgisayarlı tomografi (CT) veya manyetik rezonans görüntüleme (MRI) taramalarıyla birlikte özel bilgisayar yazılımı, tedavi edilecek alanın üç boyutlu modelini oluşturmaya yardımcı olur. Böylelikle, yapılan tedavi esnasında, kanserli alanı çevreleyen normal doku korunarak, uzmanın tümörü daha iyi hedeflemesine yardımcı olur. Konformal radyoterapi esnasında radyasyon ışınları, kanserli hücrenin şekline tam olarak uyması için birçok farklı açıdan hedeflenebilir.

Yoğunluk Modülasyonlu Radyasyon Tedavisi (IMRT) 

Bu radyoterapi tekniği, kanserde ışın tedavisi için diğerlerine nispeten daha da hassas bir tedavi yapılmasına olanak sağlar. Bu çok ışınlı sistem, doz yoğunluğunu değiştirir ve hastalıklı hücrelerde daralır. Her ne kadar diğer yönteme benzese de, uzmanın her ışından ne kadar radyasyon alacağını ayarlamasına imkân tanır. Bu da yakındaki normal hücrelerin hasar görmesinden daha iyi kaçınılması anlamına gelir ve dolayısıyla olası yan etkileri azaltır.

Volumetrik Ayarlı Ark Terapi (VMAT)

Volumetrik ayarlı ark tedavisi (VMAT) olarak bilinen bu yeni teknikte, cihaz dönerken sürekli olarak radyasyon dozu uygular. Bu teknik, tümörü çevreleyen sağlıklı organların maruz kaldığı radyasyon dozunu en aza indirirken, aynı zamanda tümöre hızlı bir şekilde doğru dozun verilmesini sağlar.

Görüntü Kılavuzluğunda Radyoterapi (IGRT)

Bazen tedaviden önce yapılan üç boyutlu görüntüleme, hedefe en iyi hizalamayı sağlamaya yardımcı olabilir. Bu genellikle her tedaviden önce bir CT taraması yapılarak sağlanır. Diğer görüntüleme seçenekleri arasında X-ışınları, ultrason, dahili çekirdekleri izleyen sistemler ve hareket ederken bir yüzeyi izleyen kameralar bulunur.

Gamma Knife Radyocerrahisi

Gamma knife beyin tümörü ışın tedavisi, beyin tümörleri veya lezyonlarda radyasyon tedavisi için "altın standart" olarak kabul edilir. Gamma knife, hastanede cerrahi bir kesiğe veya uzun süre iyileşmeye gerek kalmadan birçok durumda uygulanabilir. Dolayısıyla açık cerrahide olduğu gibi daha iyi sonuçlar sağlar. Bu radyo cerrahi genellikle tek bir tedavi şeklinde uygulanabilirken, bazı durumlarda tedavin farklı günlerde birkaç tedaviye bölünmesi de gerekebilir.

Stereotaktik Vücut Radyasyon (SBRT)

Stereotaktik radyoterapi tedavisi, yüksek dozda yoğun radyasyonu baş harici diğer hedeflere odaklar. Bu tip tedavi genellikle bir ila beş tedavide verilir. Bazen vücudun sağlıklı bölgelerine radyasyonu daha da azaltmak için nefesi kontrol eden veya izleyen özel sistemler gereklidir.

İntraoperatif Radyasyon (IORT)

İntraoperatif radyasyon tedavisi (IORT), radyasyonun ameliyat sırasında verilmesine izin verirken, böylelikle daha sonra harici radyasyon verilme ihtiyacı ortadan kalkar. Bu radyoterapi tekniğinde, geride bir miktar tümör kalan bölgelere daha iyi odaklanılır.

Harici radyoterapi uygulaması, ışın tedavisinde kullanılan en yaygın yaklaşımdır. Bu uygulamada ışınlar doğrusal hızlandırıcı adı verilen makinelerle üretilirken bu linac radyoterapi veya linak radyoterapi olarak anılır. Bu LİNAC makinesi (doğrusal hızlandırıcı), geleneksel teknikler, yoğunluk ayarlı radyoterapi (IMRT), volumetrik ayarlı ark terapisi (VMAT), görüntü kılavuzlu radyasyon terapisi (IGRT), stereotaktik radyocerrahi (SRS) gibi birçok harici radyoterapi uygulamasında kullanılmaktadır.

Dahili(iç) Radyasyon/İnternal Radyoterapi 

İnternal radyoterapi olarak da adlandırılan dahili radyasyon tedavisi aynı zamanda, brakiterapi olarak da anılmaktadır. internal radyoterapi çeşitli kanserleri tedavi etmek için kullanılan bir radyasyon terapi şeklidir. Bu tedavi, cerrahi olarak radyoaktif tohumların, kapsüllerin veya başka implantların doğrudan kanserli tümörün içine veya yakınına yerleştirilmesini içerir. Bu implantlar kısa süreli radyasyon yayarlar ve bu radyasyon, kanserli dokuyu hedef alarak kanser hücresini çevreleyen sağlıklı dokuyu korur. Brakiterapi veya dâhili radyasyon tedavisi, prostat kanseri ışın tedavisinde meme, baş ve boyun bölgesinde görülen başka kanserleri tedavi edilmesi için kullanılır. Dahili radyoterapinin üç farklı türü vardır, bu türler şunlardır:

Düşük Doz Hızlı (LDR) implantlar 

Bu tip brakiterapide, kanserli hücreye yerleştirilen radyasyon kaynağı 1 ila 7 gün boyunca yerleştirildiği yerde kalır. Bu süre zarfında hastanın genelde hastanede kalması gerekirken, tedavi bittiğinde, radyasyon kaynağı, kateteri veya aplikatörü hastanın vücudundan çıkartılır.

Yüksek Doz Hızlı (HDR) İmplantlar 

Bu tip brakiterapide, radyasyon kaynağı bir seferde sadece 10 ila 20 dakika yerleştirildiği yerde bırakılır ve sonra çıkarılır. 2 ila 5 gün süreyle günde iki kez veya 2 ila 5 hafta boyunca haftada bir bu implantlar yerleştirilebilir. Tedavi programı, kanser türüne bağlı olarak değişirken, tedavi süresince kateter veya aplikatör yerinde kalabilirken, her tedaviden öncede yerleştirilebilir. Tedavi süresince hastanede kalınması gerekir ya da radyasyon kaynağının yerleştirilmesi için hastaneye günlük olarak gidilip gelinebilir. Bu radyoterapi tekniğinde, LDR implantlarında olduğu gibi, tedavi bitirdikten sonra kateter veya aplikatör çıkarılır.

Kalıcı İmplantlar

Bu radyasyon tedavisinde, radyasyon kaynağı kanserli hücreye yerleştirildikten sonra kateter çıkarılır. Bundan sonraki süreçte implantlar kişinin ömrü boyunca vücudunda kalır ancak implanlardaki radyasyon her geçen gün daha da azalır. Zamanla radyasyon sıfırlanacağı için radyoterapi gören hasta yakınlarının hastadan uzak kalmasını içeren sınırlandırmalar ortadan kalkar. Ancak radyasyonun etkisi tam kaybolana kadar bazı sınırlamalara ve güvenlik önlemlerine dikkat edilmesi gerekir. Mesela bu tedaviyi alan hastanın, çocuklarla veya hamile kadınlarla vakit geçirmemeye dikkat etmesi gerekir. Bu tip radyasyon tedavisi sadece belirli jinekolojik ve prostat kanserleri için kullanılmaktadır.

Mühürsüz Kaynaklı Radyoterapi (moleküler radyoterapi)

Moleküler radyoterapi olarak da bilinen mühürsüz kaynaklı (sistemik) radyasyon terapisinde, radyoaktif bir madde oral veya parenteral (adele ve damar yolundan) olarak uygulanır. Bu materyal, belirlenen süre boyunca terapötik bir radyasyon dozu ile kanserli organ veya alana uygulanırken, genellikle beta parçacıkları yayar. Tedavi esnasında kanserli dokular lokal olarak radyasyon alırken, normal dokular veya organlar ise çok az radyasyon dozuna maruz kalır. Bu radyoterapi tedavisi en sık hipertiroidizm ve farklılaşmış tiroid kanseri için uygulanmaktadır. Bunun yanında kullanıldığı diğer uygulamalar arasında ağrılı iskelet metastazları, polisitemi vera (kök hücre hastalığı), habis kistler ve nöroendokrin tümörlerin tedavisi yer alır. Tedaviler genellikle iyi tolere edilir ve kanser veya kısırlık gibi uzun vadeli etkilerle ilişkilendirilmez.

Moleküler radyoterapi (MRT), karaciğer gibi vücudun belirli bölgelerinde gelişen kanserli hücreleri spesifik olarak hedefler. Günümüzde moleküler radyoterapi ayrıca ilerlemiş kanser vakalarının bakımında palyatif radyoterapi olarak da kullanılmaktadır. Ancak her ne kadar etkili bir radyoterapi yöntemi olsa da kanser için ilk basamak tedavi olma potansiyeline sahip değildir. MRT'nin bireysel hastalar için uyarlanması, ilacın radyoaktivitesinin doğru bir şekilde ölçülmesine ve tümöre iletilen terapötik dozun belirlenmesine dayanır.

Radyasyonun kanser hücrelerini yok etmesi için kullanılan birçok radyoterapi yöntemleri olsa da hepsi benzer şekilde çalışır. Yani radyoterapi amacı kanser hücrelerinin vücutta büyümesini veya yayılmasını durdurmak veya önlemektir.

Radyoterapi Neden Uygulanır?

Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerinin DNA'sına zarar vermek, bölünme ve büyüme yeteneklerini yok etmek için yüksek enerjili radyasyon kullanılmasıdır. Bu tedavi tekniği, doğrusal hızlandırıcılar adı verilen makineler kullanılarak uygulanabilirken, ayrıca geçici veya kalıcı olarak hasta içine yerleştirilen radyoaktif kaynaklar aracılığıyla verilebilir. Radyasyon tedavisi, kanseri iyileştirmek, kanser hastasının ağrısını hafifletmek veya diğer görülen semptomları azaltmak için uygulanır. Bu tedavi erken evre kanserde ya da kanser sıçramaya başladığında uygulanabilirken, kullanıldığı durumlar şu şekilde sıralanabilir;

  • Kanserin tamamen iyileştirilmesi için 
  • Tedavi mümkün olmayan kanserlerde şikayetlerin azaltılması için (palyatif radyoterapi)
  • Ameliyattan sonra kanserin nüksetme riskini düşürmek için (adjuvan radyoterapi)
  • Diğer uygulanan tedavilerin etkinliğinin artırılmasına yardımcı olmak için 
  • Radyoterapi tedavisi kanser tedavisinde, kanserli organ veya dokunun cerrahi olarak çıkarılmasından sonra en etkili tedavi şekli olarak tanımlanır, ancak ne kadar faydalı olduğu kişiye göre farklılık gösterir.

Radyoterapi merkezlerinde uygulanan radyasyon tedavisi, kanser hastalarının tedavi edilmesinde çok önemli bir araçtır ve çoğunlukla tümörün alınması için yapılan ameliyat ya da kemoterapi gibi farklı tedavilerle birlikte uygulanır. Yapılan tedavinin temel amacı kanserli hücrelerin yok edilmesi ve tümörün boyutunun küçültülmesidir. Bunun yanında uygulanan tedavi sırasında sağlıklı hücreler de hasar görür, ancak bu hasar zamanla düzelir. Çünkü normal, kanserli olmayan hücreler radyasyon tedavisi sonrası iyileşme yani kurtulma yeteneğine sahiptirler. Radyasyonun bu söz konusu olumsuz etkilerini en aza indirmek için yalnızca kanserli hücrelere odaklanılması gerekir. Bunun yanında radyoterapi tedavisi kanserin farklı evrelerinde uygulanabilirken elde edilen sonuçlar farklı olabilir. Uygulanılan kanser aşamaları şu şekilde sıralanabilir;

  • Tedavi amacıyla birinci evre kanserde 
  • Uygulanan başka kanser tedavileri varsa onlarla birlikte
  • Şikâyetleri hafifletme amacıyla çok ileri evre kanserde
  • Bir ameliyat öncesinde tümörün küçültülmesinde
  • Bir ameliyat sonrası kalmış kanser hücrelerinin temizlenmesinde

Halk arasında kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ile ışın tedavisi genellikle karıştırılmakta veya iki kelime birbirinin yerine kullanılmaktadır. Her ne kadar ikisi de kanser tedavisinde hücrelerin kontrolsüz büyümesi ve çevredeki dokulara yayılmasını önlemek için uygulanan tedaviler olsa da ışın tedavisi ile kemoterapi arasında fark vardır. Kemoterapi özel ilaçlar uygulanarak kanserli dokuların yok edilmesi ya da küçültülmesidir, radyoterapi ise bu kanserli hücreleri X-ışınları veya protonlar gibi yüksek enerjili ışınlarla yok eder.  Radyoterapi kemoterapi farkının bilinmesi, kanser hasta ve yakınlarının bu tedaviler esnasında neler yaşayacakları konusunda bilinçli olmalarına yardımcı olacak bir detay olduğu bilinmelidir.

Farklı birçok türü olan radyoterapinin uygulandığı yaygın görülen kanser türleri vardır. Radyoterapi olan hastanelerin yaygın olarak tedavi ettiği kanser türleri şunlardır;

Tüm bunların yanında ışın tedavisi kanser harici farklı tedaviler içinde kullanılabilir. Mesela sarılık ışın tedavisi, yeni doğanlarda görülen sarılığın tedavisi için kullanılır. Işık tedavisi olarak da geçen bu tedavide ultraviyole ışınlar kullanılarak sarılık tedavi edilir. Keratokonus ışın tedavisi ise, gözde kornea dokusunda oluşan keratokonus hastalığının tedavisi için uygulanır.

Radyoterapi (Işın) Tedavisi Nasıl Yapılır?

Radyasyon tedavisindeki ilk adım, hastanın koşullarının bu tedavi için uygun olup olmadığını belirlenmesidir. Bu esnada ayrıca kanser türüne ve evreye en uygun doz miktarları ve seans sıklığı da belirlenir. Bazı durumlarda radyasyon tedavisinin, tedavinin daha sonraki bir aşamasında kullanımının uygun olduğu düşünülerek önce başka kanser tedavileri yapılması da tercih edilebilir. Bunun yanında radyoterapi alırken dikkat edilmesi gerekenler, sırasında ve sonrasında yaşananlar hakkında bilgili olmak, hastanın kaygısını azaltırken moralinin yüksek tutmasını ve dolayısıyla tedavinin başarısını yükselten bir durumdur. Radyoterapi öncesi yapılması gerekenler şu şekilde sıralanabilir;

Öncesinde 

En yaygın uygulanan radyoterapi türü harici yani eksternal radyoterapidir. Bu tedaviye girmeden önce, radyasyonun hedeflenen noktaya tam olarak ulaşmasını sağlamak için bir dizi planlama yapılır. Hazırlıkları da içeren radyasyon simülasyonu olan bu süreç, genellikle şu adımlarla gerçekleştirilir;

  • Radyasyon tedavisi öncesi sigara bırakılır.
  • Olumsuz radyoterapi etkilerinin azaltılması için öncesinde hasta beslenmesine özen göstermelidir.
  • Eğer takı, diş implantı, kalp pili gibi metal aksesuarlar varsa çıkartılmalıdır. 
  • Hastaya önlük giydirilir ve konumlandırması yapılmak üzere masaya yatırılır.
  • Hasta tedavi sırasında rahat bir pozisyonda olacak şekilde masaya yerleştirilir. Yerleştirilirken, hareketsiz kalacağı şekilde rahat konumlandırılması gerekir, dolayısıyla tutucu ya da minderlerle desteklenmesi gerekir.
  • Radyasyon alacak bölge işaretlenir, bu işaret geçici bir kalem veya dövme şeklinde olabilir.
  • Vücudun diğer bölümlerinin radyasyona maruz kalmaması için etrafı ve üzeri koruyucu kalkan ya da örtü ile örtülür.
  • Bunlarla birlikte radyoterapi alanlar tedavi edilecek alanının belirlenmesi için bilgisayarlı tomografi (BT) taramalarından geçirilir.

Tüm bu hazırlık ve konumlandırma işlemi tamamlandıktan sonra radyoterapi tedavisine geçilebilir. İşlem anında verilen radyasyonun radyoterapi alan hastanın yanındaki insanlara zararı olabileceğinden dolayı, çekim yapılan odada kimse kalmamalıdır. Radyasyon tedavisi ekibi hastayı rahatça görebileceği yakın bir odadadır ve hasta ile sesli veya görüntülü iletişim halindedir. O yüzden hastanın endişeleneceği bir durum yoktur.

Bunun yanında bazı durumlarda kemoterapi sonrası radyoterapi yapılabileceği gibi kemoterapi ve radyoterapi aynı anda da yapılabilir. Şayet hastanın durumu gereği böyle bir tedavi süreci yürütülüyorsa seans aralıkları, zamanlaması kemoterapi ile planlanarak yürütülmektedir ve bazı özel hazırlıkların yapılması gerekebilir.

Sırasında

Işın tedavisi genelde 3-9 hafta süresince haftada beş gün şeklinde uygulanır. Uygulanacak toplam seans sayısı kanser türüne ve alanın büyüklüğüne göre değişirken, ortalama 10 ila 30 dakika arasında değişen seanslar şeklinde uygulanır. Çoğu zaman, normal hücrelerin yenilenmesine yardımcı olması için kişiye her hafta sonu 2 gün terapi uygulanmaz. En yaygın kullanım alanına sahip olan harici radyoterapinin işlem basamakları şu şekildedir;

  • Hastanın hareketsiz kalması gerekirken, meme veya akciğer kanserinde ışın tedavisi alınıyorsa nefesin tutulması istenebilir. 
  • Doğrusal hızlandırıcı cihaz ile hedeflenen bölgeye ışın yansıtılır. 
  • Bazı durumlarda makinenin ışını en doğru açılardan yönlendirebilmesi için masanın çevresinde hareket etmesi gerekir.
  • Hastaya planlanan radyasyon dozu verilir.
  • Dâhili radyoterapide ise bir cerrahi işlem gerektirmeden hedeflenen bölgeye çekirdek implantları ve metal tüp yerleştirilir. Ancak bazı durumlarda kanserli olan dokunun daha yakınına bu tüp veya implant yerleştirilecekse cerrahi işlem yapılması gerekebilir. 

Radyoterapi Yan Etkileri Nelerdir?

Radyoterapi sonrası, sağlıklı hücrelerin de hasar görmesinden dolayı bazı kısa ve uzun süreli yan etkiler görülebilir. Bunun yanında bazı durumlarda radyoterapi görenlerde hatta anksiyete ve depresyon taraması bile yapılması gerekebilir. Eğer böyle bir durum varsa isteyen kişilere danışmanlık hizmeti verilmesi önerilir. Bunun yanında ışın tedavisi zararları her ne kadar uygulanan alana göre değişiklik gösterse de kısa ve uzun vadeli yan etkiler şu şekilde sıralanabilir.

Kısa Vadeli Yan Etkiler

Uzun Vadeli Yan Etkiler

Uzun vadeli yan etkiler işlem yapılan alana has olarak değişir. İşlem alanına göre uzun vadeli yan etkiler şu şekilde sıralanabilir;

  • Prostat kanseri radyoterapi: Prostat kanseri veya radikal prostatektomi sonrası radyoterapi yan etkileri kişiden kişiye değişebilir. Kimi hastada görülen yan etkiler ciddi düzeylerde iken kiminde belli belirsiz ya da hiç yoktur. Görülen prostat kanseri radyoterapi yan etkileri; sık idrara çıkma, zor veya ağrılı idrara çıkma, idrarda kan, idrar kaçağı, karın krampları, ishal, ağrılı bağırsak hareketleri, rektal kanama, rektal sızıntı, yorgunluk, erektil işlevde azalma veya meni hacminde azalma dahil olmak üzere cinsel işlev bozukluğu, cilt reaksiyonları (güneş yanığına benzer), radyasyon bölgesindeki ikincil kanserler şeklinde sıralanabilir.
  • Rahim kanserinde radyoterapi: Bu bölgede yapılan radyoterapi uygulaması sonrası erken menopoz olasılığı dahil hormonal değişiklikler görülebilir. Bunun yanında pelvis bölgesi radyoterapi vajinanın iç yüzeyinde değişikliklere ve vajinal kuruluğa neden olabilirken, hatta bazı durumlarda vajinada yara dokusu oluşabilir. Oluşan bu yara dokusu vajinayı daha kısa veya daha dar hale getirebilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında ağrı ve şişlik olan lenfödem görülebilir. Bunun yanında rahim kanserinde ışın tedavisi ileriki dönemde bir kısırlık nedeni olabilir.
  • Mide kanseri radyoterapi: Mide kanseri radyoterapisi sonrası görülen yan etkiler çoğunlukla genel yan etkilerle aynıdır. Bunun yanında; böbreklerde hasar, kalp ve akciğer hasarı, kan hücresi sayısında düşme, sürekli mide bulantısı ve bu alanda ikinci kanser oluşması şeklinde başka yan etkiler yan etkilerde görülebilir.
  • Gırtlak kanserinde radyoterapi: Radyasyon boyun bölgesini etkiliyorsa, hormonal değişikliklere yol açan tiroid sorunları oluşabilir. Gırtlak kanserinde ışın tedavisi yapılmasının uzun dönem yan etkileri; ağız kuruluğu, ses kısıklığı, tat kaybı, yutma güçlüğü, şişlikten dolayı nefes alma sorunu ve işitme sorunları şeklinde sayılabilir.
  • Cilt kanserinde radyoterapi: Cilt kanseri tedavisinde uygulanan ışın tedavisi ciltte kalıcı deformasyonlar yaratabilir. Bunun yanında cilt kanserinde ışın tedavisi yapılmasının uzun vadeli yan etkileri arasında; kronik radyasyon dermatiti, deri atrofisi, cildin ince ve soluk görünmesi, görünür ve küçük örümcekli kan damarları olan telenjiektaziler, pigmentasyon artışı, iyileşmeyen yaralar ve tedavi edilen bölgede farklı türde bir cilt kanseri oluşması şeklinde sayılabilir. 
  • Lenfoma radyoterapi: Lenf kanseri olan lenfoma tedavisi sonrası oluşan yan etkiler; ikincil kanserler, doğurganlık sorunları, enfeksiyonlar, kalp hastalığı, tiroid sorunları, felç ve akciğer hasarı şeklinde sayılabilir. Ayrıca lenf sıvısının birikmesiyle ağrıya neden olan lenfödem oluşabilir.
  • Akciğer kanseri radyoterapi: Yapılan tedavide radyasyon göğsü etkiliyorsa kendine has yan etkiler görülebilir. Akciğer kanseri radyoterapi yan etkileri arasında; kalp veya akciğer sorunları, iltihap, akciğer fonksiyon kaybı, akciğer zarının kalınlaşması, öksürük, nefes almada güçlük sayılabilir.
  • Meme kanseri radyoterapi: Meme kanseri tedavisi sonrası görülen yan etkiler bir yıldan fazla sürebilir. Memede radyoterapi yan etkileri arasında; meme cildinde hafif koyulaşma, göğüs cilt gözeneklerinde genişleme, hassasiyet, meme dokusunun veya cildinin kalınlaşması ve meme büyüklüğünde oluşan değişiklikler sayılabilir.
  • Beyin metastazı radyoterapi: Beyin metastazı için uygulanan ışın tedavisinde yan etkiler genellikle 6 ay içinde geçebilirken, bazen yıllar sürebilir. Beyin metastazında radyoterapi yan etkileri arasında, baş ağrısı, hafıza kaybı, felç benzeri semptomlar ve beyin fonksiyonlarının zayıflaması gibi ciddi sorunlar sayılabilir. Beyin tümörü ışın tedavisi yan etkilerinin ciddiyeti ve süresi kişiden kişiye değişebilirken, kanserin hangi evrede olduğu da önemli bir faktördür. Ayrıca radyoterapi sonrası beyin ödemi oluşabilir. 
  • Baş boyun radyoterapi: Baş ve boyun bölgesinde tespit edilen kanser için uygulanan radyoterapi sonrası görülen yan etkiler kişiden kişiye değişir. Baş boyun radyoterapi yan etkileri arasında; plak oluşumu, yutma güçlüğü, mukoza tabakasında yara oluşumu, hassasiyet, tat almada bozulma, bulantı, kızarıklık, diş çürüğü, çenede sertleşme, kulak ağrısı, tükürük salgısında azalma sayılabilir. Görülen bu yan etkileri gidermek için radyoterapi sonrası yutkunma zorluğu tedavisi gibi tedaviler alınabilir.

Radyoterapi yan etkileri ile ilgili bilinmesi gereken bir konu da belirli bir bölgeye hedeflenen yüksek radyasyon dozunun başka bir kanser türünü geliştirme riskinin çok düşük olmasıdır. Bunun yanında radyasyon tedavisi gören herkes uzun süreli yan etkiler yaşamaz. Bu riskler tedavi bölgesine, uygulanan doza ve başka kişisel faktörlerle ilişkilidir.

Görülen bu yan etkiler tedavinin 2 veya 3. haftasında başlarken, genelde son seanstan bir- bir buçuk ay sonra kaybolur. Ancak bazı durumlarda çok daha uzun veya kalıcı etkiler görülebilir. Genel olarak görülen yan etkilerden olan ödem, cinsel işlev bozukluğu, boğaz ağrısı, lenfödem veya doku şişmesi, radyoterapi yanıkları, radyasyon pnömonisi (akciğer iltihabı) uygulanan ışından dolayı zarar gören sağlıklı hücrelerin iyileşmesiyle kaybolur. Ancak bazı durumlarda bu şikâyetler kalıcı olabilir. Bunun yanında ışın tedavisine başlamadan önce radyoterapi yanıkları için krem kullanılması, cildin işlem sırasında daha az tahriş olmasına yardımcı olurken, uygulanan dozu kesinlikle olumsuz yönde etkilemez.

Radyoterapi Sonrası İyileşme ve Bakım

Radyoterapi alan kişide bir radyasyon birikimi söz konusu değildir, yani radyoaktif olmaz. Bundan dolayı bu tedavi sonrası çevredeki kişilerle olan iletişiminde bir kısıtlama yapılmasına gerek yoktur ve her hastanın aldığı radyasyona verdiği tepki farklıdır. Olası yan etkiler, kanserin türüne ve yerine, verilen radyasyonun dozuna ve hastanın genel sağlığına bağlıdır. Radyoterapi sonrası bazı hastalar bu yan etkileri çok az hissedebilirken bazıları ciddi rahatsızlıklar yaşayabilirler.

Radyoterapi sonrası dikkat edilmesi gerekenler konusunda hassasiyet gösterilmesi şikâyetlerin iyileştirilmesinde ve vücudun kendini toparlama sürecinin hızlı olmasında etkili bir faktördür. Işın tedavisi sonrası yapılması gerekenler ve dikkat edilmesi gerekenler şu şekilde sıralanabilir;

Radyoprotektif ilaç kullanımı: Işın tedavisi sonrası yan etkileri azaltmanın bir yolu olarak radyoprotektif ilaçlar kullanılabilirken, bunlar yalnızca vücudun belirli bölgelerine verilen belirli radyasyon türleri için kullanılır.

Yorgunluk: Alınan radyasyon tedavisi sırasında sağlıklı hücrelerde etkilenebileceği için fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak yorgun hissedilmesi en yaygın belirtidir. Bunun için sık sık dinlenilmeli, aralıklı yürüyüş yapılmalı ve dengeli beslenmeye dikkat edilmelidir.

Cilt sorunları: Işın tedavisi sonrasında yaygın görülen yan etkilerden biride cilt reaksiyonlarıdır. Ciltte pul pul dökülme, kızarıklıklar, su toplaması veya nadiren de olsa görülen yaraların iyileştirilmesinde, cildi tahriş etmeden yıkamaya, kozmetik ürünler kullanmamaya, yıkarken tahriş edecek ürünlerden kaçınmaya dikkat edilmelidir. Hijyen sonrası cilt yumuşak havlu ile kurulanmalı ve kesinlikle fırçalanmamalıdır. Bunun yanında etkilenen cilt bölgesine sıcak ya da soğuk kompres yapılmamalı ve klorlu havuz gibi alanları kullanmaktan kaçınılmalıdır. Cildin rüzgâr ve güneşle direk temas etmemesine dikkat edilmelidir. Tıraş olunmasına gerek varsa makine kullanılmamalı ve cilde yara bandı uygulanmamalıdır. Ayrıca cildin nem dengesini korumak için nemlendirici kullanılması şikâyetlerin rahatlatılmasında fayda sağlayabilir.

İştahsızlık ve Beslenme: Radyoterapi tedavisi sonrası görülen iştahsızlık, iyileşme sürecinde enerjinin yeniden toparlanmasını olumsuz etkiler. Bunun için yemek saatleri öncesi yürüyüş yapmak, yeni tatlar keşfederek iştahı artırmaya çalışmak ve her acıktığında bir şeyler atıştırmak yararlı olabilir. Ayrıca ışın tedavisi sonrası beslenme esnasında tüketilen yemeklerin çok soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edilmelidir. Et, balık, tavuk gibi protein bakımından zengin olan gıdalar ve yumurta beyazı haşlanmış olarak tüketilmelidir. Bunun yanında radyasyon tedavisi yapılan alana göre uzmanın verdiği diyet listelerinin uygulanmasına özen gösterilmelidir.

Saç dökülmesi: Radyoterapi tedavisinin başlamasından 2 -3 hafta sonra saç dökülmesi yaşanabilirken, tedavi bitiminden sonra genelde saçlar yeniden çıkmaya başlar. Bu süreçte saçların sağlıklı çıkması ve büyümesi için beslenmeye dikkat edilmeli ve saç derisi hassas olabileceği için ovalamaktan, sıcak suyla yıkamaktan kaçınılmalıdır.

Mide bulantısı: Işın tedavisi sonrası mide bulantısı yaygın görülen yan etkiler arasındadır. Şayet mide bulantısı varsa tuzlu kraker atıştırarak bastırılmaya çalışılabilir. Ancak bu şikâyet her seanstan sonra yaşanıyorsa uzmanla görüşülerek yardımcı ilaçlar alınabilir.

Düşük kan değerleri: Işın tedavisi alınırken bazı durumlarda kan değerleri düşüklüğü yaşanabilir. Böyle bir durumda gerektiğinde kan alınması gerekebilirken, uzman seanslara bir dönem ara vermeyi de tercih edebilir.

Ağrı yönetimi: Radyoterapi sonrası işlem görülen alanda geçici ağrılar oluşabilirken, bu ağrılar genelde işlemden sonra 1-2 saat içinde geçer. Ancak beyin tümörü ışın tedavisi yan etkileri arasında görülen baş ağrısı biraz daha uzun sürebilirken, genelde ağrı kesicilerle yönetilebilir.

Kabızlık: Işın tedavisi sonrası kabızlık görülmesinin nedeni, genellikle alınan ağrı kesicilerdir. Öncelikle bol su tüketimine özen gösterilmeli ve çorba gibi sulu besinler tüketilmelidir. Bunun yanında çay ve kahve tüketiminden kaçınılmalı, kabızlığa iyi gelen erik suyu veya kuru erik tüketilmelidir. Diyetlerde lifli gıdalar tüketilmesi de bağırsak hareketliliği için faydalı olurken, yürüyüş ve egzersiz yapılması bağırsak hareketliliğini teşvik eder. Ancak tüm bunlara rağmen yine de kabızlık yaşanıyorsa, kabızlık önleyici ilaçlar almak için uzman tavsiyesi alınabilir.   

Sigara ve alkol tüketimi: Sigara ve alkol tüketimi, alınan radyasyon tedavilerinin etkinliğini azaltabileceği için kullanılmamalıdır. Çünkü bağışıklığın düşük olduğu bu dönemlerde bağışıklığın daha da düşmesini sebep olarak istenmeyen komplikasyonlara neden olabilir. Bunun yanında sağlıklı hücrelerin çoğalmasını yavaşlatabilir.

Cinsel ilişki: Alınan radyasyon tedavileri sonrası vajinada kuruluk veya iktidarsızlık gibi sorunlar ortaya çıkarken cinsel isteksizlik oluşabilir. Bu konularda uzman görüşü alınarak, vajinal kuruluk için kayganlaştırıcı jel ve losyonlar kullanılabilir. Ayrıca nadirde olsa kısırlık gibi yan etkiler görülebilirken, şayet ileride hamilelik düşünülüyorsa bir uzmandan yardım alınmalıdır.

Psikolojik durum: Radyoterapi hastaları ışın tedavisi sırasında görecekleri tedavinin faydalı olup olmayacağı, sonrasında yan etkilerinin ne olacağı, saçlarının döküldükten sonraki görünümü gibi kaygılarla bir sürü karışık ruh hali yaşarlar. Bu süreci sağlıklı olarak geçirmeleri için eğer bir uzman desteğine ihtiyaçları olacaksa kesinlikle çekinmemeli ve bu konuda yardım almalılardır.  

Radyoterapi tedavisi sonrasında hastaların bir dönem bazı şeyleri yapma yeteneği sınırlanabilir. Bunun yanında bazı radyoterapi alan bireyler tedavi sonrası iş hayatına devam edebilir ya da mümkün olan bazı aktivitelere katılabilirler. Ayrıca bazıları normalden daha fazla dinlenmeye ihtiyaç duyabilirler. Eğer görülen radyoterapi tedavisinin rahatsız edici, günlük aktiviteleri veya sağlıklarını etkileyen yan etkileri varsa, uzman tarafından tedaviye bir süre ara verilebilir. Ya da yapılan tedavi programı veya türü değiştirebilir. Bu yüzden en iyi sonuçların alınması için hasta yan etkiler konusunda uzmana tam bilgi vermeli ve tavsiyelere harfiyen uymalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Radyoterapi ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Radyoterapinin yan etkileri genelde tedavinin başladığı 2-3. hafta başlar ve seanslar tamamlandıktan 3 hafta sonra kaybolur. Ancak bu durum kişinin sağlık durumu, hastalığın durumu, yaş ve uygulanan radyoterapi türüne göre değişebilir. Ayrıca yan etkiler bazılarında çok hafif geçerken bazılarında çok ciddi ve kalıcı olabilir.

Radyoterapi tedavisi sırasında saç dökülmesi yaygın görülen yan etkiler arasındadır. Bu durum seansların başladığı 2,3- hafta sonra başlarken, tedavinin bittiği 3. hafta kaybolur. Ancak bu yan etki herkeste aynı derecede görülmez, kiminde saçların tamamı dökülürken kiminde kısmı olarak dökülmeler yaşanır ya da bazı kişilerde hiç dökülme görülmeyebilir.

Radyoterapi tedavisi genellikle 3-9 hafta sürecinde haftada 5 seans şeklinde uygulanır. Bunun yanında etkilenen sağlıklı hücrelerin iyileşmesi için hafta sonları tedaviye 2 gün ara verilir. Ayrıca seans sayıları hastalığın durumuna ve hastanın genel sağlık koşullarına göre değişebilirken, seans süreleri genelde 15 dakika şeklindedir. Tedavi bittikten sonra yan etkilerin azaltılması için dinlenmek, dengeli beslenmek ve diğer dikkat edilmesi gerekenlere hassasiyet göstermek kaydı ile mümkün olduğu kadarıyla günlük hayata dönülebilir.

Radyoterapi kanser hastalarında kanserli hücrenin DNA’sının bozulması için bu kanserli hücreye ışın uygulanmasıdır. Uygulanan ışın ile bu kanserli hücre bölünemediği için çoğalamaz ve kaybolur. Kemoterapide ise kanserli dokunun çoğalmasını engellemek için ilaç uygulanır.

Işın tedavisi kanserli hastaların tedavisi veya palyatif bakımı için yapılan bir tedavi şeklidir. Hastanın genel sağlık durumu ve hastalığın evresine göre yapılacak teknik ve başlama süresi belirlenebilirken, işlem sırasında hasta maruz kaldığı ışın yüzünden radyasyon taşımaz. Bu yüzden tedavi sonrası çevresindekilerle iletişiminde bir sınırlama yapılması gerekmez.