Migren

Migren, genelde ataklar halinde gerçekleşen baş ağrısıdır. Migrenin kendisi tedavi edilmese bile, ağrı ataklarının sıklığı ve yoğunluğu azaltılabilmektedir.

Migren Nedir?

Migren düzensiz aralıklarla tekrar tekrar ortaya çıkabilen, ataklarla seyreden bir baş ağrısı tipidir. Bu ağrı halk arasında migren ağrısı olarak tabir edilir. Genellikle bulantı, kusma veya görme bozuklukları gibi çeşitli belirtiler eşlik etmektedir. Ağrı büyük çoğunlukla başın sadece bir tarafını etkilemektedir ve zonklayıcı niteliktedir. Şiddetli migren etkilenenlerin günlük yaşamlarından ciddi derecede kısıtlayabilmektedir. Migren ataklar halinde gelir ve süresi 4 ila 72 saat arasındadır. Atakların süresi ve yoğunluğu zaman zaman değişebilmektedir.

Hastalığın en şiddetli şekli migren statüsü olarak tanımlanmaktadır. Bir atak 72 saatten fazla sürdüğünde migren statüsünden bahsedilmektedir. Bu hastalar için son derece sıkıntılıdır ve doktor tarafından mutlaka tedavi edilmelidir.

Uzmanlar migrenin farklı çeşitlerini klinik seyrine göre ayırmaktadırlar.

Bunlardan bazıları şu şekildedir:

  • Aurasız migren
  • Auralı migren
  • Ağrısız aura
  • Oftalmoplejik (göz) migren
  • Vestibüler migren
  • Hemiplejik migren
  • Baziler migren
  • Kronik migren
  • Abdominal migren

Aurasız Migren

Migrenin en yaygın şeklidir. Tipik orta ila güçlü yoğunlukta atak benzeri, tek taraflı baş ağrılarıdır. Zonklayıcı nitelikteki ağrı genelde fiziksel aktivite ile yoğunlaşmaktadır. Hastaların bir çoğunda bulantı, ışığa ve sese karşı hassasiyet görülmektedir. Baş ağrısı atakları 72 saate kadar sürebilmektedir.

Auralı Migren

Migren hastalarının yaklaşık yüzde 30’u baş ağrısı evresinden önce bazı nörolojik belirtiler yaşamaktadır. Özetle, doktorlar bu belirtileri aura olarak adlandırmaktadır.

Tipik aura belirtileri şunlardır:

  • Görme bozuklukları (ışığın yanıp sönmesi, görüntünün kayması)
  • Konuşma bozuklukları
  • Baş dönmesi
  • Keyifsizlik

Bu belirtiler genellikle yaklaşık yarım saat ila bir saat sürer ve sonra tamamen kaybolmaktadır. Sebepin muhtemelen vasküler (damarsal) bir spazmın neden olduğu beynin belirli bölgelerine geçici kan akışı eksikliği olduğu düşünülmektedir.

Ağrısız Aura

Aura belirtileri çoğunlukla ön plandadır ve yaklaşık 40 dakikadan fazla sürmemektedir. Bununla birlikte baş ağrısı olmadan tek başına da ortaya çıkabilmektedir. Migrenin bu tipi genellikle ‘göz migreni’ veya basitçe ‘baş ağrısı olmayan migren’ olarak adlandırmaktadır.

Vestibüler Migren

Vestibüler migren durumunda denge sistemi migrenden etkilenmektedir. Hastalarda baş ağrısından ziyade, baş dönmesi ve denge sorunları ön planda olmaktadır. Vestibüler migren oldukça yaygın olmakla beraberinde, sıkça iç kulak hastalıkları ve meniere hastalığı ile karıştırılmaktadır.

Hemiplejik Migren

Hemiplejik migren auralı migrenin alt formudur. Bu migren formu son derece nadir görülmektedir ve esas olarak aynı ailenin bireylerinde görülmektedir. Migrene eşlik eden belirtilere ek olarak, hastaların hareketlerinde kısıtlanma bulunmaktadır. Hemiplejik migrenler esas olarak 1., 2., ve 19. kromozomlardaki genetik kusurlarla ilişkili olmaktadır.

Baziler Migren

Baziler migren de auralı migrenin bir alt formu olarak kabul edilmektedir. Özellikle genç yetişkinlerde görülmektedir. Baş ağrısı genellikle oksiput kemiğinin üzerindedir. Baziler migren adını beyin sapına ve beyinciğe kan akışını sağlayan baziler arterden almaktadır. Burada damarda gelen bir kramp sonucu bu bölgelere yetersiz kan akışı sonucunda gelişmekte olduğu düşünülmektedir. Etkilenen bölgeye bağlı olarak tipik belirtiler ortaya çıkmaktadır.

Bunlar şu şekildedir:

  • Konuşma bozuklukları (disartri)
  • Hareket bozuklukları (ataksi)
  • Görme bozuklukları; çift görme, görme alanı kaybı gibi
  • Bilinç bozuklukları
  • Çift taraflı parestezi (ciltte karıncalanma, uyuşma, yanma hissi)

Locked-in Sendrom

Çok nadir durumlarda baziler migren ataklarında geçici bir locked-in sendromu ortaya çıkabilmektedir. Hasta tamamen bilinçli olmakla birlikte, hareket edememektedir ve iletişim kuramamaktadır. Bu süreç 2 dakika ile yarım saat kadar sürebilmektedir.

Göz Migreni

Göz migreninin iki tipi bulunmaktadır. Bunlar retinal migren ve oftalmoplejik migren olarak adlandırılmaktadır.

  • Retinal migren: Retinal migren esas olarak çocukları ve ergenleri etkileyen çok nadir bir migren formu olarak karşımıza çıkmaktadır. Baş ağrısından yaklaşık 1 saat önce, retinal migren gözlerin önünde gözde çakan ışıklar, parlayan yıldızlar, görme alanı kaybı (negatif skotom) ve görme bozuklukları ile başlar. Tüm belirtiler sadece tek taraflı görülmekle beraber baş ağrısı evresinin başlangıcında kaybolmaktadır.
  • Oftalmoplejik migren: Hastalığın bu son derece nadir formu her iki gözüde etkilemektedir. Görme bozuklukları da oftalmik migrende en önemli belirti olarak bilinmektedir.

Kronik Migren

Migren tanılı genellikle sadece birkaç saat veya gün boyunca görülmekte ve aralarında belirtisiz zaman aralıkları bulunmaktadır. Kronik migrenli hastalar ise 3 aydan fazla bir süre boyunca ayda 15 günden fazla migren ataklarından şikayet etmektedirler. Aurasız migren auralı migrene kıyasla daha sık kronik hale gelmektedir. Ağrı kesici ağrılarıyla (çok sık alınan ağrı kesici ilaçlar baş ağrısına neden olur) karıştırılmamalıdır.

Abdominal Migren

Abdominal migren özel bir migren formu olarak sınıflandırılmaktadır ve sıklıkla çocuklarda görülmektedir. Karın migren ataklarında karın bölgesinde ağrı vardır. Bunlara baş ağrıları genellikle eşlik etmemektedir. Karın migren atağı bir saatten birkaç güne kadar sürebilmektedir.

Migren Belirtileri Nelerdir?

Migren atağı genelde 4 ana döneme ayrılır. Bazı hastalar bu dönemleri sırasıyla yaşamaktadırlar. Bazıları ise her aşamadan geçmeyip, örneğin direk aurasız baş ağrısı ile gelebilir ya da baş ağrısı dönemi olmadan aura belirtileri ile gelebilmektedir.

  • Uyarı dönemi (prodromal faz)
  • Aura belirtisi
  • Baş ağrısı başlangıcı
  • Migreni atlatma dönemi

Uyarı Döneminde Belirtiler (prodromal faz)

Migren hastaların yaklaşık üçte birinde migren belirtileri, çeşitli belirtilerle gerçek ataktan saatler ila günler önce ortaya çıkmaktadır.

Bun belirtiler şu şekildedir:

  • Gerginlik hissi, kolay sinirlenme
  • Öfori (huzursuzluk, adapte olamama, kafa karışıklığı)
  • Ruh halinde ani değişiklikler
  • Sindirim problemleri
  • Aşırı yemek yeme isteği yada iştahsızlık
  • Okuma ve yazma güçlüğü
  • Fark edilir derecede sık esneme

Aura Döneminde Migren Belirtileri

Aura fazındaki belirtiler migren atağının yaklaştığını göstermektedir.

Bun belirtiler şu şekildedir:

  • Görme bozuklukları: En sık görülen aura semptomu görme bozukluklarıdır. Hastalar genelde titrek parıldayan ışıklar, parlak yıldızlar, gözde çakan ışıklar, yanıp sönen noktalar veya karıncalanma gibi göz bulguları tarif etmektedirler
  • Görme alanı kaybı (negatif skotom): Ek olarak negatif skotomda denilen görme alanı kaybı meydana gelebilmektedir. Görüş alanının ortasında siyah veya gri bir nokta olarak olarak kendini göstermektedir. Görüş alanının bir kısmı eksiktir. Nadir durumlarda etkilenenler bazen bir gözde tamamen kör olmaktadır.
  • Optik halüsinasyonlar (pozitif skotom): Aslında orada olmayan yapılar pozitif bir skotom ile görünür hale gelmektedir. Bu tip görme bozukluğu esas olarak çocuklarda görülür. Etkilenenler parlak renkler veya hayali figürler görmektedirler. Uzmanlar bu fenomeni "Alice harikalar diyarında sendromu" olarak da adlandırmaktadır.
  • Karıncalanma ve felç
  • Görme bozukluklarına ek olarak aura fazında kollarda ve bacaklarda karıncalanma ve felç belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Etkilenen insanlar genellikle felç olduklarını düşünmektedirler. Doktorunuzun isteyeceği bir Beyin taraması (MRI) ayırıcı tanı için daha iyi bilgi verecektir.

Baş Ağrısı Döneminde Migren Belirtileri

Migren baş ağrısı birkaç saatten 3 güne kadar değişmektedir. Zaman periyodu ataktan atağa değişebilmektedir.

  • Şiddetli tek taraflı baş ağrısı: Migren için ana belirti tekrarlayan, sıklıkla şiddetli baş ağrısıdır. Baş ağrısı etkilenenlerin üçte ikisinde sadece bir tarafta görülmektedir. Farklı baş bölgelerinde, ancak çoğunlukla alnın arkasında, şakaklarda veya gözlerin arkasında kendini göstermektedir. Etkilenen insanlar genellikle nabız atan (pulsatil), sıkıcı veya vurma olarak tanımlanmaktadır. Baş ağrısının yoğunluğu tipik olarak saatler boyunca yavaşça artmaktadır. Öte yandan, inme veya serebral kanama durumunda ağrı aniden ortaya çıkmaktadır.
  • Mide bulantısı ve kusma: Migren ile ilişkili yaygın belirtiler bulantı ve kusmadır. Bilim adamları bunun nedeninin birçok hastada serotonin dengesinden dolayı olduğunu düşünmektedir. Serotonin, vücutta beyinde, gastrointestinal sistemde (sindirim sistemi) ve vücudun birçok bölgesinde çalışan bir haberci maddedir ve damarları kasıcı etkisi vardır.
  • Işığa ve gürültüye duyarlılık: Akut (ani başlayan) migren atağı sırasında birçok hasta yüksek seslere veya parlak ışığa karşı son derece duyarlı olmaktadır. Bunun nedeni henüz kesin olarak açıklığa kavuşturula-mamıştır. Hastalar atak sırasında ışıktan ve gürültüden uzak durmaları gerekmektedir. Sessiz ve karanlık bir odaya çekildiklerinde genellikle migren belirtileri hafifletmektedir.
  • Eforla atak şiddeti artmaktadır: Migren belirtileri gerilim tipi baş ağrılarında olduğu gibi fiziksel eforla daha da şiddetlenebilir. Merdiven çıkma veya alışveriş çantaları taşıma gibi orta egzersizlerde bile migrenlerde baş ağrısı ve rahatsızlık artabilmektedir.

Migreni Atlatma Döneminde Migren Belirtileri

Regresyon aşamasında (gerileme) migren belirtileri yavaş yavaş azalmaktadır. Etkilenenler kendilerini yorgun, bitkin ve sinirli hissetmektedir. Konsantrasyon bozuklukları, halsizlik ve iştahsızlık migren atağından sonra saatlerce devam edebilir. Nadir durumlarda, hastalar migren atağından sonra bir tür öfori yaşamaktadır. Tamamen iyileşmesi 12 ila 24 saat daha sürebilmektedir.

Migren Nedenleri Nelerdir?

Migrenin neden ve nasıl geliştiği sorusuna halen net bir cevap bulunmamıştır. Sebep olarak çeşitli faktörler tartışılmaktadır. Bunun dışında tek bir faktörün tek başına belirleyici olmadığı, bir çok faktörün etkileşiminden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Migrende önemli rol oynadığı düşünülen faktörler şu şekildedir:

Aura sırasında beynin bazı bölgelerine kan dolaşımının azaldığı kanıtlanmıştır. Bu bölgelerde kan damarları daralmıştır.

  • Genetik faktörler: Çalışmalar migrenlerin bazı ailelerde yaygın olduğunu göstermiştir. Ayrıca migren riskini arttıran çok sayıda genetik faktörler bulunmuştur. Bazıları beyindeki nörolojik devrelerin düzenlenmesinde rol oynarken, diğerleri oksidatif stresin gelişimi ile ilişkili olmaktadır. Tam olarak hangi biyolojik mekanizmalar üzerinde çalıştıkları henüz netleştirilmemiştir. Migrenin kesin nedenleri henüz ayrıntılı olarak açıklığa kavuşturulamamıştır. Ancak çeşitli migren tetikleyicilerin rolü büyük olduğu düşünülmektedir. Bu tetikleyici faktörler migrenlere genetik yatkınlığı olabilecek kişilerde migren ataklarını tetikleyebilir.

Tetikleyiciler kişiden kişiye değişiklik göstermektedir.

Migren atağının tipik tetikleyicileri şunlardır:

  • Stres: Genel bir migren tetikleyicisi ortamdaki strestir. Örneğin iş değiştirmek, meslektaşlarınızla veya ailenizle olan çatışmalar ve yüksek zaman baskısı migren atağını tetikleyebilmektedir.
  • Uyku-uyanıklık ritmindeki değişiklikler: Uyku-uyanıklık ritmindeki bir değişiklik de vücutta stres reaksiyonuna neden olur ve migreni tetikleyebilmektedir. Örneğin vardiyalı çalışma ya da uzun süreli yolculuk yapan bireyler çoğunlukla etkilenmektedir. Çok huzursuz bir geceden sonra, uykuyu alamama gibi durumlarda migren atak riskini arttırmaktadır. Bununla birlikte bir kişinin stres olarak algıladığı şeyler ve olaylar farklı olabilir. Bu nedenle mümkün olduğunca kaçınmak için bireysel "stres etkenlerinizi" tanımlamaya çalışmalısınız.
  • Hava değişimleri: Hava değişimlerinde birçok hasta migren atakları yaşamaktadır. 6 derece sıcaklık değişikliği bile "migren havası" haline gelebilir ve migren ataklarının sıklığını artırabilir. Nemdeki bir artış da migren atağını tetikleyebilir. Birçok hasta sıcak, nemli fırtına havasında veya güçlü fırtınalarda veya fön makinelerinde migren semptomlarından şikayetçidir. Bulutsuz bir günde çok parlak ışık bile migren atağını tetikleyebilmektedir.
  • Bazı yiyecekler: Bazı yiyecekler de migreni tetikleyebilmektedir. Özellikle turunçgiller alkol, nikotin ve tiramin içeren yiyecekler (muz, çikolata, kırmızı şarap) atakları tetikleyenler arasına girmektedir. Migren atakları yeterince yemek yemediğiniz, kan şekeriniz düştüğünde de başlayabilmektedir.
  • Hormon dalgalanmaları: Cinsiyet hormonlarının migren atakları üzerinde güçlü bir etkisi olduğu uzun zamandır bilinmektedir. Çocuklukta kızlar ve erkekler migrenlerden yaklaşık olarak aynı sayıda etkilenmektedir. Bu oran ergenlik döneminde değişmektedir. Erişkinlerde kadınlar erkeklerden üç kat daha fazla migren atakları geçirmektedir. Migren atakları kadınlarda sıklıkla adet döneminde ortaya çıkmaktadır ve genellikle hormon alarak iyileşmektedir.

Migren Teşhisi

Doktor önce mevcut belirtileri ve önceki tıbbi durumları sorgulayacaktır. Belirtileri ve seyrini ayrıntılı olarak tanımlamak önemlidir.

Doktor teşhis için şu soruları sorabilir:

  • Ağrıyı tam olarak nerede hissediyorsun?
  • Ağrı nasıl bir ağrı?
  • Fiziksel efor baş ağrısını daha da kötüleştirir mi?
  • Ağrı belirli olaylardan sonra ortaya çıkıyor mu (uyku eksikliği, alkol tüketimi, adet sırasında vb.)?
  • Ailenizin diğer üyeleri düzenli olarak baş ağrısı çekiyor mu?
  • Baş ağrısı veya başka nedenlerle ilaç kullanıyor musunuz? Evet ise, hangileri?

Detaylı sorgulamadan (anamnez) sonra doktor fizik muayene yapar. Bu aşamada doktor sinir sistemini muayene edecektir. Örneğin; cilt hassasiyeti, kas gücü, denge duyusu, ve gözlerde herhangi bir anormallik olmadığını kontrol edecektir. Genellikle bu nörolojik muayene akut bir atak dışında göze çarpmamaktadır. İleri tetkikler ve altta yatan başka hastalık şüphesi varlığında nadir durumlarda doktor bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) veya elektroensefalografi (EEG) gibi ek testler isteye bilmektedir.

Migren Tedavisi

Migrenin kendisi tedavi edilmese bile, ağrı ataklarının sıklığı ve yoğunluğu önemli ölçüde azaltılabilmektedir.

Migren atağını önleyici tedbirler uygulanabilir. Önleyici tedbirlerin sürekli olarak dikkatli bir şekilde uygulanması halinde atakların sıklığı yarıya indirilebilir. Bu önlemler atakların şiddetinide önemli ölçüde azaltılabilmektedir.

Bunu yapmanın yolları şu şekildedir:

  • Tetikleyici faktörlerden kaçınma
  • Bilişsel davranışçı terapi (stres yaratan olumsuz düşüncelerden üzerinizden atmak)
  • Neurofeedback
  • Stres azaltma
  • Egzersiz yapma, kondisyonu arttırma
  • Gevşeme teknikleri öğrenme, örneğin Jacobson kas gevşetme tekniği
  • Daha ağır vakalarda, özellikle beta blokerler, flunarizin, valproat ve topiramat gibi atakları önleyici ilaçlar reçete edilmektedir

Akut migren atağı durumunda özellikle ilaçlar yarar sağlamaktadır.

  • Ağrı için: Ssetilsalisilik asit (ASA), parasetamol, ibuprofen, diklofenak, metamizol ve naproksen gibi non-steroid antienflamatuvar (NSAID'ler) sınıfından ağrı kesiciler
  • Şiddetli migren atakları için: Triptanlar
  • Bulantıya karşı: Antiemetikler

Ayrıca, karanlık bir odada dinlenmek genellikle yardımcı olmaktadır.

Migren Tedavi Edilmezse

Migrenin doktor kontrolü altında tedavisi oldukça önemlidir. Eğer tedavi edilmezse migren atakları sıklaşıp kronikleşecek ve tedaviye direnç kazanacaktır. Ayrıca atakların sıklığı ve şiddeti hastanın günlük yaşamını olumsuz yönde etkileyecektir.

Migrene Ne İyi Gelir?

Atakların sıklığını azaltmak için en önemli noktalardan biri, etkilenenler tetikleyici faktörlerden kaçınmalıdır. Çoğu durumda, atlanan öğünler veya çok az sıvı alımında ataklar tetiklenebilmektedir. Düzenli beslenme ve yeterli hidrasyon (sıvı alımı) migrene iyi gelir.

Etkilenenler için stresten kaçınma, dinlenme ve rahatlama atakları önlemek için önemlidir. Günlük yaşamınızı yavaşlatmaya çalışın ve imkan varsa bilişsel davranış terapiye gidip stres yönetimini öğrenmeye çalışın. Ayrıca gevşeme egzersizlerini düzenli olarak yapmak çok yararlı olacaktır.

Düzenli egzersizler özellikle atak sırasında ağrının yoğunluğunu azaltabilir. Ancak atakların sayısı bundan çok etkilenmemektedir. Haftada 3-4 gün ve en az 30-40 dakika orta yoğunlukta egzersizler önerilmektedir.

Akupunktur ve homeopati gibi geleneksel tıp tedavileri de uygulanmaktadır. Ancak bilimsel olarak etkinliği kesin olarak ispatlanmamıştır.

Migrene Ne İyi Gelmez?

Genel bir migren tetikleyicisi ortamdaki strestir. Örneğin; iş değiştirmek, meslektaşlarınızla veya ailenizle olan çatışmalar ve yüksek zaman baskısı migren atağını tetikleyebilmektedir. Okul çocukları okulda bunalır ve diğer öğrencilerle olan çatışmalar yaygın migren tetikleyicisi olmaktadır.

Migren hastaları beslenmelerine de dikkat etmelidirler. Alkol kullanımı, turunçgiller, kahve, çikolata, dondurma, peynir gibi yiyecekler atakları tetikleyebilmektedir.

Günlük yaşamındaki ani değişiklikler, hormonal değişiklikler, duygudurumda ani değişiklikler, öğün atlamak veya aşırı efor ve yorulmada migren ataklarını tetikleyebilmektedir.

Migren İlaçları

Migren atağının ilk belirtileri başladığında hasta genelde metoklopramid veya domperidon gibi bir antiemetik ilaç alır. Bu ilaçlar bulantı için kullanılmakla birlikte, daha sonra alınan ağrı kesici ilaçların etkilerini de arttırır. Belirtilerin şiddetine bağlı olarak, bu ilaçlar akut migren atağında ağrı tedavisi için uygundur:

  • Hafif ila orta dereceli migrenlerde kullanılan ilaçlar: Asetaminofen, ASA ve ibuprofen gibi non-steroid antienflamatuvar ilaçlar (NSAID'ler)
  • Şiddetli migrende kullanılan ilaçlar: Triptanlar ve ergot alkaloidleri (ergotaminler)

Migrenin önlenmesi için ilaçlar (migren profilaksisi) sadece ilaç dışı önlemler yeterince yardımcı olmazsa kullanılır.

İlaç migren profilaksisi şu durumlarda önerilmektedir:

  • Ayda üçten fazla migren atağı yaşanıyorsa
  • Atakların sıklığı belirgin şekilde artmışsa
  • Ataklar 72 saatten fazla sürüyorsa
  • Hasta ayda on kereden fazla ağrı kesiciler veya migren ilaçları almak zorunda kalıyorsa
  • İlaç almaya rağmen ataklar yeterince düzelmiyor veya ilaç iyi tolere edilemiyorsa
  • Ataklara belirgin nörolojik başarısızlıklar eşlik ediyorsa

Migrenlerin önleyici tedavisi için birincil ve ikincil tercih edilen ilaçlar mevcuttur. Her şeyden önce, birinci basamak ilaçlarla profilaksi denenir. Bunlar nöbetlerin şiddetini veya sıklığını azaltmazsa, ikinci seçimin ilacı kullanılmaktadır.

Birincil tercih migren profilaksisi

  • Topiramat veya valproik asit gibi antiepileptik ilaçlar (antikonvülsanlar) (çocuk doğurma çağındaki kadınlarda teratojenik etkisi nedeniyle, sadece güvenli doğum kontrol yöntemleri ile verilebilir)
  • Metoprolol veya propranolol gibi beta blokerler
  • Flunarizin gibi kalsiyum antagonistleri
  • Amitriptilin gibi trisiklik antidepresanlar

İkinci seçenek migren profilaksisi

  • Venlafaksin gibi SNRI grubundan antidepresanlar
  • Gabapentin gibi diğer antiepileptikler (çalışmalarda çelişkili sonuçlar vardır)
  • Asetilsalisilik asit (çok az bilimsel kanıtı vardır)
  • Magnezyum ve B2 vitamini (riboflavin), koenzim Q10, omega-3 yağ asitleri, meyve özleri ve vitaminlerle birleştiğinde migren ataklarının şiddetini azaltılmaktadır, ancak sıklığı etkisi bulunmamaktadır

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Migren Ameliyatı

Küçük kasların cerrahi işlem ile çıkarılması atakların sıklığını ve şiddetini azaltabilmektedir.

Amerika'da yapılan bir çalışmada, 125 hastanın %90dan fazlası bu işlemden sonra ağrıları azalmıştır. 125 migren hastasının 100'ünü felç edici sinir zehiri botulinum toksini (botoks) alın ve boyundaki çeşitli yerlere enjekte edilmiş. Botoks enjeksiyonu baş ağrısını tetikleyen kaslar tespit edilmiş. Doktorlar daha sonra bu tedaviden dört hafta sonra belirtilerde iyileşme yaşayan deneklerin 89'unda ilgili kasları çıkarmış. Ameliyattan sonra hastaların yüzde 92'si migren ataklarının süresinin, sıklığının veya şiddetinin en az yüzde 50 azaldığını bildirmişler. Bu kas çıkarma ameliyatından sonra iyileşme olan tüm vakalarda, hastaların günlük yaşamdaki tedaviden faydalandığını bildirilmiştir. Hastaların daha az ilaca ve tıbbi tedaviye ihtiyaçları olmuştur. Fakat ameliyatın yan etkileride bildirilmiştir. Bunlar çıkarılan kasın işlevine bağlı olarak, burun mukozasının geçici kuruluğu, burunda mukus oluşumunda artış, kafa derisinde kaşıntı ve saç dökülmesi gibi yan etkiler olarak kaydedilmiştir.

Hamilelikte Migren

Migren atakları hamilelik ve emzirme döneminde de ortaya çıkabilmektedir. Ancak gebelik çoğu durumda migreni etkileyen olumlu bir faktördür. Alman Migren ve Baş Ağrısı Derneği'ne göre, migren ataklarının sıklığı ve yoğunluğu hamilelik ve emzirme döneminde migren hastalarının yaklaşık yüzde 70'inde azalmaktadır. Kadın cinsiyet hormonları bundan sorumludur. Bununla birlikte, birçok durumda migren hamilelikten sonra tekrar etmektedir. Hamilelikte migren atağı geçiren anneler tedavide dikkat etmeleri gerekmektedir. Reçetesiz satılanlar da dahil olmak üzere tüm ilaçlar sadece bir doktora danıştıktan sonra kullanılmalıdır. Hangi aktif bileşenlerin anne ve çocuk için en az tehlikeli olduğunu en iyi hekimi bilir.

Örneğin parasetamol hamilelerde migren tedavisinde kullanılabilirken, asetilsalisilik asidi (ASA) sadece istisnai durumlarda kullanılabilir. Profilaksi için hamilelik sırasında metoprolol, propranolol ve amitriptilin kullanılabilir. Triptanlar hamilelik sırasında kullanılmamalıdır. Anne sütüne geçtikleri için, emzirme sırasında son triptan alımından en az on iki saat sonra emzirme molası gözlenmelidir. Ergotamin hamilelik veya emzirme döneminde alınmamalıdır.

Çocuklarda ve Bebeklerde Migren

Çocuklarda migren baş ağrıları sıklıkla her iki tarafta da görülür ve esas olarak alnı etkiler. Hastalık genellikle uzun süre göz ardı edilir. Birçok genç hastada belirtiler atipiktir. Çünkü baş ağrısı daha az belirgin veya yoktur. Ek olarak, baş dönmesi, denge bozuklukları ve koku alma duyarlılığı, migren belirtilerine eşlik eden çocuklarda yetişkinlere göre çok daha yaygındır.

Bunun yerine, migrenli çocukların kayıtsızlık, yorgunluk, solgunluk, baş dönmesi, karın ağrısı, bulantı veya kusma gibi belirtiler yaşama olasılığı daha yüksektir. Ayrıca, küçük çocuklar henüz şikayetlerini yeterince ifade edememektedir.

Migren için Hangi Doktora Gidilir?

Migrenden şüpheleniyorsanız Aile Hekimi temasa geçilecek doğru kişidir. Muayeneden sonra sizi migren şüphesi durumunda bir Nöroloji uzmanına yönlendirecektir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Migren ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ani başlangıçlı baş dönmesi ve dengesizlik genellikle vestibüler migrende ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte vertigo atakları (baş dönmesi atakları) baş ağrısı olmadan da ortaya çıkabilmektedir.

Evet. Migren gözede vurabilmektedir. Bir migren çeşiti olarak bilinen göz migreni veya oftalmoplejik migrende iki taraflı görsel bozukluklar ana belirtilerdir. Bu görsel bozukluklara baş ağrısı da eşlik edebilmektedir. Çok daha nadir durumlarda görülen retinal migrende ise atak sırasında tek taraflı görme bozuklukları gelişmektedir.

Migrenli hastaların yaklaşık %80inde bulantı ve %40-50 oranında kusma eşlik edebilmektedir.

Migren atakları 3-4 saat veya birkaç günde sürebilmektedir. Atakların sıklığı ve şiddeti kişiden kişiye değişebileceğinden, kesin süre tahmin edilememektedir.

Gerilim-tipi baş ağrıları ve migren semptomları ile ayırt edilebilmektedir. Gerilim-tipi baş ağrıları tüm başı etkilemektedir ve eşlik eden semptomlar genelde yoktur. Migren ise genellikle başın sadece bir tarafında görülür ve bulantı, kusma, ışığa ve gürültüye duyarlılık eşlik etmektedir. Buna ek olarak hareket ederken kötüleşse bilmektedir.