Psikoz

Psikoz; hastanın, gerçek ile kendi kafasında kurduğu yaşanmışlıkların arasındaki farkı algılayamadığı bir hastalık olup tedavisi terapiler ve çeşitli ilaçlardır.

Psikoz Nedir?

Psikoz, kişinin gerçeklik ile bağının zayıflamasıyla karakterize bir hastalıktır. Psikoz, gerçek bir uyaran olmadığı halde kişinin duyumsadığı hayali deneyimlerin varlığıdır. Psikoz olması durumunda kişide, halüsinasyon ve sanrılar oluşabilir. Zihinsel bozuklukluk ciddiyetinin arttığı durumların belirtisidir. Psikoz, kişinin kendisine ve çevresindekilere zarar vermesine sebebiyet verebilen önemli bir sağlık sorunudur.

Psikoz Belirtileri Nelerdir?

Psikoz ilk olarak kişide depresif ruh hali ile belirti verir.

Depresyona bağlı olarak kişi normalden fazla uyumaya başlar fazla uyuyamadığı takdirde gün içinde kendini hep uykusuz hisseder. 

Bu kişilerde konsantrasyon bozukluğu da yine sık görülen belirtilerdendir.

Kişi sürekli hayatı hakkında kaygılanmaya başlar. Gelecekten kaygı duyar, karamsar bir bakış açısı geliştirir.

Kişi etrafındakilere şüpheli yaklaşmaya başlar. Arkadaşlarından, ailesinden sürekli şüphe duymaya başlar .

Yoğun kaygı ve şüphe düşünceleri nedeniyle kişi kendini aileden ve arkadaşlarından çeker. Bu tarz ortamlarda daha az bulunmaya ve bulunduğunda da az konuşmaya başlar. 

Kişi gerçek olmayan uyarılar duyumsamaya başlar. Kişi gerçekte var olmayan şeyleri görmeye, hissetmeye ve kokusunu almaya başlar yani kişi, halüsinasyon görmeye başlar.

Kişi konuşurken konudan konuya atlar, düzensiz konuşur ve ne demek istediğini karşı tarafa tam olarak anlatamaz. 

İlerleyen durumlarda kişide yaşamdan sıkılma ve pesimist düşünceler sonucunda intihar düşüncesi oluşmaya başlar. Hatta bu durum farkedilmez ise bu düşünceyi eyleme dahi dökebilir.  

Psikoz Nedenleri Nelerdir?

Her psikoz vakasının ortak noktaları olsa da her vaka kendine özeldir ve diğer vakalardan farklıdır. Psikoza bazı hastalıkların neden olabileceği gibi bazen kişilerin kullandığı ilaçlar da bu durumu tetikleyebilir. 

Psikoza sebebiyet verebilecek hastalıklar arasında Parkinson hastalığı sayılabilir. Parkinson, beyinde bulunan ve dopamin üreten hücrelerin kaybıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Vücutta dopamin eksikliği oluşumuna bağlı olarak motor sistemde aksaklıklar ve çeşitli sorunlar oluşur. 

Psikoza neden olabilecek bir diğer hastalık da Huntington hastalığıdır. Huntington beyin ve sinir sitemini etkileyen, genetik geçişli olan nörolojik bir hastalıktır. 

Beyinde oluşan tümörler ve kistler de nörolojik bozukluk yaratarak kişide psikoza yol açabilir. 

Kişide bulunan bazı demans çeşitleri, Alzheimer, HIV, sifiliz ve bazı epilepsi türleri de psikoz oluşumuna sebebiyet verebilir. 

Günümüz teknolojisine rağmen hangi kişilerin psikoz geçireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Ancak yukarıdaki risk faktörlerini barındıran veya aile üyelerinden birinde psikoz bulunan bireylerin, normal bireylere göre psikoz olma ihtimali daha yüksektir. 

Psikoz Türleri 

Psikozun tek bir sebebi olmadığı gibi tek bir çeşidi de yoktur. Psikoz, çeşitli sebeplere bağlı olarak çeşitli şekillerde görülebilir ve her kişide farklı semptomlar gösterebilir. Psikoz, organik kökenli olabileceği gibi organik olmayan psikoz türleri de mevcuttur.

Kısa Psikotik Bozukluk: Bu tür psikozlar kişinin ani ve büyük bir stres altına girmesiyle (aile üyelerinden birinin ölümü, travmatik bir kaza geçirme vb.) oluşur. Kısa psikotik bozukluk yaşayan biri, zamanla stresin azalmaya başlaması ve ortadan kalkmasıyla tekrardan eski haline dönmeye başlar. 

Uyuşturucu veya Alkole Bağlı Psikoz: Psikoz, kişinin kullanıdğı metamfteamin ve kokain gibi uyarıcılara bağlı olarak da tetiklenebilir. Bu tarz maddeler kişilerde halüsinasyonlara sebep olabilirler ama bu etkileri geçicidir. Bu maddelerin uzun süreli kullanımından sonra halüsinasyonlar sürekli hale gelebilir ve kişide psikozun diğer belirtileri baş gösterebilir. 

Organik Psikoz: Kişinin yaşadığı bir kaza sonucunda oluşan kafa travmaları, beyni etkileyen bazı hastalıklar sonucunda merkezi sinir sisteminin dengesinin bozulması da psikozu geliştirebilir. 

Şizofreni: Kişinin hislerini, düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen ciddi bir zihinsel bozukluktur. Şizofrenik kişilerin gerçeklikle bağı zayıflar ve gerçek olan ile hayali olanı ayırt etmekte zorlanırlar.

Sanrılı Bozukluk: Şizofreninin bir alt türüdür. Şizofreniden farkı kişinin söylediği ve inandığı şeylerin mantıklı ve akla yatkın olabilmesidir. Mesela kişi eşinin kendisini aldatmadığı halde çok yoğun bir şekilde eşinden şüphe duymaya başlar ve bu şüphelerine gayet mantıklı gerekçeler üretmeye başlar. 

Bipolar Bozukluk: Kişide ani ruh hali değişimleri gözlenmeye başlar. Bir anda çok yoğun bir enejisi varken dakikalar içinde ruh hali çöküşe geçebilir. Diğer bir adı manik depresif psikozdur.

Paranoid Bozukluk: Paranoya, kişinin gereksiz kuruntulara kendini çok fazla kaptırması ve durmaksızın bu kuruntuları düşünmesidir. Panaroid psikozda kişi düşünmek istemese bile bu düşüncelerden kurtulamaz. 

PostPartum Psikoz: Doğumdan sonraki ilk 1 ayda ortaya çıkan ve anne üzerinde endişe, şüphe, kaygı ve yorgunluk gibi etkileri olan bir durumdur. Annenin zihninde bebekleri ile ilgili karamsar düşünceler oluşmaya başlar. Erken teşhis konulması ve doğru ilaç ve terapi ile tedavi edildiği takdirde geçici bir durumdur. 

Yukarıda bulunan psikoz çeşitlerinin hiçbirine uymayan psikoz tipleri de mevcuttur. Bu psikoz türlerine ‘Atipik Psikoz’ adı verilir. Atipik psikoza neden olan etmenler ve psikozun gelişim sürecinin nasıl ilerlediği net değildir.

Nevroz psikozdan farklı bir durumdur. Nevroz geçiren bir hastanın gerçeklik yetisi sağlamdır, kişi hasta olduğunu bilir ve buna karşı çıkmaz. Hasta düşüncelerinin gerçek dışı ve saçma olduğunun farkındadır. Bu yüzden tedaviye ikna olması daha kolaydır ve tedavi süreci daha iyi geçer Günümüzde nevroz tanımı pek kullanılmamaktadır bunun yerine psikonervoz tanımı kullanılmaktadır.

Psikoz Teşhisi

Psikoz teşhisinde psikiyatrik bir değerlendirme gereklidir. Hekim hastadan detaylı anamnez (hastalık öyküsü) alır ve ona bazı tanı koydurucu sorular yöneltir. 

Bu sorularda aile içinde daha önce bu hastalığı veya başka bir nörolojik hastalığı geçiren olup olmadığı iyice soruşturulur. Çünkü psikoz genetik geçişli hastalıklarla tetiklenebilen bir durumdur.

Hekim hastayı sorgularken bir yandan da hastayı dikkatlice gözlemler, hareketlerini ve davranışlarını anlamlandırmaya çalışır. 

Psikoza sebep olacak, altta yatan bir rahatsızlık veya hastalık olup olmadığını saptamak için çeşitli tıbbi testler isteyebilir. 

Hekim organik bir beyin hasarından şüphelenirse hastadan EEG ve MR çektirmesini talep edebilir. 

Psikoz Tedavisi

Psikoz tedavisi terapi ve çeşitli ilaçlarla yapılır. Çoğu psikozlu hasta ilaç tedavisinin yanında terapi alarak hızlı bir şekilde iyileşme göstermiştir. 

Antipsikotik olarak bilinen ilaçlar, psikoz tedavisinde kullanılan en yaygın ve en etkili ilaç sınıfıdır. Antipsikotik ilaçlar psikozun ortaya çıkardığı semptomları (halüsinasyon, sanrı, şizofreni vb) azaltmada kullanılırlar. Ancak psikoz gelişimine neden olan, psikozun altında yatan sebepleri tedavi etmezler. 

Son zamanlarda ikinci kuşak antipsikotik ilaçlar çıkmaya başlamıştır. Birinci kuşaklardan daha etkili ve daha hızlı bir çözüm sunarlar. Ancak bu ikinci kuşak antipsikotiklerin Amerika Birleşik Devletlerinde kullanımı yaygın olsa da, tıp dünyasında bu ilaçların kullanılması halen tartışmalıdır. 

İlaçların yanı sıra psikiyatrlar hasta kişilere belli aralıklarla psikoterapi uygulayabilir. Bu sayede hastalığın altında yatan sebepleri bulabilir ve hastanın iyileşme durumunu kontrol edebilir.

Psikoz tedavisi iki aşamalı olarak uygulanır. İlk faz olan akut faz, hastanın ani psikotik ataklarını engellemek, kendisine ve çevresine zarar vermesinin önüne geçmek için uygulanan parenteral (iğne ile) yoldan uygulanan hastanın rahatlamasını sağlayan sakinleştirici ilaçlardır. Bu faz genellikle hastanelerde uygulanır ve hasta bir süre gözetim altında tutulur. 

İkinci faz ise kronik faz yani bakım aşamasıdır. Psikozun tedavisi kişinin çevresinin de yardımıyla gerçekleşir. Hastanın çevresindeki kişilerin bu hastalık ve ilaçları hakkında bilinçlendirilmesi gereklidir. Psikozlu kişi, hastaneden taburcu olduktan sonra ilaçlarının düzgün kullanıp kullanılmadığı çevresindeki kişilerce kontrol edilmelidir. Aynı zamanda ani psikotik ataklarda erken müdahale de çevredeki kişiler tarafından yapılmalıdır. 

Psikozun yaşam boyu tedavisinde ailenin ve yakın çevrenin rolü çok büyüktür. Psikozlu kişiye destek olunmalı ve kişi kendisine belli etmeden kontrol edilmelidir. 

Psikoz Tedavi Edilmezse

Psikoz hastalığı, kişiye en çok ilk evrelerde zarar veren bir psikolojik hastalıktır. Bundan dolayı psikozlu hastalara erken teşhis konulması oldukça önemlidir. Erken teşhis konulması bir çok hastada ortaya çıkabilecek erken evre hasarlarının önlenmesinde son derece yararlıdır. 

Tüm bunlara rağmen erken evrede fark edilen ve tedavi edilen psikoz hastalarının oranı oldukça düşüktür. Bu düşük oranın sebebi hastanın çevresindeki insanlardan, hastanın kendini zorlamasından veya hastanın doktora başvurmasından çekinmesinden kaynaklanabilir.

Psikoz tedavi edilmediğinde, hastalığın şiddeti artabilir, antipsikotik ilaçlarla tedaviye yanıtın azalmasına sebep olabilir, hastalığın progrozunun kötüleşmesine sebep olabilir ve hastanın sosyal çevresinden tamamen soyutlanmasına neden olabilir.  

Tedavisiz ilerleyen süreçte hasta pesimist düşüncelerin esiri olarak intihara meyledebilir. 

Bu gibi olumsuz durumların oluşmasını engellemek için psikoz belirtileri dikkate alınmalı ve psikozdan şüphelenildiği takdirde ivedi bir şekilde uzman bir doktora başvurulmalıdır.

Psikoza Ne İyi Gelir?

Ruh sağlığını korumada beslenmenin oldukça mühim bir yeri vardır. Bu yüzden sağlıklı ve düzenli beslenmek ruh sağlığını korur ve vücuda direnç sağlar. 

Omega 3: Balıklarda bol oranda bulunan omega 3 kişilerde var olan depresyon durumunu hafiflettiğine dair bazı çalışmalar vardır. Aynı zamanda omega 3 kişilerin kullandığı antidepresan özellikte ilaçların etkisini de arttırdığı bilinmektedir. 

B3 Vitamini: Özellikle şizofreni hastalığına iyi geldiği bilinmektedir. Geçmişte de bir çok şizofreni hastasının tedavisinde yüksek dozda B3 vitamini kullanılmıştır. 

Kediotu: Sakinleştirici, kaliteli bir uykuya yardımcı bir bitki olarak bilinir. Psikotik hezeyanların hafiflemesinde oldukça etkilidir.

Beslenmenin yanı sıra kişi kendini meşgul edecek, hoş vakit geçirebileceği bir hobi edinmesi de daha sağlıklı bir yaşam sürmesinde etkili olabilir. 

Psikoza Ne İyi Gelmez?

Ruh sağlığı hastalarının altında birçok sebep yatıyor olabilir. Ruhsal hastalıkları tetikleyen en yaygın ve etkili neden strestir. Kişinin sürekli olarak stres altında kalması, travmatik olaylar neticesinde büyük stresler yaşaması nörolojik dengeleri bozarak kişide ruhsal hastalıklar gelişmesine sebebiyet verebilir. Bu nedenle risk faktörü barındıran insanların özellikle stresten uzak bir yaşam sürmeleri uzmanlar tarafından sıklıkla tavsiye edilir. 

Psikoz tedavisinde kullanılan ilaçlar bazen uzun süreçlerde kullanılması gerekebilir. Hastaların, tedavi sona ermeden sıkılıp ilaçları kullanmayı bırakmaları ilerleyen dönemlerde hastalığın tekrar nüks etmesine sebep olabilir. Bu yüzden hekimin belirlediği süre zarfı boyunca ilaçların düzenli kullanılması gereklidir. 

Psikoz İlaçları 

  • Haloperidol
  • Haldol
  • Perfenazin
  • Klorpromazin
  • Flufenazin
  • İloperidone
  • Pimozid
  • Proklorperazin
  • Tiotiksen

Hamilelikte Psikoz 

Gebelerde oluşan psikoz, gayet zor hamilelik sürecinin daha da zorlaşmasına sebebiyet verebilir. Gebelikte oluşan hormonal değişimlerden ötürü bazen daha önce yaşanmamış psikozlar gebelik esnasında yaşanabiliyor. Hamile kişi çevresinin kendisini anlamadığını, gebe olmadığını veya kanser olduğu gibi kuruntulara kapılabilir. Bu gibi durumlarda erken teşhis ve doğru tedavi ile durum kontrol altına alınabilir. 

Çocuklarda Psikoz

Şizofreni başta olmak üzere çocuklarda da çeşitli psikotik durumlar ortaya çıkabilir. Bu durum ailede bu tür hastalıktan muzdarip birileri varsa genetik yolla geçtiği düşünülebilir. Küçük yaşta geçirilen çeşitli hastalıklar da bu durumu tetikleyebilir. Psikoz geçiren çocuk, çevresinden soyutlanmaya başlar, çocukta dikkat eksikliği oluşur, derslerinde başarısızlık durumu oluşabilir, dil ve konuşma becerisi zayıflar. Psikoz geçiren çocuklar işitsel ve görsel halüsinasyonlar duyumsayabilir.

Bu gibi olumsuz durumların önüne geçebilmek için erken teşhis ve tedavi oldukça önemlidir. Zamanında doğru tedavi uygulandığı zaman hastalık tamamen iyileşebilir. 

Bebeklerde Psikoz 

Nadiren de olsa bebeklerde de psikoz durumları gözlenebilir. Bebeklerde oluşan psikozun sebebi genetik geçiş kaynaklı olabilir. Bebeğin doğum sonrası travma yaşaması veya ağır bir hastalık geçirmesi de psikozu tetikleyebilir. Bu durumun önüne geçebilmek için bebeğin düzenli aralıklarla doktor muayenesine götürülmesi önemlidir. 

Psikoz için Hangi Doktora Gidilmeli?

Psikoz, kişide nörolojik ve zihinsel bir bozukluk oluşturduğundan dolayı yukarıdaki psikoz belirtilerinden bir veya birkaçı görülmeye başlandığı zaman Psikaytri bölümünden uzman bir psikiyatra başvurulması gerekir.  

Makaleyi faydalı buldun mu?
10
0
Makeleyi Paylaşın

Psikoz ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Psikoz hastaları genelde hep depresif bir ruh hali içinde olurlar, gün içinde çok fazla uyurlar, konsantrasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği yaşarlar, bütün olaylara karamsar bakmaya meyillidirler, görsel ve işitsel halüsinasyonlar duyumsarlar, kendilerini sosyal çevreden çekerler, karamsar düşüncelerden ötürü intihara meyilli düşünmeye başlarlar.  

Psikozun çeşitli alt türleri mevcuttur. Kısa zamanlı psikoz türü birkaç hafta içinde tamamen iyileşirken bazı türleri yıllar boyu iyileşmeyebilir. İyileşme sürecinde en önemli etken hekimin verdiği tavsiyelere harfiyen uymak ve tedaviyi erken bırakmamaktır. Bu tavsiyeler uygulandığı zaman psikozlu hasta normal bir hayat sürebilir.

Hangi kişilerin psikoz olacağını önceden kestirmek mümkün değildir fakat yapılan incelemelerde bazı risk gruplarının psikoza daha yatkın olduğu gözlenmiştir. Parkinson, Huntington hastalığından muzdarip kişiler, beyninde tümör ve kist bulunanlar, uyuşturucu madde kullananlar, Alzheimer, HIV, sifiliz ve bazı epilepsi türlerine sahip olan kişilerin psikoz geçirme riski diğer insanlara nazaran daha yüksektir.

Kişinin depresyona girmesi ve ruh halindeki çökütü nedeniyle kendine ve çevresine zarar vermekten çekinmeyebilir. Bu gibi durumların önüne geçebilmek için hasta hekimin reçete ettiği ilaçları düzenli kullanmalı ve yakın takipte tutulmalıdır.