Paranoya

Paranoya, günlük yaşantıyı engellemeyen fakat kişinin sanrıları doğrultusunda yıkıcı davranışlar gösterdiği ruhsal bir hastalık olup ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi uygulanır.

Paranoya Nedir?

Paranoya oldukça seyrek görülen bir rahatsızlıktır. Paranoya terimi ilk olarak 1863’te Kahlbaum tarafından kullanılmıştır. Paranoya, yandan bilme (para=yandan, noia=bilme, düşünme) anlamına gelmektedir. Günümüzdeki geçerli tanımı ise Sanrılı Bozukluk’ tur. Sanrılı bozukluk;  birbiriyle ilişkili, bir sıralama halinde olan, acayip (doğaüstü yaratıklar vs.) özelliği taşımayacak sanrıların (dayanaksız algılama) görüldüğü bir hastalıktır.

Bu sanrılı bozukluğa sahip olunmasına ise Paranoid Kişilik Bozukluğu denir. Paranoid kişilik bozukluğu süreğen bir bozukluktur fakat yıkıma yol açmayan; kişinin işe gitme, günlük işlerini devam ettirebilme, insan ilişkileri kurabilme gibi yaşayış şekillerini uygulamasını engellemeyen bir rahatsızlıktır. Eğer kişinin paranoyaları iş ile veya saydığımız diğer durumlar ile ilgili ise kişi sadece sanrısı doğrultusunda o konuyla ilgili yaptırımlara gidebilir, o konuda kısıtlamalar ve yıkıcı davranışlar gösterebilir. Kişilerin işlevselliğini etkilemediği için de bu kişilerin hastaneye başvurma oranları oldukça azdır ve bu yüzden düzenli, uzun süre takip edilebilmeleri de oldukça zordur.

Paranoid Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Paranoid kişilik bozukluğuna sahip olan kişilerde sanrılar dışında belli bir bozukluk görülmez. Kişinin konuşma şekli ve davranışları sanrılarına uygun şekilde olur. Fakat kişilerde sıklıkla psikolojik ek tanılar (başka hastalıklar) eşlik eder. Örneğin; kişide depresyon, duygu durum bozuklukları (somatoform bozukluklar) da görülebilir.

Hastalık alt başlıklarına ise var olan sanrıların şekline göre ayrılmaktadır. Kişide, sıklıkla sanrılara uygun olarak yoğun duygular meydana gelir. Kişinin sanrıları ne ise, kişi bütün hayatını bu sanrılara göre ayarlar. Bu yüzden Paranoid kişilik bozukluğuna sahip olan kişi kadar, bu kişi ile yaşayan kişi ya da kişiler için de sanrılarla mücadele etmek zordur. Çevresindekiler büyük bir mücadele verirse bile ikna edebilmeleri düşük bir ihtimaldir. 

DSM-5 e göre bir kişiye Paranoid kişilik bozukluğu tanısının konulabilmesi için; anormal denebilecek sanrıların 1 aydan daha uzun süredir olması, kişinin sanrılarından dolayı uyum bozukluğu yaşaması ve davranış değişikliklerinin olması ve bu belirtilerin şizofreni ölçütlerine uymaması gerekmektedir.

  • En sık görülen formu kötülük görme (perküsyon) paranoyasıdır. Kişi sürekli takip edildiğini, birilerinin kendisine zarar vereceğini,  kendisi ile ilgili komplo planlarının kurulduğunu, işkence gördüğünü vs. düşünür.
  • Kıskançlık paranoyaları sahip kişiler de olabilir. Bu paranoid kişilik bozukluğuna sahip olan bireylerin eşi veya sevgilisi için hayat oldukça zordur. Kişi elinde geçerli bir sebep olmamasına rağmen partnerinin onu aldattığını düşünür. Ve bunun gerçekliğine çok fazla güven duyduğu için verdiği reaksiyonlar da bu doğrultuda büyük olur.
  • Kişi Somatik paranoyaya sahip ise sürekli ciddi bir rahatsızlığı olduğunu ve doktorların bunu bulamadıklarını düşünür. Sağlıklı olduğuna ikna olamaz ve hastane hastane dolaşır. Örneğin; Kişide kalp rahatsızlığı olduğu sanrısı var ise günde onlarca kez nabzını ölçer, kendisini yoracak aktivitelerden kaçınır, Birçok kez hastaneye başvurur gereksiz yere tetkik yapar.
  • Erotomani sanrısında kişi ünlü birinin ya da kendisinden ekonomik seviye açısından çok yüksek olan birinin kendisine aşık olduğunu düşünür.
  • Büyüklük sanrısında kişi aslında gerçekte çok önemli biri olduğunu, dünyayı değiştirebilecek bir siyasetçi, önemli bir din adamı vs. olduğunu fakat hakkının yendiğini düşünür. Ya da insanların ona hayranlık duyduğunu, insanlar üzerinde büyük etki bıraktığını ve kendisini görmek için çabaladıklarını düşünebilir.
  • Keşif paranoyasında kişi bulunmamış bir şeyi icat ettiğine inanır. Çevresindeki insanlara bunu yayar, gerekli mecralara başvuru yapar, buluşu ile ilgili belge almaya çalışır.
  • Dava paranoyasında ise kişi olmadık sebeplerden sürekli haksızlığa uğradığını düşünür ve sürekli dava açar. Örneğin; kişi Sezen Aksu’nun sevilen bir şarkısını aslında kendisinin yazdığına ve haksızlığa uğradığına inanabilir ve Sezen Aksu’ya karşı birçok dava açabilir.

Bu sanrılar kişide, tek bir çeşit olabileceği gibi sanrılar karma yapıda da olabilir.

Paranoid Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Paranoid kişilik bozukluğunda biyolojik sebebin ne olduğu ile ilgili kesin değerlendirilmeler yapılamamıştır. Beyinde yapısal bir bozukluk olup olmadığı ile ilgili de kesin veriler bulunmamaktadır. Sanrıların neden meydana geldiğiyle ilgili yapılan açıklama; sanrıların, anormal gerçek algılamadan kaynaklandığı yönündedir. Bu anormal gerçeklik algısının yanında inanç değerlendirmede bir bozukluk olduğu söylenmektedir. 

Freud’un açıklamalarına göre paranoyalar, kişinin inkar (yadsıma) ve yansıtma (projeksiyon) düzeneklerinin aşırı çalışmasından kaynaklanır. Yani kişi kendi benliğinde normal karşılanmayacak, istenmeyen bir özelliğini aşırı bir şekilde inkar eder ve bu özelliğin kendisinde değil de etraftaki insanlarda var olduğuna inanır, ileri derecede yansıtma özelliği gösterir.

Freud bu dürtü ve eğilimlerin gizli eşcinsel dürtüler olduğunu ileri sürmüştür. Benlik, kendisinde eşcinsel eğilim olduğunu inkar eder. Aşırı derecede erkeksi tavırlar sergiler. Çevredeki insanların asılsız yere eşcinsel olduğunu öne sürer, onlara karşıt bir tavır alır, öfkeli yaklaşır, hatta eşcinselliği yok etmek adına mücadele toplulukları kurabilir.

Bu gizli eşcinsellik dürtüsü Paranoid kişilik bozukluğu olarak tanımlanamaz. Fakat bu dürtülerin paranoid kişilik bozukluğuna eğilim oluşturacağı yönünde düşünceler öne sürülmüştür. Psikanalizin daha ileri ki dönemlerinde sadece gizli eşcinsel dürtülerin değil, şiddet eğilimi dürtülerin, nefret, kin, utanç ve suçluluk duygularına sebep olabilecek her türlü eğilimlerin paranoid kişilik bozukluğuna eğilim oluşturduğu vurgulanmıştır.

Her ne kadar elimizde biyolojik temelli kesin veriler olmasa da paranoid kişilik bozukluğuna yatkınlık sağlayabilecek yapısal ve çevresel etmenlerin olduğunu, hastalar üzerinde yapılan değerlendirmeler doğrultusunda bilebiliyoruz.  

Örneğin;

  • Kadın olmak. Genellikle 30-35 yaşlarında ortaya çıkar ve devamlı bir şekilde seyreder.
  • Evli olmamak. Bu durum yatkınlık oluşturabileceği gibi hastalık sonucunda da görülen bir durumdur. Çünkü bu kişiler ilişkilerini uzun dönem sürdürebilmekte sorun yaşarlar.
  • Göçmen olmak,
  • Düşük sosyoekonomik düzeye sahip olmak,
  • Duyu kaybına sahip olmak (özellikle işitme kaybı),
  • Ailede psikolojik rahatsızlıkların olması,
  • Zorlayıcı yaşam olaylarına maruz kalmak.

Sayılan bu özellikler kişilerde diğer psikolojik rahatsızlıklar gibi Paranoid Kişilik Bozukluğu’nun oluşmasına yatkınlık oluşturabilir.

Paranoid Kişilik Bozukluğu Teşhisi

Paranoid kişilik bozukluğunun teşhisi şikayetler doğrultusunda kişi veya yakınlarının Psikiyatrist hekime başvurması sonucu, kişi ile yapılan görüşmeler ile konur. Paranoid kişilik bozukluğunun teşhisi için yapılabilecek herhangi bir test yoktur. Doktor, kişinin güvenini kazanmalıdır. Her şeyi onunla açık konuşmalıdır. Sağlıklı bir görüşme sağlanabildiği durumda Paranoid kişilik bozukluğunu düşündürecek en önemli belirti kuşkuculuktur. Genellikle kişiye alınganlığının olup olmadığı bir şeylere karşı kuşku duyup duymadığı sorulur. Doktor, kişinin Paranoid kişilik bozukluğu özellikleri taşıdığına ve şizofreni tanısına uymadığına kanaat getirdiği durumda teşhis konmuş olur.

Paranoid Kişilik Bozukluğu Tedavisi Nedir?

Paranoid kişilik bozukluğu hastayı ikna etmek zor olduğundan dolayı tedavisi de zor olan bir bozukluktur. Tedavisi, ilaç tedavisi ile birlikte psikoterapi uygulamasıdır.  Eğer hasta akut paranoid sanrılar yaşıyor ise ve büyük bir telaş içinde ise hastayı, hastaneye yatırmak gerekir. Örneğin; kesinlikle ona komplo kurulacağını düşünüyor, kendini güvende hissetmediği ve öleceğini düşündüğü için ne yapacağını bilemez bir durumda ise kişi mutlaka hastaneye yatırılmalı gözetim altında tedavi edilmelidir.

Psikoterapide Bilişsel Davranışçı Terapi uygulanır. Terapi sırasında hastaya sanrılarının yanlış olduğu ile ilgili ısrarcı bir karşıt davranış sergilenmemelidir. Doktor hastadan gizli ailesi ile görüşmeler yapmamalıdır. Bu durumda hasta ve hekim arasındaki güven zedelenir ve tedaviden tam bir verim alınamaz. Doktor hastanın ailesi ile yapacağı görüşmeleri hastaya bildirerek, hastanın da olduğu bir odada yapmalıdır.

Paranoid Kişilik Bozukuğu Tedavi Edilmez İse Ne Olur?

Paranoyalar, çeşitlerine göre kişinin hayatını farklı şekillerde etkileyen durumlardır. Eğer tedavi edilmez ise kişi hayatını sanrıları doğrultusunda şekillendirdiği için kişinin yaşam kalitesini oldukça etkilediği gibi kişinin sanrılara karşı uyguladığı yaptırımlar kötü sonuçlara da sebebiyet verebilir.

Örneğin; kişi birilerinin onu öldüreceğini düşünüyor ise sürekli güvensiz hisseder, savunmasız olacağı ortamlara girmez, sürekli güvensiz hissetmekten ve duyduğu korkudan dolayı çökkünlük yaşar ve depresyona girebilir. Ayrıca kendisine zarar vereceğini düşündüğü kişilere karşı kendini savunmak amacıyla suçlamalarda bulunabilir veya kendi yöntemleri ile savunma adı altında etrafındakilere zarar verebilir.

Paranoid Kişilik Bozukluğuna Ne İyi Gelir?

Paranoid kişilik bozukluğuna yatkınlık oluşturacak durumlardan kaçınmak gerekir. Kişinin hayatı boyunca yaşadığı zorlukların travmatik olmaması, aile ilişkilerinin sağlıklı olması, güvenli, ekonomik açıdan yeterli bir ortamda yaşıyor olması kişiyi paranoyalardan korur. Hayatında genel anlamda güvenebileceği insanların olmuş olması da kişiyi paranoid kişilik bozukluğuna yatkınlık oluşturmaktan koruyabilir.

Paranoid kişilik bozukluğu olan bir kişiye ise her zaman açık ve net davranmak, sanrılarını kabul etmemek fakat yanıldığı konusunda da ısrarcı olmamak, erkenden uzmana başvurmak ve doktora güvenebileceği bir ortam oluşturmak kişinin paranoyalarını azaltabilir ve iyileşme sağlayabilir.

Paranoid Kişilik Bozukluğuna Ne İyi Gelmez?

Zorlu bir hayat yaşıyor olmak, aile ve insan ilişkilerinin güvenilir olmaması, ailede psikolojik rahatsızlıkların olması gibi durumlar kişinin paranoyalara sahip olmasına yatkınlık oluşturabilmektedir.

Paranoid kişilik bozukluğu olan bir kişiyi kandırmaya çalışmak, ona karşı net olmamak, sürekli sanrılarının asılsız olduğunu ispatlamaya çalışmak, bazı durumlarda kişiyi sakinleştirmek amacıyla sanrılarının doğru olduğunu belirtmek veya hastaneye götürmek için yalan söylemek, kişinin paranoyalarının daha da şiddetlenmesine sebebiyet verebilmektedir.

Paranoid Kişilik Bozukluğunda Kullanılan İlaçlar Nelerdir?

Paranoid kişilik bozukluğunda psikofarmakolojik tedavide birinci ve ikinci kuşak antipsikotikler kullanılır. Genellikle düşük dozlar bile etkili olur:

  • Pimozidin
  • Olanzapin
  • Risperidon 

Depresyonun eşlik ettiği durumlarda ise beraberinde antidepresan kullanımı da etkilidir.

Bu tedaviler kesinlikle doktor denetiminde ve doktorun belirlediği dozda kullanılmalıdır.  

Gebelikte Paranoid Kişilik Bozukluğu 

Gebelik dönemi psikiyatrik rahatsızlıklar açısından hassas bir dönemdir. Bu dönemde paranoyalara yatkınlık veya alevlenmeler görülebilir. Sanrıların türü daha çok bebeği üzerine yoğunlaşabilir. Örneğin; bebeğime zarar vermeye çalışacaklar, bebeğimi elimden alacaklar gibi kötülük sanrıları olabilir.

Çocuklarda Paranoid Kişilik Bozukluğu 

Paranoid kişilik bozukluğu 25-30 yaşlarında ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Çocuklarda tanı konulamaz, sadece paranoid kişilik bozukluğu değil, genel anlamda psikiyatrik rahatsızlıkların tanısı 8 yaşın altında konulmamaktadır. 8 yaşın altındaki çocukların, hayali arkadaş veya hayali süper kahramana sahip olması ve onlarla konuşuyor olması anormal bir durum değildir. Böyle bir durumun bu tip rahatsızlıklarla karıştırılmaması gerekir.

Paranoid Kişilik Bozukluğu için Hangi Doktora Gidilmeli?

Paranoid kişilik bozukluğuna sahip kişilerin erkenden kendi istekleri ile doktora başvuru yapmaları oldukça az görülen bir durumdur. Çünkü hasta sanrılarından şüphe duymaz ve o sanrılar dışında da yaşayış şeklini zora sürükleyecek belirtiler görmez. Burada önemli olan nokta, kişinin yakınlarının bu konuda bilinçli yaklaşmasıdır. 

Bir aydan uzun bir süre, asılsız olduğu kesin olmasına rağmen kişinin bir konuda ısrarlı beyanı var ve bu beyanı doğrultusunda eylemler yapıyorsa hemen hastanenin Psikiyatri bölümüne başvurulmalı ve uzman bir Psikiyatrist hekim ile görüşülmelidir. Yakınları kişiyi ikna edemedikleri için kandırmayı denememelidir. Bu durumda zaten kuşkucu olan paranoid kişi, daha da kuşkulanır ve tedavi olasılığı azalır. Veya kişinin sanrılarının ısrarıyla başa edemedikleri için, kişiyi sakinleştirmek amacıyla sanrılarına katılıyor ve doğru olduklarını düşünüyor izlenimi vermemelidirler. Paranoid kişilik bozukluğuna sahip bireye güven verecek, açık, net ve kararlı bir tutum sergilenmelidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
1
Makeleyi Paylaşın

Paranoya ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Paranoyalar kişinin de istekli olması ile birlikte etkin bir psikoterapi ve ilaç tedavisiyle yenilebilir. Kişiye huzurlu bir ortam oluşturmak, doktoruyla güvenli bir iletişim kurmasını sağlamak ile Paranoya’yı yenmek mümkündür.

Paranoid kişilik bozukluğu olan bir kişiye her zaman açık ve net davranmak, sanrılarını kabul etmemek fakat yanıldığı konusunda da ısrarcı olmamak gerekir. Erkenden uzmana başvurması sağlanmalı ve doktora güvenebileceği bir ortam oluşturulmalıdır.