Alzheimer

Alzheimer hastalığı, bunama ile karakterize bir nörolojik hastalıktır ve en önemli belirtisi unutkanlık olup, tedavisi hastanın yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir.

Alzheimer Nedir?

Alzheimer hastalığı, demansa (bunama) en sık yol açan hastalıktır. Bunama ise beyin gelişimini tamamlamış bir insanda yüksek kortikal işlevlerin (korteks beyindeki sinir hücrelerinin gövdelerinin bulunduğu yer) birden fazlasının kaybına denir. Yüksek kortikal işlev ise zihnin işlevlerine denir. Örneğin yazı yazmak, matematik işlemi yapmak birer yüksek kortikal işlevdir.

İnsan beyninin nörolojik gelişimi 15-16 yaşlarında tamamlanır. Bu sebeple erken yaşta Alzheimer hastalığı veya bunama gözlenmez. Gelişmiş yeteneklerin edinsel (sonradan edinilmiş) olarak kaybı söz konusudur.

Alzheimer hastalığı sıklıkla 60 yaşından sonra belirtilerini verir ve temel bulgusu yakın tipte bellek kusurudur. Yıllar içinde diğer zihinsel işlevlerin kaybı da görülür, yıllar içinde hastalık ilerler. Alzheimer’ın erken, orta ve geç evreleri vardır ve evre ilerledikçe hastanın zihinsel işlevleri zayıflar, bakım ve gözetim ihtiyacı artar. Alzheimer hastaları ortalama olarak 7-10 yıl yaşar.

Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artar. 60-65 arası toplumun %1’inde görülürken, 85 yaş üstünde görülme sıklığı %50’dir. Genetik ve kendiliğinden ortaya çıkan iki türü vardır ve genetik olanda daha genç yaşta Alzheimer hastalığı görülür. Ancak Alzheimer hastalarının %5 ila %10’u ailesel formdadır, %90-95 rastgele görülür.

Alzheimer hastalığında beyinde bulunan hipokampüs isimli bölgede tahribat söz konusudur. Tahribat sonucu bu bölgedeki sinir hücrelerinin içinde anormal protein ve protein artıkları birikir, hücreler canlılığını ve işlevini kaybeder. Hipokampüs beyinde bellek, hatırlama görevi görür. Karar verme ve düşünmede görev alır.

Alzheimer Tarihçesi

1864-1915 yılları arasında yaşamış Alman bir hekim olan Alois Alzheimer, 1901 yılından beri yakın bellek kaybı ve birtakım davranışsal bozukluklar sebebiyle takip ettiği hastanın ölümünden sonra yaptığı laboratuvar çalışmalarında, hastanın beyin dokusunda amiloid plaklar ve nörofibriller yumaklar tespit etmiştir. Bunlar beyindeki sinir hücrelerinin içinde görülen anormal protein ve protein artıklarıdır. 1906 yılındaysa bu laboratuvar bulguları ve hastaların belirti ve bulguları kesin olarak bağdaştırılmıştır. Hastalık tanındığındaki ismi presenil demanstır, Alzheimer ismi sonradan verilmiştir.

Alzheimer Belirtileri

Alzheimer hastalığının en önemli belirtisi giderek artan hatırlama güçlüğüdür. Hatırlama güçlüğü ilerledikçe hastalar konuşmakta da zorlanmaya başlayabilirler. Zaman içinde hastaların davranışları da bozulmaya başlar. Kendi işlerini yapmakta zorlanırlar. Zihinsel becerileri zamanla ilerler. Bazı hastalarda içgörü gelişmez ve kendi durumlarının farkında olmazlar. Hastalarda zaman içinde gözlenen bu değişimlerin çevresindekiler tarafından yakın olarak gözlenmesi hastalığın teşhisinin konmasında çok önemlidir.

Alzheimer'da klinik belirti ve bulgular gelişmeden önceki evre on yıllar sürecek kadar uzundur. Bu süre zarfında hastalık herhangi bir test veya muayene ile saptanamaz.

Alzheimer Nedenleri Nelerdir?

Alzheimer hastalığına neyin sebep olduğu kesin olarak bilinmemektir. Hastalığın gelişimine yönelik farklı teoriler vardır. Bu teoriler Alzheimer'ın gelişimini farklı mekanizmalarla açıklamaya çalışmaktadır. İddia edilen mekanizmalar farklı olsa da tek bir genetik ya da çevresel etmenle Alzheimer  geliştiğini ispatlayan bir teori yoktur. Genel olarak genetik ve çevresel etmenlerin bir arada bulunmasıyla geliştiği iddia edilir.

Alzheimer hastalığındaki risk faktörleri başlıca şöyledir:

  • Yaş: Alzheimer hastalığının görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Bazı ailesel formlar dışında erken yaşta Alzheimer görülmez, nadirdir.
  • Genetik faktörler: Ailesel olmayan formu için APOE4 genin varlığı riski arttırır. Ailesel Alzheimer'da yani erken yaşta görülen Alzheimer'da 14.kromozomdaki PSEN1 gen mutasyonu ya da 1.kromozomdaki PSEN2 mutasyonları sorumludur.
  • Down Sendromu: Down Sendromlularda görülen ekstra 21. kromozomdaki bazı genler amiloid plak gelişmesini hızlandırır ve 40 yaş gibi erken yaşlarda Alzheimer hastalığı görülür.
  • Hipertansiyon (yüksek tansiyon): Kontrol altına alınmadığı yani yaşam tarzı değişiklikleri veya ilaçla tansiyonu düşük tutulmamış hastalarda yüksek tansiyonu olmayanlara göre daha sık Alzheimer geliştiği gösterilmiştir.
  • Depresyon: Depresyonun diğer tüm Alzheimer dahil tüm bunama tiplerini arttırdığı gösterilmiştir. Bunama gelişmeden önce var olan bir depresyonun olması Alzheimer hastalığını ya da diğer bunama türlerinin (en çok vasküler bunama) görülmesini arttırmıştır.
  • Geçirilmiş kafa travması: Orta ya da ciddi düzeyde kafa travması geçirenlerde bunama ve Alzheimer hastalığının görülme sıklığının arttığı gösterilmiştir. Genetik faktörlerle beraber kafa travması beraberse risk daha da artmıştır.

Bazı epidemiyolojik (hastalıkların sıklıklarını, yaş, coğrafya ve zamana göre dağılımını inceleyen bilim dalı) çalışmalarda beyinde bölgesel olarak alüminyum, kalsiyum ve magnezyum artmıştır, ancak hastalığın bu sebeple mi olduğu yoksa hastalık gelişirken ortaya çıkmış bir bulgu mu olduğu belli değildir.

Alzheimer Nasıl Oluşur?

Hastalığın gelişiminde altta yattığı düşünülen farklı mekanizmalar olsa da öne çıkan iki tane işleyiş anormalliği vardır. İlk olarak amiloid beta peptit adlı bir proteinin beyinde yapımının arttığı ve beyinden temizlenememesinden dolayı hücreler arası boşluklarda amiloid plaklar oluşturduğu gözlenmiştir. Bu birikmiş protein yapıdaki madde beyin hücreleri için toksik etki yapar. Hem hücreleri öldürür hem de hücreler arası iletişimi engeller. Birikmiş protein kümesinin normal olmadığını bağışıklık sistemi fark eder ve temizlemeye çalışır, temizlemeye çalışırken de sinir hücrelerinde hasar oluşur. Amiloid proteinler birikince beynin glikoz metabolizması bozulur ve beyin bozulmaya, zayıflamaya başlar. Ayrıca birikmiş bu protein kümesinin beyni besleyen damarlarda da birikerek beyin kanamasını riskini arttırır.

İkincil olarak da tau adı verilen proteinin yapısının değiştiği düşünülmektedir. Yapının değişiminin hücre dışında biriken amiloid plaklarının başlattığını savunanlar da vardır. Tau proteini beyin hücrelerinde mikrotübül adı verilen yapıların birleşmesini ve stabilize olmalarını sağlar. Tau proteininin yapısı değiştiğinde sinir hücrelerin içinde nörofibriler yumak adı verilen anormal maddeler görülür. Bu maddeler de hücreler için toksik yani zehirleyicidir.

Sonuç olarak sinir hücrelerinin iletişimi, metabolizması ve kendilerini tamir etme yetenekleri bozulur.

Alzheimer Evreleri

Alzheimer erken evre, orta evre ve son evre olarak 3 evreden oluşmaktadır.

  • Erken evre: Hastalığının ilk kez teşhis konacak kadar belirginleştiği evredir. Genellikle ilk olarak hastalar yakın zamanda (dakikalar içinde) yaşanan olayları hatırlamakta zorluk çekerler, genel olarak bir kafa karışıklığı hakimdir ve gündelik işlerini yapmaları uzun sürer ya da yapamazlar. Karar verme yetenekleri de azalmıştır bazı kişilerde de kişilik değişikleri, gerginlik görülebilir.
  • Orta evre: Bu evrede hastalık şiddetlenmiştir, belirtileri yaygınlaşmış ve ilerlemiştir. Daha fazla çeşitte hastalık belirtileri vardır ve gözetim ihtiyaçları artar. Öncelikle bellek kusurları ve kafa karışıklıkları çok belirginleşir, dikkatlerini toplamada zorlanırlar, ailelerini akrabalarını ve arkadaşlarını tanımakta zorlanırlar, okuma, yazma işlem yapma yetileri geriler, karar vermekte, aklından geçenleri toparlamakta zorlanma ve yeni şeyler öğrenmede güçlük vardır. Özellikle akşamüstü ve gece vakitlerinde boş gezmeler başlar. Sürekli aynı şeyi söyleme, anlatma aynı hareketi tekrarlamalar, yerinde duramamalar görülebilir. Alzheimer hastalarında bu evrede halüsinasyon görmeye başlayabilirler. Halüsinasyon beş duyumuzla algılayamadığımız gerçek dışı uyaranların var olduğuna inanılmasıdır. Hezeyanlar olabilir. Ayrıca Alzheimer hastalarında bu evrede halüsinasyonlar paranoid tipte olabilir. Yani sürekli takip edildiği, tehdit edildiğine dair gerçek olmayan şeyler görüyor, duyuyor olabilirler. Ayrıca hastalar dürtülerini kontrol etmekte de zorlanırlar, bulundukları mekana uygunsuz konuşmalar ya da sıcakladığı için nerede olduğuna aldırış etmeksizin soyunma gibi hareketlerde bulunabilirler.
  • Son (geç) evre: Hastalar geç evrenin çoğunu yatalak geçirirler. Ölüm genellikle Alzheimer dışı hastalıklar sebebiyle gerçekleşir. Alzheimer hastalarının ölüm sebebi çoğunlukla aspirasyon pnömönisidir (yutkunurken geçen içeriğin yemek borusu yerine soluk borusuna geçmesi sonucu gelişen akciğer hastalığı). Bu evrede hastalarda kilo kaybı, inleme, sızlama, artmış uyku, nöbetler, cilt hastalıkları, yutkunma güçlüğü, idrar ve gaita kaçırma görülür.

Alzheimer Teşhisi

Alzheimer hastalığının tanısı erken evrede belirtilerin ortaya çıktığı zaman konulabilir. Tanı konulurken hastanın delirium (altta yatan tıbbi bir hastalığa bağlı bilinçte dalgalanmaların görüldüğü halüsinasyonların eşlik ettiği durum) durumunda olmaması ve toksik metabolik bir hastalığı olmaması ya da bunların ayırdında olunması gerekir. Ayrıca özellikle erken evre Alzheimer’da depresyonla benzer bulguları olabilir. Psikiyatrik hastalıkları olan kişilerde buna özellikle dikkat edilmelidir. Tanı genellikle yaşlı bireylerdeki bellek bozukluklarından şüphelenilip, hastaneye başvurulmasıyla konur. Aile hekimliğinde uygulanabilecek mini-mental durum testi zihinsel işlevlerin fonksiyonu ve ileri değerlendirmelerin gerekliliği için fikir verir.

Alzheimer hastalığının fizik muayene, nörolojik muayene veya rutin laboratuvar tetkiklerinde tanı koyduracak bir bulgusu yoktur. Tanısının konulması için hastanın günlük yaşamını ve değişimini gözlemlemiş birinin varlığı çok önemlidir. Hekim, Alzheimer hastalığına yönelik hastadan ve yakınından detaylı bir bilgi alır, hastalığa yönelik sorular sorar. Yakın zamanda öğrenilen bilgileri aklında tutamamaları ve yeni bir şeyler öğrenirken zorlanmaları, konuşma ve konuşmayla ilgili bozuklukların gelişmesi (kelime bulmada zorlanmak gibi), görsel derinlik algısının azalması gibi görsel-uzaysal yetilerinin zayıflaması, görsel hafızalarının zayıflaması (kişileri tanıyamama vb.) hastalığa dair en çok fikir veren ve Alzheimer’a yönlendiren bulgulardır.

Hastanın genel fizik muayenesi yapılır. Nörolojik muayenesi yapılmalı ve yüksek kortikal işlevleri sorgulanır (bellek, mantık yürütme vb.)

Yapılan tüm testler halk arasında Alzheimer Testi olarak adlandırılır.

Hastada yapılması gereken diğer testler şu şekildedir:

Alzheimer hastalığının kesin tanısının konulması için beyinden doku örneği alınması gerekir. Ancak bu dünyanın hiçbir yerinde rutin olarak uygulanmaz. Klinik kriterlere göre teşhisi yapılır.

Alzheimer Tedavisi

Alzheimer hastalığı ölümcül bir hastalıktır. Beynin bazı bölgelerinde yıllardır oluşan sinir hasarı vardır. Yeni sinir hasarları da olmaya devam etmektedir ve sinir hücrelerinin kendini yenileme özelliği yoktur. Bu yüzden yıllardır süregelen bu sinir hasarı düzeltilemez, sadece yeni hasarların oluşma hızı yavaşlatılabilir. Alzheimer hastalığının tedavisi hastanın yaşam süresini uzatmaya ve yaşam kalitesini arttırmaya yöneliktir. Şifa (hastalığı tamamen ortadan kaldıran) veren bir tedavisi yoktur.

Alzheimer İlaçları

Türkiye’de iki grup ilaç ile hastalığın tedavisi yönetilir. İlk grup asetilkolinesteraz inhibitörü olarak geçer ve bu grup sinirler arası iletişim sağlayan bir maddenin yıkımını azaltmaya çalışır. 3 tane etken madde vardır. Bunlar; Donezepil, Rivastigmin ve Galantamin'dir. Rivastigmin’in deri üstüne yapıştırılarak kullanılan bir formu da vardır. Alzheimer bandı olarak bilinir.

Diğer grupta tek memantin adında tek bir etken madde vardır. Bu madde NMDA reseptör antagonisti olarak bilinir. Beyinde bir reseptörün işlevini engelleyerek işlev görür. Öncelikli olarak orta ve geç evrede kullanılır.

Alzheimer ilaçlarının dozları hasta ilaçların yan etkilerini kaldırabildiği seviyeye kadar ayda bir arttırılır, maksimum fayda sağlanmaya çalışılır. İlaçların düzenli kullanılması çok önemlidir, düzenli kullanılmazsa etkileri kaybolur.

Ayrıca Alzheimer’da ikincil olarak görülen hastaya ve yakınlarına sorunlar çıkaran durumlar için de ilaçlar kullanılabilir. Yerinde duramama, depresyon, telaş gibi davranışsal bozuklukları olan hastalar çeşitli belirgin rahatsızlıklara yönelik antiparkinson, antiepileptik, antidepresan ilaçların etkilerinden faydalanılır, tedaviye uygun görülürse eklenir.

İlk gruptaki ilaçların en sık görülen yan etkileri mide bulantısı, kusma, ishal ve başta hafiflik hissetmedir. Bu etkiler ilaçların dozu arttıkça daha belirgin hale gelebilir. İlacı ağızdan almak yerine deri üstüne yapıştırılan halini kullanmak mide bulantısı, kusma ve ishalin azalmasını sağlayabilir.

Alzheimer hastalığında görülebilecek boş gezme, kaybolma gibi sorunlar olabileceğinden Alzheimerlılar için bileklik, akıllı saat, hastanın konumuna ulaşmayı sağlayabilecek elektronik cihazların kullanımı hasta ve hasta yakınlarının hayatlarını kolaylaştırabilmektedir.

Alzheimer Tedavi Edilmezse

Alzheimer tedavi edilmediği zaman hastaların durumu daha hızlı kötüleşir, daha kısa bir zamanda bireysel, sosyal ve ekonomik sorunlara yol açar. Tanısının erken zamanda konması ve hastaya gereken önemin verilmesi, tedavi edilmesi kendisinde ve çevresinde yol açacak sorunları önler. Tedavi edildiği zaman hastalık daha kontrollü ve beklenmedik durumlarla karşılaşma ihtimali daha azdır. Yani hastalık tedavi edilmezse yaşam süresi kısalır. Ayrıca bu süreçte Alzheimer’a bağlı başka hastalık ve problemlerinin çıkma ihtimali artar.

Alzheimer’a Ne İyi Gelir?

Fiziksel egzersiz hem Alzheimer’ı olan kişide ilerlemesini engeller, hem de koruyucu bir etkiye sahiptir. Alzheimer’ı olan hastalarda fiziksel egzersiz her hastaya yönelik özel olarak planlanmalıdır. Hastanın eskiden beri bildiği, güvende olduğu bir ortamda olmalıdır. Çok fazla egzersiz hastanın yerinde duramamasına, çok az egzersiz depresyona girmesine sebep olabilir. Hastaya zarar vermeyecek ölçüde dış dünyadan kopmadan sosyal ortamlarda bulunmalıdır.

Alzheimer Hastalığından Korunma

Fiziksel olarak fit olmak yani uygun kiloda olup düzenli fiziksel egzersizler yapmış olmak Alzheimer’dan ve diğer bunama türlerinden koruyucudur.

Meyve, sebze, balık ve omega 3 bakımından zengin beslenenlerde Alzheimer ve diğer bunama türlerinin daha az görüldüğü saptanmıştır. Genel olarak Akdeniz tipi diyete uymak koruyucu etkiye sahiptir.

Eğitim seviyesinin yüksek olmasının koruyucu olduğu düşünülmektedir.

Alzheimer için Hangi Doktora Gidilir?

Alzheimer hastalığı Nöroloji anabilim dalının kapsamındadır. Zaman içinde ilerlediği için erken teşhis edilip ilerlemesini yavaşlatmak önemlidir. Alzheimer’dan şüphelenildiğinde ertelenmeden Nörolojiye başvurulmalıdır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
1
0
Makeleyi Paylaşın

Alzheimer ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Alzheimer tanısı konduktan sonra en 3 ila 20 yıl arasında değişen bir yaşam beklentisi vardır. Ortalama yaşam ömrü 7-10 yıldır. Ölüm genellikle Alzheimer dışı hastalıklardan olduğu için teşhis konduğu zamanda hastanın sağlık durumu beklenen yaşam ömründe etkilidir.

Alzheimer hastalığında genetik faktörler etkilidir. Ancak tamamıyla genetiğe bağlı değildir, çevresel faktörler de etkilidir. Nadir görülen ailesel Alzheimer’da genetik daha ağır basar, ancak herkeste görülebilen türünde de saptanan genetik risk faktörleri vardır. Yani Alzheimer ne sadece genetik ile soy geçişi gösterir ne de sadece çevreden geçer, her ikisinin de etkisiyle hastalık gelişir.

Alzheimer’ın orta evresinden itibaren hastalar halüsinasyon görebilir. Erken evrede beklenmez. Halüsinasyonlar paranoid tipte olabilir, yani kendisine zarar vereceğini söyleyen, tehdit eden sesler, görseller Alzheimer hastasını rahatsız edebilir. Halüsinasyonun erken evrede görülmemesi önemlidir. Erken evrede halüsinasyonların olduğu başka bunama türleri vardır, hastalıkların ayırt edilmesinde etkili olabilir.

Alzheimer hastalarında ölüm genellikle Alzheimer hastalığı dışı sebeplerden olur. En sık ölüm sebebi aspirasyon pnömönisidir (yutkunmayla geçen içeriğin yemek borusu yerine soluk borusuna geçmesi sonucu gelişen akciğer hastalığı). Hastaların son evrede yatalak kalmaları pek çok sağlık sorununa yol açar. Son evrelerde hastaların fonksiyon yetersizliği sadece zihinle ilgili olmaktan ileriye gider, kas fonksiyonları da etkilenmeye başlar.

Alzheimer olmamak için değiştirilebilecek risk faktörlerinden kaçınılmalıdır. Obezite, hipertansiyon vs. genel olarak fiziksel olarak aktif olmak ve düzenli ve dengeli beslenmek tüm hastalıklardan korunmada önemli olduğu gibi Alzheimer’da da çok önemlidir. Akdeniz tipi diyet yapan ve fiziksel aktif bir insanda hücreler ve bağışıklık sistemleri de dahil tüm sistemler daha düzgün çalışır.

Ayrıca yüksek eğitim seviyesi ve bulmaca, sudoku gibi zihin egzersizlerinin koruyuculuğu olduğu düşünülmektedir.

0