Göz Kapağı Düşüklüğü

Üst göz kapağının normalden daha aşağıda olması durumu olan göz kapağı düşüklüğünün olma nedenine göre tedavisi değişiklik gösterebilir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedir?

Göz kapağı düşüklüğü tıp literatüründe pitozis ya da blefaroptozis diye isimlendirilir. Üst göz kapağı normalde göz küresini 1-2 mm kadar örter. Alt göz kapağı ile üst göz kapağı arasındaki göz açıklığı normalde 8-10 mm kadardır. Üst göz kapağının göz küresini anormal biçimde örttüğü durumlar göz kapağı düşüklüğü olarak adlandırılır. 

Göz kapağı düşüklüğünün pek çok nedeni olabilir. Üst göz kapağını kaldıran kasın (levator palpebralis superior) nörolojik, travma kaynaklı vb. bozuklukları, kasın son kısmındaki aponevrozunun (bağ dokudan oluşan sonlanma kısmı) bozuklukları ya da üst göz kapağında bulunan duygu durum değişikliklerinden etkilenen bir kas olan Müller kasının bozukluklarından kaynaklanabilir. Bazı mekanik, enfeksiyöz, tümöral, yalancı göz kapağı düşüklüğü vs. nedenler de göz kapağı düşüklüğüne neden olsa da ana hatlarıyla bu bozukluklar göz kapağı düşüklüğüne sebep oluyor denilebilir. 

Hastalarda altta yatan sebebe bağlı olarak tek taraflı ya da çift taraflı olarak görülebilen bu durum bazen ileri derecede görme kısıtlılığına sebep olabilmekte, hastanın hayat kalitesini bir hayli düşürebilmektedir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Belirtileri Nelerdir?

  • Göz kapağı düşüklüğü (pitozis) olan hastaların ana şikayeti göz kapaklarının olması gereken seviyeden daha aşağıda olmasından dolayı görüşlerinin kısıtlanmasıdır.
  • Bununla beraber hastalarda normalden daha düşük seviyedeki göz kapaklarını kaldırmak ve görüş kısıtlılıklarını engellemek için sürekli olarak alın kaslarını kullanarak yukarıda tutmaya çalışırlar. Bu durum bir süre sonra hastanın alın kaslarının yorulmasına ve baş ağrısı çekmesine neden olabilmektedir.
  • Yine hastalar kısıtlanan görüş alanlarını arttırmak için başlarını geride ya da çenelerini ilerde tutmak gibi kendi geliştirdikleri yöntemlerle uzun vadede duruş bozukluklarına, boyun ağrılarına neden olabilmektedirler.

Bu sayılan belirtiler göz kapağı düşüklüğünü aşmak için hastaların savunma mekanizmalarından kaynaklanmaktadır. Bir de göz kapağı düşüklüğüne neden olan ana bozukluğun hastalarda göz kapağı düşüklüğüne ek oluşturduğu belirtiler vardır.

  • Enfeksiyöz nedenli göz kapağı düşüklüklerinde her zaman olmasa da genelde göz kapağında ağrı da eşlik etmektedir. Bazen de enfekte bölgede şişlik, deride kırmızı renk değişimi gözlenebilir. Bunların dışında ışığa hassasiyet, gözde kızarıklık da eşlik eden belirtiler arasındadır.
  • Bağışıklık sistemi hastalıklarından Myastenia Graviste göz kapağı düşüklüğüne ek ses kısıklığı, yutma güçlüğü, nefes almada güçlük gibi belirtiler eşlik edebilir. Multiple Skleroz (MS) hastalarında ise hastalığın tutulum yerine göre çok çeşitli eşlikçi belirtiler olabilir. Dengesizlik, çift görme, deride hissizlik, deride lezyonlar gibi…
  • Tümör kaynaklı göz kapağı düşüklüğü yaşayan hastalarda şaşılık gözlenebilir.
  • Horner Sendromundan kaynaklanan göz kapağı düşüklüğü varsa hastada eğer, hastanın göz kapağının düşük olduğu tarafta terleme azlığı, göz bebeğinde küçülme ve göz küresinde içe doğru yalancı bir çökme izlenir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Nedenleri Nelerdir?

Göz kapağı düşüklüğünün pek çok nedeni vardır. Bunlardan bazıları direkt göz kapağı düşüklüğüne neden olurken bazıları ise indirekt yoldan göz kapağı düşüklüğü yaparlar.

 Sebebine göre göz kapağı düşüklükleri sınıflanacak olursa;

  • Çeşitli enfeksiyonlar: Örneğin, şalazyon gözyaşı bezlerinden birinin tıkanması sonucu oluşan ağrısız şişliklerdir. Üst göz kapağında şalazyon gelişmesi durumunda göz kapağı aşağı itilecek ve göz kapağı düşüklüğü meydana gelecektir. Yine göz kapağındaki gözyaşı bezlerinin başka bir enfeksiyonu olan arpacık gelişimi de aynı şekilde göz kapağı düşüklüğü yapabilmektedir.
  • İndirekt yolla göz kapağı düşüklüğüne neden olan göz enfeksiyonlar: Bu gruba en güzel örnek üveit olacaktır. Üveite basitçe gözün renkli kısmının iltihabi reaksiyonu denilebilir. Bu hastalarda ışığa hassasiyet geliştiğinden dolayı hasta göze giren ışığı azaltmak için gözünü kısma gereği hissedecektir. Bu da göz kapağı düşüklüğü nedenlerinden biridir.
  • Çeşitli bağışıklık sistemi hastalıkları (otoimmun): Myastenia Gravis hastalarında, göz kapağı düşüklüğü sık görülen ve hastayı doktora getiren ilk şikayetlerdendir. Myastenia Gravis bütün vücut kaslarında bulgu veren bir hastalıktır. Fakat göz kapak kasları küçük kas grupları olduğundan ve gün içerisinde otururken, televizyon izlerken dahi sürekli çalıştığından dolayı ilk kas güçsüzlüğü bulgularını burada verir. Myastenia Gravis dışında Multiple Skleroz (MS) hastaları da sık olmamakla beraber göz kapağı düşüklüğü şikayetleri yaşayabilirler.
  • Mekanik etmenler: Örneğin göz kapağında gelişen iyi ya da kötü huylu bir kitle bası etkisiyle göz kapağını aşağı iter ve göz kapağı düşüklüğüne neden olabilir.
  • Nörolojik problemler: Nörolojik kaynaklı göz kapağı düşüklüğünün hastanın ömür boyu görme kaybına neden olabileceği hatta ve hatta hayatı tehdit eden bir sebepten kaynaklanabileceği unutulmamalıdır. Örneğin, üçüncü kafa çifti siniri ya da literatürdeki adıyla okulamotor sinirin beyin damarlarındaki balonlaşma sebebiyle ya da beyin tümörü kaynaklı sıkıştırılabileceği ve göz kapağı düşüklüğünün bu nedenlerden ötürü gerçekleşebileceği akla getirilmelidir. Ya da yine göz kapağını kaldıran kaslara uyarı götüren sinir dallarını ve çekirdeğini besleyen damarlarda meydana gelebilecek tıkanma ya da kanamalar bu bozukluğun ana kaynağını oluşturabilir.
  • Horner Sendromu: Bir başka nörolojik kaynaklı göz kapağı düşüklüğü nedeni ise sempatik sinir dallarını tutan Horner Sendromu adıyla literatürde yerini alan hastalıktır. Bu sendromda yüzdeki sempatik uyarıyı yapan sinir liflerinin tümöral bir nedenden ötürü basıya maruz kalması ve hastaların yüzlerinde tek taraflı göz kapağı düşüklüğü, terleme azlığı ve göz bebeğinde küçülme gözlenir.
  • Darbe: Hastanın direkt göz kapağına aldığı bir darbe sonucu göz kapağını kaldıran kaslarda ya da kasın bitiş noktası liflerinde meydana gelen hasarlar göz kapağı düşüklüğüne neden olacaktır. Geçirilmiş göz ve göz kapağı operasyonları sonucunda veya travma sonrası bölgede olabilecek herhangi bir yabancı cisim yumuşak doku ödemine neden olacağından göz kapağı düşüklüğüne de sebebiyet verebilmektedir.
  • Yaş: Yaşa bağlı olarak görülen göz kapağı düşüklükleri de mevcuttur. Yaşa bağlı gelişen göz kapağı düşüklüklerinin başında dermatoşalazis denilen bozukluk gelir. Dermatoşalazis, yaşlanmayla beraber alın ve üst göz kapağı derisindeki yağlanmanın artması ve bununla birlikte üst göz kapağı derisinin genişlemesi olarak tarif edilebilir. Hacim olarak genişleyen deri, hastanın üst göz kapağından aşağı sarkar ve görüş kısıtlanır.
  • Doğuştan (konjenital): Yaşlılığın yanı sıra doğuştan bazı hastaların üst göz kapağını kaldıran kaslarının gelişmemesi ya da yapısının bozuk bir şekilde gelişmesi sonucu meydana gelen göz kapağı düşüklükleri de vardır. Literatürde bu durum konjenital miyojenik pitozis olarak isimlendirilmektedir.
  • Göz Ameliyatları: Daha önceden geçirilmiş göz ameliyatları sonrasında göz kapağını kaldıran kasta ya da kasın bitiş noktasındaki liflerde hasar oluşmuşsa eğer bunlar da göz kapağı düşüklüğüne neden olan kusurlardandır.
  • Yalancı Göz Kapağı Düşüklüğü: Psödopitozis diye adlandırılan yalancı göz kapağı düşüklüğü ise yapay göz yerleştirme ameliyatı olan kişilerde ya da doğuştan göz küreleri küçük bireylerde görülen bir durumdur. Göreceli olarak normal olan göze göre göz kapağı düşükmüş gibi görülebilir.
  • Göz Kapağı Çekilmesi: Bazı hastalarda ise göz kapağı düşüklüğünden şüphe edilirken aslında sağlam sanılan gözün üst göz kapağının çekilmiş (retrakte) olabileceği göz ardı edilir. Sorunlu olan göz kapağı düşük olan değil aslında normalden daha geride olan diğer göz kapağıdır.
  • Gözleri Ovuşturma: Çok sık gözlerini ovuşturan özellikle alerji sahibi kişilerde de ilerleyen süreçte bu basit hasarlar yapan alışkanlık göz kapağı düşüklüğüne neden olabilmektedir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Teşhisi

Göz kapağı düşüklüğünün neden kaynaklandığını bulabilmenin en önemli parçası hastanın hikayesidir.

  • Kısa süre içerisinde başlayan göz kapağı düşüklüğü altta yatan nedenin daha çok iltihabi reaksiyon kaynaklı olabileceğini düşündürür. Aksine yıllar içerisinde gelişen göz kapağı düşüklüğünde ise ilk akla gelecek neden yaşlılığa bağlı göz kapağı derisinin hacmen artıp göz üzerine sarkması olacaktır.
  • Hastanın tarif ettiği eşlikçi belirtilerde altta yatan nedeni bulabilmek için olmazsa olmazdır. Mesela hasta göz kapağı düşüklüğünün yanı sıra baş dönmesi, şiddetli ani başlayan baş ağrısı tarifliyorsa beyin içinde üçüncü kafa çifti sinirini besleyen damarlarda kanama gerçekleşmiş olabilir.
  • Hastanın mevcut hipertansiyon, şeker hastalığı gibi sistemik hastalıklarının olması da yine beyin içi kanamaları düşündürecek bir risk faktörüdür. Ya da önceden bilinen bağışıklık sistemi hastalıklarının olup olmadığı da sorgulanmalıdır.
  • Hastanın başvuru öncesinde geçirmiş olduğu ameliyatlar, kazalar, radyasyon tedavisi alıp almadığı gibi bilgiler de göz kapağı düşüklüğünün nedenini anlayabilmek için çok önemlidir.
  • Uzun süre direk güneş ışığına maruz kalan bir hastada göz kapağını aşağı iten bir deri kanseri olabileceği akılda tutulması gereken noktalardandır.
  • Hastanın botoks yaptırıp yaptırmadığı da yine sorgulanması gereken önemli noktalardan biridir.

İkinci aşamada ise hastanın çok dikkatli fizik muayenesi yapılmalıdır. Dikkatli bir fizik muayenede elde edilen bulgular hastanın esas problemini çözmede çok yardımcı olacaktır.

  • Başta hastanın duygudurum, ruh hali gibi psikolojik faktörleri değerlendirilmelidir. Yorgun, dikkati dağınık hastalarda Müller kasa giden uyarılar azalacağından göz kapakları normale göre daha aşağı seviyelerde görülebilir. Anormal kabul edip yanlış teşhis koymamak adına dikkat edilmelidir.
  • İnspeksiyonda hastanın göz kapaklarında görülecek şişlikler, kırmızılıklar arpacık gibi şalazyon gibi gözyaşı bezi iltihabi reaksiyonlarını düşündürür.
  • Hastada ışığa karşı hassasiyet gözleniyorsa bunun yanı sıra gözlerde kızarıklık varsa bu da üveit lehine düşünceleri kuvvetlendirecektir.
  • Hastanın tek gözünde kapak düşüklüğü varsa, cildi kuruysa, göz bebeği aynı gözde küçülmüşse bu da horner sendromunu akla getirecektir.
  • Hastada ses kısıklığı varsa genel kuvvet muayenesinde kuvvetsizlik bulgularıyla karşılaşıyorsak ve hasta çabuk yoruluyorsa bu da Myastenia Gravis için soru işaretlerini arttıracaktır.
  • Hastada çift görme, şaşılık gibi göz problemlerinin eşlik ettiği görünüyorsa bu da beyin içi kanama, damarlarda tıkanma, tümöral bir kitle açısından şüpheleri kuvvetlendirebilir.

  Laboratuvar;

  • Tam kan sayımı spesifik olmamakla birlikte enfeksiyöz durumlarda yardımcı olabilir.
  • Enfekte göz kapağı kitlelerinden alınacak örneklerde bakteri üretmek enfeksiyona sebep olan bakteriyi tespit etmede kullanılabilir.
  • Üçüncü kafa çifti siniri bozukluğundan şüphe ediliyorsa eğer hastanın hemoglobin a1c değerleri istenebilir.

Düşünülen hastalığa özgü istenebilecek spesifik testlerde ise;

  • Myastenia Gravis düşünülen bir hastada, asetilkolin reseptör antikor seviyesi ve serum ANA pozitifliği kanda bakılabilir. Hastaya EMG (elektromiyografi) çekimi uygulanabilir.
  • Multiple Skleroz düşünülen bir hastada, belden girilerek omurilik boşluğundan alınan beyin omurilik sıvısında IgG seviyelerine bakılabilir.

Görüntüleme;

  • Göz küresinin görüntülenmesi göz ve çevresine alınan darbelerde yapılması gereklidir. Göz travmalarında göz küresinin içinde bulunduğu kemik yapı sıklıkla hasar almaktadır ve bunun görüntülemeyle ortaya çıkarılması gerekmektedir.
  • Ayrıca göz kapağında ya da çevresinde gözle göremediğimiz yabancı cisimlerin atlanmaması için travma sonrası görüntüleme yapılması şarttır.
  • Genellikle göz kapağı düşüklüğünün eşlikçi bulgusu olmadığı durumlarda beyin görüntülemesi gereksizdir.
  • Fakat şüpheli durumlarda özellikle üçüncü kranial sinir bozukluklarından şüphe edilen durumlarda bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme (mrg) yöntemleri tanının konulmasında çok yardımcıdır. Kanamaların, damar tıkanıklıklarının, sinir basılarının görülebilmesi için görüntüleme yöntemleri kullanılmalıdır.

Göz Kapağı Düşüklüğü Tedavisi

 Göz kapağı düşüklüğünün tedavisi altta yatan nedene yönelik verilmelidir. Öncelik göz kapağındaki düşüklüğe neden olan sebebi saptamaktır.

  • İltihabi reaksiyon kaynaklı göz kapağı düşüklüğü: Kendiliğinden geçebildiği gibi bakteri kaynaklı olanlarda antibiyotik tedavisi verilmelidir. Bazı arpacık enfeksiyonlarında kitlenin bir uzman tarafından patlatılıp içinin boşaltılması gerekmektedir.
  • Myastenia Gravis kaynaklı göz kapağı düşüklüğü: Antikolinesteraz içerikli ilaçlar, kortikosteroidler, bağışıklık baskılayıcı ilaçlar kullanılır. İlaç tedavisi dışında bu hastaların kanlarından hastalığa sebep olan etmen temizlenir. Bu işleme “plazmaferez” denir.
  • Üçüncü kafa çifti sinirinin bozukluğunda kaynaklı göz kapağı düşüklüğü: Neden tümöral bir bası ise tümör çıkarılmalıdır. Neden damarlarda balonlaşmaya bağlı bası ise balonlaşma bölgesi cerrahi operasyonla alınmalıdır. Neden besleyen damarlarda kanama ise eğer kanama durdurulmalıdır. Neden besleyen damarlarda tıkanmaysa tıkanmayı giderici ilaçlar verilmeli ya da girişimsel işlemler uygulanmalıdır.
  • Horner sendromu kaynaklı göz kapağı düşüklüğü: Tümör bulunduğu yerden çıkarılmalı, sempatik sinir lifleri basıdan kurtarılmalıdır.
  • Üst göz kapağı tümörleri, yaşa bağlı dermatoşalazis, travmaya bağlı ya da geçirilmiş ameliyat kaynaklı göz kapağı düşüklüğü: Bu tarz mekanik nedenli göz kapağı düşüklüklerinde de yapılması gereken tek şey ameliyatla göz kapağı mimarisinin tekrardan eski haline getirilmesidir.

Göz Kapağı Düşüklüğü Tedavi Edilmezse

  • Doğuştan meydana gelen göz kapağı düşüklükleri zaman içerisinde kendiliğinden düzelmemektedir. Bu durum çocuğun görmesini etkiliyorsa eğer zaman içerisinde göz tembelliği yapabilir. Çocuğun sosyal ortamlarda kendini kötü hissetmesi ve psikolojik olarak etkilenmesi de çabasıdır.
  • Ayrıca görme alanı etkilenen hastalar görme alanlarını genişletmek için yaptıkları kaşlarını havada tutma, boyunlarını geri atma gibi manevralarla uzun süreli baş ve boyun ağrıları yaşayabilmektedir.
  • Eğer ki altta yatan sebep enfeksiyöz bir nedense arpacıkta olduğu gibi enfekte materyal kendiliğinden patlayabilir ve çevre dokuları enfekte ederek yeni sorunlar yaratabilir.
  • Eğer ki altta yatan sebep beyin damarlarında balonlaşma ise bu durum çözülmediği takdirde balon yırtılabilir ve kafa içinde ciddi kanamalara ve hayatı tehdit eden problemlere neden olabilir.
  • Eğer ki altta yatan neden beyin damarlarında tıkanıklıksa, erken dönemde verilecek tedaviyle kurtarılabilecek sinir fonksiyonları hepten kaybedilebilir.
  • Eğer ki altta yatan neden üst göz kapağında ortaya çıkan bir deri kanseri ise erken evrede temiz bir ameliyatla hasta sağlığına kavuşabilecek iken ömür boyu kanser nüksleri ile uğraşabilir.

 Bundan dolayıdır ki göz kapağı düşüklüğünü ciddiye almamak gibi bir hataya kapılmamalı, en kısa zamanda bir uzman tarafından hastalar değerlendirilmelidir. 

Göz Kapağı Düşüklüğüne Ne İyi Gelir?

  • Alerjik hastaların göz alerjilerini tedavi ettirmeleri uzun vadede göz kapağı düşüklüğüne fayda sağlayacaktır. Gözler sürekli ovuşturulmaktan kaçınılmalıdır.
  • Hipertansiyon, şeker hastalığı gibi hastalıkları olan özellikle ileri yaş hastaların tansiyon ve şeker değerlerini kontrol altında tutmaları herhangi bir problem çıkmaması açısından fayda sağlayacaktır.
  • Enfekte kitle olduğu tanısı konan hastalarda kitle üzerine deriye zarar vermeyecek ısıda sıcak baskı uygulamaları kitlenin daha erken kaybolmasını sağlayacaktır.
  • Güneş ışığının dik geldiği saatlerde mümkün olduğunca güneş ışığına maruz kalmamak deri kanserleri gelişmemesi açısından fayda sağlayacaktır.
  • Yorgunluk kaynaklı göz kapağı düşüklükleri için istirahat fayda sağlayacaktır.

Göz Kapağı Düşüklüğü için Kullanılacak İlaçlar

   Birçok göz kapağı düşüklüğü nedenin tedavisi cerrahidir. Bazı durumlarda kullanılabilecek ilaçlar için şunlar sıralanabilir.

  • Myastenia Gravis: Asetilkolinesteraz, kortikosteroidler, bağışıklığı baskılayıcı ajanlar (azatioprin, mikofenolat mofetil)
  • Enfeksiyöz nedenli kitleler: Krem formunda antibiyotikler, sistemik antibiyotikler
  • Multiple Skleroz: Bağışıklık baskılayıcı ajanlar (siklofosfamid, metotreksat, azatioprin), interferon betalar, rituksimab
  • Damar tıkanıklıkları: Doku plazminojen aktivatör , aspirin, klopidogrel , tikagrelor
  • Kötü huylu tümöral kitleler: Bağışıklık baskılayıcı ajanlar

Bütün bu ilaçların çok ciddi yan etkileri olabilmektedir. Hastalar kesinlikle bir uzmana danışmadan, uzman kontrolü dışında isteğe bağlı ilaç kullanmamalıdırlar!! 

Göz Kapağı Düşüklüğü Ameliyatı

Göz kapağı düşüklüğü ameliyatı tercihen lokal anesteziyle yapılır. Hastanın ameliyat sırasında verilen komutlarla yapılan işlemin uygunluğunun kontrolü amacıyla cerrahın daha çok tercih ettiği anestezi şeklidir. Çünkü genel anestezili bir hastaya komutlarla göz kapatılıp açtırılamaz. Böylece ameliyattan sonra eğer ki hastanın göz kapakları birbirini tam karşılamıyorsa, kapatamıyorsa hasta bu sefer enfeksiyonlarla, göz kuruluğuyla ve ikinci bir ameliyat zorluğuyla karşılaşacaktır. Ama maalesef çocuk hastalarda hastanın hareketsizliği sağlanamadığından dolayı genel anestezi altında operasyona alınmaktadırlar. Ameliyat yapılan hasta profili ve yapılan işlemler üç tipte incelenebilir.

  • Göz kapağı tamamen hareketsiz hasta grubu. Bu hasta grubunda problem sinirlerdedir ve mevcut göz kapağını kaldıran kaslara hiçbir şekilde emir gelmemektedir. Bu durumda hastanın kaşlarını kaldıran kaslardan bağlantı yapılarak ya da araya silikon lifler konularak hastanın göz kapakları normal bir şekilde çalışır hale getirilir.
  • Göz kapağı kısmen hareketli hasta grubu. Bu hasta grubunda da kaslar uyarılmaktadır fakat göz açıklığı sağlanacak kadar güçlü kasılmalar sağlanamamaktadır. Bu hastalarda mevcut kasların boyları kısaltılarak daha güçlü kasılma sağlanır ve hasta normal bir şekilde göz kapaklarını kullanabilir.
  • Basit travma sonucu göz kapağı düşüklüğü yaşayan hasta grubu. Bu hastalar daha çok küçük çaplı travmalar ya da gözlerini uzun yıllar ovuşturma sonucu göz kapağı düşüklüğü yaşayan hastalardır. Sinirsel ya da kas kökenli bir problemleri yoktur. Sadece göz anatomisi, mimarisi bozulmuştur. Bu hastalarda yapılan işlem ameliyatla göze eski mimarisini kazandırmaktır.

Ameliyat sonrası hastalarda az miktarda  göz kapaklarında geçici açıklık olabilmektedir. Hastalar göz kuruluğundan ve enfeksiyonlardan korunmak için göz kuruluğunu önleyici damlalar kullanmalıdırlar.

Bebeklerde ve Çocuklarda Göz Kapağı Düşüklüğü

Doğuştan meydana gelen göz kapağı düşüklükleri normalde göz kapağını kaldıran kasın yapısının bağ ve yağ doku ile yer değiştirmesinden ileri gelmektedir. Konjenital myojenik pitozis denilen bu tablo zaman içerisinde kendiliğinden düzelmemektedir. Bu durum çocuğun görmesini etkiliyorsa eğer zaman içerisinde göz tembelliği yapabilir. Çocuğun sosyal ortamlarda kendini kötü hissetmesi ve psikolojik olarak etkilenmesi de cabasıdır. Çocuk bu hastalığın getirdiği fizyolojik ve sosyal problemlerden mümkün olduğunca uzak kalabilmesi için en erken sürede cerrahi tedavisi yapılmalıdır.

Göz Kapağı Düşüklüğü için Hangi Doktora Gidilmeli?

Göz kapağı düşüklüğü basit bir göz kapak enfeksiyonundan kaynaklanabileceği gibi altında hayatı tehdit edebilecek nedenlerin olduğu bozukluklardan da ileri gelebilmektedir. Ayrıca çok basit görünen enfeksiyonlarda dahi erken tedavi edilmediği zaman tedavisi yapılmadığı için ek hastalıklar gelişebileceği unutulmamalıdır. Bundan dolayıdır ki göz kapağı düşüklüğü yaşayan hasta ulaşabileceği en yakın zamanda bir uzmana görünüp bu sorunu için destek ve tedavi almalıdır.

Göz kapağı düşüklüğü her ne kadar nörolojik, enfeksiyöz, bağışıklık sistemi hastalıkları gibi nedenlerden meydana gelebilse de genel manada göz ve komşu yapılarını ilgilendirdiği için öncelikle bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli muayeneler yapılıp ve test sonuçları incelendikten sonra eğer ki göz kapağındaki düşüklük başka bir bölümün ilgilenmesi gereken bir bozukluktan kaynaklanıyorsa göz hastalıkları uzmanı gerekli yönlendirmeleri yapacaktır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
7
0
Makeleyi Paylaşın

Göz kapağı düşüklüğü ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Botoks işlemi, clostridium botulinum denen bakterinin toksinlerinin (botilinum toksini) kaslara enjekte edilmesi işlemidir. Kaslarda kasılı kalmayı sağlayan bu toksin gerginlik sağladığı için kadınlar tarafından çoğunlukla yüz bölgesine uygulanmaktadır. Ancak toksinin etkisi kaslarda kalıcı değildir ve zaman içerisinde etkisini yitirecektir. Bu süre zarfında kaslar bir nevi felç durumunda olduğundan kullanılmayacak ve zayıflayacaktır. Kırışıklık ve sarkıklık için yapılan bu işlem sonradan hastaya daha kırışık ve sarkık bir deri olarak geri dönecektir. Enjeksiyon düzenli olarak tekrarlanmazsa eğer kaş ve göz kapağı yakınlarına yapılan enjeksiyonlar ilerleyen süreçte hastalarda göz kapağı düşüklüğü yapması pek tabii mümkündür.

Göz kapağı düşüklüğünü gidermek için öncelikle altta yatan sebep tespit edilmelidir. Altta yatan sebep tedavi edildiğinde sorun da zaten ortadan kalkacaktır. Çoğu göz kapağı düşüklüğünün tedavisi cerrahidir. Ancak yorgunluk, dikkat dağınıklığı gibi etmenler de göz kapağı düşüklüğü yapabilir. Bu durumda bir uzman görüşü alınıp sorunun ciddiyeti hakkında fikir sahibi olunabilir.

Göz kapağı düşüklüğünün öncelikle nedeni tespit edilmelidir. Çoğu neden cerrahi ile düzeltilir. Cerrahide ise hasta gruplarına göre farklı teknikler uygulanmaktadır. Kas boyunda değişiklik, kapak mimarisini düzeltme, silikon lifler kullanma gibi teknikler hastanın durumuna göre uygulanır. 

Hamilelerde de göz kapağı düşüklüğü olabilir. Neden neyse ona göre tedavi vermek gerekir. Tedavide eğer ilaç gerekliyse hamileliğin bulunduğu aya göre ilaç seçimi yapılmalıdır. Bu konuda problemle ilgilenen hekimin ve kadın doğum uzmanının görüşleri alınabilir.