Dil Yarası

Ağızda konuşma, çiğneme ve yutkunma gibi fonksiyonların yapılması sırasında ağrıya sebebiyet veren Dil Yarası'nın tedavisi için öncelikle yaranın nedeni tespit edilmelidir.

Dil Yarası Nedir?

Dil, güçlü bir kas yapıdan oluşman ve ağız içini kaplayan organdır. Konuşma, çiğneme, yutkunma gibi hareketlerde fonksiyon gösterir. Dilde görülen yara veya aft bu hareketlerin yapılması sırasında dilde ağrıya neden olur. Bu yaralar o bölgeye yerleşen bir mikroorganizmadan kaynaklanabileceği gibi bir kanser belirtisi veya başka bir hastalığın ağız bulgusu olarak da ortaya çıkabilir. Yaralar çok çeşitli şekillerde görülür.

Dil Yarası Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır?

Dilde yaraların görülmesi genellikle hastalıkların belirtisidir. Dil yarası bölgede kızarıklık, kabuklanma, kolay soyulabilen deri ve ağrı gibi çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Dil yarasının altında yatan nedenin öğrenilmesi ve ilerleyen dönemde bu nedenin ortadan kaldırılması önemlidir.

Dil Yarası Nedenleri Nelerdir?

Dilde görülen yaraların çok çeşitli nedenleri vardır. Yaralar basit bir yaralanma sonucu ortaya çıkabileceği gibi farklı hastalıkların ağızdaki bulgusu olarak da ortaya çıkabilirler.

Basit yaralanmalar: Sert ve sivri şeylerin ısırılması veya çok sıcak yiyecek-içeceklerin tüketilmesiyle ortaya çıkabilir.

Dilde aft benzeri görülen yaralar bir bakteri veya virüs nedeniyle oluşmuş olabilir.

Sistemik hastalıklar sonucu dilde yaralar veya aftlar görülebilir. Bu hastalıklar:

  • Demir eksikliği anemisiağızda bulgu veren sadece dili etkilemeyip tüm ağız içinde değişikliklere neden olabilen bir hastalıktır. Dilde iltihaplanma, diğer bölgelerde ise renkte solukluk ile kendini gösterir. Dilin çıkıntılı görünümü yerini parlak ve düz bir görünüme bırakır.
  • Agranülositoz ve siklik nötropeni hastalarında dilde ağrılı, derin ve düzensiz sınırlı aftlar görülebilir. Hastalığın atak dönemlerinde bu yaralar artar. Ataklar arası dönemlerde yaralar iyileşir.
  • Diyabet (şeker) hastalığında ağız bölgesi belirgin bir şekilde etkilenir. Dil, kırmızı ve düz bir görünüm alır. Bu hastaların dilde yanma ve tat almada bozukluk gibi şikayetleri vardır. Diyabetli hastaların oral hijyene karşı daha özenli olması gerekir, 6 aylık periyotlarla mutlaka bir diş hekimine muayene olmalıdırlar. 
  • Anjina bülloza hemorajika, ağızda aniden ortaya çıkan nedeni tam olarak bilinmeyen içi sıvı dolu yaralarla kendini gösteren bir hastalıktır. Endoskopi, diş tedavisi gibi travmaya yol açan durumların sonucunda ortaya çıktığı düşünülmektedir. Aynı zamanda solunum yoluyla alınan kortikosteroid tedavileri sonrasında da görülebilmektedir. İçi sıvı dolu olan yaraların açılmasıyla iyileşme süreci başlar ve birkaç gün içinde yara izi kalmadan iyileşirler. Yaralar belirli dönemlerde tekrarlayabilirler.
  • Addison hastalığı; glukokortikoid, mineralokortikoid ve androjen hormonların eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Dilin yan kısımlarında kahverengi, bir veya birkaç tane görülebilen küçük yaralarla kendini gösterir.
  • Crohn hastalığında, yaralar ağızdan bağırsağa kadar her yerde görülebilirler. Dilde ise kaldırım taşı görünümüne yol açan yaralar olabilir.
  • Sjögren sendromu olan hastalarda tükürük miktarının azalmasına bağlı olarak ağız enfeksiyonlara açık hale gelir. Dilde kaldırım taşına benzer bir düzleşme görülür. Bu görüntüye tat kaybı, yeme ve konuşma güçlüğü gibi bulgular eşlik eder.
  • Behçet hastalığı, ağızda görülen aftlar bu hastalığın 3 belirtisinden birisidir. Bu aftlar yanak mukozasını etkileyebileceği gibi dili de etkileyebilir. Dilde görülen aftlara bağlı olarak hastada tat alma, konuşma ve yutma güçlükleri görülür. Aftların çoğu yara izi bırakmadan iyileşirken bazıları yara izi bırakabilir. Aftlar iyileştikten sonra tekrarlayabilir.
  • Sarkoidoz, nadiren ağızda bulgu veren bir hastalıktır. Ağızda dudak, damak veya mukozayı etkileyebilir. Etkilenen bölgede hastayı rahatsız edecek bir şikayet oluşmaz ancak bazen dilde kuruluk ve ağrı görülebilir.
  • Primer sistemik amiloidoz hastalığında dilde büyüme, şişlik ve yaralar görülebilir. Dildeki büyümeye bağlı olarak hareket kısıtlılığı ve ağrı görülebilir. Bu bölgeden yapılan birikimlerde amiloid birikimi görülür ve tanı bu şekilde konulabilir.
  • Melkersson-Rosenthal sendromunda dilde çatlaklar görülebilir. Bu çatlaklar melkersson-rosenthal sendromuna bağlı olmayıp tek başına da görülebilir. Bu durum anormal bir durum olmayıp kişinin normal hayatını etkilemez. Ancak hasta baharatlı ve asitli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca uzak durmalıdır. Bu çatlaklara çürük yapan bakterilerin yerleşmesi ihtimali olduğundan hasta mutlaka dil fırçalaması da yapmalıdır.
  • Down sendromlu bireylerde fissürlü (çatlak) dil görülme ihtimali ve coğrafik dil görülme ihtimali artmıştır. Bunlar yara değil, her bireyde görülebilecek olan normal değişikliklerdendir. Bu durum hastanın hayatını kısıtlayacak hiçbir probleme neden olmaz.
  • Lipoid proteinoz (Urbach-Wiethe Sendromu), hastanın iç organlarında kıkırdak birikimiyle görülen bir hastalıktır. Dilin arka bölümünde ve altında kıkırdak dokunun birikmesine bağlı olarak dilin görünümü değişebilir, hareketi kısıtlanabilir. 
  • Tuberöz skleroz, genetik bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle deriyi etkiler, nadiren ağız içi dokularını etkiler. Dil, dudak ve yanak bölgesinde kümelenmiş şekilde küçük yaralarla kendini gösterebilir.
  • Cowden hastalığı (Multipl hamartom sendromu), ağız içi yaraların görülme sıklığı %80 üzerindedir. Bazen ağız içi yaralar, deride görülen yaralar ortaya çıkmadan oluşur. Dudak, damak ve dilde yerleşen 1-3 mm’lik, düzgün yüzeyli, beyaz veya pembe yaralar birleşerek ağız içinde kaldırım taşı benzeri bir görünüm oluşturur.
  • Pakionişi konjenita hastalığının 4 tipi vardır. Oral lökokeratoz tipi %60 oranında görülüp en sık dil üstünde ve dilin yan kısımlarında tutulum görülür. Görülen yaralar beyaz renkte olup tüm dili kaplamaktadır.
  • Darier hastalığında ağız içinde dilin tamamını kaplayacak şekilde plaklar görülür.
  • Herediter hemorajik telanjiektazi (Rendu-Osler-Weber Sendromu) hastalığında dil, dudak, damak, yanak, burun ve avuç içleri etkilenebilir.
  • Nörofibromatozis hastalığında bulgular genellikle deridedir. Ancak ağız içi dokuları da rahatlıkla etkilenebilir. Özellikle dil ve damak bölgesinde rengi ağız içi dokularıyla aynı olan nörofibromlar görülebilir. Bu yapılar tümörlerden farklı olarak yumuşak kıvamlıdır.

Dil Yarası Teşhisi

Dil yaraları genellikle göz ile görülebilir olduklarından teşhis için başka bir yönteme başvurulmaz. Ancak hekim yaraların farklı bir hastalıktan kaynaklandığını veya bir tümör olduğunu düşündüğü zaman ultrasonografi ve biyopsi gibi yöntemlere başvurabilir.

Dil Yarası Tedavisi

Dil yaralarının tedavisi, yaranın kaynaklandığı hastalığa veya duruma göre değişiklik gösterir. Dil yarası bir hastalıktan kaynaklanıyorsa, tedavi bu hastalığın iyileştirilmesi şeklindedir. Hastalığın tedavi edilmesi dil yaralarının azalmasını veya yok olmasını sağlayacaktır.

Dil yaraları ağız içi bir problemden kaynaklıysa aşağıdaki aşamalar izlenmelidir. Bu aşamalar günümüzde beklenilen sonuçları vermemektedir. Tedavi için genellikle deneme-yanılma yöntemi tercih edilir.

Dil yaraların tedavisi 4 ana şeyi hedefler. Bunlar;

  1. Yaraların iyileşmesini hızlandırmak ve oluşan yara sayısını azaltmak.
  2. Yaraların neden olduğu ağrıyı dindirmek.
  3. Hastanın için uygun miktardaki besin ve sıvı dengesini ayarlamak.
  4. Yaraların tekrarlanma ve oluşan yara sayısının azaltılması şeklindedir.

Tedavinin genel prensibi hastanın sert besinler (kızartılmış ekmek, fındık, fıstık, ceviz...), asidik yiyecek ve içeceklerden (limon, meyve suyu...), tuzlu- acı yiyeceklerden uzak durması, gazlı içecek ve alkol kullanımının sınırlandırılmasıdır.

Yaraların basit bir yara haline getirilmesinde lazer ile yapılan müdahaleler de bir tedavi seçeneği olabilir. 

Dil Yaraları Tedavi Edilmezse

Dil yaraları tedavi edilmediği takdirde yaralar büyüyecektir. Bu yaraların oluşma sıklığı ve sayısı artacaktır. Hastanın beslenmesi, konuşması, yutkunması ve solunumu problemli bir hal alacaktır. Hasta sürekli bir ağrıya maruz kalacaktır. Hastaya yasaklı yiyecek içeceklerin (asitli içecekler, baharatlı yiyecekler, alkol) tüketilmesinin zararlarından bahsedilmeli ve bunların kesinlikle tüketilmemesi gerektiği belirtilmelidir.

Dil Yarasına Ne İyi Gelir?

Dil yarası tedavisinde hastanın bu konuda bilinçlendirilmesi yasaklı olan şeylerin tüketilmemesi gerektiğinin anlatılması ve hastanın bu konuda hekim ile uyum göstermesi büyük oranda başarı sağlayacaktır.

Hastanın sigara kullanımı ağız içi yüzeylerindeki derinin kalınlaşmasını sağladığı ve dil yarası oluşumunu engellediğini bildiren kaynaklar olduğundan sigaranın bu konuda yararı olduğu düşünülmektedir.

Sigarayı yeni bırakan kişilerde derinin incelmeye başlamasıyla dil yarası oluşumunun görülmesi veya var olan yara sayısının artması bu araştırmaları kanıtlar niteliktedir.

Dil Yarasına Ne İyi Gelmez?

Hastanın asitli, sert, tuzlu ve çok sıcak yiyecek-içecekler tüketmesi dil yaralarının iyileşmelerini geciktirebilir.

Stres durumdaki hastalarda dil yarası oluşumunun arttığı bilinmektedir ve stres durumunun devam etmesi durumunda bu yaraların iyileşmesi gecikip tekrar etme oranı artacaktır.

Dil Yarası İlaçları

Dil yaralarının tedavisinde ilaç kullanımı topikal ve sistemik olmak üzere 2 şekildedir.

Topikal ilaç kullanımı: Dil yarası tedavisinde sıklıkla bu yöntem kullanılır. Bu yöntem; ucuz, güvenilir ve etkilidir.

Topikal olarak; gargaralar, pomadlar ve topikal jeller kullanılır.

Gargaralardan en sık klorheksidin glukonat kullanılır. Bu gargaranın ağız içi bakterilerinin yayılımını ve oluşumunu engellediği bildirilmektedir. Aynı zamanda tekrarlayan yaraların oluşumunu engelleyebilecek etkiye sahiptir. Bu gargaralara ek olarak hidroklorür içeren gargaralar, tetrasiklin gargaraları, minosiklin gargaraları, laktik asid gargaraları, amiloglukosidaz ve glukoz oksidaz içerikli gargaralar, gül ekstraktı içeren gargaralar ve topikal siklosporin içerikli gargaralar kullanılabilir.

Kortikosteroidler iltihap ve alerji önleyici olarak veya ağrı kesici olarak bu yaraların tedavisinde kullanılabilir. Özellikle triamsinolonun bu amaçla çok sık kullanıldığı bilinmektedir. Topikal olarak kullanılan ilaçların ağız içinin kaygan ortamının etkisiyle yaralardan uzaklaşması en büyük dezavantajdır. Bu durumu engelleyebilmek için ilaç taşıyıcı sistemler tercih edilebilir.

Diş macunlarında bulunan triklosan maddesinin gargara formunun da dil yaraları üzerinde olumlu etkisinin bulunduğu bilinmektedir. Prostaglandin E2 içeren jel kullanımının dil yarası tedavisi için faydalı olabileceği düşünülmektedir. Azelastin kullanımının dil yarası tedavisi için faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Sistemik ilaç kullanımı: 

Sistemik olarak 1 ay süresince 220 mg çinko sülfat kullanımı ile yara bulunan hastalarda olumlu sonuçlar elde edildiği ve dil yarası tedavisinde çinko sülfatın önerilebileceği düşünülmektedir. Bireylerdeki vitamin B12 düzeylerinin artmasıyla başarılı sonuçlar alındığı bilinmektedir.

Hamilelikte Dil Yarası

Hamilelerin yaklaşık %5’inde genellikle diş etinde olmak üzere tüm ağız içi dokularını kaplayabilen yaralar görülmektedir. Bu yaraların nedeni vücut savunma sisteminin baskılanmış olmasıdır. Dil üzerinde görülen yaralar kızarık, düz yüzeyli yaralardır. Yaralar genellikle gebeliğin 3. ayından itibaren görülmeye başlanır. Yaralar genellikle doğumdan sonraki dönemde kaybolur. Hastaya oral hijyenin sağlanması önerilmelidir. İleri vakalarda klorheksidin içeren garagaralar tavsiye edilebilir.

Çocuklukta Dil Yarası

Çocuklukta görülen dil yaraları genellikle oral hijyen eksiklikleri veya okul stresi gibi nedenlerle başlar. Çocuğun oral hijyeninin sağlanması ve okul için stres azaltacak psikolojik yöntemlerin uygulanması genellikle yaraların tedavisini sağlar. Ancak çocukta görülen bir dil yarası durumunda mutlaka bir hekime danışılmalıdır, çocuğun sağlığı ihmal edilmemelidir.

Bebeklerde Dil Yarası

Bebeklerde görülen dil yaraları genellikle bakteriyel kaynaklı olmaktadır. Ancak özellikle diş çıkarma dönemlerinde sert cisimler ısırma isteği nedeniyle de ortaya çıkabilen dil yaraları vardır. 

Bebeğin dilinde aft benzeri yaralar görüldüğünde bir hekime danışılmalıdır.

Dil Yarası için Hangi Doktora Gidilir?

Dil yaraları klinik olarak farklı hastalıkların habercisi olabildiklerinden fark edildiği zaman bir “oral diagnoz ve radyoloji” uzmanına danışılmalıdır. Oral diagnoz ve radyoloji uzmanı gerekli gördüğü takdirde hastayı başka bir doktora yönlendirebilir. 

Hasta bir doktora danışmadan herhangi bir tedavi yöntemine başvurmamalıdır. Yaralar kötü huylu bir tümör kaynaklı olursa hastanın yapacağı herhangi bir müdahale hastalığın seyrini kötü etkileyebilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Dil yarası ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Dil yarasına neden olan etkene bağlı olarak farklı tedavi seçenekleri vardır. Yaranın nedeni sert yiyecekler ise bu etkenin ortadan kalkmasıyla yaralar iyileşecektir. Bakteriyel nedenle ortaya çıkan bir durum varsa çeşitli ilaçlar veya gargaralar kullanılabilir. Altında başka bir hastalık yatan yaralarda ise hastalığın teşhis edilmesi ve tedavisiyle yaraların azaldığı veya tamamen ortadan kalktığı bilinmektedir.

Stres altında bulunan bireyin genellikle bağışıklık veya savunma sistemi etkilenir. Bu etkilenmeye bağlı olarak vücut dışarıdan gelen virüs veya bakterilere açık hale gelir. Başta ağız içinde dil, dudak, damak olmak üzere tüm dokularda yaralar görülebilir. Stres durumu son bulduğunda hastalarda görülen yaraların yara izi bırakmadan iyileşmesi beklenir. İyileşmeyen, tekrar eden, yara izi görülen durumlarda bir hekime danışmak en doğru çözüm olacaktır.

Bademcik iltihabına neden olan bakterilerin ağız bölgesine taşınmasıyla dilde yaraların görülmesi normaldir. Bu yaralar yalnız dili değil tüm ağız içi dokuları etkileyebilir. Bu durum bademcik iltihabının tedavisiyle son bulacaktır. Bademcik iltihabının tedavisine rağmen iyileşmeyen dil yaraları varsa bir hekime danışılmalıdır.

Diş iltihabına neden olan bakteriler aynı zamanda ağız içinde diğer dokuları da etkileyebilir. Bu durum genellikle ağız hijyeninin iyi olmadığını gösterir. Ağız hijyeninin sağlanmasıyla bu yaraların iyileşmesi beklenir. İyileşmeyen yaraların altında başka bir hastalığın olabileceği unutulmamalıdır, böyle bir durumla karşılaşıldığında mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.

Sigaranın dilde yara yaptığına dair bir bilgi bulunmamaktadır. Aksine sigaranın ağız içi dokularda kalınlaşmaya neden olduğundan yaraların önüne geçebileceği düşünülmektedir. Sigara kullanan bir bireyde dil yarası varsa muhtemelen sebebi sigara değildir. Asıl sebebin öğrenilebilmesi için bir hekime danışılmalıdır.