Konuşma Bozukluğu

Konuşma bozukluğu; kişinin konuşma akıcılığının, ses çıkışlarının, ritminin normal insanlara göre daha değişik olması olup, konuşma terapisi ve egzersizler ile tedavi edilmektedir.

Konuşma Bozukluğu Nedir?

Konuşma; insanların kendini ifade etmesini sağlayan, beyinden akciğerlere birçok organın katıldığı karmaşık bir olaydır. Duyu organlarından alınan bilgiler beyinde işlenerek konuşma için gerekli sinyaller burun boşluğu, ses telleri, akciğerler, ağız boşluğu, dil ve dişlere gönderilir.

Akciğerlerden gelen hava akımı, ses yollarına gönderilir ve ses tellerinin titreşmesi sağlanır. Ağızda; dil, dişler, çene kasları ile birlikte ses oluşturularak konuşma sağlanır.

Konuşma bozuklukları ise; konuşmanın akıcılığında, ritminde ve seslerin çıkarılışında ortaya çıkan sorunlardır. Seslerin ve kelimelerin telaffuzunun doğru ve düzgün yapılamaması, konuşmada akıcılığın olmaması insanların iletişim kurması önünde engel oluşturur.

Dil ve konuşma bozukluğu çeşitleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

Gecikmiş Dil ve Konuşma Bozuklukları

Normal gelişim gösteren bir çocuğun ilk kelimelerini 12-18 ay arasında çıkarması, 24. aydan sonra ise cümle düzeyinde konuşmaya başlaması gerekmektedir.

4 yaşına gelen çocukların ise artık yetişkin gibi konuşması beklenir.

Gecikmiş dil ve konuşma bozukluğu konuşma gelişimi açısından bu evrelerin olması gerekenden yavaş ya da geri olması durumudur.

Konuşma Sesi Bozuklukları

Bazı yapısal ve nörolojik problemler sonucu konuşmanın gelişiminde gecikme ve / veya konuşmada güçlük durumlarıdır.

  • Artikülasyon bozuklukları: Konuşmada görevli organların belirli bir düzen içinde ve sırayla uyumlu hareket ederek doğru ve düzgün sesler çıkarılmasına artikülasyon denir. Artikülasyon bozukluğu ise; yumuşak damak, küçük dil, dil, dişler, dudaklar, çene arasındaki uyumsuzluklar sonucu konuşma seslerinin üretiminde güçlük ve seslerin yanlış üretilmesiyle kendini gösteren ve konuşmanın anlaşılırlığını etkileyen durumdur.
  • Fonolojik bozukluklar: Her dilin kendine ait olan dil bilgisi kurallarına göre kelime ve cümlelerin sıralanmasına fonoloji denir. Fonolojik bozukluğu olan bireyler sesleri düşürebilir, seslerin ve hecelerin yerlerini değiştirebilir ve bunun sonucunda da anlaşılmada sorun yaşarlar.

Akıcılık Bozuklukları

Kekemelik ve hızlı konuşma bozukluğu, akıcı konuşma bozukluğu başlığı altında incelenen konuşma bozukluklarıdır.

  • Kekemelik: Konuşma esnasında akıcılığı bozacak şekilde hece ve seslerin tekrar edilmesi, seslerin uzatılması ile konuşmanın ritim ve akıcılığının bozulmasıdır. Kekemelik; şarkı söylerken, koro halinde ya da biriyle birlikte okuma yaparken, fısıltıyla konuşurken, küçük çocuklarla konuşurken, yüksek sesin olduğu ortamda konuşurken, tempo tutmaya yarayan bir aygıt (metronom) ile birlikte konuşurken azalır ya da ortadan kalkarken; telefonla konuşurken, topluluk önünde konuşurken, şaka yaparken, birinin ismini söylerken, otorite figürleri önünde konuşurken artar.

Kekemelik kendi içinde iki alt gruba ayrılır:

  • Gelişimsel kekemelik: Genellikle okul öncesi yıllarda ortaya çıkan, %75’i kendiliğinden düzelen en sık görülen kekemelik türüdür. Kekemeliğin 3,5 yaşından sonra ortaya çıkması, diğer aile bireylerinde konuşma bozuklukları görülmesi, erkek cinsiyet, kekemeliğin 6-12 aydan uzun sürmesi ve başka dil problemleri ile birliktelik olması gibi risk faktörleri olması durumunda %25 oranda kronikleşme görülebilir.
  • Edinilmiş kekemelik: Ortaya çıkma sebebine göre nörojenik ve psikojenik kekemelik olarak ikiye ayrılır:
  • Nörojenik kekemelik: Kafa travması, iskemik ataklar (beyin kan damarlarının tıkanması), parkinson gibi hastalıklar sonucu genelde yetişkinlerde konuşma bozukluğuna sebep olan bir durumdur.
  • Psikojenik kekemelik: Psikolojik travmalar sonucu ortaya çıkan aşırı stres ve kaygı sonucu yetişkinlerde ortaya çıkar.
  • Hızlı konuşma: Bozuk, eksik sözcüklere sebep olacak kadar hızlı konuşma durumudur. Bu duruma çoğunlukla dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme bozuklukları eşlik eder.

Motor Konuşma Bozuklukları

Konuşmanın motor kısmı olan ağız, dil, damak ve kasların etkilenmesi ile ortaya çıkar.

  • DizartriMerkezi ve/veya çevresel sinir sisteminin hasarı sonucu konuşmayı kontrol eden kaslarda anormallik ve koordinasyon bozukluğu sonucu anlaşılabilirliği etkileyen bozukluktur.
    1. Spastik dizartri: Beynin ön lobunda bulunan üst motor nöronların çift taraflı hasarlanması sonucu kalın, sert ses tonu ile boğuk ve genizden konuşma ile kendini gösterir.
    2. Flaksid dizartri: Beyin sapında bulunan alt motor nöronların hasarlanması sonucu solunum problemleri ile birlikte giden konuşma bozukluğudur.
    3. Ataksik dizartri: Tümör, travma ve enfeksiyon gibi hastalıklar sonucu farkında olmadan vurgulu konuşma, uzun heceler sonrası uzun duraklama ile kendini gösteren konuşma bozukluğudur.
    4. Hipokinetik dizartri: Tourette sendromu, Parkinson, miyokloni gibi hastalıklar sonucu tekdüze konuşma, konuşurken soluksuz kalma ile kendini gösteren konuşma bozukluğudur.
  • ApraksiSinir ve kasların yeterli olmasına ve organlarda hasar olmamasına rağmen konuşmayı planlamada bozukluk görülür. Kişi konuşmak ve anlatmak istediğini ifade edemez.
    1. Edinilmiş Apraksi: Beynin konuşma yetisiyle ilgili bölgelerin hasarlanması sonucu ortaya çıkan edinilmiş konuşma yeteneklerinin kaybı ile her yaşta ortaya çıkabilen, yetişkinlerde sonradan ortaya çıkan konuşma bozukluğudur. Beyin travması, tümör, inme ve felç gibi beyni etkileyen durumlar sonucu ortaya çıkar.
    2. Gelişimsel Apraksi: Doğumdan itibaren gelişen ve çocukluk çağında ortaya çıkan bozukluktur.

Nörojenik Edinilmiş Dil Bozuklukları

Önceden normal olan konuşmanın beyne alınan hasarlar ve beyni etkileyen bazı hastalıklar sonucu kaybolup konuşamama durumuna afazi denir.

Afazili bireylerde algılamada, anlatmada, okuma ve yazmada bozulmalar gözlenir.

Afazi akıcı ve tutuk olmak üzere ikiye ayrılır. Ana sorunun anlamada olduğu tür akıcı afazi iken; kişinin kendini ifade etmesinde sorun yaşadığı, söylemek istediklerini söyleyemediği ama anlama sorunu olmayan türe ise tutuk afazi denir.

Diğer bir tür gruplamada ise afazi 3’e ayrılır:

  • Motor afazi: Anlamada genel anlamda sorun yoktur. Ancak konuşmada sorun görülür. Hastalar söyleneni anlarlar ancak buna karşılık uygun cevap oluşturmakta zorlanırlar.
  • Duyusal afazi: Söyleneni anlamada belirgin bir azalma vardır. Konuşmada çok sorun olmamakla birlikte karışık bir anlatım görülebilir.
  • Total afazi: Motor afazi ile duyusal afazinin toplamı gibidir. Hem anlamada hem cevap üretmede sorun vardır.

Konuşma Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Konuşma bozukluklarını fark etmek genelde kolaydır.

  • Konuşurken güçlük çekilir; seslerin ve kelimelerin çıkartılmasında zorlanma ve fazla efor sarf edilmesi ile kendini gösterir.
  • Konuşmanın anlaşılmasında zorluk çekilir; yanlış anlamsız kelimeler çıkabilir, kelimelerin diziliminde yanlışlıklar gözlenir.
  • Sesin şiddeti ayarlanamaz; genelde kısık sesle konuşma şeklinde kendini gösterse de aşırı yüksek sesle konuşma da görülür.
  • Tekdüze konuşulur; normal insanların konuşmaları esnasında ses ara ara yükselir ara ara kısık sesle konuşulur. Konuşma bozukluğu olan hastalarda hiçbir iniş çıkış olmadan konuşma gözlenir.
  • Karşıdaki kişiyi rahatsız eden sesler çıkarılabilir; kişiler farkında olmadan anlamsız, rahatsız edici sesler çıkarırlar.
  • Kelime hazneleri dardır; bireylerin konuşmada zorluk çekmesi sebebiyle dile ilgi azalır yeni kelimeler öğrenilemez.
  • Anlaşılamayacak kadar hızlı konuşurlar; hızlı konuşma bozukluğu olan bireyler farkında olmadan hızlı konuşurlar ve anlaşılamazlar.
  • Ses ve heceleri yutarak konuşurlar; kişiler çoğu sesleri ve heceleri yutarlar bu da anlamsız sözcükler ortaya çıkmasına neden olur.
  • İşaretlerle iletişim kurmaya çalışırlar; özellikle çocuklar konuşarak kendilerini ifade edemeyince konuşmaktan vazgeçerek işaretlerle iletişim kurmaya yönelirler.

Konuşma Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Konuşma bozukluklarının altında birçok sebep yatmaktadır. Doğuştan gelen bir bozukluk olabileceği gibi sonradan da ortaya çıkabilir.

  • Genetik sendromlar: Otizm sendromu, asperger sendromu, down sendromu, apert sendromu, velokardiyofasiyal sendrom gibi birçok genetik rahatsızlık konuşma bozuklukları ile birliktelik gösterir. Çocuklarda konuşma bozukluğunun en sık sebebi genetik hastalıklardır.
  • İşitme kaybıİşitme ile konuşma birbiri ile bağlantılıdır. Özellikle işitme kaybı ile doğan bebeklerde konuşma bozuklukları görülmesi çok sıktır. Sözcüklerin telaffuzunu duymayan çocuklar konuşamazlar. İşitme cihazı ile duymaları desteklense bile konuşmaları diğer çocuklara geri kalacaktır.
  • Nörolojik hastalıklar: Parkinson gibi dopamin azlığı sonucu ortaya çıkan ve alçak sesle, monoton, zor anlaşılır konuşma ile birliktelik gösteren hastalıklarda konuşma bozukluğu ortaya çıkabilir. Amyotrofik lateral skleroz (ALS) gibi kas güçsüzlüğü ile giden hastalıklarda da konuşma ile ilgili kasların da güçsüzleşmesi ile konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir.
  • Beyin hasarları: Kaza, düşme gibi durumlarda konuşmadan sorumlu beyin bölgesinde beyin kanaması sonrası konuşma bozukluğu görülebilir. Afazinin en sık nedeni ise beyne pıhtı atması sonucu konuşma bozukluğudur, beynin konuşmadan sorumlu bölgelerine giden damarların tıkanması durumunda ani konuşma bozukluğu görülmesi çok yaygın bir durumdur.
  • Prematüre doğum öyküsü: Normal doğum vaktinden önce doğan bebeklerde motor gelişim normal vaktinde doğan bebeklere göre yavaş ve geridir. Prematüre bebeklerde gecikmiş konuşma bozuklukları görülme oranı daha yüksektir.
  • Dudak ve damak yarıkları: Yarık damak ve dudak hastası çocuklarda yumuşak damak konuşma sırasında yeterince hareket etmez ve ayrıca bu çocuklarda yumuşak damak burun ve ağız arasındaki boşluğu kapatacak kadar uzun olmadığı için konuşma bozuklukları görülmesi yaygındır.
  • Mental retardasyon (Zeka geriliği): Zeka geriliği olan çocuklarda diğer tüm motor becerilerle birlikte konuşma gelişimi de geri kalır.

Ayrıca ses tellerindeki polip ve nodüller başta olmak üzere ses telleri rahatsızlıkları konuşma bozukluğuna sebep olur. Gırtlak kanseri gibi kötü huylu hastalıklarda da konuşma bozuklukları meydana gelebilir.

Konuşma Bozukluğu Teşhisi

Konuşma bozukluğunun tespit edilmesi kolaydır. Hasta öyküsü alınıp fizik muayeneye göre tanı konulabilir. Önemli nokta konuşma bozukluğuna neden olan altta yatan hastalıkların tespitidir.

  • Genetik tarama: Genetik anomaliler sebebiyle ortaya çıkan konuşma bozuklukları için genetik inceleme gerekir.
  • Radyolojik görüntüleme: Beyindeki hasara bağlı olup olmadığını anlamak için bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile beyindeki hasarın görüntülemesi sağlanır.
  • İşitme testiÖzellikle çocuklarda görülen konuşma bozukluklarının sebebi duyma problemleri olabilir. Bunun tespiti için işitme testi yapılmalıdır.
  • IQ testi: Konuşma bozukluğu olan çocuklarda zeka geriliğinden şüphe edildiği zaman IQ testi yapılmalıdır.

Konuşma Bozukluğu Tedavisi

Konuşma bozukluğunun tedavisi dil ve konuşma terapisti eşliğinde düzenli terapi ile mümkündür. Terapist eşliğinde konuşma bozukluğu egzersizleri uygulanarak ağız, dil ve çene konuşmaya uyumlu hale getirilir. Konuşma organlarının çalıştırılması sağlanır.

  • Emme egzersizi: En basit şekliyle pipet kullanarak içecek içirilir. Terapist pipetin bir ucu ile meyve suyunu çeker, diğer ucu çocuğun ağzına uzatır ve pipetin içindeki meyve suyunu çekmesi sağlanır. Seviye artışında pipetin biraz daha yükseğe kaldırılarak emilmesi sağlanır. Çocuklara ağız şapırdatma, oh çok güzel gibi emme sonrası davranışların öğretilmesi de önemlidir.
  • Üfleme egzersizi: Başlangıç aşamasında derin nefes alıp vermeyi takiben üf püf seslerinin çıkarılması sağlanır. Çeşitli oyunlar haline getirilen egzersizler yapılabilir.
    1. Mum üfleme
    2. Küçük renkli pamukları masaya koyarak üfleyerek hareket ettirmeyi sağlama
    3. Bir kase deterjanlı su yapılarak çocuğun kamış yardımıyla baloncuk yapması
    4. Plâstik düdük üfleme
    5. Küçük plastik borazan (flüt) üfleme
    6. Pinpon topunun masa üzerinde üfleyerek hareketi sağlanır.
  • Çiğneme: Çocuğun bir yanağına bisküvi konarak çocuğun o bisküviyi dili ile alıp diğer yanağına alınması sağlanır. Ağız kapalı çiğneme alışkanlığı kazandırma çok zordur. Haşlanmış patates gibi yumuşak besinlerle düzenli çalışma gerektirir.
  • Dil egzersizleri:
    1. Dilin ucuna konan bir parça yiyeceğin dil yardımı ile alınması sağlanır.
    2. Üst dudak ile diş arasına konan reçel ya da çikolatanın dil yardımıyla alınması sağlanır.
    3. Çocuğun yanağının içine konan reçel ya da çikolatanın dil yardımı ile alınarak çiğnemesi sağlanır.
    4. Çocuğun lokum çiğnemesi sağlanır.
    5. Çocuğun yanak içlerine diş etlerine konan bisküvinin dili ile alıp çiğnemesi sağlanır. İki yanağa da sıra ile uygulanır.
    6. Aynı anda iki yanağa da konan bisküvilerin aynı anda alınarak çiğnenmesi sağlanır.
    7. Dil üzerine kaşık ile baskı uygulanır, çocuğun dili yukarı itmek suretiyle karşı koyması sağlanmaya çalışılır. Sonraki aşamada dil üstü diş fırçası ile fırçalamaya başlanır.
    8. Dudaklara sürülen reçel ve çikolatanın çocuk tarafından yalanması sağlanır.
    9. Lolipop alınarak çocuğun bunu yalaması sağlanır.
    10. Dudakların dış kısmına reçel ya da çikolata sürülerek çocuğun dili ile buralara kadar uzanması sağlanır.
    11. Dilin ucuna konan bisküvinin çocuk tarafından ağza alınması sağlanarak dil içe çekme egzersizi yaptırılır.
    12. Çocuğun diline bant sarılır ve dili çekerek karşı koyması sağlanır.
  • Dudak hareketleri:
    1. Çocuğa gülme, ağlama, üzülme ve kızma gibi mimiklerin olduğu kartlar gösterilerek bu mimiklerin taklit etmesi sağlanır.
    2. Ayna karşısına çocuk ile beraber geçilerek yapılan dudak hareketlerini çocuğun da yapması sağlanır.
    3. Çocukla karşı karşıya oturarak gülme, ağlama, somurtma, sırıtma, hapşırma, öpme gibi genel hareketlerin yapılması sağlanır.
    4. Lastik bağlanan bir düğme çocuğun dudakları arasına verilerek çekme suretiyle çocuğun karşılık vermesi sağlanır.
    5. Çeşitli dudak hareketleri ile ıslık, eli ağza vurmak suretiyle Kızılderili sesi, ağız şapırdatma ve öpme seslerinin çıkarılması sağlanır.

Yetişkinlerde görülen konuşma bozukluklarında da bu egzersizler uygun şekilde uygulanır.

Konuşma Bozukluğu Tedavi Edilmezse

Konuşma insanlar arasındaki iletişimin temel ve en önemli basamaklarından birisidir. Konuşma bozuklukları iletişim sorunlarına sebep olur.

Tedavi edilmeyen konuşma bozuklukları insanların iletişim sorunları çekerek çekingen olmasına neden olur.

Özellikle çocukluk döneminde görülen konuşma bozuklukları çocuğun yaşıtlarında geri kalmasına sebep olduğu için yaşıtları tarafından dışlanmasına neden olmaktadır.

Hayat boyunca çekingen kalmalarına neden olacaktır.

Çocuklarda Konuşma Bozukluğu

Çocuklarda dil gelişim basamaklarının takibi önemlidir. Her ay ve yaş aralığında bebek ve çocukların çıkarması gereken ortalama ses, sözcük ve kelime sayısı bellidir.

12 aylık bir bebeğin öpücük, dil şıklatma gibi konuşma seslerini taklit etmesi; istediklerini elde etmek için ağlama dışında başka sesler çıkarması  gerekmektedir.

Ayrıca baba, mama gibi 2 hece tekrarlı birer sözcük çıkarması gerekmektedir. Bu dönemdeki bebeklerin evde anne ve babası tarafından desteklenmesi konuşma bozukluğunun giderilmesinde etkili olacaktır.

24 aylık bebeklerin anne, baba, abi, abla ve evde beslenen evcil hayvanlar dışında en az 4 isim daha söylemesi gerekmektedir.

Bu kriterleri karşılamayan bebeklerin anne ve babaları tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

3 yaşındaki çocukta söylediklerinin en az yarısının aile bireyleri dışındaki kişiler tarafından anlaşılması gerekmektedir. En az 3 sözcük içeren cümleler kurması, geçmişte yaşanan olaylar ile ilgili konuşabilmesi gerekmektedir.

Bu kriterleri karşılamayan çocuklarda 3 yaş konuşma bozukluğundan söz edilir ve bir terapistten yardım alması gerekir.

4 yaşında çocuklarda kişi zamirlerini, sahiplik ve çoğul eklerini kullanamıyorsa, geçmiş ve gelecek hakkında konuşamıyorsa, nesnelerin işlevleri ve görevleri hakkında konuşamıyorsa 4 yaş konuşma bozukluğu teşhisi konulabilir.

5 yaşına gelmiş çocuklarda artık neden ve nasıl sorularının yanıtı alınmalıdır. Nesnelerin ne işe yaradığını anlatabilmeliler ve basit hikayeler anlatabilmelidirler.

Bunları yapamayan çocuklarda 5 yaş konuşma bozukluğu tanısı konularak terapiye başlanması gerekmektedir.

Özellikle 5 yaşına gelen çocukların kreşe ya da anaokuluna başlaması durumu olduğu için en kısa zamanda terapiye başlaması çocuğun yaşıtları tarafından dışlanıp psikolojik sorunların ortaya çıkmaması açısından önemlidir.

Konuşma Bozukluğu için Hangi Doktora Gidilir?

Çocuklarda dil gelişim basamaklarına uygun gelişim gösterip gösterilmediği sıkı takip edilmelidir.

Dil gelişim basamaklarına göre geride kalan çocukların önce Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanına onun uygun görmesi ile işitme ve konuşma yollarında sorun olup olmadığının tespiti için Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına ve genetik hastalıklara bağlı olup olmadığının araştırılması için Çocuk Genetik Hastalıkları uzmanına gösterilmesi gerekir.

İşitme ve konuşma yollarında ve genetik olarak bir sorun yoksa beyinde bir sorun olup olmadığını araştırmak için Beyin ve Sinir Cerrahi uzmanı ile Nöroloji uzmanına görünmesi uygun olacaktır.

Yetişkinlerde ortaya çıkan konuşma bozukluğu ise genelde travma sonrası ortaya çıktığı için bir beyin ve sinir cerrahi uzmanına ve nöroloji uzmanına muayene olunması gerekmektedir.

Daha sonra doktorun uygun görmesi halinde durumun seviyesinin tespiti ve tedavi için dil ve konuşma terapistine yönlendirmesi uygun olacaktır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
4
0
Makeleyi Paylaşın

Konuşma bozukluğu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Konuşma Bozukluğu altında yatan nedenlere göre değerlendirilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Altında yatan sorunun tespit edilip tedavi edilmesi durumunda bazı durumlarda kendiliğinden düzelebilirken bazı durumlarda ise dil ve konuşma terapisti ile düzenli bir terapi programı ihtiyacı olabilir.

Yetişkinlerde en sık görülen konuşma bozukluğu olan afazinin en sık nedeni beyin travmaları ya da beyin kanamaları sonucu inmedir. Beyindeki kanama odakları konuşma merkezini baskılarsa konuşma bozukluğuna sebep olabilir ve bu yüzden bu odakların tespit edilip kanamanın durdurulması gerekmektedir. 

İnme sonucu ortaya çıkan konuşma bozukluğu kendi kendine düzelebileceği gibi bir dil ve konuşma terapisti ile çalışılması hem süreci hızlandırması hem de daha verimli olması açısından önemlidir.

Hızlı konuşma bozukluğunda eşlik eden başka konuşma bozuklukları yaygın olduğu için öncelikle bunların tespit edilerek tedavisi sağlanır. Daha sonrasında kişinin hızlı konuşma bozukluğunun farkında olmasını sağlamak için bazı yöntemler uygulanır. Ses kaydı, süre tutulması, DAF cihazları, spidometre adı verilen ve hızın aşılması durumunda uyarı veren cihazların kullanılması gerekmektedir. 

Kişinin konuşurken giriş, gelişme ve sonuç sırasına dikkat edilmesi sağlanır. Bunun yanında kişilerin durmaları gereken noktalama işaretlerine dikkat etmesi sağlanır. 3 aylık terapi süresinden sonra kişilerin tekrar hızlı konuşmaya başlayıp başlamadığının kontrolü için aralıklarla kontrol edilmesi gerekir.

Kulak, burun ve boğaz birbirine bağlı olan hayati organlardır. Burundan nefes almakta güçlük çeken insanlar doğal olarak ağızdan nefes almaya başlayacaklardır. Ağızdan nefes alma alışkanlık haline getirildiği zaman dil, dudak ve yanak kasları gevşeyerek konuşma organlarının gevşemesine yol açacaktır. Bunun sonucunda bireylerde konuşma, yutma bozuklukları gelişir. Bu sebeple burun tıkanıklığının altında yatan sebebin tespit edilip tedavi edilmesi gerekmektedir.

Geniz eti burundan giren bakteri ve virüsleri yakalayarak yok eder. İltihaplanması gibi durumlarda geniz etinin normalde olması gerekenden büyük olması durumunda solunum sıkıntısı yaşanır ve insanlar ağızlarından nefes almaya başlar. Bunun sonucunda konuşma organları gevşeyerek konuşma bozukluğuna sebep olabilirler. Geniz etinin alınması ile sorunun çözüldüğü gözlenir.