Blefarospazm

Blefarospazm, göz kapağının istemsizce kasılması ve kendiliğinden kapanması durumu olup, tedavisinde; medikal tedavi ve cerrahi operasyon uygulanmaktadır.

Blefarospazm Nedir?

Blefarospazm; iki Latince kelimenin birleşiminden oluşmuş bir hastalık adıdır. Tıp dilinde kullanılan “blefaro”, “göz kapağı” anlamına gelen bir ön ektir. “Spazm” ise kas veya kas grubunun istem dışı ani olarak gelişen kasılması anlamına gelmektedir.

Blefarospazm; orbicularis oculi kasının (göz kapağının kapanmasını sağlayan kasın adı) bir ya da her iki taraflı olarak istemsiz, kuvvetli kasılmasıyla karakterize nörolojik bir hastalıktır.

Blefarospazm, her hastada farklı klinikle baş gösterse de genellikle göz kırpma frekansının artmasıyla başlar. Çoğunlukla iki taraflı olarak kasılma gerçekleşse de tek gözde de başlangıç gösterebilmektedir. Kırpma sayısındaki artışın yerini spazma bırakır.

Fokal distoni dediğimiz bölgesel gelişen kas kasılmasıyla seyreden nörolojik hastalıklar içerisinde 2. sıklıkla görülen durumdur. Görülme sıklığı kaynaktan kaynağa değişse de 3-13/100.000 olarak bildirilmiştir. Kadınlarda erkeklere oranla 3 katı fazla oranla rastlanmaktadır.

Hastalık genel olarak 50 ila 70 yaş arası görülmeye başlansa da %73 olarak 50 yaştan sonra belirtiler izlenmektedir.

Ömür boyu süren bir hastalıktır. Blefarospazm ilk 4-5 yılda giderek ilerleyip kötüleşse de sonrasında belirtiler duraksama dönemine geçerler, herhangi bir ilerleme göstermezler.

Hastalığın belirtileri kendiliğinden sonlanmaz veya gerilemez. Hatta hastaların %75’lik kısmında semptomlarda ilerleme izlenmektedir.

Blefarospazm oluşum nedeniyle 2’ye ayrılmaktadır;

Primer blefarospazm; diğer bir adıyla esansiyel (esas) blefarospazm en sık görülen tablodur. Bu grupta gözdeki kasılmalarının yanında vücuttaki başka bölgelerde de kasılmalar eşlik eder. Bu hastaların ailelerinde de bu tarz kasılmaların görülmesi primer blefarospazmın genetik olarak geçiş yaptığını düşündürür.

Sekonder blefarospazm; primer blefarospazma göre daha nadir rastlanmaktadır. Hastalığa “sekonder” denmesinin nedeni ikincil anlamında kullanılan, başka bir hastalığın üzerinden gelişmiş olmasına dayanır. Sekonder blefarospazm başka bir hastalığın etkisiyle gelişmiştir.

Atipik vaka dediğimiz bir başka grup hastanın şikayetleri ani başlangıç gösterir, hastalığın seyri hızlı ilerler ve genelde çok genç hastalarda izlenen bir durumdur. Atipik vakalar ayrı bir şekilde izlenmesi gereken bir gruptur.

Blefarospazm kompleks bir hastalıktır. Sinsi başlangıç gösterdiğinden tanısı zor konulan, hekimleri bu yönden yanıltan ve zora düşüren bir hastalıktır.

Blefarospazm, birçok hastalıkla birlikte seyrettiği görülmüştür. Bu bilgi dikkate alınarak hastaların tanısı konurken eşlik eden başka semptom varlığı sorgulanıp ona göre yol çizilmelidir.

Blefarospazm Belirtileri Nelerdir?

Blefarospazm sinsi başlangıç gösteren bir hastalıktır. Göz kapağının istem dışı kapanması gibi şikayetlerle başlayıp ağır olgularda gözün tamamen kapanmasına dahi yol açabilen ciddi bir hastalıktır. Erken teşhis ve tedavinin hasta için büyük önem taşıdığı hastalık çeşitlerindendir.

Blefarospazm, her hastada farklı belirtilerle baş gösterse de başlangıçta hastanın günlük yaşamını çok da etkilemeyen hafif ağrılarla izlenebilir.

Bununla birlikte göz kapağında rahatsızlık hissi, gözde kuruluk veya tam tersi gözde sulanma, oküler irritasyon (gözle ilgili tahriş), fotofobi (ışığa karşı aşırı hassasiyet) gibi bulgular da eşlik edebilmektedir.

Bu belirtilere sahip hastalar çoğunlukla göz doktoruna başvururlar ve bu semptomlar da doktorları tanı koyma sırasında yanıltan bir durumdur.

Bu hastalara sıklıkla blefarit (göz kapağı iltihabı) veyahut göz kuruluğu gibi tanı alsalar da bu durum için yapılan tedaviler belirtileri geriletmeyecektir.

Hastalık ilerledikçe göz kırpma sayısında artış görülüp ve göz kapağının istemsiz kasılmaları, spazmlar gerçekleşecektir. Bu spazmlar başta sadece göz çukurundaki kaslar üzerinde etkin olsa da sonrasında kaş kaslarında ve alın kasını da içine alabilir.

Spazm sayılarının artması kişinin günlük ve sosyal yaşamını büyük oranda etkileyerek kişinin ruh sağlığına da olumsuz etkileri olacaktır.

Kişiler gözle izleme gerektiren aktivitelerden olan kitap okuma, televizyon seyretme ve araba kullanma gibi basit işlerini halledemezler. Bu durumdan duydukları rahatsızlıkla genelde doktora başvururlar.

Bazı hastalarda istemsiz göz kontraksiyonları artışıyla fonksiyonel körlük dediğimiz organik bir nedene bağlı olmayan körlükler gelişebilir.

Klinik bulguları tetikleyen faktörler de bulunmaktadır. Fazla ışık, uzun süre araç kullanma ve kitap okuma, yorgunluk, anksiyete (kaygı bozukluğu) gibi durumlar belirtilerin sıklığını ve süresini uzatabilen faktörlerdir.

Blefarospazm Nedenleri Nelerdir?

Blefarospazmın henüz tam olarak nedeni aydınlatılamamış olsa da bazı etkenlerin etkili olduğu düşünülmektedir. Bazı belirtilerinse bu etkenlerin birleşimiyle arttığı görülmüştür.

  • Bazal Ganglionların Anormal Fonksiyonları: Bazal ganglionlar (bazal sinir düğümü) beynin orta bölümünün derinliklerinde yer alan bir yapı olup, vücudun tüm karmaşık motor hareketlerinin uygulanması ve yönetilmesini sağlarlar. Bazal gangliyonun anormal fonksiyonu sonucu gerçekleştiği düşünülse de hangi sorunun blefarospazma yol açtığı henüz bilinmemektedir.
  • Beyin Sapı veya Bazal Ganglion Lezyonları: İnfarkt (inme), Multiple Skleroz Plağı (beyin ve omuriliğin beyaz cevher denilen bölgesinde gelişen, çeşitli nörolojik sorunlara yol açan durum) gibi durumların blefarospazma yol açtığı düşünülmektedir.
  • Parkinson Hastalığı: Sekonder blefarospazmın nedenleri arasında Parkinson hastalığı da sayılmaktadır.
  • Nöroleptik İlaç: Nöroleptik ilaç kullanımı özellikle seconder blefarospazmın oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir. İlaç dozlarının düşüşüyle semptomları azaldığı izlenmiştir.

Sekonder blefarospazm nadir görülen bir durumdur. Nedeni hala aydınlatılamamış olmasına karşın birçok sebebin neden olduğu düşünülmektedir.

Bu nedenler arasında; metabolik hastalıklar, toksinler ve ilaçlar, enfeksiyonlar, damarsal veya tümöral nedenler gibi birçok etken sayılabilmektedir.

Çoğu hastada blefarospazmın başlangıcı için tetikleyici faktöre gerek yoktur, bununla birlikte spazmların başlangıcını ve sıklığını arttıran faktörlerin varlığı da tespit edilmiştir.

  • Stres, alkol kullanımı, aşırı kafein alımı, yorgunluk gibi faktörler kişiyi çevreye karşı aşırı uyarılır kılacağından spazm sıklığını ve süresini arttırdığı görülmüştür.
  • Kalsiyum kas kasılmasında başlıca görev alan bir mineraldir. D vitamini eksikliği, kalsiyum emilimini engelleyeceğinden bu durum da kas kasılmasının normal gerçekleşmesini engelleyecektir.

Blefarospazm Teşhisi

Blefarospazm hastalığının başlıca sorunu teşhiste geç kalınmasıdır. Hastalığın az bilinmesi, başlangıç semptomlarının hafifliği insanları yanıltan bir durumdur.

Gözün kontrolsüz kasılması durumu insanları psikolojik bir durum gibi algılayıp bu yönde tedaviye yönlendirse de blefarospazm psikolojik bir hastalık değildir.

Hastalığın tanısını koymada en büyük anahtar hastanın anamnezidir (hastanın ayrıntılı öyküsü). Ne tür şikayetlerinin olduğunu ne zaman başladığını ne kadar sürdüğü ile ilgili ayrıntılı olarak hastanın bilgileri alınmalıdır.

Blefarospazm tanısı için yapılan özel bir test veya görüntüleme yöntemi yoktur. Hastanın çekilen beyin MR görüntüleri ve yapılan nörolojik muayenesiyle olası kasılma sebebini bulma konusunda hekime yardımcı olur.

Sekonder blefarospazm oluşturduğu düşünülen tüm hastalıkların da dışlanması için hasta gerekli bölümlere yönlendirilip çeşitli test ve taramalardan geçirilmelidir.

Atipik vaka dediğimiz durumlarda hastalığın nedenleri arasından beyin sapı ve hemisferik lezyon (beyin yarım küresinde gerçekleşen durum) gibi durumlar öncelikle ekarte edilmelidir (dışlanmalıdır).

Blefarospazm başka hastalıklarla birlikte seyredebilen veya başka bir hastalığın etkisiyle oluşabilen bir hastalık çeşididir. Başka bir hastalıkla olabilecek birlikteliğine karşı hastaya gerekli ek testler yapılmalıdır.

Blefarospazm Tedavisi

Blefarospazm tedavisinde uzun süreli olarak medikal tedavi uygulansa da istenilen etki gözlenmemiştir. Medikal tedavinin kişiye sunduğu rahatlama kısa süreli ve yetersizdir.

Kişiden kişiye tedavinin etkileri değişse de çoğu olguda hiçbir etkinin olmadığı da görülmüştür. Bu yüzden medikal tedavi tercih edilen bir durum olmaktan çıkmıştır, yerine alternatif tedaviler uygulanmaya başlanmıştır.

Göz kapaklarındaki kaslara Botulinum Toksin enjeksiyon işlemi şu aralar sıklıkla kullanılan ve hastalarca tercih edilen bir yöntemdir. 

Botulinum Toksini

Clostridium Botulinum bakterisinden üretilen ve tıp dünyasında birçok hastalığın tedavisinde kullanılan bir maddedir. Bu toksin, göz kapağında aşırı kasılmaya yol açan kasların geçici olarak felcini sağlamaktadır.

Botulinum Toksin enjeksiyonu ile birçok hastanın belirtilerinin gerilemesine neden olmuştur. Ne yazık ki bu enjeksiyonların etkileri geçicidir. 2 ile 6 ay arasında etkinlik gösteren bu enjeksiyonların etkisi geçince tekrar uygulanabilmektedir.

Botulinum Toksin enjeksiyonunun bazı yan etkileri de mevcuttur. Bu yan etkilerin oluşumdaki en büyük faktör bilinçsiz yapılmasıdır.

Enjeksiyon yapılacak yerlerin tespit edilmesi, enjekte edilecek toksinin nasıl ve hangi miktarda yapılması gerektiği doktor tarafından önceden hastaya uygun olarak belirlenmelidir.

Oluşabilecek yan etkiler arasında başlıca; göz kapağında düşüklük, çift görme, gözün uzun süre açık kalması ve buna bağlı olarak gözde aşırı sulanma gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir. Bunlar genellikle geçici izlenen durumlardır.

Orbicularis Oculi Miyektomisi, göz kapağındaki bazı kas ve sinirlerin çıkarılması için yapılan cerrahi işlemdir. Tecrübeli cerrah elleri sayesinde tedavideki başarı yüzdesi oldukça yüksek bir ameliyattır.

Blefarospazmın tedavisindeki başarı şansı yüksek de olsa ameliyat sonrası oluşabilecek kozmetik ve fonksiyon açısından doğurdukları sorunlar nedeniyle hastalar tarafından pek tercih edilen bir tedavi yöntemi değildir.

Blefarospazm Tedavi Edilmezse

Blefarospazm yapılan çalışmalar doğrultusunda ilk 4-5 yıl içerisinde ilerleyici olduğu sonrasında bir duraklama dönemine geçtiği izlenmiştir. Hastalığın belirtilerinin sönmesi pek beklenilen bir durum değildir. Sıklıkla hastalığın ilerlediği görülmüştür.

Blefarospazmın belirtileri ağrı, kaşınma, rahatsızlık hissiyle başlasa da sonrasında göz spazmı bu duruma eşlik edecektir.

Hastalık ilerledikçe, gözlerin kontrolsüz olarak kapanma süresi ve sıklığı arttıkça hastanın işlevsel olarak görememesine ve hatta bazen gözlerin saatlerce kapalı kalmasına neden olacak kadar yoğunlaşma gösterebilmektedir.

Hastalığın ilerlemesiyle göz kasılmalarına ağız, çene ve boyun kaslarının da eşlik ettiği görülmüştür.

Blefarospazma Ne İyi Gelir?

Gözde kontrolsüz gerçekleşen spazmları tetikleyen unsurların olduğu düşünülmektedir. Hangi faktörlerin spazmları tetiklediği hasta tarafından dikkatle incelenmesi ve bu faktörlerden uzaklaşması istenir.

Stres, alkol kullanımı, aşırı kafein alımı, yorgunluk kişiyi dış ortamdaki uyaranlara fazla tepki vermesini sağlayan unsurların başında gelmektedir. Kişinin stresten uzak bir yaşam sürmesi, alkol ve kafein alımını en aza indirgemesi spazmların sıklığını azaltacaktır.

Kasılmaların uyku sırasında izlenmediği görülmüştür. Hatta iyi bir gece uykusunun ardından kasılmaların bir süre görülmediği de tespit edilmiştir.

Vitamin D, kalsiyum emiliminde görev almaktadır. Kalsiyum kontrollü kas kasılmasında görev alan yegana mineraldir.

D vitamini eksikliği de kalsiyum emilimini azaltacağından kasların kasılmalarında problemler yaratacaktır. Dengeli beslenmek, her tür vitamin ve mineral alımını sağlayarak kasların dengeli bir şekilde kasılmasına katkı sağlayacaktır.

Fazla ışık maruziyeti de spazmları tetiklediği düşünülmektedir. FL 41 Filtreli gözlük kullanımı, gelen ışınların gözde yarattığı hassasiyeti azaltarak spazm oluşumunu engellemeye yardımcı olacaktır.

Blefarospazm İlaçları

Uzun yıllar boyunca medikal tedavi hastalara uygulansa da istenilen etki izlenmemiştir. İzlenilen etkiler genelde kısa süreli ve tam gerilemeye neden olmamaktadır. Bazı hastalarda ilaçların hiçbir etkisi görülmemiştir.

Bu ilaçlar;

  • Benzodiazepinler: Anksiyolitik (kaygı bozukluğunu giderme), antikonvülzan (çizgili kasların istemsiz ve şiddetli kasılmasını önleme), kas gevşetici gibi etkileri olan ilaç grubudur. Bu tarz etkiler nedeniyle göz ve çevresindeki kasların kontrolsüz kasılmasını engelleme amacıyla kullanılır. Blefarospazm tedavisinde kullanılan etken maddeler şunlardır;
  • Clonozepam
  • Diazepam

Antipsikolitikler, antikolinerjikler, kolinerjik, dopaminerjik, antidopaminerjik, antimuskarinik ajanlar, katekolamin sentez inhibitörleri, alfametil P-tirozin, antihistaminik, gabaerjik ilaçlar gibi birçok medikal ajanlarla tedaviye yönelik çalışmalar bulunmaktadır.

Bu tarz ajanlar tedavi etmekten ziyade spazmın süresini kısaltmaya yönelik etki sağlarlar.

Blefarospazm Ameliyatı

Orbicularis Oculi Miyektomi ameliyatı genelde tüm tedavilerin denenmesi ve sonuç alınmaması üzerine hastayla doktorun birlikte verdikleri karar neticesinde yapılmaktadır. Ameliyat planlamasını Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi doktorları tarafından yapılmaktadır.

Ameliyat öncesi hastanın mevcut hastalıkları ve aldığı ilaçlar sorgulanır. Kan sulandırıcı kullanıyorsa doktor gözetiminde 3 hafta öncesinden bırakılması sağlanır.

Ameliyat sırasında oluşabilecek komplikasyonları önlemek adına operasyon öncesinde hastaya gerekli tüm tahlil ve testler yapılır. Hasta genel anestezi altındayken operasyon gerçekleşir.

Anatomik yapılar dikkate alınarak göz çevresinden insizyon (kesi) yapılır. Fazla kasılma gösteren kaslar cerrahi olarak alınır. Hastanın kas ve tendon yapıları kontrol edilir.

Bu yapılarda herhangi bir anomali varsa bu durumu düzeltmek adına uygun işlemler yapılır. Hastalığın prognozuna uygun göz kapaklarını kaldırma gibi işlemler yapılabilmektedir.

Gerekli kontroller sağlandığında dren (ameliyat sonrası o bölgede kalan doku artığı ve sıvıları dışarı atmada kullanılan tüp) konularak insizyon yeri kapatılır ve pansuman yapılarak ameliyat sonlanır.

Ameliyat sonrası hastaya ağrı duymamasına adına ağrı kesiciler verilir. Drenin ne zaman çıkacağı kararına tüpten gelen sıvıya göre doktor karar verir. Her ameliyatta olduğu gibi Blefarospazmın ameliyatında da komplikasyonlar gerçekleşebilmektedir.

Bunlar;

  • HematomAmeliyat edilen bölgenin çevresindeki cildin altında kanamalar gerçekleşebilir. Bunu önlemek adına dren konulsa da bazen dren tıkanıklığı sıvıyı dışarı atmada yetersiz kalabilmektedir.
  • Ödem: Dokularda aşırı sıvı birikmesiyle karakterize bir durumdur. Yüz oldukça hassas bir bölgemizdir. Yüze yapılan ameliyatların neredeyse hepsinde görülebilen bir durumdur.
  • Sinir Yaralanması: Göz ve çevresi sinir yapılarıyla oldukça zengin bir bölgedir. Dikkatsiz yapılan herhangi bir kesi sinire denk gelerek sinir yaralanmasına neden olabilmektedir.
  • Yara Yeri Enfeksiyonu: Dikkatsiz ve özensiz yapılan pansumanlar nedeniyle yara yerinin enfekte olmasıyla burada enfeksiyon gelişimi görülebilmektedir.

Blefarospazm için Hangi Doktora Gidilir?

Blefarospazm belirtileri özellikle göz kaslarını ve çevresini etkilediğinden hastalar öncelikle Göz Sağlığı ve Hastalıkları bölümüne başvururlar.

Gözde oluşan ağrı, kaşıntı ve rahatsızlık hissi baş gösteren ilk belirtiler olması nedeniyle hem hastayı gideceği bölüm konusunda hem de doktoru teşhis koyarken yanıltan bir durumdur.

Gözde görülen spazmlar hastaları endişelendiren ve en çok başvuru nedenlerindendir. Var olan göz kapağı iltihabı (blefarit) veya göz kuruluğu tedavisi sırasında Göz Sağlığı ve Hastalıkları bölümüyle birlikte çalışılmalıdır.

Blefarospazm hastaları öncelikle Nöroloji bölümüne başvurmaları gerekmektedir. Hastalığın oluşumdaki asıl nedenin bulunmasında ve olası organik sebeplerin ekarte edilmesi (tanıyı dışlamak) için oldukça önem taşımaktadır.

Beyin veya omurilikte görülen bazı bozuklukların blefarospazmın nedenleri arasında olduğu düşünüldüğünden gerekirse öncelikle bu durumların tedavi edilmesi önerilir.

Blefarospazmın tedavilerinden olan Orbicularis Oculi Miyektomi ameliyatını Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümü tarafından planlanır ve uygulanır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
10
0
Makeleyi Paylaşın

Blefarospazm ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Nörotoksin Uygulaması Etkisini Ne Zaman Gösterir?

Botulinum Toksin enjeksiyon işlemi etkisini yaklaşık olarak 2 ila 3 gün arasında göstermektedir. Asıl etkisini ise bir hafta ila 10 gün arasında gösteren bir işlemdir. Hastalara kısa sürede büyük memnuniyet uyandıran bir tedavidir. 

Int. Dr. Sinem Köse