D Vitamini Eksikliği

D vitaminin yetersiz alımına bağlı olarak veya D vitaminin metabolizmasını bozacak bir hastalık olması halinde D vitamini eksikliği görülür ve bu eksiklik Vitamin D takviyesiyle giderilebilir.

D Vitamini Eksikliği Nedir?

Yağda eriyen vitaminlerden biri olan D vitamini vücutta kas iskelet sistemi, sinir sistemi, bağışıklık sistemi, kalsiyum ve fosfor metabolizması üzerinde oldukça önemli role sahiptir. D vitamininin başlıca kaynağı deride 7 dehidrokolesterolun UVB (ultraviyole B) ışınlarıyla vitamin D3’e (kolekalsiferol) dönüşüm reaksiyonudur. Bunun dışında bitkisel ve hayvansal kaynaklı besinlerden de D vitamini alınır. D vitaminin yetersiz alımına bağlı olarak veya D vitaminin metabolizmasını bozacak bir hastalığa sahip olanlarda D vitamini eksikliği görülür.

Kanda D vitamini inaktif form olan prohormon 25-OHD’ye bakılarak ölçülür.

  • 25-OHD düzeyinin 30ng/ml ve üzerinde olması normaldir.
  • 25-OHD düzeyinin 20-29ng/ml arasında olması D vitamini yetersizliğidir.
  • 20 ng/ml’den düşük olması D vitamini eksikliğidir.

D Vitamini Eksikliği Belirtileri

D vitamini eksikliği ideal sınıra yakın değerlerde belirti vermeyebilir. Belirtiler D vitamini eksikliğinin derecesine ve süresine bağlı olarak ortaya çıkar.

Ağır D vitamini eksikliğinde kemiklerde mineralizasyonun bozulmasına bağlı olarak şu belirtiler ortaya çıkabilir.

  • Kemik hassasiyeti
  • Yaygın kas-kemik ağrısı
  • Yürümede güçlük
  • Yorgunluk
  • Kemik kırıkları

D vitamini eksikliği hastada belirti göstermese bile olsa son yıllarda yapılan çalışmalarda D vitamini eksikliğinin kalp ve damar hastalıkları, enfeksiyöz hastalıklar, otoimmun hastalıklar, metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve kanser ile ilişkili olduğu belirtilmektedir.

D Vitamini Eksikliği Nedenleri Nelerdir?

Temel olarak D vitamini eksikliği 3 nedene bağlıdır: Yetersiz alım, yetersiz emilim ve D vitamini metabolizmasında bozukluk

Yetersiz Alım

  • Besinlerle yetersiz alım: D vitamini bitkisel ve hayvansal besinlerde bulunur. Bitkilerde bulunan D vitamini formu vitamin D2 (ergokalsiferol)’dur. Hayvansal gıdalarda bulunan vitamin D formu ise D3 (kolekalsiferol)’dur. D vitamini içeren bazı besinler şunlardır: tuna, somon gibi yağlı balıklar, kırmızı et, karaciğer, tahıl ürünleri, süt ürünleri, brokoli, maydanoz, yeşil soğan gibi sebzeler.
  • Yetersiz güneş ışığı maruziyeti: Kuzey ülkelerinde yaşayanlarda, kapalı kıyafetler giyenlerde ve güneş kremi kullananlarda yetersiz güneş ışığı maruziyetine bağlı olarak D vitamini eksikliği görülmektedir.

Yetersiz Emilim

Besinlerle alınan D vitamini ince bağırsakta emilime uğrayıp şilomikron denilen yağ partikülleri içerisinde karaciğere taşınır. Yağ emiliminde bozukluğa neden olabilecek çölyak hastalığı, crohn hastalığı, pankreas yetmezliği, kistik fibrozis ve bazı karaciğer hastalıklarında D vitaminin emiliminde sorun olduğu için D vitamini eksikliği görülür.

Gastrektomi (midenin bir kısmının veya tamamının ameliyatla alınması) sonrası az beslenme, pankreas ve safra salgılarında bozulma, ince bağırsakta emilimde azalma veya ameliyat sonrası D vitamini döngüsünün hızlanmasına bağlı olarak da D vitamini eksikliği görülebilir.

D Vitamini Metabolizmasında Bozukluk

  • Karaciğer hastalıkları: D vitamini ince bağırsak hücrelerinden emildikten sonra şilomikronlarla karaciğere taşınır. Karaciğerde 25-hidroksilaz enzimiyle 25-OHD (kalsidiol)’e dönüştürülür. Daha sonra bağlayıcı proteinlerle böbreğe taşınıp aktif formu olan 1,25 OH2D (kalsitriol)’e dönüşür. Karaciğer hastalıklarında vitamin D’nin aktif forma dönüşümünde sorun olmasının yanı sıra D vitamininin taşınmasında rol alan proteinlerin eksikliği, bağırsaktan emilim yetersizliği gibi problemler de D vitamini eksikliğine neden olur.
  • Böbrek yetmezliği: D vitamini karaciğerde 25-OHD’ye dönüştürüldükten sonra taşıyıcı proteinler aracılığıyla böbreğe taşınır. Böbrekte aktif form olan 1,25 hidroksivitamin D (kalsitriol)’e dönüştürülür. Böbrek yetmezliğinde aktif forma dönüşüm gerçekleşemeyeceği için, D vitamini eksikliği görülür.

D Vi̇tami̇ni̇ni̇n İnakti̇f Metaboli̇tleri̇ne Yıkılmasına Neden Olan İlaçlar

Bazı ilaçlar D vitamininin metabolizmasını etkileyerek inaktif formuna dönüşmesine neden olur.

  • Fenitoin: Epilepsi tedavisinde kullanılır.
  • Ketokanazol: Mantar tedavisinde kullanılan antifungal ilaçtır.
  • Rifampisin, izoniazid: Tüberküloz (verem) tedavisinde kullanılan ilaçlardır.
  • Antiretroviral ilaçlar: HIV tedavisinde kullanılır.
  • Glukokortikoidler: Bağışıklık sistemini baskılamak için birçok hastalıkta veya adrenal yetmezliği olan hastalarda kullanılan ilaçlardır.

D Vitamini Eksikliği Teşhisi

D vitamini eksikliğinin teşhisi için kan testi başta olmak üzere bazı durumlarda görüntüleme yöntemleri de kullanılabilir.

  • Kan testi: D vitamini eksikliği teşhisi kan testiyle konur. Aç karınla kan verilir. Genellikle aynı gün içinde sonuç çıkmaktadır. Kan testinde 25-OH vitamin D düzeyine bakılır.
  • Görüntüleme yöntemleri: Şiddetli D vitamini eksikliği çocuklarda rikets, yetişkinlerde kemik yumuşaması tablosuna neden olur. Bu hastalıkların ayırıcı tanısı için röntgen filmi çekilir.

Kemik yumuşamasının röntgende tipik bulgusu looser çizgileri (yalancı kırıklar) ve yaygın osteopeni (kemik kaybı)’dır. Büyümesini tamamlamamış çocuklarda ise röntgende büyüme plaklarında genişleme olması rikets için önemli bir bulgudur.

D Vitamini Eksikliği Tedavisi

D vitamini eksikliği tedavisi ağız yoluyla kullanılan vitamin D takviyesiyle yapılır. Vitamin D piyasada damla, kapsül, tablet, sprey veya çiğnenebilir formlarda satılmaktadır.

Kanda 25-OH vitamin D düzeyinin 30ng/ml altında olması durumunda tedaviye başlanır.

25-OH vitamin D düzeyi 20-29 ng/ml aralığında ise idame doz (1500-2000 IU vitamin D) ile tedaviye başlanır.

25-OH vitamin D düzeyi 20ng/ml’nin altında olduğu durumda, önce yükleme dozu (8 hafta boyunca haftada 50000 IU vitamin D) verilir, daha sonra idame doz (günde 15000-2000 IU vitamin D) ile devam edilir.

Tedaviye başladıktan 8 hafta sonra vitamin D düzeyleri kontrol edilir. 30ng/ml’ye ulaşmış ise, günde 800-1500 IU vitamin D ile devam edilebilir. Tedavide hedef, serum 25-OH vitamin D düzeyini 30-50 ng/ml aralığında tutmaktır.

D vitamini takviyesi kolekalsiferol (vitamin D3) formunda yapılmalıdır. Kronik böbrek hastalarında aktif forma dönüşüm yetersiz olacağından aktif form olan 1,25-OH2 vitamin D (kalsitriol) tercih edilir.

D Vitamini Eksikliği Tedavi Edilmezse

D vitamini eksikliğinin en ciddi komplikasyonları hipokalsemi (kalsiyum düşüklüğü), hipofosfatemi (fosfat düşüklüğü), rikets (çocukluk çağında görülen kemik hastalığı) ve osteomalazidir (yetişkinlerde görülen kemik hastalığı).

D vitamininin antiinflamatuar etkileri immün sistem hastalıkları ve kansere karşı koruyucudur. Uzun süreli D vitamini eksikliğinin kalp hastalıkları, hipertansiyon, metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve kanserler ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca D vitamini eksikliğinde ateroskleroz (damar sertliğiriskinin arttığı düşünülmektedir.

D Vitamini Eksikliğine Ne İyi Gelir?

D vitamini eksikliğini önlemenin en iyi yolu güneş ışığından faydalanmaktır. Deride birinci derece yanık gibi kızarıklıklar oluşuncaya kadar güneş ışığına maruz kalmak yaklaşık 20.000 IU vitamin D sentez edilmesini sağlar. Güneş ışınlarının D vitamini sentezi için en yararlı olduğu saatler 10.00-15.00 arasıdır. Haftada iki kez güneş koruyucu sürmeden kollar, bacaklar, yüz ve sırt 20 dakika boyunca güneşe maruz bırakılırsa, yeterli D vitamini sentezi gerçekleşir.

Bir tür D vitamini olan kolekalsiferol içerenler besinler tüketmek D vitamini eksikliği için yararlıdır. Bu besinler; ceviz, yumurta, portakal, kaju ve sebzelerdir.

D vitamini yağda eriyen bir vitamin olduğu için, D vitamini takviyesi alanların vitamini yağlı yemeklerle beraber tüketmesi önerilmektedir.

D Vitamini Eksikliğine Ne İyi Gelmez?

D vitamini eksikliğine zemin hazırlayan faktörler şu şekildedir:

  • Sürekli kapalı ortamlarda bulunmak
  • Sigara içmek
  • Obezite
  • Vegan beslenme tarzı
  • Kirli hava solumak
  • Sisli havanın sık olduğu bölgelerde yaşamak

D Vitamini İlaçları

  • Kolekalsiferol: Vitamin D3 olarak geçer. Biyolojik olarak inaktiftir. Karaciğer ve böbrekte birtakım tepkimeler sonucu aktifleşir. Böbrek hastalığı olmayanlarda bu form tercih edilir. Piyasada damla, tablet, kapsül, sprey veya çiğnenebilir formlarda bulunur.
  • Kalsitriol: 1,25-OH vitamin D’dir. Biyolojik olarak aktif formdur. Sağlıklı insanda inaktif formun aktif forma dönüşümü böbreklerde gerçekleşir. Böbrek yetmezliği olan hastalarda bu dönüşüm gerçekleşemeyeceği için bu hastalara aktif form olan kalsitriol verilmelidir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Hamilelikte D Vitamini Eksikliği

Gebelerde ve emziren kadınlarda bebeğin kemik gelişimi için kalsiyum ve vitamin D metabolizmasında birtakım değişiklikler meydana gelir. Birinci trimesterda (gebeliğin ilk 3 ayı) fetüs iskeletinde bir günde 2-3 mg kalsiyum birikir. Annenin metabolizmasında da fetüsün artmış kalsiyum ihtiyacına bağlı olarak değişiklikler meydana gelir. Kalsiyumun bağırsaktan emilimi artar, böbrekten atılımı azalır. Bu değişimler son trimesterda (gebeliğin son 3 ayı) en üst düzeye ulaşır.

Gebeliğin erken dönemlerinden itibaren annenin plazma 1,25-OH vitamin D (kalsitriol) düzeyleri artmaya başlar ve son trimesterda en üst düzeye ulaşır. Gebelik bittikten sonra normale döner.

Fetüsün paratiroid bezi ve plasentadan salınan PTH ilişkili peptid (PTHrP), kalsiyum transferi ve vitamin D sentezini uyarır. PTHrP; annenin kanına karışarak ve böbrek ve kemikteki reseptörlere bağlanır. Reseptörlere bağlanan PTHrP; 1,25-OH2 vitamin D düzeylerini yükseltir ve kalsiyum metabolizmasını düzenler.

Yapılan çalışmalarda gebelikte vitamin D eksikliği preeklampsi (gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkan tansiyon yüksekliği ve idrarda protein bulunması), insülin direnci, gestasyonel diyabet (gebelikte ortaya çıkan diyabet), bakteriyel vajinozis ve artmış sezaryen olasılığı ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Annede düşük D vitamini seviyeleri doğumdan sonra bebekte hipokalsemi ve birkaç ay sonrasında rikets hastalığına neden olabilmektedir.

Gebelikte günde 4000 IU vitamin D takviyesi enfeksiyon, sezaryen doğum ve erken doğum riskini azaltmaktadır.

Anne ve çocuğun güvenliği için hiçbir ilaç veya alternatif yöntem doktordan habersiz kullanılmamalıdır.

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği

Anne sütünde bulunan D vitamini yeterli olmadığı için özellikle 4 ay-3 yaş arası çocuklarda D vitamini ve kalsiyum eksikliğine bağlı rikets hastalığı gelişir. Rikets; hipokalsemi (kanda kalsiyum düzeyinin düşük olması), konvülsiyon (nöbet), kemik deformiteleri, kas güçsüzlüğü, dişlerde gelişimsel bozukluk, büyüme ve gelişme geriliği ile seyreden bir hastalıktır. Ülkemizde D vitaminin eksikliğinin çocuklarda görülen en sık komplikasyonu solunum yolu enfeksiyonlarıdır.

Ergenlik çağındaki çocuklar D vitamini eksikliği açısından risk altındadır.

Çocuklarda D Vitamini Eksikliği Tedavisi

0-1 yaş: 2000 IU/gün veya 50000 IU/hafta ağız yoluyla D vitamini verilir. 6 hafta sonra kontrol edilir. Devamında hedef düzeyi korumak için 400-1000 IU/gün ile idame tedavi uygulanır. Kan 25-OH vitamin D hedef düzeyi 30 ng/ml’dir.

1-18 yaş: 2000 IU/gün veya 50000 IU/hafta ağız yoluyla D vitamini verilir. 6 hafta sonra kontrol edilir. Hedef düzeyi korumak için idame doz 600-1000 IU/gündür. Hedef kan 25-OH vitamin D düzeyi 30ng/ml’dir.

Bebeklerde D Vitamini Eksikliği

Bebekler ihtiyacı olan besinlerin çoğunu anne sütünden karşılar. Ancak D vitamini ihtiyacı anne sütünden yeterince sağlanamaz. İdeal D vitamini düzeylerini korumak için mevcut öneri, bebeklerin doğumdan itibaren ergenlik çağı da dahil olmak üzere her gün 400 IU D vitamini alması gerektiği şeklindedir.

D Vitamini Eksikliği için Hangi Doktora Gidilir?

D vitamini eksikliği için Dahiliye bölümüne gidilmelidir.

Yaygın kas ve kemik ağrısı, halsizlik, dikkati toplamada zorluk gibi şikayetler varsa doktora gidilmelidir. Osteomalazi, osteoporoz, rikets ve paget gibi kemik hastalığı olan kişiler de D vitamini açısından taranmalıdır. Bunun dışında bazı insanlar D vitamini eksikliği için risk kategorisindedir. Bu risk gruplarından birine dahilseniz doktorunuza danışınız.

Risk grupları şu şekildedir:

  • Güneş ışığına yeterince maruz kalmayanlar
  • Koyu tenliler
  • 65 yaş üstü kadın ve erkekler
  • Hamile veya emziren kadınlar
  • 5 yaşından küçük çocuklar
  • Obezler
  • Antikonvülsan ilaç (fenitoin) veya glukokortikoid kullananlar
  • D vitamini eksikliğine neden olabilecek ek hastalığı olanlar (crohn, kronik böbrek yetmezliği, karaciğer hastalığı vs.)
Makaleyi faydalı buldun mu?
5
0
Makeleyi Paylaşın

D vitamini eksikliği ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

D vitamini eksikliği bazı hastalarda belirti vermez. Belirti gösteren hastalarda en sık görülen şikayet geçmeyen yorgunluk, kas ve kemik ağrısıdır.

Bununla birlikte D vitamini reseptörleri vücutta yaygın olarak bulunur. Bu da vitaminin birçok organ ve sistem üzerinde etkileri olduğu anlamına gelir. D vitamini eksikliği belirtisiz seyretmekle, kanser gelişimi riski arasında geniş bir yelpazeye sahiptir.

D vitamini eksikliği yorgunluk, kas ve kemik ağrısı (özellikle sırtta), bilişsel yeteneklerde azalma, sık enfeksiyon geçirme, yara iyileşmesinde gecikme, depresyon, çocuklarda büyüme ve gelişme geriliğine neden olur. Bunların dışında uzun süreli D vitamini eksikliği yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları, kanser ve diyabet gibi kronik hastalıklarla ilişkilidir.

Yeterli miktarda D vitamini almak az miktarda kilo kaybına yardımcı olur, yağlanmayı baskılar ve kilo alımını sınırlandırır. Buna rağmen D vitamini eksikliği kilo verememenin sık karşılaşılan bir nedeni değildir. Kilo vermekte zorlanan veya kilo veremeyen hastalar mutlaka endokrinoloji uzmanına danışmalıdır.

D vitamini eksikliğinde en sık görülen şikayet kas ve kemik ağrısıdır. Bu ağrılar özellikle sırtta, kaburgalarda ve leğen kemiğindedir. Ancak uylukta ve kaval kemiğinde de ağrıya neden olur.

Anne sütü, bebeklerin yeterli miktarda D vitamini alması için yeterli değildir. En iyi D vitamini kaynağı güneş ışığı olmakla birlikte kanser riskini arttırdığı için D vitamini eksikliği tedavisi için çeşitli öneriler sunulmuştur.

Bebeklerde D vitamini eksikliği tedavisi için öneriler şu şekildedir:

  • 0-1 yaş: 2000 IU/gün veya 50000 IU/hafta ağız yoluyla D vitamini verilir. 6 hafta sonra kontrol edilir. Devamında hedef düzeyi korumak için 400-1000 IU/gün ile idame tedavi uygulanır. Kan 25-OH vitamin D hedef düzeyi 30 ng/ml’dir.
  • 1-18 yaş: 2000 IU/gün veya 50000 IU/hafta ağız yoluyla D vitamini verilir. 6 hafta sonra kontrol edilir. Hedef düzeyi korumak için idame doz 600-1000 IU/gündür. Hedef kan 25-OH vitamin D düzeyi 30ng/ml’dir.

Saç dökülmesi birçok nedene bağlı olabilir. Bunlardan en sık görüleni de stresli yaşam tarzıdır. Ancak saç dökülmesi şiddetliyse bunun nedeni beslenme yetersizliği (malnütrisyon) olabilir. Alopecia areata, şiddetli saç dökülmelerine yol açan otoimmun bir hastalıktır. Yapılan çalışmalarda bu hastalığın D vitamini eksikliğiyle ilişkisi olduğu gösterilmiştir. Bir başka çalışmada ise bölgesel olarak uygulanan D vitamininin saç dökülmesini azalttığı görülmüştür.