Koma

Koma, beynin her iki yarısında meydana gelen hasar sonucunda bilincin kaybedilmesidir. Antiepileptik ilaçlar, sıvı tedavisi ve insülin tedavisi gibi tedavi yöntemleri vardır.

Koma Nedir?

Bilinç bireyin kendisini ve çevresini algılayabilmesi durumudur. Bilinç bozukluklarını hafiften ağıra doğru derecelerine göre sınıfladığımızda;

Bilinç sislenmesi: Hastanın farkındalığının azalması

Konfüzyon: Şaşkınlık, yönelim bozukluklarının bulunması

Somnolans: Uykuya eğilim, anormal uyku hali

Stupor: Uyku ile koma arasında derin baygınlık hali

Koma: Ağır bilinç kaybı  

şeklinde sınıflanır. Koma bilinç bozuklukları arasında klinik olarak en ağır ve en karmaşık olanıdır.

Koma; beynin her iki yarısında meydana gelen hasar sonucunda bilincin kaybedilmesidir. Basit bir ifadeyle çok derin bir uyku halidir. Bu hasar nörolojik, endokrinolojik, yapısal, travmatik, metabolik ve toksik birçok sebebe bağlı olarak oluşabilir. 

Bilinç değişiklikleri ile acil servise başvuran hastalar acil servise başvuran hastaların %3'ünü oluşturmaktadır. Bu hastaların %85'inde sebep metabolik iken %15'inde ise yapısal problemlerdir.

Koma Belirtileri Nelerdir?

Koma diğer bilinç değişiklikleri ile sık olarak karışan bir klinik tablodur. Bu ayrımı hekimler yapabilir. Koma belirtileri komaya sebep olan hastalığa göre değişkenlik gösterir. Bilinç kaybının kısa sürede veya bir kaç gün gibi uzun bir sürede meydana gelebilir. Hastanın ateşi yükselebilir. Vücudun bir yarısında veya bir uzuvda felç meydana gelebilir. Hastanın davranışlarında farklılık gözlenebilir. Etrafındakileri ve kendini tanımakta güçlük çekebilir. Bulunduğu yeri, tarihi karıştırabilir. 

Tansiyonu yükselebilir veya düşebilir. Baş dönmesi, bulantı, kusma gibi şikayetleri olabilir. Soğuk maruziyeti gibi bir durum sonrası komada hastanın vücut sıcaklığında düşüşte olabilir. Soluk alıp vermesi hızlanmış veya yavaşlamış olabilir. Solunumu kısa sürelerle duraksayarak devam edebilir. Vücudunda yaygın ödeme bağlı şişlikler oluşabilir. Kalp atım sayısı azalmış veya artmış olabilir.

Travmaya bağlı komada deride morluklar görülebilir. Vücutta yaygın sarı renk olması karaciğer hasarı sonucu oluşmuş komada görülür.   Zehirlenmelere bağlı komada yanıklarda oluşan deri lezyonlarına benzeyen içi sıvı dolu balonlar şeklinde lezyonlar (bül) görülebilir. 

Metabolik komada en önemli belirtiler nörolojik belirtilerdir. Hastalarda kısa süreli duyu kayıpları oluşabilir. Bunun yanında titreme, terleme ön plandadır.

Koma Nedenleri Nelerdir?

Beyinde uyanıklıktan sorumlu olan kısımı ARAS (Asendan Retiküler Aktive Edici Sistem) olarak isimlendiriliyor. Komanın temel sebebi bu bölgenin hasar almasıdır. Bu hasara sebep olan çok fazla sebep bulunmaktadır. Bu sebepler;

Toksinler: Kurşun, Siyanür, Mantar, Metanol, Etilen Glikol, Karbon Monoksit

İlaçlar: Barbitüratlar, Sedatifler, Antikolinerjikler, Amfetaminler, Lityum, Opiyatlar

Metabolik: Hipoglisemi (kan glukoz düzeyinin düşük olması), Hipotermi (vücut sıcaklığının düşük seyretmesi), Hipertermi (vücut sıcaklığının yüksek seyretmesi), Üremi (kanda üre miktarında artış), Porfiriler, Addison Hastalığı (adrenal bezlerden salgılanan hormonların yetersizliği) , Hipotiroidi (Tiroid hormonlarının yetersizliği)

Enfeksiyonlar: Menenjitler (beyin zarlarının enfeksiyonu), Sepsis (yaygın vücut enfeksiyonu), Sifiliz, Tifo, Sıtma

Diğer sistemik hastalıklar: Epilepsi, Kalp Yetmezliği, Hipotansiyon (düşük tansiyon), Beyni besleyen damarlarda oluşan tıkanıklıklar, Beyin Kanamaları, Bakteriyel Endokarditler( Kalbin endokard katmanının enfeksiyonu), Trombotik Trombositopenik Purpura (Pıhtılaşma Bozukluğu)

Şeklindedir.

Koma Teşhisi

Bilinç bulanıklığı ile başvuran hastalarda yapılacak ilk şey hastanın hikayesini yani bu durumun ne zaman başladığı ne kadar sürdüğü, kişinin önceden sağlık durumunun nasıl olduğu, kronik bir hastalığı veya kullandığı bir ilacının olup olmadığı, hastanın davranış değişikliği gösterip göstermediği, hastanın diğer belirtileri sorgulanır. Bu cevapları hastanın yakınları verir. Anamnez hastanın durumuna göre daha detaylandırılabilir. 

Hekim daha sonra fizik muayeneye geçer. Anamnezin yönlendirdiği bir sistem varsa öncelikle o sistem değerlendirilir. Hastadan veya yakınlarından anamnez alınamıyorsa ya da anamnez fikir vermiyorsa tüm sistemleri değerlendirmek gereklidir. Muayeneye hastanın yaşamsal bulgularını değerlendirme ile başlanır. Bu değerlendirme hastanın dolaşımını, nefes alışverişini ve nabzını değerlendirmeyi kapsar.

Bunu vital bulguların değerlendirilmesi takip eder. Vital bulgular ateş, solunum sayısı, nabız ve tansiyon ölçümünden oluşur. Tansiyonun yüksek olması beyin kanamalarına ve kafa içi basıncı arttıran sebeplere bağlı komayı; düşüklüğü ise kanamalara ve sepsis gibi yaygın enfeksiyonlara bağlı komayı düşündürür. 

Ateşin yüksekliği genellikle bir enfeksiyona işaret etmekle beraber sıcak çarpması, kanserler ve bazı ilaçlara (antikolinerjik ilaçlara) bağlı zehirlenmelerde görülebilir. Hipotermi yani düşük vücut sıcaklığı ise donma ve hipotiroidiye bağlı komada görülebilen bir durumdur. 

Soluk sayısının fazla oluşu asidoz dediğimiz kan pH 'ının arttığı durumda ve psikolojik durumlarda görülür. Azalması ise nöromüsküler hastalıklarda, sedatif ilaçlara bağlı koma tiplerinde görülür. 

Nabız sayısında azalma kafa içi basınç artışı, kalp krizi gibi sebeplere bağlı koma tablolarında görülür. Artış yani taşikardi ise hipoglisemi, şok ve enfeksiyonlara bağlı komada oluşabilir.

Vital bulguların değerlendirilmesinden sonra vücuttaki sistemler tek tek değerlendirilmek amacıyla muayene edilir. İlk olarak hastanın cildinde bir değişiklik olup olmadığı kontrol edilir. Bu değişim morluklar, yaygın sarılık, bül olarak isimlendirilen sıvı dolu balonlar şeklinde olabilir. Morluklar boyutlarına göre travmaya yada kanama bozukluklarına bağlı olarak oluşabilir. Büller zehirlenmelere, sarılık ise karaciğer hastalıklarına bağlı oluşabilir. Bu değerlendirmelerden sonra nörolojik muayeneye geçilir. 

Nörolojik muayene koma olduğu düşünülen her hastada yapılması gereken muayene çeşididir. Koma sebebinin beyin veya beyin sapından kaynaklandığı durumlarda lezyonun yeri hakkında önemli ipuçları elde edilir. Muayenede temel olarak üç nokta önemlidir; uyanıklık durumu, motor yanıtlar ve beyin sapı refleksleri. 

Uyanıklık düzeyi sesli veya dokunarak yapılan uyarılarla kontrol edilir. Anlamlı cevaplar ise gözlerini açma, sesli cevap verme veya hareket etme şeklinde olur. Motor yanıtları değerlendirmek için hastadan hekimin elini tutması, itmesi veya çekmesi istenebilir. Beyin sapı reflekslerini değerlendirmek için pupil refleksi olarak bilinen göz bebeklerinin ışığa verdiği yanıt değerlendirilir. Göz bebeği ışık tutulduğunda küçülürse hastanın reflekslerinin kaybolmadığı anlamına gelir. Bu refleks her iki gözde incelenmeli direkt ve in direkt olarak değerlendirilmelidir. Bu refleksin kaybı komanın sebebinin beyin ile alakalı olduğuna işaret eder. Değerlendirilmesi gereken bir başka refleks kornea refleksidir. Hastanın gözünde küçük noktaya bir pamuk aracılığıyla dokunulur. Sağlıklı insanlarda göz kapaklarının kapanması gerekir. Komadaki hastada bu refleksin bulunmaması sorunun nörolojik kaynaklı olduğuna işaret eder.

Nörolojik muayenede hastanın göz hareketleri de değerlendirilmelidir. Herhangi bir titreşim yada bir yana devrilme gibi bulgularda koma sebebinin beyinde bulunan bir lezyondan kaynaklandığına işaret eder.

Bu hastaların kardiyovasküler sistemleri de muayene edilmeli kalp seslerinin doğallığı ve ek ses bulunup bulunmaması değerlendirilmelidir. Hastalar endokarditler (kalbin endokard katmanının enfeksiyonu), kalp krizi gibi kardivasküler sebeplerle de komaya girebilir. 

Hastanın muayenesi bitirildikten sonra tanı amaçlı tetkiklere geçilir. Laboratuvar tetkiklerinden;

Tam kan sayımı ile hastanın Hb, Hct, Plt, WBC gibi değerleri incelenir. Bunlardan Hb ve Hct değerlerinin düşmesi kanama gibi bir sebeple koma tablosunun oluştuğunu gösterir. Plt değerinin düşüklüğü yine kanama bozukluklarına işaret eder. WBC değerinin artışı ise ateşinde bulunması halinde enfeksiyonlara işaret eder. 

Biyokimya tetkikleri ile hastanın Glukoz, HbA1C, BUN, Kreatinin AST, ALT, elektrolitlerden Na, K, Cl gibi değerleri incelenir. Glukoz değerinin artışı hiperglisemiye azalması ise hipoglisemiye bağlı komayı işaret eder. HbA1C değeri ise hastanın üç aylık ortalama kan şekeri değerini gösterir. BUN ve kreatinin değerleri böbrek fonksiyonlarını; AST ve ALT değerleri ise karaciğer fonksiyonlarını değerlendirmede kullanılır ve komaya sebep olan organın belirlenmesinde önemli rol oynar. Tiroid ve adrenal bezlerin hormonları da biyokimya testleri ile değerlendirilir. Bu iki salgı bezi de koma sebebi olabilmektedir. Hastada enfeksiyon düşünülüyorsa CRP, Prokalsitonin, Sedimantasyon gibi değerlerde kontrol edilmelidir.

Enfeksiyonlara bağlı komalarda enfeksiyonun kaynağı biliniyorsa hem tanının kesinleşmesi hemde tedavinin belirlenmesi için hücre kültürü yapılmalıdır. 

Kan gazı tetkiki hastanın yeterli oksijeni alıp alamadığını, kan pH'ını ve kanama bozuklukları açısından değerlendirilmesini sağlar. Asidoz ve alkaloz tabloları bu tetkiklerle anlaşılır. 

Hastada ilaç zehirlenmesi veya başka bir zehirlenme türü düşünülüyorsa düşünülen maddeye özel metabolitlerde kanda bakılabilir. 

Kan tetkiklerinden sonra görüntüleme yöntemlerine geçilir. Hastada travma şüphesi varsa genel bir tarama yapılmalıdır. Kemik yapılarda oluşan kırıkların kanamalara sebep olarak komaya neden olabileceği unutulmamalıdır. Görüntüleme tetkiklerinden en önemli olan ve hastaların tümünde değerlendirilmesi gereken nörolojik görüntülemelerdir. 

Nörolojik görüntüleme tetkiklerinden tomografi (BT) kanamalar ve tümörleri iyi değerlendirmemizi sağlarken MRG ise beynin oksijensiz kalmasına bağlı oluşan hasarı ve inme gibi durumlarda oluşan hasarı iyi görüntülememizi sağlar.

Görüntüleme yöntemleri yönlendirirse veya komaya sebep olabilecek başka bir sebep bulunamadıysa Lomber Ponksiyon olarak isimlendirilen beyin omurilik sıvısı değerlendirmesi yapılır. Bu tetkik 3. ve 4. bel omurları arasından bir enjektör yardımıyla girilerek beyin omurilik sıvısı örneğinin alınması ve bu sıvıda hücre sayımı, protein içeriği değerlendirmesi ve hücre kültürü yapılmasını içerir. Menenjitler, ensefalitler (beyin dokusunun enfeksiyonu) gibi hastalıklar hakkında fikir verir.

EEG' de (Elektroensefalografi) koma düşünülen hastalarda yapılan bir tetkiktir. İlk olarak epilepsi varlığını değerlendirmek için yapılır. Ancak epilepsinin olmadığı durumlarda da beynin elektriksel aktivitesini ve derin koma halinin değerlendirmemizi sağlar.

Koma Tedavisi

Yukarıda detaylı olarak anlatılan testler acil servislerde yapıldıktan sonra hastaya koma tanısı konur. Komadaki hastanın tedavisinin ilk basamağı hava yolu, soluk alma ve dolaşımın sağlanmasıdır. Bu amaçla hastanın vücut salgılarının soluk borusuna kaçmasını engellemek amacıyla hasta yan yatırılarak koma pozisyonu verilir. Hastanın vital bulguları da değerlendirildikten sonra Glaskow Koma Skoru (GKS) değerlendirilir. GKS'nin 3 olması koma, 3 ile 8 arasında olması ise prekoma durumunu gösterir.

Glasgow Koma Skalası

Gözler

1 Puan - Ağrılı uyaran ile gözlerini açmaz.

2 Puan - Ağrılı uyaranla gözlerini açar.

3 Puan - Sesli uyaranla gözlerini açar.

4 Puan - Uyarı verilmeden gözlerini açar.

Motor Yanıt

1 Puan - Ağrıya karşı kol ve bacaklarda cevap yoktur.

2 Puan - Kol ve bacaklar dışa doğru açılmıştır. (Anormal ekstansör yanıt)

3 Puan - Kollar içe doğru kapanmış bacaklar dışa doğru açılmıştır. (Anormal fleksör yanıt)

4 Puan - Ağrılı uyarandan uzaklaşmaya çalışır.

5 Puan - Ağrılı uyaranın yerini belirleyebilir ve kaynağı uzaklaştırmaya çalışır. 

6 Puan - Basit komutlarla kol ve bacağını kaldırabilir. 

Sözel Yanıt

1 Puan - Sözel yanıt yoktur.

2 Puan - Anlaşılmayan sesler çıkarır.

3 Puan - Anlamsız veya çok az anlamlı kelimeler söyler.

4 Puan - Kelimeleri doğru söyler ancak söyledikleri sorulanın cevabı olmayabilir.

5 Puan - Yer, zaman ve kişi oryantasyonu iyidir.

Glasgow koma skoru 8'in altında olan hastaların solunum destek ünitesine bağlanması gerekir. Bunun dışında oksijen doygunluğu yetersiz olan ( Saturasyon < %90) hastalarda da solunum desteği gereklidir. 

Komadaki hastaların temel tedavisi altta yatan sebebi tedavi etmektir. Komanın sebebi kan şekerinin çok yükselmesi ise hastaya insülin tedavisi verilerek kan glukoz değerlerinin düzenlenmesi gerekir. Sebep böbrek, karaciğer gibi bir organın hasarı ise hastalığın tedavisi ve gerekirse diyaliz yapılmalıdır. 

Altta yatan sebep bulunup tedavi edilen sürede hastaya destek tedavi sağlanmalıdır. Bu destek tedavi sıvı tedavisi, beslenmenin sağlanması ve semptomatik tedaviyi içerir. Hastalar bu sırada beslenmelerini ağız yoluyla gerçekleştiremeyeceğinden damar yolu veya nazogastrik sonda yoluyla beslenmesi sağlanmalıdır. Hastanın sıvı dengesi çok yakından takip edilmeli ve gerekli sıvı miktarı damar yolu aracılığıyla verilmelidir.

Muhtemel ancak ispatlanmamış bir enfeksiyon varsa geniş spektrumlu bir antibiyotik veya antiviral ile tedavi başlanmalıdır. Hasta nöbet geçiriyorsa antiepileptik ilaçlarla tedavisi desteklenir. Antiepileptik ilaçlara rağmen durmayan nöbetlerde tiamin eksikliği akla gelmeli ve tedaviye mutlaka eklenmelidir. Hastanın bir ilaç nedeniyle komaya girdiği biliniyor ancak ilacın ne olduğu bilinmiyorsa flumazenil ve nalokson tedaviye eklenebilir. İlaç biliniyorsa antidotu olan madde tedavide kullanılır. Beyin ödemi olduğu düşünülen hastalarda ödem karşıtı tedavide kullanılan mannitol kullanılabilir.

Koma Tedavi Edilmezse

Koma vücutta çeşitli organların hastalıkları sonucu oluşabilen geçici bir durumdur. Bu geçici durum çeşitli sonuçlara ulaşabilir. Bu sonuçlardan en olumlu olanı altta yatan hastalığın bulunup etkin bir tedaviyle iyileşmesidir. Diğer bir olumlu sonuç ise tedavi olmasa da hastanın küçük bazı sekellerle de olsa aktif yaşamını sürdürebilmesidir. Tedavi olmayan olguların büyük bir bölümünde hasta bilinçlidir ancak ağır sekeller kalır ve hastanın kendi başına yaşamını sürdürmesi imkânsız hale gelir. Buraya kadar anlatılan sonuçlar hastanın bilincinin açık olduğu ihtimallerdir. Bilincin korunmadığı diğer üç ihtimal ise kalıcı bitkisel durum, beyin ölümü ve ölümdür.

Kalıcı bitkisel durumdaki hastanın çevresi ile hiçbir bağı yoktur. Bilinci çoğunlukla kapalıdır. Ancak bu durumda olup iyileşen hastaların olduğu bilinmektedir. Beyin ölümü ise geri dönüşümsüz bir durumdur. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastaların iyileşemeyeceği kesindir. Beyin ölümünün gerçekleştiği kararı apne testi, EEG gibi testler ve beyin sapı reflekslerinin muayenesi ile verilir.

Komadaki hastanın durumunun bu sonuçlardan hangisine varacağı komanın sebebine, ciddiyetine ve müdahale süresine göre değişkenlik göstermektedir. 

Koma Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Koma tedavisinde kullanılan ilaçlar komanın sebebine göre belirlenir. Komanın sebebi hiperglisemi ise insülin tedavisi, hipoglisemi ise dekstroz içeren sıvılarla tedavi gereklidir. Sebep epilepsi ise fenitoin gibi bir antipileptik ilaçlar kullanılır. Sebep bakteriyel bir enfeksiyon ise seftriakson ve vankomisin kombinasyonu; viral enfeksiyon ise asiklovir gibi bir antiviral kullanılır. Beyin ödemi bulunan hastada mannitol kullanılır. Hastanın tansiyonu yüksek ise sodyum nitroprusit, furosemid gibi ilaçlar kullanılabilir. 

Hamilelikte Koma

Hamile bireylerde koma sağlıklı yetişkinlerde komaya sebep olan hastalıkların sonucunda oluşabileceği gibi hamileliğin kendisine ve komplikasyonlarına bağlı olarak da gelişebilir. Hamilelerde komanın en sık sebebi karaciğer hastalıklarıdır. Bu tip komada hastanın kan basıncında çok hızlı yükselmeler görülebilir.

İkinci en sık sebep ise diyabet hastalığıdır. Bilindiği üzere gebeliğin kendisi bazı kadınlarda diyabet hastalığı oluşturmaktadır. Diyabet hastalığı kan damarlarının yapısını etkileyen bir hastalıktır. Bu sebeple göz, böbrek gibi organlarda da hasar oluşturur. Bu sebeple diyabete bağlı koma tablosu oluşan hamile hastaların böbrek fonksiyon testlerinde bozulmalar olabilir. Böbrek yetmezliği oluşabilir. Ayrıca görme bulanıklığı şikayeti de olabilir. Görme bulanıklığı sağlıklı yetişkinlerde nörolojik sebeplere bağlı komayı düşündürürken hamile bireylerde diyabete bağlı komaya girme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca diyabete ve gebeliğe bağlı olarak oluşan bağışıklık sistemi bozuklukları da enfeksiyonlara davetiye çıkarmaktadır. Bu sebeple gebelerde enfeksiyon belirteçleri olan WBC, CRP, Prokalsitonin gibi değerler dikkatle takip edilmelidir. 

Gebelikte komaya sebep olan bir diğer durum ise gebelik zehirlenmesi olarak bilinen eklampsi tablosudur. Eklampsiye bağlı komada şiddetli baş ağrıları, kas seğirmeleri ve nöbetler sık görülür. Bu nöbetler bebeğin oksijensiz kalmasına neden olur. Bu yüzden bebeğin yaşamı tehlikeye girer. Eklampsi çok ciddi ise gebeliğin sonlandırılması gerekebilir.

Koma sebebinin belirlenmesinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinden tomografi ve direkt grafi gebelerde radyasyon bulundurmasından dolayı kullanılmaz. Bu sebeple MRG ve USG gibi görüntüleme yöntemleri daha yaygın kullanılır. Sağlıklı bireylerde kanda çalışılan değerler, lomber ponksiyon ve EEG gibi tetkiklerin gebelerde kullanılmasında bir sakınca yoktur. Koma sebebine göre kullanılacak tüm ilaçların gebelik kategorileri değerlendirilmeli ve gereksiz ilaç kullanımlarından sakınılmalıdır.

Çocuklarda Koma

Çocuklarda koma sebepleri yetişkinlerdeki sebepler ile aynı olmakla birlikte en yaygın sebep enfeksiyonlardır. Koma tanısı konmasını sağlayan en önemli belirti özellikle okul çağı öncesinde bilinç kaybıdır. Bunun yanı sıra büyük çocuklar kendilerini daha iyi ifade edebildiklerinden belirtileri daha iyi anlatabilirler. Bu çocuklarda bilinç kaybının nasıl oluştuğunu, oluşma süresini, öncesinde buna sebep olacak bir travmanın ya da herhangi bir besin, ilaç gibi bir madde alımının olup olmadığı sorgulanabilir. Okul çağı ve sonrasındaki çocuklar belirtileri daha iyi tariflediğinden koma sebebinin belirlenmesi nispeten kolaydır. 

Çocuklarda en sık koma sebebi enfeksiyonlardır. Bunun dışında hipoglisemi atakları da çok sık olarak komaya sebep olabilir. Bilinç kaybıyla acil servise başvuran çocuk hastalarda ilk yapılması gereken tetkiklerden bir kan glukozu tayinidir. Çocuklarda beyin gelişimi henüz tamamlanmadığından hipoglisemide uzun süre kalan çocuklarda nörolojik sorunlar gelişebilir. 

Çocuklarda komanın bir diğer sebebi hipoksi yani kanın yeterli oksijeni alamaması sonucu beynin oksijen ihtiyacının karşılanamadığı klinik durumdur. Çocuklarda hipoksinin önemli sebepleri akciğer enfeksiyonları ve yabancı cisim aspirasyonlarıdır. Yabancı cisim aspirasyonu bir oyuncak veya çocuğun ağzına sığdırabileceği boyutta herhangi bir şeyin soluk borusunu tıkaması sonucu oluşan durumdur. Çocuğun soluksuz kaldığı süre 3-5 dakikayı geçerse beyinde hasar oluşmaya başlar ve bu hasar geri dönüşümsüzdür.

Bebeklerde Koma

Bebeklerde komanın en sık sebepleri çocuklarda olduğu gibi enfeksiyonlar, hipoksi ve hipoglisemidir. Ancak bu sebeplerin oluşma nedenleri çocuklarınkinden farklıdır. 

Bebeklerde enfeksiyonlara bağlı komanın sık görülmesinin sebebi immün sistemlerini henüz gelişmemiş olmasıdır. Bebekler enfeksiyonlara sebep olan etkeni çoğunlukla annelerinin doğum kanalından alırlar. Anne sütü alan bebekler bu enfeksiyonlara karşı daha dirençlidir. Dolayısıyla anne sütü alan bebeklerde koma daha nadir görülen bir durumdur. 

Hipoglisemiye bağlı koma bebeklerde en sık beslenememekten kaynaklanır. Bunun sebebi çoğunlukla tecrübesiz ebeveynlerdir. Bebeği doğru ve yeterli besleme konusunda ebeveynler eğitilmelidir. Bebeğin yeterli besini alamaması durumunda kan glukoz düzeyi hızla düşerek komaya sebep olur. Özellikle yeni doğan bebekler sürekli uyuma eğiliminde olduklarından ebeveynler bilinç bozukluğunun farkına varamayabilir. Hipoglisemi erişkinlerde de tehlikeli bir durumdur ancak bebeklerde nörolojik gelişim sürecini etkileyerek kalıcı mental ve nörolojik problemlere sebep olabilir. Bu sebeple hipoglisemi acil tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavisinde dekstroz içeren sıvılar kullanılır.

Diğer bir yaygın koma sebebi ise hipoksidir. Hipoksinin yeni doğan bebeklerde en sık sebebi doğum kanalında meydana gelen sorunlardır. Bebek kordonunu bebeği soluksuz bıraktığı doğumlarda, bebeğin olması gereken pozisyonda doğmadığı veya diyabetik anne bebeklerinin aşırı kilolu olduğu durumlarda bebekler doğum sırasında oksijensiz kalabilir ve beyinlerinde hasar oluşabilir. Bu hasar geri dönüşümsüzdür. Hipoksinin sebebi çocuklarda olduğu gibi yabancı cisim aspirasyonları olabilir. Bebeğin acil tedavi edilmesi ve oksijenizasyonun sağlanması gerekir. Bu nedenle solunum destek ünitelerine ihtiyaç duyulabilir.

Koma için Hangi Doktora Gidilir?

Koma tanısı alan hastalar bilinç bulanıklığı, baygınlık, yüksek ateş, yüksek kan glukoz düzeyi gibi şikayetlerle ilk başvuruyu genellikle acil servislere yaparlar. Hastaların detaylı tetkikleri yapıldıktan sonra komanın sebebine göre ilgili kliniklere yönlendirilir. Komanın sebebinden bağımsız olarak bilinç bulanıklığı ile başvuran her hastanın Nöroloji kliniklerince değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca koma tanısı koyarken mutlaka bir yoğun bakım uzmanı tarafından değerlendirme yapılmalıdır. 

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Koma ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hastanın müdahale eden kişinin bulunduğu taraftaki kolu yukarıya doğru uzatılır. Karşı taraftaki kolu ise karnının üzerine konur. Karşı tarafta bulunan bacak dik açıyla kıvrılır. Hasta dikkatli bir biçimde bir hamlede müdahale eden kişiye doğru çevrilir. Hastanın uzatılmış olan kolu ve bacağı altta kalmalıdır. Üstte kalan kolu ise başının altına yerleştirilir.

Hastalara koma pozisyonu verilmesindeki temel amaç hastanın bilinci kaybettiği sürede ağzında birikebilecek tükürük gibi sekresyonlarının soluk borusuna geçerek hastanın solunumunu durdurmasına engel olmaktır. Bu nedenle sadece koma durumunda değil epilepsi nöbetleri, senkop yani bayılma atakları gibi hastanın bilincini kaybettiği tüm durumlarda koma pozisyonu verilebilir.

Komadaki temel problem hastanın bilincindeki değişikliktir. Şokta ise problem şokun çeşidine göre bazen damar içindeki sıvı miktarının azalması, bazen kalbin pompalama gücündeki azalma bazen ise nörojenik problemler olabilir. Şokta bilinç değişikliği görülebilir ancak şok tanısı koymak için bilinç kaybı veya değişikliği şart değildir. Ancak koma tanısı koymak için bilinç değişikliği şarttır.