evim.com

Kardiyoloji, dolaşım sistemindeki hastalıklarla ilgilenen bölümdür.

Kalp kaslarına oksijen taşıyan damarlarda tıkanıklık meydana gelmesi sonucu kalp krizi olur. Acil tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanan çok ciddi bir hastalıktır.

Kalbin atma hızının yükselmesi olarak bilinen taşikardi(kalp çarpıntısı) hastalığının tedavisinde kişinin durumuna göre kalp atım hızının düşürülmesi amaçlanır.

Kaçış sendromu, kılcal damarların içinde sıvı ve protein kaybı olduğu için meydana gelir. İlaç ve tedavi yöntemi olmamakla beraber semptomlara göre tedavi edilmektedir.

Damarlardaki incelme sonucu meydana gelen damar genişlemesi olan anevrizma hastalığı bulunduğu bölgeye göre tedavi yöntemlerinde değişkenlik gösterebilir.

Kardiyoloji ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Çocuk kardiyolojisi bölümü, henüz doğmamış bir bebeğin kalbi de dahil olmak üzere 18 yaşına kadar oluşan kalp hastalıklarının teşhis ve tedavilerini yapan bölümdür. Bu hastalıklar fonksiyonel hastalıklar, yapısal anomaliler ya da ritim bozukluğu gibi sağlık sorunları olabilir. Çocukluk çağında görülen kalp hastalıklarının büyük bir çoğunluğu, doğuştan gelen hastalıklardan oluşur. Nefes almada güçlük, morarma, bayılma ve gelişim geriliği gibi belirtilerden bir ya da birkaçı ortaya çıktıktan sonra vakit kaybetmeden çocuk kardiyoloji uzmanına gidilmesi hayati önem taşır.

Hastalarda büyük ve küçük tansiyonun birlikte yükselip birlikte düşmesi birbirinden bağımsız hareket etmesinden daha iyidir. Küçük tansiyonun yükselmesinin birçok sebebi olabilmektedir. Hastalarda aşırı tuz tüketimi, aşırı stres, obezite, kalp damar hastalıkları, genetik faktörler, böbrek üstü bezi hastalıkları ve şeker hastalığı sonucu küçük tansiyon yüksek olabilmektedir.

Hastalarda büyük ve küçük tansiyonun birlikte yükselip birlikte düşmesi birbirinden bağımsız hareket etmesinden daha iyidir. Eğer küçük tansiyon değerleri 60 ın yani 6 nın altında ise düşük; 90 ın yani 9 un üzerinde ise yüksek kabul edilir.

Tansiyonu yüksek olan hastalarda günlük tuz tüketiminin 6 gr dan daha az olması, kilo kontrolünün yapılıp hasta obez veya aşırı kilolu ise zayıflaması ve düzenli egzersiz yapması hastaya önerilir. Yapılan bu yaşam değişiklikleri hastaların küçük tansiyonunu ilaçsız bir şekilde düşürebilir.

Noonan Sendromu’nun genetik temeli olduğu unutulmamalıdır. Bazen genetik mutasyonlar anne ve/veya babanın üreme hücresinde meydana gelse de çoğu durumda anne ve/veya baba mutasyona uğramış geni taşımaktadır. Kişide Noonan Sendromu teşhis edildiğinde genetik akrabaları bilgilendirilmeli ve gerekli görülürse Noonan Sendromu açısından değerlendirilmelidir. Noonan Sendromu’na sahip kişilerde sıklıkla kanama bozuklukları görüldüğü için kişiler yaralanmalara karşı dikkatli olmalı, doktorun verdiği ilaçları düzenli kullanmalı ve doktor tavsiyesi olmadan ilaç kullanmamalıdır. 

Önemsiz görünen şikayetler ciddi sağlık sorunlarına işaret edebilir. Noonan Sendromu’na sahip bireyler pek çok kalp damar hastalığı açısından risk altındadır. Kişilerin düzenli kontrollerini aksatmamaya özen göstermeleri yaşam kalitelerini artırmakta ve önlenebilir ölümlerin önüne geçmektedir.