Diş Eti İltihabı

Diş eti iltihabı (Gingivit); diş etinde ağrı, şişlik ve kızarıklık belirtileri ile seyreden bir hastalık olup tedavisi için ağız hijyenini iyi sağlamak gerekir. İlerler ise faz 1 tedavisi uygulanabilir.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Nedir?

İlk gingivitis tanımlamalarından birisi “diş eti iltihabıdır”. Hastalık gingivit olarak da bilinir. Diş eti iltihabının başlangıcı yavaştır. Hastalık uzun sürede gelişir ve bu gelişme devam eden başlangıç faktörlerinin boyutuna bağlıdır. Diş etinde ağrı, ödeme bağlı şişlik ve kızarıklık (hiperemi) görülür; ancak diş eti seviyesi normal görünümündedir.  Bu belirtilerin şiddeti, hastalığın tanı ve tedavi yöntemini belirler. 

Diş eti iltihabı; akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. 

Akut gingivitis: Birdenbire başlar. Diş eti parlak kırmızı renkte olup, ağrılıdır. Genelde, yaralanma sonucu veya akut nekrotizan ülseratif gingivitis (ağrı ve kötü koku eşliğinde görülen bir diş eti hastalığı) olarak karşımıza çıkar. Daha nadir olarak da; bağışıklık sistemi zayıf olan hastalarda (immünsüpresif ilaç kullananlar), yaygın bakteriyel enfeksiyonlarda, C vitamini eksikliği olan kişilerde, alerjik ve otoimmun reaksiyonlarda görülebilir.

Kronik gingivitis: Plak nedeniyle oluşur. Uzun süre kalıcı olabilir ve sürekli tekrarlayabilir.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Belirtileri Nelerdir?

Diş eti iltihabı (gingivitis) belirtileri erken dönemde ağrı, şişlik ve kızarıklıktır. Hasta diş etlerinde tahrişten de söz edebilir. İlerleyen evrelerde diş ipi ve fırça kullanımıyla görülen bir kanamadan ve rahatsız edici bir ağız kokusunda bahsedebilir. Yine aynı zamanda normal gül kurusu ve mat renk, yerini parlak bir kırmızı renge bırakmıştır.

Akut diş eti iltihabının farklı türleri vardır. Bu türler şu şekildedir;

  • Nekrotizan üseratif gingivitis (NUG): Diş etinin ağrılı, ülseratif, yıkıcı bir enfeksiyonudur ve kendine has tipik bulguları vardır. Bu hastalığa eşlik eden belirtiler; ateş, halsizlik ve salgı artışıdır. Hastalık genelde ani bir şekilde ortaya çıkar, tedavi edilmediğinde hızlı bir şekilde kemik kaybına sebep olarak periodontitis ülseroza (NUP)ya geçiş gösterir. Gençlerde ve kesici dişlerde daha fazla gözlenmektedir. Nadir rastlanır. En sık beslenme yetersizliği olan çocuklarda, mental problemli kişilerde (down sendromlu), HIV pozitif ve AIDS hastalarında ve siyah ırkta daha sık görülür.
  • Streptokokal gingivitis: Nadir bir hastalıktır, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülebilir. Vücut direncinin düştüğü zamanlarda ortaya çıkar. Alınan bakteri kültürü örneklerinde streptococcus viridans bakterilerinin baskın olduğu görülür. En önemli klinik özelliği diş eti kenarında görülen ateş kırmızısı renktir. Aynı zamanda diş eti kolay kanamalı bir hal alır, bu kanamalı durum bazen damağı da etkiler.
  • Alerjik gingivitis: Vücutta alerjik reaksiyonlara neden olabilecek etkenler ağız içinde de değişikliklere neden olabilir. Alerji durumunda diş etinin renginde belirgin bir renk değişikliği olur. Bu renk değişikliği parlak kırmızı renkten mor tonuna kadar değişebilir. Diş etinde kızarıklık, ödem (şişlik), diş eti büyümesi ve ülserler görülebilir. Alerjik reaksiyonun hafiflemeye başlamasıyla bu belirtiler de ortadan kaybolur. Alerjik reaksiyonlar diş macunları, makyaj malzemeleri, protez dişlerin içinde bulunan akrilik bileşenler, dilantin, penisilin ve nikel kaynaklı olabilir.
  • Kronik gingivitis: Plak kökenli diş eti iltihabı, genelde kronik ve tekrarlayan bir hastalıktır. Kronik diş eti iltihabı ise uzun süre kalıcılık gösterir ve çoğunlukla ağrısızdır.

Kronik diş eti iltihabının farklı türleri vardır. Bunlar türler şu şekildedir;

  • Puberte (Ergenlik) gingivitisi: Genellikle 11-13 yaş arasındaki çocuklarda artış gösterir, ergenlikten sonra bir miktar azalır. Ergen bireylerde en yaygın belirti, dişlerin birbirine bakan yüzünde kanama ve iltihap oluşmasıdır. Hem kadınlarda, hem erkeklerde görülür. Bu iltihabi değişiklik, oral hijyen yetersiz olması sebebiyle ortodontik tedavi sırasında da görülebilir. Ergenlik boyunca diş et iltihabı ve gingival büyüme daha yaygın olabilir. Bu yüzden pubertal gingivitis olarak adlandırılır. Genellikle kişi büyüdükçe diş eti iltihabında da belirgin düzelme olur.
  • Marjinal gingivitis: Kronik marjinal gingivitis, çocukluktaki gingival hastalıkların en yaygın tipidir. Diş etinin renk, boyut, kıvam ve yüzey özellikleri, yetişkinlerdeki kronik diş eti iltihabına benzer değişiklikler sergiler. Kırmızılık, şişlik, artmış damarlanma ve diş eti büyümesini içeren kronik marjinal iltihap, diş etinde hastalığın bariz bulgularıdır. Yetişkinlerin tersine, çocukların çoğunda kanama ve artmış diş eti cebi derinliği artmamıştır.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Nedenleri Nelerdir?

Diş eti iltihabı, genelde ağız hijyenine dikkat etmeyen insanlarda plak birikiminin sonucu olarak konağın savunma mekanizmasıyla oluşan iltihabi bir tablodur. En önemli mikroorganizmalar p.intermedia ve spiroketlerdir. Fusiform basillerde lezyonlarda daima mevcuttur. 

Diş eti iltihabının nedenleri şu şekildedir:

  • Hormonal nedenler (ergenlik, hamilelik, menstrüasyon)
  • Sistemik olarak zayıf düşüren hastalıklar (sifiliz, kanser, lösemi, agranülositozis, pernisiyoz anemi, enfeksiyoz mononükleazis ve eritema multiforme)
  • Sigara kullanımı
  • Yaşlılık

Genetik hastalıklar da oluşumunda rol oynayabilir. 

Psikolojik faktörler (askeri kışlalar, sınavlar, yetersiz uyku, ailevi sorunlar vs.) sorumlu bakterilerin artması ve hasta direncinin azalmasına neden olduğundan hastalığın oluşumunda etkilidir.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Teşhisi

Hastalığın teşhisinde ilk adım hastanın detaylı olarak şikayetlerini anlatmasıdır. Hastanın yaşı, sistemik hastalıkları, gebelik durumu, sigara kullanımı(damarlanmayı azalttığından kanama durumu azalır ya da hiç görülmez) detaylıca sorgulanmalıdır. 

Diş eti iltihabı sonucu derinleşen boşluğa “diş eti cebi (gingival cep)” adı verilir.Hastanın ağız içi muayenesinde bir periodontal sond yardımıyla diş eti cebi ölçümü yapılır. Diş cebinin normal boyutları 1-3 mm’ dir, 3 mm den büyük olan bir cep varsa kemik kaybı ve yalancı cep varlığı ihtimalleri araştırılmalıdır. En net sonuca radyografi alınarak kemik seviyesinin izlenmesiyle varılır. Kemik seviyesinde bir kayıp var ise hastalık periodontitise (dişi saran dokuların etkilendiği iltihabi hastalıklar) dönüşmüş olur.

Ayrıca ağız içi muayenesinde şunlara dikkat edilir;

  • Kanama: Diş eti iltihabının ilk klinik belirtisidir. Sondalama veya diş fırçalama işlemleri diş etinde kanamaya neden olur, şiddetli iltihap durumu mevcutsa diş eti kendiliğinden kanayabilir.
  • Ağrı (dolor): Plak kaynaklı diş eti iltihabı genelde ağrısızdır, sondalama sırasında ağrı olabilir.
  • Renk (rubor): İltihaplı diş etinin rengi, bölgenin kanlanma miktarına bağlı olarak açık kırmızıdan koyu kırmızıya değişir.
  • Boyut: Doku artmasına bağlı olarak çeşitli derecelerde büyümeler görülebilir.
  • Kontur: Şişlik nedeniyle diş eti kenarları yuvarlak bir haldedir.
  • Yüzey yapısı: Normal diş eti portakal kabuğu görünümündeyken, iltihaplı diş etinde bu görüntü ortadan kalkmıştır.

Tüm klinik muayene süresince plak kökenli diş eti iltihabı özelliklerinin hastadan hastaya değişebildiği gibi, ağzın değişik bölgelerinde de farklılıklar gözlenebileceği unutulmamalıdır.

Akut hastalıkların teşhisinde ayrıca dikkat edilmesi gereken farklı bazı klinik bulgular vardır.

Bu bulgular şu şekildedir:

  • Nekrotizan ülseratif gingivitiste hafif dokunmayla bile görülebilen şiddetli kanamalar, kötü ağız kokusu, ağızda metalik kötü tat, artmış tükürük salgısı, şiddetli vakalarda yüksek ateş, artmış nabız, kanda artmış lökosit sayısı, iştah kaybı, bitkinlik gibi belirtiler vardır. Aynı zamanda bu hastalığın şiddetli formunda, bölgedeki lenf bezlerinde şişlik görülebilir. Bu durum virüs kaynaklı bir durum olan primer herpetik gingivostomatitisin de tipik bulgusudur. Bu iki hastalığın birbirinden ayrılması gerekir.
  • Streptokokal gingivitiste, diş eti kenarında kan akışının olmaması ve belirgin bir ağız kokusu görülmez.
  • Alerjik gingivitiste sivri bir şişlik ve 24-48 saat içerisinde iltihap akışı görülebilir.

Üçüncü büyük azı dişi (20’lik diş) bölgesinde, bu dişlerin gömülü kalmasına bağlı olarak ilgili diş eti iltihaplanması ile aynı bulgular görülebilir. Bu durum “perikoronal abse” veya perikoronitis olarak adlandırılır. Bu hastalık ilerleyebilir, boğazda ve dilde değişikliklere neden olup yutkunmayı zorlaştırabilir.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Tedavisi

Bireyde plak birikimine ve konak yanıtına bağlı olarak 2-4 gün içinde başlangıç lezyonu (doku bozukluğu) oluşur. Bu lezyon oluşumunu takiben hasta oral hijyen konusunda özen gösterirse (diş fırçalama, diş ipi kullanma, ağız gargaraları kullanma) lezyonlu diş eti yerini sağlıklı diş etine bırakacaktır. Doku bozukluğu hasta tarafından kontrol altına alınamazsa ilerleyecektir.

İlerleyen doku bozukluğunda hekime başvuran hasta için ilk tercih “faz 1 tedavi” olacaktır.  Faz 1 tedavide hekim plağı diş yüzeyinden uzaklaştırarak diş etinin durumunu seanslarla (7-14 gün aralıklarla) kontrol eder.

Plağın uzaklaştırılması diş etinin sağlıklı yapısını geri getiremiyorsa gingival küretaj (derin diş eti tedavisi) ile iltihaplı yumuşak diş eti uzaklaştırılır.

Hekim tüm bunlara ek olarak nitroimidazol grubu ilaç ile tedaviyi destekleyebilir. Nitroimizadol grubu protozoa, p.intermedia, p.gingivalis enfeksiyonlarında etkilidir. Alkol veya lityum tedavisi alanlarda kullanılmamalıdır.

Tüm bu tedavi yöntemlerinin etkili olabilmesi için en önemli faktör hastanın oral hijyen motivasyonudur. Oral hijyeni tam olarak sağlanamazsa bu tablonun tekrarlayacağı unutulmamalıdır.

Akut hastalıklar için farklı tedavi seçenekleri mevcuttur.

Bu tedaviler şu şekildedir;

  • Nekrotizan ülseratif gingivitiste ilk seansta ağız bölgesinin ılık su ile çalkalatılması ile tedavi başlamış olur. Hasta elverdiği ölçüde mekanik temizlik yapılır. Lokal ilaç tedavisine başlanır (nitroimidazol jel). Sigara, alkol, asitli- baharatlı gıdalar yasaklanır. Yumuşak diş fırçası tavsiye edilir. Acil cerrahi işlemler öncesinde antibiyotik tedavisine başlanır.
  • Streptokokal gingivitiste tedavi semptomların ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Ağız hijyeninin düzeltilmesi gerekir. Ağız gargaraları önerilebilir. Ateş ve nabız artışı varsa sistemik antibiyotik kullanımına başlanır. Hastalığın başlangıç safhası geçtikten sonra varsa diş taşı ve plak temizliği yapılır.
  • Alerjik gingivitiste tedavisinde amaç, akut bulgu ve semptomların ortadan kaldırılmasıdır. Bu amaçla iltihabın ve iltihaba sebep olan etkenin ortadan kaldırılması gerekir. Hastanın oral hijyen alışkanlığı güçlendirilmelidir. Ağrı şiddetine göre NSAI grubu ilaçlar kullanılabilir.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) Tedavi Edilmezse

Diş eti iltihabı ilerlemiş vakalarda kemik dokusu yıkıma uğrar ve periodontitise dönüşür. Periodontitis diş eti çekilmesi, dişlerde hareketlilik, diş kayıpları ve 5 mm den fazla diş eti cebiyle tedavi edilmesi zor bir durumdur.

Diş Eti İltihabına (Gingivit) Ne İyi Gelir?

Bu uygulamalar diş eti iltihabının oluşmasına ve ilerlemesine engel olabilir. 

  • Dişlerin düzenli olarak fırçalanması
  • Yumuşak ve ince kıllı fırçaların kullanılması
  • Ağız gargaralarının kullanılması
  • Tuzlu su ile gargara yapılması
  • Diş ipi kullanılması 

Diş Eti İltihabına (Gingivit) Ne İyi Gelmez?

Hasta sigara ve alkol kullanıyorsa bunların kullanımına son vermeli, hekime danışmadan alternatif tıp yöntemlerine başvurulmamalıdır. Kullanılan bazı bitkisel ilaçların işe yarayabileceği gibi kesin çözüm olmadığı unutulmamalıdır. Hastanın diş etlerindeki değişiklikleri fark ettikten sonra yapması gereken en doğru şey, bir diş hekimine danışmaktır. 

Diş Eti İltihabı (Gingivit) İlaçları

Gingivitise nitroimidazol, penisilin ve tetrasiklin gibi antibiyotiklerin yararlı olduğu bilinmektedir. İlaç kullanımı 5-7 gün süreyle devam etmelidir. Antibiyotik kullanımı hastayı hassaslaştırabilir veya mantar enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu gibi durumlarda hastaya günde iki kez vitamin kullanması önerilebilir. (150 mg askorbik asit, 50 gram riboflavin ve iki katı B kompleks vitamini kullanılabilir.)

Çocuklarda Diş Eti İltihabı (Gingivit)

Gelişimi etkileyen çocukluk veya erken ergenlik döneminde görülen diş eti iltihaplarının, yetişkin dönemde görülen diş eti hastalıklarına zemin oluşturduğu düşünülmektedir. Çocukluk döneminde görülen ve çok yıkıcı olmayan iltihaplara müdahale edilmezse yetişkin dönemde daha önemli periodontal sorunlara ilerleyebilir.

Süt dişlerinden daimi dişlere geçme dönemi ve ergenlik ile ilgili hormonal değişimler, diş etlerinde iltihabi değişikliklere neden olabilirler.

Hamilelikte Diş Eti İltihabı (Gingivit)

Hamilelikte gözlenen diş eti iltihabı çok sık olmasa da %10-70 oranında görülür.

Hormonal nedenlerle damarsal geçirgenlik artmış, vitamin- C eksikliği oluşmuş ve diş eti iltihabı şiddeti artmıştır. İltihaplar yalnız bir bölgede görülebileceği gibi tüm ağızda da görülebilir.

 Diş eti; parlak, kırmızı, yumuşak, çilek görünümündedir. Hafif uyarılarla kanamalar meydana gelir.

Hamilelik sonrasında bu durum normale dönmeye başlar.

Diş Eti İltihabı (Gingivit) için hangi doktora gidilmeli?

Diş eti iltihabı tedavisi için pratisyen diş hekimlerine başvurulabilir. Ancak esas ilgilenen periodontoloji alanında uzman hekimlerdir.

Belirtilmiş olan belirtilerden herhangi birisiyle karşılaşıldığında hekime başvurulmalıdır. Aksi takdirde belirtiler şiddetlenerek devam edecektir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
7
1
Makeleyi Paylaşın

Diş eti iltihabı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Diş eti iltihabı bölgede bulunan plağın elimine edilmesiyle ve oral hijyenin sağlanmasıyla 7-14 gün içinde ortadan kaybolabilir. Oral hijyenin sağlanabilmesi için diş macunları, ağız gargaraları, tuzlu su gargaraları ve diş ipleri kullanılabilir.

Çoğu hastalıkta olduğu gibi diş eti iltihabında da toplumda yaygın olarak kullanılan ismin yanı sıra tıp alanında da kullanılan bir isim mevcuttur. Halk arasında diş eti iltihabı olarak bilinen hastalığın tıptaki adı gingivittir.

Diş eti iltihabı uygun tedavi yöntemiyle 7-14 gün içerisinde geçebilecek bir durumdur. Tedavi edilmesi konusunda hasta istekli olmalıdır. Tedavide kullanılan ilaçlar düzenli olarak kullanılmalıdır. Aksi takdirde tedavinin süresi daha da uzayabilir.

Evet, iltihap hastanın ağzında bir kokuyla kendini gösterebilir. Ağız içinde artış gösteren bakteri ağzın kokmasına neden olur. Bu kötü koku da nefesiniz ile beraber dışarı taşınabilir. Hasta özellikle sabah uyanıldığında artan bir ağız kokusundan bahsedebilir.

Diş eti iltihabının baş ağrısı yaptığına dair bir bulgu yoktur. Diş eti iltihabı sırasında yaşanılan baş ağrısının sebebi büyük ihtimalle başka bir sorundan kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda ağrının sebebini bulmak ve ağrıyı geçirmek için doktora gitmeniz gerekir.