Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Toplum tarafından normal kabul edilen davranışların dışına çıkılması olarak nitelendirilen antisosyal kişilik bozukluğu, dünya genelinde kabul gören tanı rehberiyle teşhis edilir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir?

Antisosyal kişilik bozukluğu tanımına geçmeden önce, genel olarak kişilik ve kişilik bozukluğu kavramlarından bahsetmemiz anlaşılması açısından önemlidir. 

Kişilik; doğuştan gelen, yetiştirilme ile ve çevreden kazanılan, kişinin içinde yaşadığı kültürün katkıda bulunduğu, bireye özgü davranış özelliklerinin oluşturduğu bir bütündür. Kişilik, halk arasında yaygın olarak inanıldığı gibi çok küçük yaşta oluşup sonradan değişemeyen özellikler değildir. Genetiğin rolü inkar edilemez düzeydedir ve bebeğin anne karnında olduğu dönemden itibaren karakter oluşmaya başlar. Fakat kişilik gelişimi 20'li yaşlara kadar devam eder. Elbette ki erken çocukluk döneminde temelleri atılır ama hiç değişmemesi mümkün değildir. Belli çekirdek özellikler etrafında şekillenir ve farklılaşır.

Kişilik bozuklukları ise, genetik faktörlerin etkisiyle kişiliğin gelişiminin bir noktasında darbe alması ve sekteye uğraması sonucu meydana gelen hastalıklardır. Kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin çoğunun aile geçmişinde çeşitli kişilik bozuklukları veya psikiyatrik hastalık tanıları olduğu bilinmektedir. 

Bunların da bir getirisi olarak, yine kişilik bozukluğu yaşayan bireylerin özellikle de bebeklik ve çocukluk dönemlerinde travmalara maruz kaldığı bilinmektedir.

Kişilik bozukluklarına tanı koymak için gereken 2 ana kriter vardır. 

  • Bireyin kendine bakışında ve sosyal ilişkilerinde fonksiyonel ciddi bir bozulma olması,
  • Tanımlanmış en az 1 tane patolojik kişilik özelliği bulunması.

Bu durumların kişinin başka bir tıbbi ya da psikiyatrik hastalığının sonucu olarak ortaya çıkmamış olması, kültürel olarak içinde bulunduğu yapıyla uyumlu değerlendirilmesi ve kişinin 18 yaşın üzerinde olması gerekir.

Kişilik bozuklukları genel olarak 3 ana gruba ayrılır. Bunlar A, B ve C tipi kişilik bozukluklarıdır.

Antisosyal kişilik bozukluğu, yasal ve ahlaki açıdan toplumda kabul edilmiş normal davranışların dışına çıkmayla, şiddete eğilimle, benmerkezci davranışlarla, diğer insanların hislerini ve yaşadıklarını önemsememekle ayırt edilmektedir.

Antisosyal kişilik bozukluğu sahibi kişiler tam olarak doğru bir adlandırma olmasa da psikopat olarak da adlandırılırlar. Psikopati, psikolojik açıdan hastalıklı anlamına gelmektedir. Sosyopati (sosyopatlık) ise, psikopati kavramından ve antisosyal kişilik bozukluğu kavramından ayrımı net olarak yapılamayan bir kavramdır. En genel kabul edilmiş kullanım şekli, yüksek işlevli psikopat kavramını karşılamaktır. Bazı antisosyal kişilik bozukluğu sahibi kişiler belirtileri çok usta bir şekilde gizleyip, olduklarından çok farklı görünebilirler. İş hayatında, aile hayatında, maddi olarak ve pek çok konuda ideal ve toplumda ulaşılmak istenen noktada olabilirler. 

Sosyopat genel kullanım itibariyle bu kişileri karşılar.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

Antisosyal kişilik bozukluğu sahibi kişiler aslında toplumda çoğu kişinin farkında olduğu, rahatsız edici, uyumsuz, uygunsuz, ürkütücü davranışlara sahiptir. Bu davranışlar ruh sağlığı konusunda uzman olmayan kişiler tarafından bu şekilde tarif edilebilecek ve anlaşılabilecek özelliktedir. Klinik olarak ise karşılaşılan davranışlar şöyle tanımlanabilir:

  • Toplumsal kurallara, düzene, yasalara uymakta zorlanma ya da uymayı reddetme (ör: trafik kurallarını önemsememe, kamu malına zarar verme gibi)
  • İş ve okul hayatı gibi disiplin ve düzenin hakim olması gereken yerlerde sorun yaşama ve yaşatma (ör: okuldan kaçmak, işe geç gelmek, giyim kurallarına uymamak, disiplin suçları işlemek gibi)
  • Benmerkezci ve sadece kendi isteklerini, ihtiyaçlarını önemseyen bir tutum içinde olmak 
  • Diğer insanlara sıkıntı vermek, zorluk çıkarmak hatta şiddet uygulamak, canlarını yakmak konusunda çekincesiz ve pervasız olmak
  • Her zaman haklı olduğunu düşünmek ve diğer insanların düşüncelerini önemsememek
  • Yalan söyleme, insanları manipüle etme, gerçekleri çarpıtma, başkalarının hakkını yeme
  • Keyfi olarak ya da çıkar elde etmek için yalan söyleme, kimliğini gizleme, insanları kandırma
  • Gereksiz riskler alma, korkusuz ve pervasız hareket etme, kendi ve başkalarının can sağlığı başta olmak üzere her şeyi tehlikeye atabilme

Bütün bunlar çok belirgin gibi görünse de içinde yaşanan toplumun da etkisiyle anlaşılamayabilir veya antisosyal kişiliğin sosyokültürel durumu ile zekası yüksekse profesyonelce gizlenebilir. Bu sebepten de çoğu kişilik bozukluğu tipinden daha çok zarar verme potansiyeline sahiplerdir. Bu kişilere yüksek işlevli psikopatlar ya da sosyopatlar da denmektedir.

  • Kendilerine de oldukça farklı şekillerde zarar verebilirler. Ayrıca ağır vakalar için;
  • Psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddetin her türlüsünü, her canlıya (hayvan veya insan olması fark etmez) uygulayabilme
  • Yasaları sık sık delme ve toplum için maddi manevi zararlar oluşturacak suçları tekrarlayan şekilde işleme
  • Alkol ya da madde kullanımı, ilaç istismarı
  • Vicdan ve empati kavramlarından tamamen yoksun olmak
  • Başka insanları da tehlikeli eylemler için örgütleyebilme, yanına çekebilme (çeteleşme) gibi çok tehlikeli belirtilerin varlığından söz edilebilir. 

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Antisosyal kişilik bozukluğu, tanımdan anlaşılacağı üzere kişilik bozuklukları kategorisinden bir hastalıktır. Bu hastalık grubu için bilinen net bir sebep ortaya konamamıştır. Genetiğin rolü azımsanmayacak düzeydedir. Aileleri ve birinci derece akrabaları içinde başka kişilik bozuklukları ya da psikiyatrik hastalıkların bulunması kuvvetle muhtemeldir. Bunun dışında sonradan aileden bağımsız ortaya çıkabilen genetik mutasyonlar (gen bozuklukları) da bir faktör olarak araştırılmaktadır.

Antisosyal kişilik bozukluğu saptanan kişilerin ayrıca bebeklik, çocukluk, ergenlik ve erken yetişkinlik evresinde pek çok travmaya maruz kalan kişiler olduğu bilinmektedir. Şiddete direkt maruz kalmak ya da şahit olmak, çocuk istismarı ya da ihmali başta olmak üzere çeşitli travma tabloları bu hastalığa yol açabilir. Bunlar bölünmüş aile yapısı, göçler, savaşlar, kimsesiz ve ebeveynsiz büyüme, ebeveynlerden birinin küçük yaşta kaybı, yetersiz bakım ve beslenme gibi durumlar olabilir.

Bunların yanı sıra beyin kimyası ile ilgili yıllardır süre gelen çalışmalar vardır. İnsanlarda sinir sistemi oluşumunu, gelişimini ve işleyişini etkileyen, vücudun salgıladığı kimyasal maddeler bulunur. Bu sistemlerde yaşanan aksaklıklar da faktör olarak değerlendirilmektedir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Teşhisi

Antisosyal kişilik bozukluğu teşhisi, ülkemizde diğer psikiyatrik hastalıklar gibi dünyaca kabul edilmiş tanı rehberleri ışığında konmaktadır. Bunların en çok tercih edileni DSM-5’e göre antikişilik bozukluk teşhisi konmasında şu basamaklar izlenir:

İlk basamak kişilik bozukluklarına tanı koymak için gereken 2 ana kriterin varlığının araştırılmasıdır. Bunlar şöyledir;

1.Bireyin kendine bakışında ve sosyal ilişkilerinde fonksiyonel ciddi bir bozulma olması.

Bu madde altında 4 kavram incelenir:

  • Benlik algısı: Benmerkezcilik, kişisel çıkar, güç ya da keyif söz konusu olduğunda başka kişileri önemsememe.
  • Başına buyrukluk: Sadece kendi için olumlu hareket etme dürtüsü, yasaları ve ahlak kurallarını tekrarlayan şekilde kasıtlı olarak delmek, karşı gelmek.
  • Empati yoksunluğu: Diğerlerinin ihtiyaçlarını, duygularını, sıkıntılarını önemsememek, birine bir zarar verirse bundan dolayı vicdan azabı ve pişmanlık duymamak.
  • Yakınlık kurmada güçlük: Diğer insanlarla ortak duygusal ilişkiler kurmak, yürütmek, yakın hissetmek ve hissettirmek konusunda zorluk çekmek, sürekli insanların üzerinde kontrol sahibi olma ve istediği gibi yönetme arzusu.

Bu 4 faktörün en az ikisinin hastada bulunması gerekir.

2. Tanımlanmış en az 1 tane patolojik kişilik özelliği bulunması

  • Manipülatif olmak: insanları kontrol altında tutmak ve yönetmek için çeşitli ahlak dışı ve dürüst olmayan yöntemler kullanmak, etkileyici ve karizmatik tutum takınarak gerçek olmayan şeylere, onların zararına olacağı halde insanları ikna etmek.
  • Duygusal katılık: İnsanların zarar görmesinden, kötü durumlara düşmesinden veya acı çekmesinden vicdan azabı duymamak, kayıtsız kalabilmek. Agresif davranışlar ve sadizm de bu duruma eşlik edebilir.
  • Düzenbazlık: Dürüst davranmama, çıkar için kendini yanlış tanıtma, olayları çarpıtma ya da gizleme eğilimi.
  • Düşmanca davranışlar: Sürekli veya çoğunlukla öfkeli olma, öfke kontrolünü sağlayamama, çabuk sinirlenme, insanlara kaba ve hakaret içeren tavırlar içinde olma, intikam hisleriyle hareket etme.
  • Risk almak: Kendi için ya da başkaları için sonuçları olumsuz olabilecek olayların sonuçlarını önemsemeden ya da düşünmeden doğrudan girişmek, kendine ya da başkasına zarar vermekten hiç çekinmemek
  • Dürtüsel hareketler: Plansızca, sonunu düşünmeden, o sırada içinden ne geliyorsa yapmak, dürtülerine göre kontrolsüzce davranmak.
  • Sorumsuzluk: Verdiği (maddi ve manevi) diğer kişileri de etkileyebilecek sözleri tutmamak, anlaşmalara uymamak, hiçbir makul sebebi olmadan ortaklıkları sonlandırmak.

Bu patolojik (hastalıklı) kişilik özelliklerinin tamamı olmasa da bir kısmının görülmesi gerekir.

Bütün bunların yanında hastaların bu davranışları ve özellikleri sergilemesinin altında herhangi bir başka tıbbi ya da psikiyatrik problem bulunmamalı, herhangi bir madde ve ilaç etkisinde olmamalıdırlar. 18 yaşın üzerinde olmaları gerekmektedir.

Bu kılavuzların ışığında hekim hastaya teşhis koyacak, hastaya ve yakınlarına gerekli açıklamalarda bulunacaktır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Antisosyal kişilik bozukluğu ve genel olarak kişilik bozukluğu tanıları kolay konamaz. Olası tüm bedensel hastalıkları eledikten sonra (beyin tümörleri, kafa travmaları, hormonal bozukluklar, kromozom anormalileri, nörolojik hastalıklar, demans, Alzheimer gibi) psikiyatrik hastalıklar (şizofreni, duygudurum bozuklukları, psikozlar, travma sonrası stres bozukluğu, depresyon gibi) ele alınır. Altta yatan başka bir hastalık yoksa kişilik bozukluğu teşhisi konur. Fakat kişilik bozukluklarını tamamen geçirecek bir tedavi yöntemi yoktur.

Antisosyal kişilik bozukluğu tedavisi esas olarak hastalık hakkında farkındalık oluşturmak, kendine ve çevresine verebileceği zararları önlemek ve kişilik yapısının bozulmasına sebep olan travmalar varsa bunların iyileştirilmesine yöneliktir. İlaçlar gerektiği zaman kullanılabilir fakat tedavinin ana unsuru psikoterapidir. Bilişsel davranışçı terapi ve seçilmiş hastalarda dinamik psikoterapi tercih edilebilir.

Bunların dışında alkol ve madde kullanımı mevcutsa, bunun için ilaçlarla ayakta ya da hastanede yatışla tedavi verilebilir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavi Edilmezse

Antisosyal kişilik bozukluğu tedavi edilmez ya da en azından hastada ve yakınları gerekli bilinç düzeyine ulaştırılamazsa sonuçları çok ciddi olabilir. Bu kişiler zaten çevrelerine ve kendilerine zarar verme potansiyelleri yüksek kişilerdir. Şiddet, istismar, alkol ve madde bağımlılığı, ciddi maddi ve manevi kayıplar ihtimaller dahilindedir. Bu konuda en büyük sorumluluk hasta yakınlarına düşmektedir. Bunun bir hastalık bir bozukluk olduğunu fark etmeleri ve kendilerini korumaları gerekir. Çünkü antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler kendi durumlarını farkında değildir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğuna Ne İyi Gelir?

Antisosyal kişilik bozukluğuna iyi gelecek bir öneride bulunmak çok zordur. Çünkü ruh sağlığı profesyonelleri bile tedavisi konusunda zorlanmaktadır. Yakınların kendi ruh ve beden sağlıklarını korumaya çalışması daha önemlidir. İyi gelsin diye her istediğini yapmak, sinirlenmesin, şiddet uygulamasın diye yaptıklarına göz yummak yalnızca davranışları pekiştirir ve şiddetin dozunu arttırmasına sebep olur.

Hafif vakalarda dikkatini dağıtacak, öfkesini azaltacak şeyler biliniyorsa patlama anlarında yapılmalıdır. Bunun dışında bu tarz patlama anlarında yapılabilecek en iyi şey etraftaki canlılara zarar verebilecek eşyaları kaldırmaya çalışmak, yapılamıyorsa ortamdan uzaklaşmak ve güvenlik güçlerine haber vermektir.

Elbette her hasta kendine özgü durumlar ve hastalık ilerleyişi gösterir bunun için en sağlıklı önerileri hastayla görüşme yapan ve tedavisini takip eden ruh sağlığı uzmanları verebilir. En iyi gelebilecek ve muhtemel olarak fayda sağlayabilecek tek şey tedaviye uyum sağlamak ve psikoterapiye devam etmektir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğuna Ne İyi Gelmez?

Antisosyal kişilik bozukluğu sahibi kişiler ortak özellikler gösterse de hepsinin kendilerine has farklılıkları vardır. Tipik bir hastalık seyri gözlenmez. Bu sebepten hastalara iyi gelmeyecek şeyler de her hasta için farklı olacaktır. Fakat genel olarak konuşmak gerekirse özellikle stres, moral bozukluğu, öfkelenme, geçmiş travmaları tetikleyecek faktörler kişilik bozukluklarının şiddetini arttırabilir ve kendine ya da başkalarına zarar verme ihtimalini arttırabilir.

Yakını olarak bu faktörleri biliyorsanız, mümkün olduğunca bu sinir uçlarına dokunmamalısınız.

Kavga etmek, strese sokmak ve tartışma çıkarmak bir antisosyal kişiliğe yapılabilecek en kötü şeydir. Hem yapan kişi için hem de hasta için beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Asla şiddet uygulanmamalı, şiddete şiddetle karşılık verilmemelidir. Bunun yerine kendini korumaya ve bu ortamları yaratmamaya yönelik eylemler sergilemek gerekir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu İlaçları

Antisosyal kişilik bozukluğu için özel onaylanmış bir ilaç bulunmamaktadır. Öfke problemi ciddi boyutta ise çeşitli sakinleştirici ilaçlar, antipsikotik grubundan ilaçlar tercih edilebilir. Bunların dışında antidepresanlar da faydalı olabilir. Fakat hekim her hastayı özel olarak değerlendirerek uygun ilaca karar verir.

Gebelikte Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal kişilik bozukluğu kadınlarda çok nadir görülür. Görüldüğü vakalarda ise toplum yapısı, cinsiyet özellikleri, yetiştirilme tarzı gibi faktörlerden ötürü genellikle erkeklerden daha selim (iyi huylu) seyreder.

Kişilik bozuklukları bedensel hastalık olmadığı için gebe kalmaya engel bir durum teşkil etmez. Fakat gebelikte doğal olarak yaşanan hormonal, bedensel ve çevresel değişiklikler sebebiyle gidişatı pozitif veya negatif değişebilir. Bu öngörülebilir bir durum değildir, tamamen hastaya özel olarak ele alınması gerekir.

Antisosyal kişilik bozukluğu olan kişiler madde bağımlılığına, suç işlemeye, çevreye ve kendine zarar vermeye meyillidir. Bu sebeplerden gebelik ve doğum sonrasında bebeğe kaza dışı sebeplerle zarar verme ihtimalleri diğer annelere göre yüksektir.

Kişilik bozukluğu olan kişiler genelde tedavi alma konusunda dirençli olur, kendilerini hasta kabul etmezler. Zorla kontrol altına alınıp doktora gösterilmeleri de verimli ve uygulanabilir değildir. Bu durumda zorlamaya çalışan insanlar ciddi tehlikelerle yüz yüze gelebilir. Bu sebeplerle genelde tedavi alamazlar. Almaya niyetlenseler veya bir şekilde tedaviye başlasalar bile bu hastalıklar yapısı itibariyle zor tedavi edilir. Dolayısıyla çocuk sahibi olmalarının kendilerine ve çocuğa getirecekleri, götürecekleri konusu iyice ölçüp tartılmalıdır. Bu konuda da maalesef sorumluluk yakınlarına ve durumun farkında olanlara düşmektedir. Zira kendileri durumlarını farkında olmayacaklardır.

Çocuklarda Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı koymanın önemli ölçütlerinden biri de 18 yaşın üzerinde olmaktır. Yani ergenlikten, hatta çocukluktan beri benzer kişilik özellikleri sergilenir ama hasta 18 yaşına gelene kadar klinik olarak antisosyal kişilik bozukluğu tanısı konamaz. Çocuklarda bu durum kendisini davranım bozuklukları ile gösterir. Gelecekte antisosyal kişilik bozukluğu gelişimine yönelik çocuklarda dikkat edilmesi gereken belirtiler şöyledir:

  • Çoğu durumda ve zamanda irritable (kolay kızan, kolay bozulan) ruh halindedirler.
  • Çevrelerindeki insanlara, ailelerine, kardeşlerine ya da yabancılara saldırganlık gösterebilirler.
  • Bu öfke ve saldırganlık krizlerinin yanında kırılgan, mutsuz, küskün bir halleri vardır.
  • Yetişkinlerle (öğretmenler, bakıcılar, ebeveynler, doktorlar, çeşitli görevliler gibi otorite figürleriyle özellikle) sürekli çatışmaya girerler.
  • Sık sık yalana başvururlar, hesap vermekten kaçınırlar.
  • Kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmez, başkalarını suçlayıcı tavırlar geliştirirler.
  • Kin tutarlar, buna uygun davranışlar sergilerler.
  • Hayvanlara şiddet uygular, hatta öldürebilirler.
  • Kendilerinden küçük çocuklar, bebekler ya da kardeşlere zarar verebilirler. Bunun altındaki motivasyon kıskançlık, kin, düşmanca hisler gibi açıklanabilen bir durum da olabilir, sebepsiz de olabilir.
  • Ergenlik yaşlarına geldikleri zaman çeşitli suçlara karışabilirler.
  • Alkol ve madde bağımlılığı geliştirebilirler.
  • Yaşıtlarına zorbalık yaparak istediklerini gerçekleştirebilirler.
  • Evden, okuldan kaçıp dışarıda vakit geçirebilir, geceyi de dışarıda geçirebilirler.

Çocuklarda bu semptomların bir kısmının görülmesi aile bireylerini mutlaka alarma geçirmeli ve bir çocuk ruh sağlığı uzmanına yönlendirmelidir. Küçük yaşta bu davranışların ve altında yatan sebeplerin mümkün olduğunca düzeltilmesi çocuğun gelecekteki ruhsal sağlığı için çok önemlidir. Belki asosyal kişilik yapısı oluşmadan önüne geçilebilir.

Fakat üzücü bir gerçek şudur ki, genelde bu çocukların davranışlarının altında bozuk aile yapısı, ailesel travmalar, ilgisizlik veya genetik faktörler yatmaktadır. Bu da çocukların aileleri tarafından problemli olduklarının fark edilmesi ve doktora ulaştırılmasını engeller. Bu durumda çocuğun etrafındaki tüm bilinçli yetişkinlerin, öğretmenlerin, hekimlerin sorumluluğu bulunmaktadır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu için hangi doktor gidilir?

Antisosyal kişilik bozukluğu ile ilgilenen bölüm ruh sağlığı ve hastalıkları, yani psikiyatri bölümüdür. Bu konunun uzmanları da psikiyatristlerdir. Bunun yanında başka şekillerde yolları psikologlarla ya da başka ruh sağlığı profesyonelleriyle de kesişebilir. Onlar da gerekli yönlendirmeyi yapacaktır.

Yalnız, antisosyal kişilik bozukluğunda diğer kişilik bozukluklarından da yoğun olarak gözlenen bir tablo vardır ki, bu hastalar kendi durumlarını farkında değildir. Çünkü bu hastalıklar doğrudan kişilikle ilgilidir. Kişilik insanın en temel özelliği olduğu için kimse kolay kolay kişiliğinin anormal olacağını düşünmez. Kendiliğinden tedavi almak için doktora ya da psikoloğa başvurmazlar.

Bu kişiler genelde aile ve yakınlarının yaşadığı problemler neticesinde, kendi madde ile alkol sorunlarıyla ilgili ya da adli vaka olarak psikiyatristlerin karşısına gelir. Bu seviyede de çözüm kolay sağlanamamaktadır. Yine de yakınlarının zorlamadan ve kendilerini de tehlikeye atmadan, yapabiliyorlarsa bir hekime yönlendirebilmeleri önemlidir. Bunun için danışma amaçlı olarak hasta yakınları da psikologlardan ve psikiyatristlerden yardım alabilir. 

Daha da tehlikelisi bu kişilerin tanı alma ve tedaviye başlama şansı olmadan kendini hukuk otoritelerinin karşısında bulma ihtimalidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
6
0
Makeleyi Paylaşın

Antisosyal kişilik bozukluğu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Sosyopat (antisosyal kişilik bozukluğu) için belirli, ortak kullanılan, üzerinde uzlaşılmış bir test yoktur. Fakat ruh sağlığı uzmanları çeşitli sorular soracak, hastayı dinleyecek, hasta yakınlarını dinleyecek buna göre tanı koyacaktır. Bunun için kriterler mevcuttur.

Yüksek işlevli sosyopat, günlük hayatında yapması gerekenleri doğru ve zamanında yapabilen, iş hayatında ve ya maddi hayatta başarı sağlayabilen, iç dünyasını toplumdan ustaca gizleyebilen, girişken, sosyal ve pek çok açıdan normal gibi görünebilen antisosyal kişilik bozukluğu hastalarıdır. Bu durumun kişinin zeka, eğitim düzeyi ve yetiştirilme tarzıyla alakası vardır. Sık karşılaşılan antisosyal kişilik bozukluğu hastaları genelde kısa süre içinde etraftaki insanları tedirgin eder, korkutur ve kendini belli eder. Alkol ve madde bağımlılıkları olma olasılığı da yüksektir. Bu sayede insanlar kendi önlemlerini alıp uzaklaşabilir fakat yüksek işlevli olanlar çok daha tehlikelidir çünkü çok ideal bir insan görünümü çizerler.

Psikopat antisosyal kişilik bozukluğu hastalarına verilen bir isimdir. Sosyopat ise genel olarak bu kişilerin toplum içinde kendilerini ustaca gizleyebilen yüksek işlevli olanlarına verilen isimdir. Sosyopat ve psikopat kavramları modern psikolojide tam olarak tanımlanmış kavramlar olmayıp yaygın kullanımları bu şekildedir.

Aslında bu soruya cevap vermek çok zordur. Çünkü romantik ilişkiler oldukça bireysel ve özel konulardır. Bir psikoloğa ya da psikiyatriste de danışsanız size evlenin, boşanın, ayrılın ya da birleşin demeyeceklerdir. Bu karar her zaman kişilerin kendine aittir. Ancak evli olduğunuz ya da romantik ilişki yaşadığınız bireyin sosyopat olduğunu ya da antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olduğunu düşünüyorsanız, kendi kendinize tanı koymadan bir uzmandan yardım almalısınız. Bunu kendiniz için yapın, onu zorlamayın, bu konuda tartışmayın, gelmek istemeyecektir fikrini değiştirmeye çalışmayın. Bunun yerine kendiniz gidip danışın ve yapılması gerekenleri mutlaka bir uzmandan öğrenin.