Vitiligo

Alaca hastalığı olarak da bilinen vitiligo, cildin doğal rengini kaybetmesi olup tedavisi için çeşitli yöntemler bulunmakta beraber, tedavi edilmediği takdirde hayatı tehdit edici bir tabloya neden olmaz.

Vitiligo Nedir?

Vitiligo hastalığı cildin doğal ten rengini kaybetmesidir.

Normal cilt renginden daha açık, genellikle depigmente, yani beyaz renkte, yamalar (ciltten kabarık olmayan renk değişikliği) şeklinde görülür. Vitiligo terimi yerine halk arasında birçok farklı isim de kullanılmaktadır. Örneğin; baras hastalığı, ala hastalığı, alaca hastalığı, deride beyaz leke hastalığı gibi.

Vitiligo ile karıştırılan hastalıkların başında albinizm gelmektedir. Vitiligoda esas neden melanositlerin (epiderm hücreleri) yok olması iken albinizmde ise olay melanositlerin (epiderm hücreleri) çalışmamasıdır. Gerek lezyonların dağılımı ve tutulan alanın genişliği gerekse patolojik sebep açısından farklı klinik tablolardır.

Vitiligo hastalığının birçok gruplandırması olmakla beraber temel olarak 2 farklı alt sınıfı vardır.

Bunlar; Segmental (parçalı veya bölümlü) Vitiligo ve Non-Segmental (parçalı veya bölümlü olmayan) Vitiligo şeklinde söylenebilir.

Segmental Vitiligo, Non-Segmental Vitiligo’dan daha nadir görülür. Lezyonlar, (ortaya çıkan depigmentasyon yani beyazlık ) vücudun bir bölümüne, bir sinirin uyardığı dermatom (cilt ile ilgili) hattı boyunca, lokalize olur ve çoğunlukla yayılma eğilimi göstermez.

Non-segmental Vitiligo ise hastalığın daha sık görülen tipidir. Vücudun farklı bölgelerine genelde simetrik olarak yayılma eğilimindedir. Bu tipin de kendi içerisinde birçok alt tipi olmakla beraber en sık görülen tipleri lokalize tip, generalize tip ve universal tiptir. Lokalize tipte ortaya çıkan bir veya birkaç lezyon vardır ve başka yerde lezyon oluşmaz. Generalize tipte lezyonlar temel olarak eller, ayaklar, genital bölge ve yüzde başlar ve sonrasında tüm vücuda yayılabilir. (akrofasiyal tutulum) Bu şekilde başlayan Vitiligo en sık görülen tiptir ve universal tipe ilerleyebilir. Universal tipte ise lezyonlar tüm vücut yüzey alanının %70-80’i veya daha fazlasını tutmuştur.

Vitiligo'da nadir de olsa spontan (kendi kendine, kendiliğinden) gerilemeler, hayatın bazı dönemlerinde şiddetinde artmalar ve azalmalar görülebilir. Hastalık belirli bir süreç boyunca ilerleyip lezyonlar çoğalıp sonrasında çoğalmayı durdurabilirler.

Vitiligo Belirtileri Nelerdir?

Vitiligo cilt yüzeyinde depigmentasyonla yani beyazlamayla karakterize bir hastalıktır. Fakat Vitiligo'nun yalnızca cilt ile sınırlı kalmadığı tablolar da mevcuttur. Vitiligo cilt dışında; saçları, dudakları, ağız içini, (dili, yumuşak damağı, yanak mukozasını vs.) gözleri (renkli olan irisi) ve genital (penisi, anal bölgeyi, vulvar bölgeyi) bölgeleri de tutabilir.

Çoğu insanda yalnızca belirtilen bölgelerde renk kaybı, beyazlamayla sınırlı bir klinik tablo ile ortaya çıkarken bazı insanlarda bu şikayetlere ek olarak; etkilenen cilt yüzeyinde kaşınma ve ağrı gibi belirtiler de görülebilir. Ama bu durum çok nadir ve psikolojik olduğu durumlarla da karşılaşılmaktadır.

Bu tabloların yanında tabi ki insanlarda kozmetik olarak duyulan rahatsızlık ve toplumdan farklı hissetmeye hatta bilinçsiz toplumlarda ortaya çıkan dışlanmaya ve kabul görmemeye bağlı olarak depresyon, sosyal fobi gibi psikolojik bir takım sorunlar da ortaya çıkabilir.

Vitiligo Nedenleri Nelerdir?

Dünya genelinde milyonlarca insan Vitiligoludur. Bu insanların yarısından fazlası 21 yaşından önce tanı almaktadır. Vitiligo hastalığı için herhangi bir cinsiyette daha sık görülür demek zordur. Aşağı yukarı her iki cinsiyette de eşit sıklıkta görülür. Bununla birlikte siyahi ırka sahip insanlarda beyazlardan daha sık görülmektedir.

Ailesinde vitiligo olanlarda daha yüksek oranlarda görülmesi, eşlik eden çeşitli otoimmün (kendi bağışıklık sisteminden kaynaklı) hastalıkların sıklığındaki artış, hastalığın otoimmün kökenli ve genetik geçişli olduğunu desteklemektedir.

Vitiligo hastalığına yakalanan insanlarda diğer otoimmün (kendi bağışıklık sisteminden kaynaklı) hastalıkların da görülme sıklığında anlamlı düzeyde artış mevcuttur. Bu hastalıklara örnek vermek gerekirse; en sık haşimato tiroiditi (guatr ve genelde hipotiroidi ile karakterize bir tiroid hastalığı) olmak üzere, alopesi areata, pernisiyöz anemi, tip 1 diabetes mellitus, (şeker hastalığı) adrenal yetmezlik, hipoparatiroidi vb.

Vitiligo'nun asıl sebebi cilde rengini veren melanin pigmentini sentezleyen ve ciltte bulunan diğer hücrelere gönderen melanosit denen hücrelerin otoimmün (kendi bağışıklık sisteminden kaynaklı) bir mekanizma ve bağışıklık sistemi hücrelerince (lenfositler) yok edilmesidir.

Hastalığın patogenezinde en çok kabul gören teori otoimmün teori olsa da segmental Vitiligo oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Segmental vitiligo oluşumunda ise ortaya atılan teori; nörolojik sinir sistemi hücreleri kökenli çeşitli sinyal yolaklarının, sinirin inerve ettiği (duyusunu taşıyıp uyardığı) saha boyunca melanosit hücrelerinin yok olmasına neden olduğudur.

Vitiligo Teşhisi

Dermatoloji hekiminin yapacağı hikaye alma (genellikle aile öyküsü ve Vitiligo ile birlikte görülme sıklığı artan yandaş hastalıklarla alakalı şikayetler konusunda) ve fizik muayene (gözle, dokunarak ve gerekli gördüğü durumlarda dermatoskop kullanarak) sonucunda tanı konulabilmektedir.

Ek olarak wood lambası ile karanlık bir odada lezyonlar üzerine ışık (halk arasında kara ışık) tutulduğunda Vitiligo lezyonları daha da belirginleşmekte ve bu durum hekimin tanıyı koyması için yol gösterici olabilmektedir.

Arada kalınan bazı durumlarda cilt biyopsileri ile melanosit hücrelerinin yok olduğunun ve yerlerinde lenfositik infiltrasyonun (immün sistem hücreleri) görülmesi de tanı koyma yöntemi olarak kullanılabilir; ancak genellikle buna gerek kalmamaktadır.

Bu aşamada henüz tanısı konulmamış fakat Vitiligo'ya eşlik etmesi muhtemel haşimato tiroiditi gibi belli başlı hastalıklar için gerekli laboratuvar incelemeleri de yapılabilir. Bu amaçla kan tahlilleri yapılır.

Vitiligo Tedavisi

Eğer Vitiligo varsa ve hasta bunun tedavi edilmesini istiyorsa mutlaka bir uzman dermatolog ile tedavi yöntemleri hakkında konuşmalı ve beraber karar almalıdır.

  • Kozmetik yöntemler: Makyaj malzemeleri ve çeşitli cilt boyaları ile deri üzerinde bulunan depigmente alan kamufle edilebilir.
  • Medikal yaklaşım: En sık kullanılan ilaç topikal olarak cilt üzerine uygulanan kortikosteroid içerikli kremlerdir. Bunun dışında bazı durumlarda sistemik kortikosteroidler, topikal veya sistemik takrolimus gibi çeşitli immünsupresan ilaçlar da kullanılabilir.
  • Fototerapi (ışık tedavisi): UV (ultraviyole) ışığının belli dalga boylarında ve belli sürelerde cilt üzerine uygulanması ile yok olan melanositlerin sayısında artışın uyarıldığı ve aynı zamanda melanositleri yok ederek Vitiligo oluşmasına neden olan lenfosit hücrelerinin öldürüldüğü düşünülmektedir.
  • PUVA Fototerapisi Terapisi: PUVA’da ise UV ışık uygulamasından önce hastalara UV ışığa belli bir süreliğine hassasiyeti artırarak UV ışığının cilt üzerindeki etkilerini arttıran psörolen isimli ilaç ile yapılan UV uygulamasıdır.
  • Cerrahi tedavi: Hastaların çocuk olmaması ve keloid (anormal düzeylerde, fazla, yara iyileşmesi ile karakterize bir durum) olmaması şartıyla seçilmiş bazı olgularda denenebilen çeşitli cerrahi prosedürler vardır. (normal melanosit içeren hücre nakli veya yamalar gibi)
  • Depigmentasyon: Vücudun %70-80 veya daha fazlasının tutulduğu Vitiligo olgularında beyazlamış alanların yeniden pigmente hale getirilmesinden ziyade geride kalan pigmente alanların renginin açılması da bir tedavi seçeneği olabilir. Bu amaçla Hidroksikinon içerikli topikal kremler kullanılabilir.

Vitiligo Tedavi Edilmezse

Vitiligo tedavi edilmediği takdirde hastanın hayatı tehdit edici herhangi bir tabloyla karşılaşması söz konusu değildir.

Eğer lokalize veya segmental Vitiligo ise sınırlı kalma eğilimindedir; fakat generalize tipte ise tedavi edilmediği takdirde tüm vücuda yayılabilir. Bu durum kozmetik anlamda hastayı rahatsız edebilir, çevreden gelen tepkilerle ve bilinçsiz toplumlardaki yanlış bakış açısı nedeniyle hastanın psikolojik anlamda çeşitli zorluklar ve sorunlar yaşamasına sebebiyet verebilir.

Bununla beraber Vitiligosu olan hastalarda görülme sıklığı artmış diğer otoimmün hastalıkların varlığının tespit edilmesi ve tedavi edilmesi oldukça önemlidir.

Vitiligoya Ne İyi Gelir?

Tıbbi olarak kanıtlanmış ve ispata dayalı çalışmalarla desteklenmiş yöntemler dışında bilinen net bir yöntem yoktur.

Bununla birlikle kesin olmasa da bazı vitaminlerin, minerallerin, amino asitlerin ve enzimlerin depigmentasyonu azaltabileceği söylenmektedir. Fakat net olarak çalışılmış ve kanıtlanmış herhangi bir şeyden bahsedilememektedir.

Gingko biloba denen bir ağacın yapraklarının depigmentasyonu azalttığına dair çalışmalar mevcuttur.

Ne olursa olsun hastaların yulaf samanı vb. bitkisel materyalleri kullanmadan önce mutlaka bir uzman dermatologdan görüş alınması gerektiği unutulmamalıdır.

Vitiligoya Ne İyi Gelmez?

Tedavide fototerapi ile UV kullanılıyor mantığından yola çıkıp anormal sürelerde güneşlenmek, solaryuma girmek gibi davranışlar cilt kanseri riskini arttıran sağlığa zararlı davranışlardır.

Hastaların kanıtlanmış bir yararı olmayan bitkisel (yulaf samanı, çörek otu, yılan gömleği gibi) veya medikal (maravilla krem) olarak kullanmayı düşündüğü her şeyi öncesinde bir uzman dermatoloğa danışması gerekmektedir. Aksi takdirde ortaya maalesef geri dönüşü olmayan çeşitli yan etkilerin çıktığı görülmektedir.

Vitiligo İlaçları

Vitiligo için kullanılan bazı ilaç grupları şu şekildedir;

  • Kortikosteroidli kremler
  • Sistemik kortikosteroidler
  • Topikal veya sistemik takrolimus
  • Diğer immünsupresanlar

Doktor tarafından yazılmadıkça herhangi bir ilaç kullanılmamalıdır.

Vitiligo Ameliyatı

Pek tercih edilen bir yöntem olmamakla birlikte sağlıklı ciltten melanosit nakilleri, cilt greftlemeleri gibi yöntemler mevcuttur. Tüm diğer tedavi yöntemlerindeki gibi bu tedavi yönteminin seçilme kararının da uzman dermatolog ile görüşülerek verilmesi gerekir.

Bu ameliyatın çocuklarda ve keloid (anormal düzeylerde, fazla, yara iyileşmesi ile karakterize bir durum) görülen hastalarda kullanılamayacağı unutulmamalıdır. Bunun yanında doku reddi, enfeksiyon, ciltte gerginlik hissiyatı gibi birçok komplikasyon da ortaya çıkabilir.

Gebelikte Vitiligo

Gebelik sırasında vitiligo hastalığının şiddetinde anlamlı denebilecek herhangi bir değişiklik beklenmemektedir. Bununla beraber kloasma (genelde yüzde görülen koyulaşma), strialar (çatlaklar) gibi birçok cilt değişikliği gebelikte görülebilir. Fakat bu değişikliklerin Vitiligo ile herhangi bir bağlantısı yoktur.

Çocuklarda Vitiligo

Vitiligo olgularının yarısının fazlasında tanının 21 yaşından önce konulduğu düşünülürse; hastalığın çoğunlukla çocukluk çağında başladığını söylemek yanlış olmaz. Bununla birlikte daha erken başlayan Vitiligo olgularının daha şiddetli gideceği yönünde de herhangi bir kesinlik yoktur. Hastalığın seyri ve şiddeti yaştan bağımsız olarak görülebilir.

Tanının konulduğu erken dönemde cilt üzerinde etrafı depigmente olmuş bir nevüs (ben) görülebilir. Bu bulgu Vitiligo'nun ilk belirtisi olabilir ve ileri araştırma gerektirmektedir.

Ayrıca her Vitiligo hastasında olduğu gibi eşlik etme ihtimali artan diğer otoimmün hastalıklara yönelik ileri araştırma ve tetkikler de mutlaka yapılmalıdır.

Bebeklerde Vitiligo

Vitiligo olgularının yarısının fazlasında tanının 21 yaşından önce konulduğu düşünülürse; hastalığın çoğunlukla çocukluk çağında başladığını söylemek dışında bebeklik döneminde özgün ekstra bir farklılıktan bahsetmek doğru olmaz.

Bu dönemlerde ebeveynlerin bebeklerini gözlemlemesi ve ciltlerinde herhangi bir depigmentasyona rastlamaları durumunda bir uzman dermatoloğa başvurmaları gerekir.

Vitiligo için Hangi Doktora Gidilir?

Cilt üzerinde normal cilt renginden daha açık bir alan görüldüğünde ve özellikle Vitiligo hastalığı açısından aile öyküsü de varsa mutlaka hastaların Dermatoloji bölümüne (Deri ve Zührevi Hastalıkları) başvurmaları gerekmektedir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
4
2
Makeleyi Paylaşın

Vitiligo ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Vitiligo hastalığı otoimmün kökenli bir hastalıktır. Sebebi bir bakteri veya virüs değildir. Herhangi bir yolla bulaşması söz konusu değildir.

Vitiligo genellikle akrofasiyal tutulum ile yani ellerde, ayaklarda, yüzde ve genital bölgelerde depigmentasyon (deri renginde beyazlaşma,açılma) şeklinde başlar. Ne kadar yayılacağını ve bu sürecin kadar süreceğini kestirmek oldukça zordur.

Vitiligo hastalığının seyri oldukça değişkendir. Yalnızca bir bölgede lokalize de kalabilir, kısa veya uzun yıllar içerisinde tüm vücudu da tutabilir. Bu yüzden ne kadar sürede yayılacağı kişiden kişiye değişmektedir.

Ailesinde vitiligo olanlarda daha yüksek oranlarda görülmesi, vitiligoyla eşlik eden çeşitli otoimmün (kendi bağışıklık sisteminden kaynaklı) hastalıkların sıklığındaki artış, hastalığın otoimmün kökenli ve genetik geçişli olduğunu desteklemektedir.

Vitiligo olgularından yarısından fazlasında 21 yaş altında başlar. Bebeklerde de vitiligo başlayabilir. Bununla birlikte vitiligo bebeklerde daha agresif veya hafif seyir gösterir gibi kaideler de yoktur.