Varikosel

Varikosel, testiste bulunan damarların genişlemesiyle kirli kanın damarlarda birikmesi sonucu oluşan ve tedavisi için en uygun yöntem ameliyat olan bir hastalıktır.

Varikosel Nedir?

Karbondioksitten zengin kanı yani halk arasındaki tabirle kirli kanı kalbe taşıyan damarlara toplardamar (ven) denir. Testislerdeki kirli kanı taşıyan damarların herhangi bir sebeple fonksiyonlarını yerine getirememesi ve buna bağlı olarak içinde bulunan kirli kanı kalbe doğru taşıyamaması sonucu bu damarlarda biriken kirli kan damarları genişletir, testis yüzeyinde bu damarlar belirgin hale gelir. Bu oluşan duruma varikosel denir.

Varikosel erkeklerde infertilitenin (kısırlığın) en sık görülen ve düzeltilebilen nedenlerinin başında yer alır. Toplumdaki erişkin erkeklerin %13-15'inde bu hastalık görülebilmektedir. Bu grup içinde yani varikoseli olan erkeklerin %75-80’i herhangi bir tedavi almadan ilk 2 yılda çocuk sahibi olabilmektedirler. Sorun ilk 2 yıl için geri kalan %20’lik kısımdadır. Ancak unutulmamalıdır ki varikoseli olup da çocuk sahibi olan çiftler gelecekte de kolayca çocuk sahibi olurlar diye bir kural bulunmamaktadır. Çünkü varikosel ilerleyici bir bozukluktur.

Varikosel Ağrısı

Varikosel hastalarında en tipik semptomlardan (belirti) biri testislerde ortaya çıkan ağrılardır. Testislerde görülen bu ağrı hastalar tarafından genelde künt tarzda (az şiddetli, sızı hissi) tarif edilir. Sıklıkla testisler üzerinde ve kasık bölgesinde hissedilen bu ağrı bazı hastalarda bacaklarda da hissedilir. Ancak bu bölgedeki ağrıların birçok sebebi olabileceğinden varikosel gözden kaçabilmektedir.

Bu sebeple hekime testis ağrısı şikayetiyle gelen bir hastada varikoselin yanında şu durumlar da düşünülmelidir;

  • İnguinal herni (kasık fıtığı)
  • İdrar yoluna veya idrar kesesine düşmüş böbrek taşları
  • Testis enfeksiyonu
  • Testis torsiyonu (testisin kendi etrafında dönmesi)

Hastada dizüri (ağrılı idrar yapma) şikayetinin varlığı, testisteki şişliğin değişip değişmediği, ağrının başlangıçtaki ve şu andaki durumu, ağrının yayılıp yayılmadığı gibi diğer ayrıntılı soruların sorulması ve laboratuvar testleri varikoseli diğer hastalıklardan ayırmayı sağlayacaktır. Yani testiste var olan bütün ağrılara direkt olarak varikosel demek doğru olmayacaktır.

Çeşitli şiddetlerde hissedilebilen bu ağrılar daha çok uzun süre ayakta vakit geçiren veya uzun süre yürüyen kişilerde artış gösterebilir. Sonrasında kişi uzandığında bu ağrıların hafiflediği gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra egzersiz veya cinsel aktivite sonrasında da ağrılar artabilir.

Ağrılar günün sonunda, yatağa girmeden evvel daha yoğun şekilde hissedilebilir ve kişi sabah uyandığında acıları dinmiş olabilir. Bu ağrılarda asetaminofen veya ibuprofen gibi bazı ağrı kesici ilaçların kullanılmasıyla ağrının azalması ve rahatlama hissi görülebilir. Ancak ilaçların kullanımı kişiden kişiye farklılık gösterebileceği için kullanmadan önce doktorunuza danışmanız önerilmektedir.

Varikosel Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın tanısı ve tedavisi için varikosel belirtileri oldukça önemlidir. Varikosel testis üzerinde; şişlik, kabarıklık, ağrı olabilir. Şişliğe ek olarak testislerde terleme ve sıcaklık hissi de olabilir. Bunların yanında damarlardaki genişlemeden dolayı kanın testisteki damarlarda birikmesiyle veya akışının yavaşlamasıyla bir süre sonra dışarıdan görülebilecek kadar belirgin varis benzeri bir şekil görülebilir.

Varikosel Nedenleri Nelerdir?

Varikoselin sebebi günümüzde hala tam olarak bilinmemekle birlikte bu konuda pek çok düşüncenin ileri sürüldüğü görülmektedir. Burada genetik geçiş etkisi dikkat çekmektedir. Varikosel bozukluğuna sahip olan erkek olguların birinci derecede akrabalarında varikosel görülme sıklığının %53 civarında olduğu ve bu oranın normal toplumdan oldukça yüksek olduğu anlaşılmaktadır. Hastalık %90 gibi büyük bir oranla sol testiste görülürken % 8-9 oranında ise her iki testiste birlikte görülür. Yalnızca sağ testiste varikosel görülme oranı ise % 1-2’dir. Varikoselin sol taraftaki testiste daha çok görülmesi bazı anatomik yerleşimlerle açıklanmaktadır.

  • Soldaki testis sağa göre biraz daha aşağıdadır.
  • Testisin soldaki damarı sağa göre daha uzun seyirlidir.
  • Soldaki testis damarının karındaki diğer komşu organlarla ilişkisinin sağdan farklı olması.
  • Soldaki testis damarının boşalma şeklinin anatomik olarak sağdan farklı olması.

Varikosel Risk Faktörleri

  • Obez veya kilolu kişiler
  • Yüksek ağırlıklarla spor yapan kişiler
  • Astımı olanlar veya uzun süreli şiddetli öksürme öyküsü olanlar
  • Kronik (uzun süreli) kabızlığı olanlar
  • Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslekler (öğretmen, polis vb.)
  • Bacağında varisi olan kişiler

Varikosel Teşhisi

Teşhiste en değerli ve güvenilir yöntem tecrübeli bir üroloğun yapacağı muayenedir. Muayene yapılırken hasta mutlaka ayakta olmalıdır. Fizik muayene varikosel teşhisinde en değerli yöntemdir. Varikosel fizik muayenenin sonuçlarına göre 3 dereceye (grade) ayrılır. Fizik muayeneye ek olarak spermiogram (sperm tahlili), renkli doppler ultrasonografi gibi tetkikler de tanıya yardımcı olur.

Varikosel Dereceleri

İnspeksiyon (gözlem) ve palpasyon (dokunma) adı verilen yöntemlerle yapılan fizik muayeneye göre varikosel 3 dereceye ayrılmaktadır.

  • 1. Derece (Grade 1): Ayakta duran hastada herhangi bir anormallik yoktur ancak hastaya ıkınması söylendiğinde varikoselin elle tespit edildiği durumdur.
  • 2. Derece (Grade 2): Ayakta duran hastada testisteki damarlar hafif belirginleşmiştir. Hasta ıkındığında damarlar elle belirgin olarak görülür hale gelir.
  • 3. Derece (Grade 3): Ayakta duran hasta hiç ıkındırılmadığı halde damarlar görünür haldedir. Hasta ıkındığında ise varikosel görüntüsü bariz bir hal alır.

Hangi Derece Ameliyat Olmayı Gerektirir?

Derecelere göre ameliyat kararı almak doğru bir yaklaşım değildir. Bazı kişilerde 1.derece varikosel bile ameliyat edilebilirken, bazı kişilerde 3.derece varikosel için ameliyat kararı alınmayabilir. Ameliyat kararı hastadan hastaya değişiklik gösterebilir.

  • Sperm tahlili (Spermiogram): Varikosel; erkek üreme hücresi olan spermlerin sayı ve hareket yeteneklerinde azalma ile fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Spermiogramda ise hastadan alınan sperm örneğinde bu parametreler kontrol edilir. Hasta değerlendirilirken 2 ayrı sperm örneği alınıp bunların ayrı ayrı değerlendirilmesi yanlış teşhisin önüne geçeceği için daha uygundur; Bu iki örneğin alınma zamanları arasındaki süre bir haftadan kısa 3 haftadan uzun olmamalıdır.
  • Renkli doppler USG: Hastanın ıkınmasıyla testisteki toplardamarlarda ıkınma öncesi ve sonrasında oluşan; kanın yukarıdan aşağıya olan akışının (geri akım) saptanmasıyla varikosel teşhisi konulabilir. Ölçülen geri akım süre göz önünde bulundurularak kısa süreli, aralıklı ve sürekli (kalıcı) geri akım olarak sınıflandırılır.

Varikosel Tedavisi

Varikoseli olan her hastayı tedavi etmek gerekmez. Varikosel hastalığı olan birçok kişi cerrahi veya medikal herhangi bir tedavi almadan evlat sahibi olabilir. Ancak ilaç tedavisiyle düzelmeyen ağrı, testislerde kızarma ve şişme ya da evlat sahibi olamama gibi durumlar varsa kişinin varikosel açısından tedavi alması daha uygun olabilir. Varikoseli tedavi etmek veya önlemek için bir medikal tedavi yani ilaç tedavisi yoktur. Varikosel tedavisinde uygulanabilecek tek tedavi metodu cerrahidir.

Varikosel Ameliyatı

Her varikosel vakası için ameliyat zorunlu değildir. Ancak ameliyatın yapılması gereken bazı durumlar vardır. Doktor yapacağı muayene ve tetkikler sonucunda ameliyatın yapılıp yapılmaması gerektiğine karar verir.

Varikosel ameliyatı yapılması gereken durumlar şu şekildedir;

  • Çocuk sahibi olamayan çiftlerde kadın partnerin normal olduğu varikoselli erkekler
  • Spermiogramda anormal bulgular gösteren hastalar
  • Medikal tedaviyle ağrısı dindirilemeyen hastalar
  • Testisin boyutlarında küçülme veya kıvamında yumuşama olması
  • Doppler Ultrasonografi ile damar genişlemesinin 3 mm. üzerinde olması

Varikosel için yapılan farklı ameliyat türleri vardır. Doktor muayenesinden sonra varikoselin derecesine göre hangi ameliyat yönteminin kullanılacağına kadar verilir.

  • Retroperitoneal yüksek ligasyon: Varikoselde uygulanan teknik olarak en basit ameliyattır. Varikosel olan kasığın üstünden yapılan küçük bir kesiyle testis toplardamarı bulunur ve genişlemiş olan damar bağlanır. Ancak bu operasyonda varikosel tekrarı (nüks) daha sıktır, testis atardamarını bağlamak gerekebilir ve lenfatik damarlar (doku aralarına sızan sıvıyı tekrar kan dolaşımına sokan damarlar) bağlanabildiğinden hastada hidrosel (testis zarları içinde normalden daha fazla sıvı birikimi sonucu testis torbasının şişmesi) sıkça görülür.
  • Laparoskopik ligasyon: Retroperitoneal yüksek ligasyon ameliyatının daha küçük kesilerle yapılabilen formudur. Kapalı ameliyat olduğu için biraz daha zor bir ameliyattır. Ameliyatın ardından hasta gündelik hayatına daha erken döner ancak komplikasyon (istenmeyen durum) oluşma olasılığı açık ameliyattan çok da farklı değildir.
  • Makroskopik inguinal ligasyon: Kasık hizasında açılan daha büyük bir kesiden mikroskopsuz gerçekleştirilen ameliyattır. Fonksiyonu bozulan testis toplardamarları daha iyi görülür ve böylelikle bu toplardamarların hepsi bağlanarak varikoselin daha sonra nüks etme ihtimali azalır. Fakat testisleri besleyen arterlerin (atardamar) yanlışlıkla bağlanmasına bağlı ortaya çıkan testis hasarı ve hidrosel (testis şişmesi) ortaya çıkma olasılığı diğer ameliyatlardan farksızdır.
  • Mikroskopik inguinal (mikrocerrahi operasyonu): Kasık veya kasık altından açılan bir kesiyle, testisler keseden çıkarılır ve mikroskop kullanarak hasarlı toplardamarlar bağlanır. Bu ameliyatta testis arterlerinin ve lenfatik damarlarının hasar görme ihtimali daha düşüktür. Ancak yukarıda bahsedilen diğer varikosel operasyonlarına göre daha uzun süre alan ve teknik olarak daha zor olan bir operasyondur.
  • Varikosel embolizasyonu: Radyolojik olarak varisli damarları tıkama yöntemidir. Hastaların çoğunda testis toplardamarlarını bulup bu yapıların içine girmek çok zor olduğundan günümüzde terk edilmiştir ve günümüzde daha çok klasik yöntem tercih edilmektedir.

Varikosel Ameliyatı Sonrasındaki Dönem

Mikro cerrahi ameliyatından sonra hasta genellikle 4 saat içinde taburcu edilir. Ameliyat yapıldıktan 2 gün sonra hasta normal hayatına dönüp, gündelik aktivitelerini yerine getirebilir.

Eğer kişide herhangi bir rahatsızlık hissi yoksa, ameliyattan 2 hafta geçtikten sonra egzersiz gibi fazla efor sarf edilen alışkanlıklarına geri dönebilir. Ameliyat sonrası ağrı genelde hafif olarak tarif edilir ancak birkaç gün veya birkaç hafta boyunca devam edebilir. Hastanın durumuna ve tercihine göre değişmekle birlikte ameliyat sonrasındaki ilk günlerde ağrı kesici kullanımı olabilir.

Ameliyat Sonrası Cinsel İlişki ve Cinsellik

Varikosel ameliyatı kasıkta bulunan inguinal kanal adı verilen yapı açılarak yapıldığı için bu bölgedeki dokular iyileşmeden yapılacak zorlayıcı hareketler bu bölgede inguinal herni adı verilen kasık fıtığına neden olabilir. İnguinal kanaldaki travmanın atlatılması ve yaranın iyileşmesi için 1 haftalık süre yeterli olacaktır. Bu yüzden ameliyat sonrasındaki süreçte 1 hafta cinsel ilişkiden uzak durmak gerekir.

Ameliyattan sonra seksüel aktivitede %50-75 iyileşme gösterilmiştir. Ayrıca bunların yanında libido artışı, ereksiyon sıklığı ve kalitesinde artış, orgazm derecesinde artış gibi etkiler de gösterilmiştir.

Varikosel Tedavi Edilmezse

Varikosel tedavi edilmez ve ilerlerse skrotumda (testislerin içinde bulunduğu kese) ağrı ve şişkinlik artacaktır. Şişkinliğin testislerde oluşturduğu basıncın etkisiyle sperm sayısında azalmayla birlikte sperm hareketlerinde de düzensizlik ortaya çıkacaktır. Varikoselin çok ileri aşamalarında ise testislerde küçülme olabilir ve buna bağlı olarak testesteron yapımında bozukluklar ortaya çıkabilir. Bütün bu aşamalar en son kısırlık ile sonuçlanacaktır.

Varikosele Ne İyi Gelir?

Yapılan çeşitli çalışmalarla vitamin E, vitamin C, folik asit, çinko, selenyum, koenzim Q10, L-karnitin, omega 3 yağ asitleri gibi yapı taşlarının spermin sayı ve motilitesini (hareket) artırdığı, kapasitasyon ve sperm oosit füzyonu (birleşmesi) gibi olaylarda rol oynadığı, sperm hücreleri üzerinde antioksidan ve antiapoptotik (hücre ölümünü engelleyici) etkilerinin olduğu gösterilmiştir. Bundan dolayı bu yapı taşlarını içeren safran, tarçın, kabak çekirdeği, çörek otu, nar, susam, demir dikeni, zencefil, Kore ginseng gibi gıdaların tüketilmesi önerilmektedir.

Çocuklarda Varikosel

Puberte (ergenlik) öncesinde çok nadir görülen bir hastalık olan varikoselin puberte sonrasındaki görülme sıklığı artar. 10 yaşının altındaki çocuklarda hastalığın görülme oranı %1 iken, 12-15 yaş arasındaki çocuklarda ise %11’dir. Çocukluk çağı varikoselinde hastalık genelde sessiz ilerler herhangi bir bulgu vermez. Hekimin muayenesi sırasında tesadüfi olarak ortaya çıkar. Bu dönemde ameliyat olan hastalarda ameliyat sonrasındaki dönemde testis olması gereken boyutlara dönebilmekte ancak 14 yaşından sonra ameliyat olanlarda testisin kıvamı iyileşse bile testis hacmi olması gereken boyutlara gelememektedir.

Varikosel için Hangi Doktora Gidilir?

Varikosel hastalığıyla ilgilenen asıl bölüm Üroloji bölümüdür. Yukarıda anlatılan belirtilerden biri veya birkaçı eğer sizde mevcutsa bir üroloji doktoruna muayene olmanız tavsiye edilmektedir. Çünkü varikosel kısırlığa kadar gidebilen ilerleyici bir rahatsızlıktır.

Makaleyi faydalı buldun mu?
9
0
Makeleyi Paylaşın

Varikosel ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

İleri derecede varikosel cinsel hayatı etkileyebilir. İlerleyen hastalık testis boyutlarında küçülmeye yol açabilir. Bundan dolayı testis fonksiyonlarında bozulma gerçekleşebilir. Bu da erkeklik hormonu olan testesteronu azaltarak cinselliği olumsuz etkileyebilir.

Varikosel tedavi edilmediği takdirde ilerleyen bir hastalıktır. Uzun dönemdeki etkileri ise kişiden kişiye değişmektedir. Bazı hastalarda spermin sayı ve kalitesinin düşmesi, sperm hareketliliğinin azalması gibi etkilere yol açabilmektedir. Bu gibi etkiler ise tıp dilinde infertilite olarak adlandırılan kısırlığa yol açabilmektedir.

Cerrahi yöntemle tedavi edilebilen bir hastalık olan varikoselin tekrarlama olasılığı günümüzdeki teknolojik ilerlemelerle çok düşük düzeylerdedir ancak yine de ameliyatın türü, hastanın ameliyat sonrasındaki sürece uyumu vs. gibi sebeplerle tekrarlama olasılığı değişen düzeylerde var olabiliyor.

Bu durum kişiden kişiye ve hastalığın ilerleyip ilerlemediğine göre değişebilir. Bazı hastaların hemen ameliyat edilmesi gerekirken bazı hastalarda ise durumu belli aralıklarla takip etmek gerekmektedir.

Çeşitli şiddetlerde hissedilebilen bu ağrılar daha çok uzun süre ayakta vakit geçiren veya uzun süre yürüyen kişilerde artış gösterebilir. Sonrasında kişi uzandığında bu ağrıların hafiflediği gözlemlenmiştir. Varikosel ilerledikçe ağrı daha fazla hissedilebilir