Ürik Asit Yüksekliği

Ürik asit yüksekliği, insan metabolizmasında rol alan ürik asidin, idrar yoluyla atılamamasıyla vücutta birikip değerinin yükselmesidir. İlaç tedavisi ile tedavi edilmektedir.

Ürik Asit Ve Ürik Asit Yüksekliği Nedir?

Ürik asit, pürin adı verilen bir bileşiğin yıkım ürünü olarak insan metabolizmasında rol oynayan bir maddedir. Ürik asidi oluşturan pürin DNA ve RNA (genetik materyaller) moleküllerinin yıkımı sonucunda ortaya çıkabildiği gibi bazı besinlerin içeriğinde de doğal olarak bulunur.

Vücutta toplanan pürini ürik aside çevirip vücuttan atılmasını kolaylaştıran organ karaciğerdir. Atılması böbreklerden idrara verilmesiyle sağlanır. Eğer bu maddenin üretiminde artış veya atılımında azalma meydana gelirse kanda ürik asit seviyesi artar. 

Ürik asidin kandaki miktarı beslenme ve metabolizma ile kolayca değişkenlik gösterebilse de ortalama olarak kadınlarda 4 mg/dL erkeklerde 5 mg/dL’dir. Kanda referans değerin üzerinde, yani 7 mg/dL’den fazla ise, ürik asit varsa buna ürik asit yüksekliği veya hiperürisemi adı verilir.

Ürik asit yüksekliği vücutta pek çok organı etkileyerek çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir. Bunlardan en sık karşılaşılan gut hastalığı olup, gereğinden fazla biriken ürik asidin böbreklerden atılması esnasında böbrek taşları da oluşabilir. 

Yol açtığı rahatsızlığa yani, altta yatan hastalığa göre tedavi edilen ürik asit yüksekliği, toplumun yaklaşık 5’te 1’inde görülse de pek çok bireyde belirti vermez ve herhangi bir zarara neden olmaz. Her yaştan kadın, erkek ve çocukta ürik asit yüksekliği görülebilir.

Ürik Asit Yüksekliği Belirtiler Nelerdir?

Ürik asit yüksekliği pek çok bireyde belirtisiz seyreder ve tesadüfen yapılan kan testlerinde saptanabilir. Bu durumda herhangi bir sağlık problemi oluşturmaz. 

Fakat bazen şu belirtiler ürik asit yüksekliğine eşlik edebilir:

  • Gut hastalığı: Toplumda en sık rastlanan ürik asit yüksekliği sonuçlarından biri olan gut hastalığında biriken ürik asit kristalleri çeşitli organlarda birikerek fonksiyon kaybına neden olur. Genelde hastalığa aşırı alkol ve protein tüketimi sebep olur.
  • Özellikle ayak baş parmağında görülen eklem iltihabından kaynaklı; ayak baş parmağında kızarma, şişme, ağrı, yürüme güçlüğü
  • Yan veya bel ağrısı (oluşan böbrek taşlarına bağlı)
  • Halsizlik, yorgunluk
  • Karın ağrısı
  • İdrar miktarında azalma veya ileri dönemde hiç idrara çıkamama
  • Eklem ağrısı
  • Böbrek taşı ve yan ağrısı
  • Karın bölgesinde karıncalanma-yanma hissi (ürik asit yüksekliği kaşıntı yapmaz fakat bazen bu hisler hastalar tarafından kaşıntı olarak adlandırılabilir)

Ürik Asit Yüksekliği Nedenleri Nelerdir?

Ürik asit yüksekliğinin temel olarak 2 mekanizması vardır; ürik asit atılımının bozulması veya oluşumunun aşırı artması.

Doğal atılım ve yapım mekanizmasını bozan, sık görülen nedenler ise şunlardır:

  • Aşırı alkol tüketimi: Özellikle mayalı içkilerin (rakı, şarap gibi) sık tüketilmesi vücutta ürik asit miktarını arttırır çünkü bu içkiler pürin bakımından zengindir.
  • Obezite: Pürinden zengin ve buna bağlı ürik asit fazlalığına yol açan maddelerin birçoğu kilo alımına neden olabilecek niteliktedir. Bunun yanı sıra, miktar olarak fazla tüketilmeleri de bir problemdir. Ayrıca obezitede hücre döngüsü hızlanır ve bu da kana ürik asit salınmasına neden olur.
  • Böbrek yetmezliği: Ürik asit, normalde çoğu böbreklerden atılan ve vücuttan uzaklaştırılan bir maddedir. Dolayısıyla böbreklerin süzme fonksiyonunun bozulduğu durumlarda kanda ürik asit miktarı artar. Kronik böbrek yetmezliği ve glomerülonefritler (böbrek iltihapları) başta olmak üzere pek çok böbrek hastalığı ürik asit artışına neden olabilir.
  • Pürinden zengin diyet: Pürinden zengin diyet normalde pek çok bireyde tolere edilir ve herhangi bir belirtiye yol açmaz fakat bazı bireylerde pürin yıkım enzimleri daha az çalışıyor olabilir veya böbrekleri daha az ürik asit atıyor olabilir. Pürinden zengin olduğu bilinen yiyecekler ise şunlardır: alkol ve mayalı içkiler, sakatat, kırmızı et, balık dışındaki deniz ürünleri (kalamar, istiridye, ançüez gibi), ıspanak başta olmak üzere koyu yeşil sebzeler. Bunların yanı sıra aşırı kalorili, yağdan zengin, kızartılmış, şekerli yiyecekler, gazlı içecekler gibi pek çok yiyecek obeziteye katkı sağlayarak kanda ürik asit miktarını arttırır.
  • Tümör lizis sendromu: Hızlı büyüyen ve yaşam-ölüm döngüsü hızlı hücrelerden köken alan tümörler vücutta tümör lizis sendromu adı verilen bir tablo ortaya çıkarabilir. Ürik asit hücrelerin genetik materyallerinden biri olan pürinin yıkım ürünü olduğu için hızla ölüp parçalanan hücrelerden vücuda başta ürik asit olmak üzere potasyum, fosfat ve üre gibi maddeler salınır. Bu maddeler kanın mineral ve pH dengesini bozarak acil bir metabolik problem ortaya çıkarır. En sık tümör lizis sendromuna yol açan tümörler lenfoma ve lösemilerdir. Kemoterapi veya radyoterapi ile kanser tedavisi almak da tümör lizis sendromuna neden olabilir. Çünkü bu tedaviler de kanserli hücrelerin öldürülmesini amaçlar. 
  • Psöriazis (sedef hastalığı): Sedef hastalığında da cilt hücrelerinin döngüsü çok hızlanır. Normalde 30 günlük döngüsü olan cilt hücreleri 4-5 günlük döngülere girmeye başlar. Özellikle döküntüler çok yaygınsa veya büyük vücut alanlarına yayıldıysa hızlı hücre yıkımı ürik asit artışına neden olabilir.
  • Genetik: Bazı bireylerde genetik olarak ürik asit fazla üretiliyor veya az tüketiliyor olabilir. Bu durumda ürik asit yüksekliği bir soruna yol açmıyorsa tedaviye gerek duyulmaz.
  • Lecsh-Nyhan sendromu: Genetik bir hastalık olup, pürin maddesinin yıkımını sağlayan enzimlerden birinin eksikliği ile seyreder. Ağır nörolojik hasar başta olmak üzere böbrek ve eklem problemleri ile seyreder. 2-3 yaş civarı kaybedilirler, dolayısıyla yalnızca çocuklarda ürik asit yüksekliği sebebidir.
  • Diüretik (idrar söktürücü) ilaçların kullanımı: Özellikle tiazid grubu diüretikler ürik asit atılımını azaltarak kanda yükselmesine neden olur.
  • Bağışıklık sistemi baskılayıcı (immünsupresor) ilaçların kullanımı
  • Hipotiroidi (tiroid hormonu düşüklüğü)

Ürik Asit Yüksekliği Teşhisi

Ürik asit yüksekliğini teşhis etmenin tek yolu kan tahlilidir. Kan tahlilinde kadınlarda 4 mg/dL’yi erkeklerde 5 mg/dL’yi aşan ürik asit saptanması yüksek değerlere işaret eder.

Eğer hastada herhangi bir belirtiye yol açmıyorsa yüksekliğin büyük ihtimalle tıbbi bir değeri yoktur; bünyesel veya dönemsel olabilir. Ayrıca kan tahlilinde ürik asit fazlalığına neden olan faktöre dair ipuçları yakalamak da mümkündür. 

Hormonlar, vücuttaki mineraller, karaciğer enzimleri gibi pek çok parametre bu açıdan incelenir.

Ürik asit yüksekliğinin neden olduğu belirtilerin diğer hastalıklarla ayırıcı tanısını sağlamak için ve diğer hastalıkları dışlamak için de birtakım teşhis yöntemleri kullanılabilir:

  • Eklem şişliği, ağrısı, kızarıklığı gibi durumlarda; romatizmal, travmatik veya metabolik diğer hastalıkların ayrımı için röntgen (film) veya MR (manyetik rezonans) kullanılabilir.
  • Yan ağrısı, idrar miktarında azalma gibi şikayetleri olan hastalarda yine kan tahlilinde böbrek fonksiyonlarını değerlendiren parametrelere bakılır ve böbrek ultrasonu ya da sintigrafisi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

Ürik Asit Yüksekliği Tedavisi

Ürik asit yüksekliği genellikle tek başına bir hastalık değil başka bir sağlık problemine ek ortaya çıkan bir durumdur. Doğal olarak tedavisi altta yatan sebebe bağlı yapılır. 

En sık rastlanan ürik asit yüksekliği sebeplerine göre verilebilecek tedaviler şunlardır:

  • Obezite: Pek çok metabolik hastalığa zemin hazırlayan ve giderek sıklığı artan bir sağlık problemi olan obezite mutlaka tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Tedavide ilk seçenek sağlıklı, yeterli ve düşük kalori esasına dayalı bir diyettir. Diyetin yanı sıra, egzersizde insülin direncini kırarak obezite tedavisine çok olumlu katkı sağlar. Morbid obezite durumunda (vücut kitle indeksinin 40’ın üzerinde olması) diyet ve egzersizden fayda sağlanamıyorsa çeşitli ilaçların kullanımı, bundan da fayda görünmüyorsa obezite cerrahisi bir seçenek olabilir.
  • Aşırı alkol tüketimi: Aşırı alkol tüketimi metabolik sonuçları olsa da aslında bir psikiyatrik problemdir. Bireyi alkolizme iten psikolojik nedenlerin aydınlatılması ve çözülmesi için psikoterapi kullanılabilir. Ciddi ve hayati tehdit oluşturan alkol bağımlılığında psikiyatristler tarafından reçete edilebilen bağımlılık ilaçları kullanılır. Bazı durumlarda vücudu alkolden arındırma döneminde klinikte yatarak tedavi almak gerekli olabilir.
  • Böbrek yetmezliği: Böbrek yetmezliğinin en yaygın tedavisi diyaliz olup kesin tedavisi böbrek naklidir. Altta yatan nedenin ortadan kaldırılması da tedavi için önemli bir faktördür.
  • Hipotiroidizm (tiroit bezinin az çalışması): Vücutta yeterli tiroit hormonu yoksa dışarıdan hormon içeren hapların verilmesiyle genelde sorun çözülür. Mutlaka tedavi edilmesi gereken bir problemdir çünkü pek çok metabolik soruna yol açar.
  • Tümör lizis sendromu: Tedavisi acil yapılması gereken bir sorundur. Öncelikle hastanın hidrasyonu sağlanır yani damardan sıvı ile su eksiği giderilir. Ardından daha fazla ürik asit oluşmasını engellemek için allopurinol ve rasburikaz gibi ilaçlar verilebilir. Kandaki ürik asit ve hücre içinden çıkan diğer maddeler (potasyum, üre, fosfat gibi) çok yüksek düzeyde ise diyaliz ihtiyacı doğabilir. Tümör lizis sendromuna kemoterapi veya radyoterapi neden olduysa kısa bir süre bu tedavilere ara verilmesi gerekebilir veya dozu tekrar ayarlanabilir.
  • Psoriasis (sedef hastalığı): Sedef tedavisi kesin olarak bilinen bir hastalık değildir fakat PUVA gibi ışın tedavileri, çeşitli yangı giderici merhem ve kremler, steroidler, salisilik asit, retinoik asit gibi maddeler belirtilerin giderilmesine yardımcı olur.

Ürik Asit Yüksekliği İlaçları

Ürik asit yüksekliğinin sebebi aydınlatıldıktan sonra bazı durumlarda ilaç kullanımı uygun olabilir. Özellikle gut gibi ürik asit yüksekliğinin kronik hale geldiği durumlarda ilaç kullanımı kaçınılmazdır.

En sık kullanılan ilaçlar şunlardır:

  • Aktif eklem şişlikleri ve ağrılarının tedavisinde, steroid dışıyangı giderici (NSAİ) ilaçlardan ibuprofen, diklofenak, indometazin kullanılabilir. Steroidler ise en ideal yangı giderici ilaçlardır fakat yan etkilerinden ötürü uzun süreli kullanımları uygun değildir ve her hastada kullanılamayabilirler. Ürik asit yüksekliği şiddetli seyrediyorsa veya birden çok eklemi tuttuysa steroidlere başvurulabilir.
  • Ürik asit miktarı vücutta sürekli yüksek seyreden ve gut gibi ataklar dışında da kontrol altında tutulması gereken bireylerde kolşisin kullanımı tercih edilebilir. Kolşisinin özellikle eklem şikayetlerine faydalı olduğu bilinmektedir.
  • Vücuttaki ürik asitin aniden arttığı tümör lizis sendromu gibi durumlarda ürik asit oluşumunu engelleyen allopurinol ve rasburikaz adlı ilaçlar kullanılabilir.

Ürik Asit Yüksekliği Tedavi Edilmezse

Ürik asit yüksekliği tedavi edilmediği takdirde genellikle ölümcül ve hızlı ilerleyici bir tablo değildir. Fakat altta yatan sebebin aydınlatılması şarttır. Çünkü ürik asit yüksekliği çoğu zaman hastalığın kendisi değil bir belirtisidir. 

Ürik asidin kristalleşerek eklemler ve böbrekler başta olmak üzere vücudun çeşitli bölgelerinde birikmesi neticesinde hastanın belirtileri ortaya çıkar. Özellikle böbreklerde biriken kristaller uzun dönemde hiçbir tedavi alınmazsa böbreğin pek çok fonksiyonunu bozar ve böbrek yetmezliğine bile ilerleyebilir.

Ürik asit yüksekliğinin eklemlerde oluşturduğu tablo genelde ataklar halinde gelir ve hasar bırakmadan geçer. Fakat atak süresince tedavisiz kalmak ağrı, şişlik ve yürüme güçlüğü yaparak hastanın yaşam kalitesini ciddi derecede düşürür.

Ürik Asit Yüksekliğine Ne İyi Gelir?

Altta yatan sebebe göre pek ürik asit yüksekliğine pozitif veya negatif etki yapacak faktörler değişebilse de genel olarak şu önerilerde bulunmak mümkündür:

  • Ürik asit yüksekliğinde diyet bireylerin problemin yönetiminde başvuracağı en uygun yöntemlerden biridir. Sağlıklı ve işlenmemiş besinlerden oluşan, yüksek kalori içermeyen, taze sebze-meyve ve beyaz et ağırlıklı bir diyet kanda ürik asit yüksekliği durumunda önerilebilir.
  • Alkol tüketiminin sınırlandırılması hatta mümkünse sıfırlanması önerilir.
  • Vücutta mevcut bir hormonal veya metabolik hastalık varsa (diyabet, obezite, böbrek yetmezliği, hipotiroidi gibi) tedavi edilmesi en azından kontrol altında tutulması durumu iyileştirecektir.
  • Mutlaka günlük en az 8-12 bardak su tüketilmesi gerekir.

Ürik Asit Yüksekliğine Ne İyi Gelmez?

Ürik asit yüksekliğini negatif yönde etkileyip kandaki ürik asit miktarını daha da artıracak, gut ataklarına sebep olacak ve eklem-böbrek hasarlanmasını hızlandıracak faktörler ise şöyle sıralanabilir:

  • Alkol tüketimi
  • Obezite (özellikle bel ve göbek çevresinden yağlanan bireylerde)
  • Vücudu susuz bırakmak, su ihtiyacını gazlı içecekler, çay, kahve gibi maddelerden karşılamak
  • Aşırı çay ve kahve tüketimi (pürin içeriklerinden dolayı)
  • Pürin içeren gıdaların aşırı tüketimi (et, deniz ürünleri, ıspanak/kuşkonmaz gibi koyu yeşil sebzeler, sakatat, mayalı içecekler ve alkol)

Çocuklarda Ürik Asit Yüksekliği

Küçük yaşlarda ürik asit yüksekliği sık görülen bir durum değildir. Obezite, alkolizm, diüretik ilaç kullanımı gibi ürik asit yüksekliğine sık yol açan nedenlere çocuklarda sık rastlanmaz.

Çocukluk çağında ortaya çıkan hızlı büyüyen tümörlerin yine hızlı yıkımından kaynaklı tümör lizis sendromu adı verilen bir tablo ortaya çıkabilir. Bu tabloya burkitt lenfoma, yumuşak doku tümörleri ve çeşitli lösemiler (ALL) başta olmak üzere pek çok tümör neden olabilir. 

Tümör lizis sendromu, acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur çünkü kandaki asitliğin aşırı artması kan pH dengesini bozar. 

Kemoterapi, radyoterapi alan veya bilinen bir tümörü mevcut olan çocuklarda ani gelişen nefes darlığı, fiziksel durumda genel kötüleşme, bilinç bulanıklığı-kapanması, kramplar-kasılmalar, kalp çarpıntısı gibi belirtiler ortaya çıkması durumunda hiç vakit kaybetmeden acil servise başvurulması gerekir. 

Tedavide metabolik durum ve mineral dengesi düzeltilir, kandaki fazla ürik asit ilaçlarla azaltılmaya çalışılır ve hasta gerekirse diyalize alınır.

Lesch-Nyhan sendromu adı verilen bir hastalık da pürin yıkımındaki bir enzimin kalıtsal eksikliğiyle karakterize olup ürik asit yüksekliği ile seyreder. 

Yetişkinlerdeki guta benzer (eklem problemleri, böbrek taşları gibi) bir tablo ortaya çıksa da ürik asit kristallerinin sinir sisteminde de birikmesinden kaynaklı belirtileri çok daha ağır seyreder. 

En tipik belirtisi self-mutilasyon (kendine zarar verme) durumudur. 1 yaş civarı ortaya çıkan bu durum çocuğun kendini ısırmasına, yaralamasına neden olur. Seyri oldukça kötüdür ve beklenen yaşam süresi kısadır. Maalesef mevcut bir tedavisi yoktur.

Ürik Asit Yüksekliği için Hangi Doktora Gidilmeli?

Ürik asit yüksekliğinde belirtilere göre farklı bölümlere başvurmak gerekebilir. Halsizlik, yorgunluk, karın ağrısı gibi nedeni belirlenemeyen ve spesifik olmayan belirtiler için genel dahiliye polikliniğine başvurulabilir.

Eklem ağrısı, ayak baş parmağında şişme, yürüme güçlüğü, eklemlerde kızarıklık, hassasiyet gibi belirtilerin varlığında yine Dahiliye bölümüne başvurulabileceği gibi sorun gut ise tedavisini ve takibini dahiliyenin bir alt dalı olan Romatoloji yapacaktır.

İdrar miktarında azalma, yan ağrısı, bel ağrısı, kanlı idrar, idrar yaparken yanma gibi şikayetlerin varlığında böbrekten kaynaklı bir problem olabileceği düşünülerek dahiliyenin bir alt dalı olan Nefrolojiye veya Üroloji bölümüne başvurulmalıdır.

İfade edilen belirtilerin bulunması durumunda çok acil olmamakla beraber vakit kaybetmeden hekime başvurmak, ürik asit yüksekliğinin altında yatan sebebi bulmak ve tedavi almak açısından yararlı olacaktır.

Ürik asit yüksekliği kronik bir hastalığı olan, ilaç kullanan veya ciddi tedaviler alan bireylerde tesadüfen rutin testler esnasında saptandıysa her zaman tedavilerini yürüten hekimlere danışmaları gerekir. 

Belirli durumlarda bu ilaçlar kesilebilir veya tedaviler özelleştirilebilir fakat hastaların kesinlikle kendi kendilerine ilaç kullanımını bırakmaması gerekir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
12
2
Makeleyi Paylaşın

Ürik asit yüksekliği ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Ürik asit yüksekliği kronik halsizlik ve yorgunluk yapabilir. Altta yatan neden böbrek hasarı, obezite, hipotiroidi gibi metabolik bir rahatsızlıksa bunlar da halsizlik ve yorgunluğa katkıda bulunacaktır. Altta yatan sebebin bulunup tedavi edilmesi ve belirli ilaçlarla kandaki ürik asit düzeyinin düşürülmesiyle halsizlik de ortadan kalkar, ciddi ve hayati tehdit oluşturacak bir sorun değildir.

Ürik asidin normal değeri kadınlarda 4 mg/dL, erkeklerde ise 5 mg/dL’dir. Kanda 7 mg/dL’nin üzerinde ürik asit bulunmasına ise ürik asit yüksekliği veya hiperürisemi adı verilir. Herhangi bir belirtiye yol açmayan ve kan tahlilinde tesadüfen saptanan ürik asit yüksekliğinin tedavi edilmesine genelde gerek yoktur fakat bu konuda en doğru bilgiyi hastayı muayene eden hekim verecektir.

Ürik asit yüksekliğinin tek başına kaşıntı yapması pek beklenmez. Bunun yanı sıra, böbreklerde ürik asit atılımının bir sebepten bozulduğu durumlar böbrek yetmezliğine ilerleyebilir. Böbrek yetmezliğinde kandaki üre miktarı da artar ve kaşıntıya esas olarak bu sebep olur. Üre ve ürik asit farklı maddelerdir. Ürik asit yüksekliği özellikle karın bölgesinde iğne batması ya da karıncalanma hissi oluşturabilir. Bu da bazen kaşıntı olarak tarif edilebilmektedir.

Ürik asit yüksekliğinin düşürülmesi için öncelikle hekime başvurulması gerekir çünkü altta yatan sebebin aydınlatılması ürik asit yüksekliğinden çoğu zaman daha önemlidir. Kandaki fazla ürik asit senelerce çok miktarda birikime yol açmadıysa ciddi bir belirtiye yol açması beklenmez.

Hekim altta yatan sebebi aydınlattıktan sonra ürik asit oluşumunu azaltan ilaçlar reçete edebilir veya pürinden fakir bir diyet başta olmak üzere çeşitli yaşam tarzı değişiklikleri önerebilir. Kırmızı et, sakatat, koyu yeşil sebzeler (ıspanak, bezelye, kuşkonmaz gibi), kabuklu deniz ürünleri, alkol, mayalı içecekler özellikle kaçınılması gereken gıdalardır. Bunun yanında vücudu susuz bırakmamak, günde en az 8-12 bardak su içmek gereklidir.