Torch

Torch testi, hamilelik döneminde rutin kontroller sırasında risk görüldüğü takdirde yapılan testlerden biridir.

Torch Testi Nedir?

Torch testi, hamilelik döneminde rutin kontroller sırasında risk görüldüğü takdirde yapılan testlerden biridir. Torch ekranı veya torch paneli olarak da bilinen bu test, hamilelik döneminde bazı enfeksiyonları tespit etmek için uygulanırken, taraması yapılan enfeksiyonların antikorunun olup olmadığı taranır. Böylelikle bebeğe geçerek bir sakatlığa veya hastalığa neden olabilecek mikroplar tespit edilmiş olur.

Torch testi kısaltmasının açılımı şu şekildedir; Toksoplazmozis, Other (suçiçeği ve HPV gbi) Rubella (kızamıkçık), Cmv(sitomegalovirüs) ve Herpes simpleks virüsü. Hamilelik sürecinde anne adayına uygulanan torch testinde taranan hastalıklar arasında diğerleri olarak geçen enfeksiyonlar şunlardır:

Bu hastalıklar da anneden bebeğe geçtiğinde hayati tehdit oluşturabilirken, erken dönem tanı ve teşhisle bu risk önlenebilir. Aksi takdirde bebekte sarılık, düşük trombosit seviyeleri, katarakt, zihinsel engel, sağırlık gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilirler.

Torch Testi Normal Değerleri Kaç Olmalı?

Torch testi bulaşıcı hastalıklara vücudun cevap olarak ürettiği antikorların belirlenmesini sağlayan bir testtir. Çünkü antikorlar; bakteri ya da virüslerle enfekte olunduktan sonra onları yok etmek üzere üretilen proteinlerdir. Spesifik olarak yapılan bu test iki farklı türde antikoru taramaktadır; bunlar immünoglobulin M (IgM)ve İmmünoglobulin G (IgG) antikorlarıdır. Bu antikorlar şu anlama gelir:

  • lgM antikoru: Akut enfeksiyon varlığında üretilen antikor
  • lgG antikoru: Geçmişte bu enfeksiyonun geçirildiği ve akut olarak hasta olunmadığında üretilen antikor 

Test sonuçları değerlendirilirken pozitif veya negatif olarak tanımlanır. Pozitif test sonucu uygulanan hastalığın kişide bulunduğu gösterirken, negatif test sonucu tam tersidir. Ancak uzmanlar anne adayında ve fetüste bu bakteri veya virüsün kesin tanısını koyabilmek için semptomlarla birlikte diğer tanı ve test değerlerini bir bütün olarak ele alırlar.

Torch Testi Nasıl Ölçülür?

Torch testi, rutin kan testi gibi yapıldığı için oldukça basit ve kolaydır. Test öncesi özel bir hazırlık yapılmasına genelde gerek yoktur ancak bazı durumlarda aç karna alınması gerekebilir. Ayrıca kullanılan ilaç veya takviyeler konusunda uzmana bilgi verilmelidir. Anne adayının kendinde farklı gördüğü veya şüphelendiği bir durum varsa bilgi bildirilmelidir. Çünkü ona yönelik doğru tanı ve teşhis için farklı kan parametrelerine bakılması gerekebilir veya ek testler yapılabilir.

Test yapılmasını gerektiren enfeksiyon bulguları doğrultusunda o hastalığa yönelik olan torch testinden bir veya birkaçı uygulanırken elde edilen sonuçların diğer tanı testleri ile doğrulanması gerekir. Hangi hastalığın testinin yapıldığına bağlı olarak ardışık aralıklarda birkaç defa testlerin tekrarlanması, kültür testleri ile desteklenmesi gerekebilir.

Torch tahlili gebelik sürecinde anne ve fetüs sağlığı için çok yararlı bir testtir. Çünkü enfeksiyon olması durumunda hastalıklar erken evrede tanılanarak tedaviye başlanabilir. Risk teşkil eden gebeliklerde doğumsal kusurların önlenmesinde en yararlı testlerden biridir.

Hamilelikte Torch Testi Değerleri Nasıl Olmalı?

Hamilelik döneminde uygulanan bu testin pozitif çıkması o enfeksiyona karşı antikor üretildiği anlamına gelir. Yani anne adayı o virüs veya bakteri ile enfekte olmuş ve yanıt olarak antikor üretimi gerçekleşmiş demektir. Test sonuçları değerlendirilirken her enfekte ajana yönelik lgM ve lgG antikorlarının varlığı ya da yokluğu ele alınır.

Özellikle hamileliğin 16. haftasında büyük risk teşkil eden rubella enfeksiyonu fetüs açısından da büyük riskler içerir. Ancak bu hastalığın tanısını koyabilmek için sadece klinik bulgular yeterli değildir. Bu yüzden tanı torch ve diğer testlerin sonuçlarına bakılarak koyulabilir. CMV veya Toksoplazma enfeksiyonu bulaşmış kişilerde görülen nezle benzeri belirtiler birçok hastalıkta ortaktır. Dolayısıyla benzer belirtiler gösteren hastalardan ayırması zorlaşır.

Bu durumda torch test sonuçları doğru tanı ve teşhis için önemli bilgiler sağlar. Kesin tanı konduktan sonra anne adayının tedavisinde semptomatik tedavi uygulanmalıdır. Tüm belirtilerin ortadan kalkması için gereken tedaviler uygulanmalıdır. Çünkü erken doğum, düşük ve ölü doğuma neden olabileceği gibi bebeğe geçerek doğumsal kusurlara da neden olabilir.

Bebeklikte Torch Testi Değerleri Nasıl Olmalı?

Torch testi özellikle hamilelerde risk teşkil edecek veya belirti görüldüğü durumda uygulanan bir test olmasına rağmen, yenidoğanlarda görülebilecek şüpheli durumlarda da uygulanması gerekebilir. Yenidoğanlarda IgM antikorunun tespit edilmesi pozitif sonuç olarak ifade edilirken, o hastalıkla enfekte olunduğu anlamına gelir. Çünkü IgM antikoru anne tarafından üretilen bir antikordur ve plasentaya geçmez. Dolayısıyla yeni doğanda antikor varlığı, bu enfeksiyonun aktif olarak bebekte olduğunu gösterir.

Yenidoğanlarda torch testinin yapılmasını gerektiren klinik bulgular arasında şunlar bulunur;

  • Sağırlık
  • Havale geçirmesi
  • Trombosit sayılarının düşük olması
  • Sarılık
  • Katarak
  • Dalak ve karaciğer büyüme
  • Kalp defekti
  • Zeka geriliği
  • Gebelik yaşına göre küçük bebek

Bebeklerde bu belirtiler ile torch test sonuçları bir bütün olarak değerlendirildikten sonra tedaviye en erken dönemde başlanmalıdır. Aksi takdirde basit ilaç veya müdahalelerle giderilebilecek bozukluklar ve şikayetler bebeğin tüm hayatını olumsuz yönde etkileyebilecek çok ciddi seviyelere ulaşabilir.

Torch Yüksekliği Nedenleri Nelerdir?

Torch testi yüksekliği, sonuçların aynı zamanda pozitif olduğu anlamına gelen bir tanımlamadır. Torch testi kısaltmasında yer alan her hastalığın kendine has nedenleri, belirtileri, bunlarla ilişkili tedavi koşulları ve ek önlemleri vardır. Dolayısıyla her biri kendi içinde kendi kriterleriyle bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Torch testi kısaltması, Toksoplazmozis, Other (suçiçeği ve HPV gbi), Rubella (kızamıkçık), CMV (sitomegalovirüs) ve Herpes simpleks virüslerinin ele alındığında ifade ettiği hastalıkları ve tedavileri tanımlarken temel bilgiler şu şekildedir;

T

Toksoplazma gondii parazitinin neden olduğu bir enfeksiyon olan toksoplazma, kedi dışkısında bulunan parazit yumurtalarının ağız yoluyla alınmasıyla bulaşır. Ayrıca eti yenen hayvanlarda bu parazitin bulunması durumunda bu etlerin çiğ olarak tüketilmesi ile de bulaşabilir. Anneden bebeğe geçen bu hastalıkta düşük ve ölü doğum riski yanında bebekte beyin hasarı, epilepsi, zeka geriliği, gelişme geriliği, sağırlık, görme bozukluğu ve hidrosefali görülebilir.

Aşısı bulunmayan bu hastalıktan korunmak için hamilelik sürecinde çiğ et tüketmemek, çiğ sebze ve meyvelerin yıkanarak tüketilmesi, mümkün olduğu kadar kedi ile temas edilmemesi şeklinde korunma sağlanabilir. Enfekte olunduğunda ise şayet gebelik yaşı gebeliğin 3. ayında ise gebeliğin sonlandırılması düşünülmelidir. Ancak hamileliğin daha ileri haftalarında tespit edildiyse antibiyotik ve antiparaziter ilaçlarla tedavi sağlanabilir.

O

Yenidoğanın sakat doğmasına neden olabilecek diğer hastalıklar arasında olan çocuk felci, kaba kulak, suçiçeği, bel soğukluğu ve kızıl gibi hastalıklar bulunur. Bu hastalıkların bazı ortak belirtileri olan yorgunluk, kusma, baş ağrısı, boğaz ağrısı, ateş gibi belirtiler basit gribal enfeksiyonlarla karıştırılabilir. Bu yüzden tanı ve tedavisi gecikebilir. Bunun için menenjit gibi kendine has semptomlar gösteren hastalıklar diğer enfeksiyonların dışlanmasını sağlar.

Kesin tanı ve teşhis sonrası doğrulanan hastalığın erken dönemde tedavisine başlanması hastalıkların daha ciddi seviyelere veya anormalliklere ulaşmasını önlemede en etkili adımdır. Bunun yanında her ne kadar tedavisi olsa bile o hastalığın önlenmesi en temel hedef olmalıdır. Bu da suçiçeği, kabakulak gibi aşı ile önlenebilecek hastalıkların aşı takvimine uygun bir şekilde aşısının yaptırılmasından geçer.

R

Kızamıkçık anlamına gelen Rubella, ateşli seyreden viral bir enfeksiyondur. Hamilelik sürecinde anne ve bebek için büyük risk teşkil eden bu enfeksiyon, özellikle hamileliğin ilk üç ayında düşük ve bebekte sakatlığa neden olur. Bu kusurlar arasında serebral palsi, kalp anormallikleri, zeka geriliği, görme kaybı ya da körlük gelir. Bu yüzden korunma amaçlı aşısı muhakkak yaptırılmalıdır. Belirtileri arasında öksürük, iştahsızlık, eklem ağrısı, hafif ateş ve döküntü yer alırken çocuklar yetişkinlere göre hafif geçirirler.  Bunun yanında bu enfeksiyonu geçiren bir kişi bağışıklık kazanır bir daha yakalanmaz.

Rubella diğer tabirle kızamıkçık, günümüzde önlenebilir bir hastalıktır, ancak enfekte olunduğunda etkin bir tedavisi henüz yoktur. Dolayısıyla bu hastalık daha önce geçirilmedi ise muhakkak aşı olunarak korunmak gerekir.

C

Cmv enfeksiyonu sitomegalovirus mikrobu ile enfekte olunduğunda ortaya çıkan viral bir enfeksiyondur. Genellikle hafif seyreden bu enfeksiyon yetişkinlerin çoğu tarafından geçirilir. Gebelik çağına ulaşan kadınların büyük bir bölümü bu enfeksiyona karşı bağışıklık kazanmış durumdadır ancak hamilelikte enfekte olunursa bazı riskler içerir. Bu riskler arasında bebekte gelişim ve zeka geriliği görülebilirken işitme kusurları ile de kendini gösterebilir.

Kızamıkçık ile kıyaslandığında Cmv enfeksiyonu birden fazla kez geçirilebilir. İlk kez bu enfeksiyonu geçiren anne adaylarının bebeklerinin doğumsal kusurlarla doğma riski daha yüksektir. Belirtileri arasında lenf düğümlerinde büyüme, hafif eklem ağrıları, boğaz ağrısı ve ateş gelmektedir.

H

Tip 2 olarak da bilinen herpes simpleks virüsünden oluşan herpes enfeksiyonu, dünya genelinde en yaygın görülen enfeksiyonların başında gelir. Çoğunlukla çocukluk döneminde zona, dudakta bulunan uçuk, suçiçeği gibi hastalıklar bu virüsten kaynaklıdır. Cinsel temas yoluyla bulaşan bu enfeksiyon hamilelik döneminde genital bölgede olduğu zaman anneden bebeğe geçer. Ateş, ağrı, kırıklık, genital bölgede görülen kaşıntılar ve tahriş görülen semptomlar arasında yer alır.

Günümüzde herpes enfeksiyonları görülme sıklığı yenidoğanlarda artış göstermektedir. Bunun nedeni, kadınlarda bu enfeksiyonun görülme sıklığında yaşanan artıştır. Anne adayında herpes virüsü erken doğum, düşük riski yanında bebeğin doğumsal kusurlarla dünyaya gelmesine neden olabilir. Bu kusurlar arasında organ tutulumu, merkezi sinir sistemi tutulumu, göz ve ağız tutulumu gelir. Ayrıca bu anormalliklerin bazıları ölüm riski içerebilir.

Herpes virüsü ile enfekte olan bebeklerde antiviral tedavi uygulanmış olsa bile ancak %60’ı hayatta kalırken, sağ kalanların bir kısmında herpes kaynaklı doku bozukluğu kalır. Bu virüs ile enfekte olan bebeklerin büyük bir çoğunluğunun anneleri asemptomatik vakalardır. Bu yüzden özellikle tekrarlayan genital herpes enfeksiyonundan mustarip olan kadınların doğum öncesinde doğum kanalları kontrol edilmesi gerekir. Yapılan kontrolde şayet viral dökülme görülmüyorsa normal doğum yapabilirler. Aksi takdirde bu kişiler için sağlıklı olan doğum şekli sezaryendir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın