Safra Kesesi Taşı

Safra kesesi taşı; safra içerisindeki bazı bileşenlerin artması ya da azalması durumunda oluşan taşlar olup tedaviyle gerek duyulduğunda cerrahi ve cerrahi dışı yöntemler uygulanabilir.

Safra Kesesi Taşı Nedir?

Safra kesesi; karın sağ üst kadranında, karaciğerin altında, 5-7 cm genişliğinde, 7-10 cm uzunluğunda ve armut şeklinde bir organdır. Normal şartlar altında hacmi 30-60 santimetre küptür.

Safra kesesinin görevi; karaciğer tarafından üretilen ve bağırsaklara geçerek diyetle alınan yağların sindirimine yardımcı olan sarı yeşil renkli bir sıvı olan safranın depolanmasıdır. Depolanan safra, bağırsaktan gelen çeşitli hormonal uyarıların neticesinde safra kanalları vasıtasıyla ince bağırsaklara (on iki parmak bağırsağına) salgılanır.

Safra içerisinde yer alan bazı bileşenlerin artması ya da azalması durumunda, safra akışında bir bozulmaya meydana gelir ve tortu oluşumu başlar. Oluşan bu tortu zamanla birikerek safra kesesinde taş oluşmasına neden olur.

Safra Kesesi Taşı Belirtileri

Safra kesesi taşları genellikle asemptomatiktir yani herhangi bir klinik belirti veya şikayete sebep olmaz. American College of Gastroenterology’nin yapmış olduğu araştırmaya göre insanların %80’inde asemptomatik safra kesesi taşı oluşumu vardır.

Belirti verdiğinde ise en sık karnın sağ üst kadranında ağrıyla klinik belirti verir. Hastalar özellikle yağlı ve ağır yemeklerden sonra başlayan sıkıştırıcı tarzda, dalgalanma gösteren, sağ kürek kemiği etrafına yani sırta vurabilen ve birkaç dakika ile birkaç saate kadar sürüp hafifleyebilen ağrılardan yakınırlar. Ağrılar, safra kesesi iltihabı (kolesistit) gibi ek bir patoloji olmadığı müddetçe birkaç saatten daha uzun sürmez ve genelde hafifleyerek son bulur.

Sağ üst kadran ağrısı dışında hastalarda; karında distansiyon (gerginlik), dispepsi (karında rahatsızlık, huzursuzluk hissi), gaz, geğirme isteği, bulantı-kusma, ishal, koyu renkli idrar, açık renkli dışkılama (akolik gaita), sarılık gibi çeşitli klinik belirtilere sebep olabilir.

Ağrı ile birlikte görülen bu belirtilerin bütününe biliyer kolik denmektedir.

Safra Kesesi Taşı Nedenleri Nelerdir?

Safra temel olarak; su, kolesterol, safra pigmentleri (bilirubin ve biliverdin gibi safraya rengini veren bileşenler), lesitin (bir çeşit fosfolipid), safra tuzlarından (sodyum glikokolik asit ve sodyum taurokolik asit) oluşmaktadır.

Bunların arasından özellikle; kolesterol, lesitin (bir fosfolipid) ve safra tuzlarının birbirlerine oranında bir dengesizlik olduğunda safra kesesi taşları oluşur.

Kronik karaciğer hastalıkları, diyabet, şişmanlık, hamilelik, hiperkolesterolemi gibi durumlarda safra tuzları, fosfolipidler ve kolesterol arasındaki denge bozulur ve kolesterol taşları oluşur. Saptanan safra kesesi taşlarının büyük çoğunluğu (yaklaşık %70’i) kolesterol taşlarıdır ve oluşumunda en önemli sebep hiperkolesterolemidir. Hiperkolesterolemi kan kolesterol düzeyinin yüksekliği anlamında kullanılmaktadır.

Bir diğer safra bileşimi anormalliğine sebep olan durum ise hemolitik anemilerdir. Hemolitik anemiler kırmızı kan hücrelerinin yani eritrositlerin vücutta anormal yıkımıyla giden kan hastalıklarındandır. Hemolitik anemilerde anormal kan yıkımına bağlı olarak ortaya çıkan yüksek düzeydeki bilirubinin, safra içerisindeki oranının artışına bağlı olarak saf bilirubin (pigment) taşları oluşur.

Üçüncü ve son sebep olarak ise safra kesesi enfeksiyonları ve inflamasyonuna bağlı olarak oluşan kalsiyum-bilirubinat taşları söylenebilir.

Bunlarla birlikte safra kesesi taşı oluşumu için bilimsel olarak kanıtlanmış birçok risk faktörü bulunmaktadır.

Bu risk faktörleri şu şekildedir:

Safra Kesesi Taşı Teşhisi

Doktorunuz hikayenizi dinledikten sonra, göz ve cilt renginizi de içerisine alan, karın muayenesi dahil bir fizik muayene ile sizi değerlendirir. Bunun dışında safra kesesini ve içerisindeki olası taşları görüntülemeye yönelik bir takım görüntüleme metodları kullanılabilir.

  • Kan biyokimyası: Safra kesesi ve safra yolları ile ilgili bir hastalık düşünüldüğünde temel olarak tam kan sayımı ve karaciğer fonksiyon testleri istenebilir. Ayırıcı tanıda düşünülen farklı hastalıklar varsa onlar için farklı parametreler de değerlendirilebilir.
  • X-ray (Röntgen), Direkt Grafi: Safra taşlarının %10-15 kadar radyoopaktır yani x-ray da ışını yansıtır ve beyaz görünür. Bu açıdan düşünüldüğünde safra kesesi taşlarının gösterilmesinde direkt grafi kullanılabilir.
  • Ultrason (USG): Safra kesesi patolojilerinin değerlendirilmesinde genellikle ilk tercih ultrasondur. Ultrason ile safra kesesi ve safra yollarının boyutları gibi tıkanıklık düşünmeye yardımcı olacak çeşitli veriler elde edilmeye çalışılır.
  • Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatikografi (ERCP): Endoskopiyle beraber X-ray’in (röntgen) kullanıldığı bir yöntem olan ERCP safra kesesi taşı tanısının koyulmasında en güvenilir yöntemlerden birisidir.
  • Manyetik rezonans kolanjiyopankreatikografi (MRCP): Non-invaziv oluşu (girişimsel bir işlem olmayan) ve kişiyi radyasyona maruz bırakmaması yönüyle ERCP’den ayrılır. Çok sık kullanılmasa da gerekli görüldüğü bazı durumlarda tercih edilebilir.
  • Abdominal bilgisayarlı tomografi (BT): Safra kesesi ve safra yollarının değerlendirilmesi için kullanılabilen bir diğer seçenek de tomografidir. Genellikle ayırıcı tanı için de istenebilir.

Safra Kesesi Taşı Tedavisi

Çoğunlukla, ağrıya sebep olmadıkça, safra kesesi taşları tedaviye gerek duymazlar. Bazen safra kesesi taşları ömür boyunca herhangi bir belirtiye neden olmazlar.

Ağrıya ve eşlik eden çeşitli belirtilere sebep olduklarında (biliyer kolik) doktor çoğunlukla cerrahiyi yani safra kesesinin alınması ameliyatını (kolesistektomi) önerecektir. Bazı durumlarda ise medikal yaklaşım (cerrahi dışı tedavi seçenekleri, ilaçlar) tercih edilebilir.

Cerrahi açısından yüksek risk altındaki hastalarda; ERCP ile safra kesesi taşları çıkarılabilir ve safranın sorunsuz şekilde safra yollarına ve bağırsaklara akışını sağlayacak bir drenaj tüpü yerleştirilmesi söz konusu olabilir.

Cerrahi Tedavi

Safra kesesinin alınması yani diğer adıyla kolesistektomi ülkemizde ve dünyada en çok yapılan cerrahi işlemlerden biridir. Safra kesesi yaşam için şart olan organlardan birisi değildir yani alındıktan sonra insanlar yaşamlarına devam edebilirler. Safra kesesi alındıktan sonra safra doğrudan hepatik kanallar ve ortak safra yollarına, oradan da on iki parmak bağırsağına akmaktadır.

Cerrahi 2 şekilde yapılabilir. En sık tercih edilen yöntem laparoskopik kolesistektomidir. Bazı durumlarda ise ameliyata başladıktan sonra veya ameliyat öncesinden itibaren açık kolesistektomi planlanır.

Cerrahi Dışı Tedavi

Cerrahi dışı tedavi seçenekleri bazı özel durumlarda tercih edilebilir. Buna örnek olarak, kişinin safra kesesi taşlarının olması fakat; aynı zamanda cerrahinin risklerini de alamadığı durumlar verilebilir.

Bu amaçla ursodiol ve kenodiol gibi safranın akışkanlığını arttıran bazı medikal ilaçlar kullanılabilir. Bu tedavi daha çok küçük boyuttaki kolesterol taşlarında etkili olmaktadır.

Tıpkı böbrek taşlarının kırılmasında kullanıldığı gibi safra kesesi taşlarının da kırılması amacıyla şok dalga litotripsi uygulanabilir.

Bunun dışında hastalarda safra taşı oluşumunda etkili olan risk faktörleriyle mücadele ve yaşam tarzı değişiklikleri de oldukça önemlidir.

Bu amaçla; diyetle alınan yağ oranının ve yağlı beslenmenin azaltılması, bağırsak hareketlerinin arttırılması adına diyetle alınan lifli gıdaların arttırılması, günde en az 6 bardak su içilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve obezitenin ortadan kaldırılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapılmalıdır.

Safra Kesesi Taşı Tedavi Edilmezse

Safra kesesi taşları tedavi edilmedikleri takdirde eğer ortada zaten bir belirti yoksa ve tesadüfen olarak saptanmış safra kesesi taşlarından bahsediliyorsa, herhangi bir belirtiye sebep olmaksızın ömür boyunca asemptomatik seyredebilir.

Diğer durumlarda taşların safra akışını engellemesi ile hastalığın diğer bulguları olan karın ağrısı, bulantı kusma, hazımsızlık, ishal, koyu renkli idrar yapma, açık renkli dışkılama, sarılık, gaz, abdominal distansiyon (gerginlik), huzursuzluk gibi şikayetler ortaya çıkabilir.

Bazı olgularda safranın akışının engellenmesi ve safra kesesinde ödem ve bakteriyel çoğalmayla beraber safra kesesi iltihabı yani kolesistit (akut olabileceği gibi kronik süreçte de ortaya çıkabilir) tablosu görülebilir. İlerleyen ve tedavi almayan olgularda safra kesesi perforasyonu (delinmesi) gibi ölümcül olan durumlar da ortaya çıkabilir. Bunların dışında kimi durumlarda da bu safra kesesi enfeksiyonu, asendan (yukarı yönelimli) yolla karaciğere taşınabilir ve hepatite de yol açabilir.

Safra kesesi taşlarının safra yollarını tıkaması sonucunda pankreatit (pankreas bezinin iltihabı) ortaya çıkabilir.

Safra kesesi taşlarının, bağırsakları tıkaması nedeni ile bağırsak tıkanıklığı ve gerekli tedaviyi almamış ileri olgularda bağırsak delinmesi görülebilir. Bu tablolar ölümcül tablolardır.

Safra Kesesi Taşına Ne İyi Gelir?

Maalesef ülkemizde çok sık rastlanan safra kesesi taşı ve kolesistit (safra kesesi iltihabı) durumlarında alternatif tıp adı altında yapılan birçok yanlış uygulama vardır.

Bu uygulama ve perhizlerin çoğu zararsız olmakla beraber kimisi hastanın tanı ve tedavisinde gecikmelerle hatta bazen bizzat kendi olumsuz etkileri neticesinde kişilerin sağlıklarını olumsuz etkilemektedir.

Safra taşı oluşumundaki rolleri bilimsel olarak ispatlanmış süreçlerin geriye döndürülebilir kısımlarının geri döndürülmesi ve en azından yeni safra taşı oluşumunun önlenmesi amacıyla yapılması gereken yaşam tarzı değişiklikleri temel olarak: alınan yağ oranının ve yağlı beslenmenin azaltılması, bağırsak hareketlerinin arttırılması adına diyetle alınan lifli gıdaların arttırılması, günde en az 6 bardak su içilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve obezitenin ortadan kaldırılması gibi önlemler sayılabilir.

Hastaların ne olursa olsun zamanında ve doğru bir şekilde tanı koyulması ve gerekli tedavi sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından mutlaka uzman tıp hekimlerinin görüşlerini alması ve bilimsel açıdan ispat edilmemiş her türlü yöntemden uzak durmaları gerekmektedir.

Safra Kesesi Taşına Ne İyi Gelmez?

Ülkemizde çok sık rastlanan safra kesesi taşı ve safra kesesi iltihabı durumlarında alternatif tıp adı altında yapılan birçok yanlış uygulama vardır.

Bu amaçla kullanılan; safra taşı eriten sular, maden suyu, eşkına balığı, limon, sirke, yoğurt vb. besinsel maddelerin bilimsel olarak ispatlanmış bir rolü yoktur.

Safra Kesesi Taşı İlaçları

Safra kesesi taşlarının temel tedavisi cerrahi olarak safra kesesinin alınmasıdır.

Bazı durumlarda safra çözünürlüğünü arttıran ursodiol ve kenodiol gibi etken maddelere sahip ilaçlar kullanılabilir.

Tedavi için belirtilen ilaç türevleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Doktor tavsiyesi olmadan hiçbir ilaç kullanılmamalıdır.

Safra Kesesi Taşı Ameliyatı

Safra kesesinin ameliyat ile alınması yani diğer adıyla kolesistektomi ülkemizde ve dünyada en çok yapılan cerrahi işlemlerden biridir. Safra kesesi yaşam için şart olan organlardan birisi değildir yani alındıktan sonra insanlar yaşamlarına devam edebilirler. Safra kesesi alındıktan sonra safra doğrudan hepatik kanallar ve ortak safra yollarına, oradan da on iki parmak bağırsağına akmaktadır.

Ameliyatı 2 şekilde yapılabilir.

  • Laparoskopik kolesistektomi en çok tercih edilen yöntemdir. Kapalı ameliyat yöntemi olarak ifade edilir.
  • Bazı durumlarda ise ameliyata başladıktan sonra veya ameliyat öncesinden itibaren açık kolesistektomi planlanır.

Hamilelikte Safra Kesesi Taşı

Gebelik safra taşı oluşumu için yüksek östrojen seviyeleri ve buna bağlı olarak safra akışkanlığının azalması neticesinde bir risk faktörüdür. Özellikle aile öyküsü bulunan hastalarda safra taşı oluşumu gebelikte artmaktadır. Bununla birlikte akut safra kesesi iltihabına sebep olmadıkça hamilelikte takip ve gebelik sonrasında cerrahi tedavi seçeneği öne çıkmaktadır. Fakat acil durumlarda ve özellikle 2. trimester (gebeliğin ikinci 3 aylık dönemi) cerrahi açısından en uygun dönemdir.

Çocuklarda ve Bebeklerde Safra Kesesi Taşı

Normal şartlar altında bebeklerde safra kesesi taşı çok beklenen bir durum değildir.

Bebeklerde ve küçük yaştaki çocuklarda safra kesesi taşlarının tespit edilmesi durumunda mutlaka hemolitik (kan yıkımıyla giden) hastalıklar ve ailesel hiperkolesterolemi gibi predispozan faktörler araştırılmalıdır.

Safra Kesesi Taşı için hangi doktora gidilmeli?

Safra kesesi taşları tanı ve tedavisi için hastaların İç Hastalıkları (Dahiliye) ve Genel Cerrahi bölümlerine başvurmaları gerekmektedir.

Safra kesesi taşı altta yatan hastalığın tanı ve teşhisinde endoskopik ve cerrahi işlemler gerekebildiği gibi, medikal olarak tedavi edilebilen veya yalnızca takip edilmesi gereken hastalar da olabilmektedir. Bu açıdan düşünüldüğünde, karaciğer ve safra yolları hastalıklarının her iki branşın da ortak alanı olması neticesinde sözü geçen iki bölüm de safra kesesi patolojileri ile ilgilenmektedir.

Hastaların; özellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra artan karnın sağ üst kadranında ağrı, karında distansiyon (gerginlik), dispepsi (karında rahatsızlık, huzursuzluk hissi), gaz, geğirme isteği, bulantı-kusma, ishal, koyu renkli idrar, açık renkli dışkılama (akolik gaita), sarılık gibi şikayetleri olduğu zaman genel cerrahi veya dahiliye bölümlerine başvurmaları gerekmektedir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
7
0
Makeleyi Paylaşın

Safra kesesi taşı ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

En sık karnın sağ üst kadranında ağrıyla klinik belirti verir. Sağ üst kadran ağrısı dışında hastalarda; karında distansiyon (gerginlik), dispepsi (karında rahatsızlık, huzursuzluk hissi), gaz, geğirme isteği, bulantı-kusma, ishal, koyu renkli idrar, açık renkli dışkılama (akolik gaita), sarılık gibi çeşitli klinik semptomlara sebep olabilir.

Safra kesesi taşı veya safra kesesi iltihabı yani kolesistit ağrısı; duyusunu taşıyan sinirlerin cilt üzerinde duyusunu aldığı bölgelere ve omur iliğe giriş seviyesine bağlı olarak sağ skapulaya (sağ kürek kemiğine, sırta) vurabilir. 

Hatta bazen sağ omza da yayılabilir.

Safra kesesi taşları boyutları safra kanalını ve ince bağırsakları tıkamayacak boyutlarda olduğu durumlarda safra kanalları vasıtasıyla ince bağırsaklara geçip dışkı yoluyla atılabilir. Yani evet kendiliğinden düşebilir.

Safranın bileşiminde bulunan; kolesterol, lesitin (bir fosfolipid) ve safra tuzlarının birbirlerine oranında bir dengesizlik olduğunda safra kesesi taşları oluşur.

Kronik karaciğer hastalıkları, diyabet, şişmanlık, hamilelik, hiperkolesterolemi gibi durumlarda safra tuzları, fosfolipidler ve kolesterol arasındaki denge bozulur ve kolesterol taşları oluşur.

Bir diğer safra bileşimi anormalliğine sebep olan durum ise hemolitik anemilerdir. Hemolitik anemiler kırmızı kan hücrelerinin yani eritrositlerin vücutta anormal yıkımıyla giden kan hastalıklarındandır. Hemolitik anemilerde anormal kan yıkımına bağlı olarak ortaya çıkan yüksek düzeydeki bilirubinin safra içerisindeki oranının artışına bağlı olarak saf bilirubin (pigment) taşları oluşur.

Üçüncü ve son sebep olarak ise safra kesesi enfeksiyonları ve inflamasyonuna bağlı olarak oluşan kalsiyum-bilirubinat taşları söylenebilir.

Gerek safra kesesi iltihabı yapmasına, gerekse yaptığı hazımsızlık, abdominal huzursuzluk ve karın ağrısı neticesinde safra kesesi taşları halsizlik yapabilir. Fakat bununla birlikte safra kesesi taşlarının ana belirtisi halsizlik değildir.