evim.com
Psikoloji ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Sosyal fobi olarak da bilinen sosyal anksiyete bozukluğu ilaçlar ve psikoterapi tedavi olunabilen bir sağlık problemidir. Ruh sağlığı ve hastalıkları doktorunuzun reçete ettiği ilaçlar ve psikoterapiye ek olarak yapacağınız bazı değişiklikler de hastalığı aşmanıza yardımcı olacaktır.

  • Sosyal ilişkilerden önce pozitif duygu ve düşünceleri arttırma: Sizi mutlu eden aktiviteler beyninizde sizi rahatlatan ve güzel hissettiren kimyasalların salınmasını arttırabilirler. Sevdiğiniz bir şarkıyı dinlemek, bir dizi izlemek faydalı olabilir. Ayrıca meditasyon ve hafif egzersizlerin faydası vardır.
  • Olumsuz düşünce süreçlerini reddetmek: Kendinizi çekingen, korkak biri gibi ifade etmek ve insanlara öyle olduğunuzu söylemek toplum içinde negatif düşünceleri pekiştirecektir ve yanlış düşünce kalıplarının oluşmasına neden olacaktır. Kendiniz hakkında olumsuz düşüncelerinizi kağıda dökerek analiz etme imkanı bulabilirsiniz.Ardından bu çarpık düşünceleri düzeltebilirsiniz. Örneğin ben korkak bir insanım  demek yerine toplum içinde korkak davrandım demek kendinize olan algınız değiştirebilir.
  • İlaç ya da maddelere Bağlanmamak: Bu durum sadece sosyal anksiyete bozukluğunun çözüme kavuşmasına engel olmakla kalmaz hayatınızı olumsuz yönde etkileyen başka sorunlar oluşmasına da yol açar. Doktorunuzun önerdiği ilaçların dışına çıkmayınız.

Sosyopat (antisosyal kişilik bozukluğu) için belirli, ortak kullanılan, üzerinde uzlaşılmış bir test yoktur. Fakat ruh sağlığı uzmanları çeşitli sorular soracak, hastayı dinleyecek, hasta yakınlarını dinleyecek buna göre tanı koyacaktır. Bunun için kriterler mevcuttur.

Depresyon bulgularını hissediyorsanız ya da çevrenizde bu belirtileri taşıdığınızı söyleyen kişiler varsa mutlaka bir psikiyatr ile görüşmeniz önerilir. Depresyon tanısı aldığınızda bireysel uygulanan ya da grup terapilerine düzenli katılım, çevrenizin desteği ve gerekirse düzenli ilaç tedavisi ile depresyon ile başa çıkılması mümkündür. 

Yüksek işlevli sosyopat, günlük hayatında yapması gerekenleri doğru ve zamanında yapabilen, iş hayatında ve ya maddi hayatta başarı sağlayabilen, iç dünyasını toplumdan ustaca gizleyebilen, girişken, sosyal ve pek çok açıdan normal gibi görünebilen antisosyal kişilik bozukluğu hastalarıdır. Bu durumun kişinin zeka, eğitim düzeyi ve yetiştirilme tarzıyla alakası vardır. Sık karşılaşılan antisosyal kişilik bozukluğu hastaları genelde kısa süre içinde etraftaki insanları tedirgin eder, korkutur ve kendini belli eder. Alkol ve madde bağımlılıkları olma olasılığı da yüksektir. Bu sayede insanlar kendi önlemlerini alıp uzaklaşabilir fakat yüksek işlevli olanlar çok daha tehlikelidir çünkü çok ideal bir insan görünümü çizerler.

Takdir edilebileceği gibi, bireylerin yaşam süresi yüzlerce faktöre bağlıdır ve öngörülmesi imkansızdır. İstatistiki bilgiler, şizofreni hastalarının ömrünün belli bir miktar kısalabileceğini göstermektedir. Bunun sebebi kullanılmak zorunda kalınan ilaçların ciddi yan etkileri, hastalığın beyinde yarattığı tahribat, hastalığa bağlı edinilebilen alkol-madde bağımlığı, intihar gibi risklerdir.

Ayrıca şizofreni kontrol altına alınamazsa, öz bakımın çok azaldığı bir durumdur. Beslenme, uyku düzenindeki bozukluklar, hijyen eksikliği gibi pek çok şey başta bağışıklık sistemi olmak üzere pek çok vücut sistemini negatif etkiler ve başka hastalıklara da zemin hazırlar.

Yine de kontrol altına alınmış, tedaviye doğru zamanda başlanan, günlük hayat düzeni normale yakın olan hastalarda ortalama yaşam süresi normal bireylerden ciddi bir farklılık göstermez.