Prostat Kanseri

Prostat kanseri, prostattaki kötü huylu büyümenin neden olduğu hastalık olup, tedavisinde kanserin evresine göre tedavi yöntemleri değişkenlik göstermektedir.

Prostat Kanseri Nedir?

Prostat, erkeklerin pelvis bölgesinde bulunan küçük, ceviz şeklindeki bir bezdir. Prostat bezi, mesanenin yanında bulunur ve hekim tarafından dijital rektal muayene yapılarak incelenebilir.

Prostat kanseri de, prostat bezinde gelişen bir kanser türüdür. Erkeklerdeki en sık kanserlerden biridir. 70-75 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %40-50'sinde prostat kanseri görülür.

Prostat kanseri, prostattaki büyümeye neden olan hastalıklardan biridir. Ancak prostatta ki her büyüme kanser olmak zorunda değildir. Bazı iyi huylu büyümeler de görülebilir. Bunlar içinde en sık olan benign prostat hiperplazisi denen bir hastalıktır. İyi huylu prostat büyümelerinde hayati risk çok nadirdir, etraf dokulara yayılmaz ve semptomlara yönelik tedaviler yapılabilir. Prostat kanseri gibi kötü huylu büyümelerde ise etrafa ve vücuttaki başka bölgelere yayılım olabilir. Ayrıca prostat kanserinde, tekrar geri büyüme olasılığı vardır.

Prostat kanseri hücreleri, tümörden koparak vücudun diğer bölümlerine yayılabilir. Vücudun diğer bölgelerine ulaşmak için kan damarları veya lenf düğümlerini kullanırlar. Yayıldıktan sonra, kanser hücreleri diğer dokulara yapışabilir ve yeni tümörler oluşturmak için büyüyerek olduğu organa zarar verebilir.

Prostat kanseri orijinal yerinden vücudun başka bir yerine yayıldığında, yeni tümör aynı tür anormal hücrelere sahip olduğu için aynı ada sahiptir. Örneğin, prostat kanseri kemiklere yayılırsa, kemiklerdeki kanser hücreleri aslında prostat kanseri hücreleridir. Hastalık, kemik kanseri değil, metastatik prostat kanseridir. Bu nedenle kemikteki metastaz da prostat kanseri gibi tedavi edilir.

Prostat ve seminal veziküller erkek üreme sisteminin bir parçasıdır. Seminal veziküller daha küçük bezlerdir. Bu bezler prostatın her iki tarafına bağlanır. Prostat mesanenin altında ve rektumun önünde yer alır ve idrar yolunu çevreler. Üretra, idrarı mesaneden penise doğru taşıyan bir tüptür. Bu nedenle prostat büyümesi olan erkekler idrara çıkmakta zorlanırlar. Mesaneden idrar akışı bozulabilir.

Prostat ve seminal veziküllerin ana görevi, meni yıkamak için sıvı yapmaktır. Boşalma sırasında, testislerde sperm yapılır ve daha sonra üretraya taşınır. Aynı zamanda, prostat ve seminal veziküllerden gelen sıvı da üretraya taşınır. Daha sonra bu sperm ve sıvı karışımı, üretradan ve penisin içinden geçen meni sıvısını oluşturur. Prostat kanseri, prostat bezinde başlar ve bazen seminal veziküllere yayılabilir.

Prostat Kanseri Belirtileri Nelerdir?

Çoğu durumda, prostat kanseri belirtileri hastalığın erken evrelerinde belirgin değildir. Prostat kanseri belirtileri her erkek için farklı olabilir. Ayrıca prostat kanserinde görülen belirtiler, herhangi başka bir durumdan da kaynaklanabilir. Sonuç olarak, tanının doğruluğu için belirtilerin yanında dijital rektal muayene ve prostata özgü androjen (PSA) testleri şeklinde rutin taramalar önemlidir.

Prostat Kanserinin Erken Belirtileri

Prostat bezinin mesane ve üretraya yakınlığı nedeniyle, prostat kanserine, özellikle erken aşamalarda, çeşitli üriner semptomlar eşlik edebilir. Boyutuna ve yerine bağlı olarak, tümör idrar akışını engelleyerek üretraya basabilir ve kanalı daraltabilir.

Bazı erken prostat kanseri belirtileri şunlardır:

İleri Evre Prostat Kanseri Belirtileri

Prostat kanseri ilerleyen evrelerde yakın organlarda veya kemiklerde yayılabilir ve o bölgelerde de tümörler oluşturabilir. Kanser omurgaya yayılırsa, omurga sinirlerine baskı yapabilir.

Metastatik prostat kanseri belirtileri şunlardır:

Tedaviden sonra da prostat kanseri tekrarlayabilir. Eğer kanser prostat çevresindeki bölgede tekrarlarsa, hastalık lokal bir nüks olarak değerlendirilir. Kanser vücudun başka bir bölgesinde bulunursa, tekrarlayan kanser metastatik olarak kabul edilir. Kanser prostat dışına yayılırsa, büyük olasılıkla öncelikle yakındaki lenf düğümlerine ilerler. Daha sonra da metastatik prostat kanseri çoğunlukla karaciğere, kemiklere ve akciğerlere yayılır.

Prostat kanseri için ilk tedaviden sonra genelde tümör varlığını destekleyen PSA düzeylerinin önemli ölçüde düşmesi beklenir. Tekrarlayan prostat kanserinin ilk belirtisi PSA düzeyinde bir artış olabilir. Tekrarlayan kanserin diğer semptomları, kanserin yayılıp yayılmadığına ve nereye yayıldığına bağlı olarak değişir.

Tekrarlayan prostat kanserinin belirtileri şunlar olarak sayılabilir:

Bu belirtilerin her hastada görülmeyebileceği veya başka semptomların olabileceği unutulmamalıdır.

Prostat Kanseri Nedenleri Nelerdir?

Aslında prostat kanserinin nedeni tam olarak ortaya konmamıştır. Tabii ki de bazı teoriler ve kanıtlar olsa da bu özellik olan kişide kesinlikle prostat kanseri olacak diye bir durum söz konusu değildir.

Kişinin ırksal özellikleri, coğrafi konumu, aile geçmişi ve yaşı gibi bir dizi neden olduğu ve bu nedenleri bir kombinasyonunun prostat kanseri riskini arttırdığı bilinmektedir.

Sigara içmek, obez olmak ve çok fazla kalsiyum içeren gıda tüketmek gibi ek faktörler, daha agresif prostat kanseri vakalarını tetikleyebilmektedir. Zaten bu durumlar başka hastalıklara da neden olabilmekte veya başka hastalıklar sonucunda görülebilmektedir. Ayrıca sistemik başka bir hastalığı olan kişilerde prostat kanseri için risk faktörleri ve ilerleyiş hızı da kötü etkilenebilmektedir.

Aslında prostat kanserinde en çok suçlanan ve maalesef kontrolümüz dışında olan faktör genetiktir. Bizimle birlikte doğumumuzdan ölümümüze kadar birlikte olan genlerimiz, prostat kanserinde de fazlasıyla etkilidir.

Doğumumuz anında, annemiz ve babamızdan gelen DNA, birkaç hücreden erişkin bir insana evrilirken gereken tüm bilgileri içeren benzersiz bir yapıdır. Ancak bazen bu genetik kod, daha sonraki yaşamda belirli hastalık türlerine neden olabilecek tuhaflıklar içerir.

Özellikle, BRCA1 ve BRCA2 genlerindeki mutasyonlar, ailelerde görülen belirli kanserlerle pozitif ilişki gösterir. Bu kanserlerin görüldüğü aileler için erken tanı için genetik taramalar mevcuttur. Ancak kalıtsal genetik mutasyonların prostat kanseri vakalarının sadece % 5 ila% 10'una neden olduğu düşünülmektedir.

Diğer genetik mutasyon tipleri doğuştan olmayıp sonradan edinilmiş mutasyonlardır. Bunlar, genetik yapıda, doğumdan sonra herhangi bir zamanda meydana gelen değişikliklerdir. Hücreler sürekli olarak ölmekte ve yerini yeni hücreler almaktadır. Bu süreçte yeni hücre oluşurken herhangi bir nedenden istenmeyen mutasyonlar oluşabilmektedir.

Bu süreci etkileyebilecek her şey henüz bilinmemektedir. Ancak vücut kimyası ve hormonları, kimyasal toksinlere maruz kalma, kötü diyet, egzersiz eksikliği ve radyasyonun (güneşten veya diğer kaynaklardan) faktörler arasında olduğu bilinmektedir.

Bu nedenle prostat kanseri nedeni nedir sorusunun cevabı kısa olduğu kadar karmaşıktır.

Prostat Kanseri Teşhisi

Prostat kanseri belirtileriniz varsa, kesin teşhis için doktora başvurmanız gerekir. Prostat kanseri için tek ve kesin bir test yoktur. Bu yüzden yapılan testler hekimin gerek gördüğü testlerdir. Ayrıca bu testlerin neden yapıldığı hastaya anlatılacaktır.

Semptomlara yönelik hekimin muhtemel yapacağı tanı yöntemleri şunlardır:

  • İdrar yolu enfeksiyonunu kontrol etmek için idrar tetkiki
  • PSA testi olarak adlandırılan prostat spesifik antijen (PSA) seviyesi
  • Prostatın parmakla incelenebildiği dijital rektal muayene

Hekiminiz, esas olarak PSA seviyeleri ve prostat muayene sonuçları ile yaş, aile geçmişi ve etnik köken dahil olmak üzere bir dizi faktöre dayanarak prostat kanseri olma riskini değerlendirecektir.

Risk altında tespit edilen kişilerde, diğer testlerin yapılması için uygun şartlar hazırlanır ve kişi uygun yere yönlendirilir.

A. MRI Taraması

PSA seviyesinin yükselmesi durumunda, hekim prostat görüntülemesini yapmak için emar taraması önerebilir. Taramada bir sorun görülürse, daha sonra biyopsi planlanabilir.

Prostat kanserini teşhis etmek için biyopsi yapılması en kesin tanı yöntemidir. Aşağıdakiler dahil olmak üzere hastanede kullanılabilecek birkaç biyopsi türü vardır:

B. Transperineal Biyopsi

Skrotumun arkasındaki deriden prostata bir iğne ile girilir. Genellikle bu işlem genel bir anestezi altında yapılır. Bu yöntemin avantajı enfeksiyon riskinin daha az olmasıdır.

C. Transrektal Biyopsi

Bu işlem rektumdan prostat içine bir iğnenin sokulmasıyla yapılır. Transrektal biyopsi sırasında bir ultrason probu görüntülemek için rektuma yerleştirilir. Bu sayede, doktor prostattan küçük doku örnekleri almak için iğnenin nereye geçeceğini daha iyi görür. Bu da işlemin kalitesini ve kolaylığını arttırır.

Bu biyopsi türü rahatsız edici ve bazen ağrılı olabilir. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlığı en aza indirmek için lokal bir anestezi ile o bölge uyuşturulabilir. Herhangi bir invaziv işlemde olduğu gibi, kanama ve enfeksiyon gibi bazı istenmeyen komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca biyopsi mesaneye girilme işlemi adı verilen sistoskopi muayenesi sırasında da alınabilir.

Biyopsi, PSA testinden daha güvenilir olmasına rağmen, yine de aşağıdaki gibi sorunlar olabilir:

  1. Bazı durumlarda USG ile prostata bakılmasına rağmen tümörün olmadığı bölgelerden örnekler alınabilir. Bu da kanserin gözden kaçırılmasına neden olabilir. Ancak deneyimli bir hekim için bu olasılık düşüktür. Bu durumu engellemek için zaten prostattan birçok bölgeden örnek alınır.
  2. Belirtilerin devam etmesi veya PSA seviyesinin yükselmesi durumunda başka bir biyopsi önerilebilir. Biyopsiden önce bazı durumlarda emar taraması önerilebilir.
  3. Biyopsi sonucunda tedaviye ihtiyaç duyulmayan, küçük, düşük riskli kanserler tespit edilebilir. Ancak bu durum hastada anksiyete yaratabilir. Tedavi doktor tarafından önerilmemesine rağmen bazı hastalar, inkontinans ve erektil disfonksiyon gibi yan etkilere bile sahip olsa da ameliyat veya radyoterapi gibi seçenekleri uygulamak isteyebilmektedir.

Biyopsiden alınan doku örnekleri bir laboratuvarda incelenir. Kanserli hücreler bulunursa, kanserin ne kadar hızlı yayılacağını görmek için daha fazla incelenebilirler. Buna "evreleme ve derecelendirme" denir ve doktorların hangi tedavinin en uygun olduğuna karar vermesine yardımcı olur.

Prostat kanseri için hastalığın ve hastanın durumuna göre bazı durumlarda ileri testler istenebilir. Kanserin prostattan vücudun diğer bölgelerine yayılması konusunda yani metastaz açısından önemli bir risk varsa, daha fazla test önerilebilir.

Emar taraması, tomografi taraması veya PET taraması bu görüntülemelerden bazılarıdır. Bu taramalar vücudun içinin ayrıntılı bir resmini oluşturur.

Prostat kanseri kemik metastazı yani kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığını anlayabilen kemik taramaları da yapılabilmektedir. Bu yöntemlerde genelde damara az miktarda radyasyon boyası enjekte edilir ve bu boya daha sonra kemiğin herhangi bir anormallik olan kısımlarında toplanır. Bu test sonucu da hekim tarafından yorumlanır.

Prostat Kanseri Tedavisi

Prostat kanseri tedavisi kişisel koşullara ve hastalığa bağlı değişebilmektedir. Hatta prostat kanseri olan bazı hastalar için tedavi bile gerekmeyebilir.

Tedavi gerektiğinde amaç, hastalığı günlük yaşamı mümkün olduğunca az etkileyecek ve yaşam beklentisini kısaltmayacak şekilde tedavi etmek veya kontrol etmektir. Bazen, kanser zaten vücutta fazlaca yayılmışsa, amaç onu tedavi etmek değil, yaşamı uzatmak ve semptomları geciktirerek hastayı rahatlatmaktır.

Kanserli insanlara multidisipliner bir ekip tarafından bakılmalıdır. Bu, en iyi bakımı ve tedaviyi sağlamak için birlikte çalışan bir uzmanlar ekibidir. Ekip genellikle uzman kanser cerrahları, onkologlar (radyoterapi ve kemoterapi uzmanları), radyologlar, patologlar, radyograflar ve uzman hemşirelerden oluşur. Diğer üyeler arasında fizyoterapistler, diyetisyenler ve mesleki terapistler bulunabilir. Bazı durumlarda imkan varsa klinik psikoloji desteği de verilebilir.

Hangi tedavinin hasta için en iyi olduğuna karar verilirken hekim şunları dikkate alacaktır:

  • Kanserin tipi ve büyüklüğü
  • Kanserin evresi
  • Genel sağlık durumu
  • Kanserin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığı

Hastanın da bazı durumlarda tedaviyi seçme şansı vardır. Bu durumlarda karar aşamasına yardımcı olmak için tedavinin etkileri ve olası yan etkileri hakkında hekim hastayı bilgilendirir.

Doktorlar prostat kanserinin evresini belirlemek için prostat muayenesi, biyopsi ve taramaların sonuçlarını kullanacaktır. Kanserin evresi ve hangi tür tedavilerin gerekli olacağını belirleyecektir. Prostat kanseri eğer erken bir evrede yakalanırsa, tedaviye yanıt genellikle iyidir.

A. Yakından Takip

Özellikle yaşam süresini etkilemeyecek olan, evresi ileri olmayan ve semptomu olmayan yaşlı hastalarda yakından takip önerilebilir.

Kanser erken evrede ise ve semptomlara neden olmuyorsa, tedaviyi geciktirmeye karar verebilir ve ilerleyici kanser semptomlarının gelişip gelişmediğini görmek için beklenebilir.

Eğer kanser belirtiler vermeye başlarsa, genellikle prostat kanserini kontrol etmek için hormonoterapiler kullanılır. Yakından takip ayrıca genel sağlığı herhangi bir tedaviyi kaldıramayacak hastalarda da önerilmektedir.

Yakından takibin amacı, zararsız kanserlerin gereksiz tedavisinden kaçınmak ve aynı zamanda tedavi gerekecekse uygun zamanı yakalamaktır. Yakından takipte, herhangi bir ilerlemenin yakalanması için düzenli PSA testleri, MRI taramaları ve bazen biyopsilerin yapılması gerekebilir. Bu testler kanserin değiştiğini veya ilerlediğini ortaya çıkarır ve uygun tedavinin yapılabilmesine imkan verir.

B. Radikal Prostatektomi

Radikal prostatektomi, prostat bezinizin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Bu tedavi, kanserin yayılmadığı evrelerdeki prostat kanserini tedavi etmek için bir seçenektir.

Her ameliyat gibi, bu ameliyat da bazı riskler taşır. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda, radikal prostatektominin olası uzun süreli yan etkilerinin ereksiyon ve idrar kaçırma sorunlarının olduğu ortaya konmuştur. Son derece nadir durumlarda, ameliyat sonrası ortaya çıkan sorunlar ölümcül olabilir.

Prostat kanserinin tedaviden sonra tekrarlaması mümkündür. Bu yüzden hekim, tedaviden sonra PSA seviyesi gibi tarama yöntemleriyle belli süre hastayı izler. Çalışmalarda, prostat çıkarma ameliyatından sonra radyoterapinin iyileşme olasılığını artırabildiği tespit edilmiştir.

Radikal prostatektomiden sonra, erkekte cinsel işlev bozuklukları meydana gelir. Bu da çocuk sahibi olma olasılığının olmadığı anlamına gelir.

C. Radyoterapi

Radyoterapi, kanserli hücreleri öldürmek için radyasyonun kullanıldığı bir yöntemdir. Bu tedavi, metastatik olmayan prostat kanserini tedavi etmede kullanılabilir. Ayrıca radyoterapi semptomları geriletir ve kanserin ilerlemesini durdurabilir.

Radyoterapi ile ilişkili kısa ve uzun vadeli yan etkiler vardır. Başarılı tedavi şansını artırmak için radyoterapi almadan önce hormon tedavisi alınabilmektedir. Kanser hücrelerinin geri dönme şansını azaltmak için radyoterapiden sonra da hormon tedavisi önerilebilir.

Radyoterapinin kısa süreli etkileri şunlardır:

  • İshal
  • Kasık bölgesinde kıl kaybı
  • Yorgunluk
  • Ağrılı işeme ve mesane iltihabı

Yakın tarihli bir çalışma, radyoterapinin olası uzun süreli yan etkilerinin ereksiyon sorunu olduğunu göstermektedir. Radyoterapinin, ishal, kanama ve rahatsızlık gibi orta ila şiddetli semptomlara neden olma olasılığı diğer tedavilerden biraz daha fazladır.

Brakiterapi, kriyoterapi gibi tedavilerin daha az yan etkisi vardır, ancak uzun vadeli sonuçları henüz bilinmemektedir. Daha önce radyoterapi almış erkeklerde ameliyattan kaynaklanan komplikasyon riski daha yüksektir.

D. Brakiterapi

Brakiterapi, radyasyonun prostat bezinin içinden verildiği bir radyoterapi çeşididir. İç veya interstisyel radyoterapi olarak da bilinir.

Radyasyon, tümöre cerrahi olarak yerleştirilen bir dizi küçük radyoaktif madde kullanılarak verilebilir. Buna düşük doz oranlı brakiterapi denir. Radyasyon ayrıca prostat içine yerleştirilen ince, içi boş iğneler yoluyla da verilebilir. Buna yüksek doz hızlı brakiterapi denir. Bu yöntemin faydası, diğer dokulara verilen zararı en aza indirirken prostata yüksek dozda radyasyon vermektir.

E. Hormon Tedavisi

Hormon tedavisi genellikle radyoterapi ile birlikte kullanılır. Örneğin, başarılı tedavi şansını arttırmak için radyoterapi almadan önce hormon tedavisi verilebilmektedir. Radyoterapiden sonra kanserli hücrelerin geri dönme şansını azaltmak için de önerilebilir.

Tek başına hormon tedavisi prostat kanserini tedavi etmez. Ancak ileri prostat kanserinin ilerlemesini yavaşlatmak ve semptomları hafifletmek için kullanılabilir.

Hormonlar, prostattaki hücrelerin büyümesini kontrol eder. Özellikle, prostat kanseri büyümesi için testosteron hormonuna ihtiyaç duyar. Hormon tedavisinin amacı, testosteron üretimini durdurarak veya testosteron kullanabilmesini durdurarak testosteronun etkilerini engellemektir.

Hormon tedavisi şu şekilde verilebilir:

  • Testosteron yapımını durdurmak için enjeksiyonlar
  • Etkileri engellemek veya testosteron üretimini azaltmak için tabletler
  • Yukarıdaki iki yöntemin kombinasyonu

Hormon tedavisinin ana yan etkileri, testosteron üzerindeki etkilerinden kaynaklanır. Genellikle tedavi bittiğinde yan etkiler de geçer. Cinsel dürtü kaybı ve sertleşme problemi yan etkiler arasındadır.

Diğer olası yan etkiler şunlardır:

  • Ateş basması
  • Terlemek
  • Kilo almak
  • Göğüslerde şişme ve hassasiyet

Hormon tedavisine bir alternatif, testisleri cerrahi olarak çıkarmaktır. Bu prostat kanserini tedavi etmez, ancak testosteronu yok ederek kanserin büyümesini ve semptomlarını kontrol eder. Birçok hasta testosteronun etkilerini engellemek için hormon tedavisini tercih eder.

F. Transüretral Prostat Rezeksiyonu (TURP)

TURP, idrara çıkma ile ilgili herhangi bir sorunlu semptomu tedavi etmek için idrarı penisten (üretra) dışarı taşıyan tüpün basıncını hafifletmeye yardımcı olabilecek bir prosedürdür. TURP yöntemi kanseri tedavi etmez ve daha çok semptomlara yöneliktir. TURP sırasında, üretra içine uçta bir halka bulunan ince bir metal tel sokulur ve prostat parçaları çıkarılır. Bu genel anestezi veya spinal anestezi (epidural) altında gerçekleştirilir.

G. Yüksek Yoğunluklu Odaklanmış Ultrason (HIFU)

HIFU bazen, metastatik olmayan lokalize prostat kanseri olan erkekleri tedavi etmek için kullanılır. Bir ultrason probu ile rektum duvarından yüksek frekanslı ses dalgaları yayılır. Bu ses dalgaları ile kanser hücreleri yüksek bir enerjiye maruz bırakılarak öldürülür. HIFU'dan kaynaklanan yan etki riski genellikle diğer tedavilerden daha düşüktür.

Ancak olası etkiler arasında erektil disfonksiyon (her 100 erkekten 5 ila 10'unda) veya idrar kaçırma (her 100 erkekten 1'inden azında) olabilir. Ancak HIFU tedavisi hakkında hala çalışmalar devam etmektedir. HIFU yaygın olarak uygulanmaz ve uzun vadeli etkinliği henüz kesin olarak kanıtlanmamıştır.

H. Kriyoterapi

Kriyoterapi, kanser hücrelerini dondurarak öldürme yöntemidir. Bazen metastatik olmayan lokalize prostat kanseri olan erkekleri tedavi etmek için kullanılır. Küçük problar, rektum duvarından prostat bezine yerleştirilir. Prostat bezini dondurur ve kanser hücrelerini öldürürler, ancak bazı normal hücreler de ölür. Amaç sağlıklı hücrelere olabildiğince az zarar verirken kanser hücrelerini öldürmektir.

Kriyoterapinin yan etkileri şunları içerebilir:

  • Erektil disfonksiyon
  • İnkontinans

Kriyoterapi hala prostat kanseri için klinik denemelerden geçmektedir.  Yaygın olarak prostat kanserinde tercih edilmez.

İleri Prostat Kanseri Tedavisi

Kanser ileri bir aşamaya ulaşmışsa, artık onu tedavi etmek mümkün değildir. Ancak ilerlemesini yavaşlatmak, hayat süresini olabildiğince uzatmak ve semptomları hafifletmek mümkün olabilir.

Tedavi seçenekleri şunlardır:

  • Radyoterapi
  • Hormon tedavisi
  • Kemoterapi

Kanser kemiklere yayılmışsa, bisfosfonatlar adı verilen ilaçlar kullanılabilir. Bisfosfonatlar kemik ağrısını ve kemik kaybını azaltmaya yardımcı olur.

Kemoterapi

Kemoterapi genellikle vücudun diğer bölgelerine (metastatik prostat kanseri) yayılan prostat kanserini tedavi etmek için kullanılır.

Kemoterapi kanser hücrelerini çoğalma biçimlerine müdahale ederek yok eder. Prostat kanserini tedavi etmez, ancak daha uzun yaşama yardımcı olmak için kontrol altında tutabilir.

Ayrıca ağrı gibi semptomları azaltmayı amaçlar, böylece günlük yaşam daha az etkilenir.

Prostat Kanseri Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Prostat kanseri tedavi edilmediğinde kanserin ilerleme olasılığı vardır. Bunun sonucunda da eğer metastaz yaparsa yani vücutta başka bölgelere yayılırsa beklenen yaşam süresi oldukça kısalır. Ayrıca ileri evrelerde tedavi şansı da azalır. Ancak erken evrelerde tedavi daha kolaydır ve yaşam süresi oldukça uzundur.

Prostat Kanseri İlaçları

  1. Kemoterapötikler: Kemoterapötik ilaçlar metastaz yapmış prostat kanserlerinde kullanılır.
  2. Hormonoterapötikler: Hormonoterapötikler, prostat kanserinde yer alan testosteronu baskılayarak görev görürler.
  3. Kortikosteroidler: Kortikosteroidler bazı durumlarda diğer tedavi yöntemlerine ek olarak kullanılabilir.

Prostat Kanseri için Hangi Doktora Gidilir?

Prostat kanseri veya prostat ile ilgili herhangi bir sorunu olan hastalar Üroloji bölümlerine başvurmalıdır. Prostat kanseri ciddi bir durumdur. İlerlemesi sonucunda hayatı tehdit edebilir. Bu yüzden prostat kanseri olan birisi zaten hekime başvurmalıdır. Bunun haricinde prostat kanseri de tıpkı diğer prostat sorunları gibi belirti verebileceğinden herhangi bir belirtide yine doktora gidilmelidir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
8
1
Makeleyi Paylaşın

Prostat kanseri ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Prostat kanserinin kemiğe sıçraması, tümörün metastaz yaptığı anlamına gelir. Bu da kanserin 4. evreye ilerlemesi durumudur. 4. evre önceki evrelere göre daha kötü prognoza sahiptir. Bu süreçte genelde hekim tarafından hormonoterapi tedavisine başlanır. Yapılan çalışmalarda hormonoterapi sonrası yaşam süresinin ortalama 2-3 yıl olduğu ortaya konmuştur. Ancak bu süreç hastaya bağlı olarak da değişir. Bu süreler sadece ortalama sürelerdir.

4. evre prostat kanseri son evre kanserdir. Bu evrede kemik gibi dokulara veya vücudun uzak bölgelerine yayılım söz konusudur. 4. evre prostat kanserinde çoğunlukla hormonoterapi yapılır. Hormonoterapi ile yaşam süresi ortalama 2-3 yıldır.

Prostat kanserinde yaşam süresi hastalığın evresine, hastanın özelliklerine göre değişiklik gösterir. Hiç tedavi edilmemiş bir prostat kanseri ortalama 10-15 senede son evreye ulaşır. Bundan sonra da ortalama yaşam süresinin 1-3 yıl olduğu düşünülürse ortalama hiç tedavi edilmemiş bir prostat kanserinde yaşam süresi 12-18 senedir. Ancak ilk evrelerde yapılan tedaviler oldukça işe yaramaktadır ve hastalığı iyileştirmektedir. Günümüzde de tanı ve tedavi şansları artmıştır.

Prostat kanseri her kanser gibi tabii ki hastayı öldürebilir. Ancak günümüzdeki tedavi yöntemleriyle artık hastalık erken olarak teşhis edilip tedavi edilmektedir. O zaman da hastalık uygun takiplerle hastada ölüm riski oluşturmaz. Ancak metastaz yapmış son dönem prostat kanserlerinde ölüm riski artmaktadır.