evim.com

Pankreas Kanseri

Pankreas organındaki dokuların tümörleşmesi pankreas kanseri anlamına gelmekte olup, tedavisinde tek yöntem cerrahi tedavidir.

Pankreas Nedir ve Fonksiyonları Nelerdir?

Pankreas kanseri (pankreas ca) buradaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Pankreas vücudumuzda iç ve dış salgılar yapan önemli bir organımızdır. Midenin arkasında yer alan bir organdır. Periton arkasında yer alır. Periton, karın boşluğundaki birçok organı örten ve sabit pozisyonlarda kalmalarını sağlayan zardır. İç salgılar hormon dediğimiz protein yapılı düzenleyici salgılardır. Pankreas dış salgıları ise sindirim enzimleridir. Böylelikle pankreas hormonlar yoluyla düzenleyici rolününün yanında sindirime yardımcı bir organdır.

Pankreas baş, boyun, gövde ve kuyruk denilen 4 bölümden oluşur. Baş kısmında dış salgıların yapıldığı bezler yer alır. Bu bezlerden salınan salgılar Wirsung kanalı denilen pankreas kanalı ile oniki parmak bağırsağına gönderilir. Wirsung kanalı, safra kanalı ile birleşir. Kuyruk kısmında ise iç salgıları yani hormonları salgılayan endokrin bezler yoğunluklu bulunur. Buradan salınan insülin ve glukagon hormonları kan şekeri seviyesini düzenler.

Pankreas Kanseri Nedir?

İnsan vücudunda yer alan hücreler, beklenen sağlıklı koşullarda bölünerek çoğalırlar, farklılaşırlar ve görevlerini yerine getirirler. Ömürlerini tamamladıklarında ise parçalanarak ölürler. Fakat hücrenin bu döngüsünde eğer hücre kontrolden çıkarsa hiçbir kurala bağlı kalmaksızın kontrolsüz bölünmeye gider ve ölümsüzleşir. Hücrelerin sayısında ciddi bir artış gözlenmesi sonucu hücrelerin yer aldığı dokuda normalin dışında bir büyüklük artışı gözlenir. Sayıları artan hücrelerin oluşturduğu kitlelere tümör denir.

Tümörler de ikiye ayrılır. İyi huylu dediğimiz benign tümörler ve kötü huylu dediğimiz malign tümörler. İyi huylu tümörler, yavaş büyürler ve diğer dokuları istila etmezler. Fakat kötü huylu tümörler çok hızlı ve agresif bir şekilde büyüyüp diğer dokulara yayılmak eğilimindedirler. Başka bir dokuya yayılmalarının adı metastazdır. Kötü huylu tümörlerin etkinlikleri sonucu kanser hastalıkları ortaya çıkar. Kanser süreci, kötü huylu tümörlerin etkinliklerinin sonucudur.

Pankreas kanseri, pankreastaki dokuların tümörleşmesi sonucu ortaya çıkar. Vakaların %90'ı pankreas başında yer alan dış salgı bezlerinin ve kanallarının kanserleşmesi sonucu ortaya çıkan pankreatik adenokarsinomlardır.

Pankreatik kanserlerin yaklaşık %5'i iç salgı hücrelerinde (endokrin hücreler) oluşur ve nöroendokrin tümörler (NET'ler) veya pankreatik nöroendokrin tümörler (PNET'ler) olarak kabul edilir. Bu pankreatik kanser türlerine adacık hücresi kanserleri de denir, çünkü endokrin hücreleri sıklıkla adacık denilen kümelerde bulunur. NET'ler hormon üreten organlarda oluşan ve sindirim sistemi, akciğerler ve adrenal bezlerde de bulunabilen kanserlerdir. Ayrıca pankreas kanserinin bu türü daha çok kuyruk kısmında yer alır. Çünkü kuyruk kısmı endokrin salgı bezlerinden zengindir. Pankreas kanseri ölümcüldür ve kanserden ölümlerin %8'lik payına sahiptir. Bu payla kanser sebebi ölümlerin en fazla görüldüğü 4. kanser türüdür.

Pankreas Kanseri Türleri

Pankreas kanseri türleri, kanserleşmenin görüldüğü farklı pankreas bölümlerine ve görüldüğü hücre tiplerine bağlı olarak sınıflandırılır. %90-95 adenokarsinom kaynaklıdır. Pankreasın baş kısmında dış salgı bezleri ve kanallarında görülür.  %5-10 arası kuyruk kısmında bulunan ve hormon üreten iç salgı bezlerinden kaynaklıdır. Pankreatik nöroendokrin tümörler (PNET'ler) olarak kabul edilir. Genel olarak pankreas kanserleri ekzokrin (dış salgı) ve endokrin (iç salgı) pankreas kanserleri olarak ikiye ayrılır.

Ekzokrin pankreas kanserleri: Pankreas ekzokrin kanserlerinin çok büyük bir çoğunluğu duktal pankreatik adenokarsinomlar şeklindedir. (Yaklaşık %85-90 kadarı) Bu tipte olan kanserlerde genellikle pankreasın baş kısmında olan kanallar kanserleşir. Pankreas kanseri denildiğinde bu tip düşünülür. Genel olarak da en sık görülen pankreas kanseri türüdür. Kötü bir seyri vardır. Metastaz yapma riski yüksektir. Baş dışındaki pankreas bölgelerinde de az da olsa görülür.

Diğer bir yaygın tip ise pankreasın asiner hücre karsinomudur. Bu tip kanserleşme ise enzimleri üreten hücrelerde meydana gelir. Ekzokrin pankreas türlerinde %5'lik bir payı vardır. Bu kanser tipinde bazı dış salgıların fazla olması ciltte dökülmelere ve eklemlerde ağrılara neden olabilmektedir.

Çok yaygın olmayan tipler arasında kistadenokarsinomlar vardır. Görülme sıklığı %1 olup hastalığın seyri iyi geçer. Pankreatoblastomalar ise daha çok çocuk hastalarda görülmekte ve yine nispeten seyri iyi olmaktadır.

Katı psödopapiller tümörler genç yaştaki kadın bireylerde görülmekte ve seyri iyi olan düşük etkili bir kanser çeşididir. Halka hücre karsinomları diğer adıyla taşlı yüzük hücreli karsinomlar mide kanseri ile anılır ve pankreas kanserinde görülme olasılığı çok azdır. Görüldüğü takdirde mide kanserinden pankreasa metastaz düşünülür.

Endokrin Pankreas Kanserleri: Endokrin pankreas kanserleri, pankreas kanserlerinin küçük bir dilimini oluşturur. Görülme sıklığı az ve seyri nispeten iyidir. Organın hormon üreten hücre gruplarının kanserleşmesi sonucu görülür. Bu hücre gruplarına pankreas adacıkları da denildiği için pankreas endokrin tümörleri ( PanNET) bazen adacık hücresi kanserleri olarak da anılır. Pankreas endokrin tümörleri hormon üretimi seviyesine göre ''işlevsel olan'' ve ''işlevsel olmayan'' türler olarak iki grupta ele alınır.

İşlevsel tipler insülin, glukagon hormonlarının kana fazla miktarda salınmasına bağlı olarak bazı belirtiler verir. Kandaki şeker miktarında dengesizlikler başlıca belirtilerdendir. Diğer yandan bu durumlar hastalığın erken tespit edilmesine olanak sağlar. İşlevsel tipler normalin dışında fazlaca salgıladıkları hormonlara göre adlandırılırlar. Bunlara örnek olarak insülinoma, glukagonoma ve gastrinoma tipleridir.

İşlevsel olmayan tipler, belirgin klinik belirtilere yol açmak için yeterli miktarda hormon salgılamaz. Bu sebeple işlevsel olmayan tip pankreas endokrin tümörleri genellikle pankreas kanserinin metastazı sonrası tespit edilirler. Ne yazık ki bu durumda pankreas kanseri son evrededir.

Pankreas Kanseri Belirtileri

Pankreas kanserinin belirtileri ne yazık ki çok geç ortaya çıkar. Bu yüzden kanser metastaz yapana kadar çok nadir teşhis edilir. Bu da düşük sağ kalım oranlarının temel sebeplerinden birisidir. Bunun istisnası hormon salgısından sorumlu olan hücrelerin kanserleşmesi sonucu ortaya çıkan pankreas endokrin tümörleridir. Çünkü bu kanser tipinde ani kan şekeri değişiklikleri görülür. Pankreas kanserinde erken tanı için bireylerin düzenli sağlık kontrolünü ihmal etmemeleri gerekir.

Pankreas kanseri belirtileri tümörün büyüklüğüne ve etkilenen hücre tipine göre değişebilir. Ayrıca belirtiler tümörler büyüyene kadar ve veya başka organlara ve dokulara metastaz yapana kadar ortaya çıkmayabilir.

Pankreas Kanserinin Erken Belirtileri

Üst karın ağrısı ve veya sırtta ağrı: Genellikle mide etrafından sırta yayılan bir ağrı söz konusudur. Ağrı geceleri daha da şiddetlenebilir ve artarak kesintisiz bir şekilde hissedilebilir. Yemeklerden sonra da hissedilmesi artabilir. Hasta karın tarafına bükülerek ağrıyı hafifletebilir.

Sarılık: Sarılık belirtilerine çoğunlukla ağrı eşlik eder. Ağrının görülmediği de olur. Dışkıda solukluk, idrarda koyuluk ve hastalarda cilt kaşıntısı görülür. Ciltte sarılaşma, göz beyazlarına sarılık çökmesi görülür. Sarılık belirtileri çoğunlukla pankreasın baş kısmındaki tümörün ortak safra kanalını tıkaması sonucu ortaya çıkar. Diğer semptomlar daha sinsidir, bu nedenle sarılığın yokluğunda, hastalığın başlangıcı ile teşhisi arasındaki aralık uzamaktadır.

İştahsızlık: Hastada iştahsızlık ve veya ekzokrin bezlerdeki bozulmalar sonucu sağlıklı sindirimin gerçekleşememesi nedeniyle ani kilo kayıpları görülür.

Mide bulantısı ve tokluk hissi: Tümör pankreasın mideye komşuluğu sebebiyle mideyi pilor kısmından sıkıştırabilir. Bu durum hastada mide bulantısına ve tokluk hissine yol açar.

Steatore: Steatore, yağlı dışkılama demektir. Sindirilemeyen yağlar, kötü kokulu ve temizlenmesi kolay olmayan yağlı dışkı olarak vücuttan atılır.

Konstipasyon: Konstipasyon, halk arasında kabızlık olarak bilinen dışkılamada zorluk hissedilmesidir.

Diyabet: Pankreas kanseri hastalarının yarısından fazlasında diyabet görülmektedir. Normalde uzun süredir mevcut olan diyabet pankreas kanseri için risk faktörüdür. Fakat aniden ortaya çıkan diyabetin sebebi pankreas kanseri olabilir. Bu sebeple diğer yandan diyabet pankreas kanserinin erken belirtisi kabul edilir.

Pankreas Kanserinin Geç Belirtileri

Çoğu pankreas kanseri hastası kanser karaciğer, akciğer, dalak ve mide gibi vücudun çeşitli organlarına metastaz yaptıktan sonra teşhis edilir. İleri evre pankreas kanserinde yaygın erken belirtilerin yanında görülen bazı semptomlar vardır.

Hastanın mevcut üst karın ve sırt ağrıları özellikle yemek yedikten sonra veya uzandıktan sonra daha da ağırlaşır ve dayanılmaz bir hal alır. Hastalar günlük yaşamlarına devam ederken bünyelerinde aşırı yorgunluk hissederler. Hastanın karın bölgesinde sağ tarafta şişkinlik görülebilir.

Halk arasında yatak yaraları denilen baskı yaraları görülebilir. Hasta bireyde depresyon görülebilir. Çünkü hastanın benlik algısı tamamen değişir. Bu durum hastalığın tedavisinin önünde büyük bir engel olabilir. Dolayısıyla hastanın ayrıca depresyon tedavisi görmesi gerekir. Her on depresyon hastasından bir ila ikisinin depresyon kaynağı pankreas kanseri ilişkili olabilmektedir.

Diğer Belirtiler

Trousseau Sendromu: Portal kan damarlarında, kol ve bacakların derin damarlarında veya vücudun herhangi bir yerinde yüzeysel damarlarda oluşan Trousseau sendromu pankreas kanseri sonucu ortaya çıkabilir. Kol ve bacaklarda ödem görülür. Pankreas kanseri vakalarının onda birinde görülmektedir.

Hastalarda görülen diğer belirtiler arasında ağız kuruluğu ve uyku problemleri yer alabilmektedir.

Pankreas Kanseri Nedenleri

Pankreas kanserine neden olan etmenlerin kesinliği tam olarak bilinmemektedir. Fakat bulgular başlıca, tütün ve alkol kullanımını bunun yanında obezite, diyabet gibi sağlık problemlerini işaret etmekle birlikte çok farklı sebepleri işaret etmektedir. Yaş, cinsiyet, ırk gibi bireye ait farklılıkların, bireyin yaşam tarzının ve genetik sebeplerin hastalığın ortaya çıkışında rol oynadığı düşünülmektedir.

Yaşam Tarzı Unsurları

Beslenme Alışkanlıkları: Sağlıklı ve dengeli beslenmeyen bireyler sağlıksız olarak aldıkları kilolar yüzünden obeziteye yakalanabilirler. Obezite çağımızın önemli sağlık problemlerindendir. Obezitenin pankreas kanserine yakalanma riskini iki kat artırdığı düşünülmektedir.

Bunun yanında obeziteye bağlı olmaksızın, işlenmiş et tüketimi, kırmızı et tüketiminde aşırıya kaçılması ve çok yüksek sıcaklık değerinde pişirilmiş (ızgara, mangal, kızartma gibi) gıdaların tüketimi pankreas kanserine yakalanma riskini artırmaktadır.

Sigara Tüketimi: Her üç pankreas kanseri hastasından birinin sigara tüketimi ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Sigara tüketimi, pankreas kanseri için önlenebilir bir risk faktörüdür. Tütün ürünleri içerisindeki kanserojen yani kanser yapıcı maddeler pankreasa doğrudan zarar verebilir ve uzun yıllar tüketimi pankreasın uzun süreli iltihabına sebebiyet veren kronik pankreatit hastalığına sebep olur. Bunun yanında tütün kullanımının obezite ve diyabet ile ilişkili olduğuna dair bulgular vardır. Obezite ve diyabet pankreas kanseri için risk faktörleri arasındadır.

Sigara içen bireylerde yıllar geçtikçe pankreas kanserine yakalanma riski iki kat artar. Sigara kullanımı bırakıldığında risk birden ortadan kalkmaz, yaklaşık 20 yıl içerisinde sigara kullanmayan bireylerin sahip olduğu değerlere döner. İçilen her sigara riski artırmaktadır.

Alkol Tüketimi: Yoğun alkol tüketimi, pankreas kanserine yatkınlığa yol açan kronik pankreatitin başlıca nedenlerindendir. Bunun yanında yine pankreas kanserine yatkınlığa sebep olan karaciğer sirozunun da oluşma nedenlerinden birisidir. Tüm bu bilgilerin yanında alkol tüketiminin pankreas kanserine doğrudan yol açmasıyla ilgili bulgular çok kuvvetli ve kesin delillerle desteklenmemektedir.

Hareketsiz Yaşam Tarzı: Hareketsiz yaşam tarzı, spordan ve hareketten yoksun durağan yaşam tarzıdır. Obezite sorunlarına yol açmak suretiyle pankreas kanseri açısından risk oluşturur. Çünkü obezite ile kanser arasında azımsanmayacak bir ilişki vardır.

Genel Etkenler

Yaş: Özellikle 50 yaş grubu ile 85 yaş grubu insanlar risk grubundadır. 40 yaşından önce pankreas kanseri tanısı çok nadir koyulmaktadır. Ortalama tanı yaşı 72'dir. Pankreas kanseri hastalarının onda dokuzu 55 yaş ve üzeri bireylerdir.

Cinsiyet: Erkeklerde görülme oranı kadınlarda görülme oranından daha yüksektir. Ve daha şiddetli seyreder. Erkekler kadınlara göre daha yüksek oranda risk grubu içerisindedir.

Irk: Siyahi bireylerde görülme oranı daha fazladır. Siyah tenli bireyler beyaz tenli bireylere göre daha yüksek risk grubundadır.

Genetik Etkenler

Her on pankreas kanseri hastasından birinin sahip olduğu genetik yapı ile pankreas kanseri ilişkili görülmektedir. Aile öyküsünde birinci dereceden akrabalar yoluyla kendisine kronik pankreatit aktarılmış olan bireylerin yaşam boyu pankreas kanserine yakalanma riskleri %40 ile %70 arası olarak düşünülmektedir. Bazı ailesel kaynaklı kronik pankreatit hastaları ileride pankreas kanserine yakalanmamak için pankreaslarının alınmasını tercih etmektedir.

Bunun yanında nesiller arasında aktarılan, nadir görülen genetik faktörlerin pankreas kanseri için önemli riskler oluşturduğu düşünülüyor.

Peutz- Jegherz Sendromu: PJS olarak da kısaltılan bu genetik sendrom otozomal baskın olarak aktarılır. 19. kromozomdaki STK11 geninin değişime uğrayıp bozulması sonucu ortaya çıkar. STK11 geni tümör baskılayıcı bir gendir. Kansere karşı bir savunma mekanizması oluşturur. Bu sendrom nadir görülmesine karşılık çok etkili bir risk faktörüdür.

Von Hippel- Lindau Sendromu: VHL olarak kısaltılan bu genetik sendrom 3. kromozomun kısa kolundaki VHL geninin değişime uğrayıp bozulması sonucu ortaya çıkar. VHL geni tümör baskılayıcı bir gendir. Kansere karşı bir savunma mekanizması oluşturur. Nadir olarak görülen genetik sendromlardandır.

Herediter Nonpolipozis Kolon Kanseri (HNPKK) - Lynch Sendromu: Farklı gen dizilerinde görülen mutasyonlar sonucunda sindirim sisteminin farklı organlarında kanserleşme meydana gelir. Pankreas da bu organlardan biridir. Tip II Lynch Sendromu ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Tip II Lynch Sendromu 3. kromozomun kısa kolunda bulunan MLH1 geninin değişime uğrayıp bozulması ile ortaya çıkar.

Çoklu Endokrin Neoplazi I: MEN1 olarak kısaltılan bu sendrom çeşitli endokrin (hormon salgısı yapan) bezlerin kanserleşmelerine yol açan genetik bir sendromdur. Pankreasın endokrin kanseri hastalarının yüzde altmış ila yetmişinde görülür. MEN1 geninin değişime uğrayıp bozulması sonucu ortaya çıkar. MEN1 geni sayesinde üretilen menin proteininin kanser baskılayıcı bir protein olduğu düşünülmektedir.

Ailesel Adenomatöz Polipozis: Otozomal baskın aktarılan bir genetik bozukluktur. Esas olarak kalın bağırsak polipleri ile ilişkilidir. Fakat %1 risk değeri olarak yaşam boyu pankreas kanseri riski ile ilişkili olduğu da düşünülmektedir. Pankreas kanseri ile ilişkisi APC geni bozukluğu ile ilişkilendirilmektedir.

Displastik Nevüs Sendromu: Ailesel melanom olarak da bilinen bu genetik bozukluk cilt kanseri ile karakterizedir. Otozomal baskın olarak aktarılır. P16 geni olan CDKN2A tümör baskılayıcı gen mutasyonu pankreas kanseri ile ilişkilendirilmektedir.

Ailesel Pankreatit: Genetik unsurlar sonucu ortaya çıkan ailesel pankreatit hastalarının yaşam boyu pankreas kanserine yakalanma riskleri %40 ile %70 arası olarak düşünülmektedir. PRSS1 geni mutasyonlarından kaynaklanmaktadır.

BRCA2 Gen Mutasyonları: BRCA2 genlerinin mutasyonu meme kanseri ile ilişkilidir. Fakat bu mutasyonları miras alan bireyler pankreas kanseri açısından risk altındadır. Bu yüzden meme kanseri tanısı koyulan bir hastaya, pankreas kanseri teşhisi yapılmalıdır.

Diğer Hastalıklardan Kaynaklanan Etkenler

Diabetes Mellitus: Aniden ortaya çıkan diyabet hastalığı pankreas kanseri belirtisi olabilirken uzun süredir devam eden diyabet hastalığı pankreas kanseri için %50 oranında, diyabetsiz hastalara göre riski artırmaktadır.

Kronik Pankreatit: Kronik pankreatit hastası bireyler normal bireylere göre 3 kat daha fazla risk altındadır. Ailesel pankreatiti olan hastalarda bu oran daha da fazla olmaktadır.

Karaciğer Sirozu: Karaciğerde yaraların oluşması ile karakterize olan karaciğer sirozu, yoğun alkol tüketimi ve karaciğer iltihaplanmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Pankreas kanserine yakalanma riskini artırdığı düşünülmektedir.

Helicobacter Pylori Enfeksiyonu: Helicobacter pylori, gastrit ile ilişkili bir bakteridir. Atrofik gastrit hastalığına sebep olarak mide asidi salgısında azalmaya sebep olur. Bunun yanında ülsere de sebebiyet verebilir. Bu mide bozukluklarının pankreas kanserine yakalanma riskini artırdıkları düşünülmektedir.

Daha Önceden Geçirilmiş Mide Ameliyatları: Klinik verilere göre daha önceden geçirilen mide, incebağırsak ameliyatlarının pankreas kanserine yakalanma riskini artırdığı görülmüştür.

Pankreas Kanseri Teşhisi

Pankreas kanserinde tedavi planının etkili bir şekilde oluşturulabilmesi için kanserin durumu ve evresinin tespit edilmesi gerekmektedir. Elde edilen verilere göre tedavi yolu izlenir.

Tanısal değerlendirme sırasında hasta, kanserin pankreasın ötesinde büyüyüp büyümediğini belirlemek için laparoskopi, göğüs röntgeni veya kemik taraması gibi bir dizi testten geçebilir. Test sonuçları, doktorun hastaya ve ihtiyaçlarına göre uyarlanmış tedavi önerileri formüle etmesine yardımcı olur.

Biyopsi

Pankreas dokusunun kanserleşip kanserleşmediğini tespit etmek için biyopsi yöntemi kullanılır. Pankreas dokusundan kesilip alınan örnekler patolog tarafından laboratuarda mikroskop aracılığıyla test edilir. Endoskopik ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi, pankreas kanserinden şüphelenildiğinde yaygın bir prosedürdür.

Endoskopik Prosedürler

Endoskopik tekniklerde doktorun safra kanalı ve pankreas kanalına ucu kameralı bir boruyla yaklaşması hedeflenir. Görüntüleme için yardımcı teknikler kullanılır.

Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi: Mikroskopta görüntülenecek dokuların çıkartılması, safra kanalının tıkanmasını engellemek veya tıkalı kanalı genişletmek amacıyla stent yerleştirmek için endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) kullanılır. Ucu kameralı bir boruyla ağızdan mideye oradan onikiparmak bağırsağına ulaşılır. Onikiparmak bağırsağındaki safra kanalı ve pankreas kanalının açıklıkları tespit edilir. Sonrasında ilgili işlemler gerçekleştirilir.

Endoskopik Ultrasonografi: EUS, olarak da kısaltılır. Doktor EUS aracılığı ile pankreası görüntüler. EUS, tümörleri ve yakın lenf düğümlerinde rastlanan lenfomaları tanımlamak için ses dalgalarının kullanılması prensibine dayanır. Kanserin yayılımı hakkında bilgi vermesi sayesinde kanserin evresinin tespiti ve tedavi planı için veri sağlar.

Görüntüleme Testleri

Pankreas kanserinin teşhisi ve evrelendirilmesinin desteklenmesi için bazı görüntüleme testlerine başvurulur.

BT Taramaları: BT taramaları, bilgisayarlı tomografi taramalarıdır. Bu yöntemde özel X ışınları yardımıyla bilgi edinilmek istenen bölgenin kesitsel görüntüsü elde edilir. Bu sayede pankreasın ayrıntılı görüntüleri elde edilir.

MRG: Açılımı manyetik rezonans görüntülemedir. Bu teknikte, daha net görüntüler elde etmek için güçlü manyetik alanlar ve radyo dalgaları kullanılır. Bilgisayarlı tomografi taramalarından daha ayırt edilir şekilde yumuşak doku görüntülemesine olanak sağlar.

PET Taramaları: Pozitron emisyon tomografisi yönteminde hastaya işaretli radyoaktif metabolitler verilerek pankreas dokusunun etkinliğine dayalı veriler elde edilir. Verilere göre pankreas tümörlerinin durumu yorumlanır.

Ultrason: Yüksek enerjili ses dalgaları ve onların yankılarından organların görüntüleri elde edilir. Diğer dokulara metastaz yapmış tümörlerin tespiti için de kullanılır. Bazı durumlarda endoskopik ultrason kullanılabilir. Bu teknoloji, pankreasın yüksek kaliteli görüntülerini görmeyi ve tedaviyi doğrudan bir pankreatik kitleye sunmayı amaçlar.

Perkütan Transhepatik Kolanjiyografi: Pankreas kanseri için yapılan bu test sırasında hekim, kanser sonucu muhtemelen yapısı değişmiş safra kanallarını yakından incelemek için karaciğere boya enjekte eder.

Anjiyogram: Bu teknikte hekim damarlar içine görüntülemeye yardımcı olan işaretleyici kimyasallar enjekte eder. Daha sonra bu kimyasalların görüntülenmesi yoluyla tümörün damarlara baskı yapıp kan akışını değiştirip değiştirmediği, hangi bölgelerde tümörlerin damarlara baskı yapabileceğini tespit eder.

Laboratuvar Testleri

Pankreas kanseri teşhisini kolaylaştırmak amacıyla bazı laboratuvar testleri kullanılır.

Karaciğer Fonksiyon Testleri: Karaciğer fonksiyon testleri sayesinde konjuge bilirubin , γ-glutamil transpeptidaz ve alkalin fosfataz seviyeleri hakkında bilgi sağlanarak safra kanalının tıkanıklık durumu incelenebilir. Ayrıca CA19-9 isimli kimyasal molekül vücudumuzda bulunan ve hücrelerin kendi aralarındaki etkileşime yardımcı bir yapıdır. Fakat vücutta bulunma miktarı artış gösterdiği zaman kanser ilişkili olduğu düşünülür. Bu yüzden pankreas kanseri için CA19-9 seviyesi önemlidir.

İleri Genomik Test: Tümörlü hücrenin DNA'sı incelenerek hangi genlerde mutasyonlar, değişimler oluştuğunu tespit etmek amacıyla yapılır. Böylelikle kanserin genetik oluşum mekanizmaları tespit edilerek, oluşumun altında yatan sebep ortaya çıkartılır.

Beslenme Paneli: Hastaların D vitamini, demir gibi önemli vitamin ve mineral değerleri araştırılarak vitamin ve mineral yoksunluklarının önüne geçmek amaçlanır. Bu sayede hastanın yaşam kalitesi yükseltilir.

Pankreas Kanseri Evreleri

Pankreas kanseri, mevcut durumuna göre üç şekilde nitelendirilebilir.

  • Tümör kitleleri alınabilir.
  • Lokal olarak ilerlemiş: Kanser pankreas dokularına ve pankreası çevreleyen damarlara yayılım göstermiştir.
  • Metastatik: Kanser pankreas dışındaki birden fazla organa sıçramıştır.

Kanserin evrelendirilmesi için TNM evreleme tekniği kullanılır.

T: Tümörün şekli ve büyüklüğü hakkındaki verileri ifade eder.

N: Çevre lenf düğümlerine kanser yayılımı hakkındaki verileri ifade eder.

M: Kanserin metastaz yapıp yapmadığı hakkındaki verileri ifade eder.

Bu kategoriler, seviyenin ölçeklendirilmesi için 0-4 arası numaralandırılır.

Primer Tümör (T)

TX: Primer tümör değerlendirilemiyor.

T0: Primer tümör kanıtı bulunamadı.

Tis: Tümör dokuda sınırlı anlamına gelir.

T1: Tümör pankreas ile sınırlıdır ve en büyük boyutta 2 cm veya daha azdır.

T2: Tümör pankreas ile sınırlıdır ve en büyük boyutta 2 cm'den fazladır.

T3: Tümör pankreasın ötesine uzanır, ancak çölyak ekseni veya superior mezenterik arterin tutulumu yoktur.

T4: Tümör, çölyak eksenini veya superior mezenterik arteri (saptanamayan primer tümör) içerir.

Bölgesel lenf düğümleri (N)

Nx: Bölgesel lenf nodları  değerlendirilemez.

N0: Bölgesel lenf nodu metastazı bulunmadı.

N1: Bölgesel lenf nodu metastazı bulundu.

Uzak metastaz (M)

M0: Uzak metastaz bulunamadı.

M1: Uzak metastaz bulundu.

Pankreas Kanseri Tedavisi

Pankreas kanseri tedavisi için tek kesin tedavi yöntemi cerrahi tedavidir. Bunun yanında cerrahi tedaviye destek amaçlı radyoterapi ve kemoterapi uygulanır. Destek amaçlı uygulanan tedaviye adjuvan tedavi denir.

Pankreas kanseri tedavisinde izlenecek tedavi yönteminin belirlenmesi için pankreas tümörlerinin bulunduğu bölgeler, büyüklükleri ve yayılım durumları iyi değerlendirilmelidir. Kanser tümörlerinin evrelerinin belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü pankreas kanserinde genellikle erken evre tümörleri cerrahi olarak kesilip çıkartılabilirken; ileri evre tümörleri cerrahi müdahale edilemez durumdadır. İleri evre hastalarının semptomlarını hafifletmek, ağrılarını azaltmak, hayat kalitelerini yükseltmek için radyoterapi, kemoterapi yöntemleri kullanılır. Bunların yanında radyoterapi ve kemoterapi cerrahi tedavilerle birlikte veya sonrasında ek destek tedavi teknikleri olarak uygulanabilmektedir.

Evre 1-2 Pankreas Kanseri Hastaların Tedavi Süreci

Erken evre pankreas kanseri hastaları şanslı sayılır. Çünkü mevcut kanserli dokular ameliyatla çıkarılıp uzaklaştırılabilir durumdadır. Pankreas kanserinin iyileşme seçeneği sadece ameliyattır. Diğer tedavi seçeneklerinin başarı oranı kesin kanıtlarla destekli değildir. Çoğunlukla hastaların semptomlarını hafifletmek, ağrılarını azaltmak, hayat kalitelerini yükseltmek için alternatif olarak uygulanmaktadırlar.

Lenf nodlarında kanserleşme görülmeyen, tümörün büyüklüğü 3 cm'den küçük olan ve iyi farklılaşmış tümörlere sahip hastaların tedavisi nispeten daha olumlu gerçekleşmektedir. Bu hastalar cerrahi tedavi yöntemi ile diğer belirtilere yönelik tedavi gören hastalardan daha uzun süreli hayatta kalım oranlarına sahiptir.

Whipple operasyonu, kanserli pankreas başına uygulanan temel cerrahi operasyonudur. Bu operasyonda pankreasın baş kısmı, onikiparmak bağırsağı, jejunumun ilk kısmı, ana safra kanalı ve safra kesesi çıkarılır.

Whipple operasyonundan sonra hastalara kemoterapi uygulanması konusunda bazı tartışmalar ve tercih farklılıkları söz konusudur. ABD'de floropirimidin içeren kemoterapi ve radyoterapi uygulanır. Avrupa'da ise 5-florourasil içerikli kemoterapi uygulanır.

İleri Evre Pankreas Kanseri Hastaların Tedavi Süreci

Bu hastalarda kanser ileri lokal evrededir veya metastaz yapmış durumdadır. Cerrahi yöntemler tercih edilmez çünkü etkin sonuçlar verme olasılığı çok düşüktür. Nadir olarak intestinal by-pass cerrahi uygulanır. Hasta semptomlarına yönelik tedaviye alınır. Hastanın ağrılarının azaltılması, kanser belirtilerinin hafifletilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi hedeflenir. Birçok hastada safra kesesine ait veya onikiparmak bağırsağına stent fayda sağlar. Bunun yanında sinirlerin blokajı ve ablasyon tedavileri de uygulanmaktadır. Ablasyon bir yapıyı işlevsiz hale getirmek demektir. Sinir blokajı ise sinir liflerindeki iletimi engellemektir. İleri evre kanser hastalarında palyatif amaçlı kemoterapi prosedürleri uygulanır.

Cerrahi Tedavi Yöntemleri

Pankreas kanseri için kesin kanıtlarla desteklenen, kanserin yok edilmesine yönelik tedavi kanserli dokunun cerrahi operasyonla çıkarılıp alınmasıdır. Fakat ameliyat edilebilecek hastanın kanser evresi önemlidir. Ameliyatın şartları hastalığın erken evrede olması, bulunduğu dokuda ileri evrede olmaması ve metastaz yapmamasıdır. Bunun dışında hastanın ameliyata alınmasını engelleyecek başka sağlık durumları da olmamalıdır.

Geleneksel cerrahi tedavi yöntemi Whipple prosedürüdür. Bunun yanında laparoskopik rezeksiyon, pankreasın bir kısmının çıkarılması, tamamının çıkarılmasını gibi ameliyatlar uygulanır. Laparoskopik rezeksiyonda endokskop aracılığıyla doku görüntülenerek, kapalı bir şekilde bölgesel kesiler yapılarak doku çıkarılır.

Radyasyon Tedavisi Yöntemleri

Radyasyon tedavisi cerrahi operasyondan önce tümörü küçültmek için veya operasyondan sonra destek tedavi olarak X ışınlarının tümör kitlelerine hedeflenmesine dayalı tedavi yöntemidir. Tek başına uygulanabileceği gibi kemoterapi ile birlikte de uygulanabilir. Bu uygulamalara kemoradyasyon denilir. Ulaşılması zor tümörler hedeflenir ve sağlıklı dokular, X ışınlarının yoğunlaştırılmasıyla, zarar görmez.

Girişimsel Radyoloji: Girişimsel radyoloji teknikleri sayesinde hekimler tümör dokusunu görüntüleyip girişimsel prosedürleri uygulayabilir. Doğrudan pankreas tümörlerini hedefleyebilir, biyopsi alabilir, palyatif tedavi sağlayabilir ve tedaviye yanıtı gözlemleyebilirler.

Ayrıca karaciğer metastazı olduğunda bazı girişimsel tedavi teknikleri uygulanabilir.

Radyoembolizasyon: Mikroküre tedavisi olarak bilinen bu teknikte karaciğerdeki tümörlere radyasyon iletmek için mikroküreler adı verilen küçük boncuklar kullanılır. İnsan saçının çapının üçte biri kadar olan minik küreler, tümörleri öldürmek amacıyla Y90 radyoaktif elementi içerir. Karaciğer ana atar damarına kateter yoluyla verilirler. Bu küreler tümörlü dokuyu yok etmek için radyasyon yayarlar.

Kemoembolizasyon: Bu tedavi ile kemoterapi ilaçları doğrudan bir karaciğer tümörüne verilir. Bu uygulama yöntemi, bulantı ve kusma gibi yan etkileri azaltır ve ilaçların kanser öldürücü özelliklerini artırır. Prosedür sırasında kemoterapötik ilaçlar bir tüp yoluyla doğrudan karaciğer tümörüne enjekte edilir. Kemoterapi ilaçları, tümöre kan akışını engelleyen mikroküreler ile karıştırılır. Kan temini olmadan, tümör artık büyümesi gereken oksijen ve besin maddelerine sahip olmaz. Kemoembolizasyon, tüm vücudu ilaçların etkisine maruz bırakmadan yüksek dozlarda kemoterapi ilaçlarının doğrudan karaciğerin kanserli kısmına hedeflenmesine izin verir.

Kemoterapi Tedavi Yöntemleri

Kemoterapi tek başına uygulanabileceği gibi radyasyon tedavisiyle birlikte veya cerrahi operasyonla birlikte de uygulanabilir. Çoğunlukla radyoterapi ile kombine edilerek kemoradyasyon tedavisi olarak uygulanır. Daha çok tümörün boyutunu küçültmek için, hastanın çektiği sıkıntıları, ağrıları azaltmak için ve yaşam süresini uzatmak için kullanılmaktadır.

Pankreas Kanseri Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Pankreas kanseri ölümcüldür. Eğer belirtiler başladıktan sonra hastalık tedavi edilmezse hasta 3 ila 6 ay içerisinde kaybedilebilir. Pankreas kanseri, pankreas tümörlerinin mekanizmalarından ötürü tedaviden olumlu yanıt alınması ve erken teşhisi zor olan bir kanser türüdür. Ne yazık ki çoğu pankreas kanseri ileri evrede ve veya metastaz yapmışken tespit edilir. Hastaların tedaviden sonra sağ kalım oranları hastalığın evresine göre farklılık gösterir. Erken evrede tedaviden sonra 5 yıllık sağ kalım oranı %30'lardayken ileri evrede bu oran %2-3'lere geriler.

Bunun dışında pankreas kanseri tedavi edilmediği sürece hastanın ağrıları dayanılmaz bir hale gelir. Karaciğer fonksiyonları önemli ölçüde bozulur ve buna bağlı dengesizlikler baş gösterir. Bacaklarda ve kollarda ödem birikmesi görülebilir. Diyabet hastalıklarına bağlı olarak kanda şeker dengesizlikleri ve buna bağlı bozukluklar görülür. Tüm bunların yanında pankreas kanseri karaciğere, bağırsaklara, mideye, kemiklere ve başka dokulara metastaz yapabilir. Bunun sonucunda metastaz yaptığı organlarda ciddi fonksiyon kayıplarına ve rahatsızlıklara yol açar.

Pankreas Kanserine Ne İyi Gelir?

Pankreas kanserinden korunmak için dikkat edilmesi gerekenler arasında beslenme önemli bir yer tutar. Folattan zengin marul, ıspanak, koyu yeşil yapraklı sebzelerin ve selenyumdan zengin hindi, tavuk eti, yumurta, süzme peynir gibi gıdaların tüketilmesi önemlidir. Bunun yanında C vitamininden zengin turunçgillerin tüketilmesi ayrıca önemlidir.

  • Dengeli ve yeterli beslenme çok önemlidir.
  • Tütün kullanımının bırakılması pankreas kanserine iyi gelir. 
  • Alkol tüketiminin bırakılması veya sınırlandırılması pankreas kanserine iyi gelir.
  • Obezite sorunlarıyla karşılaşmamak için dengeli kilo korunumu çok önemlidir.
  • Sporun ve sağlık beslenmenin yer aldığı aktif bir yaşam pankreas kanserinden korunmak için etkili bir yoldur.

Pankreas Kanserine Ne İyi Gelmez?

Hareketsiz yaşam tarzı, spordan ve hareketten yoksun durağan yaşam tarzıdır. Obezite sorunlarına yol açmak suretiyle pankreas kanseri açısından risk oluşturur. Çünkü obezite ile kanser arasında azımsanmayacak bir ilişki vardır.

Obezite gibi ciddi kilo problemleri pankreas kanserine risk teşkil eder. Ambalajlanmış, işlenmiş, koruyucu maddelerle raf ömrü çok uzatılmış gıdalar pankreas kanseri açısından tehlike doğurabilir.

Tütün kullanımı ve yoğun alkol tüketimi pankreas kanserine yakalanma riskini artırır. Aşırı kırmızı et tüketimi pankreas kanseri açısından risklidir. Mideyle ilgili geçirilen cerrahi operasyonlar pankreas kanserine yakalanma riskini artırır.

Pankreas Kanseri İlaçları

Pankreas kanseri ilaçları, kemoterapi tedavisinde hekim tarafından çoğu zaman kombine edilerek verilir. Hekimin gözetimi çok önemlidir. Bu ilaçlardan en sık kullanılanlar 5-florourasil, erlotinib gibi etken maddelerdir.

Pankreas Kanseri Ameliyatı

Pankreas kanserinde tek kesin tedavi yolu ameliyattır. Fakat ameliyat her hastaya uygulanamaz ve her hastada aynı başarı elde edilemez. Bunun en önemli sebebi hastalığın durumu yani kanserli dokunun bulunduğu evre farklılığıdır.

Whipple operasyonu olarak da bilinen pankreatoduodenektomi, kanserli pankreas başına uygulanan temel cerrahi operasyonudur. Bu operasyonda pankreasın baş kısmı, onikiparmak bağırsağı, jejunumun ilk kısmı, ana safra kanalı ve safra kesesi çıkarılır.

Parsiyel gastrektomi tekniğiyle midenin bir kısmı çıkartılır. Daha sonra midenin kesilen hattı ile ince bağırsağın jejunum kısmına dikilerek birleştirilir. Sindirim kanalının devamlılığı sağlanır. Ve karaciğerde üretilen safra asitleri ile sindirim kanalı arasındaki bağlantı kurulur. Tüm bu cerrahi süreç geleneksel Whipple prosedürüdür. Farklı yeni teknikler de uygulanmaktadır. Bu kanserin mevcut durumuna da bağlıdır.

Bunun yanında sadece pankreasın bir kısmının çıkarılmasını hedefleyen distal pankreatektomiler, tamamının çıkarılmasını hedefleyen total pankreatektomiler de uygulanabilir.

Gebelikte Pankreas Kanseri

Gebelikte pankreas kanseri pek görülmemekle birlikte bazen rastlanabilir. Pankreas kanserinin gebelikle bir ilgisi yoktur. Bağımsız gelişir. Gebelikle ilişkili kanserler meme kanserleri ve genital kanserlerdir.

Hastanın şikâyetleri ve hastalığın belirtileri genel pankreas kanseri hastası semptomlarıyla aynıdır. Whipple operasyonu hamile hastalarda başarıyla uygulanabilmektedir. Fakat tedavinin en kısa zamanda gerçekleştirilmesi hem annenin hem bebeğin sağlığı için çok önemlidir.

Çocuklarda ve Bebeklerde Pankreas Kanseri

Çocuklarda pankreas kanseri görülme ihtimali çok düşük de olsa vardır. Özellikle pankreatoblastom esas olarak çocukluk çağında görülen, ama nadir rastlanılan bir pankreas kanseri türüdür. Diğer pankreas kanseri türlerine göre iyi bir seyre sahiptir.

Bu hastalarda erken evrede tanı sıklığı az görülür. Hastalara çoğunlukla, kanser ileri lokal evredeyken veya metastaz yapmış durumdayken tanı koyulur. Sık karşılaşılan hastalık belirtileri arasında karın ağrısı, kusma ve mide bulantısı gibi semptomlar görülür.

Tümör tedavi edilebilir durumdaysa ilk atılacak adım ameliyat olacaktır. Ameliyattan sonra evre 1 pankreas kanserinde bile kemoterapi verilmelidir. Tümör tedavi edilemez durumda olsa bile mutlaka kemoterapi verilmelidir.

Bebeklerde pankreas kanseri çok ama çok nadir görülür. Hastalık çoğunlukla 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Fakat 4 aylık, 10 aylık hastalara ait bazı vakalar mevcuttur. Bebeklerde pankreas kanseri de çocuklardaki pankreas kanserine benzer.

Pankreas Kanseri için Hangi Doktora Gidilir?

Pankreas kanseri, sindirim sistemine ait bir kanser hastalığı olduğu için Gastroenteroloji bölümüne başvurulmalıdır. Kanser türü bir hastalık olduğu için de Onkoloji bölümü hastalığın direkt tedavi sürecini planlar. Ana tedavisi ise cerrahi bir operasyon olduğu için Genel Cerrahi bölümü ilgilenir.

Pankreas kanserinin erken evrede tespit edilmesi zordur ve tespit edilmesi çok önemlidir. Çünkü ilerlemiş evrelerde tedavi girişimlerinin başarı oranları azalmaktadır. Sigara içenlerin, pankreatit yaşayanların, obeziete hastalarının ve ailesinde pankreas kanseri görülen kişilerin düzenli kontrol yaptırması önerilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
0
0
Makeleyi Paylaşın

Pankreas kanseri ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Hastalık artık en ileri evrededir. Ve cerrahi olarak tedavi edilemez. Palyatif tedavi amaçlı kemoterapi ve radyoterapi tedavileri uygulanır. 5 yıllık sağ kalım oranı %2'dir. Hasta çoğunlukla 1 yıl içerisinde kaybedilir. Tedavi olunmazsa bu süre 3 ila 6 ay arasına iner.

Pankreas kanseri hastalarının yaşam süreleri değişmektedir. Erken evredeyken tedavi edilen hastaların 5 yıllık sağ kalım oranları %15 ile %20 arasındadır. Fakat geç tedavi edilen hastalarda 5 yıllık yaşam olasılığı çok düşüktür ve %2-3 arasındadır.

Kanserin en ileri safhasıdır. Kanser dokuda ilerlemiş ve diğer dokulara, organlara metastaz yapmış durumdadır. Artık tümör, cerrahi olarak da tedavi edilemez durumdadır. Hastanın şikayetlerini, ağrılarını azaltmaya ve hastanın yaşam kalitesini yükseltmeye yönelik kemoterapi ve ışın tedavileri uygulanır. Hastanın mevcut üst karın ve sırt ağrıları özellikle yemek yedikten sonra veya uzandıktan sonra daha da ağırlaşır ve dayanılmaz bir hal alır. Hastalar günlük yaşamlarına devam ederken bünyelerinde aşırı yorgunluk hissederler.Hastanın karın bölgesinde sağ tarafta şişkinlik görülebilir.Halk arasında yatak yaraları denilen bası yaraları görülebilir. Hasta bireyde depresyon görülebilir. Çünkü hastanın benlik algısı tamamiyle değişir. Bu durum hastalığın tedavisinin önünde büyük bir engel olabilir. Dolayısıyla hastanın ayrıca depresyon tedavisi görmesi gerekir. Her on depresyon hastasından bir ila ikisinin depresyon kaynağı pankreas kanseri ilişkili olabilmektedir.