Nefroloji, böbrekte yaşanan sağlık sorunları ile ilgilenen bölümdür.

Yüksek tansiyon olarak bilinen hipertansiyon, kan basının sürekli olarak 140-90 mm/Hg üzerine çıkması durumudur. Tedavisinde ilaçlar ve hayat değişiklikleri yer alır.

Hastanın kendi savunma hücrelerinde meydana gelen bozulmalar sonucu kendi hücrelerini mikrop olarak görmekte olup, tedavisinde hastalığı tetikleyecek, şiddetlendirecek durumlardan uzak durulmalıdır.

Kaçış sendromu, kılcal damarların içinde sıvı ve protein kaybı olduğu için meydana gelir. İlaç ve tedavi yöntemi olmamakla beraber semptomlara göre tedavi edilmektedir.

Ürik asit yüksekliği, insan metabolizmasında rol alan ürik asidin, idrar yoluyla atılamamasıyla vücutta birikip değerinin yükselmesidir. İlaç tedavisi ile tedavi edilmektedir.

Nefroloji ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Yüksek tansiyona sahip olanlarda ilk adımda yaşam değişiklikleri önerilir. Düzenli yapılan hafif egzersizlerle, uygulanacak diyetlerle (yağlı yiyeceklerden kaçınarak, sodyumdan (tuz) uzak durarak, potasyumdan zengin yiyeceklerle beslenerek, özellikle meyve ve sebze ağırlıklı besinlerle beslenerek), sigaradan, alkolden ve stresten uzak durarak tansiyonu dengelemeye çalışılır. Ancak bunlar yeterli gelmediği taktirde doktor tarafından reçete edilen ilaçlar kullanılmalıdır. Bazı dirençli durumlarda ise birden fazla ilaç bir arada kullanılması gerekebilir.

Kreatinin vücudumuzda kas dokusunda enerji metabolizması sonucunda üretilen atık bir maddedir. Bu madde kan yoluyla böbreklere ulaşır ve burada süzüldükten sonra vücudumuzdan dışarı atılır. Böbreklerimizde fonksiyon kaybı olması veya kreatinin üretiminin fazla gerçekleşmesi sonucunda kreatinin değeri yükselebilir.

Kreatinin yüksekliğinin düşürülmesi için yapılması gereken esas tedavi altta yatan hastalığın tedavi edilmesidir. Ciddi hastalıklar sonucunda bu durum gerçekleşebileceği için kişinin tedavi edilmesi gerekir. Bazı basit önlemlerle ise kreatinin değeri bir miktar düşürülebilir. Bu önlemler protein alımının azaltılması, sıvı alımının artırılması, lifli yiyeceklerin tüketilmesi, egzersiz düzeylerinin düzenlenmesi gibi önlemlerdir.

Sistolik (büyük tansiyon) kan basıncı 120’nin üzerine çıktığında, diyastolik (küçük tansiyon) kan basıncı 80’in üstündeyken yükselmiş kan basıncı denir. 130-80 üzerine evre 1, 140-90 üzerine ise evre 2 hipertansiyon denilir. Bilinenin aksine sadece 140-90 üzerinde değil, 130-80 üzerinde de hipertansiyon hastalığı olur ve tedavi düzenlenmelerine başlanılabilir. Eğer tansiyon 180-120 üzerine çıkarsa buna hipertansif şok denir. Hasta şoka girer ve bu durumlarda acil müdahale gerekir.

Ürik asit yüksekliği kronik halsizlik ve yorgunluk yapabilir. Altta yatan neden böbrek hasarı, obezite, hipotiroidi gibi metabolik bir rahatsızlıksa bunlar da halsizlik ve yorgunluğa katkıda bulunacaktır. Altta yatan sebebin bulunup tedavi edilmesi ve belirli ilaçlarla kandaki ürik asit düzeyinin düşürülmesiyle halsizlik de ortadan kalkar, ciddi ve hayati tehdit oluşturacak bir sorun değildir.

24 saatlik idrar tahlilinde beklenen değer, 1 gramdan daha az protein bulunmasıdır. 1 gramın üzerinde protein çıkması, kişide proteinüri varlığını gösterir. Vakit kaybetmeden böbrek taraması yapılması ve uygun tedavinin belirlenmesi gerekir. Aksi halde böbrek yetersizliği gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkacaktır.