evim.com

Malnütrisyon Tedavisi

Malnütrisyon tedavisi için vücuda, ihtiyaç duyduğu besin değerleri takviye edilerek iyileşme sağlanır.

Malnütrisyon Teşhisi

Teşhis için fizik muayene, hastanın öyküsü ve bazı ölçümler, testler kullanılır. Gıda alımında yetersizlik, sindirim sistemi bozukluğu, metabolik bir bozukluk, ihtiyaç artışı gibi olabilecek tüm nedenler göz önünde bulundurulmalıdır. Kullanılan birtakım testler ve teşhis yöntemleri  vardır. Bunlar;

  • Diyet monitörizasyonu: Hastanın bir günlük veya 3-5 günlük aldığı besinlerden aldığı günlük kalori, protein, mineral ve vitamin değerleri hesaplanır. Yaşa göre alması gereken miktarla kıyaslanır. Hastadan ne kadar ayrıntılı bir hikaye alınırsa sonuçta o kadar başarılı olacaktır.
  • Antropometrik ölçümler: Büyümeyi değerlendirmede etkili sonuç verir.  Vücut ağırlığı yaşa ve cinsiyete göre hesaplanabileceği  gibi, boy uzunluğuna göre  de değerlendirilebilir. Vücut kitle indeksi (BMİ), vücut ağırlığının (kg), boyun (m) karesine bölünmesi ile bulunur. Yaş ve cinsiyet göz önüne alınarak belirlenmiş standart değerler vardır. Bu değerlere göre -2SD’nin altında olmak zayıflıktır ve dolayısıyla malnütrisyonu düşündürür. Boy uzunluğu da cinsiyet ve yaşa göre ortalama değerlerle karşılaştırılır. Deri altı yağ dokusunu değerlendirmek için deri kıvrım kalınlığına bakılır. Calipper denilen cihazla sol kolun triceps bölgesinden ölçüm yapılır. Bu testin yapılma nedeni cilt altı yağ dokusu ile vücuttaki toplam yağ dokusu arasında ilişki bulunmasıdır. Bulunan değer ortalama değerlerle karşılaştırılır. Orta kol çevresi uzunluğu ölçülerek kas kitlesi hakkında bir fikir edinilebilir. Burada elde edilen değer de normal değerlerle kıyaslanır.
  • Biyokimyasal testler: Serum proteinlerinden albumin, transferrin, prealbumin gibi değerler incelenir. Vitamin, mineral veya çinko gibi eser elementler ölçülerek eksikliği tespit edilebilir.

Testler ve ölçümlerin sonucuna göre tanı konur. Yaygın olarak kullanılan sınıflama Waterlow sınıflamasıdır. Bu sınıflamaya göre boya göre vücut ağırlığı ve yaşa göre boy kulanılır. Malnütrisyon derecelerine göre hafif, orta ve ağır olarak derecelendirilmiştir. Bunun dışında yaşa göre standart ağırlığı değerlendiren Gomez sınıflaması da kullanılabilir.

Malnütrisyon Tedavisi

Tedavi süreci ve takip hastanın durumuna, acil bir durum varlığı ve malnütrisyonun derecesine göre planlanır. Acil bir durum varlığında önce o durumun düzeltilmesine yönelik acil tedavi planlanır. 

Vücutta sıvı-elektrolit bozukluğu, enfeksiyon, kanda şeker miktarının azalması, vücut sıcaklığının düşmesi, kalp atımının azalması ve tansiyonun düşmesi, şok gibi durumlarda acil olarak bunları gidermeye yönelik semptomatik tedavi uygulanır.  

Su ve tuz dengesi bozukluklarında kişi beslenebiliyorsa ağızdan, beslenemiyorsa nazogastrik tüple su ve tuz takviyesi yapılır.

Eğer şokta ise damar yolu kullanılarak tedavi verilir. Enfeksiyon olup olmadığı araştırılır ve varlığında antibiyotik tedavisi başlanır. Ciddi bir kansızlık durumunda, hemoglobinin 6’nın altına düşmesi durumunda acil kan değerleri düzeltilmeye çalışılır.

Acil tedaviden sonra sağlıklı büyüme, gelişme ve beslenme için diyet tedavisi uygulanır. Vücutta eksik olan besin değerlerinin normal değerlere ulaşması, sağlıklı ve ideal vücut kilosu oluşturulması ve diğer bozuklukların giderilmesi amaçlanır. Proteinden zengin, yeterli enerjiyi düzeyi sağlayacak kalorili, vitamin ve mineralleri de içeren bir diyet programı oluşturulur. Hastane koşullarında yapılan acil tedaviden sonra diyetisyen kontrolünde aşamalı bir diyetle tedaviye devam edilir.

Malnütrisyon oluşumundan korunmak için çocuğa uygun besinleri sağlayacak bir diyet, aşılama, enfeksiyonlardan (sepsis, gastroenterit, idrar yolu enfeksiyonu, enfeksiyöz  ishal gibi) korunma çok önemlidir. 

Toplumda sağlık ve beslenme ile ilgili bilgilendirme, koruyucu sağlık hizmetleri, aile planlaması, halk sağlığı çalışmaları, çevresel ve özel hijyen koşulları, anne eğitimleri malnütrisyon riskini azaltır ve malnütrisyondan korunmaya yardımcı olur.

Malnütrisyon Tedavi Edilmezse

Malnütrisyon tedavi edilmediği takdirde birçok vücut sisteminde bozukluğa, şok tablosuna ve ölüme neden olabilir. Malnütrisyona bağlı gelişebilecek durumlar dehidratasyon (vücudun sıvı ve elektrolit kaybetmesi), enfeksiyonlar, kansızlık, hipoglisemi (kanda glikoz miktarının düşük olması), tekrarlayan ve kronik hale gelen ishal tablosu, ciltte ve ağızda yaralar, dokuların oksijensiz kalması, iştahsızlık, vitamin eksiklikleri, vücut ısısında düşüklük, kalp yetmezliği görülebilir. Büyüme gelişme geriliği, kilo kaybı gözlenir. Acil olarak hastanın durumu düzeltilmeli ve uygun tedavi ve diyet  programı ile devam edilmelidir.

Malnütrisyona Ne İyi Gelir?

Sağlıklı, düzenli ve besin çeşitliliği yeterli bir beslenme tarzı malnütrisyon gelişme durumunu azaltır. Eğer besin alımı yeterli ve dengeli olmasına rağmen malnütrisyon görülüyorsa altta yatan hastalık ve bu duruma neden olabilecek durumlar araştırılmalı, gerekli tedaviler uygulanmalıdır. Uygunsuz ve sağlıksız diyetlerden kaçınılmalıdır. Ailenin ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi ve uygun besinlerle çocuğun beslenmesi oldukça önemlidir.

Malnütrisyona Ne İyi Gelmez?

Sağlıksız, dengesiz ve yetersiz beslenmek malnütrisyon gelişmesine neden olur. Ailelerin ve toplumun beslenme konusunda bilinçsiz olması, yanlış beslenme biçimleri, uygunsuz diyetler malnütrisyon oluşturabilir. Ek başka hastalıkların tedavi edilmemesi, uygunsuz ilaç kullanımları da malnütrisyon oluşumuna neden olabilir. Bazı lifli gıdaların alımı diğer besinlerin emilimini kötü etkilemektedir. Psikolojik sorunlarda iştahsızlığa ve düzensiz beslenmeye neden olabilir.

Gebelikte Malnütrisyon

Gebelik öncesi ve gebelik döneminde sağlıklı ve yeterli beslenme hem anne hem bebek sağlığı için son derece önemlidir. Aksi halde anne ve bebek ölümüne yol açabilecek ciddi sağlık sorunları gözlenebilir.

Ülkemizde gebelerde demir eksikliği, folik asit eksikliği, iyot ve kalsiyum eksikliği sıkça görülür. Düşük doğum ağırlığı ile doğan bebeklerde en büyük sorun annelerde gözlenen beslenme yetersizliğidir. Hamilelik ile beraber enerji ve besin ihtiyacı artar, bebeğin büyümesi ve gelişmesi için gereken bu besin ihtiyacı karşılanmadığı takdirde annenin kendi dokularından alınmaya çalışılır. Bu durum sonucunda annede vücutta birtakım dengesizlikler, bağışıklık sisteminde azalma ve buna bağlı olarak enfeksiyonlara eğilim artacaktır. Bebekte de büyüme gelişme geriliği, zihinsel gerilik, düşük doğum ağırlığı ve ölüm gözlenebilir. 

Bu yüzden gebelik öncesi ve gebelik döneminde sağlıklı, düzenli ve yeterli beslenmeye dikkat edilmeli, doktor kontrolünde gerekli tetkikler yapılarak sağlıklı ve takipli bir gebelik süreci geçirilmelidir. Sigara ve alkol tüketilmemelidir. Besin çeşitliliği ve miktarı uygun, vitamin ve minerallerden zengin  bir beslenme tarzı benimsenmelidir.

Bebeklikte Malnütrisyon

Bebeklik dönemi beslenme sağlıklı bir gelişim için son derece önemli ve hassas bir dönemdir. Anne sütünün yetersiz alınması, yanlış ek gıda kullanımı beslenmeyi ve gelişimi kötü etkileyecektir. 

Bebekte ve annede bu duruma engel bir hastalık yoksa ilk 6 ay sadece anne sütü kullanımı önerilmektedir. Ardından 6-12 aylar arasında uygun ek gıdalarında beslenmeye eklenmesi önerilir. En az 2 yıl boyunca anne sütü verilmelidir. Anne sütü içerdiği besin değerleriyle bebek için en sağlıklı besindir. Herhangi bir engel olmadıkça anne sütü verilmelidir. Bebekte iştahsızlık, büyüme gelişme geriliği, anne sütü ile beslenmeye rağmen yetersizlik gözlenirse bir doktora başvurulmalı, altta yatan bir sorun varsa giderilmelidir.

Çocukluk Döneminde Malnütrisyon

Malnütrisyon vücudun ihtiyaç duyduğu ile alınan besin miktarı arasındaki dengesizlikle meydana gelen bir durumdur. Dünyada her yıl 5 yaş altı çocuklarda 149 milyon çocuğun kronik malnütrisyonlu olduğu ve her yıl 13 milyon çocuğun buna bağlı olarak öldüğü bilinmektedir. 

Dünya genelinde çocuk ölümlerinin yarısından çoğunu malnütrisyon oluşturmaktadır. Malnütrisyon hafif, orta ve ağır olarak değerlendirilmektedir ve en korkulan grup ağır tiptir. Çocukluk çağında görülen malnütrisyon “çocukluk çağının şiddetli akut malnütrisyonu” başlığı altında Kwashiorkor (ödemli tip) ve Marasmus (zayıf, ödemsiz tip)olarak iki grupta incelenir.

Marasmus (Ödemsiz Tip Şiddetli Malnütrisyon)

En sık görülen malnütrisyon tipidir. Genellikle 0-12 aylar arasında görülür, en sık 5-6. aylardan sonra gözlenir. Uzun dönemde yetersiz kalori alımı ile meydana gelir. Kalori alımının az olmasından dolayı vücut ihtiyacı olan enerjiyi kas ve yağ dokusundan sağlamaya çalışır. Kas ve yağ dokusundan enerji sağlandığı için kan proteinleri ve kandaki amino asit düzeyleri normaldir.

  • Önce kilo alımı yavaşlar, ardından kilo kaybı başlar.
  • Zayıflama önce kalça, uyluk, kollarda gözlenir. Ardından sırt ve göğüs bölgesindeki kaslar da erir. Kas ve yağ dokusu kullanıldığı için zayıf, kemik ve deriden oluşan bir görüntü olur.
  • Cilt dengesi bozulur, deri altı yağ enerji için kullanıldığından cilt gevşek bir hal alır. Yüz ilk başta normalken zayıf ve ince bir hal almaya başlar.
  • Gözler içeri doğru çöker, tükürük ve gözyaşı bezleri küçülür, gözyaşı yapımı azalır, göz ve ağızda kuruma görülür.
  • Karın düzleşir ve içe doğru çöker. Bağırsak hareketleri dışarıdan görülebilir hale gelir. Ancak karın kasları da azaldığı, bağırsaklardaki bakterilerde çoğalma ve gazdan dolayı karın şiş de görülebilir.
  • Kas sertliğinde azalma, güçsüzlük, halsizlik görülür.
  • Huzursuzluk, aşırı tepki, uykuya eğilim görülebilir.
  • Vücut ısısı normal veya azalmış olabilir, metabolik hız azalır.

Kwashiorkor (Ödemli Tip Şiddetli Malnütrisyon)

Protein eksikliğinin baskın olduğu tiptir. Bu tipte vücutta ödem görülür ve geri kalmış toplumlarda, sütten kesilme döneminden sonra ortaya çıkar. En sık 1-5 yaş arası görülür.

  • En erken belirtiler uykuya eğilim, çevreye ilgisizlik, huzursuzluktur. Hastada iştah kaybı, kas sertliğinde azalma, enfeksiyonlara yatkınlık gözlenir.
  • Genellikle erken dönemde ortaya çıkan ödem önce ayaklarda ve bacağın alt kısımlarında gözlenir. Ardından hızla tüm vücuda yayılarak el, kol ve yüzü de içine alır.
  • Ciltte şişlik ve kızarıklık, pellegraya benzer vücudun bazı bölgelerinde lekeler, solukluk olur. Şiş vücut yerlerinde ciltte çatlama ve soyulma şeklinde lekeler görülür.
  • Yüzde aydede yüz denilen şiş, pembe, kilolu görünüm
  • Saç renginde açılma, saçlarda kaba, cansız, kırılgan bir yapı gözlenir.
  • Karaciğer büyümüştür  ve yağ  toplanması, infiltrasyonu vardır. Karaciğer enzimleri azalmış olabilir.
  • İshal, kusma ve iştahsızlık olur.
  • Çocuk huysuz, duygusuz, çevreye ilgisiz olur.
  • Kalp yetersizliği hastalığın ilerleyen dönemlerinde gözlenir.
  • Bağışıklık sistemi zayıflar ve çocuk enfeksiyonlara yatkın hale gelir. En küçük enfeksiyonlar bile öldürücü olabilir.

Tedavi aşamalı bir şekilde uygulanır. Önce stabilizasyon ile hastadaki hücresel fonksiyonlar, elektrolit, sıvı dengeleri normale getirilir. Enfeksiyon ve şok tablosu varsa acil bir şekilde tedavi uygulanır. Ardından rehabilitasyon ile zayıflayan ve yıkılan dokuların yeniden düzeltilmesi amaçlanır. Bu aşamada günlük kalori ihtiyacını karşılayabilecek, proteinden zengin, gerekli vitamin ve mineralleri içeren diyet verilir. Tedaviye çinko ve demir de eklenebilir.

Makaleyi faydalı buldun mu?
64
64
Makeleyi Paylaşın

Malnütrisyon ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Malnütrisyon tedavi edilmediği takdirde önemli sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabilir. Dünyada çocuk ölümlerinin yarısından fazlası malnütrisyon nedenlidir. En sık ağır tip malnütrisyonda ölüm görülmekle birlikte her tip ciddiye alınmalı ve tedavi edilmelidir. Erken tanı ve tedavi edildiği takdirde hastalık iyi seyirlidir.

Malnütrisyon, vücudun ihtiyaç duyduğu besin çeşitliliğini sağlayamama sonucu ortaya çıkan bir durumdur.

makaleyi incele

Malnütrisyon tedavisi için vücuda, ihtiyaç duyduğu besin değerleri takviye edilerek iyileşme sağlanır.

makaleyi incele